idi. Eğer bunların evsâfların tahrîr eylesek bir tomar-ı tavîl olur. Ancak yetm …
eş-Şeyh Mevlânâ Şemseddîn Ahmed bin Süleymân bin Kemâl Paşa: Bâyezîd Hân ve Selîm Hân ulemâsıdır. Selîm Hân ile Mısır fethinde bulunup kadı‘asker kalmışdır. Ba‘dehu İslâmbol'da Müftîü's-sakaleyn ya‘nî ins [ü] cinne fetvâ verüp kutbiyyete kadem basmış idi. Eğer bunların evsâfların tahrîr eylesek bir tomar-ı tavîl olur. Ancak yetmiş aded kütüb-i mu‘teberelerinde[n] mâ‘adâ iki yüz risâle te’lîfâtı ve tasavvufâne ve âlimâne eş‘âr-ı belîği vardır. Ammâ bî-mahlaslıkları kendüye mahlas olmuşdur. Âhir-i kâr hâlisen ve muhlisen merhûm olup Edirnekapusu hâricinde tarîk-i âm üzre bir demir pençereler içre üstü mekşûf bir mahalde âsûdedirler. İns [ü] cinne sâhib-i fetvâ olduklarında her cum‘a ertesi vakt-i seherde niçe yüz masrû‘ âdemler gelüp üç hafta ziyâretine müdâvemet edüp bi-emrillâh sar‘ zahmetinden halâs olur. Ziyâretgâh-ı hâs [u] âm-ı enâmdır. Târîh-i intikâl-i Kemâl Paşazâde Ahmed Efendi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 107a ·
metinde göster ·
Evvelâ kâr-ı pesendîde-i âlem pehlivânân-ı resenbâzân ya‘nî cânbâzân: İslâmbol'da hâzır bulunan pehlivân nefer 13 pehlivânlardır kim her biri ipden nerdübân ile eflâke kemend atup urûc ederek kerrûbiyân ve Hazret-i Îsâ ile kelimât etmeğe yakın olmuşlardır. Evvelâ Üsküdarlı Mehemmed Çelebi ve Mağribli Hacı Nâsır ve iskenderiyyeli Hacı Alî ve Harputlu Şaşı Hüsâm ve Bursalı Kubâdî ve Arabgîrli Kara Şücâh ve Kamberoğlu ve Kız Pehlivân, bunlar pâdişâh huzûrunda terâzûlü ve terâzûsüz kubâdî pabuc ile ve kimi ellerinde birer desti ile arkalarında birer hımâr ile ve kimi ellerinde dal kılıç ile ve'l-hâsıl iki yüz altmış pâre âlet-i bâzbâzân ile arz-ı ma‘rifet edüp Galata kullesinin tâ zirve-i a‘lâsındaki top-ı feleke kadem basmış Arab u Acem ve Hind ü Yemen pehlivânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 204a ·
metinde göster ·
ulu sultândır kim kal‘a-i Harrân'ın kurbunda çöl cânibinde bir kubbe-i azîm içi …
Harrân dibindedir. Sultân halîfelerinden kutbiyyete kadem basmış ulu sultândır kim kal‘a-i Harrân'ın kurbunda çöl cânibinde bir kubbe-i azîm içinde medfûndur. Çöl Urbânları bu sultâna gâyet mu‘tekidlerdir. Hattâ Urbân mâbeyninde bir mâdde-i kübrâ içün birine yemîn icâb etse tâ Basra ve Lahsa ve Ummân ve Cezâyir ve Kurna'dan gelüp bu sultân üzre bi-sırr-i Yahyâ Hayâtî deyü kubbesi dîvârına el ursa kasem-billâh yerine i‘tibâr ederler. {Ve bu Sultâna Yahyâ-yı Hayâtî demelerinin aslı bir seccâde üzre tahiyyâtda ve hayâtde oturur gibi oturduğundan Yahyâ Hayâtî derler}. Ve bu ziyâret ile Urfa mâbeyninde bâlâda tahrîr olunan ibret-nümâ taş olan âdemler bu mahalle karîbdir. Andan cânib-i kıbleye çöle 18 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58b ·
metinde göster ·
… vas'da merkûm Hasan Paşa câmi‘i hareminde medfûndur. Yedi sene kutbiyyete kadem
basmış
derler. Tarîk-i (---) ulu sultândır. Kaddesenâ'llahu bi-sırrihi'l-azîz. Andan,
