… asreddîn türbesi içinden "Ve aleykümü's-selâm ey cân-ı hümâm!" deyince altımdan
atım
"foh" deyü ürküp iki ayak üzre kalkup fırlayarak mezâristân içinde pertâb edüp …
Sergüzeşt-i hakîr: Nısfu'l-leylde nefîr-i rıhletler çalınıp cümle ağırlıklar gidüp hakîr dahi huddâmların gönderüp bir gulâmımla şehirden taşra nısfu'l-leylde çıkıp hâtıra hutûr etdi kim "Her kim Hoca Nasreddîn'i ziyâret ederse letâyifâtından ba‘zı şeyleri hâtıra gelüp elbette güler" deyü hâtıra gelüp "Âyâ gerçek mi?" deyü şâhrâhın sol tarafında mezâristâna sapup doğru kabr-i şerîfine atıla vardıkda bir kerre "Es-selâmü aleyküm yâ ehle'l-kubûr!" deyince hemen kabr-i Nasreddîn türbesi içinden "Ve aleykümü's-selâm ey cân-ı hümâm!" deyince altımdan atım "foh" deyü ürküp iki ayak üzre kalkup fırlayarak mezâristân içinde pertâb edüp güç ile zabt ederken anın bir ayağı bir kabre girüp hakîr az kalıp kabir azâbı çeke yazdım. Hemân yine türbe-i Hoca'dan "Ağa sadakanızı verin de güle güle gidin, beri gelin beri" deyü haykırdı. Meğer türbedâr imiş. "Bre herîf ben ehl-i kubûra selâm verdim. Sen ehl-i dübür iken niçün selâm aldın" deyü birkaç akçe sadaka verüp "Var yarıcun Allah ola!" deyü du‘â deyüp hakîkatü'l-hâl bu ahvâle güle güle,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 9a ·
metinde göster ·
… üsellim gönderdi. Hakîr dahi beş gulâmım hazînedâra ve dörd ızâr esbâbım ve beş
atım
emîr-i âhûra teslîm edüp üç memlûk-ı zeberdestim ile ve beş re’s atımla Üsküdar …
Netîce-i kelâm, {Paşa} cümle eşyâ-yı mühimmâtın görüp gitmek sadedinde iken hakîri katına kığırup nihânîce eydür "Bak a Evliyâm! Sen benim oğlumsun. Hizmetkârların benim otağım içinde dâ’ireme çadırınla konsunlar ve yesinler ve içsünler ve senin şâkirdlerinden küçük İbrâhîm ve Rûm Alî ve Gürcî Mustafâ kölelerin üzre zâbıt u râbıt olup cümle esbâblarını ve gayri eşyâlarını gözetsinler. Ve atların cümle İmrahor tavlasında dursunlar. Ancak atların eğerlenmiş gulâmlarınla gelüp süvâr olsunlar. Cemî‘i şeyine ben zâmin ü mütekeffil olurum. Sen bir kaç gün İslâmbol'da kalup İpşir'e ve Kara Hasan'a intisâb edüp bizim Kudde Mehemmed Kethüdâ ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'nin ve Moralı Defterdâr Paşa'nın ve gayri a‘yânın ve ta‘allukâtlarımızda olan huddâmlarımızın ahvâllerine ve İpşir-i bî-beşîr ile {halkın} mu‘âmele-i ca‘lîlerine vâkıf olup ne havâdisât zuhûr ederse Kaya Sultân'dan ve Gümrük Emîni Hasan Çelebi çerâğımızdan mektûblar alup aslâ kimesnenin haberi yok iken ardımız sıra kendü atlarınla ılgar ile ale'l-acele gelüp bana iresin" deyü hakîre beş yüz bundukani sikke-i hasene altun verüp du‘â etdi. 184b Ve Erganeli Ahmed Ağa'ya da du‘â edüp Van'a müsellim gönderdi. Hakîr dahi beş gulâmım hazînedâra ve dörd ızâr esbâbım ve beş atım emîr-i âhûra teslîm edüp üç memlûk-ı zeberdestim ile ve beş re’s atımla Üsküdar'da Kaya Sultân yanında kaldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 184a–184b ·
metinde göster ·
… tdi. Paşa'nın cân-ı azîzine minnet olup "Berekât versin, tîz ağaya benim eğerli
atım
