… â mahalde bir künc-i muzlimde bir mülevves sidikli kapuya gelüp yeniçeri dakk-ı
bâb
edince bâb küşâde olup içeriden bir zengî-sıfat şütür-leb bir abûsü'l-vech bir …
deyü ol tenhâ mahalde bir künc-i muzlimde bir mülevves sidikli kapuya gelüp yeniçeri dakk-ı bâb edince bâb küşâde olup içeriden bir zengî-sıfat şütür-leb bir abûsü'l-vech bir Arab zâhir olup bunlar kapudan içeri girince hemân zengî Arab Gülâbî Ağa'yı bâzûsundan berk yapışup hâne içine nîm elma-misâl atar. Hemân Gülâbî Ağa'nın aklı başına gelüp cümle hâzırûna,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38a ·
metinde göster ·
… ir künc-i muzlimde bir mülevves sidikli kapuya gelüp yeniçeri dakk-ı bâb edince
bâb
küşâde olup içeriden bir zengî-sıfat şütür-leb bir abûsü'l-vech bir Arab zâhir …
deyü ol tenhâ mahalde bir künc-i muzlimde bir mülevves sidikli kapuya gelüp yeniçeri dakk-ı bâb edince bâb küşâde olup içeriden bir zengî-sıfat şütür-leb bir abûsü'l-vech bir Arab zâhir olup bunlar kapudan içeri girince hemân zengî Arab Gülâbî Ağa'yı bâzûsundan berk yapışup hâne içine nîm elma-misâl atar. Hemân Gülâbî Ağa'nın aklı başına gelüp cümle hâzırûna,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38a ·
metinde göster ·
Ammâ bu haremin kıblesi cümle kapulardan âlî bir musanna‘ bâb-ı sa‘âdetdir kim edîm-i arzda bu der-i sa‘âdete mânend beyâz mermer-i hâm atebeli ve kat-ender-kat kirişme zıhlı ve külüplü ve medeneli bir bâb 44b görülmüş değildir. Cümle beyâz mermer-i hâmdır. Üstâd-ı mermer-trâş cümle taşları birbirlerine eyle imtizâc etdirmiş kim her hacerin mâbeynlerin değme âdem fark edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44a–44b ·
metinde göster ·
Ecrâm-ı kal‘a-i Bâb-ı hadîd: Sebeb-i tesmiyesi oldur kim bânî-i evveli olan İskender-i Zülkarneyn bu sedde bir demir kapu inşâ edüp nigehbânlar komuş idi. Tâ Enûşirvân asrına gelince ol bâb, hadîd olmağıla Demirkapu nâmıyla müsemmâ bir kal‘a-i üstüvârdır. Ba‘dehû bânî-i sânisî Enûşirvân'dır. Ba‘dehû bânî-i sâlisi Yezdcird Şâh'dır. Bânî-i râbi‘-i Şâh İsmâ‘îl'dir. Bânî-i hâmisi Özdemirzâde Osmân Paşa'dır kim ilâ yevminâ-hâzâ sedd-i Kahkahâ bir kal‘a-i metîndir. Kûh-ı Argın ve kûh-ı Düneb dâmenlerine vâki‘ olmuşdur. Bir cânib-i garba Bahr-i Haraz kenarına vâki‘ olup cümle esâs dîvârını talattum-ı deryâ döğer. Bu dîvârları Yezdcird Şâh'dan sonra Haraz Şâh binâ etdüğün leb-i deryâda İskele kapusu üzre Fârisî ebyât ile târîhi tahrîr olunmuşdur. Ve yine bu deryâ cânibinde İskender'in binâ etdüğü sedd-i hâytlar deryâda müstağrak olduğu nümâyândır. Ammâ arîz [u] azîm, dîvâr-ı kadîm imiş. Mülûk murâd edinse ol dîvârdan kal‘aya gelince liman olmak mümkün idi. Hâlâ burc [u] bârûları bahr içre âşikâredir. Bu deryâ tarafı dîvârı kûh-ı bâlâya varınca tûlu bir ok menzili deryâ kenarıdır ve deryâdan yine kal‘a ensesindeki kûha 317a varınca kal‘anın arzı bir puta oku menzilidir. Bu kal‘a ilm-i hendese üzre bir püşte-i âlîde şekl-i muhammes binâ olunmuşdur kim bu hakîrin, gerçi dahi kesret-i seyâhati yokdur ammâ bu tarh [u] tarz üzre bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ve havâleden emîn kal‘a görmedim ve üstâd-ı mühendis [ve] bennâ-yı âkıbet-endîş bu kal‘ayı üç bölük inşâ etmiş ve cümle üç aded metîn ve kavî üç kat hakkâ ki demir kapulardır. Kal‘anın bir bölüğü şark cânibine, safh-ı cebele hâ’ildir. İkinci kapu şehr içine meftûhdur. Ve cânib-i kûh-ı Argın'a hâ’il olan dîvârda iki kapu vardır ve aşağı şehre mekşûf iki bâb-ı kavî dahi vardır. Biri Müskür kapusudur kim cânib-i şarkda nâhiye-i Müskür'e mekşûf olduğiyçün Bâb-ı Müskür derler. Bundan hurûc edenler at arabalarıyla üç günde kal‘a-i Şemahı'ya ererler. Ve bir kapu dahi cânib-i cenûba, Deşt-i Kıpçağ'a ve Kırım ve Çerkezistân'a Dağıstân'a gider. Dağıstân'a at arabası işlemez amma Moskov'un Türk kal‘asına ve vilâyet-i Kazan'a ve Deşt-i Kıpçağ'a cümle at arabaları işler. Ve bu kal‘anın üçüncü bölüğü cânib-i bahre düşmüşdür. İçinde ol kadar âbâdân yokdur. Henüz Karçığa Hân kal‘a müstahfızânları ve dizçökenler içün hâneler binâ ederdi ve Gîlân ve Bakü tarafından gelen tüccâr-ı sevdâgerlerin at arabaları bu hisâriçe bölüğünde mâl-â-mâl olup durur. Zîrâ bu diyârda taş ve sarp râh [u] güzergâh