… umu hâsıl olur. Anıniçün Kumburgazı derler. Eyle beyâz ve rakîkdir kim kuvvet-i
basar
fark edemez. İslâmbol'un ve Frengistân'ın kum sâ‘atcileri ve zergerleri andan r …
Ma‘âdin-i sânî: İslâmbol'un cânib-i cenûbunda Yedikulle'den nîm merhale Kumburgos nâm kal‘a kurbünde bir gûne beyâz sâ‘at kumu hâsıl olur. Anıniçün Kumburgazı derler. Eyle beyâz ve rakîkdir kim kuvvet-i basar fark edemez. İslâmbol'un ve Frengistân'ın kum sâ‘atcileri ve zergerleri andan rimâl alup isti‘mâl ederler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
ve medd-i nazar hâsıl olur ve yetmiş seksen hâneli müşk-i Rûm ve perçemli beyâz …
Cemî‘i kehhâller bu tûtyâları cem‘ edüp vec‘-ı ayne mübtelâ olanların ayneynine vesme edüp bi-emrillâh kuvvet-i basar ve medd-i nazar hâsıl olur ve yetmiş seksen hâneli müşk-i Rûm ve perçemli beyâz ve kebûd sünbülleri olur. Ve kırk elli elvân yigirmişer hâneli müşk-bû zerrînleri olur ve zambak-ı ebyaz ve asfer ve ahmer levnî ve gûnâ-gûn fûlü ve benefşe ve reyhânı ve fülfül ve erguvânı ve rîbâsı ve merîsî ve gülleri içinde gûnâ-gûn nîlûferleri ve meyve-i çileği olur kim her dânesi Arabkîr dudu kadar lezîz olur ve gûnâ-gûn yergülü ve kengeri ve evşesi ve râvendi yebrûhu's-sanemi ve sünbül-i Rûmîsi ve usfûru ve nergisi ve'l-hâsıl cemî‘i hükemâlara lâyık ahsâbâtlar olur kim hesâbın Cenâb-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88b ·
metinde göster ·
… rın iki taşından kazıyup gözüne vesme edenin bi-emrillah gözü alîl ise kuvvet-i
basar
sâhibi olup veca‘ı teskîn olur. İkinci kabrin iki taşın kazıyup yalasa bersan z …
Ve mine'l-acâyib-i sun‘-ı Hudâ: Yine Pirevadi dağlarında şehre karîb Ziyâretgâh-ı Yediler Rûmeli diyârında meşhûr-ı âfâk ziyâret-i kutb-ı istihkâk, hakkâ ki ziyâret-i Yediler'dir. Ale'l-ıtlâk yedi aded merkad-i pür-envâr ale't-tertîb bir yerde olduğundan "Yediler makâmı" derler. Ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ammâ yediler kim üçler ve kırklar ve nücebâ ve büdelâ ve evtâd makâmı olup yediler makâmı evlâ değildir. Ancak Âl-i Osmâniyân'dan Süleymân Şâh ibn Orhân Gâzî ile ibtida Kapudağı'ndan Rûm'a geçen Süleymân Şâh ve Ece Ya‘kûb ve Kara Mürsel ve Koca Ece ve Kara Ece ve Kara Hoca nâm kırk karındaş, sırdaş, hâldaş ve yoldaş karalar idi. Rûm'da bunlar kılıç urarak bu Pirevadi mahalline gelüp ceng ede ede yedisi şehîd olduklarında Ece Ya‘kûb bu yedi şehîdin başları ve ayakları ucuna "Kabirleri gâ’ib olmasın" deyü Bismillah ile heyce taşı yerine birer ağaç dalı budağıyla dikerler. Bi-emrillahi Te‘âlâ kuru ağaçların ucu yeşerüp sıra ile dikilmiş dıraht-ı azîmlerdir kim semâya kad çekmişlerdir. Ve beş mezarın başları ayakları on ağaç eder. Bi-emrillah on aded kuru ağaç budaklarıyla taş olmuşlar. Hâlâ ısıtması olanlar ol taşlardan kazıyup su ile nûş etse kusa kusa aslâ safra ve balgamı kalmayup hummâ-yı muhrıkdan halâs olur. Bir mezarın iki taşından kazıyup gözüne vesme edenin bi-emrillah gözü alîl ise kuvvet-i basar sâhibi olup veca‘ı teskîn olur. İkinci kabrin iki taşın kazıyup yalasa bersan zahmına dâ-i devâdır. Üçüncü kabrin taşlar[ın] kazıyup yalasa cüzzâma şifâdır. Dördüncü merkadin taşların yedi sabâh yalasa yerakân zahmına devâdır. Bu zikr olunan ziyâretgâh beyne'l-hâs meşhûrdur ammâ avâm-ı nâsın ma‘lûmları değildir. Hakîr dahi görmedim ammâ sulehâ-yı ümmetden ve a‘yân-ı vilâyetden niçe kimesneler "Bizler niçe kerre ziyâret edüp niçe âdemlerin şifâ bulduğun biliriz" deyü şehâdet etdiler, ve’s-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 110b ·
metinde göster ·
… âkı nehb ü gâret olundu. Bu çölistânda bir gice dağ derûnundan şebhûn edüp bizi
basar
