İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı Türkçesi · 7.–14. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Sözlük

Derlem sözlüğü

12.748 madde başı, 217.859 sözcükten çıkarıldı. Her madde çekimli biçimlerini, yazım değişkelerini, eserlere göre dağılımını ve bağlamlarını gösterir.

Tanımlar hakkında. Tanımlar başka bir sözlükten alınmamıştır: her madde için derlemdeki bağlamlar okunarak özgün olarak yazılmıştır (yazar: Claude, yapay zekâ; editör denetimi sürüyor). Şimdiye dek 2.552 maddenin tanımı yazıldı. Madde başları çekim eklerinden arındırılmış biçimlerdir; çekimli biçimler madde sayfasında ayrıca listelenir.

747 madde · “a” harfi (ḳ/q k ile, ġ g ile, ḍ d ile, ė e ile birlikte)

a ünlem 36

Seslenme ya da acı, şaşkınlık bildiren ünlem: a!, ey!, ah! (“yekler uluġı a siziŋ ḳızıŋız…”, “… a ölüp bardı”).

1 biçim · 11 eser Mait ŞU U TT
ab isim 4

Av; avlanma. “Ab ablasar” av avlasa (KÇ); “er abḳa barmış” adam ava gitmiş, “ḳanlıḳ süsi abḳa ünmiş” hanın ordusu ava çıkmış (IB).

2 biçim · 3 eser IB KÇ ŞU
abadan sıfat 5

Bayındır, şen, mamur; yıkık (ḫarab) olanın karşıtı: “ḳamuġ abadannıŋ ḫarab ol soŋı” her bayındır şeyin sonu yıkımdır; “abadan ḫarab boldı” şen olan yer harap oldu.

2 biçim · 2 eser KuT AH
abam bağlaç 1

Olur ya, şayet, bir gün (-sar koşuluyla birlikte): “abam bir adaḳın sısar…” şayet bir ayağını kırarsa…

1 biçim · 1 eser TT
abamuluġ sıfat 5

Sürekli, kalıcı, ebedî: “boşġudsuzlarnıŋ abamuluġ turġuluḳ orunı” öğrenecek bir şeyi kalmamış olanların ebedî kalacağı yer; “apamuluġ nomluġ ḳadaş” ebedî öğreti kardeşl…

4 biçim · 3 eser ShoR Mait Abh
abdudadarma isim 1

Budist kutsal metin türlerinden biri: olağanüstü, şaşılası olayları anlatan öğretiler; metinde “muŋadınçıġ nomlar” (şaşılası öğretiler) diye açıklanır ve Çince 希法 karşı…

1 biçim · 1 eser Abh
abınçu isim 1

Hükümdarın eşi, hanım; “abınçu ḳatun bolzun” (hükümdara) eş, hatun olsun.

1 biçim · 1 eser IB
abıp 1

Yalnız bir kez geçen, büyük olasılıkla “aḳıp” (akıp) yerine yazılmış biçim: “közintin burnıntın barça ḳan abıp önti” gözlerinden, burnundan kan akıp çıktı.

1 biçim · 1 eser U
abibu özel ad 1

Çince 阿毗浮 yazımının Uygurca okunuşu; sözlük niteliğindeki listede geçen Budist ad ya da terim.

1 biçim · 1 eser ShoR
‘abid isim 2

Kendini ibadete vermiş kimse, âbit; “zahid” (zahit) ile birlikte anılır: “‘abid tapuġḳa uḍup” âbit kulluğa uyup.

1 biçim · 2 eser KB AH
abidarim isim 170

Budist öğretisinin kavramları ayırıp çözümleyen felsefî bölümü (abhidharma) ve bu öğreti üzerine yazılmış inceleme: “abidarim şastr” abhidharma incelemesi; “abidarimıġ …

13 biçim · 1 eser Abh
abidarmaḫarday özel ad 2

Bir abhidharma incelemesinin adı: “abidarm-a-ḫarday atlıġ şastr” abidarmaḫarday adlı inceleme; öğretinin özünü toplayan eser olarak anılır.