olmamağile cümle at arabaları işler. Ve deryâdan niçe bin keştîler işler. Anınçün ganîmetdâr diyâr bir kal‘a-i üstüvârdır. Bu hisâb üzre bu kal‘anın dâiren-mâdârında ve enderûn [u] bîrûnında cümle (---) aded kapulardır. Ve kal‘anın şekl-i murabba‘ı dâiren-mâdâr on bir bin altmış adımdır. Ve yetmiş kulle-i azîmlerdir kim her birinde gurebân [u] mücerredân içün birer medrese ve birer mescid mukarrerdir. Talebelerine Bakü kal‘asından çerâğ içün siyâh neft ta‘ayyün edüp rûz [u] şeb matbah-ı Keykâvûs'dan çobra-i gendümlerin suhte ve atlara merreteyn bezl-i it‘âm ederler. Bir nezâketle ulemâya kal‘ayı hıfz [u] hırâset etdirirler. Ve bu mezkûr yetmiş kulleden mâ‘adâ kal‘anın etrâfında cümle yedi bin altmış dendân-ı bedendir. Her şeb-i muzlimde ve gayr-ı mâhtâbda neft yağıyla kal‘ayı çerâğân ederler. Zîrâ eğer berren ve eğer bahren on üç kavm-i adüvv-i cânîsi vardır. Evvelâ deryâda Moskov Kazağı kâfiri gemilerle her bâr gelüp taşra nevâhîleri gâret eder. Ammâ zeyl-i hisâra gelemez. Leb-i deryâda yetmiş pâre balyemez topları vardır. Cümlesi Âl-i Osmân toplarıdır kim, mücellâ ve musaykalı şa‘şa‘asından âdemin reng-i rûyları nümâyândır. Ve bir hasm-ı kavîsi cânib-i garbîsinde Âl-i Osmân ve Tatar-ı Kırım ve Kalmahdır. Ve cânib-i cenûbunda Çerâkise kavmidir. Ve kıble cânibinde adüvv-i ekberi Dağıstân'ın Kumuk kavmidir. dahi cânib-i şarkîsine meyyâl düşmanı Tomris Hân ülkesi Gürcîstânıdır. Ol ecilden her şeb suhtevât ve dizçöken nökerât ve neferât ve çıplaklar burc [u] bârûlar üzre "Hudâ hûb" deyü feryâd edüp keşik beklerler. Ve cümle düşmanlarının havf [u] haşyetinden kal‘aya hâ’il bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden kûh-ı Düneb nâmıyla bir cebel-i âlî vardır, çengelistân ve hıyâbândır, anda şeb [u] rûz elli nefer nigehbân-ı tülüngiyân âmâde durup bu kal‘a üzre bir tarafdan bir yâğı ve bâğî ve zâğî urguncu asker zâhir ü bâhir olsa hemân ol kûhda yığılmış hizemlere âteş urup ahâlî-i kal‘ayı âgâh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 316b–317a ·
metinde göster ·
… 'dan kırk aded sağîr ve kebîrleri feth edüp kimin harâb u yebâb, kimin ta‘mîr-i
bâb
edüp cümle yetmiş pâre kal‘a miftâhlarıyla Tiflis ve Çıldır ve Şûrân ve Hartîn …
Feth-i kal‘a-i Tiflis sene 986, be-dest-i Kara Lala Mustafâ Paşa be-asr-ı Sultân Murâd Hân-ı Sâlis: Ba‘dehû bu kal‘ayı serdâr-ı bâ-vekâr ol kadar sa‘b u üstüvâr eder kim Gürcîstân ve Azerbaycân kılâ‘larında hâlâ eyle bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a yokdur. Meğer kal‘a-i Bakü ve kal‘a-i Mekü ola. Ba‘dehû serdâr-ı zafer-şi‘âr vilâyetin tahrîr edüp bir eyâlet-i azîm olur. Hükûmetin mîr-i mirânlık ile eyâlet-i Kastamonu sancağına mutasarrıf Solak Ferhâd Paşazâde Mehemmed Paşa'ya verüp sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtın tekmîl edüp yigirmi oda yeniçeri ve beş oda cebeci ve beş oda topcu ve yüz yetmiş pâre top dahi sâ’ir münhedim olan kal‘alardan koyup ve Tire ve Menteşe ve Teke ve Hamîd sancakların ve Sivas eyâletin umûmen muhâfazacı koyup Gürcîstân'dan kırk aded sağîr ve kebîrleri feth edüp kimin harâb u yebâb, kimin ta‘mîr-i bâb edüp cümle yetmiş pâre kal‘a miftâhlarıyla Tiflis ve Çıldır ve Şûrân ve Hartîn ve Azgur ve Tümek kal‘alarının miftâhların der-i devlet-masîr'e gönderdi ve kendileri cânib-i der-i devlete revâne olunca beri tarafda cümle kızılbaş-ı bed-ma‘âş ile Gürcîstân küffârı nâ-tırâş yedi ay kal‘a-i Tiflis'i 319b muhâsara edüp mahsûr olan guzât-ı müslimîn kaht [u] galâdan atların yiyüp andan cümle kelblerin tenâvül edüp ba‘dehû şehîdlerin yimeğe başlayup yedi ayda yedi kerre küffâr taraf taraf hücûmlar edüp kızılbaş serdârı olan İmâm Kulu Hân ahd-i emân ile ve niçe dürûğ-ı kelâm-ı hezeyân ile kal‘ayı istediler. Guzât-ı müslimîn çoğdan helâk olacakların bilüp kal‘a vermediler. Hattâ Alî Subaşı'nın kelbi yedi bin akçeye satılup yediler. Hikmet-i Hudâ Erzurûm Valisi Mustafâ Paşa deryâ-misâl asker ile ılgar edüp gelirken kal‘ayı muhâsara eden İmâm Kulu Hân firâr edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imleri ve zehâ’irleri meydân-ı ma‘rekede olan kal‘ada mahsûr kalan guzât ni‘met-i firâvân ile muğtenim olup ertesi gün zîr-i kal‘aya Mustafâ Paşa gelüp derûn-ı hisârda mahsûr olan cüyûş-ı muvahhidîn tâze cân bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 319a–319b ·
