… y söylemiş midir?" "Evet, ey Resûlallah" dedi. "İbrâhîm (A.S.) suhûfunda Allah '
Çi
konem bâ în meşt hâk sitemkârân çüz ân ki peyâm rem.' Resûlullah (S.A.V.) Lisân …
[Resûlullah (S.A.V.) Mikâ’il (A.S.)'den sordu: "Allahu Te‘âlâ Farsça bir şey söylemiş midir?" "Evet, ey Resûlallah" dedi. "İbrâhîm (A.S.) suhûfunda Allah 'Çi konem bâ în meşt hâk sitemkârân çüz ân ki peyâm rem.' Resûlullah (S.A.V.) Lisân-ı Gazi'ye küfreden kafirdir ve Resûlullah (S.A.V.) "Cennet ehlinin dili Arapça ve fasih Farsça'dır" buyurdu]
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 295b ·
metinde göster ·
Evvelâ Revân Hânı tarafından üç bin baş kârbân gelüp ser-sevdâgerânları Şâh ortağı Yezdânbaş nâm başı alaca ve gönlü karaca bir kızılbaş idi. Anın cümle pârçe yükleri ve tenbelîdlerin çözüp kânûn-ı şer‘î deyü gümrüğün alup gümrük emîni Tatus nâm Ermeni feryâd idegördü. Cümle-i cümele dörd yüz kırk kîse gümrük alup şehirden kat‘-ı âlâka edüp alay-ı azîm ile Erzincân kapusundan taşra çıkup Bâzârbaşı Değirmânları nâm ferah-fezâda meks edüp cümle Erzurûm a‘yânından ol kadar at ve katır ve şütür ve koyun ve kuzu yemleri(?) hedâyâlar geldi kim cümle ağavâtlar dahi hedâyâlardan hissemend olup muğtenim oldular. Ve cânib-i erba‘adan günden güne ağavâtlar gelüp dâ’ire-i âzîm oldu. Kâmil Erzurûm hâricinde kâhîce kar, boran, kâhîce küşâde hevâ ile meks ederken Bağdâd Vâlisi Sâlih Paşa kethüdâsı İbrâhîm Paşa'nın katli haberiyle cümle yüz elli iç ağaları ve yetmiş aded kapucubaşıları ve yedi bayrak ve yedi yüz yiğit sarıcası ve üç bayrak sekbânı gelüp cümlesin alup "safâ geldiniz, hoş geldiniz" deyü cümleye müstevfâ ta‘yînâtların ihsân edüp mazlûm İbrâhîm Paşa içün hayli bükâ etdi. Ve ertesi gün der-i devlet tarafından Tokmak Haseki nâm bir ulak-ı kolak-ı solak yelerek gelüp bir emr-i şerîf getirüp "Sen ki, vezîrim Mehemmed Paşasın! Mukaddemâ selefin Süleymân Paşa, kızılbaş-ı bed-ma‘âşın ısyân [u] tuğyânın arz etmeğile seni eyâletin askeriyle Revân derneğine me’mûr etmişdim. Batîu'l-harekelik edüp gitmeğe tekâsül etmişsin. Gerekdir kim emr-i şerîfim vardıkda bir ân ve bir sâ’at durmayup ber-vech-i arpalık sana Kars eyâletin ihsân etdim. Elbette eyâletine gidüp ol serhadleri hıfz [u] hırâset üzre olup alâmet-i şerîfime i‘timâd idesin" 339a deyü emr-i şerîf kırâ’at olunup "Emir Pâdişâhımın" deyü harc-ı râh üç kîse guruş ihsân edüp Haseki Ağa'yı Âsitâne tarafına gönderüp "Her çi bâd-âbâd" deyüp Kars cânibine gitmeyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 338b–339a ·
metinde göster ·
… allahi Evliyâ Çelebi, benim paşamın kethüdâsı uğuruna iki bin kisem giderse her
çi
bâd-âbâd ben bunu Siyâvuş Kazağa komam" deyüp koçusuna binüp doğru Siyâvuş Paşa …
Ezîn-cânib yine sadede rücû‘ edelim. Uruscuk şehrinin zevk [u] safâsın ederken Âsitâne-i sâ‘atdet'den Serbevvâbân-ı âlî Bayrâm Ağa kırk kapucıyla paşaya hatt-ı şerîfler getirüp Kudde Kethüdâ'yı kayd-bend ile der-i devlete fermân-ı hümâyûn olup Melek Ahmed Paşa efendimiz "Emir pâdişâhımın" deyüp Kudde Kethüdâ'yı Uruscuk kal‘asına haps edüp ol ân mektûblar tahrîr olunup "Hâzır ol Evliyâm, Kaya Sultân'ıma gidersin" deyüp yüz altun harçlık alup ol ân mektûbları alup şehir kenarında âlem-i ağyârdan bî-haber atlarıma süvâr olup Ruscuk'dan cânib-i kıbleye bir gicede kal‘a-i Piravadi, andan bir günde şehr-i Kırkkenîse, andan Topcular'da Kaya Sultân'a varup bu hakîri hareme