… ol zikr olunan dörd sûret-i mehîb râyegândır. Ammâ Hazret'den berü tılısmâtları
bâtıl
olmuşdur.
Bu eşkâllerden mâ‘adâ kubbe-i azîmin dörd pâye-i azîmlerinin tabaka-i âlîsi nihâyetinde dörd köşede birer melek sûreti vardır. Bilâ-teşbîh biri Cebrâ’îl ve biri Mîkâ’îl ve biri İsrâfîl ve biri Azrâ’îl sûretleridir kim hâlâ kanatların küşâde edüp dururlar kim kadd [ü] kâmetleri perr ü bâlleri ile ellişer zirâ‘ timsâl-i acîbelerdir, tâ Hazret-i Risâlet vücûda gelince bu ferişte sûretleri göbeğinde olan ağızlarından kelimât edüp Cebrâ’îl tasvîri cânib-i şarkda olup olacak alâ’imât ü vakâyi‘âtları ayân edermiş. Ve Mîkâ’îl sûreti cânib-i garbdan düşmen zuhûr eder ve kaht [u] galâ olur deyü haber verirmiş. Ve İsrâfîl sûreti cânib-i şimâlde olacak vakâyi‘âtdan haber verirmiş. Ve Azrâ’îl timsâli cemî‘i dünyâda müte‘ad[did] pâdişâhların mevti haberin verirmiş. Hâlâ ol zikr olunan dörd sûret-i mehîb râyegândır. Ammâ Hazret'den berü tılısmâtları bâtıl olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35a ·
metinde göster ·
"Pâdişâhım, işitdim ki sekiz yüz mü’ellif ü musannif ve dörd mezheb şeyhülislâmların ve Bursa monlâsını ve yetmiş fetvâya kâdir ulemâları cümle âteşe yakarmışsın, el-cevâb 'Allâhu a‘lem olur olmaz' demeğe kâdir bir ulemâ kalmadıkdan sonra elbette millet-i Mesîhiyye papaslarının bâtıl şerî‘atlarına muhtâc olmamız mukarrerdir. Elbette kırk elli papas taleb etmeğe bir kulunuz gönderirsiz, bâri hakîri bu kıyâfetle tekur-ı bî-nûra göndürin. Bursa şehrin keşîşler ile doldurup Keşîş dağımızda yine ke'l-evvel karâr etsinler" dedükde Kör Hasan'ın bu gûne ilzâmından {Yıldırım Hân} mülzem olup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 210b ·
metinde göster ·
Der-hakk-ı tâli‘-i Tebrîz-i Azerbaycân: Cümle müneccimînin kavli bu zu‘m-ı
bâtıl
üzredir kim ibtidâ bânîsi Zübeyde Hâtûn binâ etdükde tâli‘i burc-ı Akrebe düşüp …
Der-hakk-ı tâli‘-i Tebrîz-i Azerbaycân: Cümle müneccimînin kavli bu zu‘m-ı bâtıl üzredir kim ibtidâ bânîsi Zübeyde Hâtûn binâ etdükde tâli‘i burc-ı Akrebe düşüp sâhibi burc-ı Mirrih olmuşdur. Anınçün cemî‘î düvelde iken üzerine niçe yüz kerre yâğî gelüp Sultân Murâd-ı Râbi‘ etdiği gibi bir kaç kerre Timur ve Cengiz Hân harâb etdiği gibi harâb olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300a ·
metinde göster ·
… mlesi ümmet-i Dâvûd Nebî iken millet-i Mesihî'den olup kitâb-ı İncîl ile zu‘m-ı
bâtıl
ederler ammâ cümlesi on iki lisân üzre tekellüm ederler. Gûnâ-gûn lehce-i mahsû …
Kavm-i müşrikînden ibtidâ tâ’ife-i Yahûddır. Andan kavm-i fecere bu Gürcî'nin kavm-i Dâdyân'ı ve Şavşad kavmleridir. Anlardan 320b kavm-i Kuril ve kavm-i Açıkbaş ve kavm-i Mikril ve kavm-i (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Müteferrik olup cümlesi ümmet-i Dâvûd Nebî iken millet-i Mesihî'den olup kitâb-ı İncîl ile zu‘m-ı bâtıl ederler ammâ cümlesi on iki lisân üzre tekellüm ederler. Gûnâ-gûn lehce-i mahsûsaları vardır kim birbirlerinin lisânların tercümân ile anlar ecnâs-ı ünâsdır. Ammâ lisân-ı Şavşad u Dâdyân-ı zu‘m-ı fâsîdler niçe fesâhat u belâğat ile kelimât eder kavmlerdir. Hakîkatü'l-hâl hâlâ Moskov diyârının kralları inkırâz bulsa millet-i Mesîhıyye'nin güzîdesi ve Enûşirvânı ve hasîb [u] nesîbidir, deyü Şavşad'dan yâhûd Dâdyân'dan bir beğ alup Moskov'a kral ederler. Kitâbî kavmdirler. Ammâ Abaza ve Çerkes-i nâ-kes Arab'dan azgın kavm-i cedîd olmağıla aslâ kitâbları ve bed-mezhebleri yokdur. Bu Gürcîstân papaslarının takrîrleri üzre tevârîh-i atîklerinde eyle tahrîr eder kim silsileleri Keykâvûs'a ve niçe bin pehlivânlara müntehî olup andan Dâvûd Nebî a.s. hazretine müntehî olur, derler. Meğer Gürcîstân'da bir pâdişâh var idi. Mürd oldukda yerine Temerrüd nâm bir kızı hâkime olup bir kimesneye varmayup babasından irs ile intikâl eden diyârlarını hükm-i hükûmât ederek bir gice bir pençe-i âfitâb gulâm ile ayş [u] işret mâbeyninde melike kız mest iken ol civân kıza susa edüp melike hâmile kalır. Andan bir meh-pâre duhter-i pâkize-ahter tevellüd edüp ol kızı pinhân edüp Vat nâhiyesine gönderir. Beri tarafda melike bed-nâm olmamak içün kendüye susa edüp bekâretin izâle eden mîrâhûr civânı bir halîc buzu üzre bir murğ-ı sürhab saydın almağa gönderüp ol civân buza cuyulup gark-ı âb olup melike duhter güft [u] gûy-ı kabâ’ilden halâs olup bu melîkeden müştakka olan kız dahi kemâlin bulup ol kızı Beğ Dîvân nâm bir melikzâdeye verirler. Ol kızdan üç oğul olur. Anlar dahi fetâ yiğitler olduklarında Gürcîstân'ı üç bahş edüp büyük beğzâdeye Kütâtis ülkesi verirler kim ana Baş-açık vilâyeti derler. Hâlâ Başaçık tâ’ifesinin nesli ol büyük beğzâde Mârûla melike müntehî olur. Veled-i vustâya Tiflis ülkesini verirler ki ismi Simon'dur. Küçük oğlana Bâht vilâyetin verirler kim Dâdyân kavminin nesli ana müntehîdir. Bu Dâdyân Beğ cihân-ârâ bir âdil pâdişâh olup cümle kefereler buna tâbi‘ olmuşlardı. Hâlâ Gürcîstân'da bu Dâdyân ve Açıkbaş beğlerine cümle Gürcîstân itâ‘at ederler, gûyâ baş papaslarıdır. Cümle kefere kralları hîn-i cülûsda kılıç kuşansa Açıkbaş ve Dâdyân'ın izniyle bir âdem kılıç kuşadup cümle kefere ol kral-ı dâldan bid‘at ederler. Hattâ Selîm Şâh-ı Evvel, Tarabefzûn hâkimiyken bu Açıkbaş beğiyle hüsn-i ülfet edüp Kütâtis kal‘asında niçe zamân ayş [u] işret edüp babası Bâyezîd-i Velî'den sonra Selîm Hân müstakil sultân oldukdan sonra Açıkbaş ülkesinin tâc harâcı ve tekâlîf-i örfiyyesin hatt-ı şerîf-i kavî huccet ile mu‘âf [u] müsellem edüp ilâ yevminâ hâzâ mu‘âfdırlar. Ancak alâ tarîkı'l-hedâye İspirî doğanlar ve sunkur ve toygun-bâzlar ve mümtâz gılmân-ı şehnâzlar ve dûşîze-i dil-nüvâzları der-i devlete göndermeleri beher sene kânûn-ı Selîm Hân-ı Evveldir, ve's-selâm. Ba‘dehû bu zikr olunan Azgûr kal‘asından kalkup cânib-i garba ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar içre câ-be-câ hıyâbân [u] gülistânlı zemîn-i mahsûldâr ve çemenzâr yerler üzre 4 sâ‘atde hamd-i Hudâ sıhhat [ü] selâmetle sâlimîn ve gânimîn sedd-i İslâm,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 320a–320b ·
metinde göster ·
… rse ol âdemi aslâ akreb sokmaz. Meğer ol gömleği gayri su ile gasl ederse hükmü
bâtıl
olup akreb soksa ol zemân te’sîr eder. Meşhûr-ı âfâk kuyudur. Ahâlî-i vilâyetde …
Hâssa-i dîğer: Dâhil-i Hımıs'da bir bi’r-i mâ vardır. Bir kimse ol kuyu suyuyla pîrâhenin gasl edüp geyerse ol âdemi aslâ akreb sokmaz. Meğer ol gömleği gayri su ile gasl ederse hükmü bâtıl olup akreb soksa ol zemân te’sîr eder. Meşhûr-ı âfâk kuyudur. Ahâlî-i vilâyetden istimâ‘ etdim, Hımıs'ın cânib-i Bey‘a'da bir mescid vardır. Kapusu üzre bir mutalsam garîb u acîbü'l-heykel bir tasvîr vardır. Nısf-ı a‘lâsı sûret-i insândır ve nısfından aşağısı akreb şekilli mermer-i hâm timsâldir. Bir âdem ol sûret üzre bir pâre hamur yapışdırsa ol hamur ol tılsım sûretine müşâbih olup ol hamur kuruduktan sonra ol hamurun sehelce pâresin âteşe bırağup akreb sokan kimesneye dütsi etseler ol zahmdâr âdem ol hamîrin râyihasın şemmetse bi-emri Hüdâ akrebin zahm urduğu yerün vec‘i teskîn olup bi-emrillah şifâ bulur. Bu hamîrden hakîre Dizdâr Ağa elli dirhem mikdârı ihsân edüp hıfz etdim. Hikmet-i Hüdâ diyâr-ı Acem'de Rûmiyye şehrinde bir memlûküm akreb sokup mezkûr hamîrden âteşe yakup gulâmım buhûrlayup derhâl vec‘inden halâs bulup zahm-ı akreb yerinden sarı sular cereyân edüp gulâmım halâs oldu. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 27b ·
metinde göster ·
Üçüncü gün san‘at-ı sihr-i garîb temâşâsın bildirir: Vakt-i çâştda meydân-ı muhabbetde iki huddâmına dâ’ire çaldırup kendi semâ‘ ederek meydân-ı muhabbete gelüp bir hayli çarh-ı semâ‘ edüp "Bugünkü gün siz erenlere âhir ma‘rifetimiz gösterelim" deyüp cilbend-i muhabbetinden bir küçük karpuz kadar var bir kırmızı müdevver top çıkarup ucunda bir kınnap ipi bağlı. Andan meydân-ı muhabbete bir iri at kazığı kakup ol topun ucundaki ipi kazığa kayd eyledi ve ol topu eline alup kazığa bağlı olan ipden çeke çeke on kulaç mikdârı ip topun içinden çıktıkda bir kerre "Yâ Allah" deyüp ol topu kuvvet-i bâzû ile hevâya atup ol top hevâda ditreyüp mu‘allak kaldı. Cümle halk dahi yine hayretde kaldı. Birkaç kerre topa "İnzil" dedi. Top yine mu‘allak dururdı. Yârân-ı safâ top lisân-ı hâl ile eydür: "Cümle yârân birer akçe ihsân etmeyince inmem, der" deyü birer guruş ve birer altun vermiş âdem var. Ba‘dehû topun ipi dibine gelüp "İşte akçe, in aşağı" dedi. Top yine ber-karâr idi. Âhir ipden cümle halk ile çeke çeke on yerde ip kankal kankal yığıldı kim üç fil yükü ip oldu. Ammâ cümle ip, hevâda olan topdan inüp yığılırdı. Bu kerre kendisi gazaba gelüp hüddâmın birine "Var şu topu indir" dedikde hemân bir esmerü'l-levn hüddâmı topdaki ipe yapışup resen-bâzlık ederek alâ mele’i'n-nâs ipden yukarıya çıkup ta hevâda topun üstine çıkup karâr etdi. "Bre topu indir ve sen dahi in" deyü feryâd ide gördi. Ne gulâmı ve ne topu inmedi. Anınçün dahi yüz guruş kadar mâl cem‘ edüp yine "En aşağı!" dedi. Gulâm ve top inmedi. Bu kerre öbür gulâmına emr edüp "Var şunları aşağı indir" 42b deyü tenbîh edince gerçi bu gulâmlar bî-zebân şekilliler idi. Üç günden berü bunlardan bir güft-gû istimâ‘ olunmadı ammâ ne kim fermân ederler emrine râm idiler. Bu kerre gulâm-ı sânî mezkûr kazık dibinden ipe yapışup keştîbân hüddâm-misâl ankebût-vâr hevâya urûc edüp öbür gulâmın yanına varup ol dahi anda karâr etdi. Bu âhvâle dahi cümle halk âlem-i hayretde kaldı. Hemân pehlivân "Bre inin oğlancıklarım!" deyüp niçe âdemler ile ipe yapışup çeke çeke üç kankal ip dahi yığılup oğlanlar hevâda râygân dururlardı. Bu kerre pehlivâna telâş el verüp gazab-âlûd olup "Hoş âdem peşîmân