bir rîh-ı akîm verüp bunları gârlarında ve sahrâlarda ol rîh-ı sarsar birbirine …
Ba‘dehû Cenâb-ı İzzet bu Âd kavmine Hazret-i Hûd ibni'l-Halûd ibn Âd'ı nebî gönderüp bu kavmi dîne da‘vet etdiğine delîl-i kat‘î âyet, sûre-i (---)Arapça âyeti nâzil olup birisi İslâm ile müşerref olmayup Hazret-i (---) ve karındaşı Hazret-i Hûd'a te’ezzîler ederlerdi. Âhir Cenâb-ı Bârî kavm-i Âd'a bir rîh-ı akîm verüp bunları gârlarında ve sahrâlarda ol rîh-ı sarsar birbirine ura ura helâk olduğuna sûre-i (---)(---) âyet, Arapça âyeti delîldir kim niçe bin kütüb-i mu‘teberelerde ve cümle tefâsîrde musarrahdır. Hatta bir âşık Türkîce bu ebyâtı Âd kavmi hakkında demişdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 249a ·
metinde göster ·
Ve bu {kili} şehrin kıblesi tarafında nehr-i Tuna aşrı Yılanlı
Ada
nâmında bir cezîre-i azîm var kim bir ucu üç konak Tulça'ya ve bir ucu İsmâ‘îl …
Ve bu {kili} şehrin kıblesi tarafında nehr-i Tuna aşrı Yılanlı Ada nâmında bir cezîre-i azîm var kim bir ucu üç konak Tulça'ya ve bir ucu İsmâ‘îl şehrine varır büyük bir cezîre-i mahsûldârdır kim anda her sene kırk elli bin ba‘zı sene yüz bin aded sığır boğazlanup pasdırma edüp cemî‘i diyâra müstevlî olup ganîmet gider. Kili pasdırması gâyet semîn u lezîz ve meşhûrdur. Halkı cemî‘i diyârdan cem‘ olmuş garîb-dost tüccâr âdemlerdir. Her şeb müsâfirsiz ta‘âm yemezler. Gâyet ganîmet şehirdir, ammâ varoşu etrâfında kal‘ası yokdur. 67a Ve a‘yân-ı kibârdan ma‘lûmumuz olandan (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ammâ ziyâretgâhları ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66b–67a ·
metinde göster ·
kim iki Tuna mâbeyninde tûlu şarkdan garba on mîl ve arzı altı yedi mîl cezîre …
Andan mezkûr {Yılanlı} Ada kim iki Tuna mâbeyninde tûlu şarkdan garba on mîl ve arzı altı yedi mîl cezîre içre at sineği derdin atlarımız çeküp ve bizler tatarcık sineği ve sivrisinek derdlerin çekerken yol üzre üç {aded} fâhişe avratları uryânen Kili hâkimi bırağup ikisi {sivrisinek derdinden} tulum gibi şişüp mürd olmuş. Biri dahi tulum gibi olmuş, ammâ sinek zahmından sinek gibi vızlayup ancak cânı bir sedd-i ramak kalup "Aleyhi mâ-yestahik" deyü ubûr edüp yine nehr-i Tuna'yı geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 67a ·
metinde göster ·
etmeğile yürüyüşün gerüsü yürümeyüp dîvâr 124a üzre üç yüz aded cengâver serd …
Bir gün Çavuşzâde kolundan bir azîm lağım atıldı ve hayli {dîvâr} yıkılup açıldı velâkin kal‘anın rûy-ı dîvârı irtifâ‘ nihâyetinde olup içerden küffâr def‘-i a‘dâ etmeğile yürüyüşün gerüsü yürümeyüp dîvâr 124a üzre üç yüz aded cengâver serdengeçdi {Semendire} yiğitler kalup gördüler kim askerin gerisi gelmeyüp bunlar ortada kaldılar. Hemân cümlesi yek-dil [ü] yek-cihet olup dal kılıç şehir içre yürüyüp küffâr-ı murdârları şehir