alup verâ-yı perde-i zenbûrîden hakîri söyleyüp paşanın Eflâk 117a tarafına ubûr edüp hedâyâlar aldığın ve adl-i adâletin nakl edüp Kudde Kethüdâ'yı kayd-bend ile kapucubaşı berberbaşı Bayrâm Ağa mübâşeretiyle Uruscuk kal‘asında haps olunduğun Kaya Sultân'a bir bir takrîr etdikde Kaya Sultân gırîv yerine saçın perîşân edüp gûyâ bir Husrevânî küpe binüp azrak câdûya dönüp "Vallahi Evliyâ Çelebi, benim paşamın kethüdâsı uğuruna iki bin kisem giderse her çi bâd-âbâd ben bunu Siyâvuş Kazağa komam" deyüp koçusuna binüp doğru Siyâvuş Paşa hâtûnu Receb Paşa kerîmesi hânıma sultâna varup "Tiz kocan çağır gelsin!" dedikde Siyâvuş Paşa hareme girüp "Safâ geldin sultânım!" dedikde hemân Kaya Sultân "Bre zâlîm Siyâvuş! Efendin Sultân Murâd'ın vâlidesi, benim büyük vâlidemi şehîd etdin. Kocam her kankı mansıb-ı âlî alırsa üstünden alırdın. Âhir mührü dahi alup şimdi kethüdâsın haps edüp katl etmek mi istersin? Paşam ile akrabâ değil misiz ve babam Murâd Hân tâbe serâhın sen çukadârı, paşam silâhdârı olup kırk ellişer yıllık hukûkunuz yok mu? Paşamın kethüdâsın hapisden ıtlâk eyle. Yoksa ceddim rûhiyçün seni melâmet ederim, bu mühürden selâmet bulamazsın" deyü gazab ile cevâb verdikde Siyâvuş Paşa eydür: "Sultânım, senin paşanda pâdişâhın bin kisesi vardır. Kudde Kethüdâ yediyle alınmışdır. Gelsin, muhâsebesin görüp yine paşasına gitsin" deyince "Benim paşam üç bin kise kalemiyye avâ’idin kapu arası hazînesine koyup edâ-yı deyn edüp bin kîse geçmişi vardır. Defter-i pâdişâhîye mürâca‘at olunsun. Fi'l-vâkı‘ ehlimin hazîne-i pâdişâhîye deyni var ise ben edâ edeyim. Ne istersin benim paşamın kethüdâsından?" deyüp gazab-âlûd olup andan kalkup vâlide sultâna ve sa‘âdetlü pâdişâha ve kızlarağası kâtil-i koca vâlide Dîv Süleymân Ağa'ya varup niçe yerlere dahi devr-i ebvâb edüp sarâyına geldi. Üçüncü gün Kudde Kethüdâ'yı koçu içre kayd-bend ile Silâhdâr ocağına teslîm edüp haps edüp bin kise taleb etdiklerinde ol gün Kaya Sultân'ın tahrîkiyle Siyâvuş Paşa'nın başına kıyâmet kopup Siyâvuş Paşa dîvân-ı pâdişâhîye varınca Kızlarağası Dîv Süleymân Ağa "Ver mührü bre sefîh oğlan!" deyüp zor-ı bâzû ile mührü Süleymân Ağa Siyâvuş Paşa'dan alup Gürcî Mehemmed Paşa'ya mührü verüp Gürcî müstakil vezîria‘zam olup Siyâvuş Paşa'yı bostâncıbaşı kayığıyla Akdeniz'e nefy edüp sarâyında cümle mâl [u] menâlin zabt edüp kendüleri uryân kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 116b–117a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû sene 766 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr kim, Sultân Murâd-ı Evvel'dir, fâtih-i Edirne'dir. Ba‘dehû gazâ-yı Kosova'da iki kerre yüz bin küffârı kırup lâşe-i murdârların im‘an-ı nazar ile temâşâ ederken cîfe-i kefereler içinden Miloş Koblaki nâm bir zeber-dest fecere destinde tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir müczim ya‘nî 131b keskin bıçak ile na‘ş-ı kefereler arasından mel‘ûn kalkıp Gâzî Hudâvendigâr'ı ura ura şehîd eder. Ol ân ol bî-dîne emân vermeyüp pâre pâre ederler. Ammâ çi fâ‘ide. Kalb-i Murâd Hân'ı Kosova'da defn edüp vücûd-ı hurşîd-i pâkin Bursa'da defn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 131a–131b ·
metinde göster ·
… kim girdi ise sabahısı meyyiti taşra çıkar" dedikde Kemâl Paşazâde eydür, "Her
çi
bâd-âbâd, ol hücreyi bize sadaka edin" deyü ibrâm [u] ilhâh eder. Âhir dersi‘âm …
