… imle taş ve toprak taşıyup, yâ Rabbim, işte Ahmed ırgadının hidmetidir, kabûl-ı
dergâh
eyle deyü bükâ ederek eteğimden toprağı yere dökdüğümü cenâb-ı Allâh kabûl eyle …
"Bu gece cennet bâğlarında gezerken dedem Sultân Ahmed Hân elimden yapışup bâğ u bâğçe içinde olan kasr-ı âlîleri ve hûrî ve gılmânları hep seyr [ü] temâşâ etdirüp gezerken, ‘göre İsmehân'ım, cenâb-ı Bârî bana ne ihsânlar edüp ne kadar cennet bâğlarına ve kasırları ve hûr [u] gılmânlarına nâ’il oldum. Bir kerre Yeni Câmi‘i yaparken pâdişâhlığıma bakmayup ırgatların arasına girüp eteğimle taş ve toprak taşıyup, yâ Rabbim, işte Ahmed ırgadının hidmetidir, kabûl-ı dergâh eyle deyü bükâ ederek eteğimden toprağı yere dökdüğümü cenâb-ı Allâh kabûl eyleyüp hidmetim mukâbelesinde bu cennet-i me’vâyı bana ihsân etdi. Gel imdi sen de İsmehân'ım, benim cennet bâğlarımda safâ eyle’ dedikde sol cânibde Sultân Mustafâ buyurdular kim ‘Ey birâder, şu Kaya kız Sultân Murâd'ın nâ-murâd kızıdır. Ko Melek Ahmed'den bir mu‘ammere kızı olsun ve dünyâda murâdın alup inkırâz-ı nesl olmayup ba‘dehû bizim bâğlarımıza gelüp gezsin’ buyurduklarında, hemân dedem Sultân Ahmed ‘Bu niyyete el-Fâtiha’ deyüp dedem elin yüzüme sürünce, dedemin eline nazar etdim. Eli kanlı idi. Ben dahi elim yüzüme sürdüm. Sağ elime sehel kan bulaşdı. Havfimden uyandım. Hayr ola cânım Paşacığım. İşte bu gece böyle bir vâkı‘a gördüm" deyü vâki‘-i hâli böyle takrîr eyledi. Paşa dahi "âh" deyüp bir âh-ı serd çekdi kim hânedânın sütûhları dir dir ditreyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 75b ·
metinde göster ·
… âl eden cânlara hayr du‘â lâzımdır kim hayr du‘â Allâhu Ta‘âlâ katında makbûl-i
dergâh
olup bâkîdir. Ve cemî‘i mevtâ-yı ehl-i kubûr hayr du‘âya muhtâclardır. Eyle ols …
İmdi fânîden bâkîye irtihâl eden cânlara hayr du‘â lâzımdır kim hayr du‘â Allâhu Ta‘âlâ katında makbûl-i dergâh olup bâkîdir. Ve cemî‘i mevtâ-yı ehl-i kubûr hayr du‘âya muhtâclardır. Eyle olsa rûh-ı Melek Paşa hayr ile yâd olmağiçün deryâda katre ve güneşde zerre kadar hüsn-i hâli ve halîm ve selîm ve dil-nüv[â]zlığın yâd ede. Eğerçi cemî‘i ahvâlâtların ta‘rîf ü tavsîf ve tahrîr etsek bir tomar-ı müdevven olur, ammâ bu abd-i hakîr Evliyâ-yı pür-taksîr fakîr paşa-yı merhûma akrabâlığımız hasebiyle ve ihtilât-ı küllîmiz olmak niçe niçe esrârlarına vakıf olduğumuz mertebe ba‘zı menâkıb-ı hüsn-i hâllerin bu Seyâhatnâme'mize tahrîr edelim. Ümîzdir kim kırâat eden yârân-ı zevi'l-ihtirâmlar merhûm Melek Paşa rûhiyçün bir Fâtiha tilâvet edeler. Ve billâhi't-tevfîk, âh el-firâk el-firâk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46a ·
metinde göster ·