çekün, bir atımıza binsin." deyüp bir at ihsân edüp "Sultâna selâm eyle." deyü …
Netîce-i kelâm ba‘de't-ta‘âm bir gayrı deste-hân ile yigirmi kâse-i Çîn ile sükkerî ve amberîn ve mümessek hoş-âblar tenâvül olunup deste-hânlar kalkup eller gasl olundukda yine Amber Ağa dest-bûs edüp "Sultân efendim, sultânım hazretlerine selâm eyleyüp sıhhan u âfiyetler olsun. Lutf eylesinler bu cümle ta‘âm âvânîlerin kabûl eylesinler kim Dede Gâzî Zâl Paşa'dan kalmışdır. Yine anlara lâyık değilse de bize hiç lâyık değildir. Kabûl eylesinler." deyüp ricâ etdi. Paşa'nın cân-ı azîzine minnet olup "Berekât versin, tîz ağaya benim eğerli atım çekün, bir atımıza binsin." deyüp bir at ihsân edüp "Sultâna selâm eyle." deyü Amber Ağa'yı gönderdi. Paşa Ziyâeddîn Hân'a eydür: "Oğul, vâlîden bizi aceb hicâba kodu, ammâ olmaya, illâ hayr" deyüp paşa ve hân gayrı kârda oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 278b ·
metinde göster ·
… kolanların berk edüp hakîr iki memlûkumla süvâr olup dörd memlûkum ve altı re’s
atım
bu kadar mâl [u] esvâbım kalup Hânbâğı'ndan teper aşağı kar buz üzre şahin süzü …
Hemân hançer ile atların pâybend kösdeklerin kesüp der-ân atımı gemleyüp belime kılıcım çalınca Hüseyin nâm bir gulâmım ber-hurdâr olsun hâzır olup öbürleri dahi gözün ovmada ve kuşağın bağlamada gördüm ki anlardan fâ’ide yokdur. Meğer Kâzım da hâzır olmuş ve ol dahi esvâbıyla yatırmış. Başı ucundan kılıcın alup beline çalup ve tüfeğin eline alup atının pâybendlerin çözünce bir kılıç ve iki tüfeng alup ve bir teberkeşi belime çalup ve atların kolanların berk edüp hakîr iki memlûkumla süvâr olup dörd memlûkum ve altı re’s atım bu kadar mâl [u] esvâbım kalup Hânbâğı'ndan teper aşağı kar buz üzre şahin süzülür gibi süzülüp yokuş aşağı buz üzre gıjlayup aşağı Değirmenler deresine inüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 13b ·
metinde göster ·
… olup hakîr ile niçe yüz işlek atlılar atlarımızdan inmeyüp benim altımda Hersek
atım
hamd-i Hudâ taşlıkda işleyüp üç yüz mikdârı atlılar Porolok dağı başına çıkınca …
Bism-i İlâh ile cümle guzât Porolok dağının kayalı sa‘b yerlerine varınca cümle asker piyâde olup hakîr ile niçe yüz işlek atlılar atlarımızdan inmeyüp benim altımda Hersek atım hamd-i Hudâ taşlıkda işleyüp üç yüz mikdârı atlılar Porolok dağı başına çıkınca cemî‘i piyâdeleri ol mahalden ileride gördük. Andan sehel ileri vardık. Sadâ-yı Allâh Allâh ile tüfeng sadâsı istimâ‘ etdikde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 135b ·
metinde göster ·
… i Hudâ bu mahalde Evliyâ fakîr eline bu gazâ mâlından cümle iki esîrim ve sekiz
atım
ve bin yedi yüz guruş mâl-ı ganîmetim var idi. Sâ’îr çete ve potura mâlları baş …
Hamd-i Hudâ bu mahalde Evliyâ fakîr eline bu gazâ mâlından cümle iki esîrim ve sekiz atım ve bin yedi yüz guruş mâl-ı ganîmetim var idi. Sâ’îr çete ve potura mâlları başka idi. Eş-şükrülillâh. Niçe bin âdem mâl-ı ganâ’im alayım derken kendü esîr-i bend-i zincîr olup başıyla ganîmet oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27a ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ bu hakîr ü fakîr-i pür-taksîr Evliyâ on üç esîrim ve on iki re’s