Âhir sene 888 târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî asrında Kemâl Paşazâde Ahmed Çelebi tâlib-i ilm iken bu Edirne şehrine seyâhatle gelüp bu medînede meks edüp bir cây-i karâr peydâ eylemeğe murâd edinüp râhı bu medreseye uğrar. Dersi‘âmından bir hücre taleb etdüğünde "Ey molla! Medresemizde ancak bir mu‘attal hücre vardır. Anı da ecinne kabz eylemişlerdir. Andan gayri hâlî hânemiz yokdur," dedikde Kemâl Paşazâde Ahmed Çelebi eydür: "Sultânım, ol hücreyi bize ihsân eyle. Cenâbınızdan teyemmünen ve teberrüken biraz ulûm görelim" dedikde müderris eydür. "Hoş monlam, dirîğ etmeziz, güzel buyurursunuz ammâ ol hücreye kim girdi ise sabahısı meyyiti taşra çıkar" dedikde Kemâl Paşazâde eydür, "Her çi bâd-âbâd, ol hücreyi bize sadaka edin" deyü ibrâm [u] ilhâh eder. Âhir dersi‘âm muztarîb kâm olup "İmdi molla! Âhiret hakkın helâl eyle" deyü hücrenin miftâhın mollaya verüp molla hücre bâbın Bismillah ile küşâde kılup postu üzre karâr eder. Ba‘de'l-ışâ bevvâbân ve müderris Kemâl Paşazâde'nin hücresi önüne âdet-i kadîmeleri üzre bir tenşûy ve bir tâbût u tancere ve gayri levâzımât-ı meyyiti âmâde olup muntazır olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157a ·
metinde göster ·
… paşaya gelüp dal hançer olup paşayı şehîd ederken Kürdü dahi pâre pâre ederler.
Çi
fâ’ide şâh-ı gümrâh bu ahvâlden haberdâr olup cânib-i Tebrîz'e atf-ı ınân edüp …
Evvelâ ziyâret-i Gâzî Hüsrev Paşa: Câmi‘i sâhasında âsûde ve ziyâret-i gâzî {mîr-i mîrân-ı Ahmed Hân} sa‘îd-i şehîd Tekeli Paşa; Serâv sahrâsında ale'l-gafle Şâh İsmâ‘îl'i basmak sadedinde iken bir Yezîdî Kürd da‘vâcı tarzında huzûr-ı paşaya gelüp dal hançer olup paşayı şehîd ederken Kürdü dahi pâre pâre ederler. Çi fâ’ide şâh-ı gümrâh bu ahvâlden haberdâr olup cânib-i Tebrîz'e atf-ı ınân edüp şebhûndan halâs olur. Ba‘dehû Tekeli Paşa'nın na‘ş-ı şerîfin Van'a getirüp mezkûr kâtil Kürd'ün sol pençesin Tekeli Paşa'nın kuşağında bulup ol pençeyi Hüsrev Paşa ile kabre bile defn ederler. Meğer Kürd'ü pâre pâre ederken bir pençesi paşanın kemerinde kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259a ·
metinde göster ·
… meclis "Bre meded sultânım, şimdi hân müttehem olup mes’ûl olacağın bilir. Her
çi
bâd-âbâd deyü askerin cem‘ edüp bizim ülkemizden bir yer dahi urur. Elhamdülill …
Ammâ paşa-yı hayr-tedbîr eyitdi: "Evvel kendüye bir nâme-i muhabbet-uslûb tahrîr edüp şer‘-i şerîfe da‘vet idelim ve kânûn-ı Süleymân Hân üzre Van derneğine gelüp Malazgird Beği Mehemmed Beğ ile ve şâkîler ile ve bu yeniçeri gâzîler ile mürâfa‘a-i şer‘ olsun. Eğer şer‘-i şerîfden nükûl ederse bi-emrillah üstüne sefer etmemiz mukarrer ü muhakkakdır." deyince cümle huzzâr-ı meclis "Bre meded sultânım, şimdi hân müttehem olup mes’ûl olacağın bilir. Her çi bâd-âbâd deyü askerin cem‘ edüp bizim ülkemizden bir yer dahi urur. Elhamdülillah Timur'un toprağın sürmeğe gelmiş deryâ-misâl askerimiz hâlâ âmâde iken hemân niyyetü'l-gâzâ deyüp bu sâ‘at tuğlar Çaybaşı'na gitsin." deyü paşaya ibrâm-ı tâm ve teklîf-i mâlâyutâk etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 260a ·
metinde göster ·
… tdi. Der-ân yine horasân ve cibis ile cisrin vasatın ta‘mîr ü termîm eder, ammâ
çi
fâyide. Âhir-ı kâr yine Şatt'a düşer. İlâ hâze'l-ân bu cisr-i ibret-bünyân orta …
