anbârı dibinde Kireçcibaşıkapusu'ndan Yenisarây dâ’iren-mâdar on altı kapudur, …
Ve Yenisarây ki Âsitâne-i Dârü's-sa‘âdet'dir, Arpa anbârı dibinde Kireçcibaşıkapusu'ndan Yenisarây dâ’iren-mâdar on altı kapudur, on aded kapusu mekşûfdur, altısı mağlûk kapulardır, hîn-i mahalde küşâde olur hâs kapulardır, âmm kapuları değildir. Bu Yenisarây kal‘ası Ebü'l-feth Gâzî Mehemmed Hân'ındır kim dâ’iren-mâdar cirmi altı bin beş yüz adımdır. Ve Âhûrkapu'dan taşra nev binâ olan tarîk-ı âmm üzre tâ Yedikulle köşesine varınca on bin adımdır ve yedi kapudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15a ·
metinde göster ·
… dır. Bu tâ’ife kemâl-i ma‘rifetlerin şol mertebeye ergürmüşlerdir kim buğday ve
arpa
ve mercimek ve bakla ve pirinc bir yerde mahlût olsa bunlar bir kalbur içre cüm …
Esnâf-ı buğday çalkayıcıyân: Bunların dahi dükkânları etmek furunları ve değirmenlerdir. Neferât 3000 kavmdir, bunlar dahi Mısır fellâhlarıdır. Bu tâ’ife kemâl-i ma‘rifetlerin şol mertebeye ergürmüşlerdir kim buğday ve arpa ve mercimek ve bakla ve pirinc bir yerde mahlût olsa bunlar bir kalbur içre cümlesin birbirinden ayırırlar. Ba‘zı üstâd-ı kâmilleri kalbur içre buğday ve türâbı ayırup çalkaya çalkaya buğdaydan "Lâ ilâhe illallâh" yazar ve "Yâ Şâfî" ve "Yâ Kâfî" yazar, aceb müntehâ ma‘rifet-i sihr-i i‘câzdır. Pîrleri Alî Sâmir'dir, Selmân belin bağladı. Bunların seferde kârları ıstabl-ı 161a sultânîde ve gayrıda at yemleri çalkayup pâk ederler. Bunlar dahi pür-silâh olup kalburlar ile buğday ve arpa çalkayarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160b–161a ·
metinde göster ·
… emleri çalkayup pâk ederler. Bunlar dahi pür-silâh olup kalburlar ile buğday ve
arpa
çalkayarak ubûr ederler.
Esnâf-ı buğday çalkayıcıyân: Bunların dahi dükkânları etmek furunları ve değirmenlerdir. Neferât 3000 kavmdir, bunlar dahi Mısır fellâhlarıdır. Bu tâ’ife kemâl-i ma‘rifetlerin şol mertebeye ergürmüşlerdir kim buğday ve arpa ve mercimek ve bakla ve pirinc bir yerde mahlût olsa bunlar bir kalbur içre cümlesin birbirinden ayırırlar. Ba‘zı üstâd-ı kâmilleri kalbur içre buğday ve türâbı ayırup çalkaya çalkaya buğdaydan "Lâ ilâhe illallâh" yazar ve "Yâ Şâfî" ve "Yâ Kâfî" yazar, aceb müntehâ ma‘rifet-i sihr-i i‘câzdır. Pîrleri Alî Sâmir'dir, Selmân belin bağladı. Bunların seferde kârları ıstabl-ı 161a sultânîde ve gayrıda at yemleri çalkayup pâk ederler. Bunlar dahi pür-silâh olup kalburlar ile buğday ve arpa çalkayarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160b–161a ·
metinde göster ·
… ağın anların yamağı olup seyishâneler üzre dükkânlar edüp harar harar buğday ve
arpa
ölçerek ve halk üzre arpa ve buğday saçarak,
Bunların hakkında Mekke delîlleri "Yâ Karamanî yâ kara îmânî" derler, bî-rahm ribâhor âdemlerdir. Bunların kâr [u] kesbleri gemicilerle olmağın anların yamağı olup seyishâneler üzre dükkânlar edüp harar harar buğday ve arpa ölçerek ve halk üzre arpa ve buğday saçarak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
… eyishâneler üzre dükkânlar edüp harar harar buğday ve arpa ölçerek ve halk üzre
arpa
ve buğday saçarak,
Bunların hakkında Mekke delîlleri "Yâ Karamanî yâ kara îmânî" derler, bî-rahm ribâhor âdemlerdir. Bunların kâr [u] kesbleri gemicilerle olmağın anların yamağı olup seyishâneler üzre dükkânlar edüp harar harar buğday ve arpa ölçerek ve halk üzre arpa ve buğday saçarak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
anbârı emîni: Ağaları birdir, neferâtları ve keyyâlleri ve hammâlları cümle alt …
On altıncı, arpa anbârı emîni: Ağaları birdir, neferâtları ve keyyâlleri ve hammâlları cümle altı yüz âdemdir. Anbârı Emînönü'nde leb-i deryâda başka bir küçük kal‘acıkdır. Cânib-i erba‘asında bedenleri ve leb-i deryâda şimâle nâzır bir demir kapusu vardır. Senede üç yüz gemi arpa gelüp bu anbâra dâhil olup ta‘[y]înât verilür azîm dâhiye-i kübrâ masârıfdır. Emîni ve nâzırı ve on iki aded kâtiblerinin başka dîvânların yeri vardır. Cemî‘i re’îsânlar ile muhâsebe görürler. Bunlar dahi cümle pür-silâh olup arabalar üzre halka arpa nisâr ederek alay ile ubûr ederler, seferde lâzımlı emîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177a ·
metinde göster ·
… nleri ve leb-i deryâda şimâle nâzır bir demir kapusu vardır. Senede üç yüz gemi
arpa
gelüp bu anbâra dâhil olup ta‘[y]înât verilür azîm dâhiye-i kübrâ masârıfdır. E …
On altıncı, arpa anbârı emîni: Ağaları birdir, neferâtları ve keyyâlleri ve hammâlları cümle altı yüz âdemdir. Anbârı Emînönü'nde leb-i deryâda başka bir küçük kal‘acıkdır. Cânib-i erba‘asında bedenleri ve leb-i deryâda şimâle nâzır bir demir kapusu vardır. Senede üç yüz gemi arpa gelüp bu anbâra dâhil olup ta‘[y]înât verilür azîm dâhiye-i kübrâ masârıfdır. Emîni ve nâzırı ve on iki aded kâtiblerinin başka dîvânların yeri vardır. Cemî‘i re’îsânlar ile muhâsebe görürler. Bunlar dahi cümle pür-silâh olup arabalar üzre halka arpa nisâr ederek alay ile ubûr ederler, seferde lâzımlı emîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177a ·
metinde göster ·
… lar ile muhâsebe görürler. Bunlar dahi cümle pür-silâh olup arabalar üzre halka
arpa
nisâr ederek alay ile ubûr ederler, seferde lâzımlı emîndir.