metinde göster ·
… dur. Bu kal‘adan aşağı varoş-ı hisâr-ı kebîrdir ve iki kat sûr-ı metîndir ve üç
bâb
hâdîd [u] cedîd dervezelerdir. Dâhil-i bâbda âlât-ı silâh ve tuğulka ve ser-pen …
Eşkâl-i kal‘a-i Kars: Şimâlî tarafında ensesi top menzilinden ba‘îd bir kûh-ı bâlâdır. Anın dâmeninde bu kal‘anın iç kal‘ası bir püşte üzre vâkı‘ olmuşdur, ammâ aşağı hisâr bir düzde vâkı‘ olmuşdur ve cümle beş kat sûr-ı kavî addolunmuşdur ve nârin kal‘ada ancak bir hâne vardır. Kal‘a kapusu cânib-i şarka nâzırdır. Ve yukaru kal‘a ta‘bîr olunan orta kal‘a kapusu cânib-i garba mekşûf hadîd bâb-ı kavîlerdir. Bu sûr içre dizdârhânesi ve iki yüz neferât levendât hâneleri ve mükellef ve mükemmel cebehâneleri vardır. Ammâ bu orta hisârda çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâm ve imâret yokdur. Bu kal‘adan aşağı varoş-ı hisâr-ı kebîrdir ve iki kat sûr-ı metîndir ve üç bâb hâdîd [u] cedîd dervezelerdir. Dâhil-i bâbda âlât-ı silâh ve tuğulka ve ser-penâhlar ve tüfenk ve cidâ vü gûnâ-gûn âlet-i harblar ile ârâste ve bevvâbân [u] dîdebânlar ile pîrâste olmuş derveze-i kavîlerdir. Bu kapuların biri cânib-i garba Su kapusu ve Çeri kapusu derler, Erzurûm'a mekşûfdur, biri cânib-i kıbleye meftûh Orta kapudur kim Kağızmân tarafına meftûhdur. Ve biri cânib-i şarka Behrâm Paşa kapusudur, Revân tarafına küşâdedir. Bu kal‘a dîvârının üstünde karavulhânelerde şeb [u] rûz müstahfızânlar nigehbânlık edüp her şeb-i muzlimde kal‘a hâ’itların meş‘aleler ile çerâğân ederler. Varoş-ı hisârın kaddi ol kadar âlî değildir ammâ gâyet arîz ve metîn binâ-yı sengîndir. Ve aşağı kal‘anın dâiren-mâdâ[r] handakı yerine göldür kim Behrâm Paşa kapusundan Orta kapuya {varınca ihâta etmiş âb-ı hayât göldür. Bu tarafdan kal‘aya aslâ zafer mümkün değildir}. Ve etrâf-ı kal‘ada cümle iki yüz yigirmi aded kulle-i sedd-i Kahkaha'lardır ve cümle iki bin seksen dendân-ı bedendir. Ve bu rıbât-ı azîmin dâiren-mâdâr cirmi beş bin yedi yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 324a ·
metinde göster ·
… ine mülhem olup / Murtezâ kim cümleden a‘lem olup / Dediler kim ana eyle feth-i
bâb
/ Bize vergil sen haber ey kâmyâb
Her kimin mir’ât-i kalbi oldu pâkDediler ikrâr edüp mâ arfnâkOl kişi kim kendülikden mahv olaZât-ı Hakda kendüliğin yok kılaZâhir olur anda settaru'l-guyûbSetr eder aybını Settaru'l-uyûbKeşf olur ana hakâyık dürleriZâhir ederler çü bâtın erleriLûtf ile kılur tecellî ana Hakİlm-i esrâr-ı ledünn olur sebakYa peygamberden olanlara niçeKeşf-i esrâr olmasın mı ey hocaCümlesinin kalbine mülhem olupMurtezâ kim cümleden a‘lem olupDediler kim ana eyle feth-i bâbBize vergil sen haber ey kâmyâb
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 17b ·
metinde göster ·
Menâkıb-ı Habîb-i Neccâr : Bâlâda tahrîr olunan bânî-i Antakıyye Bî‘atü'l-Kassân nâm melikin bir nûr-i dîde ciğer-kûşesi var idi. Ol dahi pederi gibi Hazret-i Mesîh'e îmân getirüp mü’min ü muvahhid olmuş idi. Hikmet-i Hüdâ ecel-i müsemmâsı gülüp "İrci‘î ilâ rabbik" emrine imtisâlen cânib-i Hakk'a revâne olup Antakıyye içre defn olunup yedi seneden sonra bu Hazret-i Habîb-i Neccâr bu Antakıyye şehrine gelüp cümle halkı dîn-i Mesîh'e da‘vet etdikde cümle ahâlî-i beled Habîb-i Neccâr'dan mu‘cize isteyüp "Bizim melîkimizin Yavhîd nâmında bir âdil oğlu var idi. Yedi senedir merhûm oldu. Anı ihyâ eyle, cümlemiz îmâna gelelim" dediler. Derhâl Habîb-i Neccâr kabr-i şehzâde üzre varup du‘â edüp "Kum bi-iznillah" deyince bi-emri Hüdâ şehzâde-i âzâde azâb-ı kabrden âzâd olup hayât buldukda yedi sene mu‘ammer olup cümle ehl-i Antakıyye İslâm ile müşerref olup şehzâde yedi sâlde ol kadar adl-i adâletler edüp deyr-i kebîrler ve hayrât-ı vefîrler edüp şehr-i Antakıyye'i imâr ederken Habîb-i Neccâr kifâf-ı nefs içün neccârlık etdüğünden Habîb-i Neccâr derler. Ol asrda dülgerlerin pîri ol idi. Ammâ Hazret-i Risâlet-penâh asrında Ebü'l-Kâsım Abdülvâhid en-Neccârî'dir. Hazret huzûrunda Selmân-ı Pâk belin bağlayup kırk ikinci pîr olup [İbn] Zübeyr hazretlerinin fermâniyle Mekke-i Mükerreme'ye bir bâb dahi binâ edüp huccâc birinden