Ale's-sabâh cisri binâ eden halîfe gelüp cisr-i musanna‘ı bu hâlde görüp bildi kim kendünün üstâdı hasedinden böyle etdi. Der-ân yine horasân ve cibis ile cisrin vasatın ta‘mîr ü termîm eder, ammâ çi fâyide. Âhir-ı kâr yine Şatt'a düşer. İlâ hâze'l-ân bu cisr-i ibret-bünyân ortası meksûr kalup üstâd-ı mâzîler bu cisirin ortasına haşeb sütûnlar ile bir metîn kinedler edüp hâlâ ortası ağaç ile mebnî bir cisr-i kavîdir kim rûy-ı arzda meşhûr-ı âfâk cisrin biri dahi bu Hasankeyf kantarasıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… â ve erbâb-ı tîmârları "Bu ceng dörd gündür mümted oldu. Âhir n'olsa gerek. Her
çi
bâdâ-bâd" deyüp üç bin mikdârı güzîde asker Özü {nehri} burnundaki Küçük Hasan …
"Bire bizim sarıca gâzîleri yok mu?" deyü hakîr feryâd edince der-akab elli aded şahbâz nâmdâr tüfengli yiğitler gelüp gördüler kim kapunun içerdeki semerkandîlerinden bir aralık peydâ olmuş. Hemân ol aralıkdan elli aded tüfeng bir ağızdan atılınca kapu önünde cisir üzre yığılup çalışan küffârların yetmiş sekseni ser-nigûn olup tekerlekleri bakıyye-i küffâr bırağup firâr etdiklerinde bedenler üzre sâ’ir gâzîler kâfirlere kurşumlar 59a urup kapu aralığından gâzîler taşra çıkup derhâl cisri zincirler ile bağlayup yine makaralar ile kapu kullelerinden çeküp kapu cisrin kal‘a kapusuna siper eylediler. Ve tarfetü'l-ayn içre derûn-ı hisârda avrat ve oğlan üşüp kapu arasına taş ve toprak doldurup kapuyu sedd edüp emîn oldular, {lâkin sonra} bu kapu mahalli arası cenginde Yûsuf Kethüdâ'nın bir gulâmı mecrûh ve biri kurşum ile urulup şehîd oldu ve yukaru dendân bedenden Alî Hoca nâm bir sulehâ-yı be-nâm benim yanımda kâfire beden üzre birkaç el kumbarası atup hayli kâfiri mürd edüp bir dahi atarken kumbara elinde paralanup kendisi dahi şehîd olup bu hâl üzre {mezkûr} kapu önünde üç sâ‘at ceng-i azîm ederken yine Özü {nehri} kenârını küffâr hâlî bulup ol taraflar kayıklarına yakın olmağile kayıkların direklerin nerdübân edüp kal‘a bedenlerine urûc edüp Yassı Kulle nâm bir kulleye haçlı bayraklar diküp milk etdim zann edüp sâ’ir guzât ile köpek cengi ederken ahâlî-i kal‘aya telâş verüp hemân Özü beği ve Karkılı Halîl Ağa ve Yûsuf Kethüdâ bir sâ‘at kulle üzre ceng-i azîmde iken anı gördük: Mukaddemâ handak kenârında yatan Nigebolı ve Vidin ve Silisre alaybeğileri ve zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârları "Bu ceng dörd gündür mümted oldu. Âhir n'olsa gerek. Her çi bâdâ-bâd" deyüp üç bin mikdârı güzîde asker Özü {nehri} burnundaki Küçük Hasan Paşa kal‘asından berü dal uryân kılıç olup kal‘a-i Özü altında meterislerde olan Kazak-ı Ak üzre bir baş at bırağup Allâh Allâh deyü sâtûr-ı Muhammedî ururken hemân bizimle kulle üzre ceng edüp metânet etdim diyen kâfirlerin cümle bakıyyetü's-seyfi kendüleri kal‘adan aşağı perrân atup kimi pâre pâre ve kimi mecrûh-ı pür-yara olup bu kerre aşağı meterislerde basılan küffârlar savlet-i guzât-ı müslimîne tâkat getiremeyüp meterislerinden çıkınca kal‘adan bunlara kurşumları guzât-ı müslimîn bârân-ı la‘net gibi üzerlerine yağdırup kal‘adan toplar râyegân gezen küme küme kâfirlere atılup balyemezler ve şâhî toplar demir zincirler ile ve safra taşlarıyla sıklanmış topların darbından niçe bin küffâr helc ü melc olup Silisre ve Nigebolı gâzîleri mâl-ı ganâ’imle ve kelle ve diri esîrler ile muğtenim olup anlar bize feryâd ederler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58b–59a ·
metinde göster ·
… smâ‘îl Paşa'ya hezâr ve hezârân la‘n u sehmgîn eylediler kim cihâna şâyi‘ oldu.