On altıncı, arpa anbârı emîni: Ağaları birdir, neferâtları ve keyyâlleri ve hammâlları cümle altı yüz âdemdir. Anbârı Emînönü'nde leb-i deryâda başka bir küçük kal‘acıkdır. Cânib-i erba‘asında bedenleri ve leb-i deryâda şimâle nâzır bir demir kapusu vardır. Senede üç yüz gemi arpa gelüp bu anbâra dâhil olup ta‘[y]înât verilür azîm dâhiye-i kübrâ masârıfdır. Emîni ve nâzırı ve on iki aded kâtiblerinin başka dîvânların yeri vardır. Cemî‘i re’îsânlar ile muhâsebe görürler. Bunlar dahi cümle pür-silâh olup arabalar üzre halka arpa nisâr ederek alay ile ubûr ederler, seferde lâzımlı emîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177a ·
metinde göster ·
… ısıca ve ne tostagansa ve ne elma suyu ve ne bal suyu ve ne mübtecel suyu ve ne
arpa
suyu ve ne darçın suyu ve ne kibrît suyu ve ne göydürme suyu (---)(---) ve ne …
Hakîr bu kadar âlüfte ve âşüfteler ile meyhâne ve bozahâne ve kahvehâne yasdandık, Hak Sübhânehû ve Ta‘âlâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtdır kim bu kutu bozasıyla ve Mısır'ın pirinc subyasıyla ve Kırım'da maksıma derler bir gûne yine kutu bozasına benzer bir bozadır, bu üçünden gayrı içmek müyesser olmamışdır kim rahm-ı mâderden müştak olalı me’kûlât [ü] meşrûbâtın mükeyyifâtlarından ömrüm içinde ne tütün, ne kahve, ne çay ve ne bâdyân ve ne kışır ve ne sa‘leb ve ne mahleb ve ne pivo ve ne med ve ne şarâb ve ne şarâb-ı nâb ve ne vişnâb ne nâr şarâbı ve ne hurmâ şarâbı ve ne dud şarâbı ve ne karpuz şarâbı ve ne koknâr şarâbı ve ne avşıla şarâbı ve ne ipsime şarâbı ve ne ıslama şarâbı ve ne mavuza şarâbı ve ne bedevine şarâbı (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve ne müselles şarâbı ve ne misket şarâbı ve ne fışfış şarâbı ne nârdenk şarâbı ve ne bozon şarâbı ve ne hümül şarâbı ve ne rakı ve ne gülefsen ve ne horilka ve ne firna ve ne sudina ve ne poloniyye ve ne hardaliyye ve ne ramazâniyye ve ne imâmiyye ve ne boza ve ne talkan ve ne kurut ve ne yazma ve ne kımız ve ne balısıca ve ne tostagansa ve ne elma suyu ve ne bal suyu ve ne mübtecel suyu ve ne arpa suyu ve ne darçın suyu ve ne kibrît suyu ve ne göydürme suyu (---)(---) ve ne afyon ne berş, ne nûşdâr, ne cevâriş, ne mukîm, ne Bayrampaşa habbı, ne şarâbiyye, ne benglik, ne kara pehlivân, ne habb-ı uşşâkî ve ne habb-ı rahîkî ve ne habb-ı safâyî ve ne habb-ı cedvâr ve ne habb-ı şifâ ve ne habb-ı şâhî, ne habb-ı ferah ne ma‘cûn-ı kâkvîh ve ne ma‘cûn-ı cihân-bahş ve ne ma‘cûn-ı dil-şâd ve ne ma‘cûn-ı kaysûn ve ne ma‘cûn-ı miş ve ne ma‘cûn-ı felâsife ve ne ma‘cûn-ı pîrecân ve ne ma‘cûn-ı dil-küşâ (---)(---)(---)(---) ancak dilber-lebi ma‘cûnuna mübtelâ olup sîm-i hâlis hokka dehânından devâ-yı inşirâh-ı sadr içün gâhî be-gâhî kimesnenin haber [u] âgâhı yok iken bu hakîr dilber ma‘cûnun isti‘mâl ederiz. Pederimiz merhûm dahi bu keyf ile âlûde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… Bu gemi re’isleri kayalar üzre olan kuyu ağızlarında re‘âyâlardan arabalar ile
arpa
ve buğdayı alup kuyulara döküp aşağıda gemi anbârlarına dökülüp buğday ile mâl- …
Bu tekyenin yemîn u yesârında kayalar üzre niçe yüz kuyu delikleri vardır. Bu cümle kayalar evc-i âsumâna çıkmak ile kûh-ı bî-sütûn-misâl altları serâpâ boşdur. Deryâ döğer limânlardır. Yüzer arşın alabur direğiyle gemiler kayaların altına girüp demir bırağup yatarlar. Bu gemi re’isleri kayalar üzre olan kuyu ağızlarında re‘âyâlardan arabalar ile arpa ve buğdayı alup kuyulara döküp aşağıda gemi anbârlarına dökülüp buğday ile mâl-â-mâl olur. Bu kuyuları zamân-ı kadîmde Ferhâd-vâr kefereler kazup gemiler yanaşır garîb ve acîb temâşâgâhdır kim bir diyâra mahsûs değildir. Zîrâ bu gemilere çuvallar ile arpa ve buğday ve gayrı metâ‘ indirmek mümkün değildir. Her tarafdan üçer dörder sâ‘at ba‘îd yolları vardır. Anlardan dahi piyâde âdem keçi gibi tırmaşup sarmaşup çıkmağa muhtâcdır. Karadeniz sahilinde dâiren-mâdâr böyle evc-i semâya ser çekmiş kûh-i bî-sütûn-misâl kayalar yokdur. Lodos rûzgârı ve kıble ve gün doğusu fırtınası bu kayalara urdukda ra‘d-vâr gürleyüp Silistre kurbunda Afalatar ve Alhanlar bir konak yerdir, gürüldüsü tâ Alhanlar'da istimâ‘ olunur, böyle kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş kûh-ı bülendlerdir. Kayalarda şahin ve zağanos ve miskî kartal âşiyânları var kim her bir kartal birer koyun kadar vardır. Ba‘zı âdemler tekyede kurbânlar edüp miskî kartallara bezl ederler. Ba‘zı âdemlerin kurbânın yerler, hâcet kabûl derler ba‘zı kurbânları aslâ yemezler kabûl olmadı derler, efvâh-ı âlemde böyle şâyi‘dir. Ve bu Keliğra Sultân'ın niçe yüz menâkıbı vardır ammâ ihtisar üzre tahrîr etdik. Ve bu tekyeye karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267b ·
metinde göster ·
… acîb temâşâgâhdır kim bir diyâra mahsûs değildir. Zîrâ bu gemilere çuvallar ile
arpa
ve buğday ve gayrı metâ‘ indirmek mümkün değildir. Her tarafdan üçer dörder sâ‘ …