eş-Şeyh Hazret-i Kara Şems Efendi Sultân: Fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed-i Sâlis meşâyihlerinden olup Eğre gazâsında bile idiler. Hattâ Âl-i Osmân askeri bozulmuş iken bu azîz Mehemmed Hân'ın esb-i sabâ-sür‘ati licâmından berk zabt edüp "Sabr eyle beğim! Şimdi fırsat-ı ganîmetdir!" deyü asâkir-i İslâm'ı cenge tergîb ederken bi-emri Hudâ nesîm-i nusret İslâm tarafına esüp ân-ı sâ‘atde yüz bin küffârı Eğre kurbunda Hiraştüş sahrâsında dendân-ı tîğdan geçirüp cümle guzât-ı müslimîn mansûr [u] muzaffer olup Macâr-ı füccârdan yetmiş altı pâre kal‘ayı feth edüp Eğre'yi metîn ü müstahkem ederler. İlâ haze'l-ân dest-i Âl-i Osmân'da Eğre gibi hısn-ı hasîn ü sedd-i metîn-i intihâ-yı serhadd [ü] kal‘a-i kavî yokdur. İnşâ'allah mahallinde tahrîr olunur. Devlet-i Âl-i Osmân'da iki Şemseddîn vardır. Biri Ebü'l-feth Mehemmed Hân ile İslâmbol fethinde bulınan Akşemseddîn'dir kim İslâmbol'ın yedi sene mukaddem fethin Ebü'l-feth'e tebşîr etmişdi. Bursa hâkinde Türbeli Göylük'de medfûndur. Biri dahi bu Sivasî Kara Şemseddîn'dir kim Eğre gazâsında Âl-i Osmân'ın yüzün ak eyleyüp derûn-ı Sivas'da merkûm Hasan Paşa câmi‘i hareminde medfûndur. Yedi sene kutbiyyete kadem basmış derler. Tarîk-i (---) ulu sultândır. Kaddesenâ'llahu bi-sırrihi'l-azîz. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 76b ·
metinde göster ·
… ldu. Ammâ bu Şeyh Muslihıddîn-i İskilibî kırk bin mürîde mâlik kutbiyyete kadem
basmış
kümmelîndendir. Hâlâ bu İskilip şehri içre medfûn olup ziyâretgâh-ı hâss [u] âm …
Mazhar-ı envâri't-tarîka kâşif-i esrâri'l-hakîka gavvâs-ı bahr-i dîn ve deryâ-yı dürr-i yakîn eş-Şeyhü'l-kebîr Hazret-i Muhyiddîn el-İskilibî. Kuddise sırruhu. Aşağı şehir hâricinde medfûndur kim ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Yine maskat-ı re’sleri şehr-i İskilib'dir. Ve ziyâretgâh-ı hazîne-i ilm u hikmet yegâne-i hilm [u] mahrem-i esrâr [u] makdem-i ebrâr eş-Şeyh Hazret-i Muslihıddîn ibn Attâr. Bu azîz hazretleri Akşemseddîn halîfesindendir ve Keskin nevâhîsinde medfûndur. eş-Şeyh Hamza-yı Şâmî ve Karahisâr-ı Sâhib'de medfûn eş-Şeyh Abdurrahîm-i Mısrî, eş-Şeyh İbrâhîm-i Tennûrî. Bu dörd halîfe Akşemseddîn'in izn-i şerîfleriyle halvete girüp evvel İbrâhîm-i Tennûrî sâhib-i seccâde oldu. Ba‘dehû bu Muslihıddîn-i İskilibî pîşvâ-yı tarîk oldu. Andan Şeyh Hamza-yı Şâmî andan Abdurrahîm-i Mısrî sâhib-i irşâd oldu. Ammâ bu Şeyh Muslihıddîn-i İskilibî kırk bin mürîde mâlik kutbiyyete kadem basmış kümmelîndendir. Hâlâ bu İskilip şehri içre medfûn olup ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Eş-Şeyh Fahreddîn-i İskilibî Yavsî derler. Alî Kuşcu'nun dâmâdıdır ve Ebussu‘ûd'un ecdâdıdır. Sene 903 {merhûm olup bu İskilib'de medfûndur. Kuddise sırruhu'l-azîz}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 92a ·
metinde göster ·
Kara Şemseddîn Sivasî dahi ol işe me’mûr idi. Anlara da keşf olup be-dürüstî şe …