olursun. İşime mâni‘ olma. Sana kıyarım!" deyüp dal kılıç meydân-ı ma‘rekede gezerdi. Ammâ "el-Ma‘nâ fî batnı'ş-şâ‘ir" rumûzun kimesne bilmezdi. Hemân ummân-ı kerâmesinden bir kabak çekirdeğin yire diküp üzerine mezkûr tulumdan su döküp fi'l-hâl bir büyük kırmızı kabak zuhûr etdi. Hemân yine "Gel âdem, benim ma‘rifetime mâni‘ olma!" deyü meydânda dal tîğ serserî gezerdi. "Bu kerre bu ma‘rifetimi de temâşâ edin ümmet-i Muhammed" deyüp ipin yanına gelüp yine oğlanlara "Bre inin!" deyü hayli akçe değşirüp ve halkdan niçe hançer ve bıçağ ve kontuş ve niçe gûne esbâblar alup geyinüp ummân-ı kerâmesin beline bend kılup ip dibine gelüp elindeki kılıç ile bitirdiği kabağa bir satur urup kabak iki pâre oldu. Ol ân ipe yapışup ankebût-vâr urûc edüp oğlanların yanına varınca dal satur olup "Ben size inün aşağı demez miydim? Niçün inmediniz. Ey ümmet-i Muhammed sizi Hudâ'ya ısmarladım. Ündülüs diyârına bize yol göründü. Bu gulâmları, Allah emâneti olsun, bir hoşça defn eylen!" deyü iki gulâmın başlarını kesüp aşağı düşüp "Benim san‘atıma mâni‘ olanın dahi meytin bir hoş defn edin!" deyince hevâ ber-muzlım olup zemînde kazığa bağlı olan ip kırılup ol kesîf hevâda pehlivân ber-hevâ gâ’ib olup cümle halk hayret ender hayretde kalup iki gulâmın kelleleriyle cesedleri meydân-ı muhabetde kalup "Bre paşanın masraf kâtibi Urûm Mehemmed Ağa da başsız bulundu" deyü cümle halk varup gördüler kim fakîr Mehemmed Ağa Akka kal‘ası içre İskender'in sarâyı harâbının bir mürtefi‘ yerinden bu pehlivânı seyrederken bir pür ma‘rifet çelebi olmağıla cümle esbâblarını ters geymiş ve ayağından pâbucun çıkarup başına sokup pehlivânın sihrini ve sîmyâsını bâtıl etmeğe çalışup meğer meydânda pehlivânın "Âdem benim ma‘rifetime mâni‘ olma. Sana kıyarım. Sonra peşîmân olursun!" dedüğü fakîr Mehemmed Ağa içün imiş. Fi'l-hâl kabak bitirüp kabağı kılıç ile kesdikde Mehemmed Ağa İskender sarâyından aşağı düşmüş. Ters esbâblarıyla fakîr Mehemmed Ağa'nın na‘şın kaldırup gasl edüp Hazret-i Sâlih cenbinde defn etdiler. Gulâmları da Akka kumluğunda defn edüp ale's-sabâh hammâma gidenler gördüler kim iki gulâmın mezârında iki keçi leşlerin sırtlan kurdları çıkarup ba‘zı yerin yemişler. Meğer bu gulâmlar aslâ tekellüm etmediklerinden ilm-i simyâ ile hareket eder bir cemâd imiş. Ancak merhûm masraf mâtibi Çelebi'ye gadr oldu. İşte bu Akye kal‘asında böyle bir acâyibü'd-dehrden seyr [u] temâşâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 42a–42b ·
metinde göster ·
… üne cemî‘i murâdı hâsıl olur" deyü bir alay ecnâs-ı haşerât cem‘ olup bu zu‘m-ı
bâtıl
sevdâsına düşmüşler. Garâ’ib bu kim ba‘zı mü’min ü muvahhid ümmî-i Ebü'l-hevl ü …
Hikmet-i garâ’ib: "Te’sîr-i mutalsemâtı mıdır, âyâ nedir kim niçe bin âdem Rûm u Arab u Acem'den gelüp cem‘ olur. Herkes nezerâtın getirüp derûn-ı deyre girüp edâ-yı nezir edüp derûnında ne hâyr [u] murâdât var ise du‘â edüp taşra çıkar. Hikmet-i Hudâ günden güne cemî‘i murâdı hâsıl olur" deyü bir alay ecnâs-ı haşerât cem‘ olup bu zu‘m-ı bâtıl sevdâsına düşmüşler. Garâ’ib bu kim ba‘zı mü’min ü muvahhid ümmî-i Ebü'l-hevl ü Ebü'l-cuhâ ve Ebü'l-bülh âdemler nezerâtın verüp ilm isteyüp kurbân keser. Hikmet-i Hudâ ana ulûm-ı garîbe vü acîbe keşf olur ve niçe Müslim ve gayri Müslimler tanbûr u çenk, rebâb u santûr ve ney [ü] mûsîkâr ve çeşde ve ravze ve karadüzenin ve çöğürün bu deyrde ziyâret mahalline koyup ertesi sâzın ele alup üstâdâne bir fasıl eder kim gûyâ fasl-ı Hüseyin-i Baykara'dır. Ekseriyyâ Ermenî tâ’ifeleri şâ‘ir-i mâhir olup "Bize bu ilm-i şi‘ir Çanlı'da verildi" deyü zu‘m-ı bâtıl ederler. Ammâ derûn-ı deyrde bir muzlim küncde bir kabir vardır. Ermenîler ol kabrin ismine Sıp Garabıt derler. Hakîkî Ermenîlerden su’âl etdim Hazret-i Yahyâ'nın ammîsidir dediler. Urûm Nasârâlarından su’âl etdim Hazret-i İsâ aleyhisselâmın on iki havâriyyûn halîfesi var idi. Anlardan (---) havâriyyûndur dediler. Hulâsa-i kelâm garîbe vü acîbe temâşâgâh-ı deyr-i ibret-nümâdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87b ·
metinde göster ·
… â’ifeleri şâ‘ir-i mâhir olup "Bize bu ilm-i şi‘ir Çanlı'da verildi" deyü zu‘m-ı
bâtıl
ederler. Ammâ derûn-ı deyrde bir muzlim küncde bir kabir vardır. Ermenîler ol k …