Bu tekyenin yemîn u yesârında kayalar üzre niçe yüz kuyu delikleri vardır. Bu cümle kayalar evc-i âsumâna çıkmak ile kûh-ı bî-sütûn-misâl altları serâpâ boşdur. Deryâ döğer limânlardır. Yüzer arşın alabur direğiyle gemiler kayaların altına girüp demir bırağup yatarlar. Bu gemi re’isleri kayalar üzre olan kuyu ağızlarında re‘âyâlardan arabalar ile arpa ve buğdayı alup kuyulara döküp aşağıda gemi anbârlarına dökülüp buğday ile mâl-â-mâl olur. Bu kuyuları zamân-ı kadîmde Ferhâd-vâr kefereler kazup gemiler yanaşır garîb ve acîb temâşâgâhdır kim bir diyâra mahsûs değildir. Zîrâ bu gemilere çuvallar ile arpa ve buğday ve gayrı metâ‘ indirmek mümkün değildir. Her tarafdan üçer dörder sâ‘at ba‘îd yolları vardır. Anlardan dahi piyâde âdem keçi gibi tırmaşup sarmaşup çıkmağa muhtâcdır. Karadeniz sahilinde dâiren-mâdâr böyle evc-i semâya ser çekmiş kûh-i bî-sütûn-misâl kayalar yokdur. Lodos rûzgârı ve kıble ve gün doğusu fırtınası bu kayalara urdukda ra‘d-vâr gürleyüp Silistre kurbunda Afalatar ve Alhanlar bir konak yerdir, gürüldüsü tâ Alhanlar'da istimâ‘ olunur, böyle kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş kûh-ı bülendlerdir. Kayalarda şahin ve zağanos ve miskî kartal âşiyânları var kim her bir kartal birer koyun kadar vardır. Ba‘zı âdemler tekyede kurbânlar edüp miskî kartallara bezl ederler. Ba‘zı âdemlerin kurbânın yerler, hâcet kabûl derler ba‘zı kurbânları aslâ yemezler kabûl olmadı derler, efvâh-ı âlemde böyle şâyi‘dir. Ve bu Keliğra Sultân'ın niçe yüz menâkıbı vardır ammâ ihtisar üzre tahrîr etdik. Ve bu tekyeye karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267b ·
metinde göster ·
… --) batmandır. Beş somarı bir guruşadır. İki at yemi bir akçeyedir ve bir somar
arpa
(---) akçeyedir ve bir vukıyye beş dâne hâs ve beyaz ekmek bir akçedir. Koyun e …
Bu şehr-i ma‘mûr ol kadar ucuzlukdur kim âlü'l-âl deve dişi buğdâyın bir somarı (---) batmandır. Beş somarı bir guruşadır. İki at yemi bir akçeyedir ve bir somar arpa (---) akçeyedir ve bir vukıyye beş dâne hâs ve beyaz ekmek bir akçedir. Koyun eti iki akçeye, sığır eti bir akçeye ve bir tavuk bir akçeye ve kırk yumurta bir akçeye ve bir güvercin palazı bir akçeye, yüz dirhem yağlı kâhi ve katmer çörek bir akçeye. Sâ’ir me’kûlâtları dahi ana kıyâs oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 288b ·
metinde göster ·
… yezîd Hân'da vilâyet-i Âl-i Osmân'ın dâr [u] diyârların harâb u yebâb ederek tâ
Arpa
Çukuru nâmıyla ma‘rûf olan Sivas'a gelince yedi eyâlet yeri kabza-i tasarrufa a …
Galat-ı meşhûr üzre elsine-i nâsda Ahıska, Ahkıska ve Ahçıska ve Akıska ve Akhısha {ve Akısha} derler. Zîrâ cânib-i erba‘asında elsîne-i muhtelife tekellüm eder benî Âdem çok olmağıla her biri bir lehce ile nâm komuşlardır ammâ Defterhâne-i pâdişâhîde "Eyâlet-i Çıldır'a mutasarrıf vezîrim fülân paşa" deyü tahrîr olunur. İbtidâ bu kal‘a-i metînin bânîsi sâhib-i eyvân, tâk-i kisrâ Enûşirvân-ı Gürcîstân'dır kim Hazret-i Resûl-i Kibriyâ Muhammedü'l-Mustafâ sa‘âdetle rahm-i mâderden müştakk olup bu edîm-i arza kadem basdıkda bu Enûşirvân üstâd-ı kâmil kâhin idi. "Hây! Âhir zamân Muhammedi sâhib-i hurûc bu gice zuhûr etdi" deyü bu kal‘a esâsına mübâşeret etdüğü İskender târîhinden Vilâdet-i Resûlullah'a gelince 882 sene olmuşdu kim bu kal‘a binâ olunup ol kadar imâristân oldu kim Enûşirvân her sene Bağdâd-ı behişt-âbâddan gelüp bu Ahıçka'da altı ay yaylağ faslı ederdi. Zîrâ hâlâ âb [u] hevâsı latîfdir. Andan sonra bu kal‘a üzre niçe bin mülûk tama‘a düşüp mâlik-i Ahıçka 321a oldukların biz mâ-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek bir mücelled kitâb olur. Ancak be-kavl-i târîh-i Şerefnâme, hicret-i Nebeviyye'nin sene (---) târîhinde Âl-i Emevîden Hişâm b. Abdülmelik hazretleri Şâm'dan deryâ-misâl asker ile Haleb ve Ayntâb ve Mar‘aş ve Malatıyye ve Diyârbekir ve Erzurûm kılâ‘ların feth ederek gelüp bu kal‘a-i Ahıçka'yı feth edüp ibtidâ dârü'l-mülk-i İslâm sedd-i Gürcîstân olan bu kal‘a-i Ahıçka'dır, andan asâkir-i bî-pâyân gönderüp Tiflis [u] Tomanis ve Gence ve Şirvân ve Bâbü'l-ebvâb'ı ve vilâyet-i Dağıstân'ı cümle feth edüp İslâm ile müşerref eden Emîrü'l-mü’minîn Halîfe Hişâm'dır. Andan yine dârü'l-mülkü olan Şâm-ı cennet-meşâma müteveccih oldular. Andan yine tâ’ife-i Gürcîstân istilâ etdi. Andan Azerbaycân şâhlarından Karakoyunlu Kara Yûsuf Şâh, mâlik oldu. Timur Hân sâhib-i hurûc olup Kara Yûsuf üzre geldikde Kara Yûsuf, salâbet-i Timur'a tâkat getiremeyüp Kara Yûsuf Âl-i Osmân'dan Yıldırım Bâyezîd Hân'a firâr edüp ba‘dehû bu kal‘a-i Ahıçka'ya Sultân Uzun Hasan mâlik oldu. Ba‘dehû Timur Uzun Hasan Şâh üzre geldikde Hasan Şâh âkılâne hareket edüp Timur-ı bî-nûrun pây-i semendine yüz sürüp rikâbında piyâde yürüyen on bir pâdişâh ile berâber Hasan Şâh dahi yürüyüp Hasan Şâh'a yine vilâyet-i Azerbaycân'ı ihsân edüp nehb [u] gâret etmedi. Andan sonra devlet-i Azerbaycân Şeyh Safî evlâdlarından şâh-ı İrân-zemîn olan Şâh İsmâ‘îl destine girüp bu Ahıska'yı yaylağ edüp cemî‘î Gürcîstân tümenin kendüye mutî‘ [u] münkâd edüp asr-ı Bâyezîd Hân'da vilâyet-i Âl-i Osmân'ın dâr [u] diyârların harâb u yebâb ederek tâ Arpa Çukuru nâmıyla ma‘rûf olan Sivas'a gelince yedi eyâlet yeri kabza-i tasarrufa aldı. Ol asrda Şehzâde Selîm Hân-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimi idi. Kağan arslan gibi şâh-ı bed-fi‘âl askerinin kâhîce ardın alup tîğ-i Selîm'den geçirirdi. Cenâb-ı Bârî yârî kılup taht-ı Âl-i Osmân, Selîm Hân'a erzânî oldukda ibtidâ Niyyetü'l-gazâ! deyüp Şâh İsmâ‘îl üzre deryâ-misâl asker ile gelüp bu Çıldır sahrâsında bir ceng [ü] savaş-ı perhâş edüp yüz bin kızılbaş-ı evbâş, sürhserânların serleri seyf-i Muhammedî ile tırâş olup ancak Şâh kuş cânıyla cân atup cânib-i Azerbaycân'a cân düşürüp halâs olduğu cemî‘î tevârîh-i Âl-i Osmân'da mestûrdur kim tahrîri lâzım değildir. Andan Selîm Hân bu kal‘a-i Ahıska'yı feth eyleyüp cümle Gürcîstân'ı mutî‘ [u] münkâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 320b–321a ·