mülâhazasıyla cümle asker ol gice sabâha dek pür-silâh olup âmâde keşik bekledi …
Menzil-i sahrâ-yı Sincâr: Bu mahalde bir ma‘mûr köy var imiş, Urbân harâb etmiş. Cümle mâlı bu harâbistân içre pinhân eyleyüp çıt-a-çıt tınâb tınâba haymelerimiz ile meks edüp cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn olundu. Zîrâ çöl pâdişâhının bu kadar mâl-ı erzâkı nehb ü gâret olundu. Bu çölistânda bir gice dağ derûnundan şebhûn edüp bizi basar mülâhazasıyla cümle asker ol gice sabâha dek pür-silâh olup âmâde keşik beklediler. Sabah ki oldu, hamd-i Hudâ Urbândan bir kara görünmeyüp yine kös-i rıhletler çalınup yine cânib-i şimâle ol çölistân içre (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 217a ·
metinde göster ·
… e ne görülmüşdür ve ne görülecekdir kim Cenâb-ı Rabbü'l-izzet buna bir kuvvet-i
basar
vermiş kim gûyâ çeşmi şeb-çerâğ imiş. Hatta bir Kelâm-ı izzet ve bir kitâb-ı Gü …
Ve hatt-ı ta‘lîkde vâzı‘u'l-asl Emîr Alî Tebrîzî ve İmâdu'l-Hüseynî ve Muhammed Rızâ et-Tebrîzî ve Kutbeddîn Muhammed ve Kutbeddîn-i Yezdî ve Şâh Mahmûd ve Hasan Şâmlu ve Muizzeddîn Muhammed el-Hüseynî ve Ahmed el-Hasanî min telâmîzi İmâdu'l-Hüseynî ve hatt-ı Şeref Hân min ecdâd-ı hân-ı âlîşân-ı münhezim Abdâl Hân ve hatt-ı Şâh-ı şâhân ve hatt-ı Büreyde-i Fahrî el-Bursevî, bu Fahrî'nin dahi oymalı hatları bu günde ne görülmüşdür ve ne görülecekdir kim Cenâb-ı Rabbü'l-izzet buna bir kuvvet-i basar vermiş kim gûyâ çeşmi şeb-çerâğ imiş. Hatta bir Kelâm-ı izzet ve bir kitâb-ı Gülistân ve bir kitâb-ı Bustân'ı oyma etmiş kim hakkâ ki sihr-i i‘câz mertebesi idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275b ·
metinde göster ·
… p bir kerre "Yâ Hayy!" deyüp atı kaldırır. At dahi bir süheyl urup ayağı turâba
basar
. Hemân Çomar atına süvâr olup hasmına sunar, ammâ görse kim atta tâb u tüvân ka …
Ve niçe yüz âdemler atlarıyla ve piyâdeleriyle Çomar'ın kendüyi deryâya atduğu yerden deryânın karşu tarafına üç sâ‘atde dolaşup Çomar'ın önün almağa at bırağırlar. Zîrâ Çomar kendüyi deryâya atduğu yer ile karşuda çıkacağı yere varınca üç sâ‘atde ancak dolaşılır Vastân kal‘ası boğazıdır kim ol boğaz kurbünde Hoşaf nehri deryâya karışır. Cümle Hakkarî askerleri Çomar'ı karşılamağa gitmede, ammâ hikmet-i Hudâ Çomar-ı yarar karşu tarafa yüz bin renc [ü] anâ çekerek at bürâderiyle çıkar. Ammâ bi-emri Hudâ bir bataklı ve çataklı kenâra çıkar, kendi yorgun ve atı durgun. Atdan inüp kâh atı kaldırır kendi batar ve kendi çıkar atı batar. Âhir çizmesi ve çakşırı bırağup pâbürehne atıyla bir sâ‘at kâmil ol bataklıkdan çıkmağa çalışırken Hakkarî'nin yüğrük atlılarının evvelleri gelüp yetişir. Çomar görür kim ne tüfengden ve ne de gedelecdeki yeleksiz okdan asla fâ’ide yok ve atında dahi dermân yok. Hemân bu ileri gelenlere dal satur olup yigirmi nefer Hakkarî'yi kaçırup yine kaya altından aziz atının yanına gelüp bir kerre "Yâ Hayy!" deyüp atı kaldırır. At dahi bir süheyl urup ayağı turâba basar. Hemân Çomar atına süvâr olup hasmına sunar, ammâ görse kim atta tâb u tüvân kalmamış, ammâ kazâ vü kader yine hasmları gitdikce çoğalup dörd yanından üşerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 282b ·
metinde göster ·
… di aded kâfir dil getirüp Melek Paşa bu dilleri söyledüp "İşte şimdi sizi kâfir
basar
" deyü haber verdikde amân u zamân verilmeyüp yedi aded kâfir katl olunup anı gö …
Hikmet-i Hudâ bu mahalde ileri giden yalı ağası çarhacılarımızdan yedi aded kâfir dil getirüp Melek Paşa bu dilleri söyledüp "İşte şimdi sizi kâfir basar" deyü haber verdikde amân u zamân verilmeyüp yedi aded kâfir katl olunup anı gördük, birkaç atlı Tatar feryâdcı gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 38b ·
