… larḳa işler bezediler olarḳa olarda burun ol kim soŋlarında seza boldı olar üze
ʿazab
ümmetler içinde bütünlükin keçtiler olarda burun perilerdin ademiler[din] olar …
25 gümarladımız olarḳa işler bezediler olarḳa olarda burun ol kim soŋlarında seza boldı olar üze ʿazab ümmetler içinde bütünlükin keçtiler olarda burun perilerdin ademiler[din] olar boldılar ziyanlıġlar
Der-akab Serdâr Mehemmed Paşa Eflak ve Boğdan ve Tatar ve Çerâkise ve Âl-i Osmân askerine "koma kurdum" edüp yedi ayda müceddeden bir kal‘a-i Azak oldu kim hâlâ dâr-ı azâb bir kal‘a-i hısn-ı metîndir. Binâ-yı İbrâhîm Hân be-dest-i Sultânzâde Mehemmed Paşa.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 77a ·
metinde göster ·
… ğârlarda sâkinlermiş kim kat-ender-kat mağâra-i azîmlerdir. Hak Te‘âlâ bu kavme
azâb
edüp cümle arpa ve buğday ve pirinçleri ve zeytûnları cümle taş olmuşdur. Ol de …
Karye-i Mağâr: Sıfet hâkinde yüz hâneli Timâni köyüdür. Bu mahallerde bir kayalı derelerde Benî İsrâ‘îl şehirlerinden şehr-i Hayyân nâm bir şehir var imiş. Lâkin cümle mağârlarda sâkinlermiş kim kat-ender-kat mağâra-i azîmlerdir. Hak Te‘âlâ bu kavme azâb edüp cümle arpa ve buğday ve pirinçleri ve zeytûnları cümle taş olmuşdur. Ol derenin içi mâl-â-mâl hurda taş pirinçdir, hacerü'r-revz derler. Hukemâlar ishâl olmuş kimesne ma‘cûnuna idhâl edüp zahîr marazından bile halâs olur. Ve taş olan zeytûnlarına zeytûnu'l-Yahûd ve haceru'l-Yahûd derler. Aynı zeytûn cirminde ve şeklinde bir sengîn taşdır. Mesâne marazına mübtelâ olanlara bu haceru'l-Yahûd gülâb ile bileğiye sürüp ezilir. Ol sudan aç karnına bir mesâne zahmına mübtelâ olan kimesne nûş etse mesânesi yolu açılup râhat ile tebevvül eyleye. Ammâ çok isti‘mâl ederse sidiğin dutamaz olup selisü'l-bevle mübtelâ olur. Gâyet ihtirâz lâzımdır. Bu haceru'l-Yahûd'u Rûm'a, Arab ve Acem'e ve diyâr-i Hindistân'a götürür başka tüccârları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 44a ·
metinde göster ·
… e defn olundu. Ol asrda anlardan fâzıl u âlim yok imiş kim benî Âdem'e âteş ile
azâb
Allah'a mahsûsdur, fe efhem!
Ba‘dehû Fahreddînü'l-Acemî dahi Sultân Mehemmed-i Evvel'de merhûm olup Eski câmi‘ mihrâbı önünde defn olundu. Ol asrda anlardan fâzıl u âlim yok imiş kim benî Âdem'e âteş ile azâb Allah'a mahsûsdur, fe efhem!