Hikmet-i garâ’ib: "Te’sîr-i mutalsemâtı mıdır, âyâ nedir kim niçe bin âdem Rûm u Arab u Acem'den gelüp cem‘ olur. Herkes nezerâtın getirüp derûn-ı deyre girüp edâ-yı nezir edüp derûnında ne hâyr [u] murâdât var ise du‘â edüp taşra çıkar. Hikmet-i Hudâ günden güne cemî‘i murâdı hâsıl olur" deyü bir alay ecnâs-ı haşerât cem‘ olup bu zu‘m-ı bâtıl sevdâsına düşmüşler. Garâ’ib bu kim ba‘zı mü’min ü muvahhid ümmî-i Ebü'l-hevl ü Ebü'l-cuhâ ve Ebü'l-bülh âdemler nezerâtın verüp ilm isteyüp kurbân keser. Hikmet-i Hudâ ana ulûm-ı garîbe vü acîbe keşf olur ve niçe Müslim ve gayri Müslimler tanbûr u çenk, rebâb u santûr ve ney [ü] mûsîkâr ve çeşde ve ravze ve karadüzenin ve çöğürün bu deyrde ziyâret mahalline koyup ertesi sâzın ele alup üstâdâne bir fasıl eder kim gûyâ fasl-ı Hüseyin-i Baykara'dır. Ekseriyyâ Ermenî tâ’ifeleri şâ‘ir-i mâhir olup "Bize bu ilm-i şi‘ir Çanlı'da verildi" deyü zu‘m-ı bâtıl ederler. Ammâ derûn-ı deyrde bir muzlim küncde bir kabir vardır. Ermenîler ol kabrin ismine Sıp Garabıt derler. Hakîkî Ermenîlerden su’âl etdim Hazret-i Yahyâ'nın ammîsidir dediler. Urûm Nasârâlarından su’âl etdim Hazret-i İsâ aleyhisselâmın on iki havâriyyûn halîfesi var idi. Anlardan (---) havâriyyûndur dediler. Hulâsa-i kelâm garîbe vü acîbe temâşâgâh-ı deyr-i ibret-nümâdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87b ·
metinde göster ·
dînleri gayretine ceng-i azîm edüp âhir fethi kılıç ile cebren ve kahren müyess …
Ol Gâzî Hudâvendigâr kim Edirne'yi feth etdikden sonra bu kal‘a-i Zağra Yenicesi'ne Lala Şâhin Paşa'yı sene 766 târîhinde serdâr-ı mu‘azzam edüp bu kal‘ayı muhâsara etdikde mel‘ûn Rûm kefereleri bâtıl dînleri gayretine ceng-i azîm edüp âhir fethi kılıç ile cebren ve kahren müyesser olup ba‘de'l-feth bir dahi küffâr istîlâ etmeğe tâlib u râgıb olmasın içün fermân-ı Murâd Hân ile Lala Şâhin Paşa bu kal‘ayı hâke beraber eyleyüp şehrini zamîme-i İslâm diyârı edüp nâm-ı Murâd Hân içün hutbe tilâvet olundu. İlâ-mâşâallah dest-i Âl-i Osmân'da Rûm diyârının Şâm-ı cennet-meşâmına mânend bir şehr-i dil-pesenddir. Hâlâ (---) eyâletinde (---) sancağı hâkinde Çirmen paşasının hâssıdır deyü ağası yüz aded tevâbi‘iyle hükûmet eder. Hâkim-i şer‘i üç yüz akçe pâyesiyle gâyet a‘lâ şerîf kazâdır ammâ kazâ-yı âsumânî değildir. Zîrâ bu şehrin a‘yân-ı ulemâsı katı çok olmağıla zulm u ta‘addî etdirmezler. Ber-vech-i adâlet kadıya senevî on kise mahsûl olur. Zîrâ (---) aded nevâhî kurâlarından cümle me’kûlât [u] meşrûbât bâd-ı hevâdır. Niçe kerre tekâ‘üd ihtiyâr eden beş yüz akçe mollalara bu kazâ sadaka olunmuştur. Bu şehrin imâristânı cümle Zağra sahrâsına vâki‘ olup cânib-i etrafı bağlardır. Ve tarafı şimâli ba‘îd dağlardır. Cümle şehr-i Zağra Yenicesi diyâr-ı Rûm'da üçdür. Ammâ bu Yenice cümle yedi mahalledir. Ve cümle (---) hâne-i zibâlardır. Tahtânî ve fevkânî bâğ u bâhçeli serâpâ la‘lgûn kiremit örtülü mükellef ve mükemmel a‘yân-ı eşrâf sarâyları ve gayri hâne-i Külbe-i ahzân-ı beytü'l-hazenlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 131b ·
metinde göster ·
… cirmi yedi mil ihâta eder. Ancak cânib-i cenûba zirve-i a‘lâsında olan deyri ve
bâtıl
hâneleri nümâyândır.
İbtidâ bu cezîreyi binâ eden Hazret-i Dâvûd asrında Van'ı binâ eden Melik Câlût Hazret-i Dâvûd'dan halâs içün bu cezîrede bir deyr binâ etmişdir kim cemî‘i millet-i Mesîhiyye içre mu‘teber bir deyr-i ebterdir. Ammâ bu cezîre Van deryâsı içre şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olup eflâke ser çekmiş cebel-i âlîdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi yedi mil ihâta eder. Ancak cânib-i cenûba zirve-i a‘lâsında olan deyri ve bâtıl hâneleri nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 281a ·
metinde göster ·
… lermiş. Hâlâ ol semek sûreti suya düşüp suya müte‘allık mutalsam olmağile ameli
bâtıl
olmayup her sene hamâsînde elli gün balıklar ol mahalde kenâra düşer meşhûrdur. …
Def‘an mutalsam-ı vâcibü's-seyr: Bu şehr-i Nihâvend'in yine nehri kenârında bir amûd üzre beyâz mermer-i berrâkdan hukemâ-yı kudemâ bir semek timsâli etmiş. Vakt-i hamâsînde elli gün ol semek gıjgırup Nihâvend şehrinin niçe kerre yüz bin semekleri cem‘ olup cümle ehl-i Nihâvend ol semekleri sayd edüp kifâf-ı kût idinirlermiş. Hâlâ ol semek sûreti suya düşüp suya müte‘allık mutalsam olmağile ameli bâtıl olmayup her sene hamâsînde elli gün balıklar ol mahalde kenâra düşer meşhûrdur. Ve yine amûdu hâlâ râygândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307b ·
metinde göster ·
olmağile şehr-i Nihâvend Osmânlı'dan ol kadar kazâ vü kader-i mükerrer görmüşdü …
Tılısm-ı âhar: Nihâvend'in bâğları içre bir somakî mermerden bir ifrit kellesi vardır. "Kazâ-yı Nihâvend'i def‘ içün vaz‘-ı mutalsam oldu", derler. Ameli bâtıl olmağile şehr-i Nihâvend Osmânlı'dan ol kadar kazâ vü kader-i mükerrer görmüşdür kim ol ise mukadder-i İlâhîdir, el-mukadderi kâ’indir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307b ·
metinde göster ·
Şehr-i kadîm olmağile niçe ibret-nümâlar var ammâ niçe mutalsamlar Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rahm-i mâderden müştak olduğu şeb-i mezkûr tılsımların amelleri bâtıl olup hâlâ kimi cârîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 308a ·
metinde göster ·
… âr-ı binâlar vardır. Niçesi Hazret-i Risâlet vilâdetinde münhedim olup amelleri
bâtıl
olmuş, niçesi hâlâ zikr olunan gibi râygân olmuş.