Çi
fâ’ide. Seydî câm-ı şehâdet[i] dest-i ecelden nûş ve bu dâr-ı gurûru ferâmûş et …
Ammâ Seydî şehîd olduğu gün Tımışvâr altında olan guzât-ı müslimîn içre bir gırîv ü feryâd-ı enîn ve acıyanlar sadlek (ve) ta‘n [u] nefrîn etdiklerinden gayrı Köpürlü'ye ve Serdâr Alî Paşa'ya ve İsmâ‘îl Paşa'ya hezâr ve hezârân la‘n u sehmgîn eylediler kim cihâna şâyi‘ oldu. Çi fâ’ide. Seydî câm-ı şehâdet[i] dest-i ecelden nûş ve bu dâr-ı gurûru ferâmûş etdi ve okun atup yayın yasup Arapça emrine me’mûr olup civâr-ı rahmete göz yumup gitdi, rahmetullâhi aleyh rahmeten vâsi‘a.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 186b ·
metinde göster ·
… olup cânib-i erba‘asından top atmağa başladı ve bizden hayli âdem haşladı, ammâ
çi
fâ’ide. Bir dahi sâlimîn ü gânimîn ve mansûr u muzaffer yigirmi bin asker ile y …
Bu kal‘a dahi Erdel kralı hükmündedir, ammâ bunun 11a dahi içinde Nemse kâfirinden beş bin fecere-i müşrikîn var idi, ammâ cümle küffâr gâfil iken iki bin mikdârı bahâdır Tatar yiğitleri vakt-i şâfi‘îde kal‘a altına varup her küffâr varoş içinde hâne-i nühûsetlerinde yatırken ol kadar esîr ve mâl-ı ganâ’imler alınup varoşu âteş-i Nemrûd'a uruldukda Karol kal‘asındaki küffârlar dahi âgâh olup cânib-i erba‘asından top atmağa başladı ve bizden hayli âdem haşladı, ammâ çi fâ’ide. Bir dahi sâlimîn ü gânimîn ve mansûr u muzaffer yigirmi bin asker ile yine bu kal‘a-i Karol kurbunda olan kurâları berbâd etmek içün zîr-i kal‘ada meks olundu. Mezkûr kal‘a bir sahrâda havâlesiz bir küçük Şeddâdî taş kal‘adır, ammâ gâyet ma‘mûr ve handakı gâyet amîk ve metîn kal‘adır. Andan kalkup 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 10b–11a ·
metinde göster ·
… le ahvâli bir bir takrîr edüp Kaşa kapudanı mektûbun verüp kırâ’at olundu, ammâ
çi
fâ’ide. Arada bir kral edecek bir ağaçdan bir kefere-i pelîd-i anîd yok. Cümle …
Bu mahalde atlarımıza cümle yem kesdirüp ale's-sabâh Hudâ'ya sığınup potlar ve sallar ve tulumlarla tekrâr nehr-i Tise'yi yüz bin renc [ü] anâ ile ubûr edüp ancak iki âdem gark-ı âb şehîd olup on at gâ’ib oldu. Ol gün sırsıklam ordu-yı serdâra dâhil olup kral vermediklerin seraskere cümle ahvâli bir bir takrîr edüp Kaşa kapudanı mektûbun verüp kırâ’at olundu, ammâ çi fâ’ide. Arada bir kral edecek bir ağaçdan bir kefere-i pelîd-i anîd yok. Cümle a‘yân-ı devlet ve erkân-ı şeytanet (?) bir yere cem‘ olup müşâvere edüp âhirü'l-emr bu Tise kenârından gerü dönmeğe azîmet olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16a ·
metinde göster ·
Hemân mel‘ûn küffâr "Her çi bâdâ-bâd" deyüp var kuvvetlerin bâzûya getirüp diyâr-ı deyrlerinde durmayup leylen ve nehâr aslâ ârâm etmeyüp asâkir-i İslâma göz açdırmayup top ve kumbara ve tüfeng ve muşkat atmadan hâlî olmadı. Ammâ hamd-i Hudâ ancak ol gece yedi âdem şehîd oldu. Ve ol gün Gürcî Mehemmed Paşa kolundan on beş aded kelleler geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 110a ·
metinde göster ·
… ş verüp aldılar, ammâ meğer birisi bir kal‘a kapudanı imiş, peşîmân oldum, ammâ
çi
fâ’ide, ba‘de harâbi'l-Basra.