Andan sonra Bâyezîd-i Velî terk-i dünyâ edüp kûşe-nişîn olup Acem memâlîk-i Âl-i Osmân'ın memâlik-i mahrûselerine istîlâ edüp tâ Arpaçukuru nâm ki, diyâr-ı Sivas-ı Tokat'dır, şâh-ı Acem ol diyârları alup Bâyezîd Hân'a Çulcu Baba derler idi. Tâ bu mertebe sâhib-i uzlet Bâyezîd-i Velî iken kal‘a-i Kili ve Akkirmân kal‘alarına müteveccih olduklarında Babadağı'na gelüp "Aya Babadağı niçün derler" deyü su’âl buyururlar. A‘yân-ı kübbâr-ı memleket eydür "Pâdişâhım, zamân-ı kadîmde bu şehr içre Sarı Saltık nâm bir türbe-i pür-envâr var idi. Münkerîn türbesin münhedim edüp üzerine hâr [u] hâşâk-ı muzahrefât dökerek kabr-i şerîfi gâ’ib oldu" dediklerinde hemân Bâyezîd-i Velî ol mahall-i mezbelistâna varup bir seccâde üzre Kara Şemseddîn ile ikişer rek‘at namâz kılup istihâre niyyetiyle hâb-âlûd olurlar. Hemân ân Saltık Sultân asferü'l-levn ve'l-lıhye yeşil imâmesiyle zâhir olup "Bâyezîd hoş geldin! Salsal tahtı olan Akkirmân ve kal‘a-i Kili ve tîh-i Kamere'l-kum olan vilâyetleri Boğdan küffârı destinden bilâ-cidâl 'fetahtâ' târîhinde feth edüp evlâdun Mekke Medîne sâhibi olup beni hâk-i mezelletden halâs edersin" dedikde derhâl Şemseddîn ile Bâyezîd Hân hâbdan bîdâr olup Bâyezîd Hân eydür "Efendi, istihârende müşâhade etdiğimizi birer kâğıza yazup şeyhülislâma gönderelim" deyü Bâyezîd {Hân} ve Şemseddîn {Sultân} birer künc-i vahdetde gördükleri {vâkı‘aları} tahrîr edüp memhûrlu şeyhülislâma gönderirler. Hikmet-i Hudâ ikisinin de gördükleri bir menâm! Hemân müftî-i hümâm "Pâdişâhım, ol mahalle bir âsîtâne-i kübrâ edesiz!" deyü buyurduklarında hemân seccâde yerin tathîr ederken bir mermer sanduka nümâyân olup sanduka üzre "Hâzâ kabru Saltık Bay Seyyid Muhammed Buhârî" deyü Tatar hattıyla bir gûne hatt-ı kadîm tahrîr olunmuş. Hemân mi‘mârân ü mühendisânları cem‘ edüp türbe-i pür-envâra ve bir câmi‘e ve sâ’ir hayrât [u] hasenâta şürû‘ edüp Bâyezîd Hân Kili ve Akkirmân'ı hakkâ ki "fetahtâ" [889] târîhinde bilâ-cidâl feth edüp fâtih-i taht-ı Salsal u Kamere'l-kum olup yine mansûr [u] muzaffer avdetde Babadağı'na gelüp bir sene anda kışlayup cânib-i erba‘aya nizâm [u] intizâm buldurunca Babadağı şehrin imâr edüp cümle hayrât [u] hasenâtları Baba Sultân'a hîbe eyleyüp hâlâ Babadağı, Baba Sultân hâssıdır. İmdi azîzim Bâyezîd-i Velî böyle mazanne-i kirâme pâdişâh-ı âhiret iken ilm-i bâtınla ana ma‘lûm olmadı mı ki Saltık Sultân kim ola, eğer kem ola bir gümnâm olsa niçün bu kadar mâl-ı vakfullahı bed-nâm olan kimesne uğruna hebâ yire sarf ederdi. Husûsen kutbiyyete kadem basmış Kara Şemseddîn Sivasî dahi ol işe me’mûr idi. Anlara da keşf olup be-dürüstî şehâdet etdi. Ebü'l-feth ile Akşemseddîn, Bâyezîd Hân ile Kara Şemseddîn ulu sultânlardır. Kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 128a ·
metinde göster ·
… Yesevî hazretlerinden me’zûn olup Osmâncık ecdâdı Süleymân Şâh ile Rûm'a kadem
basmış
idi. Süleymân Şâh gark olup oğlu Ertuğrul diyâr-ı Rûm'a doğru gitdikde bu Muham …
Ezîn-cânib bu Malatıyye'yi binâ eden Muhammed-i Dânişmend dahi üç bin nefer tevâbi‘iyle Mâverâü'n-nehir'de Mâhân diyârından Ahmed-i Yesevî hazretlerinden me’zûn olup Osmâncık ecdâdı Süleymân Şâh ile Rûm'a kadem basmış idi. Süleymân Şâh gark olup oğlu Ertuğrul diyâr-ı Rûm'a doğru gitdikde bu Muhammed b. Dânişmend Murâd nehri sâhillerinde tavattun edüp bir çemenzâr u çerâgâh zemîn-i pür-giyâhât arz-ı vâsi‘ olmağile hayvânları ol kadar vefret üzre oldu kim hadd [ü] hasrların bilmez oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 193b ·
