… u Enzelî güzeline aşk olsun. Âb u hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi ter
endâm
olurlar kim parmaklarında ilikleri seyr olunur. Ve âb-ı revânları vefret üzre o …
Menzil-i Enzelî Sultân: İstikbâle çıkup Şâh Abbâs-ı Sânî çerâğ-ı efrûhtesinden Kehrevân diyârından bir sabâhu'l-hayr ve fârisü'l-hayl sultândır. Kendi sarâyına kondurup mektûb-ı muhabbetden hazz edüp "Hey kurbân, tû Osmânlı kayser-zemîn?" deyüp Âl-i Osmân'ı vâfir mahtadı. Ve "İnşâallah Rûmiyye dîvânında sizin ile müşerref oluruz." deyüp ba‘de'z-ziyâfe sarâyına gidüp rabâtın temâşâ etdik. Hıyâbân-ı gülistân içre bir şehr-i şîrîndir. Ve câmi‘leri ve hân ve hammâmları ve dekâkîn-i kâmîleri ve huddâmân-ı vâfîleri vardır kim cümle bin aded nökere mâlikdir ammâ bu Enzelî güzeline aşk olsun. Âb u hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi ter endâm olurlar kim parmaklarında ilikleri seyr olunur. Ve âb-ı revânları vefret üzre olup müşebbek bostânları ve memdûh gülnarları ve elvân âlûları ve emrûdları vardır, gûyâ İrem'dir. Andan sehel kıbleye 5 sâ‘at, 290a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 289b–290a ·
metinde göster ·
… özün istimâ‘ etmiş değillerdir. Ve hokka dehen ü la‘l fâm ve sîm-beden ve nâzük
endâm
olurlar. Ve söze gelseler bedî‘u'l-beyân u fasîhu'l-lisân olurlar. Her birinin …
Sitâyiş-i tâ’ife-i zenâne-i masdar-ı insân: Ekseriyyâ hâk-i Bağdâd'ın zenâneleri hüsn-i cemâlde ve lûtf-i i‘tidâlde olup kelimâtları cümle mevzûn ve dür-dâne dişleri gûyâ dürr-i meknûn halk olup geysû-yı müşkbârların çim-çim ve ham-be-ham edüp sarkıddıklarında bir cihetde uşşâkı mu’âhaze edüp cânlarına bin cân u dil eyle akıdırlar ammâ yine böyle iken her biri Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde zâhide-i sâhib-cemâle havâtînleri vardır ve niçe bin duhter-i pâkîze-ahterleri ve gâyet perhîzkâr bikr-i nâ-şükûfteleri var kim gûyâ her biri birer dürr-i yektâ-yı nâ-sifte ve birer gonca-i nâ-şüküftelerdir. Pederlerinden gayrı er yüzün ve erkek sözün istimâ‘ etmiş değillerdir. Ve hokka dehen ü la‘l fâm ve sîm-beden ve nâzük endâm olurlar. Ve söze gelseler bedî‘u'l-beyân u fasîhu'l-lisân olurlar. Her birinin cünbüş-i harekâtları ve reftâr u güftârları âdemi hayrân u ser-gerdân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 345b ·
metinde göster ·
mahbûbü'l-kulûb 116b püserânları var kim söze gelseler fesîhü'l-lisân ve bedî …
Ve dahi sîm beden ve nâzik endâm mahbûbü'l-kulûb 116b püserânları var kim söze gelseler fesîhü'l-lisân ve bedî‘ü'l-beyândırlar, ammâ nisâ makûleleri Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde zâhide-i sâhib-cemâle havâtînleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116a–116b ·
metinde göster ·
… a esvâb geyüp başlarına kara şapka-i tartur-ı Eflâtûniyye geyerler. Gâyet nâzük
endâm
ve nahîf ve zarîf kefere-i fecereleri vardır.
Ve meyhânelerinde fâhişeleri dahi var imiş, ammâ ricâl makûlesi cümle siyâh rokla esvâb geyüp başlarına kara şapka-i tartur-ı Eflâtûniyye geyerler. Gâyet nâzük endâm ve nahîf ve zarîf kefere-i fecereleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149b ·
metinde göster ·
… anmış tavuk gibi Kürd lisânı üzre pur putur olurken anları bağlarlar, kimi şüst
endâm
yatır, kimi birkaç günden merhûm olur. Böyle cellâd-ı bî-rahm [ü] bî-emân cellâ …
Kethudâ İbrâhîm Paşa hedâyâ içün yüzer ikişer yüz kara Arabcıkları kesdirmişdi. Hakîr an-kasd varup temâşâ etdim. Allâhümme âfinâ, kimi cân havli ile boğazlanmış tavuk gibi Kürd lisânı üzre pur putur olurken anları bağlarlar, kimi şüst endâm yatır, kimi birkaç günden merhûm olur. Böyle cellâd-ı bî-rahm [ü] bî-emân cellâbelerdir. Bu dahi Mısır'a mahsûsdur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y178b ·
metinde göster ·