, ber-güzîde-i ib[â]dullâh eş-şeyh Sultân Veliyyullâh ibn imâm Alî Mûsâ Rızâ ibn …
Şehrin cânib-i şarkîsi hâricinde bir mürtefi‘ mesîregâh [u] seyrângâh-ı zemîn-i âlîde sâfî serv-i serâmed dırahtistânları içinde cihân-nümâ-yı temâşâgâh çemenzâr yerde bir kurşum örtülü kubbe-i azîm-i âlî içinde Bağdâd-ı behişt-âbâdda medfûn olan imâm Mûsâ Rızâ radıyallâhu anhünne ırk-ı tâhir-i sülâle-i evlâd-ı zevi'l-ihtirâmından olan menba‘-ı esrâr, merci‘-i ebrâr, meczûb-ı vahdet, meslûb-ı izzet, bedrika-i makâmât, âyîne-i kerâmât, imâmzâde-i sâhib-i sadr ibn hümâm-ı âlî-kadr, ber-geşde-i(?) dergâh, ber-güzîde-i ib[â]dullâh eş-şeyh Sultân Veliyyullâh ibn imâm Alî Mûsâ Rızâ ibn imâm Kâzım ibn imâm Ca‘fer-i Sâdık ibn imâm Bâkır ibn imâm Zeyne'l-âbidîn ibn imâm Hüseyin ibn imâm Alî Murtezâ'nın ehli Hazret-i Fâtımatü'z-Zehrâ'dır kim bint-i Hazret-i Muhammed Ahmed Mahmûd Mustafâ'dır, rıdvânullâhi te‘âlâ aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 244b ·
metinde göster ·
… a sâhibi cânları var. Bu âsitâne içinde Alî Baba medfûndur, kuddise sırruhu. Bu
dergâh
leb-i deryâda olmak ile cemî‘i etrâfdan kayıklar ile züvvâr-ı berr [ü] bihârlar …
Tekye-i Alî Baba: Tarîk-i Bektaşiyândan birkaç fakr [ü] fâka sâhibi cânları var. Bu âsitâne içinde Alî Baba medfûndur, kuddise sırruhu. Bu dergâh leb-i deryâda olmak ile cemî‘i etrâfdan kayıklar ile züvvâr-ı berr [ü] bihârlar gelüp ziyâret ederler. Bir temâşâgâh mesîregâh-ı dilküşâdır. Hattâ bu âsitânede bir seçer-i azîm var kim sâyesi zemîni dutup niçe bin aded nihâl-i şâhaları serâperde-i Süleymânî gibi sâyebân olup zıll-ı himâyesindeki çemenzâr soffalar ve dikkeler üzre niçe bin uşşâkân-ı müştâkânlar zevk u safâlar edüp kimisi tâ‘at u ibâdât, kimisi me’kûlât [u] meşrûbât kaydında olup kebâb u şarâb ve çeng [ü] rebâb kaydında olup bir alay levendât harâbât erenleri mezkûr uyûn-ı câriyelerde câme-şûyluk edüp esbâbların yaykarlar, bir acâ’ib ü garâ’ib mesîregâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 260a ·
metinde göster ·
Hattâ ba‘zı zamân bu rûz-ı mahşer günlerinde baba oğula ve oğul babaya bakmaduğu günlerde hakîrin bir küçük gurebâ tulumu var idi. Anı âb-ı hayât ile toldurup eski meterisler içre bî-kes ve bî-dermân kalmış hastalar ve mecrûhlara su üleşdirüp şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ rûhlarını yâd ve mecrûhların dil-i gamnâklarin şâd ederdim. Cenâb-ı Kibriyâ riyâya yazmayup kabûl [ü] makbûl-ı dergâh ede, âmîn ve yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 292b ·
metinde göster ·
… op güllesi bulsam yabandan taşıyup toplar dibine getirirdim. Hak te‘âlâ kabûl-ı
dergâh
ede.