1 biçim · 1 eser Abh
abidarmakoş özel ad 18

Abhidharma öğretisini derleyip özetleyen Vasubandhu incelemesinin adı; Uygurca çevirisi derlemdeki Abh metnidir: “ne üçün bu şasdrnıŋ adı boldı abidarmakoş tėp” bu ince…

2 biçim · 1 eser Abh
abidarmavat özel ad 1

Abh metninin bitiş satırında (“abidarmavat tükedi” … bitti) geçen eser ya da bölüm adı.

1 biçim · 1 eser Abh
abila 1

Darani (kutsal söz dizisi) içinde geçen, çevrilmeden okunan Sanskritçe hece dizisi: “oom akani nikani abila …”.

1 biçim · 1 eser Sek
abipiray isim 75

Bir sözün, öğretinin ya da sutranın kastedilen anlamı, amacı: “sudur abipirayı” sutranın maksadı; “bu sudurnuŋ abipirayın sözlelim” bu sutranın ne demek istediğini anla…

10 biçim · 1 eser Abh
abipiraylıġ sıfat 1

Belli bir anlama, yoruma dayanan: “ḳayu abipiraylıġ yörügke tayaḳlıġın uḳıdu” hangi anlama dayanan yoruma yaslanarak açıklıyor.

1 biçim · 1 eser Abh
‘abir isim 1

Kokulu, koyu renkli toz karışımı: “‘abir bürkirer teg tünerdi ḳalıḳ” gök, üstüne ‘abir serpilmiş gibi karardı.

1 biçim · 1 eser KB
abiruş isim 1

Güzel kokulu ağaç ya da tütsü adı; sandal (çintan) ve başka kokulu ağaçlarla birlikte sayılır.

1 biçim · 1 eser Mait
abişıḳ isim 4

Başa kutsal su dökülerek yapılan kutsama ve makama geçirme töreni: “tėgin öge atıŋa abişıḳ ḳılmış” tigin (prens) unvanına kutsanmış; “ançulayu kelmişniŋ töpüte abisik ḳ…

3 biçim · 2 eser Mait U
abita özel ad 1

Bir Buda’nın adı; önünde eğilinip saygı sunulur: “abita burḫan ḳutıŋa yükünürmn” Abita Buda’nın yüceliğine yükünürüm.

1 biçim · 1 eser U
abla- fiil 1

Avlamak, av avlamak: “Ab ablasar, ermeli teg erti” ava çıktığında … gibiydi.

1 biçim · 1 eser KÇ
abraḫ özel ad 2

Budist evreninde biçim âleminin tanrı katlarından birinin adı: “abraḫ teŋri yėrinte” Abraḫ tanrılarının yurdunda (doğdu); Çince karşılığı 無煩天.

1 biçim · 1 eser ShoR
abruġlar sıfat 1

İki taraf arasında gidip gelen, kararsız (kimseler): “abruġlar anıŋ arasında, bular birle yoḳ olar birle ma yoḳ” ikisi arasında bocalayanlar, ne bunlarla ne onlarla.

1 biçim · 1 eser KuT

Okunuşu kuşkulu tek tanık; Abh metnindeki “anın adamış ol” (bu yüzden … diye adlandırılmıştır) kalıbının yerinde durduğundan “adamış” sözünün bozuk yazılışı olsa gerekt…

1 biçim · 1 eser Abh
‘aceb sıfat 2

Şaşılacak, hayret verici; güzelliği ya da tuhaflığıyla şaşırtan: “safalıġ ‘acėb yir” ferah, şaşılası güzel yer.

2 biçim · 2 eser KB AH
‘acėm isim 1

Arap olmayan halk, özellikle Farslar; “‘acėm hėm ‘arab” Acem ve Arap, yani bütün insanlar.

1 biçim · 1 eser AH
‘aciz sıfat 4

Gücü yetmeyen, elinden bir şey gelmeyen, çaresiz: “nelük boldı ‘aciz özüŋ” neden çaresiz kaldın; “maŋa ᶜaciz boldum” (bunu yapmaya) gücüm yetmedi.