girüp birinden çıkarlardı. Ba‘dehû Yûsuf Haccâc-ı Zâlim gelüp zulm ile {Mekke'de} ceng-i azîm edüp [İbn] Zübeyr hazretleri mündehim olup "Niçün Mekke'ye bir kapu dahi ihdâs etdin?" deyü Hazret-i [İbn] Zübeyr'i sene (---) târîhinde Haccâc-ı Zâlim salb edüp kabr-i Zübeyr kurâfe-i mu‘allâdadır. Neccârların pîri Ebü'l-Kâsım'ı dahi kapu inşâ etdiğiyçün salb etmek murâd edindikde Ebü'l-Kâsım Cidde'den gemiyle Habeş'e firâr edüp andan Asvân şehrinde Dâr-ı Bâkî'de karâr etdi. Ammâ pîr-i neccâr-ı kadîm Habîb-i Neccâr idi {Hazret-i Habîb-i Neccâr bu Antakıyye'de Yavhîd nâm} şehzâdei mürde iken ihyâ edüp keşf-i mu‘cize etdüğün münkerîn görüp âhir yedi seneden sonra Habîb-i Neccâr'ı şehîd edüp ser-i sa‘âdeti kûh-ı bâlâdan galtân olarak aşağı şehirde bir gâr-ı hafrde (---) nerdübân ile inilir bir tekye-i pür-envâr içinde medfûn olup hâlâ cemî‘i ehl-i İslâm ü Nasâra kavminin ziyâretgâhıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 24a ·
metinde göster ·
… su bir bâb-ı vâcibü's-seyr bir dervezedir kim vasfında lisân kâsır bir müşebbek
bâb
olduğundan ol bâb ile müsemmâ câmi‘-i Müşebbek derler. Rûm u Arab u Acem'de bu …
Ve mine'l-acâ’ib ve'l-garâ’ib binâ-yı azîm câmi‘-i Müşebbek, ibret-nümâ-yı kadîm, şehr-i Kazvîn'in eski hisârına karîb bir câmi‘-i kebîrdir. Kıble kapusu bir bâb-ı vâcibü's-seyr bir dervezedir kim vasfında lisân kâsır bir müşebbek bâb olduğundan ol bâb ile müsemmâ câmi‘-i Müşebbek derler. Rûm u Arab u Acem'de bu hakîr böyle bir bâb-ı kebîr ve eyle kâr-ı hurdegîr görmedim. Niçe bin ilm-i hendese üzre gûnâ-gûn hayâl-i pesend tasarrufları vardır ammâ mülûk-ı selef içün bu câmi‘ içre bir maksûresi var kim benî Âdem anı gördükde vâlih ü hayrân kalup dillerle ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz bir kâh-ı Havernak-ı Gazvîn'dir. Ammâ bu câmi‘-i pür 315a envârın bânîsi şehr-i Gazvîn'in dördüncü kerre imâr eden Şâh İmâdeddîn hazretlerinin abd-i memlûkü olan Emîr Humâ-i Yas inşâ etdirmişdir. Müverrihân-ı Acem "Bu câmi‘e bir şütür bârı altun masrûf olundu." deyü tahrîr etmişler. Hakkâ ki muhakkak mâ-lâ kelâm gitmişdir, ammâ câmi‘ Cennet-i Adn'e dönmüşdür. Lâkin cemâ‘atden garîb kalmışdır ve mihrâb üzere olan kubbe-i kebîri eflâke ser çekmiştir. Cemî‘i kıbâblar her diyârda surâhîce binâ olunmuşdur ammâ bu kubbe-i serâmed top-ı küreh arzı gibi müdevver ve cevfinde ol kadar envâ‘-ı fusûs-ı mukavvim mahkûk-ı gûnâ-gûn sadefkârî var. Ruhâm-ı ibret-nümûn ma‘kûklar ile ma‘kûd kılınmış zî-kıymet taşlar var kim çeşm-i benî Âdem hîrelenir. Bu hakîr bu kadar kesret-i seyâhatde her âsâr-ı binâya im‘ân-ı nazar ile nazar etdiğimde Budin serhaddinde kal‘a-i Estergon'un iç hisârındaki Kızılelma Câmi‘i kubbesi ve biri dahi bu Gazvîn câmi‘i gibi bu arâzî-i edîmde böyle âsâr-ı acîbe ve bunun gibi binâ-yı garîbe görmedim. Hakkâ ki min cihet-i'l-ahseni imâr bu kubbeden âlî bir kubbe-i nüh-tâk-ı tumturak-ı revâk yokdur. Meğer yine bu kubbe-i Gazvîn-i arâk ola. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 314b–315a ·
metinde göster ·
… ü's-seyr bir dervezedir kim vasfında lisân kâsır bir müşebbek bâb olduğundan ol
bâb
ile müsemmâ câmi‘-i Müşebbek derler. Rûm u Arab u Acem'de bu hakîr böyle bir bâ …
Ve mine'l-acâ’ib ve'l-garâ’ib binâ-yı azîm câmi‘-i Müşebbek, ibret-nümâ-yı kadîm, şehr-i Kazvîn'in eski hisârına karîb bir câmi‘-i kebîrdir. Kıble kapusu bir bâb-ı vâcibü's-seyr bir dervezedir kim vasfında lisân kâsır bir müşebbek bâb olduğundan ol bâb ile müsemmâ câmi‘-i Müşebbek derler. Rûm u Arab u Acem'de bu hakîr böyle bir bâb-ı kebîr ve eyle kâr-ı hurdegîr görmedim. Niçe bin ilm-i hendese üzre gûnâ-gûn hayâl-i pesend tasarrufları vardır ammâ mülûk-ı selef içün bu câmi‘ içre bir maksûresi var kim benî Âdem anı gördükde vâlih ü hayrân kalup dillerle ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz bir kâh-ı Havernak-ı Gazvîn'dir. Ammâ bu câmi‘-i pür 315a envârın bânîsi şehr-i Gazvîn'in dördüncü kerre imâr eden Şâh İmâdeddîn hazretlerinin abd-i memlûkü olan Emîr Humâ-i Yas inşâ etdirmişdir. Müverrihân-ı Acem "Bu câmi‘e bir şütür bârı altun masrûf olundu." deyü tahrîr etmişler. Hakkâ ki muhakkak mâ-lâ kelâm gitmişdir, ammâ câmi‘ Cennet-i Adn'e dönmüşdür. Lâkin