metinde göster ·
… n tulû‘ edüp niçe kılâ‘ [u] büleydelere râst gelüp cânib-i şarka cereyân ederek
Arpa
çayıyla Ağrı dağı mahallinde nehr-i Zengî'ye mahlût olur. Bu kal‘a-i Kağızmân d …
Evsâf-ı kal‘a-i Kağızmân hâk-i Azerbaycân: Nehr-i Araz'ın cânib-i kıblesi umûmen kılâ‘ [u] büldânları Azerbaycân hudûdu add olunur. Zîrâ bu mahalle nehr-i Araz cânib-i garbda Bingöl yaylağından tulû‘ edüp niçe kılâ‘ [u] büleydelere râst gelüp cânib-i şarka cereyân ederek Arpa çayıyla Ağrı dağı mahallinde nehr-i Zengî'ye mahlût olur. Bu kal‘a-i Kağızmân dahi Araz'ın karşu kıble tarafında olmağıla Azerbaycân hudûdundadır, ammâ Âl-i Osmân'ın Kars eyâletidir. Enûşirvân'ın kızlarından bir duhter-i pâkize ahterinin binâsı olmağıla anın ismiyle müsemmâ bir kal‘adır. Niçe mülûk destine girüp âhir Uzun Hasan Şâh destine, andan Şâh İsmâ‘îl destinden sene (---) târîhinde Süleymân'a itâ‘at edüp Kars eyâletinde başka sancak beği tahtıdır. Beğinin hâsı kânûn üzre 200.000 akçedir. Ze‘âmet 9 ve timar 178, alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Cümle tokuz yüz asker olur ve yüz elli akçe kazâdır. Dizdârı ve üç yüz kal‘a neferâtları vardır. Vazîfe-i mu‘ayyeneleri tuzlalarından hâsıl olur. Kal‘anın cânib-i garbîsinde tuzla-yı azîm ve me‘âdin-i kavîdir ve değirman taşı ma‘deni vardır. Acem'e ve Erzurûm'a ve sâ’ir diyârlara seng-i âsiyâb bu Kağızmân dağlarından gider. Ve yara taşı, cerrâhlar merhem-i Süleymânî edüp yaraya ve bereye korlar, mücerrebdir. Ve kuyumcular böresi ve berber bileğisi ve sümüger taşı, ya‘nî kayağan taşı ma‘deni bu Kağızmân dağlarında hâsıl olup kal‘a neferâtlarına mahsûlü kânûn üzre aklâm kayd olunmuşdur. İki yerde altun ve gümüş ma‘denleri vardır. Ammâ hâsılı harcına kifâyet etmediğinden hâlâ mu‘attaldır. Ve'l-hâsıl cümle on bir me‘âdin vardır. Kal‘ası, sâhil-i Araz'da bir bayır yüzünde Şeddâdî binâ-yı metîn ve şekl-i murabba‘ bir kal‘acıkdır. İçinde Süleymân Hân câmi‘i var. Ve cümle zîr ü bâlâsında yedi yüz hâne-i muhtasarı vardır. Câmi‘leri ve hânı ve hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Bender şehir değildir, ancak serhaddir. Revânın cânib-i garbîsinde nümâyân olan Ağrı dağı bu Kağızmân'a karîbdir kim memdûh-ı âfâk kûhların birisi dahi bu cebel-i Ağrı'dır. Terekeme Türkmânlarına yaylakdır. Ve bu Kağızmân Araz kenarında olmağıla âb [u] hevâsı sehl-i sevâhile karîb olup câ-be-câ bâğ u bâğçeleri vardır. Ve halûk ve halîm ve selîm ahâlîsi ve câ-be-câ mahbûbeleri vardır. Ekseriyyâ levendâtları Acem mânîsi teğannî ederler, hoş-âvâz ve hoş-tab‘ kimesneleri vardır. Bu şehre Kars a‘yânlarıyla {Kağızmân'a} dâhil oldukda beğinin dîvânına cümlemiz hâzır olup 325a Kars kullarıyla Kağızmân kullarımız azîm mücâdeleleri geçüp Kağızmân ağaları yemîn billah edüp "Biz Acem kârbânına dest-dırâzlık etmedik. Ancak kânûnumuz üzre bâcımız alırız" deyü inkâr ile cevâp verüp hakîr destimizde olan buyurdı-yı şerîfler ile Kağızmân ağalarından Hasan Ağa'yı ve Çalık Safer Ağa'yı ve yedi ağa dahi alup "inkâr etdiklerine göre isbât-ı vücûd etsinler" deyü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 324b–325a ·
metinde göster ·
… rmiş kim kat-ender-kat mağâra-i azîmlerdir. Hak Te‘âlâ bu kavme azâb edüp cümle
arpa
ve buğday ve pirinçleri ve zeytûnları cümle taş olmuşdur. Ol derenin içi mâl-â- …
Karye-i Mağâr: Sıfet hâkinde yüz hâneli Timâni köyüdür. Bu mahallerde bir kayalı derelerde Benî İsrâ‘îl şehirlerinden şehr-i Hayyân nâm bir şehir var imiş. Lâkin cümle mağârlarda sâkinlermiş kim kat-ender-kat mağâra-i azîmlerdir. Hak Te‘âlâ bu kavme azâb edüp cümle arpa ve buğday ve pirinçleri ve zeytûnları cümle taş olmuşdur. Ol derenin içi mâl-â-mâl hurda taş pirinçdir, hacerü'r-revz derler. Hukemâlar ishâl olmuş kimesne ma‘cûnuna idhâl edüp zahîr marazından bile halâs olur. Ve taş olan zeytûnlarına zeytûnu'l-Yahûd ve haceru'l-Yahûd derler. Aynı zeytûn cirminde ve şeklinde bir sengîn taşdır. Mesâne marazına mübtelâ olanlara bu haceru'l-Yahûd gülâb ile bileğiye sürüp ezilir. Ol sudan aç karnına bir mesâne zahmına mübtelâ olan kimesne nûş etse mesânesi yolu açılup râhat ile tebevvül eyleye. Ammâ çok isti‘mâl ederse sidiğin dutamaz olup selisü'l-bevle mübtelâ olur. Gâyet ihtirâz lâzımdır. Bu haceru'l-Yahûd'u Rûm'a, Arab ve Acem'e ve diyâr-i Hindistân'a götürür başka tüccârları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 44a ·
metinde göster ·
… e tekâ‘üd edüp Murtezâ Paşa efendimiz beher yevm yüzer koyun ve beşer yüz somar
arpa
ve onar bin nân ve sâ’ir sebzevât ve gayri me’kûlât [u] meşrûbâtdan mâ‘adâ şeke …