2 biçim · 2 eser KuT KB
‘acizlıḳ isim 1

Güçsüzlük, âcizlik; kişinin Tanrı karşısında kendi yetersizliğini kabul etmesi: “ilahi bilür sen bu ‘acizlıḳım” Tanrım, bu âcizliğimi bilirsin.

1 biçim · 1 eser KB
aç sıfat 34

Aç, karnı boş; tok karşıtı: “aç ne yimes, toḳ ne times” aç neyi yemez, tok neyi söylemez; “toḍurmadım açım toḳum” (yakınlarımın) açını tokunu doyurmadım.

4 biçim · 7 eser KB Mait Sek BK
aç- fiil 218

(Kapı, kapak, yol) açmak: “teŋri yėriŋerü ḳapaġın açdı” tanrılar yurduna kapısını açtı; “açar ḳut ḳapuġ” mutluluk kapısını açar; “yolug aç” yolu aç.

38 biçim · 14 eser KB KuT Mait Abh
açaġı isim 2

Acı, sıkıntı (?); on iki halkalı oluş zincirinin anlatımında hastalık ve acı çekme ile birlikte sayılır: “emgek teginmek, igin açaġı teginmek belgülüg bolur” acı çekmek…

1 biçim · 2 eser U Mait
açali 4

Darani (kutsal söz dizisi) içinde yinelenerek okunan Sanskritçe söz: “anali anali açali açali kakami kakami…”.

1 biçim · 1 eser U
açani 1

Yalnız bir kez geçen, anlamı bağlamdan kesinleşmeyen biçim: “ordusınta ḳodı ėnip açani atların yaratmış altunluġ kaŋlıda…” sarayından inip … atların çektiği altın araba…

1 biçim · 1 eser Mait
açarı isim 16

Budist öğretmen, üstat; çoğunlukla çevirmen ve yorumcu rahiplerin unvanı olarak “kşi” (öğretmen) ile birlikte kullanılır: “aryaçantri bodisavt kşi açarı enetkek tilinti…

3 biçim · 2 eser Mait Abh
açatştru özel ad 1

Bir hükümdarın adı: “açatştru atlıġ ėlig ḳan erdi” Açatştru adlı bir hükümdar vardı.

1 biçim · 1 eser Mait

Tek tanıklı; beyit sonunda şaşkınlık ya da yakınma bildiren söz: “ḳadaş ḳılḳı yat teg negü teg açayı” yakının davranışı yabancı gibi; ne acı (?).

1 biçim · 1 eser KB
açı- fiil 2

Acımak, sızlamak; acılaşmak (?): “igiŋ aġrıġıŋ açıdı” hastalığın, ağrın acıdı (ya da dindi).

2 biçim · 2 eser TT KB
açıġ sıfat 50

Acı (tat); tatlı (süçüg) karşıtı: “süçüg tattıŋ erse açıġḳa…” tatlıyı tattıysan acıya da (hazır ol).

7 biçim · 8 eser KB KuT Mait TT
açıġlıġ sıfat 2

Açık, açılmış: “tünün kündüzün bul açıġlıġ ḳapuġ” gece gündüz açık kapıyı bul.

1 biçim · 1 eser KB
açıġsız sıfat 1

Açıġlıġ karşıtı: bağışı, varlığı olmayan, yoksul (?): “açıġlıġ açıġsızḳa ḳılsa emi”.

1 biçim · 1 eser KB
açıḳ sıfat 12

Acı; tatlının (süçig) karşıtı: “süçig bu tiriglik, açıḳ bu ölüm” bu hayat tatlı, bu ölüm acı.

1 biçim · 1 eser KB
açıl- fiil 80

(Kapı, kapak) açılmak: “asurilar orduları ḳapıġı özin ök açılur” asuraların saray kapısı kendiliğinden açılır; “ḳamuġ eḍgülükke açılsu ḳapuġ” her iyiliğe kapı açılsın.

21 biçim · 10 eser KB ShoR Abh KuT
açın sıfat 9

Aç, açlık çeken; tok karşıtı: “toḳun ma keçer hem açın ma keçer” tok da geçer aç da geçer; “tirilgü birür, ḳoḍmaz açın birig” rızık verir, kimseyi aç bırakmaz.