cemâ‘atden garîb kalmışdır ve mihrâb üzere olan kubbe-i kebîri eflâke ser çekmiştir. Cemî‘i kıbâblar her diyârda surâhîce binâ olunmuşdur ammâ bu kubbe-i serâmed top-ı küreh arzı gibi müdevver ve cevfinde ol kadar envâ‘-ı fusûs-ı mukavvim mahkûk-ı gûnâ-gûn sadefkârî var. Ruhâm-ı ibret-nümûn ma‘kûklar ile ma‘kûd kılınmış zî-kıymet taşlar var kim çeşm-i benî Âdem hîrelenir. Bu hakîr bu kadar kesret-i seyâhatde her âsâr-ı binâya im‘ân-ı nazar ile nazar etdiğimde Budin serhaddinde kal‘a-i Estergon'un iç hisârındaki Kızılelma Câmi‘i kubbesi ve biri dahi bu Gazvîn câmi‘i gibi bu arâzî-i edîmde böyle âsâr-ı acîbe ve bunun gibi binâ-yı garîbe görmedim. Hakkâ ki min cihet-i'l-ahseni imâr bu kubbeden âlî bir kubbe-i nüh-tâk-ı tumturak-ı revâk yokdur. Meğer yine bu kubbe-i Gazvîn-i arâk ola. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 314b–315a ·
metinde göster ·
Ve dahi cânib-i garba nâzır Karanlık kapu (---) kat demir
bâb
kapulardır kim her biri derveze-i İskender'dir. Handakı ve cisri dahi metîndir …
Ve dahi cânib-i garba nâzır Karanlık kapu (---) kat demir bâb kapulardır kim her biri derveze-i İskender'dir. Handakı ve cisri dahi metîndir ve mehîb balyemez topları vardır. Bağdâd'ın bir kulle-i metîni bu mahaldir kim Acem bu mahalde kapanup ceng-i azîm olmuşdur. Ve bir muzlim yerde vâki‘ olmağile Karanlık kapu derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 341a ·
metinde göster ·
… irecik, andan kasaba-i Nizib, andan Kızılhisâr, andan Balis ve Azez ve Kilis ve
Bâb
ve Bomboç ve Haleb'e varınca yol üzerinde olan mezkûr kasabalar kerrât ile bâlâ …
Kasaba-i Cüllâb: Bâlâda mevsûfdur. Andan yine garba şehr-i Ruha ya‘nî taht-ı Nemrûd Urfa, andan kasaba-i Çârmelik, andan kal‘a-i serâmed Birecik, andan kasaba-i Nizib, andan Kızılhisâr, andan Balis ve Azez ve Kilis ve Bâb ve Bomboç ve Haleb'e varınca yol üzerinde olan mezkûr kasabalar kerrât ile bâlâda tahrîr olunmuşdur ammâ bu Kızılhisâr'dan çıkan 398a suyun nısfı Ayntâb şehri suyuna karışup Ayntâb'dan Haleb şehri bâğçelerine uğrayup andan (---)(---) mahlût olur. Ammâ bu bâlâda tahrîr olunan Göllü köyünden beri tahrîr olunan on bir aded kasabâtlara şimdi uğramayup "Çatal yol" dediğimiz Göllü köyünden sonra cânib-i cenûba çöl ile 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397b–398a ·
metinde göster ·
… hâmile kalup Vâlide Sultân'a bu kadar hedâyâları Paşa verüp hamd-i Hudâ "Feth-i
bâb
" olduğuna târîh idi:
"Vur Kaya'yı ve öldür kethüdâ kadını ve cümle musâhibeleri" deyüp destûr-ı şâhî verüp Kaya ile Melek'in üzerlerine kapuyu kapayup taşrada durur. Hemân koca tüvânâ Melek topuzun sapını eline alup Kaya'nın kayasına bir topuz sapı çeker kim Kaya safâsından hâmile kalup Vâlide Sultân'a bu kadar hedâyâları Paşa verüp hamd-i Hudâ "Feth-i bâb" olduğuna târîh idi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78a ·
metinde göster ·
nâ’ibi eğer kadı ve eğer e’imme ve hutebâ ve meşâyihân cümle bunun hükmündedir, …
Andan hâkim-i hâmis âşi[r]i bâb nâ’ibi eğer kadı ve eğer e’imme ve hutebâ ve meşâyihân cümle bunun hükmündedir, zîrâ her bâr molla hâzır değildir. Belki Âsitâne'den geç gele. 113b Andan bu şehir içre üç aded hâkim-i şer‘ nâ’ibler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 113a–113b ·
metinde göster ·
… ‘allâların mâbeynlerinde nigehbânlar ile 170a mâl-â-mâl olduğundan mâ‘adâ her
bâb
arasında rûy-ı dîvârda gûnâ-gûn âlet-i silâhlar ile yemîn ü yesâr dîvârları bez …
Cümle rûy-ı dîvârı seng-i tırâş ile mebnî ve mücellâ ve musaykal ahcârât-ı hârâlar ile inşâ olunup her taşında olan letâfet ve zerâfetdeki tasarrufları bir diyârda temâşâ etdiğimiz kılâ‘ların birinde yokdur. Hattâ üstâd-ı mühendisîn var makdûrun sarf edüp arz-ı ma‘rifet sarf etdiğin ayân ü beyân etmekiçün ol bennâ-yı bânî rûy-ı dîvâra ve pâk-i tâb-ı devâreye eyle tasarruflar, eyle zıhlar ve gilviler ve medîneler edüp ol seng-i hârâları gûyâ kalem-tırâş ile alçı oyar gibi münakkaş oyup gûyâ Nakkaş Fahrî gibi kâğızbürlük edüp her tasarrufların sihr-i i‘câz edüp atlas-ı felekde eyle bir kârgirlik mermer-bürlüğü bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Meğer Atina şehrinde Eflâtûn İlahî dershânesi kim hâlâ Ebü'l-feth