atım
ve bir araba esbâbım ile vücûdum ten-dürüst üzre Demirkapu'yu selâmetle ubûr ed …
Hamd-i Hudâ bu hakîr ü fakîr-i pür-taksîr Evliyâ on üç esîrim ve on iki re’s atım ve bir araba esbâbım ile vücûdum ten-dürüst üzre Demirkapu'yu selâmetle ubûr edüp (---) sâ‘at gidüp sene 1072 mâh-ı Cemâziyeâhir'inıin evâhirinde sıhhat ü selâmetle diyâr-ı İslâm'da olan hâk-i pâk vilâyet-i Tımışvar'da,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31b ·
metinde göster ·
Bu hakîr-i pür-taksîr-i acûl atıma süvâr olup gidem derim, ammâ altımda
atım
101b bir kadem götürmez derim. Meğer atımı gulâmlar pây-bend ve kösdek ile ge …
Bu hakîr-i pür-taksîr-i acûl atıma süvâr olup gidem derim, ammâ altımda atım 101b bir kadem götürmez derim. Meğer atımı gulâmlar pây-bend ve kösdek ile getirmişler. Hemân atın pây-bendlerin alup "Bismillâh niyyetü'l-gazâ" deyüp at boynuna düşüp Paşa efendimiz yanına varup durdum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101a–101b ·
metinde göster ·
" dedim, ammâ ne at, esb-i sâfinâtü'l-ciyâd, nesl-i musâfaha-i küheyli'l-Hanâd m …
"Bire babam Hamîs atım" dedim, ammâ ne at, esb-i sâfinâtü'l-ciyâd, nesl-i musâfaha-i küheyli'l-Hanâd misilli mu‘teber at idi. Bu eşref-i mahlûk karındaşımdan azîzim ve cânım ile firâr ederken küffâr hâk-i pâyimi göremez oldular, ammâ gördüm ki eğer hânesinde cıdav yerinden aşağı kürek başı üzre kurşum zahmından kızıl kan Ceyhûn-vâr revân oluyor. Derhâl koynumdan makramemi çıkarup iki pâre edüp atın cerâhatı olan yerine sokdum. Hamd-i Hudâ derhâl kanı teskîn oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 124a ·
metinde göster ·
… âsime kaldım ve atımla tâ kulağıma dak gark-ı âb oldum. Hemân bir kerre altımda
atım
süheyl urup at su içinde şinâverlik ederken gerüde kalan küffâr hakîre kurşumu …
Aklım başımdan gidüp serâsime kaldım ve atımla tâ kulağıma dak gark-ı âb oldum. Hemân bir kerre altımda atım süheyl urup at su içinde şinâverlik ederken gerüde kalan küffâr hakîre kurşumu bârân-ı la‘net 125a gibi yağdırup hamd ol Hâfız Allâh'a kim bu hâfız-ı Kur’ân olan hakîri hıfz edüp bir zarar isâbet etdirmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 124b–125a ·
metinde göster ·
kezâlik merdâne cünbüş ü hareket etmede. Bu koyun hemân atımın önüne düşüp mele …
Bu temâşâları ederken çekdiğimiz âlâm-ı şedâ’idi cümle ferâmûş edüp gûyâ hayât-ı câvidân buldum. Altımda atım kezâlik merdâne cünbüş ü hareket etmede. Bu koyun hemân atımın önüne düşüp meleyerek iltifât nazarıyla nazar ederek yine dönüp hakîre bakup meleyerek gider. Hemân hakîr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125a ·
metinde göster ·
Hemân altımda atımı zabt edemedim. Bir pertâb edüp Hamîs
atım
kendüyi suya urup su eğer hânesin çalup yigirmi adım kadar gidüp su üzengiye ge …
Hemân altımda atımı zabt edemedim. Bir pertâb edüp Hamîs atım kendüyi suya urup su eğer hânesin çalup yigirmi adım kadar gidüp su üzengiye gelüp karşu cezîreye çıkdım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125a ·