Hamd-i Hudâ sıhhat [ü] selâmetle şehr-i Sivas'a dâhil olup Kara Murtezâ Paşa efendimizle yine müşerref olup cân sohbetleri edüp niçe gûne seyr [u] temâşâlar edüp niçe bin ahvâl-i pür-melâle vâkıf olduk. Âkıbet Murtezâ Paşa efendimiz bir kevkeb u baht-ı sa‘âdet sâhibi vezîr-i âlî-şân olmağıla Âsitâne tarafından Sadrıa‘zam Kara Murâd Paşa mühür sâhibi olur deyü havfa düşüp gâh Azağ'a gâh Kazağ'a ve gâh Silifke ve Kars'a atmak murâd edindikde Murtezâ Paşa dahi Âsitâne tarafında Koca Vâlide Sultân'a ve kızlarağasına yigirmişer bin altun gönderüp kendüyi der-i devlete getirdmeğe amel etdi. Bu mahalde Melek Ahmed Paşa efendimiz dahi eyâlet-i Bağdâd'dan ma‘zûlen Sivas'a dâhil olup evvelki Bağdâd'a gidişimizi yâd edüp "Hayfâ kim Bağdâd henüz yeniçeriler zulmünden harâb olmadadır" deyü te’essüf çeküp üç gün ol zemistânda şehr-i Sivas içre tekâ‘üd edüp Murtezâ Paşa efendimiz beher yevm yüzer koyun ve beşer yüz somar arpa ve onar bin nân ve sâ’ir sebzevât ve gayri me’kûlât [u] meşrûbâtdan mâ‘adâ şeker ve kahve ve misk u amber-i hâm ve za‘ferân u şem‘-i aseline varınca ta‘yînâtın verüp üç kerre ziyâfet-i azîm edüp birer İbrâhîm Hân kürkü geydirüp birer zerrîn rahtlı ve sîm zeynli küheylân atlar hedâyâ çeküp Melek Paşa'ya Murtezâ Paşa i‘zâz [u] ikrâm ederdi. Vedâ‘dan bir gün mukaddem Melek Paşa'ya beş katâr-ı katır raht [u] bisâtlarıyla keşîde edüp Melek Paşa Murtezâ Paşa emîrâhûruna bir semmûr kürk giydirdi ve Melek Ahmed Paşa dahi Murtezâ Paşa'yı hânesine da‘vet edüp bir ziyâfet-i âlî etmişdir kim diller ile ta‘bîr olunup kalemler ile tahrîr olunmaz. Bu ziyâfet mahallinde âsitâne tarafından Murtezâ Paşa efendimizin ulağı Tatar Aliş gelüp ma‘zûllük haberi getirüp Murtezâ memnûn oldu ve ertesi Melek Ahmed Paşa vedâ‘laşup gitdükde hakîr beş sâ‘at bile gidüp anlar Yenişehir'e gitdiler. Hakîr yine Sivas'a gelüp tedârik-i râh görmeğe mukayyed iken âsitâne-i sa‘âdet tarafından Şâm-ı Tarabulus'dan ma‘zûl Hamâlı Arnavud Mehemmed Paşa'ya Sivas-ı Rûm eyâleti ihsân olunup sene (---) târîhinde mâh-ı (---) gurresinde müsellim gelüp dîvân-ı pâdişâhîde Murtezâ Paşa emr-i şâhîyi kırâ’at etdirüp "Bu mansıb-ı dünyâ bir el destmâli-misâl elden ele gezer. Paşa karındaşımıza Allah mübârek eyleye!" deyü Müsellim Kâfirzâdeye bir semmûr lipâçe geydirüp cümle a‘yân-i vilâyet müsellimi alup gitdiler. Paşa sarâyda on gün dahi meks edüp cemî‘i levâzımâtların görüp konakçıyla doğru Eskişehir'e gidüp eyâlet-i Sivas'a cümle sekiz ay mutasarrıf olmuşuzdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 90a ·
metinde göster ·
… şi Hotin seferine buradan geçerken Nakîbü'l-eşrâf Gulâmî Efendi'den üç yüz kile
arpa
verüp Emir kapusuna çıkup on bir kişi şecere aldık. On bir kişiden yedi kişi ka …
Sebeb-i tesmiyesi oldur kim sene (---) târîhinde Yıldırım Hân asrında Alî nâm vezîr-i hümâm feth ederken vefret üzre meşakkat çekilüp "Şu Şumnı feth olmayup kaldı" deyü nefes etdüğü dem kal‘adan vere bayrakları zâhir olup Bulkar keferesi elinden dest-i İslâm'a girüp memâlik-i İslâm'a zem olunup ismi Şumnı kaldı. Ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Hâlâ kal‘ası şehrin hâ’ilinde bir türâblı püşte üzre şekl-i murabba‘dan tûlânice câ-be-câ rahnedâr olmuş ve derûn [u] bîrûnı harâbe yüz tutmuş hâne ve dizdârsız kal‘a-i mu‘attaldır. Ammâ aşağı şehri ma‘mûrdur. Kânûn-ı Süleymân Hân üzre Özü eyâletinde Nigebolı sancağı hudûdunda subaşılıkdır. Ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Vefâlı Emîr nâm bir mahkeme şâkird ve cümle halk andan şâkir fuzalâ’ü'd-dehr'den bir kadısı var idi kim beyne'l-akrân nazîri yok idi. Kazasında cümle (---) aded kurâ-yı ma‘mûrlardır. Müftî ve nakîbi vardır. Zîrâ sâdât-ı kirâmı ve müteseyyidi gâyetü'l-gâye çokdur kim {hadîs}Arapça hadîsi 111b la‘netin kabûl edüp medhûl-i nâs olmuş Kalmuk Tatarı gözlü ve İznik çinisi gibi gök gözlü zehr-i mâr sözlü nûrsuz yüzlü hâşâ emîrleri var. Hattâ bir da‘vâ ile bir emîr Melek Ahmed Paşa huzûruna gelüp ifrât üzre bir feryâd [u] figân edüp "Ceddim rufuçun bu ev benim aba ve dedelerimden kalmışdır" deyü ceddine yemîn edüp vakfullah hâneyi mülk-i mevrûsumdur, deyü feryâd ile dîvânı kapatdı. Gınâyî Efendi eydür: "Adam sen yeni emîr olmuşa benzersin. Zîrâ tezvîr da‘vâya yapışdın" dedikde hemân "Behey Efendi Sultân Osmân kişi Hotin seferine buradan geçerken Nakîbü'l-eşrâf Gulâmî Efendi'den üç yüz kile arpa verüp Emir kapusuna çıkup on bir kişi şecere aldık. On bir kişiden yedi kişi kaldık. Hani benim gibi eski emir" deyince Paşa "Ya öbür yoldaşların kandedir. Anları kande bulalım" dedikde "İşte bunlardır" deyü beş kişi gösterüp beşini dahi ve kendüyi dahi aslâ söyletmeyüp haps edüp hânelerin basup sahte şecerelerin getirüp başlarından destârların alup ahâlî-i vilâyetden ahvâlleri su’âl olundukda ıkrârları üzre müteseyyidlikleri isbât olunup yedişer yıllık tekâlîf-i örfiyyeyi vermek {üzre} akrabâ-yı ta‘allukâtlarıyla kırk yedi nefer kimesneye hükm olunup izn-i şer‘îyle destârı alınup sicill-i şer‘-i mübînde re‘âyâ kayd olunup bu gûne müteseyyidi çok şehr-i Şumnu'dur. Hudâ ıslâh ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 111a–111b ·
metinde göster ·
… n aç kaldılar. Hikmet-i Hudâ bu hakîr câmi‘in minâresine çıkam derken bir çuval
arpa
ve bir garar saman bulup atlarım ıyd-ı adhâ etdi. Bu kurâ halkı dahi şâhsevenle …
