zulüm" demişler. Azerbaycân hâkinde Ermen vilâyetlerindendir. Ba‘zı tevârîhde N …
Vilâyet-i eyâlet-i Erzenu'r-rûm ya‘nî Erzurûm: Ba‘zıları "Ere zulüm" demişler. Azerbaycân hâkinde Ermen vilâyetlerindendir. Ba‘zı tevârîhde Nûşirevân binâsıdır, demiş. Amma sahîhi Akçakoyunlu pâdişâhlarından Erzen Bây ibn Soknar b. Gündüz Bây binâsıdır kim ecdâdları Mâhân diyârından gelüp Van deryâsı kenarında Ahlat kal‘asın binâ edüp anda sâkin oldular. Hâlâ bu Erzen Bây'ın cümle ecdâdları Ahlat'da medfûndurlar kim Âl-i Osmân'ın ecdâd-ı ızâmı Ertuğrul ve Süleymân Şâh bu Ahlat'daki pâdişâhlar nesillerindendir. Ba‘dehû bu Erzurûm, Azerbaycân pâdişâhı Uzun Hasan eline girip dahi metânet üzre eyâlet-i Erzurûm'da Hasankal‘asın binâ edüp Ebü'l-feth'in İslâmbol'u feth etdüğüne hased edüp Âl-i Osmân'ın ba‘zı hudûdlarına vaz‘-ı yed edüp sulha mugâyir işler etmeğe başladı. Ebü'l-feth dahi ana rağmen Rûm keferesi destinden Tarabefzûn kal‘asın alup andan donanma ve berr u bahrdan deryâ-misâl asker çeküp Uzun Hasan'ı iki kerre yüz bin asker ile Tercan Sahrâsı'nda bozduğuna
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b ·
metinde göster ·
zulûm demişler. Azerbaycân hâkinde Ermen vilâyetlerinde bir eyâlet-i vâsi‘dir. …
Ba‘zılar Ere zulûm demişler. Azerbaycân hâkinde Ermen vilâyetlerinde bir eyâlet-i vâsi‘dir. Niçe tevârîhinde Enûşirvân binâsıdır, demiş. Ammâ sahîhi Akkoyunlu pâdişâhlarından Erzen Bây ibn Soknar ibn Gündüz Bây binâsıdır kim bâlâda eyâleti hudûdunda ahvâlleri münâsebetiyle mestûrdur. Nice mülûke intikâl edüp sene (---) târîhinde Sultân Hasan hükmünde idi. Ba‘dehû anın evlâdı, Kara Yûsuf destinden sene (---) târihinde Sultân (---) Hân feth edüp eyâlet-i Rûm olmuşdur. Taraf-ı pâdişâhîden vezîrinin hâssı on iki kerre yüz bin ve on dörd bin altı yüz akçedir. Ve eyâletinde on iki sancakdır. Hazîne defterdârı ve defter kethüdâsı ve timar defterdârı ve çavuşlar kethüdâsı ve çavuşlar emîni ve kâtibi vardır ve alaybeğisi ve çeribaşısı dahi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 285b ·
metinde göster ·
… n?", derler? "Berf rahmetinden gelirim", der. Ol ne diyârdır, derler; sovukdan "
Ere
zulüm" olan Erzurûm'dur, der. "Anda yaz olduğuna râst geldin mi", derler? Dervi …
Gerçi şiddet-i şitâdan bâğı ve bâğçesi yokdur, amma Paşa sarâyında gül bâğçesi ve Hacı Murâd bâğı gülistânı ve Kefeniğnesioğlu güllüğü ve Bedros bâğı güllüğü ve niçe gül bâğları dahi vardır. Ammâ bu zikr olunan bâğların mutabbak gülleri meşhûrdur. Câbecâ kış elması ve ahlâd emrudu vardır, ammâ gayrı meyve aslâ olmaz. Lâkin mesîregâhlarında ve gül bâğlarında dıraht-ı kavak ve bîd-i sernigûnları firâvândır. Gayrı eşcâr-ı müsmirrâtı olmaz. Kışı katı olduğundan iki ayda ekerler ve biçerler ve secc edüp döğerler ve ale'l-fevr der-anbar ederler. Bizim senemizde atlar mâh-ı temmûzda çayırda iken bir ra‘d u berk u dipi vü boran ve bârân yağup cümle atlar boşanup Erzurûm sahrâsında olan Umudum köyüne ve Kâne ve Gez köyüne varınca atlar serseri gezdiler. Böyle şitâsı şedid olur. Hattâ efvâh-ı nâsda darb-ı meseldir kim bir dervişe "Kanden gelirsin?", derler? "Berf rahmetinden gelirim", der. Ol ne diyârdır, derler; sovukdan "Ere zulüm" olan Erzurûm'dur, der. "Anda yaz olduğuna râst geldin mi", derler? Derviş eydür: "Vallahi on bir ay yigirmi tokuz gün sâkin oldum, cümle halkı yaz gelir derler, ammâ görmedim", der. Hatta bir kerre bir kedi bir damdan bir dama pertâb ederken mu‘allakda donup kalır. Sekiz aydan Nevrûz-ı Harzemşâhî geldikde mezkûr kedinin donu çözülüp mırnav deyüp yere düşer. Meşhûr latîfe-i darb-ı meseldir. Ammâ hakîkatü'l-hâl bir âdemin eli yaş iken bir demir pâresine yapışsa derhâl müncemid olup elinden demir ve demirden eli kopmak ihtimali yokdur. Âhenden eli bin âh-ı serd ile halâs ederse eli ayasının sehl derisi âhiyle âhende kalır. Bu