içre kovarak kırarak her bir yiğit birer ve ikişer kelle ile hırren fe-hırren ceng ederek bir gayrı gediklerden serdâr-ı mu‘azzam önüne geldiklerinde cümlesine belağan mâ-belağ ihsân [u] in‘âmlar ile tîmâr ve ze‘âmetler ihsân olundu. Bunların akabince derûn-ı hisârdan iki yüz aded kefere ve fecereler taşra amân ile çıkup gitdiler. Bunlara Tatar askeri râst gelüp esîr edüp ol gün bir alay-ı azîm ile seksen bin Tatar ve dör[d] kerre yüz bin atlarıyla kal‘adan top menzili ba‘îd gelüp meks etdiklerinde küffâr bu kadar asker-i İslâm'ı görüp kal‘adan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123b–124a ·
metinde göster ·
… âr câmi‘i Sultân (---) ve Kerpiçli câmi‘ ve Köprü câmi‘i ve Orta câmi‘ 55b ve
Ada
câmi‘i, meşhûr cemâ‘atli cevâmi‘ler bunlardır
Bu şehir cümle otuz aded mihrâbdır, ammâ yedisi câmi‘dir, mâ‘adâsı mahalle mesâcidleridir. Evvelâ Hünkâr câmi‘i Sultân (---) ve Kerpiçli câmi‘ ve Köprü câmi‘i ve Orta câmi‘ 55b ve Ada câmi‘i, meşhûr cemâ‘atli cevâmi‘ler bunlardır
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 55a–55b ·
metinde göster ·
burnunda iken kal‘anın cânib-i garbındaki varoş ile kal‘a mâbeynine bir handak- …
Ve kal‘a bir ada burnunda iken kal‘anın cânib-i garbındaki varoş ile kal‘a mâbeynine bir handak-ı azîm kesüp içinden nehr-i Tuna'yı akıtdı. Hemân kal‘anın vücûdunun cânib-i selâsı Tuna içinde ada kaldı. Ve cânib-i müsellesi şarampavlı handakdır ve ancak cânib-i garba nâzır bir kapusu var varoşa çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46a ·
metinde göster ·
kaldı. Ve cânib-i müsellesi şarampavlı handakdır ve ancak cânib-i garba nâzır b …
Ve kal‘a bir ada burnunda iken kal‘anın cânib-i garbındaki varoş ile kal‘a mâbeynine bir handak-ı azîm kesüp içinden nehr-i Tuna'yı akıtdı. Hemân kal‘anın vücûdunun cânib-i selâsı Tuna içinde ada kaldı. Ve cânib-i müsellesi şarampavlı handakdır ve ancak cânib-i garba nâzır bir kapusu var varoşa çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46a ·
metinde göster ·
… una aşırısı bir azîm adadır kim bir ucu tâ Komaran kal‘asında nihâyet bulur. Bu
ada
tâ burnuna varınca iki konak yerdir. Ol adaya Uyvar tarafından geçüp bu kal‘ayı …
Bu alçak toprak tabyaların gerçi havâleleri yokdur, ammâ beş cânibine 48a toplar komak âsândır. Ammâ bu kal‘anın Tuna aşırısı bir azîm adadır kim bir ucu tâ Komaran kal‘asında nihâyet bulur. Bu ada tâ burnuna varınca iki konak yerdir. Ol adaya Uyvar tarafından geçüp bu kal‘ayı adadan döğmek âsândır, zîrâ ol tarafdan havf u haşyeti olmamak ile hıyel ü şeytanatları yokdur. Ve bu mahalde nehr-i Tuna azdır ve sığdır, cisirler yapmak dahi mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 47b–48a ·
metinde göster ·
… inden çıkılır, gayri yol yokdur, zîrâ bu kal‘a nehr-i Raba ve nehr-i Rabçe içre
ada
gibidir.
