… arafına vurmak gerekdir, biemrillah şifâ bulur. Ammâ bu vezîr-i âlîşân olmağıla
bad
pâbûcıyla urmayup bir eski mestiyle üç kerre mesh etdim.
deyü bu azîmeti üç kerre tilâvet edüp sol elimle kec dehânına ve cümle endâmına sürerdim. Ammâ bu azîmetin şartı üç kerre okuyup sol eliyle tilâvet eden kimesne meflûcun pâbûcuyla eğilmiş çehresi tarafına vurmak gerekdir, biemrillah şifâ bulur. Ammâ bu vezîr-i âlîşân olmağıla bad pâbûcıyla urmayup bir eski mestiyle üç kerre mesh etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173a ·
metinde göster ·
… yü ibrâm-ı tâm ile ricâ etdiğin bildikde hakîr hemân "Safâ nazar hânım, mübârek
bâd
." dedim. Cihân anın olup "Tiz Evliyâ Çelebi karındaşımıza beş yüz gûsfend-i Mah …
deyüp okudukda aklı gidüp "Evliyâ'm elbette birini bana cabalarsan." dedi. Hakîr eyitdim: "Hânım, bu sec‘ bana sa‘ddır, gayriye nahsdır" dedim. Hemân bi'l-bedâhe buyurdular kim, "Evliyâ ve enbiyâ nahs olmaz. Sen dahi vü men dahi hâssu'l-hâs Evliyâyız ve bizler sa‘d-ı ekber halk olunmuşuz. Elbette bu mühre baş urdum." deyü ibrâm-ı tâm ile ricâ etdiğin bildikde hakîr hemân "Safâ nazar hânım, mübârek bâd." dedim. Cihân anın olup "Tiz Evliyâ Çelebi karındaşımıza beş yüz gûsfend-i Mahmûdî verin." dedi. Ve bir semmûr pâçesi kürk ve bir murassa‘ şeyhânî kılıç ve bir Mahmûdî at ihsân etdi ve Murtazâ Paşa ağasına ve bizim Paşa ağasına birer at ihsân edüp vedâ‘ etdik. Andan yarar kulağızlar alup cânib-i şark-ı şimâle meyyâl 5 sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287a ·
metinde göster ·
"Amân sultânım, bugün hemân yürüyüş edelim. Her çi bâdâ
bâd
" deyüp cümle yigirmi iki bin serdengeçdi gâzîler dal sâtûr-ı Muhammedî olup sad …
"Amân sultânım, bugün hemân yürüyüş edelim. Her çi bâdâ bâd" deyüp cümle yigirmi iki bin serdengeçdi gâzîler dal sâtûr-ı Muhammedî olup sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup yürüyüş ederek iç kal‘aya batak ve çatak çitleri ve lensa astarları üzre cümle guzât birbirlerinin akîblerince ardı arası kesilmeyüp gitmede, ammâ küffâr-ı füccâr âteş-feşânlık {edüp cümle} topları ve kurşumları ve kumbaraları asker-i İslâm üzre yağdırup bir kerre guzât-ı muvahhidîn rû-gerdân olmayup her münhedim olan yerlerin gâzîler topa tüfenge bakmayup cümle guzât dendân-ı bedenler üzre çıkup cemî‘i ebrâcları ve tabyaları kabza-i tasarufa alup eyle dilîrâne ceng-i savaş-ı perhâş olmuşdur kim müverrihân-ı Rûm kavlince "Böyle bir muhârebe-i kıtâl bir kal‘a fethinde olmamışdır" deyü tahrîr etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 174a ·
metinde göster ·
… ccâr-ı âhiret kârbân sefînelerine Bahr-i Sefîd üzre rehzenlik etmeyeler. Ve min
ba‘d
hudûd-ı islâmiyyede olan kılâ‘ u kurâ vü kasabâtlara vaz‘-ı yed etmeyeler. Eğer …