Diğer temâşâ-yı garîb: Hazret-i Danyal Deyri kurbünde yine bir bâğda bir çâh vardır. Bir harâmî veya bir dûzd-i zâğî bir şeyi serîka eylese hâkimü'l-vakt ol herîfi ol çâh kenârına kor. Hakkâ ki ol herîf-i zarîf dûzd-i tarrâr ise çâhdan "Budur" deyü bir sadâ istimâ‘ olunur. Ba‘dehû herîflerin ödün ağzından çıkarırlar. Eğer herîfler bî-günâh ise çâhdan bir sadâ çıkmayup bî-günâhları rehâ ederler. Anınçün şehr-i Kazvîn'de kâtil ü harâmî ve dûzdân-ı himyân yokdur, ammâ ayyâr-ı {tarrâr-ı} tayyârları çokdur. Ve bu şehr-i Kazvîn'de niçe yüz aded a‘ceb ü garâ’ibât ve mutalsımâtlardan bî-hisâb ibret-nümâ âsâr-ı binâlar vardır. Niçesi Hazret-i Risâlet vilâdetinde münhedim olup amelleri bâtıl olmuş, niçesi hâlâ zikr olunan gibi râygân olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 316a ·
metinde göster ·
… kemmel ve müzeyyen ziyâretgâh yokdur, zîrâ bu mezkûr Dâsnî Yezîdîleri ol zu‘m-ı
bâtıl
üzredirler kim bu şeyh Hâdî ceng-i Kerbelâ'da İmâm Hüseyin tarafından rû-gerdân …
Ziyâret-i Hazret-i eş-şeyh Hâdî kuddise sırruh: Bir kubbe-i âlî ve bir tekyegâh-ı binâ-yı vâlî bir âsitânedir kim Kürdistân sünnîleri içre niçe kerre yüz bin ziyâretgâh vardır. Böyle mükellef ü mükemmel ve müzeyyen ziyâretgâh yokdur, zîrâ bu mezkûr Dâsnî Yezîdîleri ol zu‘m-ı bâtıl üzredirler kim bu şeyh Hâdî ceng-i Kerbelâ'da İmâm Hüseyin tarafından rû-gerdân olup kendüler ile Hüseynîlere kılıç urmuş ola. Hâşâ ve kellâ bu sultân sahâbe-i kirâmın güzîdesidir. Hazret-i Ömer evlâdı Hazret-i Abdullâh ile Musul cenginde bulunup mecrûhen şehîd olup bunda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 2b ·
metinde göster ·
… paçavralar ile çırâğânlar edüp şeb-i muzlimi gûyâ rûz-ı rûşen edüp subh u mesâ
bâtıl
dînlerinin gayretine ol kadar cür’et edüp savaş-ı perhâş ederdi kim bir kal‘ada …
Yine ol gece küffâr münhedim olan yerleri şarampav ve direkler ile ıskara çatup rıhtım dolma ile amâr ederdi ve her şeb küffâr-ı dûzah-karâr-ı muhîl [ü] şeytanatkâr kal‘anın beş aded tabyaları üzre neft ve katrânlı yorgan ve paçavralar ile çırâğânlar edüp şeb-i muzlimi gûyâ rûz-ı rûşen edüp subh u mesâ bâtıl dînlerinin gayretine ol kadar cür’et edüp savaş-ı perhâş ederdi kim bir kal‘ada böyle ceng-âşûb olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123b ·
metinde göster ·
… ü zamânları olup bin sene olmamış idi, ammâ sene 1067 târîhinden berü hükümleri
bâtıl
olduğun bilüp Osmânlı ile müdârâ edüp Seydî Ahmed Paşa'yı niçe kerre bu kal‘aya …
"Bunlar putlar değillerdir. Ancak her birin birer üstâd birer gûne ilm ile mutalsam edüp biner sene hükm-i te’sîr ile tılsım edüp hükümleri nâfiz idi. Sene 1007 târîhinde Satırcı Mehemmed Paşa bu kal‘ayı muhâsara etdikde bu timsâllerin hükmüyle cümle Türk askerinin elleri dutmayup kışdan ve kıyâmet ve ra‘d u berk ve yağmurdan göz açmayup ve anların ordularına bir sinek askeri müstevlî olup Türkler cânlarından bîzâr olup kal‘a-i Vârat'ı bırağup hâ’ib ü hâsir gitdiler, zîrâ ol asırda bu timsâllerin hükmü zamânları olup bin sene olmamış idi, ammâ sene 1067 târîhinden berü hükümleri bâtıl olduğun bilüp Osmânlı ile müdârâ edüp Seydî Ahmed Paşa'yı niçe kerre bu kal‘aya koyup mâl-ı firâvânlar verdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126b ·
metinde göster ·
Âhirü'l-emr bu kal‘a yine Osmânlı destine girmesi bu tılsımâtların hükümleri
bâtıl
olması sebebidir, ammâ bu timsâllerin sebeb-i asılları oldur kim bu sûretlerin …
Âhirü'l-emr bu kal‘a yine Osmânlı destine girmesi bu tılsımâtların hükümleri bâtıl olması sebebidir, ammâ bu timsâllerin sebeb-i asılları oldur kim bu sûretlerin sâhibleri bizim Macar Hıristiyânlarının ecdâdları sûretleridir kim bunlar diyâr-ı Mâverâ’ü'n-nehr'de sâkin Menûçehr'in dörd aded evlâdları kim Menûçehr'den firâr edüp bu Macar-ı füccâr diyârlarına gelüp {ibtidâ} vatan dutanların sûretleridir. Ol asırda bu dörd aded kimesnelere su'âl ederler kim
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126b ·
metinde göster ·
… İspanya'da Rim papası ve gayri irşekler ve banlar ve hersekler ve cümle şaglar
bâtıl
dînlerinin aşkına Meryem Ana ve Hazret-i Îsâ gayretine mezkûr krallar ve banlar …
Ba‘dehu Âl-i Osmân'ın ibtidâ tulû‘u sene (---) târîhi olunca bu kal‘anın sene-i mezbûrda tâli‘in yoklayup eyle buldular kim Türk'de sâhib-i zuhûr olan Osmân'ın oğullarından Sarı Süleymân Igrando Kostantinapol bu Budin'i ve etrâfında olan cemî‘i kal‘aları alalar, ammâ Beç kal‘asın alamayup gideler. Çünki Beç kal‘asının tâli‘in ilm-i nücûm ile böyle bulup cümle kral-ı dâller bir yere gelüp turvin ü meşveret edüp Budin kralı olan Koca Milon Poturi Mikloş Krala cümle krallar ve dahi İspanya'da Rim papası ve gayri irşekler ve banlar ve hersekler ve cümle şaglar bâtıl dînlerinin aşkına Meryem Ana ve Hazret-i Îsâ gayretine mezkûr krallar ve banlar imdâd edüp ilm-i nücûmda buldukları takdîri sû-i tedbîrleriyle bozmak içün kal‘a-i Budin'i eyle metîn ü müstahkem edüp gûyâ sedd-i İskender edüp derûn-ı şehirde olan hâne-i menhûsları ve cümle düyûrların serâpâ altun ve gümüş derveze ve revzen ve şebekeli kâ‘alar ile ârâste ve cümle zer ü halkârî münakkaş dekâkînler ile pîrâste edüp cümle esvâklarını Hind füsûskârîsi gibi serâpâ murassa‘ zemîn döşeyüp şehre aslâ hayvânâtdan at ve katır ve arabalardan bir şey girmemek üzre "Hâmân ve Fir‘avn ve Kârûn ve Şeddâd ve İsvet Nikola ve Sarı Saltık'un la‘neti olsun" deyü tenbîhler edüp cümle a‘yân-ı kefere şehr-i Budin'e piyâde girirler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 73b ·
metinde göster ·