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 168a ·
metinde göster ·
Menâkıb-ı kerâmet-i kâtil-i su‘bân Alî Kerrâr-ı zamân: Kaçan kim Hazret-i Gazanfer Alî, ol Düldül-süvâr-ı Velî, Van bahri kenârında ejderhâ ile bâz-geşt ederken hırka-i peşmînesi ve Düldül-i üstür-dâbbesi ejderin hûnuyla surh-gûn olmuşdu. Hazret-i Alî cilbendinden bir sabun pâresi çıkarup Kamber ile Alî Düldül'ün yıkarken gördüler kim Van deryâsı Azâb suyundan hâsıl olmağile zehr-i mâr-ı semm-i helâhildir. Hazret-i Alî du‘â edüp Kamber âmîn deyüp "İlâhî, bu Van deryâsında gasl olan atlar ve gayrı hayvânâtlar cemî‘i emrâzdan selâmet olup lahm u şahm sâhibi olalar ve Van bahrinin mâhîleri gâyet lezîz olalar" deyü du‘â etdiler. İlâ hâze'l-ân Van bahrinde gasl olan atlar 244b ve gayrı hayvânâtlar mahbûb u semîn ü cesîm olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 244a–244b ·
metinde göster ·
… gelüp Koçağa'nın yazığın almasam gerek. Tiz âteş-i Nemrûd yakın. Gerçi âteş ile
azâb
Perverdigâr'a lâyıkdır. Ammâ Men dakka dukka mazmûnu üzre men bu bu Yahudîleri …
Fi'l-hâl Koçağa Sultân'ın na‘ş-ı şerîfin âteşe yakdıkları yere Şâh varup Tokmak Hân'ı ve evlâdlarını ve çöreğin çekenleri ve Koçağa'yı âteşe göyündürmede bulunanlardan cümle yedi yüz aded neferi dest ber-kafa bağladup huzûruna getirüp eydür: "Bre bre kâfirler, Tokmak Hân-ı âk İrân-ı nîrândan gitmeğe müştâk. Merhûm Koçağa Sultân muhibb-i Hânedândan bir ulu sultân idi. Bu dünyâdan âhirete intikâl etdi. Sene (---) târîhinde öldü. Siz anı görmeyesiz ve bilmeyesiz, ana bu adâvet ne idi ve kabrinden ter ü tâze çıkardığınızı göresin. Yahûdîler Circîs Nebî'yi âteşe yakdıkları gibi sen Koçağa'yı âteşe atasın. Biz dahi bugün anın adâletine gelüp Koçağa'nın yazığın almasam gerek. Tiz âteş-i Nemrûd yakın. Gerçi âteş ile azâb Perverdigâr'a lâyıkdır. Ammâ Men dakka dukka mazmûnu üzre men bu bu Yahudîleri âteşe göyündürem ki İrân-zemînde değil cihânda dâstân olsun." dedikde dağlar gibi âteş-i Nemrûd alev-ber-alev oldukda Tokmak Hân'ın ibtidâ gözü önünde cümle evlâdların, ba‘dehû altı yüz aded nökerlerin ve fetvâ veren müftî ve kadıların, ba‘dehû Tokmak Hân'ı âteşe atar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296b ·
metinde göster ·
… -i Nûn Nebî Tûfân'dan evvel Hazret-i Âdem'i ve Hazret-i Havvâ'yı Cidde şehrinde
azâb
suyun görmesinler deyü Âdem ü Havvâ'yı kabrinden çıkarup Kuds-i şerîfin {Halîlü …
Ve ba‘zı müverrihân-ı selef bu Hazret-i Alî sandûkası içre Hazret-i Âdem Safî ve Hazret-i Nûh Necî ile üçü medfûndur derler. Ammâ bu hakîr bir târîhde görmedim ki Hazret-i Nûn Nebî Tûfân'dan evvel Hazret-i Âdem'i ve Hazret-i Havvâ'yı Cidde şehrinde azâb suyun görmesinler deyü Âdem ü Havvâ'yı kabrinden çıkarup Kuds-i şerîfin {Halîlü'r-Rahmân kasabasında} Cânlar Kuyusunda defn etmişdir deyü tahrîr etmiş ve hakîr Hazret-i Nûh'u bir dahi Şâm kurbünde Bekâ‘ sahrâsında Cebelü'l-Lübnân dâmeninde Kerek-i Nûh nâm bir büleydede Hazret-i Nûh'u ziyâret etdim. Binâ-yı âlîler ile mebnî bir âsitâne-i azîmi var kim bu hakîr anda da ziyâret etdim. Ve Hazret-i Alî kabrinde dahi medfûndur deyü tevâtür ile meşhûrdur. El-ilmu indallah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 356a ·
metinde göster ·