Menzil-i karye-i Hasan Badrak: Bu Malatıyye hudûdunda iki yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir hânlı ma‘mûr karyedir. Ammâ şiddet-i şitâ olmağile askerin tekâlîfine tahammül edemeyeceklerini bilüp {ehl-i beled} evlerin mâllarıyla bırağup dağlara firâr etmişlerdi. Cümle asâkir-i Melek Ahmed Paşa bunda hayli zahmet çeküp atlar sabahdan aç kaldılar. Hikmet-i Hudâ bu hakîr câmi‘in minâresine çıkam derken bir çuval arpa ve bir garar saman bulup atlarım ıyd-ı adhâ etdi. Bu kurâ halkı dahi şâhsevenlerdir. Ammâ câmi‘i Sultân Uzun Hasan'ın olmak ile Hasan Badrık derler. Türkman mâbeyninde Sultân Hasan'a Badrık lakab komuşlardır. Zîrâ sene (---) târîhinde Tercân sahrâsında Uzun Hasan Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Gâzî ile ceng-i azîm edüp iki kerre yüz bin âdemi dendân-ı tîğ-ı Mehemmed Hân'dan geçüp yüz bini esîr-i pây-beste olup hatta oğlu Ya‘kûb Şâh da esîr oldu. Uzun Hasan Şâh-ı gümrâh yetmiş âdem ile firâr edüp cânib-i Âzerbaycân'da halâs edüp inhidâmına târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192b ·
metinde göster ·
bahânesin edüp taşrada nişlersin. Bu kal‘anın adı nedir?" Gulâm-ı mazlûm "Kefin …
"Hây kâfir! Huddâmın yok mudur? Arpa bahânesin edüp taşrada nişlersin. Bu kal‘anın adı nedir?" Gulâm-ı mazlûm "Kefindir kal‘ası derler" der. "Tiz Kara Alî! Bunun kefenin boynuna ur." dedikde Cellâd Kara Alî fakîr Hüsrev gulâmın kellesin teninden cüdâ edüp kal‘a-i Kefindir cenbinde kefenine sarup defn idince vakt-i gurûbdan ta vakt-i Şâfi‘îye varınca ol hürr-i şehîd Hüsrev gulâmın kabri üzre alâ mele’i'n-nâs nûr yağdığın Murâd Hân dahi görüp üç yüz altun verüp merhûm Hüsrev Ağa üzre bir kabr-i muhteşem etmişdir kim gûyâ bir âsitâne-i kibâr-ı kümmelîndir. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 221a ·
metinde göster ·
… me olmuş sarhoş gibi yürür ve elmacık ta‘bîr etdikleri kemiklerine ikişer tobra
arpa
asmış. Ol fakîr at ise âhirete kadem basmış. Yine böyle iken esb-i lâğarın karn …
Hakîr eyitdim: "Ayâ bu hây hûy şakâ-yı bî-ma‘nî ve şütür-kürbe-i bî-mezâk-ı mâlâ-ya‘nî ne ola?" deyü ileri vardım. Manzara-i ibret-nümâ-yı garîb, bir hey’et-i garîb ü acîb ve kerîhü'l-manzar bir Kürd âdemi başında usfûr âşiyânı olacak mertebe dırâz[en] dırâz bir destârı var. Ancak meş‘ale topu olmağa lâyık sarı ve kırmızı ve mavi ve yeşil ve beyâz sakalı var, ta kemerine inmiş ve kendisi bir esb-i lâğara binmiş ve eline bir mefret yılan almış. Altında fakîr esb-i şâh-ı gedâya yılan ile tâziyâne edüp urur, ammâ fakîr bârgîr bir adım atar ammâ öbür adımın âhirete atmak ister. Ağzının salyaları çeşme-sâr gibi ağar ve gözünün aslâ ve kat‘â feri kalmamış, çâr pâsı gûyâ nâne çöpü olmuş, cemî‘i üstühânları birer birer sayılır. Sağına ve soluna serâsime olmuş sarhoş gibi yürür ve elmacık ta‘bîr etdikleri kemiklerine ikişer tobra arpa asmış. Ol fakîr at ise âhirete kadem basmış. Yine böyle iken esb-i lâğarın karnına üzengi urur, kâh yılandan kamçı urur, kâhî iner kâhî biner, gûyâ bu herîf ü zarîf gûnâ-gûn lu‘bedebâzlık eder. Anınçün cümle halk buna hande eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 221b ·
metinde göster ·
ve buğday ve darı ve çeltikli pirinç ve bakla ve mercimek ve nohud (---)(---) …
Hatta mahsûs yüz aded mağara-yı azîmlerde arpa ve buğday ve darı ve çeltikli pirinç ve bakla ve mercimek ve nohud (---)(---)(---) sâ’ir hubûbât var kim hisâbın Hallâk-ı Ezel bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251a ·
metinde göster ·
… dirhemdir. Ratl; yüz otuz dirhemdir. İstâd; altı yüz dirhemdir. Dirhem; otuz üç
arpa
ağırıdır. Miskâl; yüz arpa ağırıdır. Kırat; beş arpa ağırıdır. Dânk; (---) (--- …
Evvelâ hisâb-ı kez; yedi yüz kırk sekiz bin sekiz yüz dirhemdir. Ve sak; altmış iki bin dört yüz dirhemdir. Ve nakin; on iki bin dörd yüz seksen dirhemdir. Ve nakiz; on iki bin sakdır. Mekul bin beş yüz 325a altmış dirhemdir. Sâ‘; bin kırk dirhemdir. Mud; beş yüz yigirmi dirhemdir. Menn; iki yüz altmış dirhemdir. Ratl; yüz otuz dirhemdir. İstâd; altı yüz dirhemdir. Dirhem; otuz üç arpa ağırıdır. Miskâl; yüz arpa ağırıdır. Kırat; beş arpa ağırıdır. Dânk; (---)(---). Fersah; on iki bin adımdır. Mil; dörd bin adımdır. Bir adım dörd ayakdır ve bir ayak-ı meyân uç uca yigirmi iki arpa kaddidir. Ve bir zirâ‘-ı hayyât; üç karışdır. Ve bir karış; yigirmi arpa kaddidir ve çuka arşını üç karış iki parmak enlidir. Ve mi‘mâr arşını bir zirâ‘-ı hayyâtî ve bir sülüs ziyâdedir ve zirâ‘-ı Mekkî, Hazret-i Zübeyr Mekke'yi ta‘mîr etdikde zirâ‘-ı Mekkî dedüğü bir çubuk zirâ‘-ı hayyâtîdir. (---)(---)(---)(---). Bu hisâb-ı kitâblardan mâ‘adâ bu şehr-i Sâve halkı ilm-i arkâmda gûyâ Feyzullah-ı Hindî'dir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324b–325a ·
metinde göster ·
… irhemdir. İstâd; altı yüz dirhemdir. Dirhem; otuz üç arpa ağırıdır. Miskâl; yüz
arpa
ağırıdır. Kırat; beş arpa ağırıdır. Dânk; (---)(---). Fersah; on iki bin adımd …
Evvelâ hisâb-ı kez; yedi yüz kırk sekiz bin sekiz yüz dirhemdir. Ve sak; altmış iki bin dört yüz dirhemdir. Ve nakin; on iki bin dörd yüz seksen dirhemdir. Ve nakiz; on iki bin sakdır. Mekul bin beş yüz 325a altmış dirhemdir. Sâ‘; bin kırk dirhemdir. Mud; beş yüz yigirmi dirhemdir. Menn; iki yüz altmış dirhemdir. Ratl; yüz otuz dirhemdir. İstâd; altı yüz dirhemdir. Dirhem; otuz üç arpa ağırıdır. Miskâl; yüz arpa ağırıdır. Kırat; beş arpa ağırıdır. Dânk; (---)(---). Fersah; on iki bin adımdır. Mil; dörd bin adımdır. Bir adım dörd ayakdır ve bir ayak-ı meyân uç uca yigirmi iki arpa kaddidir. Ve bir zirâ‘-ı hayyât; üç karışdır. Ve bir karış; yigirmi arpa kaddidir ve çuka arşını üç karış iki parmak enlidir. Ve mi‘mâr arşını bir zirâ‘-ı hayyâtî ve bir sülüs ziyâdedir ve zirâ‘-ı Mekkî, Hazret-i Zübeyr Mekke'yi ta‘mîr etdikde zirâ‘-ı Mekkî dedüğü bir çubuk zirâ‘-ı hayyâtîdir. (---)(---)(---)(---). Bu hisâb-ı kitâblardan mâ‘adâ bu şehr-i Sâve halkı ilm-i arkâmda gûyâ Feyzullah-ı Hindî'dir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324b–325a ·