Ve cümle üç aded üçer kat cedîd ve metîn ve kavî kapuları var. Evvelâ cenûb tarafına Senmartin kapusu. Ve Ustolni ve Üstürgon kapusu derler, biri biri içre eğri büğrü üç kat sarp kapulardır. Andan girirken handak üzre cisrini adımladım kâmil iki yüz germe adımdır. Andan içeri şehr içre bin adım gidüp cânib-i garba nâzır Varoş kapusudur kim bu dahi eğri büğrü kemerler altından ubûr olunur kapulardır. Üzerleri dağlar gibi toprak yığılı tabyalardır. Bu mezkûr iki kapu kal‘anın bir köşesine vâki‘ olup birisinden girilir ve birisinden çıkılır, gayri yol yokdur, zîrâ bu kal‘a nehr-i Raba ve nehr-i Rabçe içre ada gibidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48a ·
metinde göster ·
… i Tuna üzre bir haşeb gemi direklerinden mebnî olmuş cisrden cümlemiz ubûr edüp
Ada
varoşunda paşayı konağına koyup cümle ağavâta ve altı aded kral vezîrlerine ki …
Bu hâl üzre kal‘a içre bir sâ‘atde kâh şimâle ve kâh cenûba bizi sokak sokak gezdirüp ba‘dehu Beç kal‘asının cânib-i şimâlinde üç kat demir kapulardan taşra yine kütür kütür mehterhânemiz çalarak şehir içi güm güm öterek mezkûr kapudan taşra çıkup nehr-i Tuna üzre bir haşeb gemi direklerinden mebnî olmuş cisrden cümlemiz ubûr edüp Ada varoşunda paşayı konağına koyup cümle ağavâta ve altı aded kral vezîrlerine ki anlar bizi alay ile kulağız olup getirmişlerdi, anlara ve sultânzâdelere paşanın bir ziyâfet-i azîmi olmuşdur kim ta‘âmın misk ü amber râyihasından küffârın ve gayrilerin demâğları mu‘attar oldu. Ba‘de't-ta‘âm kraldan başkomsar ve Meykel tercümân gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55a ·
metinde göster ·
… gânimîn avdet müyesser ede deyüp Beç'den garb tarafına bizim konaklarımız olan
ada
içinde Tuna kenârınca baş yukaru 3 sâ‘at gidüp,
Evvelâ kal‘a-i Beç'den on iki atımla ve dörd nefer abd-i müşterâm ile ve yâr-ı gâr-ı refîk-i kadîmim Hindî Baba Mansûr ile Baba Ahmed Bektaşî ile ve Baba Türâbî Selmânî ile ve İşpanya vezîri (---)(---) ile yedi bin asker ile Beç'den kalkdıkda tevekkülen alallâh deyüp Hudâ-yı Müte‘âl yine sâlimîn ü gânimîn avdet müyesser ede deyüp Beç'den garb tarafına bizim konaklarımız olan ada içinde Tuna kenârınca baş yukaru 3 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73b ·
metinde göster ·
… bâğçe ve müşebbek bostân mahsûldârları cihânı zeyn etmişdir ve kal‘anın yanında
Ada
Bâğı der[ler] bir mesîregâh-ı teferrücgâh yerlerdir kim cânib-i erba‘asın nehr- …
Ve bu kal‘a bir düz çölistânda iki nehr-i azîm kenârında vâki‘ olmak ile varoşundan taşra dârağacı semtine bâğ ve bâğçe ve müşebbek bostân mahsûldârları cihânı zeyn etmişdir ve kal‘anın yanında Ada Bâğı der[ler] bir mesîregâh-ı teferrücgâh yerlerdir kim cânib-i erba‘asın nehr-i Zakova ile nehr-i Tise ihâta etmişdir. Bâğ-ı İrem'den nişân verir bir mesîregâh-ı cinîn-i hadîka-i ravza-i Rıdvânlardır. Bunda dahi şühedâların mezâristânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78a ·