câmi‘idir, eyle tasarruflar meğer bu câmi‘de ola. Ve'l-hâsıl bu kal‘a-i Üsküb şehrin vasatında şekl-i muhammes şeddadî binâ-yı mukavves kal‘a-i bâlâdır kim cânib [u] etrâfında dîvârlarının kaddi kâmil elli zirâ‘-ı âlîdir ve cümle yetmiş aded ebrâc-ı kavîler ile ârâste ve iki bin aded dendân-ı bedenler ile pîrâste olmuş rabât-ı müzeyyendir ve cânib-i kıbleye mekşûf üç kat demir kapuları var kim her bâb-ı mu‘allâların mâbeynlerinde nigehbânlar ile 170a mâl-â-mâl olduğundan mâ‘adâ her bâb arasında rûy-ı dîvârda gûnâ-gûn âlet-i silâhlar ile yemîn ü yesâr dîvârları bezenmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 169b–170a ·
metinde göster ·
… thudâsı ve yeniçeri ocağından çukadârı ve bâzâra gideni ve yüz aded tevâbi‘i ve
bâb
nâ’ibi ve muhtesib nâ’ibi ve şehir içre iki aded nâ’ibi ve yedi aded hâric nâ’i …
Kanûn-ı Süleymân Hân üzre beş yüz akçe mevleviyyetdir. Âsitâne tarafından zerdûz keçeli kapucu muhzırbaşısı ve çavuş ocağından kethudâsı ve yeniçeri ocağından çukadârı ve bâzâra gideni ve yüz aded tevâbi‘i ve bâb nâ’ibi ve muhtesib nâ’ibi ve şehir içre iki aded nâ’ibi ve yedi aded hâric nâ’ibleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 78b ·
metinde göster ·
… Ve sol tarafındaki bâb-ı musanna‘ hem-çünân bâb-ı râhibândır. Ve sağ tarafdaki
bâb
cânib-i cenûba mekşûf olup Kral sarâyı yoluna nâzırdır, ammâ bu kapunun sağ tar …
Ammâ bu manastırın üç kapusu var, biri kıble kapusudur kim bu dahi ta‘rîf ü tavsîfden ârî etrâfı kemerli cümle burma burma zıh zıh mermerden oyulmuş mukarnas u fürüşler ve meydineler ve sihr-i‘câz tasarruflu bâb-ı âlîdir. Ve kanatlarında olan sihr-âsâr hurde kâr-ı sadefkârîler bir diyârda yokdur. Ve sol tarafındaki bâb-ı musanna‘ hem-çünân bâb-ı râhibândır. Ve sağ tarafdaki bâb cânib-i cenûba mekşûf olup Kral sarâyı yoluna nâzırdır, ammâ bu kapunun sağ tarafında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 61a ·
metinde göster ·
edüp miftâhların her şeb yeniçeri ağasına teslîm edüp ale's-sabâh yine alup du‘ …
Bu mezkûr kapular ikişer kat bâb-ı hadîdlerdir kim dîdebânları ve gümrükçü kolcuları dâ’imâ nigehbânlık edüp vakt-i gurûbda sedd-i bâb edüp miftâhların her şeb yeniçeri ağasına teslîm edüp ale's-sabâh yine alup du‘â ve senâ ve gülbâng-ı Muhammedî ile kapuları küşâde ederler. Ammâ Şehzâd[e] Selîm ve Şehzâde Süleymân Hân bu Kefe'de hâkim iken her sabâh her kapuda birer kurbân du‘â ile kesilüp kapuları açarlarmış, ammâ şimdi bir tavuk bile boğazlamazlar. Bu haberi iki yüz yaşında kart Tatarlardan istimâ‘ edüp kurbân ahvâlin yazmışım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139b ·
metinde göster ·
… nâzır bir kapusu vardır. Altı kademe mermer hacer nerdübân ile su‘ûd olunup bir
bâb
dâr-ı Kur’ândır. Haftada iki gün cümle hamele-i Kur’ân ve huffâz talebeleri cem …
Ve Sultân Selîm Hân'ın bir dârü'l-kurrâsı vardır. Gâyet büyük kubbe-i âlîdir ve etrâfında hücreleri dahi serâpâ kurşumlu binâ-yı âlîdir. Şâhrâh üzre garba nâzır bir kapusu vardır. Altı kademe mermer hacer nerdübân ile su‘ûd olunup bir bâb dâr-ı Kur’ândır. Haftada iki gün cümle hamele-i Kur’ân ve huffâz talebeleri cem‘ olup ilm-i Hafz ve İbn Kesîr ve Seb‘a ve Aşere ve Takrîb kırâ'atları tilâvet olunur. Ve Şeyh Şâtıbî ve İmâm-ı Cezerî kitâbları tilâvet olunur. Şeyh İmâm-ı Verş ve İmâm-ı Bezzî ve Kâlûn ve Ebû Amr ve Sûsî ve Nâfi‘ kavilleri dahi me’hazleriyle mahâric-i hurûfa ri‘âyet ederek Kur’ân-ı azîm ve Furkân-ı kerîm kırâ’at olunur. Ve mukaddemâ evsâfı tahrîr olunan Cum‘a-âbâd kasabası bu dârü'l-kurrânın evkâfıdır kim metîn ü kavî vakfullâhdır. Ve bu dârü'l-kurrâ kapusu üzre manzûm târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y82a ·
metinde göster ·
Ve sancağında olan hâs subaşılıkları cümle (---) evvelâ şehrin subaşılığı. Ve
Bâb
ve Bombuc ve Hantıman ve Selmin ve Rîha ve İdlib ve Yekfelûn ve Antakiye bunlar …
Ve sancağında olan hâs subaşılıkları cümle (---) evvelâ şehrin subaşılığı. Ve Bâb ve Bombuc ve Hantıman ve Selmin ve Rîha ve İdlib ve Yekfelûn ve Antakiye bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y168b ·
metinde göster ·
… ıman ve kazâ-i Selmin ve kazâ-i İdlib ve kazâ-i Rîha ve kazâ-i Bombuc ve kazâ-i
Bâb