metinde göster ·
… dirhemdir. Dirhem; otuz üç arpa ağırıdır. Miskâl; yüz arpa ağırıdır. Kırat; beş
arpa
ağırıdır. Dânk; (---)(---). Fersah; on iki bin adımdır. Mil; dörd bin adımdır. …
Evvelâ hisâb-ı kez; yedi yüz kırk sekiz bin sekiz yüz dirhemdir. Ve sak; altmış iki bin dört yüz dirhemdir. Ve nakin; on iki bin dörd yüz seksen dirhemdir. Ve nakiz; on iki bin sakdır. Mekul bin beş yüz 325a altmış dirhemdir. Sâ‘; bin kırk dirhemdir. Mud; beş yüz yigirmi dirhemdir. Menn; iki yüz altmış dirhemdir. Ratl; yüz otuz dirhemdir. İstâd; altı yüz dirhemdir. Dirhem; otuz üç arpa ağırıdır. Miskâl; yüz arpa ağırıdır. Kırat; beş arpa ağırıdır. Dânk; (---)(---). Fersah; on iki bin adımdır. Mil; dörd bin adımdır. Bir adım dörd ayakdır ve bir ayak-ı meyân uç uca yigirmi iki arpa kaddidir. Ve bir zirâ‘-ı hayyât; üç karışdır. Ve bir karış; yigirmi arpa kaddidir ve çuka arşını üç karış iki parmak enlidir. Ve mi‘mâr arşını bir zirâ‘-ı hayyâtî ve bir sülüs ziyâdedir ve zirâ‘-ı Mekkî, Hazret-i Zübeyr Mekke'yi ta‘mîr etdikde zirâ‘-ı Mekkî dedüğü bir çubuk zirâ‘-ı hayyâtîdir. (---)(---)(---)(---). Bu hisâb-ı kitâblardan mâ‘adâ bu şehr-i Sâve halkı ilm-i arkâmda gûyâ Feyzullah-ı Hindî'dir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324b–325a ·
metinde göster ·
… dörd bin adımdır. Bir adım dörd ayakdır ve bir ayak-ı meyân uç uca yigirmi iki
arpa
kaddidir. Ve bir zirâ‘-ı hayyât; üç karışdır. Ve bir karış; yigirmi arpa kaddid …
Evvelâ hisâb-ı kez; yedi yüz kırk sekiz bin sekiz yüz dirhemdir. Ve sak; altmış iki bin dört yüz dirhemdir. Ve nakin; on iki bin dörd yüz seksen dirhemdir. Ve nakiz; on iki bin sakdır. Mekul bin beş yüz 325a altmış dirhemdir. Sâ‘; bin kırk dirhemdir. Mud; beş yüz yigirmi dirhemdir. Menn; iki yüz altmış dirhemdir. Ratl; yüz otuz dirhemdir. İstâd; altı yüz dirhemdir. Dirhem; otuz üç arpa ağırıdır. Miskâl; yüz arpa ağırıdır. Kırat; beş arpa ağırıdır. Dânk; (---)(---). Fersah; on iki bin adımdır. Mil; dörd bin adımdır. Bir adım dörd ayakdır ve bir ayak-ı meyân uç uca yigirmi iki arpa kaddidir. Ve bir zirâ‘-ı hayyât; üç karışdır. Ve bir karış; yigirmi arpa kaddidir ve çuka arşını üç karış iki parmak enlidir. Ve mi‘mâr arşını bir zirâ‘-ı hayyâtî ve bir sülüs ziyâdedir ve zirâ‘-ı Mekkî, Hazret-i Zübeyr Mekke'yi ta‘mîr etdikde zirâ‘-ı Mekkî dedüğü bir çubuk zirâ‘-ı hayyâtîdir. (---)(---)(---)(---). Bu hisâb-ı kitâblardan mâ‘adâ bu şehr-i Sâve halkı ilm-i arkâmda gûyâ Feyzullah-ı Hindî'dir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324b–325a ·
metinde göster ·
… mi iki arpa kaddidir. Ve bir zirâ‘-ı hayyât; üç karışdır. Ve bir karış; yigirmi
arpa
kaddidir ve çuka arşını üç karış iki parmak enlidir. Ve mi‘mâr arşını bir zirâ‘ …
Evvelâ hisâb-ı kez; yedi yüz kırk sekiz bin sekiz yüz dirhemdir. Ve sak; altmış iki bin dört yüz dirhemdir. Ve nakin; on iki bin dörd yüz seksen dirhemdir. Ve nakiz; on iki bin sakdır. Mekul bin beş yüz 325a altmış dirhemdir. Sâ‘; bin kırk dirhemdir. Mud; beş yüz yigirmi dirhemdir. Menn; iki yüz altmış dirhemdir. Ratl; yüz otuz dirhemdir. İstâd; altı yüz dirhemdir. Dirhem; otuz üç arpa ağırıdır. Miskâl; yüz arpa ağırıdır. Kırat; beş arpa ağırıdır. Dânk; (---)(---). Fersah; on iki bin adımdır. Mil; dörd bin adımdır. Bir adım dörd ayakdır ve bir ayak-ı meyân uç uca yigirmi iki arpa kaddidir. Ve bir zirâ‘-ı hayyât; üç karışdır. Ve bir karış; yigirmi arpa kaddidir ve çuka arşını üç karış iki parmak enlidir. Ve mi‘mâr arşını bir zirâ‘-ı hayyâtî ve bir sülüs ziyâdedir ve zirâ‘-ı Mekkî, Hazret-i Zübeyr Mekke'yi ta‘mîr etdikde zirâ‘-ı Mekkî dedüğü bir çubuk zirâ‘-ı hayyâtîdir. (---)(---)(---)(---). Bu hisâb-ı kitâblardan mâ‘adâ bu şehr-i Sâve halkı ilm-i arkâmda gûyâ Feyzullah-ı Hindî'dir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324b–325a ·
metinde göster ·
… çokdur. Ekseriyyâ bu şehirde atlarına ve sâ’ir devâbât makûlesi hayvânâtlarına
arpa
yerine hurma ve pirinç verirler. Zirâ cemî‘i bâğlarında ve kendlerinde hurma-yı …
Evvelâ Hüseyin Paşa Câmi‘i ve (---)(---)(---) Alî Paşa Câmi‘i (---)(---)(---) ve (---) aded hammâmı var (---)(---) ve müte‘addid hânları ve üç yüz aded dükkânları ve kahvehâneleri vardır. Ammâ medrese ve dârü'z-ziyâfe imâretleri yokdur. Ammâ bâğ u bâğçe vü nahlistânı çokdur. Ekseriyyâ bu şehirde atlarına ve sâ’ir devâbât makûlesi hayvânâtlarına arpa yerine hurma ve pirinç verirler. Zirâ cemî‘i bâğlarında ve kendlerinde hurma-yı gûnâ-gûnu dağlar gibi yığılmışdır kim Hindistân'a niçe yüz, 359b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 359a–359b ·
metinde göster ·
vilâyeti derler. Hakîkatü'l-hâl arpası Karaman eli arpası gibi pâk ve semîn ve …
Lisân-ı Acem'de Kân-ı cev derler, ya‘nî Arpa vilâyeti derler. Hakîkatü'l-hâl arpası Karaman eli arpası gibi pâk ve semîn ve firâvân olduğunda bu Tokat'a ve Sivas'a diyâr-ı Acem'de Arpa Çukuru derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 20a ·
metinde göster ·
… sı gibi pâk ve semîn ve firâvân olduğunda bu Tokat'a ve Sivas'a diyâr-ı Acem'de
Arpa
Çukuru derler.