metinde göster ·
ikisi dîvâne olup at koyun ile ve koyun at ile gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar etdile …
Andan koyun ve altımda atım ikisi dîvâne olup at koyun ile ve koyun at ile gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar etdiler kim hakîr at üzre gücile durur olup safâ-yı hâtırımdan hâzâ min fazlı rabbî deyüp 125b dîdelerim pür nem oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125a–125b ·
metinde göster ·
… mmâ ağaç ile yoklayup hamd-i İlâh selâmetle karşuya geçdim. Hemân yine koyun ve
atım
birbirleriyle ol kadar rakkâslık etdiler kim gûyâ rakkâs-ı zühre idiler.
Hemân hakîr dal kılıç olup bir serâmed meşe dalın kesüp dalların budayup mızrak gibi ağacı elime alup hemân Bism-i İlâh deyüp atımı suya urdum. Hakkâ ki derince imiş, ammâ ağaç ile yoklayup hamd-i İlâh selâmetle karşuya geçdim. Hemân yine koyun ve atım birbirleriyle ol kadar rakkâslık etdiler kim gûyâ rakkâs-ı zühre idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125b ·
metinde göster ·
… n kellesin kesüp aldı ve küffârın atı kâfirlere doğru firâr etdi, ammâ bu arada
atım
mecrûh olduğundan aklım başımdan gitdi.
Hemân gulâmım küffârın tüfeng boşaltdığın görünce küffâra bir ey hadeng-i Sa‘d-ı Vakkâs'ı urup küffâr depesi üzre atdan düşüp fi'l-hâl gulâmım kâfirin kellesin kesüp aldı ve küffârın atı kâfirlere doğru firâr etdi, ammâ bu arada atım mecrûh olduğundan aklım başımdan gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 20b ·
metinde göster ·
uruldu. Benim yerime gulâmımın biri kalsın. Karşu geçüp bir gayri ata binüp inş …
"Efendi ben karşu geçerim, göre atım uruldu. Benim yerime gulâmımın biri kalsın. Karşu geçüp bir gayri ata binüp inşâallâh yine gelirim" dedikde Hacızâde eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 20b ·
metinde göster ·
… tar tarzı yıldırup karşu tarafa yüz bin renc-i anâ ile selâmete gulâmımla geçüp
atım
yine yedeğe alup Sadrıa‘zamın huzûruna geldikde,
"Bire oğlan izimden ayrılma" deyüp Tatar tarzı yıldırup karşu tarafa yüz bin renc-i anâ ile selâmete gulâmımla geçüp atım yine yedeğe alup Sadrıa‘zamın huzûruna geldikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 20b ·
metinde göster ·
… p su kenârında aklım başımdan gidüp bî-hûş olmuşum. Meğer min indillâh mukaddem
atım
urulup ol bahâneyle beri geçüp halâs olmuşum, ammâ yeniçerileri yine çavuşları …
Hemân hakîr karşu tarafda at üzre dururdum. Bu hâli görüp su kenârında aklım başımdan gidüp bî-hûş olmuşum. Meğer min indillâh mukaddem atım urulup ol bahâneyle beri geçüp halâs olmuşum, ammâ yeniçerileri yine çavuşları gerüye püskürdüp fermân üzre cisr başındaki meterislerine girüp mazgalların torbalar ile âmâde ederken gördüler kim sipâhî-i kafâdâr geriden kimse kalmayup suya ururlar ve Sadrıa‘zam sekbânları dahi yayan suya urup şinâverlik edüp karşu selâmete çıkarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21a ·
metinde göster ·
… crûh beri tarafa çıkdılar. Hattâ bu hakîrin ol asırda bir abd-i memlûküm ve iki
atım
bu Özü suyunda gark-ı âb oldu.