metinde göster ·
ve pâdişâh kal‘asına ol sebeb ile zararları dokunur. Kal‘a altından kalksınlar, …
"Bu esîrlerinin sebebiyle bunları kâfir gelir basar ve pâdişâh kal‘asına ol sebeb ile zararları dokunur. Kal‘a altından kalksınlar, yohsa nefîr-i âm edüp kal‘adan balyemez toplar urup cümlesin kırarım. Baka şu pâdişâh vilâyeti urucuları" deyüp vâfir yas yankı eyledi. Biz dahi müşâvere edüp hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 186b ·
metinde göster ·
Bizi görüp kal‘anın uğrın kapusundan birez küffâr cümle dağlara firâr edüp gitdiler, ammâ biz bu kal‘a altına gelince bizi bir yağmur-ı rahmet dutdu kim gitmeğe dermânımız olmadığından bir muhrak kenîseye girüp halâs olduk, "Ammâ belki küffâr ale'l-gafle bizi basar" deyü hakîr deyrin çanlığına hüddâmlarımla çıkup karavul gözedirdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7b ·
metinde göster ·
… r bîm ü haşyet ü dehşet hâsıl olup "Âyâ küffâr ne gün taşraya çıkup meterisleri
basar
" deyü asâkir-i muvahhidîn müterakkıblar iken,
El-hâsıl murâdı üzre her gece kal‘aya imdâdların alup Göllük tarafında ve Sadrıa‘zam kolunda ol kadar ceng-i azîm eder oldu kim asâkir-i İslâma kemâl mertebe bir bîm ü haşyet ü dehşet hâsıl olup "Âyâ küffâr ne gün taşraya çıkup meterisleri basar" deyü asâkir-i muvahhidîn müterakkıblar iken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 297a ·
metinde göster ·
… apudan taşra çıkar. Bir dahi rahm-i mâder masdarından taşra çıkup dünyâya kadem
basar
, lâkin her bâzâr günleri mezkûr üz[r]e feryâd [u] figânları cihânı dutdukları l …
Ve avretleri merhûme oldukda Arapça ile kapudan taşra çıkar. Bir dahi rahm-i mâder masdarından taşra çıkup dünyâya kadem basar, lâkin her bâzâr günleri mezkûr üz[r]e feryâd [u] figânları cihânı dutdukları lâ-be’isdir. Yılda bir kerre zenâneleri vâlideynlerinin hânelerine gidemez, tâ bu mertebe Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde havâtînleri vardır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 355b ·
metinde göster ·
… iken derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden seyâhate tâlib [ü] râgıb olup kuvvet-i
basar
ile her ne tarafa nazar etsem ol kez nazarım tîri atılup ol ân nişânın bulup ta …
Fasıl, iclâl [ü] ikrâma mahsûs olan Beytullâhü'l-harâm'ın cemî‘i ahvâlâtın beyân eder: Evvelâ bu hakîr Evliyâ-yı bî-riyâ âlem-i şebâbda ve ömr-i nâzenîn ber-hevâ perîşânda ve kuvâ-yı beden terakkîde iken derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden seyâhate tâlib [ü] râgıb olup kuvvet-i basar ile her ne tarafa nazar etsem ol kez nazarım tîri atılup ol ân nişânın bulup tayy-i mekân ederdim ve murâd [u] maksûdum olan diyâra kadem basardım. Ve ekâlîm-i seb‘ayı seb‘a-i seyyâre-vâr bürûc bür[û]c seyrân ederek kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp esb-i sabâ- Y 339a -sür‘at ile geşt-i diyâr ederek kilk-i cevâhirimi güftâre getirüp gâh evsâf-ı büldân ve gâh emdâh-ı peygamberân ve gâh tilâvet-i Kur’ân ederek ve gâh seyr [ü] temâşâ etdiğimiz şehr-i azîmeleri ve kılâ‘-ı kadîmeleri ile ve nehr-i azîm ve cibâllerin irtifâ‘ıyla ilm-i hey’et üzre Papamunta ve Atlas ve Coğrâfiyye kitâbları gibi cümle geşt [ü] güzâr etdiğimiz memâlik-i mahrûseleri sûrete getirüp muharrir-vâr cemî‘i âsârları ile tahrîr etmeğe bezl-i himmet etmişdim ki "Ulüvvü'l-himmeti mine'l-îmân"dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y338b–Y339a ·
metinde göster ·
… a aslâ bir şurâkî yer kalmayup rey olur, ya‘nî kuru yer kalmayup cümle yeri Nîl
basar
. Bundan ziyâdesi zarardır. Allâhümme âfinâ.