1 biçim · 1 eser KB
açın- fiil 22

Acımak, merhamet etmek; çoğunlukla “açın- aġrın-” ikilemesiyle: “tınlıġlarıġ açınsar aġrınsar” canlılara acıyıp üzülürse; “buşı bėreŋ, açınıŋ aġrınıŋ” sadaka verin, acı…

15 biçim · 5 eser KB Mait Man Sek
açıt- fiil 26

Acı vermek, acıtmak, incitmek: “yalŋuḳ açıtsa tilin” insan diliyle incitirse; “kimig serdim, irdim, kimi me açıttım” kimi kırdım, kimi incittim.

7 biçim · 3 eser KuT KB AH
açita özel ad 1

Tanrıların çalgıcı ve oyuncuları arasında adı sayılan bir göksel varlık: “timburi pançaşıḳi çitarisini nata açita ulatı teŋridem oyınçılar”.

1 biçim · 1 eser Mait
açiti özel ad 4

Maitreya’nın, Şakyamuni öğretisi zamanındaki rahip adı: “şaḳimun burḫan nomınta açiti atlıġ toyın erdiŋiz” Şakyamuni’nin öğretisinde Açiti adlı bir rahip idiniz; “ḳltı …

3 biçim · 2 eser Mait ShoR
açlıḳ isim 4

Açlık, kıtlık: “ḳamuġ aç yise içse aḫır toḍur, közi aç kişi ölse açlıḳ ḳoḍur” her aç yiyip içince doyar, gözü aç kişi ölünce bile açlığını bırakır; “ajun toḳluḳı barça …

1 biçim · 2 eser KuT KB
açsı 1

Anlamı belirlenemeyen tek tanıklı biçim; bağlamdaki yazım bozuk görünüyor (“kim açsı zsuḳsuz köni köŋülin…”).

1 biçim · 1 eser Mait
açsıḳ isim 5

(Köktürk yazıtlarında, “tosık” tokluk karşıtı) açlık: “toḳ arḳuk sen, āçsık tosık ömez sen” tokken açlığı tokluğu düşünmezsin; “bir todsar āçsık ömez sen” bir kez doyun…

3 biçim · 3 eser KT BK Mait
açsız sıfat 2

Açlığı olmayan, bolluk içindeki; “açsız ḳızsız” kıtlıksız, sıkıntısız: “açsız ḳızsız, ḳısıġsız ḳavrıġsız” (ülke) açlıksız, kıtlıksız, darlıksız.

1 biçim · 1 eser Mait
açuḳ sıfat 17

Açık, örtüsüz: “yüzi açuḳ ḳunçuylar” yüzü açık hanımlar.

2 biçim · 2 eser KB KuT
açuḳluġ sıfat 6

Açık, belli, apaçık: “ayu birdim emdi açuḳluġ saŋa” şimdi sana açıkça söyledim; “açuḳluġ aḍırtlıġ” açık ve ayrıntılı.

2 biçim · 2 eser KB KuT
açuḳluḳ isim 7

Açıkta olan, görünen âlem; gizlinin karşıtı: “örtüglügni yime açuḳluḳnı bilgen” gizliyi de açığı da bilen.

2 biçim · 1 eser KuT
açur- fiil 1

Aç bırakmak, acıktırmak: “açrup özüŋ, öşerip adnaġunı toḍurma” kendini aç bırakıp başkasını doyurma.

1 biçim · 1 eser DLT

Tek tanıklı, anlamı kesinleşmeyen fiilimsi; açur- (açtırmak ya da aç bırakmak) ile ilgili olabilir: “açurġu bularıġ yolın tutsa keḍ…”.