Bu esmâ’ü'l-hüsnâ (...) Hünkâr câmi‘inde rûy-ı dîvâra tahrîr etmişim. Bu esmâ’ullâh hürmetine Cenâb-ı Kibriyâ bu kal‘ayı masûn [u] mahfûz [ede], zîrâ bu kal‘a dörd beş konak yer İslâm diyârından ba‘îd tâ kâfirin gözü bebeğinde binâ olunmuşdur. Hakkâ ki mahallinde inşâ olunmuşdur, zîrâ bu kal‘a yok iken Izbaraş seferinde münhezim olup yedi gün yedi gece kaçup bu mahalle geldiğimizde meğer kâfir beri kemîngâhlarda katlanırmış. Atlarımız erenlerimiz yorgun argın bu mahalle geldikde kâfir önümüz alup bir ceng-âşûb edüp aldığımız mâl-ı ganâ’imi cümle üsârâları bırağup cân havliyle nehr-i Özü'ye kendümüz urup karşu Şâhînkirmân'a geçüp cân kurtarup niçe yüz atlarımız ve gâzîlerimiz suda yaldadırlarken kurşumla küffâr su içinde altı yüz aded gâzîlerimiz şehîd edüp binden mütecâviz gâzîler mecrûh beri tarafa çıkdılar. Hattâ bu hakîrin ol asırda bir abd-i memlûküm ve iki atım bu Özü suyunda gark-ı âb oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111a ·
metinde göster ·
suyun sovuğundan suya girmeyüp karşu tarafda kalmış yâhûd sudan yine gerüye dön …
Meğer bir alaşa atım suyun sovuğundan suya girmeyüp karşu tarafda kalmış yâhûd sudan yine gerüye dönmüş karşuda kişneyüp durur. Hemân hakîr yine cür’et edüp Cenâb-ı Allâh'a sığınup karşu tarafda kimesne kalmamış iken ol "nefse nefsi" günde hakîr Kırım kadıaskeri olan Murtezâ Alî Efendi'nin ihsân etdiği boz al alaşa üstüne yine uryânen süvâr olup elimde şıdağımla ata urarak kendi ağırmak küheylân cıdav yerin ıslatmadan nehr-i azîm Kuban'ı bu[z]lap iken buzlar arasından yine karşu tarafa ötüp gerü dönen atı suya döğe döğe kovdum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 191a ·
metinde göster ·
… ıkarmışlar. "İlâhî Hak belâ versin mel‘ûnlara" deyü hakîr yedek ata binüp benim
atım
boş gidüp gulâmımın biri dahi bir boş ata süvâr olup, na‘lbe[n]d ve çârsû-yı bâ …
"Bire bu ne hâldir. Şu atların ayaklarına bakın" dedim. Gördüler kim Çerkez hırsızları gece yedi re’s atlarımın ayaklarından na‘lların söküp çıkarmışlar. "İlâhî Hak belâ versin mel‘ûnlara" deyü hakîr yedek ata binüp benim atım boş gidüp gulâmımın biri dahi bir boş ata süvâr olup, na‘lbe[n]d ve çârsû-yı bâzâr yok kim na‘l urdurasın.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 191b ·
metinde göster ·