Lisân-ı Acem'de Kân-ı cev derler, ya‘nî Arpa vilâyeti derler. Hakîkatü'l-hâl arpası Karaman eli arpası gibi pâk ve semîn ve firâvân olduğunda bu Tokat'a ve Sivas'a diyâr-ı Acem'de Arpa Çukuru derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 20a ·
metinde göster ·
… Rıdvân Halîfe ve birkaç ağavâtlarımız kanları yalayup içdiniz ve Çerkez Alî ve
Arpa
Emîni Mustafâ Ağa ve Kürd Haydar ve Elvend Ağalar dahi sizin Urus kanların içdi …
Ve mine'l-acâ’ib rüyâ-yı sâliha-ı Melek Ahmed Paşa: Bismillâh deyüp, "Evliyâ rüyâ-yı sâliham oldur kim, vâkı‘amda çömelüp âbdest alırken edebde ardıma biri bir parmak urunca hemân sıçrayup gördüm ki birkaç pösdeki kürkü geymiş Kazaklar hemân gazab-âlûd olup elimde misvâk ile birkaçının başların yarup kanlarından sen ve bizim Rıdvân Halîfe ve birkaç ağavâtlarımız kanları yalayup içdiniz ve Çerkez Alî ve Arpa Emîni Mustafâ Ağa ve Kürd Haydar ve Elvend Ağalar dahi sizin Urus kanların içdiğinizi görüp anlar dahi kanlarından yalayup cümleniz kanları tükürdünüz" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29a ·
metinde göster ·
… âm kubbesi kadar âdem kelleleri çıkardılar kim birkaçının içine yigirmişer kile
arpa
kodular. Sararmış kelleler idi ve niçe yüz âdem inciği ve kolu kemikleri çıkup …
Ammâ hikmet-i Sannâ‘-ı Lem-yezel bir gün handak pâk olurken bir mağârâ kapusu zâhir olup çeri olan âdemlerden niçe âdemler gar-ı yetîmânın içine girüp küçük hammâm kubbesi kadar âdem kelleleri çıkardılar kim birkaçının içine yigirmişer kile arpa kodular. Sararmış kelleler idi ve niçe yüz âdem inciği ve kolu kemikleri çıkup her biri beşer altışar zirâ‘ mi‘mâr {arşını} idi. Ve ikişer ve üçer arşın kaburga ve eğegi kemikleri çıkdı. Cümle halk temâşâ edüp Arapça deyüp yine mezkûr üstühânları merkûm mağârâya koyup kapusun horasanî kireç ile mesdûd etdiler. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 36b ·
metinde göster ·
… Boğdan'ın kazda kızları başı açık siyâh kâküllü mahbûbeleri ve bâğ u bâğçesi ve
arpa
suyu ve pivo [ve] med ve horilka rakılarının envâ‘ı ve balı ve yağı gâyet meşhû …
Ammâ {Hotin'in} âb [u] havâsı gâyet latîf olduğundan Boğdan'ın kazda kızları başı açık siyâh kâküllü mahbûbeleri ve bâğ u bâğçesi ve arpa suyu ve pivo [ve] med ve horilka rakılarının envâ‘ı ve balı ve yağı gâyet meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 39b ·
metinde göster ·
… bu mahallin zemîni sehel mürtefi‘ olmağile zîr-i zemînde iki bin aded buğday ve
arpa
ve darı ve çavdar kuyuları var kim ağızları dar dipleri vâsi‘ yüzer aded âdem a …
Bu Özü kal‘alarının kıble tarafına beş yüz adım gidüp ceng mahallinden alarka beş yüz aded saz örtülü kefere-i Eflâk ve Boğdan evleridir ve cümle iki yüz aded halaş ve çalaş ve balaş ve palaşdan ve saz ve kamışdan mebnî dükkânlardır. Aslâ kârgîr binâ yokdur, zîrâ her bâr ceng olup Kazak kâfiri gelüp yakar, ammâ bu dükkânların çoğu bozahâne ve meyhâneler ve at değirmenleridir ve yedi aded çalaşdan mebnî hânlar ve yüz mikdârı sehel metîn binâ olunmuş mahzenlerdir kim bunlar cümle toprak örtülü imâretlerdir. Ve bu mahallin zemîni sehel mürtefi‘ olmağile zîr-i zemînde iki bin aded buğday ve arpa ve darı ve çavdar kuyuları var kim ağızları dar dipleri vâsi‘ yüzer aded âdem alur zîr-i zemînlerdir. Bunda dahi aslâ bâğ u bâğçe ve bir ağaç yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55b ·
metinde göster ·
… ve her leylde her ocak başına birer şem‘-i revgan ve her at başına birer tobra
arpa
ve her leyle-i cum‘ada birer sini yahni ve pilav zerde ile sofra-i bî-imtinânı …
Husûsan eyyâm-ı şitâda bir menzil-i cây-ı menâs-ı râhat-efzâdır kim içine giren âdem hayât-ı câvidân bulur, zîrâ şeb [ü] rûz bay u gedâ-yı pîr ü cüvân u mugân ve gebr ve tersâya birer sini içre birer tas gendüm şurbâsı ve her âdeme birer nân ve her leylde her ocak başına birer şem‘-i revgan ve her at başına birer tobra arpa ve her leyle-i cum‘ada birer sini yahni ve pilav zerde ile sofra-i bî-imtinânı mebzûldür. El-hâsıl matbah-ı Keykâvûs'u matbah-ı Selçukiyân gibi bir dârü'z-ziyâfedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 98a ·
metinde göster ·
… ının envâ‘ından mümessek eşribeleri ve horilka rakılarının gûnâ-gûnu ve pivo ve
arpa
suyu ve yulaf ve çavdar suyu ve med suyu nâm elvân rakıları olur. Anıniçün cemî …
Andan bu Yaş şehri içre cümle bin altmış aded zîr-i zemînlerdir kim üzerleri cümle meyhâne ve zinâhânelerdir. şarâbları azdır, zîrâ şiddet-i şitâ yeri olmağile bağları yokdur, lâkin bal sularının envâ‘ından mümessek eşribeleri ve horilka rakılarının gûnâ-gûnu ve pivo ve arpa suyu ve yulaf ve çavdar suyu ve med suyu nâm elvân rakıları olur. Anıniçün cemî‘i kâfirleri hovarda ve tenbelân-ı Horasan gibi sermest-i evkâr-ı bî-kâr-ı bekâr gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 107a ·
metinde göster ·