1 biçim · 1 eser KB
ad isim 511

Ad, isim; bir şeyin ya da kişinin anıldığı söz: “bu şasdrnıŋ adı boldı abidarmakoş” bu incelemenin adı abidarmakoş oldu; “nedegin adı bolur … tėp” neden … diye adlandır…

18 biçim · 5 eser Abh U ShoR TT
‘ad özel ad 7

Kuran’da adı geçen, peygamberlerini yalanladığı için helak edilen eski bir kavim, Âd: “nuh boḍnı, ʿad ve firʿavn” Nuh kavmi, Âd ve Firavun; “ʿad ḳavmi ʿadeti meŋizlig” …

2 biçim · 2 eser KuT KB
ada isim 57

Tehlike, bela, zarar: “bu adatın ozġuluġ yoluŋ közünmez” bu tehlikeden kurtulacak yolun görünmüyor; “bı bıçġu adasıŋa tüşmezünler” kılıç bıçak tehlikesine düşmesinler.

13 biçim · 10 eser Sek ShoR U TT
ada- fiil 147

Adlandırmak, ad vermek, … diye anmak; Abh’de terimlerin açıklanmasında kalıplaşmıştır: “anın adamış ol X tėp” bu yüzden X diye adlandırılmıştır; “nedegin adatı kök ḳalı…

8 biçim · 2 eser Abh AO
adaġ 1

Tek tanıklı, anlamı kesinleşmeyen söz: “seçe bulmış ol adaġ iş küdük üze iki türlüg yügerü uḳmaḳlıġ…”; bağlamda ‘başka, öteki’ ya da ‘nesne’ anlamı düşünülebilir.

1 biçim · 1 eser Abh
adaḳsız sıfat 1

Ayaksız (canlı); ayağı olmayan yaratık: “üküş adaḳsızlarta, iki adaḳlıġlarta, tört adaḳlıġlarta” çok ayaklılar, ayaksızlar, iki ayaklılar ve dört ayaklılar arasında.

1 biçim · 1 eser Abh

Köşeli ayraçla tamamlanmış, okunuşu kuşkulu tek tanık: “aġuluġ oot üze artoḳraḳ adaq[maqlıġ] emgeklerke tegmeyin”; acı veren, zarar veren (sıkıntılar) anlamı düşünülebi…

1 biçim · 1 eser ShoR
adalan- fiil 1

Tehlikeye düşmek, zarar görmek (?): “ḳapaġ tunar antaḳ adalanur, ne tusu boltı” kapı kapanır, öyle zarara uğrar, ne yararı oldu.

1 biçim · 1 eser Sek
adalıġ sıfat 2

Tehlikeli, zararlı: “adalıġ orunlartın ozġuluḳ” tehlikeli yerlerden kurtulmak için; “emgek tözlüg adalıġ turur” (mal mülk) acı özlüdür, tehlikelidir.

2 biçim · 2 eser TT Mait
adan sıfat 8

Başka, öteki (Mait’te adın sözünün değişkesi): “taḳı adan on tümen kolti sanı … teŋriler birle” daha başka yüz bin koti sayıda tanrıyla.

2 biçim · 1 eser Mait
adan- fiil 10

Adlandırılmak, … diye anılmak: “nedegin adantı kirsiz tėp” neden kirsiz diye adlandırıldı; “ötgürmek tuş tép aḍanur” (bu) aşma evresi diye adlandırılır; “tėp adanmaḳı e…

7 biçim · 2 eser Abh ShoR
adara zarf 2

Ayırt ederek, ayrıntısıyla: “oŋalı köŋülte saḳınıp adara uḳar” doğru bir gönülle düşünüp ayırt ederek anlar.

1 biçim · 2 eser U Mait
adart- fiil 8

Bozmak, zarar vermek, yıkmak: “yadarmış şasdrnıŋ … adartmaḳın” yayılmış öğretiyi bozmayı; “alḳu adardmaḳları yoḳadturzunlar” bütün zararları yok etsinler.

6 biçim · 3 eser Abh ShoR Sek
adasız sıfat 14

Tehlikesiz, esen, zarar görmeyen; çoğunlukla “adasız tudasız” ikilemesiyle: “et’özi adasız tudasız bolur, özi yaşı uzun bolur” bedeni esen ve engelsiz olur, ömrü uzun o…

3 biçim · 4 eser Sek Mait Man AO
adaş isim 65

Arkadaş, dost, yoldaş: “uḳuş ol saŋa eḍgü andlıġ adaş” anlayış sana ant içmiş iyi dosttur; “adaş ḳudaş” dost ve yakın.