Andan Leh kapudanı üç yüz kefere ile iki hınto araba yükü elli kîse guruş getirüp bu Holçar varoşunda alınan iki bin esîri Tatar'dan aldılar, ammâ hakîr yedi aded kefere esîrlerim vermeğe sehel tereddüd etdim. Âhir yedi kâfir içün bu hakîre iki kîse guruş verüp aldılar, ammâ meğer birisi bir kal‘a kapudanı imiş, peşîmân oldum, ammâ çi fâ’ide, ba‘de harâbi'l-Basra.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 129b ·
metinde göster ·
bâdâ bâd" deyüp cümle yigirmi iki bin serdengeçdi gâzîler dal sâtûr-ı Muhammedî …
"Amân sultânım, bugün hemân yürüyüş edelim. Her çi bâdâ bâd" deyüp cümle yigirmi iki bin serdengeçdi gâzîler dal sâtûr-ı Muhammedî olup sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup yürüyüş ederek iç kal‘aya batak ve çatak çitleri ve lensa astarları üzre cümle guzât birbirlerinin akîblerince ardı arası kesilmeyüp gitmede, ammâ küffâr-ı füccâr âteş-feşânlık {edüp cümle} topları ve kurşumları ve kumbaraları asker-i İslâm üzre yağdırup bir kerre guzât-ı muvahhidîn rû-gerdân olmayup her münhedim olan yerlerin gâzîler topa tüfenge bakmayup cümle guzât dendân-ı bedenler üzre çıkup cemî‘i ebrâcları ve tabyaları kabza-i tasarufa alup eyle dilîrâne ceng-i savaş-ı perhâş olmuşdur kim müverrihân-ı Rûm kavlince "Böyle bir muhârebe-i kıtâl bir kal‘a fethinde olmamışdır" deyü tahrîr etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 174a ·
metinde göster ·
Câ-be-câ Cığalazâde ve Sadrıa‘zam İbrâhîm Paşa tarafından cengler olmada, ammâ
çi
fâ’ide, ordu içre küffâr dolup şikâra müstağrak olup yağmâ etmede ve hazîne üzr …
Câ-be-câ Cığalazâde ve Sadrıa‘zam İbrâhîm Paşa tarafından cengler olmada, ammâ çi fâ’ide, ordu içre küffâr dolup şikâra müstağrak olup yağmâ etmede ve hazîne üzre haçlı peykerlerin diküp niçe bin küffâr sandûkalar üzre çıkup otururlar. Ammâ pâdişâh ordu kenârında alem-i Resûlullâh ile bir püşte üzre durup huzûrunda sipâh ve yeniçeriler germâ-germ ceng edüp sancağ-ı resûl önünde kırılmada. Pâdişâh bu hâli görüp yanında hâzır olan Hoca Efendi'ye eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 39b ·
metinde göster ·
… ârumâr oldular. Mel‘ûn Nemse kralı aceb nezâketle azîm re‘âyâ sâhibi oldu, ammâ
çi
fâ’ide.