metinde göster ·
… îr etdikleri kemiklerine ikişer tobra arpa asmış. Ol fakîr at ise âhirete kadem
basmış
. Yine böyle iken esb-i lâğarın karnına üzengi urur, kâh yılandan kamçı urur, kâ …
Hakîr eyitdim: "Ayâ bu hây hûy şakâ-yı bî-ma‘nî ve şütür-kürbe-i bî-mezâk-ı mâlâ-ya‘nî ne ola?" deyü ileri vardım. Manzara-i ibret-nümâ-yı garîb, bir hey’et-i garîb ü acîb ve kerîhü'l-manzar bir Kürd âdemi başında usfûr âşiyânı olacak mertebe dırâz[en] dırâz bir destârı var. Ancak meş‘ale topu olmağa lâyık sarı ve kırmızı ve mavi ve yeşil ve beyâz sakalı var, ta kemerine inmiş ve kendisi bir esb-i lâğara binmiş ve eline bir mefret yılan almış. Altında fakîr esb-i şâh-ı gedâya yılan ile tâziyâne edüp urur, ammâ fakîr bârgîr bir adım atar ammâ öbür adımın âhirete atmak ister. Ağzının salyaları çeşme-sâr gibi ağar ve gözünün aslâ ve kat‘â feri kalmamış, çâr pâsı gûyâ nâne çöpü olmuş, cemî‘i üstühânları birer birer sayılır. Sağına ve soluna serâsime olmuş sarhoş gibi yürür ve elmacık ta‘bîr etdikleri kemiklerine ikişer tobra arpa asmış. Ol fakîr at ise âhirete kadem basmış. Yine böyle iken esb-i lâğarın karnına üzengi urur, kâh yılandan kamçı urur, kâhî iner kâhî biner, gûyâ bu herîf ü zarîf gûnâ-gûn lu‘bedebâzlık eder. Anınçün cümle halk buna hande eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 221b ·
metinde göster ·
… -Gavs tarîk-ı Hâcegân-ı Nakşıbendî'de bu Şeyh Muhammedü'l-Gavs kutbiyyete kadem
basmış
ulu sultândır. Kubbe-i âlîsinde cümle Hindî ve Özbekî ve Çağatayî ve Kumuk kavm …
Sitâyiş-i tekye-i erbâb-ı tarîk-ı dervîşân: Cümle (---) aded tekyegâh-ı seyyâhândır. Evvelâ mezâristân içinde tekye-i Hazret-i Muhammedü'l-Gavs tarîk-ı Hâcegân-ı Nakşıbendî'de bu Şeyh Muhammedü'l-Gavs kutbiyyete kadem basmış ulu sultândır. Kubbe-i âlîsinde cümle Hindî ve Özbekî ve Çağatayî ve Kumuk kavmi sâkin olmuşdur. Halîm ü selîm ve halkdan münzevî künc-i mihnetde sâkin âdemler vardır. Ve tekye-i,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 386a ·
metinde göster ·
devlet-i dâreyne nâ’il olmuş musannif ve mü’ellif a‘izze-i kirâmdan mâldâr ve m …
Ve Kara Kadı hazretleri dahi kutbiyyete kadem basmış devlet-i dâreyne nâ’il olmuş musannif ve mü’ellif a‘izze-i kirâmdan mâldâr ve mün‘im atâ-bahş ilm-i kâfda Y 85b kâmil-ayâr sâhibü'l-hayrât kimesne imiş kim cevâmi‘ ve hayrâtları mevsûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y85a–Y85b ·
metinde göster ·
bir ulu sultândır. Bu gâr-ı münevverenin içinde kırk yıl sâ’im ve gece kâ’im ol …
Ve bu mescidin haremi kapusu dibindeki küçük kapudan içeri yigirmi ayak nerdübân ile enilir, ziyâret-i eş-şeyh Muhammedü'l-ilmî: Meşâyih-i Rufâ‘îden kutbiyyete kadem basmış bir ulu sultândır. Bu gâr-ı münevverenin içinde kırk yıl sâ’im ve gece kâ’im olup bunda medfûndur. Ve mübârek hâk-i pâları ucunda ehl-i beyti medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218b ·
metinde göster ·
… ıddîk tarîkı ki tarîk-ı Nakşibendiyye'dir anların hulefâsından kutbiyyete kadem
basmış
bir ulu sultândır.