ve kazâ-i Antakiye ve kazâ-i İskenderûn ve kazâ-i Payas ve Belen. (---)(---) B …
Ve taht-ı eyâletinde olan kazâlar bunlardır ki zikr olunur. Evvelâ kazâ-i Kilis ve kazâ-i Azez ve kazâ-i Ma‘arra ve kazâ-i Hantıman ve kazâ-i Selmin ve kazâ-i İdlib ve kazâ-i Rîha ve kazâ-i Bombuc ve kazâ-i Bâb ve kazâ-i Antakiye ve kazâ-i İskenderûn ve kazâ-i Payas ve Belen. (---)(---) Bu cümle (---) kazâları ma‘mûr [u] âbâdân eyâletdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y169a ·
metinde göster ·
Ve bu câmi‘in üç minâresi vardır. Cânib-i garbında
bâb
üzre (---) minâresi dörd tabaka bir musanna‘ minâre-i mevzûndur. Kibâr-ı evliyâ …
Ve bu câmi‘in üç minâresi vardır. Cânib-i garbında bâb üzre (---) minâresi dörd tabaka bir musanna‘ minâre-i mevzûndur. Kibâr-ı evliyâullâhdan Kuloğlu gündüz sâ’im gece kâ’im bu minârede ibâdet eder. Sulehâ-yi ümmetden azîz kimesnedir. Ve Hak celle ve alâ bu azîze bir savt-ı Dâvûdî vermiş kim nısfu'l-leylde yâ Mevlâ dedikde sadâsın istimâ‘ eden hâbdan bîdâr olup ibâdete meşgûl olurlar. Bi-emri lillâh eyle mü’essir savtı vardır. Ve hakîr bu minâreye çıkup dest-bûsleri ile müşerref olup du‘â-yı hayırların aldık. Sinn-i sâlleri kırka bâliğ değiller idi. Aslâ bir merd ile muhtelit değillerdir. Vâlideciği birer fahfara nân-pâre ve bir pâre gendüm çorbası getirüp iftâr eder. Ve her sene elbette birer seng-i hârâ koyup ol hacerler üzre oturur. Müşerref olduğumuz mahalde yigirmi iki taş olmuşdu ki yigirmi iki seneye işâret idi ki bu çille-i merdânı çekerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243b ·
metinde göster ·
… i leyle-i Kadir olup cemî‘i dekâkînleri ve şürefâ sarây-ı âlîlerinin bâm u dam,
bâb
sutûh ve şâhnişînlerin ve kâ‘a ve revzenlerin lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ niçe kerre y …
Ve ıyd-ı adhâ dedikleri bu Mîne bâzârı hakkındadır kim rûzları rûz-ı îd geceleri leyle-i Kadir olup cemî‘i dekâkînleri ve şürefâ sarây-ı âlîlerinin bâm u dam, bâb sutûh ve şâhnişînlerin ve kâ‘a ve revzenlerin lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ niçe kerre yüz bin kanâdîller ve meş‘aller ve fânûs-ı bâğ-ı cinân ve şem‘-i kâfûrî ve şem‘-i rîh ile bâzâr-ı Mîne çerâğân edüp şeb-i zulmânîleri rûz-ı rûşen-misâl olup şehr-i Mînâ murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalır. Taraf taraf bir hây u bir hûy bir sürûr [u] şâdumânî olur kim gûyâ cem‘iyyet-i Hüseyn Baykara'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y327b ·
metinde göster ·
bir isim ile müsemmâdır. Ammâ bu kal‘a-misâl Harem-i şerîfin cânib-i erba‘asınd …
Elsine-i nâsda her bâb bir isim ile müsemmâdır. Ammâ bu kal‘a-misâl Harem-i şerîfin cânib-i erba‘asında cümle on tokuz yerde bâb-ı kebîrlerdir. Ammâ ba‘zı bâbların üçü birer yerde ve ba‘zısı ikisi ve beşi bir yerde kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y334a ·
metinde göster ·
… be-i şerîfe zamm edüp bir sütûh tahtında Beyt-i şerîfi tevsî‘ edüp garbında bir
bâb
dahi inşâ edüp züvvâr huccâc gürûh gürûh bir kapudan girüp bir kapudan hurûc ed …
Sene 43 târîhinde Mervân-ı Hımâr şâm halîfesiyken Hazret-i Zübeyr Mekke ve Medîne ve Yemen ve Irâk pâdişâhı idi. Hazret-i Risâlet'e karâbetleri sebebiyle Hazret'den ve Âyişe-i Sıddîka rivâyetiyle bir kaç hadîs-i şerîfe istimâ‘ etmişlerdi kim Hatîm Ka‘be-i mükerreme dâhilindedir, deyü istimâ‘ları olmuşdur. Ana binâ’en Hazret-i Zübeyr zamân-ı hilâfetlerinde Hatîm'i kal‘ edüp Ka‘be-i şerîfe zamm edüp bir sütûh tahtında Beyt-i şerîfi tevsî‘ edüp garbında bir bâb dahi inşâ edüp züvvâr huccâc gürûh gürûh bir kapudan girüp bir kapudan hurûc ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y362b ·
metinde göster ·
… rıyla ve yanında Âsitâne kapucularından zerdûz üsküflü kapucu muhzırbaşı, andan
bâb
nâ’ibi ve dîvân nâ’ibi yanyana atlar üzre, andan mezâhib-i erba‘a kadıları ile …