… münhedim oldukda bu kal‘a-i Budin'de ancak yigirmi aded tılsımâtların hükümleri
bâtıl
olmayup kalır. Ba‘dehu bu kal‘a niçe kerre muhâsara çekmek ile mezkûr tılsımâtl …
Eflâtûn-ı İlâhî bu Kızılelma'ya geldikde kırk gûne tılsımât inşâ edüp tâ Hazret-i Risâlet-penâha gelince cümle mutalsamların amelleri bâkî idi. Ol vakit kim Hazret-i Risâlet-penâh İskender-i Kübrâ vefâtından 882 sene sonra vücûda geldikde cemî‘i düyûrların kubâbları ve cümle hukemâ-yı kudemâların tılsımâtları münhedim oldukda bu kal‘a-i Budin'de ancak yigirmi aded tılsımâtların hükümleri bâtıl olmayup kalır. Ba‘dehu bu kal‘a niçe kerre muhâsara çekmek ile mezkûr tılsımâtlara sademât-ı top isâbet edüp münhedim olduklarında ancak hâlâ yedi aded ibret-i eser-me’ser tılsımâtların te’sîri cârîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87a ·
metinde göster ·
… u esedlerin tılsımın bozdurup cemî‘i medfûn olan hazâ’ini çıkarup hâlâ amelleri
bâtıl
olmuş iki aded sübû‘-i mehîbelerdir kim âyende vü revendegâna nigerân etmede ik …
Ve bu harem kapusu üzre kefere zamânı nâkûs çanlığı imiş, berbâd olup yerine mezkûr minâre-i mevzûnu inşâ etmişler. Ve bu kapunun atebe-i süflîsinin taşra iki cânibinde somâkî kırmızı mermerden bu kapunun sağında ve solunda birer arslan-ı mehîb tasvîrleri var, kal‘a sâhibi irşek nâm küffâr-ı benâm kehene olmak ile bu deyr-i acîbenin eşiğine mâl defn edüp bu esedleri ol defîne mâla müvekkil olmak içün tılsım etmiş. Niçe yüz sene bu esedlerin hükmü nâfiz olup ba‘dehu küffâr bu kal‘aya tekrâr istîlâ etdikde kavm-i mağâribelere bu esedlerin tılsımın bozdurup cemî‘i medfûn olan hazâ’ini çıkarup hâlâ amelleri bâtıl olmuş iki aded sübû‘-i mehîbelerdir kim âyende vü revendegâna nigerân etmede iki dâne hull-i mehîb acîb gazanferlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94b ·
metinde göster ·
dînleri gayretine bezl-i cân edüp yedi gün yedi gece ceng-i azîm edüp kal‘anın …
Lisân-ı Boşnakça (---)(---) demekdir. Bânîsi Zirin hersekleridir, ammâ fâtihi sene 950 târîhinde Sultân Süleymân Ustolni-Belgrad ve kal‘a-i Üstürgon fetihlerine giderken Anadolu askeriyle İbrâhîm Paşa'yı 171a ve Rûmeli beğlerbeğisi Koca Ahmed Paşa'yı talî‘a-i asker ve pîşvâ-yı cünd-i muzaffer edüp Böğürdelen kal‘ası önünden Sava nehri üzre cisrden cümle asâkir-i deryâ-misâl ubûr edüp cümle cünûd-ı müslimînden mukaddemce Köstendil sancağı Beği Hızır Beğ, Avlonya Beği Mesîh Beğ ve Yahyâ Paşazâde İnebahtı Beği Ahmed Beğ on bin asker ile Ösek kal‘asından birkaç aded balyemez toplar çıkarup bu Valpova kal‘asını muhâsara edüp cenge âheng etdiklerinde bir ceng-i azîm ederken gerüden Serdâr Koca Ahmed Paşa ile Anadolu vezîri dahi gelüp germâ-germ savaş-ı perhâş ederler, ammâ derûn-ı hisârda mahsûr olan küffâr bâtıl dînleri gayretine bezl-i cân edüp yedi gün yedi gece ceng-i azîm edüp kal‘anın handakın guzât-ı müslimîne göstermezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 170b–171a ·
metinde göster ·
… h Ka‘beleri mesâbesinde olmağile yetmiş bin küffâr-ı dûzah-karâr cân u başların
bâtıl
dînleri uğurlarına fedâ edüp ol kadar ceng-i cidâl ve harb-i kıtâl edüp on bind …
Âhır ale's-seher "Allâh Allâh" sadâsıyla cümle cündullâh kal‘aya yürüdüler ve biri birleri ardınca ta‘kîb edüp kal‘a gediklerine girdiler, ammâ bu kal‘a küffârın bilâ teşbîh Ka‘beleri mesâbesinde olmağile yetmiş bin küffâr-ı dûzah-karâr cân u başların bâtıl dînleri uğurlarına fedâ edüp ol kadar ceng-i cidâl ve harb-i kıtâl edüp on binden mütecâviz küffâr üç gedikde biri biri üzre leş leşe çet-a-çet oldu, ammâ asâkir-i muvahhidînden dahi yedi yüzden ziyâde âdem rütbe-i şehâdete erüp huld-ı berîne kadem kaldırırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12b ·
metinde göster ·
… olmamış imdâdları tâze tâze gelüp mest ü hayrân küffârlar topa tüfenge bakmayup
bâtıl
dînlerinin gayretine yedi koldan topların ve tüfenglerin eyle yağdırdılar kim S …
Ve sağ cânibden Kız kral cünûdu geldi. Ve Çeh tüfenglisi dahi birbirine zencîrler ile bağlı sürü sürü pür-silâh dinç küffâr-ı bî-ıslâh meydân-ı arsagâha girüp bizim asker-i İslâmın ardların alup iki asker birbirlerine girüp kâmil altı sâ‘at germâ-germ ceng-i azîm olup taraf taraf küffârın cengâver zahm-horde olmamış imdâdları tâze tâze gelüp mest ü hayrân küffârlar topa tüfenge bakmayup bâtıl dînlerinin gayretine yedi koldan topların ve tüfenglerin eyle yağdırdılar kim Sadrıa‘zamın sekbân ve sarıcaları der-ceng-i evvel nısfı kadarı şehîd oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 20a ·
metinde göster ·
… â, biri bir hilâf-ı şer‘ za‘îf kavl üzre bir hükm etse ulemâ-yı Tatar ol bâr ol
bâtıl
hükm eden âsîyi taş ile depelerler, aslâ amân vermezler.
Ve yine sağ tarafında şeyhülislâm-ı Hanefî ve üç mezheb sâhibi müftîler dururlar. Ve sol tarafında kadıasker Murtazâ Alî Efendi, anın alt yanında şehir monlası ve cezîre-i Kırım'ın yigirmi dörd kadısı oturur. Taht-ı kazâlarında düşen da‘vâları dikkat üzre dinleyüp kat‘-ı alâka ve fasl-ı husûmet ederler. Allâhümme âfinâ, biri bir hilâf-ı şer‘ za‘îf kavl üzre bir hükm etse ulemâ-yı Tatar ol bâr ol bâtıl hükm eden âsîyi taş ile depelerler, aslâ amân vermezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125a ·
metinde göster ·
… ibn Cebel gazab-âlûd olup Cingiz Hân'a kelime-i tevhîdi ve îmân du‘âsın okudup
bâtıl
dînden çıkup hak dîne girüp Hazret-i Îsâ Allâh'ın kulu ve Meryem Ana câriyesi v …