suyunda kaldığıyçün siyâh oldu." demişler. Niçe müverrihler "Hacerü'l-Esved'e â …
Bu hâli Ebrehe la‘în görüp inâdına musırr olup Hacerü'l-Esved'i kendi fil-i Mahmûdîsine yükledüp azm-i râh ederken Cenâb-ı Hak tarafından bir ra‘d u berk zâhir olup "Ebrehe ve pîli yanup Hacerü'l-Esved ol âteşden seng-i siyâh oldu." deyü niçe müverrihler eyle yazmışlar. Niçesi "Tûfân-ı Nûh'un azâb suyunda kaldığıyçün siyâh oldu." demişler. Niçe müverrihler "Hacerü'l-Esved'e âsîler yüzlerin sürdüğiyçün siyâh oldu." demişler. Ammâ be-kavli Muhammed ibn İshâk "Hacerü'l-Esved kable't-Tûfân Beyt-i Ma‘mûr'dan kalmış beyâz incü-misâl taş idi." demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 371b ·
metinde göster ·
… arîbe vü acîbe ve ucube bed-lika ile yazup zebânîler bunları bir hâl-i elîm ile
azâb
eder yazmış kim gören âdemler safâ edüp gülmeden bî-tâb ü bî-mecâl olup hakîr d …
Ve bu deyrin kapusu tarafına rûz-ı mahşerin meydân-ı Arasât'ını tasvîr edüp bin bir ayak bir ayak üzre bir helc u melc ve vâveylâ ve vâveledâ ve feza‘ u çeza‘ etmiş şekilli tasvîr-i ibret-nümâlar etmiş kim bir vech ile ta‘bîr ü tavsîfi mümkün değildir. Tâ ki ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn hâsıl etmeyince ma‘lûm değildir, ammâ bu hakîr im‘ân-ı nazar ile bu tasvîrât-ı ibret-nümâlara nazar edüp engüşt ber-dehen etdim, ammâ cümleden ziyâde temâşâsında haz etdiğim tasvîr oldur kim şeytân aleyhi'l-la‘ne fakîri ve iblîs-i pür-telbîs ve darrât u züll ü künnes ü vesvâs er-racîm tasvîrlerin birer gûne eşkâl-i garîbe vü acîbe ve ucube bed-lika ile yazup zebânîler bunları bir hâl-i elîm ile azâb eder yazmış kim gören âdemler safâ edüp gülmeden bî-tâb ü bî-mecâl olup hakîr dahi görüp handeler etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 106b ·
metinde göster ·
… ünce havfinden ditreyüp ölüm haddinde mebhût olur. Bunların zu‘m-ı fâsidleriyle
azâb
görüp günâhları ref‘ olurmuş. Niçe Kalmık havfinden ölüp anı ol yerde yere göme …
Ve andan maşrık tarafındaki demir pencereye gelüp içeri bakdıklarında yine mezkûr mu‘allak sandûkanın altında melek oturduğu yerde bir koca dîv-i sefîd oturup ba‘zı Kalmık görünce havfinden ditreyüp ölüm haddinde mebhût olur. Bunların zu‘m-ı fâsidleriyle azâb görüp günâhları ref‘ olurmuş. Niçe Kalmık havfinden ölüp anı ol yerde yere gömerlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 177b ·
metinde göster ·
… ‘ayb Nebî'nin kavmin helâk edüp şehrin harâb etdükde Hazret-i şu‘ayb "Bu diyâra
azâb
nâzil oldu" deyüp evlâd [u] ensâbı ile Beyt-i Mukaddes'e gelüp bu kabr-i pür-en …
Ba‘dehu Cenâb-ı Bârî Medyen şehrinde şu‘ayb Nebî'nin kavmin helâk edüp şehrin harâb etdükde Hazret-i şu‘ayb "Bu diyâra azâb nâzil oldu" deyüp evlâd [u] ensâbı ile Beyt-i Mukaddes'e gelüp bu kabr-i pür-envârları kurbunda tahrîr olunan karye-i Hattîn'de sâkin olup ba‘de'l-vefât bunda medfûndur. Merkad-i pür-envârları gerçi gârlardır. Ammâ taşrasında kârgîr kubbe binâlar ve mesâcid ve zâviye ve hücreleri var. Ammâ cümle binâları yine kayalara muttasıldır, zîrâ bir teng mahaldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y202b ·
metinde göster ·
… Zamân-ı kadîmde bu mihrâb kızıl yâkûtdan imiş. Tûfân-ı P 92b Nûh'da zulemât-ı
azâb
suyu te’sîrinden Q 92b levni mütegayyir olup hâlâ bu humret üzre kalmış.