7 biçim · 3 eser KB Huast DLT
adaş- fiil 1

Dost edinmek, arkadaşlık kurmak: “adaştı, kiŋeşti bir atlıġ kişig” ünlü bir kişiyi dost edinip onunla danıştı.

1 biçim · 1 eser KB
adaşlıġ sıfat 1

Dostu olan, dost sahibi: “adaşlıġ kişi atı sawı beḍük” dostu olan kişinin adı sanı büyük olur.

1 biçim · 1 eser KB
adaşlıḳ isim 1

Dostluk, arkadaşlık: “adaşlıḳ üze turmadı” dostluğunda durmadı.

1 biçim · 1 eser DLT
adavaki özel ad 1

Et yiyen, kan içen kötü ruhlar dizisinde adı sayılan bir varlık.

1 biçim · 1 eser Tövbe
‘aded isim 2

Sayı; sayı bilimi: “bilir erse saḳış yime hendese, ‘aded cezri ḳılsa” hesap ve geometri bilir, sayının kökünü alırsa.

1 biçim · 1 eser KB
adem özel ad 9

İlk insan ve peygamber Âdem: “ademnüŋ iki oġlı” Âdem’in iki oğlu; “ey adem” ey Âdem.

3 biçim · 1 eser KuT
ademi isim 25

İnsan, Âdemoğlu: “yaratıldı ademi küçsüz” insan güçsüz yaratıldı; “negü teg keçürse keçer ademi” insan nasıl geçirirse öyle geçer.

6 biçim · 3 eser KuT KB AH
‘adėt isim 4

Âdet, alışkanlık, huy: “tabi‘atta yigi ‘adėt” yaradılıştaki en iyi âdet.

2 biçim · 2 eser KuT AH
adgırlık sıfat 1

Aygırlığa elverişli, aygır olacak (tay): “altun tuyuġluġ adgırlıḳ yaraġay” altın toynaklı, aygır olmaya yarayacak (tay).

1 biçim · 1 eser IB
adġır isim 10

Aygır, damızlık erkek at: “aḍġır ḳısır kişnedi” aygır ve kısır kısrak kişnedi; “ḳayusı at aḍġır üze il başı” kimi at ve aygırlar üzerinde (sorumlu) baştır; “kutluġ adgı…

4 biçim · 5 eser KB DLT BK IB
adġıraḳ isim 1

Toynaklı bir yabani hayvan (?); cehennem yaratıklarının başlarını sayan listede geyik, dişi geyik, dağ keçisi, teke ve ceylanla birlikte anılır: “ımġa teke adġıraḳ suḳa…

1 biçim · 1 eser Mait
adın sıfat 554

Başka, diğer, öteki: “bar adın orunta sözlep” başka yerde söyleyip; “adın kişilertin tıdıġ bar” başka kişilerden engel var; “aḍın yol” başka yol.

29 biçim · 17 eser Abh KB KuT Mait
adın- fiil 11

Şaşmak, hayret etmek; çoğunlukla “muŋad-” ile: “muŋadu adınu inçe tėp tėdi” şaşıp hayret ederek şöyle dedi; “muŋadıp adınıp inçe saḳınç saḳınur” hayret edip şöyle düşün…

5 biçim · 3 eser Mait Man U
adınçıg sıfat 14

Şaşılası, harika, olağanüstü: “adınçıġ muŋadınçıġ soġançıġ tatıġlıġ nom” harika, şaşılası, hoş ve tatlı öğreti; “adınçıġ alp erdem” olağanüstü güçlü erdem; “aşoḳ atlıġ …

4 biçim · 7 eser Mait KT BK TT
adınsıġsız sıfat 2

Farksız, birbirinden ayrılmayan, aynı: “alḳu burḫan ançulayu kelmişler adınsıġsız yarlıġlıġ üçün” bütün Budaların öğretisi birbirinden farksız olduğu için.