metinde göster ·
… akındadır, ammâ nehr-i Tuna cûş-ı hurûşa gelse bu kal‘a altına Tuna gelüp kal‘a
ada
gibi yerde kalır. Cânib-i erba‘ası bataklık olmak ile gâyet sarp kal‘adır ve is …
Kal‘ası nehr-i Tuna'dan bir sâ‘at yakındadır, ammâ nehr-i Tuna cûş-ı hurûşa gelse bu kal‘a altına Tuna gelüp kal‘a ada gibi yerde kalır. Cânib-i erba‘ası bataklık olmak ile gâyet sarp kal‘adır ve iskelesinin karşu nehr-i Tuna aşırı Budin yolunda Pahşa kal‘asıdır. Ammâ kal‘ası Segedin sancağı hâkinde Eğre kulu aklâmı emînliğidir kim yedi yük akçe hâss-ı iltizâmdır. Ve cümle der-i dîvârları iki kat dolma palankadır. Lâkin iç katında iki aded Şeddâdî binâ çâr-kûşe metîn kal‘a-i ra‘nâları var kim Süleymân Hân feth etdikde küffâr bu kullelere kapanup iki gün harb-i kıtâlden sonra niçeleri kal‘adan kemendler ile firâr ve ber diyâr edüp niçe bini tu‘ma-i şemşîr ve niçe yüzü beste-i zencîr olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 78b ·
metinde göster ·
Ve bu Demirkapu'dan aşağı tâ Fethü'l-islâm kal‘asına varınca nehr-i Tuna içre
ada
adadır. Her adanın araları ikişer ve üçer yüz kadar balık dalyanlarıdır. İki sâ …
Ve bu Demirkapu'dan aşağı tâ Fethü'l-islâm kal‘asına varınca nehr-i Tuna içre ada adadır. Her adanın araları ikişer ve üçer yüz kadar balık dalyanlarıdır. İki sâ‘atlik yere varınca ol mahallin Tuna'sı içinden aslâ bir karış balık bile halâs olmayup elbette sayd olur. Ve Tuna kenârında her ne kadar kal‘alar var ise mevâcibleri bu balık dalyanlarından hâsıl olur. Azîm emânetdir kim Vidin sancağı beğinin yetmiş yük akçe iltizâmındadır. Hattâ Özü kal‘alarının cümle neferâtları dahi bu mukâta‘adan vazîfe-i mu‘ayyenelerin alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 98a ·
metinde göster ·
… ır. İçine bakmağa âdem cür’et edemez. Hemân bu handakdan su aksa yine Kırım bir
ada
olur.
El-hâsıl azîm handakdır kim bir denizden bir denize tûlı bir sâ‘at ve sekiz bin adımdır. İçine bakmağa âdem cür’et edemez. Hemân bu handakdan su aksa yine Kırım bir ada olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 109a ·
metinde göster ·
… çka burnu tarafında niçe harâb kal‘alar vardır, ammâ Ciniviz küffârı asrında bu
ada
ve kal‘aları eyle âbâdân imiş kim cümle iki kerre yüz bin kefere ve fecere leşk …
Bu mahalde Ada-yı Şâhî cirmi ve Kefe eyâleti tamâm oldu. Ve bu Ada-yı Şâhî'nin Çoçka burnu tarafında niçe harâb kal‘alar vardır, ammâ Ciniviz küffârı asrında bu ada ve kal‘aları eyle âbâdân imiş kim cümle iki kerre yüz bin kefere ve fecere leşkeri var imiş. Ba‘dehu niçe yerlerin 146b Timur Leng yıkmış. Hakîr bu kal‘ayı seyr [ü] temâşâ ederken kal‘a-i Taman'dan Hân hazretlerinin azîm askerleri gelüp bu Kızıltaş kal‘ası dibinde cümle Tatar askeri meks edüp bir günde yüz pâre gemiyle Kızıltaş kal‘ası dibinden nehr-i azîm Kuban'ı karşu tarafa geçmeğe cehd eyleyüp cân atdılar, zîrâ gerüden yeni Tatar Hân leşkeri gelir deyü havf ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 146a–146b ·