Ziyâret-i harem-i Sahratullâh. Evvelâ Sahra'nın garb kapusu ile şimale nâzır Cennet kapusu mâbeyninde Sahra dîvârına karîb makâm-ı Kızıl mihrâb, dörd ince mermer sütûn üzre bir küçücük kubbecikdir. Ve mihrâbı bir kırmızı Yed-i Kudret taşından alçacık bir mihrâb-ı sağîrdir. Zamân-ı kadîmde bu mihrâb kızıl yâkûtdan imiş. Tûfân-ı P 92b Nûh'da zulemât-ı azâb suyu te’sîrinden Q 92b levni mütegayyir olup hâlâ bu humret üzre kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y215a ·
metinde göster ·
… ri görüp kemîngâhlarda âmâde olup kavm-i Yezîdîler ol Yezîd mezârından tahfîf-i
azâb
içün taşın yâhûd bevlin ref‘ etdüği gibi hemân paşalılar nühüfte olduğu yerden …
Bu hâli ba‘zı paşalı mu‘tekidleri görüp kemîngâhlarda âmâde olup kavm-i Yezîdîler ol Yezîd mezârından tahfîf-i azâb içün taşın yâhûd bevlin ref‘ etdüği gibi hemân paşalılar nühüfte olduğu yerden pertâb edüp ol Yezîd-i Yezîdîyi dutup tecrîm edüp haddîne göre beş on guruşun alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y242a ·
metinde göster ·
sâkin olup şems-i âteştâb kulle-i felekden baş gösterüp cümle ricâlullâh devâbb …
Ve cümle huccâc-ı müslimînin eşbehlerine iki kerre yüz bin salavât-ı şerîfe ve yüz bin ihlâs-ı şerîf tilâvet olunmasın defterle alay çavuşlarıyla tevzî‘ edüp bi-emrillâhi te‘âlâ nice kırâ'at etmeğe mübâşeret olundu ise bârân-ı azâb sâkin olup şems-i âteştâb kulle-i felekden baş gösterüp cümle ricâlullâh devâbbât tâze cân buldu. (---)(---)(---) çamur deryâsından at ve âdem gark olur. Deve hâli pes nice ola. Ol gece mâh-ı Zilka‘denin (---)(---) görüp top atup kalkarlar. Ammâ ne mümkin, cemî‘i yükler su içinde kaldı. Cümle asker (---)(---)(---)Q 109b yine {bu mahalden hakîr bir kaç refîkler ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y261b ·
metinde göster ·
Hazret-i İbrâhîm'den sonra Hazret-i Risâlet-penâhın ceddi Kusay bin Kilâb tecdîd etdi, tâ Hazret-i Resûl ba‘sine değin kaldı. Ba‘dehu kavm-i Kureyş isyân edüp Mekke'nin ba‘zı yerlerin münhedim etdiler. Yine Cenâb-ı Hak'dan havf edüp cümle kavm-i Kureyş cem‘ olup ta‘mîr ü termîm etdiler. Zîrâ Mekke-i mükerremeyi kal‘ etdükleriyçün Cenâb-ı Bârî bunlara bir kaht-ı azîm verdi kim lâşe-i kelîb yediler. Ve âb-ı Zemzem dahi yübûsetden münkatı‘ oldu. Ehl-i Kureyş bildiler kim bunlara azâb nâzil oldu. Derhâl Abdülmuttalib'e vardılar, Muhammed'i isteyüp cebel-i Ebî Kubeys'de istiskâya çıkup du‘âya başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340a ·