2 biçim · 2 eser Abh ShoR
adır- fiil 92

Ayırmak, ayırt etmek, seçmek; çoğunlukla “seç-” ile: “aḍırsa öḍürse seçe bilse öz” ayırsa, seçse, ayırt edebilse; “halal hem haram aḍrar erse” helalı haramı ayırırsa; “…

30 biçim · 10 eser Abh KB KuT Mait
adırıl- fiil 27

Ayrılmak, farklı olmak, ayırt edilmek: “şiravaklar birle adırılur” şravakalardan ayrılır, onlardan farkı olur; “burḫanlar birle büdün adırılur” Budalardan tümüyle ayrıl…

9 biçim · 1 eser Abh
adırt isim 42

Fark, ayrım, ayrılık: “ekintiniŋ adırtı üküş bar” ikisinin arasında çok fark var; “alḳu şiriavaklar birle bolur ḳayu adırtı” şravakalarla ne farkı olur; “ayıġlı sawıŋnı…

13 biçim · 6 eser Abh ShoR KB TT
adırt- fiil 9

Ayırmak, ayırt etmek: “ḳaralı örüŋli aḍırttı” karayı ve akı ayırdı; “körüp adırtıp” görüp ayırt edip.

7 biçim · 5 eser U KB TT Abh
adırtla- fiil 77

Ayrıntısıyla incelemek, çözümlemek, ayırt ederek anlamak: “şastrlarıġ adırtlayu uḳtaçı” incelemeleri ayrıntısıyla anlayan; “utġuraḳ bilge biligin adırtlayu uḳar” kesin …

24 biçim · 5 eser Abh ShoR Mait U
adırtlag sıfat 1

Ayırt eden, seçen (?): “üç üdki adırtlaġ üdürtlüg yörüglüg” üç zamanı ayırt eden, seçen yorumlu (öğreti).

1 biçim · 1 eser Man
adırtlan- fiil 1

İncelenmek, (hastalık) teşhis edilmek: “uluġ ig kem üze tutulup otaçılar üze adırtlanıp” ağır hastalığa yakalanıp hekimlerce incelenip.

1 biçim · 1 eser U
adırtlıġ sıfat 29

Açık seçik, belirgin, ayrıntılı: “açuḳluġ aḍırtlıġ sanı belgülüg” açık seçik, sayısı belli; “antaḳı ne barın barça adırtlıġ körür” oradaki her şeyi açık seçik görür.

3 biçim · 3 eser Abh ShoR KB
adırtsız sıfat 10

Farksız, ayrım gözetmeyen, eşit: “ḳamaġ tınlaġlaraġ adırtsız köŋlin edgü ögliçe saḳınur” bütün canlıları ayrım gözetmeyen bir gönülle iyilikle düşünür; “ḳamaġ yalŋuḳlar…

2 biçim · 3 eser Abh Sek Mait
adiçit isim 13

Yüce, kararlı gönül (Budist terim; Çince 心 ile birlikte yazılır); “adiçit köŋül örit-” kararlı, yüce bir gönül uyandırmak: “ḳamaġ uluġ ḳuvraġ adiçit köŋülüg öritserler”…

3 biçim · 1 eser ShoR
‘adil sıfat 2

Adaletli, adil (hükümdar); KB’de bölüm başlıklarında: “‘adil sıfatın ayur” adil (hükümdarın) niteliklerini anlatır; “‘adıl sıfatı neteg erdükin ayur” adil olanın niteli…

2 biçim · 1 eser KB
adiştit isim 4

Kutsal güçle koruma, sürdürme; bereket ve koruyucu güç: “üç ay küni adiştit üze tuta yarlıḳaduḳta” (ömrünü) üç ay kutsal gücüyle sürdürdüğünde; “adiştit üze tuta teginü…

1 biçim · 2 eser U Mait
aditiakarbi özel ad 1

Bir bodhisattvanın adı: “aditia-karbi atlıġ, kirsiz arıġ kök ḳalıġḳa oḫşatı” lekesiz, temiz göğe benzeyen Aditiakarbi adlı (bodhisattva).

1 biçim · 1 eser U