la‘netine siper olduğun bileler. Tâ ki bu kaziyye anlara mûcib-i ibret ve merkez-i hikâyet olup bir dahi bu küffâr-ı hâksâr-ı gûl-i telbîs mahzûl tüccâr-ı âhiret kârbân sefînelerine Bahr-i Sefîd üzre rehzenlik etmeyeler. Ve min ba‘d hudûd-ı islâmiyyede olan kılâ‘ u kurâ vü kasabâtlara vaz‘-ı yed etmeyeler. Eğer ta‘annüd edüp "Rücû‘u'l-kelbi'l-adûd e‘azzü min fahhi'l-buğûd" hükmünce yine Venedik küffârlarının haklarından gelmek emr-i seheldir" deyü sadrıa‘zam elçileri ve işiçine me’mûr olan vüzerâlara bu yüzden niçe gûne tenbîh ü te’kîdler edüp fermân-ı kazâ cereyânı üzre 329a dîn [ü] devlete enseb ve evlâ ve nâmûs-ı saltanata elyak enfa‘ olan şurût [u] kuyûd üzre tarafeynden sulh [u] salâh mün‘akid ve berde ve bahrde rişte-i husûmet münkatı‘ olundukdan sonra selâtîn-i rub‘-ı meskûnda metânetli kânûnnâmeler yazılup ve havâkîn-i zîr-i çarh-ı bûkalemûnda ahidnâmeler düzülüp hasretü'l-mülûk olan Kandiye kal‘asın umûmen cümle hânesi ve cemî‘i mühimmât [u] levâzımâtlarıyla ceneral-i dâll iş bu sene 1080 mâh-ı Cemâziye'l-âhir'inin gurresinde mübârek cum‘a günü kuşluk vaktinde bi'l-küllî kal‘ayı teslîm edüp memâlik-i islâmiyye-i mahrûseden add olunup içinde vâki‘ olan ma‘bedgâh-ı kenîse-i Mesîhiyyeler telvîs-i müşrikînden tathîr olup cevâmi‘ ü mesâcidler olunup içlerinde evkât-ı hamse kılınup her bâr gülbâng-ı Muhammedî tilâvet olunup edâ-yı şerî‘at icrâ olunmuşdur. Lillâhi'l-hamd ve'l-minne bu def‘a olan gazâ ve cihâd-ı ekber sahâbe-i güzîn rıdvânullâhi te‘âlâ aleyhim ecma‘înden sonra bir pâdişâh-ı zîşân kiti sitân ahdinde böyle savaş-ı perhâş olmayup bir pâdişâh-ı Cem-cenâb dahi böyle bir kal‘aya mâlik olmamışdır. Hak celle ve alâ hazretleri bu kal‘ayı dest-i İslâmda inkırâzu'd-devrân mü’ebbed edüp hemîşe asâkir-i İslâmı mansûr [u] muzaffer edüp pâdişâh-ı âlem-penâh Sultân Mehemmed Hân hazretlerinin ömrün efzûn edüp niçe bunun emsâli feth u nusretlerde bulunup a‘dâ-yı dîni hor ve hakîr ve müdemmer ola, âmîn yâ Mu‘în, bi-hurmeti men nataka bi's-savâb, sene 1080.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 328b–329a ·
metinde göster ·
… -hamdü ve leyletü's-salât alâ Muhammedin hayrü'l-‘ıbâd ve alâ leyâli'l-emcâd ve
ba‘d
emera kâle e‘azze'l-kadriyyeti'l-ma‘mûriyyeti sultânü'l-berreyn ve hâkânü'l-bah …
"El-hamdü ve leyletü's-salât alâ Muhammedin hayrü'l-‘ıbâd ve alâ leyâli'l-emcâd ve ba‘d emera kâle e‘azze'l-kadriyyeti'l-ma‘mûriyyeti sultânü'l-berreyn ve hâkânü'l-bahreyn Sultân Süleymân Hân ibn Selîm Hân. Sene 915" târîhinde.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y159b ·
metinde göster ·
yâ Muhammed" deyüp ibtidâ îmâna gelen Hadîce-i Kübrâ'dır. Andan Hazret-i Ebâ Be …
"Risâlet mübârek bâd yâ Muhammed" deyüp ibtidâ îmâna gelen Hadîce-i Kübrâ'dır. Andan Hazret-i Ebâ Bekir ve Hazret-i Alî ve Zeyd ibn Hârise ve Abdullâh ibn Mes‘ûd ve Hazret-i Osmân ve Abdurrahmân ibn Avf ve Sa‘d ibn Ebî Vakkâs ve Zübeyr bini'l-Avâm ve Bilâl-i Habeşî ve Suheyb-i Rûmî cümle bu mescidde ibtidâ bunlar bî‘at etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y326b ·
metinde göster ·
, hamd-i bî-had ve senâ-yı bî-ad ol Hallâku'l-bâkî Rabbü'l-ibâd'a olsun kim cemî …
Ve ba‘d, hamd-i bî-had ve senâ-yı bî-ad ol Hallâku'l-bâkî Rabbü'l-ibâd'a olsun kim cemî‘i mevcûd [u] mevcûdâtı ve arz [u] semâvât ve mülevven kâ’inâtı ademden "kün" ile âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y1a ·
metinde göster ·