Yigirmi zirâ‘ gelse, cemî‘i ekâlîm-i Mısır'da aslâ bir şurâkî yer kalmayup rey olur, ya‘nî kuru yer kalmayup cümle yeri Nîl basar. Bundan ziyâdesi zarardır. Allâhümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y147a ·
metinde göster ·
… alaka ta‘bîr etdikleri iki köy mâbeyninde olan yerlerdir. Kaçan ol vâdîleri Nîl
basar
köyden köye Y 158a gitmeğe toprakdan cisirler yığmışlardır, beşer onar âdem k …
Ve bu Mısır memleketi ilm-i hendese üzre tarh olunmuşdur. Zîrâ kurâdan kurâya malaka ta‘bîr etdikleri iki köy mâbeyninde olan yerlerdir. Kaçan ol vâdîleri Nîl basar köyden köye Y 158a gitmeğe toprakdan cisirler yığmışlardır, beşer onar âdem kaddi sedd-i bâlâdır, kaçan Nîl taşdıkda ol sedler üstünden cemî‘i halk atları ve develeri ve çemenderleri ile ubûr ederler. Ve Nîl-i mübârek ol sedlere dek mâl-â-mâl oldukdan sonra on gün bir yeri Nîl rey edüp andan ol seddin bendin açup bir vâdîye dahi Nîl gidüp deryâ olup gayrı beled hâkini ray eder, ya‘nî suvarır. Ve ceng [ü] cidâl olmasın içün hâkim tarafından askerî âdemlerden mu‘temedün-aleyh âdemler pür-silâh olup Nîl'i köylerden köylere koyverüp rey ederler. Yohsa hâkim tarafından âdem olmasa Urbân ve fellâhîn birbirlerini katl ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y157b–Y158a ·
metinde göster ·
… p vâdî-i hâmûnda sâkin idi. Ba‘dehu kendüye hidâyet-i Hak erüp kutbiyyete kadem
basar
. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ve buna karîb bir kubbede,
eş-Şeyh Şehzâde Yahyaddîn ibn Sultân Nâsıruddîn, sultân-ı Mısır: Bu şehzâde-i cüvânbaht tâc [u] tahtı terk edüp hâk-i mezelletde fenâ fillâh abâsı ve kabâsın geyüp beyâbânda hûş [u] tuyûr ile ve rumh-ı bî-emânlı cebel-i Ahzar sübû‘ları ve sâyir yırtıcı hayvânâtlar ile ülfet edüp vâdî-i hâmûnda sâkin idi. Ba‘dehu kendüye hidâyet-i Hak erüp kutbiyyete kadem basar. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ve buna karîb bir kubbede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y309a ·
metinde göster ·
… nûr-ı mübîn gibi berk urup görünce meftûnesi olup evlâd yerine Mûsâ'yı bağrına
basar
. Fir‘avn ise keheneler söziyle anadan doğan ma‘sûmları katl ederdi. Zîrâ kehene …
Hikmet-i Bîçûn meğer kim Hazret-i Mûsâ'nın pederi Fir‘avn'ın hâcibi idi, hemân ilhâm-ı Rabbânî Mûsâ'nın babası İmrân'ın dil-i cânına te’sîr edüp cân pâresi olan sandûkayı Nîl'den çıkarup Âsiye Ana'ya teslîm eder. Ol dahi sandûkayı keşf edüp görse içinde bir sa‘âdet tâcı sâhibi nûr-ı mübîn gibi berk urup görünce meftûnesi olup evlâd yerine Mûsâ'yı bağrına basar. Fir‘avn ise keheneler söziyle anadan doğan ma‘sûmları katl ederdi. Zîrâ keheneler bâtıl ilimleri ile Fir‘avn'a,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·