"Biz ümmî âdemiz, henüz dîn-i İslâm ile müşerref olup Allâh bir peygamber hak bilirim. Öbür dediğin sünnetleri de Buhârâ'dan bir fakîh getirüp öğrenirim" dedikde Mu‘âz ibn Cebel gazab-âlûd olup Cingiz Hân'a kelime-i tevhîdi ve îmân du‘âsın okudup bâtıl dînden çıkup hak dîne girüp Hazret-i Îsâ Allâh'ın kulu ve Meryem Ana câriyesi ve dörd kitâba inandım, dedirmeği ferâmûş edüp gazabından atlarına süvâr olup kat‘-ı menâzil ederek Medîne-i Münevvere'ye geldikde {hikmet-i Hudâ} Hazret-i Risâlet-penâh altmış üç yaşında dâr-ı fânîden dâr-ı bâkîye intikâl etmiş olup Hazret-i Resûl'ün vasıyyeti üzre na‘ş-ı şerîf-i Resûl-i Kibriyâ'yı Hazret-i Alî tenhâ yerde Hazret'i gasl edüp Hazret-i Abbâs'ın iki aded oğlu Fazl ve Kusem Hazret üzr[e] su 132a döküp Hazret-i Alî Hazret’in vücûd-ı şerîflerine el değirmeden mübârek kamîsleri üzr[e] gasl edüp kamîs-i şerîfleri üzre iki kat kefenler sarup hâlâ Medîne-i Münevvere'de Ravza-i Mutahhara içre defn etdiler. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131b–132a ·
metinde göster ·
… n kazığını oburun göbeğine kakup yere saplayup bi-emrillâhi te‘âlâ oburun sihri
bâtıl
olup kalır. Ve kanı içilüp merhûm olan âdem bi-emrillâhi te‘âlâ ölümden halâs o …
Hemân mel‘ûn oburun lâşe-i murdârın gûrundan çıkarup böğürdlen nâm çalının kazığını oburun göbeğine kakup yere saplayup bi-emrillâhi te‘âlâ oburun sihri bâtıl olup kalır. Ve kanı içilüp merhûm olan âdem bi-emrillâhi te‘âlâ ölümden halâs olur. Eğer ol kimesnenin bir kimesneci[ği] olmayup obur tanıtıcı bulmazsa ol kanı emilüp hasta olan âdem hakîkat üzre mürd olup gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152a ·
metinde göster ·
… e mu‘avvezeteyni sıdk i‘tikâd ile okuduklarınca sihr ile peydâ olan buzun sihri
bâtıl
olup buz delinüp kimi halâs olup kimi gark olurdu. Hemân bu hâl-i pür-melâli Ka …
Meğer bu gark olanlar esmâü'l-hüsnâ ve mu‘avvezeteyni sıdk i‘tikâd ile okuduklarınca sihr ile peydâ olan buzun sihri bâtıl olup buz delinüp kimi halâs olup kimi gark olurdu. Hemân bu hâl-i pür-melâli Kalmık görüp paşa yanına gelüp başından kalpağın yere urup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 193b ·
metinde göster ·
olur. Hâlâ niçe tılsımât yerleri manzûrûmuz olmuşdur. Ammâ şimdi yine bu şehr-i …
Ol zamânda bu şehir içre cem‘ olan hukemâlar birer gûne ibret-eser mutalsamât-ı garîbe ve birer gûne vefk-ı a‘zam acîbeler inşâ edüp bu şehirde tâ‘ûn ve yılan ve çıyan ve akreb ve leylek ve karga ve pire ve kehle ve tahta biti ve sivri sinek ve kara sinek olmazmış. El-hâsıl bir yıl üç yüz altmış altı gündür, gün başına birer gûne tılsımât karada ve gün başına birer tılsımât deryâya müte‘allık olup leb-i deryâya tılsımâtlar etmişler, tâ ki Hazret-i Risâlet-penâh rahm-ı mâderden müştak olunca bu mezkûr mutalsamâtların hükümleri nâfiz olup ol Habîb-i Hudâ'nın mevlûdu gecesi cümle tılsımât-ı vifâkâtlar zîr [ü] zeber olup amelleri bâtıl olur. Hâlâ niçe tılsımât yerleri manzûrûmuz olmuşdur. Ammâ şimdi yine bu şehr-i Atina'da sivri sinek ve çıyan ve akreb ve leylek ve karga olmaz ve gelirse vatan dutmaz ve çok dururlarsa yaşamazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254a ·
metinde göster ·
… â küffâr-ı anîd-i pelîd inâdına musırr olup bir ay dahi cân ve baş ile gayret-i
bâtıl
edüp ceng ederdi, ammâ yine her şeyde tenezzül üzre hareket ederdi. Lâkin bizim …
Ve dahi öte Göllük tarafında ise günden güne bizim asâkir-i nusret-me’serimiz mansûr u muzaffer olup tâ kal‘a dîvârının altlarına girüp yedi yüz mikdârı lağımlar atup ve gûnâ-gûn yürüyüşler edüp limandan içeri gemileri komaz oldular. Ammâ küffâr-ı anîd-i pelîd inâdına musırr olup bir ay dahi cân ve baş ile gayret-i bâtıl edüp ceng ederdi, ammâ yine her şeyde tenezzül üzre hareket ederdi. Lâkin bizim asâkir-i İslâm zabt [u] rabt olmadan kaldılardı. Askerin zabtdan kalmaları bu idi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300b ·
metinde göster ·
… görmedim. Ve İslâm diyârı kadar harâbâbâd görmedim. Kefere ve fecere-i müşrikîn
bâtıl
dinleri Y 61a üzre cân verüp kenîselerin ma‘mûr ederler. Ve mâlından bir fülü …
"Bu hakîr-i cihân-keşt im’ân-ı nazâr ile ekâlîm-i seb‘ayı temâşâ etdiğim yerlerde kâfiristândan ma‘mûr bir dâr [u] diyâr görmedim. Ve İslâm diyârı kadar harâbâbâd görmedim. Kefere ve fecere-i müşrikîn bâtıl dinleri Y 61a üzre cân verüp kenîselerin ma‘mûr ederler. Ve mâlından bir fülüs-i ahmer ekl etmeğe İsvet Nikola'dan ve Meryem ve Îsâ Peygamber'den havf ederler. Ammâ bizim ulemâ ve sulehâ ve hâkim ve mütevellîlerimiz vakfullâhları ‘Vakfiyyesi vardır, ye demişler’ deyü mâl-ı vakfı yeyüp giderler. Ve seyr [ü] temâşâ etdiğimiz Q 31b diyârlarda niçe niçe kerre yüz bin mâl-ı hazâyin sarf olunmuş beytullâhlar ve mesâcid-i vakfullâhlar harâb [ü] yebâb der-i dîvârları türâb olup yatırlar. Lâyık-ı Muhammedî bu mudur ki gayret-i dîni gözetmeyüp kefere kadar gayret etmeyüp ol güzelim ma‘bedhâneleri harâb etdikleriyçün ‘Kanı gayret-i İslâm?’ deyü zâlimlere menkûş-ı pend-i hûş olsun içün bu kenîseleri bu gûne tahrîr etdik. Yohsa müşrikînin midhati içün tahrîr olunmamışdır" ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y60b–Y61a ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘anın şimâl cânibinde vâki‘ olan varoş-ı azîm cümle yigirmi mahalledir. Ve on altı mahalle-i [[(---) (---)]] müslim ve dördü Urum keferesi mahallesidir. Ammâ keferesi aslâ Urumca bilmezler. Bâtıl Türk lisânı üzre kelimât ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y136a ·
metinde göster ·
… keferesi bir mahalledir. Cümle üç yüz harâcdır. Ammâ aslâ Urum lisânı bilmeyüp
bâtıl
Türk lisânı bilürler.