"Bu kal‘amız harâb oldukdan sonra şimden gerü biz Nemse kralına 88b tâbi‘iz, Varat kal‘asına tâbi‘ olmazız" deyüp ser-fürû etmeyüp on iki bin kılıç re‘âyâ ve on iki bin askerî kefereler Varat re‘âyâlığından ayrılup gitdiler ve ân-ı vâhidede târumâr oldular. Mel‘ûn Nemse kralı aceb nezâketle azîm re‘âyâ sâhibi oldu, ammâ çi fâ’ide.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88a–88b ·
metinde göster ·
… r'ı bıçak ile ura ura şehîd eder. Gerçi kâfiri de asker pâre pâre ederler, ammâ
çi
fâ’ide, pâdişâh-ı sâhib-kıran elden gitdi. Asâkir-i İslâm târumâr olup Gâzî Mur …
Niçe yüz yıl bu cisr-i azîm nehr-i Tuna üzre sâbit-kadem olup dururmuş. Tâ kim sene 761 târîhinde Bursa şehrinden Gâzî Hudâvendigâr Rûm diyârına geçüp Edirne kal‘asını Rûm kralı İdrivne Kral elinden alup ve küçük Makedon olan Filibe şehrin ve Sofya şehrin ve Üsküb kal‘asın ve niçe yüz aded kılâ‘-ı metîneleri Gâzî Hudâvendigâr feth edüp Tuna kenârında kılâ‘lara geleceğin küffâr-ı hâksâr işidüp Siverin ve Siverin kal‘alarında cenge müheyyâ olup dururlarken hikmet-i Hudâ Gâzî Hudâvendigâr Kosova'da yedi kral küffârıyla ceng edüp yedi kral leşkerin kırup mansûr [u] muzaffer olup münhezim olan Eflak kralı cümle bakıyyetü's-süyûf cünûd-ı cünübiyle firâr ederken Plevneli Gâzî Mihaloğullar eşkinci askeriyle Eflak leşkerin kova kıra Tuna üzre olan Siverin ve Siverin kal‘alarının cisrine küffâr uğrayınca izdihâmdan cisri ubûr edemeyen küffârları guzât-ı müslimîn tu‘ma-i şemşîr edüp niçe bin küffâr cân-ı habîslerin cehennem zebânîlerine ısmarlayup eli kılıç dutar küffâr kalmayınca hemân cüyûş-ı muvahhidîn Allâh Allâh deyüp kılıç urarak Tuna cisrinden karşu geçüp yedi gün yedi gecede Eflak ve Boğdan ve Erdel diyârların harâb u yebâb ve gâret edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenim olup bâ-selâmet Siverin ve Siverin kal‘alarına selâmet gelüp bu iki kal‘aya muhâfazacı kodukları guzâta hisse verüp iki kal‘ayı da câ-be-câ münhedim edüp selâmetle muğtenim Kosova sahrâsına geldiklerinde görseler kim Gâzî Hudâvendigâr sahrâda kırılan leşkeri seyr [ü] temâşâ ederken hemân bir kâfir-i zeber-dest nâmına Miloş Koblaki derler, kâfirin leşkeri aralarından kalkup Gâzî Hudâvendigâr'ı bıçak ile ura ura şehîd eder. Gerçi kâfiri de asker pâre pâre ederler, ammâ çi fâ’ide, pâdişâh-ı sâhib-kıran elden gitdi. Asâkir-i İslâm târumâr olup Gâzî Murâd Hân'ın na‘ş-ı şerîfin Bursa'ya götürüp Eski Kaplıca yanındaki câmi‘i sâhasında defn ederler. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98b ·
metinde göster ·
… çe şehirler ve kirmân ve kendler temâşâ edüp andan yine keştîye süvâr olup "Her
çi
bâdâ-bâd" deyüp yine eyyâm-ı muvâfık ile giderken hikmet-i Bârî yine rûzgâr-ı m …
Bu şehr-i Gîlân etrâflarında niçe şehirler ve kirmân ve kendler temâşâ edüp andan yine keştîye süvâr olup "Her çi bâdâ-bâd" deyüp yine eyyâm-ı muvâfık ile giderken hikmet-i Bârî yine rûzgâr-ı muhâlif olup karşu tarafda Ejderhân ve Bakühân taraflarına geçelim derken girdâb-ı belâ bizi yine bu Bahr-i Harez'in cânib-i kıblesinde Dağıstân hâki kurbunda üçüncü günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 166b ·
metinde göster ·
"Bu ne aceb garîb ü acîb temâşâ olur. Âh mahalli olsa da her
çi
bâd-âbâd her ne kadar derd-i ser çeksem tek bir kerre varup görsem" deyü tahass …