Andan elli çifte mülebbes küheylân atlar üzre mollâ dîvânına me’mûr mücevvezeli dîvân çavuşları, andan yigirmi dörd mahkeme nâ’ibleri mülebbes küheyl atlar üzre piyâde huddâmlarıyla, andan yerli muhzırlar piyâde, andan yüz aded başları üsküflü ve siyâh dolamalı başları otağalı yeniçeri mülâzımları, andan bir yeniçeri çorbacısı cümle neferâtlarıyla, andan mollâ kethudâsı perîşânî destârıyla ve yanında Âsitâne kapucularından zerdûz üsküflü kapucu muhzırbaşı, andan bâb nâ’ibi ve dîvân nâ’ibi yanyana atlar üzre, andan mezâhib-i erba‘a kadıları ile kassâm efendi, andan keçeli mülâzımların ardları sıra kadıasker küheylân at üzre başında örf-i izâfeti, ve yanında meneviş dolamalı ve zerdûz üsküflü çukadârı ve üç bâzâra gideni ve on aded piyâde çukadârları, ve ensesinde yigirmi aded mülebbes küheyl atlı mahbûbları eyle ubûr edüp sarâya vardıkda paşa dîvânhâneye karşu çıkup görüşürler. Ziyâfet-i azîmden sonra umûr-ı mu‘azzamaya müte‘allık niçe kelimâtlar olup ba‘de'l-mahabbe gidecek} gidecek mahalde paşa efendiye bir semmûr kürk geydirüp mahabbet ederler ve bir hil‘at-ı fâhire kethudâsına ve bir hil‘at muhzırbaşıya ve bir hil‘at bâb nâ’ibine geydirüp kahve ve buhûrdan sonra vedâlaşup yine tevâbi‘leri ile sarâyına revâne olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y212a ·
metinde göster ·
… ler ve bir hil‘at-ı fâhire kethudâsına ve bir hil‘at muhzırbaşıya ve bir hil‘at
bâb
nâ’ibine geydirüp kahve ve buhûrdan sonra vedâlaşup yine tevâbi‘leri ile sarâyı …
Andan elli çifte mülebbes küheylân atlar üzre mollâ dîvânına me’mûr mücevvezeli dîvân çavuşları, andan yigirmi dörd mahkeme nâ’ibleri mülebbes küheyl atlar üzre piyâde huddâmlarıyla, andan yerli muhzırlar piyâde, andan yüz aded başları üsküflü ve siyâh dolamalı başları otağalı yeniçeri mülâzımları, andan bir yeniçeri çorbacısı cümle neferâtlarıyla, andan mollâ kethudâsı perîşânî destârıyla ve yanında Âsitâne kapucularından zerdûz üsküflü kapucu muhzırbaşı, andan bâb nâ’ibi ve dîvân nâ’ibi yanyana atlar üzre, andan mezâhib-i erba‘a kadıları ile kassâm efendi, andan keçeli mülâzımların ardları sıra kadıasker küheylân at üzre başında örf-i izâfeti, ve yanında meneviş dolamalı ve zerdûz üsküflü çukadârı ve üç bâzâra gideni ve on aded piyâde çukadârları, ve ensesinde yigirmi aded mülebbes küheyl atlı mahbûbları eyle ubûr edüp sarâya vardıkda paşa dîvânhâneye karşu çıkup görüşürler. Ziyâfet-i azîmden sonra umûr-ı mu‘azzamaya müte‘allık niçe kelimâtlar olup ba‘de'l-mahabbe gidecek} gidecek mahalde paşa efendiye bir semmûr kürk geydirüp mahabbet ederler ve bir hil‘at-ı fâhire kethudâsına ve bir hil‘at muhzırbaşıya ve bir hil‘at bâb nâ’ibine geydirüp kahve ve buhûrdan sonra vedâlaşup yine tevâbi‘leri ile sarâyına revâne olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y212a ·
metinde göster ·
… i imâret kapusu, biri âbdest havuzu kapusudur. Ammâ şâfi‘î havuzuna mekşûf olan
bâb
küçükdür, ancak tecdîd-i vuzû’ edenler girir çıkar.
Ve bu câmi‘in dörd kapusu var, ikisi kıbleye nâzırdır, ikisi cânib-i garbda, biri imâret kapusu, biri âbdest havuzu kapusudur. Ammâ şâfi‘î havuzuna mekşûf olan bâb küçükdür, ancak tecdîd-i vuzû’ edenler girir çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y301a ·
metinde göster ·
… ızı tuladan mebnî şekl-i murabba‘dan tûlânî handaksız bir kal‘a-i atîkdir. Ve 3
bâb
var, biri Nîl'e nâzırdır.
Zamân-ı kadîmde eyle bir şehr-i mu‘azzam imiş kim hâlâ âsâr-ı binâlarından bî-had bî-kıyâs esâs-ı imâretleri zâhirdir. Bunu dahi Ebrehe la‘în harâb etmişdir. Hâlâ amâr olan kılâ‘ ve büyûtları evvelki imâretinin bir mahallesinden cüz’ kalmışdır. Ammâ kal‘ası Nîl kenârının cânib-i şarkîsinde kâr-ı kadîm kırmızı tuladan mebnî şekl-i murabba‘dan tûlânî handaksız bir kal‘a-i atîkdir. Ve 3 bâb var, biri Nîl'e nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y404b ·
metinde göster ·
… miş, her kapu birer gûne ma‘âdinden imiş, çoğu altun ve gümüş imiş. Her gün bir
bâb
küşâde, ol kapudan girüp âyîn-i kadîmlerin ederlermiş, ve bir yılda kapular küş …
Ve bu kal‘a garbında bir deyr-i kebîr vardır, hâlâ eser-i âsârları vardır kim bir deyr-i dârdır. Zamân-ı imâretinde üç yüz altmış altı kapusu var imiş, her kapu birer gûne ma‘âdinden imiş, çoğu altun ve gümüş imiş. Her gün bir bâb küşâde, ol kapudan girüp âyîn-i kadîmlerin ederlermiş, ve bir yılda kapular küşâde olması tamâm olurmuş. Ve bu kenîse içre on iki bin ruhbân ve bıtrîk ve kıssîs ve papa ve patirgâh ve keşîş-i ladika ve mitrepolid ü pelîd ve kala yoroz nâm keşîşleri var imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·