Ve bu şehirde Yahûdî ve Ermeni ve Freng komazlar, ol sâ‘at katl ederler. Selef pâdişâhlarından hatt-ı şerîfleri vardır. Ammâ kadîm-i eyyâmdan berü Urum keferesi bir mahalledir. Cümle üç yüz harâcdır. Ammâ aslâ Urum lisânı bilmeyüp bâtıl Türk lisânı bilürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y139b ·
metinde göster ·
… du. Tûfân-ı Nûh bunun asrında oldu kim kıyâmet-i evveldir. Ve cümle ilm-i sihir
bâtıl
oldu. Ve cemî‘i acîbe ve garîbe ve mutalsamâtlar ve terâtîb-i arabiyyeler cümle …
Yerine ibn-i ammi Fergân melik oldu. Tûfân-ı Nûh bunun asrında oldu kim kıyâmet-i evveldir. Ve cümle ilm-i sihir bâtıl oldu. Ve cemî‘i acîbe ve garîbe ve mutalsamâtlar ve terâtîb-i arabiyyeler cümle mahv olup Cenâb-ı Bârî cemî‘i cibâllerde mestûr u mahfûz olmuş ma‘âdinleri ve enhâr uyûnları ve türâblı cibâller içre yalçın kayaları telattum-ı deryâ ile kırk gün kırk gece deryâ cûş u hurûşa gelüp cümle ma‘âdin ve cibâller ve nihânî künûzlar zâhir olup rûy-i arz gayrı gûne oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y4b ·
metinde göster ·
karyede gerek mâl karyesi ve gerek gılâl karyesi [[(---) (---)]] bahâda ve tenz …
Ve bir âhar mukâta‘ada veyâhûd bir âtıl ve bâtıl karyede gerek mâl karyesi ve gerek gılâl karyesi [[(---) (---)]] bahâda ve tenzîl olunmak iktizâ ederse tenzîli muktazî olan mikdârı mahlûlâtdan hazîne-mânde olup senevî ol mikdâr [[(---) (---)]] andan ndan ndan sonra tenzîli lâzım ve muktazî olmadıkça îrâddan ziyâde bir akçe ve bir hâbbe tenzîl olunmaya.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y70b ·
metinde göster ·
… r ma‘rifetlere tîzâb ve sîm-âb sürerek amûdlardan ol hatları hak edüp amellerin
bâtıl
edüp ne defîne ne mâl-ı kemîne peydâ edüp hâyib [ü] hâsir çekdikleri bâr-ı mihn …
Ve'l-hâsıl bunun emsâli niçe evfâklar her amûdda hâlâ vardır. Ammâ ba‘zı Megâribe ve Hindîler ve ba‘zı dahme-küşâ defîne arayıcı bî-kayd mel‘ûnlar, bu amûdlarda olan hatlar defîne alâmetidir, deyü tecessüs ederek ba‘zı amûdlara kemendlerle çıkup o nâzenîn âsâr vefkler kim her biri ömr-i dünyâ değer ma‘rifetlere tîzâb ve sîm-âb sürerek amûdlardan ol hatları hak edüp amellerin bâtıl edüp ne defîne ne mâl-ı kemîne peydâ edüp hâyib [ü] hâsir çekdikleri bâr-ı mihnet yanlarına kalır. Hâlâ ol zamândan berü Mısır içre pire ve kehle ve tahta biti âdemi kebâb eder, Allâhümme âfinâ. Mısır'ın sivrisineği ile tahta bitisi bir diyârda yokdur kim beyitlerle diyârdan diyâra tahta bitinden feryâdnâmeler yazalar yazılır yazarlar. Hattâ hakîr tahta bitinden bir feryâdnâme tahrîr eyledim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y80b ·
metinde göster ·
… in kızı olduğu sâbit olup sihrile timsâh olup bi-emri Hudâ hâlet-i nez‘de sihir
bâtıl
olup yine ke'l-evvel hilkati üzre rûh teslîm edüp cümle halk ile ol cezîrede de …
"Hikmet-i Hudâ bir gün Nîl cezîrelerinden bir cezîreye vardım. Hemân benim timsâhım ardım sıra gelüp cezîreye çıkdı ve biraz gezüp yuvarlandı ve cân teslîm etdi. Anı gördüm, karanlık olup yine fî'l-hâl zulemât gidüp benim timsâhımın başı ve gevdesi bir pençe-i âfitâb kız çehresi kim aklım gitdi. Ammâ ayakları ve ferci yine timsâh ferci idi. Meğer Künûz Urbânı şeyhinin kızı olduğu sâbit olup sihrile timsâh olup bi-emri Hudâ hâlet-i nez‘de sihir bâtıl olup yine ke'l-evvel hilkati üzre rûh teslîm edüp cümle halk ile ol cezîrede defn etdik" deyü nakl eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y162b ·
metinde göster ·
… 'e gark oldular. Meğer nazar-ı insân ta‘alluk edince yâhûd karaya çıkınca ameli
bâtıl
olup gark oldu. Ol taş tekne hâlâ mezkûr Sultân Câvlî zâviyesinin nerdübânı alt …
Ba‘dehu yine taş gemiyi Nîl kenârına koyup yine ke'l-evvel dörd âdem süvâr olup gemiyi Nîl'e itiverdiler, gemi ve âdemler Nîl'e gark oldular. Meğer nazar-ı insân ta‘alluk edince yâhûd karaya çıkınca ameli bâtıl olup gark oldu. Ol taş tekne hâlâ mezkûr Sultân Câvlî zâviyesinin nerdübânı altında mâ-i zülâl ile şeb [ü] rûz memlû’dur. Âyende vü revende hayvânâtları suyun nûş ederler, yine leb-ber-lebdir. Suyu ne cânibden geldüği ma‘lûm değildir. Bulak râhı üzre olmak ile âyende vü revendenin nazarında bir temâşâgâh-ı âlemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235a ·
metinde göster ·
… şâdumânlar edüp defn ederler. Bir acîb temâşâdır. Bu kavm-i Ferâ‘ine ol zu‘m-ı
bâtıl
üzredirler kim,
Beri tarafdaki üstühân-ı cîfe-i mürdârın kâşifden akrabâ vü akrebleri bir iki kîseye alup deff ü kudüm ve tabllar ile âdemleri hayyâl olarak ve nisvânları zılgıt urarak vilâyetleri içre sürûr [u] şâdumânîler ederek lâşesin gezdirüp cîfe-i murdârın defn ederler. Ve Mısır'ın Rûmeli meydânında kalan post-ı kadîdin akrabâları vâlî-i Mısır ya‘nî subaşıdan satun alup yine vilâyetlerine götürüp dîvân-ı Mısır nice çıkdı ise, eyle gezdirüp şâdumânlar edüp defn ederler. Bir acîb temâşâdır. Bu kavm-i Ferâ‘ine ol zu‘m-ı bâtıl üzredirler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y283a ·
metinde göster ·
… irdi. Tâ Hazret-i Risâlet'e gelince bu hâl üzre geçinirlerdi, andan sonra ameli
bâtıl
oldu. Hâlâ ol sûrete Rimâlu's-sanem derler bir temâşâgâh-ı azîmdir. Kıbtî tâ’if …
İbtidâ rûy-ı arzda puta tapmak Hazret-i İdrîs'in kavminden kalmışdır. Bu sütûn üzre olan amûda yılda bir kerre cemî‘i mahlûk-ı Hudâ gelüp secde ederlerdi. Ol mahalde Racîm ü la‘în bu sûrete temessül edüp sûretden halka mugayyebât-ı hamseden ve gayrı alâyimâtlardan haber verirdi. Tâ Hazret-i Risâlet'e gelince bu hâl üzre geçinirlerdi, andan sonra ameli bâtıl oldu. Hâlâ ol sûrete Rimâlu's-sanem derler bir temâşâgâh-ı azîmdir. Kıbtî tâ’ifeleri hâlâ cânib-i şarka müteveccih olup Y 388a mezkûr sûrete rükû‘-künân iltiyâm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y387b–Y388a ·
metinde göster ·
… r‘avn ise keheneler söziyle anadan doğan ma‘sûmları katl ederdi. Zîrâ keheneler
bâtıl
ilimleri ile Fir‘avn'a,
Hikmet-i Bîçûn meğer kim Hazret-i Mûsâ'nın pederi Fir‘avn'ın hâcibi idi, hemân ilhâm-ı Rabbânî Mûsâ'nın babası İmrân'ın dil-i cânına te’sîr edüp cân pâresi olan sandûkayı Nîl'den çıkarup Âsiye Ana'ya teslîm eder. Ol dahi sandûkayı keşf edüp görse içinde bir sa‘âdet tâcı sâhibi nûr-ı mübîn gibi berk urup görünce meftûnesi olup evlâd yerine Mûsâ'yı bağrına basar. Fir‘avn ise keheneler söziyle anadan doğan ma‘sûmları katl ederdi. Zîrâ keheneler bâtıl ilimleri ile Fir‘avn'a,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·