Ve şehr içinde şeyh Abdurrahmân Hazret-i Ebâbekru's-sıddîk tarîkı ki tarîk-ı Nakşibendiyye'dir anların hulefâsından kutbiyyete kadem basmış bir ulu sultândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y232a ·
metinde göster ·
isen Mısır üstüne yürü. İşin Allâh âsân eylesin. Ve illâ eğer hâk-i Mısır'a duh …
"Yâ Amr! Nâmem vusûlünde eğer Mısır hâkine kadem basmış isen Mısır üstüne yürü. İşin Allâh âsân eylesin. Ve illâ eğer hâk-i Mısır'a duhûl etmemiş isen asker-i İslâm ile avdet edüp beri tarafda Irâk memleketinde Ummân gazâsı vâki‘ oldu, elbette avdet edüp gelesin."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y14b ·
metinde göster ·
… el-Cürcânî: Üç pâdişâha vezîr olmuşdur. Zamân-ı sa‘âdetlerinde kutbiyyete kadem
basmış
ziyâret-i azîmdir. Hâlâ Kayıtbay yaylasında âsitânesinde medfûndur. Ve,
Kabr-i el-Cürcânî: Üç pâdişâha vezîr olmuşdur. Zamân-ı sa‘âdetlerinde kutbiyyete kadem basmış ziyâret-i azîmdir. Hâlâ Kayıtbay yaylasında âsitânesinde medfûndur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y260b ·
metinde göster ·
idi. Yine câmi‘leri içine medfûndur. Menâkıbları hadden bîrûndur. Binden mütecâ …
Ziyâret-i azîm-i eş-şeyh şa‘râvî: Kutbiyyete kadem basmış idi. Yine câmi‘leri içine medfûndur. Menâkıbları hadden bîrûndur. Binden mütecâviz mücelled te’lîfâtları vardır kim ilm-i tasavvufda lâ-nazîrdir. Tabakât-ı şa‘râvî ve Mîzân-ı şa‘râvî cihân-ârâ kitâblardır. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ve Mısır içinde Koyun Bâzârı kurbunda Sirkeciler mahallesi içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y265b ·
metinde göster ·
… l mîl minârelerin üstünden aşağı amûdların temelinde olan seng-i hârâlara kadem
basmış
durur. Ammâ eyle musaykal u mücellâ tuc sûretdir kim gûyâ zeheb-i hâlisdir. Ve …
Bu hırmen cirmi vaz‘ olunan Q 321aP 318a seng-i hârâ üzre tucdan bir kancık dîv timsâli etmişler kim âdem görünce zehresi çâk olur. Başı eflâke serçekmiş, geysûların fitîle fitîle perîşân etmiş, gözleri âfitâb-ı âteş-tâba karşı meş‘al gibi şu‘le verir. Ve kucağında yine tucdan bir oğlun dizi üstüne oturdup gûyâ dirâgûş edüp sağ memesiyle süd verir şeklinde bir mahûf u mehîb ucûbe timsâldir. Ve memeleri kös-i Bağdâd kadar vardır. Sağ elin kaldırup Nîl'in cânib-i cenûbdan tarafa geldüği mahalle kolun uzadup bir parmağile gösterir şeklinde durur. Ve iki ayakları ol mîl minârelerin üstünden aşağı amûdların temelinde olan seng-i hârâlara kadem basmış durur. Ammâ eyle musaykal u mücellâ tuc sûretdir kim gûyâ zeheb-i hâlisdir. Ve ayağı önünde bir havz-ı azîm var kim seng-i hârâdan oyulmuş aşren fe-aşren havz-ı kebîrdir, içinde bir kişi şinâverlik etse mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y406a ·
metinde göster ·