Ve dahi niçe gûne sa‘y-ı kûşiş-i mücâhedelerim çokdur. Hudâ-yı Bîçûn riyâya yazmaya. Üç binden mütecâviz ok atdım ve iki buç[uk] yıl kurşum atdım. Ve niçe yüz tobra toprak taşıdım. Ve iki buçuk yılda her Cum‘a gecesi birer hatm-i şerîf endirmeği kesmeyüp şeb [ü] rûz müdâvemet ederdim. Ve her ne yerde bir top güllesi bulsam yabandan taşıyup toplar dibine getirirdim. Hak te‘âlâ kabûl-ı dergâh ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 293a ·
metinde göster ·
Ve bu şehir içre cümle yetmiş ehl-i turuk tekyesidir. Cümlesinden ulu
dergâh
şehrin kıblesi cânibinde kûhistân içre Arab Bınarı tekyesi, şehre ve sahrâya nâ …
Ve bu şehir içre cümle yetmiş ehl-i turuk tekyesidir. Cümlesinden ulu dergâh şehrin kıblesi cânibinde kûhistân içre Arab Bınarı tekyesi, şehre ve sahrâya nâzır cihân-nümâ bir âsitâne-i ra‘nâdır. Şeyhi İbrâhîm Efendi hazretleridir kim şeref-i sohbetleri ile müşerref olup dest-bûsları ile şerefyâb olup du‘â-i hayrların aldık ve bir gece mihmân olup tevhîd [ü] tezkîr-i sultânîler eyleyüp sabâha dek cân sohbetleri eyledik. Ulu âsitânedir, âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Ve evkâfı gâyet çokdur. Hattâ tekyenin ensesindeki dağlarda bâğlar cümle bu tekyenindir. Dest-i fukarâları ile hâsıl olmuşdur kim kırk gûne âbdâr üzümü olur. Ve hâlâ tekyede iki yüzden mütecâviz fukarâlar âmâdedirler. Ve matbah-ı Keykâvus'undan ni‘met-i bî-imtinânın tenâvül edüp "yâ Rezzâk ve yâ Mün‘im" esmâsına meşgûllerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y83b ·
metinde göster ·
içre Baba Sultân ismiyle müsemmâ bir er medfûndur. Hacı Bektaş-ı Velî ile Horas …
Bu dergâh içre Baba Sultân ismiyle müsemmâ bir er medfûndur. Hacı Bektaş-ı Velî ile Horasân'dan bile gelmiş bir pîr-i merd-i Horasânîdir kim Horasân erenlerinden cedd-i izâmımız olan Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî halîfelerindendir kim anların nutk-ı dürerbârları ile bu Baba Sultân bu yaylada âşiyân etmesi sebebiyle ile'l-ân bu yayla âbâdân olmasının aslı oldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y88a ·
metinde göster ·
Ve gınâları ticâret ile ve taraf-ı sultânîden surre ve atıyye iledir. Mekke ve Mîne şehri içre kat-ender-kat sarây-ı âlîler binâ etmişlerdir kim misli bir şehr-i azîmde yokdur. Ammâ Y 354b seyr [ü] temâşâ ve ziyâret etdiğimiz bu bâlâda evsâfı tahrîr olunan hânedânlardır kim cümle yüz kırk altı beyt-i şerîfelere varup ziyâret edüp ba‘zısında ikişer rek‘at namâz kılup selefde sâkin olan Sahâbe-i kirâmlar rûhiyçün birer Fâtiha-i şerîf tilâvet edüp savâbların rûh-ı şerîflerine hibe edüp kesb-i âşinâlık etdik. Hudâ kabûl-i dergâh ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y354a–Y354b ·
metinde göster ·
… le iki yerden gayret kemerin kuşanup böyle tavâf-ı ziyâret etdik. Allâh kabûl-i
dergâh
edüp yedi kerre müyesser eyleye.
Âlimâne niçe bin şurût [u] kuyûdu vardır. Ammâ bu hakîr âşıkâne ve sâdıkâne etek dermiyân edüp var kuvveti bâzûya getirüp ihtimâm-ı tâm ile iki yerden gayret kemerin kuşanup böyle tavâf-ı ziyâret etdik. Allâh kabûl-i dergâh edüp yedi kerre müyesser eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y367a ·
metinde göster ·