metinde göster ·
… Medyen'dir. Bu şehir harâb olıcak Hazret-i şu‘ayb bürâderi Medyen ile bu şehre
azâb
nâzil oldu deyüp evlâd [u] ensâbı ile be-kavl-i Tevârîh-i Âzeryâ ibn Sâm eydir:
Ve bu şehir kavmine Hazret-i şu‘ayb ba‘s olunup Hazret-i şu‘ayb'a îmân getirmediklerinden Cenâb-ı İzzet kavmin helâk edüp şehirlerin harâb etdi. Hazret-i şu‘ayb karındaşı Medyen bu şehirde sâkin olup binâ etdüğiyçün şehr-i Medyen derler. Âye[t]: Arapça âyetinden murâd şehr-i Medyen'dir. Bu şehir harâb olıcak Hazret-i şu‘ayb bürâderi Medyen ile bu şehre azâb nâzil oldu deyüp evlâd [u] ensâbı ile be-kavl-i Tevârîh-i Âzeryâ ibn Sâm eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y377b ·
metinde göster ·
çekerek güzer edüp bu kerre Nîl kenârınca cânib-i şarka müteveccih olup üç mala …
Bu deyr-i veyli azâb çekerek güzer edüp bu kerre Nîl kenârınca cânib-i şarka müteveccih olup üç malaka yer gidüp bir ferah-fezâ çemenzâr yerde bir kubbe-i sagîre içinde eş-şeyh Abd-i Dâyim hazretleri medfûndur kim Ashâb-ı güzîndendir. Bir Fâtiha'yla rûhun şâd ve gamgîn gönlümüz âbâd edüp altı sâ‘at Nîl kenârınca gidüp vakt-i asrda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y383b ·
metinde göster ·
… ps ederler. Ve gâh gâh paşa sarâyında muhâsara edüp (---)(---)(---) ikâb itâb
azâb
edüp azl edüp katl etmeği mu‘tâd etmişlerdir. Böyle nâ-hak işleri niçe ehl (--- …
Hulâsa-i kelâm Mısır kavminin eğer tâ’ife[-i] askerîsi ve ulemâsı dâ’imâ hâkimleri üzre tasaddurları kadîm eyyâmda Ferâ‘ine asrından berü olagelmişdir. Ammâ hâlâ paşa vüzerâlarını gâh sarâyda gâh kasr-ı (---) vîrân sakfda ve gâh Taşyatır sarâyında yatırup haps ederler. Ve gâh gâh paşa sarâyında muhâsara edüp (---)(---)(---) ikâb itâb azâb edüp azl edüp katl etmeği mu‘tâd etmişlerdir. Böyle nâ-hak işleri niçe ehl (---)(---)(---) bir iki kerre çok olur, zîrâ böyle işler var iken vezîr vaz‘ eylemişlerdir. Ve gâh Kâsımlı ve gâh Zülfikârlı (---)(---) öyle biri biriyle hasm olup Rûmeli Meydânında ceng-i azîm olup meydân (---)(---) kede olur. Ba‘zı zamân Kara Meydânda kara leşler kara tağlar gibi yığılup (---)(---) bu misilli olur. Ve ba‘zı zamân Sultân Hasan câmi‘ine ve Sultân Mü’eyyed Q 353aP 347a câmi‘ine kapanup ceng-i azîm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·