"Bu ne aceb garîb ü acîb temâşâ olur. Âh mahalli olsa da her çi bâd-âbâd her ne kadar derd-i ser çeksem tek bir kerre varup görsem" deyü tahassür çeküp niçe kerre Kalmıklardan ve Noğay [ve] Heşdeklerden su’âl etdim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178b ·
metinde göster ·
… bir künce veyâ uzakda bir yere bırağırlar. Çelebi ayılup görse ki uryân kalmış,
çi
fâ’ide keşf-i râz dahi edemez. Gitdi gider dahi gider. Eğer yanında mâlı çok is …
Esnâf-ı bâzâra gidenler: Bunlar bâbullûkda olan bozahâne ve meyhâneden ve kebâbçı dükkânlarından ve sâ’ir âlet-i tarab nakillerinden ba‘zı eşyâlar getürüp kifâflanırlar. Ve ba‘zı esfehü's-süfehâ tâze cüvânân makûlesi ağalarından hammâm bahânesine me’zûn olup bâbullûka gelüp bir külbede bir nigâre ile sînesâf olurken nigâr bir pâre yâre pâre şarâb ve kebâb ister. Derhâl bâzâra gidene bir üç akçe verüp murâd edindiği eşyâları âmâde edüp bâde ve boza içine ak karanfîl ve tatula ve kulak kiri ve hasır külü koyup ol cüvân bir kadeh içince çelebi kınâ çuvalı gibi devrilüp der-ân cümle esbâb ve bıçak ve hançer ve kîse gidüp fora roba olup ba‘zı ipden kazıkdan kurtulmuş Y 178a haşerâtlar çelebiyi murâd [u] merâmına vâsıl edüp bir künce veyâ uzakda bir yere bırağırlar. Çelebi ayılup görse ki uryân kalmış, çi fâ’ide keşf-i râz dahi edemez. Gitdi gider dahi gider. Eğer yanında mâlı çok ise der-ân katl edüp gömerler. Allâh âlim ü dânâdır, Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa asrında böyle ahvâller vâki‘ oldu, dediklerinde bir kapucubaşısına fermân verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y177b–Y178a ·
metinde göster ·
… reddîn cemî‘i ulûm-ı şettâya mâlik olup yüz kıt‘a mücelled te’lîfâtları vardır.
Çi
fâ’ide, ancak bir nâmı kalur. Yohsa cümle nüfûs kabza-i ecelde makbûzdur. Hîç-k …
Mezkûr Mollâ Zahîreddîn cemî‘i ulûm-ı şettâya mâlik olup yüz kıt‘a mücelled te’lîfâtları vardır. Çi fâ’ide, ancak bir nâmı kalur. Yohsa cümle nüfûs kabza-i ecelde makbûzdur. Hîç-kes ve nâ-kes ve bî-kes ve var-kes ol derde devâ bulup rehâ bulmamışdır. Rûy-ı arz cihângîrleri ve gedâları bu emirde yeksânlardır. Hâs u âm ol Kantara-i celîlü'ş-şândan ubûr etmek mukarrerdir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y274b ·
metinde göster ·
… üyi levm etdi ve beyne'l-halk şermsâr olup sürûr [u] şâdumândan berî oldu, ammâ
çi
fâ’ide. Âhirü'l-emr İskenderiyye'nin münhedim olan yerlerin ta‘mîr ü termîmine …
Beri tarafda Şâm'da Abdülmelik'e bu haber mün‘akis olup halîfe vâfir te’essüf çeküp kendüyi levm etdi ve beyne'l-halk şermsâr olup sürûr [u] şâdumândan berî oldu, ammâ çi fâ’ide. Âhirü'l-emr İskenderiyye'nin münhedim olan yerlerin ta‘mîr ü termîmine fermân eyledi. Ve niçe mâl-ı firâvân masrûf edüp alâ rağmi'l-a‘dâ evvelkiden dahi âbâdân ve dürr-i beyz-âsâ münevver kıldılar. Ammâ dahme-i İskender yok ve mutalsamât-ı Delûke ve alâyimât-ı Sûrîd Kehene ve kenz-i Mısrâyim yok, ve Âyine-i İskender'de nûrdan eser yok.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y316b ·
metinde göster ·
… yfâ dirîğ, merhûmun kemerinde yedi yüz altunu var idi", deyü te’essüf çekdiler.
Çi
fâ’ide, herîfin leşi bulamac olmuş. El-hükmü lillâh deyü yine şimâle kâmil altı …
"Hayfâ dirîğ, merhûmun kemerinde yedi yüz altunu var idi", deyü te’essüf çekdiler. Çi fâ’ide, herîfin leşi bulamac olmuş. El-hükmü lillâh deyü yine şimâle kâmil altı gün altı gece arslan ve kaplanlı ve fîl ve gergerdânlı kara dağlar ve kara taşlı yerler ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y434b ·
metinde göster ·