metinde göster ·
… un ve karpuz Azak bostanlarında olmaz. Ve bu kal‘anın her tarafları bölük bölük
ada
ada olmuşdur. Ve sâfî sazlık ve kamışlıkdır kim içlerinde Urus kayıkları görünm …
Ammâ bu cezîrede olan iri kavun ve karpuz Azak bostanlarında olmaz. Ve bu kal‘anın her tarafları bölük bölük ada ada olmuşdur. Ve sâfî sazlık ve kamışlıkdır kim içlerinde Urus kayıkları görünmez. Bu kal‘ayı dahi seyr [ü] temâşâ edüp andan yine piyâdece buz üzre Ten suları özeklerin geçüp yine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186b ·
metinde göster ·
… e karpuz Azak bostanlarında olmaz. Ve bu kal‘anın her tarafları bölük bölük ada
ada
olmuşdur. Ve sâfî sazlık ve kamışlıkdır kim içlerinde Urus kayıkları görünmez. …
Ammâ bu cezîrede olan iri kavun ve karpuz Azak bostanlarında olmaz. Ve bu kal‘anın her tarafları bölük bölük ada ada olmuşdur. Ve sâfî sazlık ve kamışlıkdır kim içlerinde Urus kayıkları görünmez. Bu kal‘ayı dahi seyr [ü] temâşâ edüp andan yine piyâdece buz üzre Ten suları özeklerin geçüp yine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186b ·
metinde göster ·
… e Ebü'l-feth'in Mora üzre geleceğin ilm-i nücûm kuvvetiyle bilüp Mora vilâyetin
ada
etmek içün bu Gördüs mahallinden kesüp iki Körfez deryâsı boğazların birbirleri …
Ammâ zamân-ı kadîmde bu Gördüs kal‘asının karası olan bir denizden bir denize olan zemîni Venedik krallarından Pirinc-pirim ban nâm bir cudam kefere Ebü'l-feth'in Mora üzre geleceğin ilm-i nücûm kuvvetiyle bilüp Mora vilâyetin ada etmek içün bu Gördüs mahallinden kesüp iki Körfez deryâsı boğazların birbirlerine kavuşdurmağa mübâşeret edüp üç kat handak dahi kesüp handakların iç yüzlerine on aded kal‘a-i metîneler yasamış idi ve iki deryâyı birbirlerine kavuşdurmuş idi. Vilâyet-i Mora umûmen yedi yüz yetmiş mîl ihâta eder bir cezîre-i âsûde-hâl olmuşdu, ammâ "El-abdü yüdebbiru ve Allâhu yukaddiru" ol kral-ı dâll-ı bed-fi‘âl Âl-i Osmân'dan havf edüp bu mahalli kesüp deryâ etmişdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 259a ·
metinde göster ·
… e gibi etmeğe az kalmış. Hemân sehel dahi kayaları kesilse bu kal‘a-i Moton bir
ada
olur, acîb ü garîb himmet edüp kesmişdir.
Mora cezîresinin hâkinde kıbleye karşu bir alçak kayalı yerde leb-i deryâda bir burun üzre binâ olunmuşdur. Yıldızdan lodosa tûlânîce gûyâ surâhî bardak-misâl bir Şeddâdî binâ-yı metîndir kim cânib-i erba‘ası deryâdır, ammâ yıldız tarafında dörd yüz adım seng-i hârâ karaya muttasıl kayadır, ammâ bu taraf iki kat kesme kaya handak-ı azîm vâsi‘dir. Ve bu dörd yüz adım olan kara tarafındaki handakı küffâr 268b ol kadar derk-i gayyâ-vâr amîk etmiş kim kal‘ayı çevirüp cezîre gibi etmeğe az kalmış. Hemân sehel dahi kayaları kesilse bu kal‘a-i Moton bir ada olur, acîb ü garîb himmet edüp kesmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 268a–268b ·
metinde göster ·