şiddet-i şitâyı diyâr-ı Azak'da ve Deşt-i Kıpçak'da erba‘în ve zemherîr geçirdik, böyle keskin kış görmedik. Ammâ halkı gâyet ten-dürüstdür. Yine böyle şitâ iken bâğ u bâğçesi olmayup cümle meyvesi iki konak yerden İspir ve Tortum ve Erzincan'dan gelir. Âlü'l-âl şeftâlüsü ve zerdâlüsü ve kaysısı ve üzümü okka bir akçedir. Ve birer araba kavunu ve karpuzu on akçeyedir. El-hâsıl me’kûlât cihetinden lâ-nazîr şehr-i bî-bedeldir. Lâkin odunu yokdur, cümle dağlar uryândır, ammâ hikmet-i Hudâ odunı dahi ucuzdur. İki konak yerde (---) dağlarından gelüp gürân derler gemi direkleri olup kaddi kırk arşındır. Kırk akçeye verirler. Anı yakup def‘-i şitâ ederler ve develer ile pelid ve meşe odunları dahi iki konak yerde (---) dağlarından gelir. Bir deve yükü odunu otuz akçeye verirler. Paşanın odunun gümrüğe gelen cümle kârbân develeri birer sefer odun götürürler, kanûndur. Başka odun ağası vardır, ammâ re‘âyâlarının koyunları ve sığırları çok olmağıla fukarâlar sığır tezeği yakarlar. Fukarâ re‘âyâlarının cümle ocakları evlerinin ortasındadır. Cânib-i erba‘alarında hayvanları durup hâneleri hammâm gibi olur. Tennûrlarında herîseleri ve ekmekleri pişmededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 288b ·
metinde göster ·
… â ki Sadrıa‘zam varmasa ihtimâl idi kim birkaç günden Kanije kal‘asına bir hatâ
ere
idi. Hudâ hıfz etdi.
Ve Kanije buheyresi kenârında iki yüz pâre kayık ve çırnıkdan ziyâde gemiler var idi kim bunlar ile Kanije'ye yürüyüş edüp asker döğe, ammâ mel‘ûn küffâr var kuvveti bâzûya getirüp Kanije gölün birkaç yerinden birer ok menzili iğne(?) topu doldurmuş. Hakkâ ki Sadrıa‘zam varmasa ihtimâl idi kim birkaç günden Kanije kal‘asına bir hatâ ere idi. Hudâ hıfz etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179b ·
metinde göster ·
… di beyrege aydur mere delü ozan ya maḳṣuduŋ nedür aydur ḫanum maḳṣudum oldur ki
ere
varan ḳız ḳalḳa oynaya men ḳopuz çalam didi
mere çün-kim ḳazan bigden buyruḳ olupdur ḳoŋ oṭursun didi yine döndi beyrege aydur mere delü ozan ya maḳṣuduŋ nedür aydur ḫanum maḳṣudum oldur ki ere varan ḳız ḳalḳa oynaya men ḳopuz çalam didi
… ir ḫatun var-ıdı ḳalk sen oyna didiler ḳızuŋ ḳaftanını geydi çal mere delü ozan
ere
varan ḳız menem oynayayım didi
gibi söyler didi vardı yirinde oṭurdı bu kez boġazça faṭma dirler bir ḫatun var-ıdı ḳalk sen oyna didiler ḳızuŋ ḳaftanını geydi çal mere delü ozan ere varan ḳız menem oynayayım didi
ḳızıl altun getürüŋ han ḳızına ṭırnaḳ yonuŋ 'ayıbluça ḫan ḳızı
ere
varmaḳ 'ayıb olur didi bunı işidiçek banı çiçek ḳaḳıdı mere delü ozan men 'ayıb …
ḳızıl altun getürüŋ han ḳızına ṭırnaḳ yonuŋ 'ayıbluça ḫan ḳızı ere varmaḳ 'ayıb olur didi bunı işidiçek banı çiçek ḳaḳıdı mere delü ozan men 'ayıblu-mıyam kim maŋa 'ayıb ḳoşarsın didi
… ra gözden acı yaşun dökdüŋ-mi ḳız güz alması kibi al yaŋaġuŋ yırtduŋ-mı ḳız sen
ere
varursın altun yüzük menümdür
beyrek gideli bam bam depe başına çıḳduŋ-mı ḳız ḳaranup dört yanuŋa baḳduŋ-mı ḳız ḳarġu kibi ḳara ṣaçuŋ yolduŋ-mı ḳız ḳara gözden acı yaşun dökdüŋ-mi ḳız güz alması kibi al yaŋaġuŋ yırtduŋ-mı ḳız sen ere varursın altun yüzük menümdür
… gördüm ḳalḳubanı yirümden örü ṭurdum ḳarġu dillü öz süŋümi ḳapdum ḳarşulayu ol
ere
vardum ḳarşusından ol eri sançasım vaḳıt deŋedüm göz uçı-y-ıla ol ere baḳdum da …
yanında alnı başı balḳır bir er gördüm ḳalḳubanı yirümden örü ṭurdum ḳarġu dillü öz süŋümi ḳapdum ḳarşulayu ol ere vardum ḳarşusından ol eri sançasım vaḳıt deŋedüm göz uçı-y-ıla ol ere baḳdum dayım emen imiş
… şulayu ol ere vardum ḳarşusından ol eri sançasım vaḳıt deŋedüm göz uçı-y-ıla ol
ere
baḳdum dayım emen imiş
yanında alnı başı balḳır bir er gördüm ḳalḳubanı yirümden örü ṭurdum ḳarġu dillü öz süŋümi ḳapdum ḳarşulayu ol ere vardum ḳarşusından ol eri sançasım vaḳıt deŋedüm göz uçı-y-ıla ol ere baḳdum dayım emen imiş