… e geçirem ve babamın sûretin inşâ kıldırup ana nazarım ta‘alluk etdükçe bükâdan
fâriğ
olam" deyü gûnâ-gûn ricâlar etdi. Derhâl ricâsı hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup Haz …
"Ya Emînallâh dilerim kim benim içün bu mahalde bir sarây-ı âlî binâ edüp anda dâ’imâ bakıyyetü'l-ömrümü ibâdet ile geçirem ve babamın sûretin inşâ kıldırup ana nazarım ta‘alluk etdükçe bükâdan fâriğ olam" deyü gûnâ-gûn ricâlar etdi. Derhâl ricâsı hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup Hazret-i Süleymân cemî‘i ins [ü] cinne ve perîlere emr edüp Diyâr-ı Makdon'da {ya‘nî Erzurûm ve Filibe ve Edirne ve İslâmbol'da ve İzmit'de} âb [u] hevâsı latîf yerleri deverân ederek yedi günde Hazret-i Süleymân'a gelüp haber verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 8b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı okcubaşı: Dükkân 200, neferât 300, pîrleri Ebû Muhammed ibn imrânü'l-Kavvâs'dır kim Hazret'in okun ve yayın taşıyup yanı sıra kavvâslık edüp her bâr seferden fâriğ olunca ok yapardı. Kabri Eğin şehrindedir, Selmân-ı Pâk'in kırk altıncı kemer-bestesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 189a ·
metinde göster ·
… re oldukda o biri arkasında yüklü arkası üzre durur. Altındaki birâderi işinden
fâriğ
olunca arkasındaki işler. Bu gûne azâb-ı elîm ile bunları bulup niçe yüz Mehemm …
Şehr-i Tarabefzûn'da Yahûdî kavmi olmamasının aslı oldur kim Selîm Hân-ı Evvel hâkim iken iki birâder-i kihter [u] mihter bu şehr içre gâib olur. Cümle hükkâm ve âhâlî-i vilâyet cidd u cehd edüp bulmada âciz-mânde olup ferâğat eder. Âhir mürûr-ı eyyâm ile bir gün bâzâr-ı muhabbetde bir mücellâ kırmızı ve bir musaykal sarı sahtiyân satılır. Ne hoş sahtiyân olur deyü elden ele girerken bir ârif-i billah dervîşin eline girüp sahtiyâna nazar ederken görse kim sahtiyânın gerdeninde bir gûne rumûz-ı künûz-ı hatt-ı acîbe tahrîr olunmuş. Ammâ hat idüğü nâ-ma‘lûm, ancak im‘ân-ı nazar ile nazar eden bilir. Netîce-i merâm, bu dervîş bu sahtiyânları alup dikkat-i tâm ile takayyüd edüp hâh [u] nâ-hâh kırâ’at eder: "Ey bizim ahvâlimize vâkıf olmak isteyen, yigirmi senedir debbâğ Yahûdîler elinde zîr-zemînlerde mahpus olup rızâullâh ve rızâ-i Resûlullah bizi halâs edüp tâ ki acâ’ibât göresiz" deyü sahtiyânlar üzre tahrîr olunmuş. Hemân dervîş-i gayûr dâmen-dermiyân edüp doğru Şehzâde Selîm huzûruna varup hatt-ı merkûmu tilâvet etdükde cümle asker pür-silâh olup Debbağhâne kapusundan taşra çıkup cümle debbâğ Yahûdî kârhânelerin basup tahrîr olunan mağarada mezkûr karındaşları bulurlar. Görseler kim iki pençe-i âfitâb mazlûmların arkalarında derilerini yüzüp birbirine arka arka yapışdırup debbağlık işlerler. Biri ser-i kârda ayağ üzre oldukda o biri arkasında yüklü arkası üzre durur. Altındaki birâderi işinden fâriğ olunca arkasındaki işler. Bu gûne azâb-ı elîm ile bunları bulup niçe yüz Mehemmed isimli ma‘sûmları dahi katl edüp niçeleri esîr-i pâ-beste ve dil-haste çâker-i efkende-misâl hizmet ederler. Bu hâl-i pür-melâli ahâlî-i Tarabefzûn görüp nefîr-i âmm ile kal‘a kapuların kapayup cemî‘î Yahûdîleri avretleri ve beşikde ve kundakdaki oğlanlarıyla katl-i âm edüp şehri tathîr etdiler. Ol asırdan berü ellerinde hatt-ı şerîfleri olup çufudları gördükleri yirde katl ederler. Anınçün Tarabefzûn'da Yahûdî yokdur. Ba‘zı Yahûdîye "Tarabuzun'a varsana" dediklerinde "Başına gelsin" derler. Ehl-i Tarabefzûn, Yahûdîleri aslâ sevmezler. Zîrâ gâyet mü’min ve muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at, halîm ve selîm âdemlerdir. Hak cümlesinden râzî ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 253b ·
metinde göster ·
… ette ve elbette gelesin, fermânları geldikde Kürdistân ahvâlin tecessüs etmeden
fâriğ
olup Konya taraflarına geldiğimde gerüden yine Van Valisi (---)(---) paşa lala …
Ba‘dehû pâdişâhımdan ibrâm [u] ilhâh olup elbette ve elbette gelesin, fermânları geldikde Kürdistân ahvâlin tecessüs etmeden fâriğ olup Konya taraflarına geldiğimde gerüden yine Van Valisi (---)(---) paşa lalan ve Bitlis Hânı ve Hakkâri Hânı ve Mahmûdî Hânı lalalarından arz-ı mahzarlar gelüp feryâd [u] fiğânları evce peyveste olup Acem'den feryâdnâmeleri kan ile yazmışlar, deyü arzları huzûr-ı pâdişâhîde ibrâz edüp, işte pâdişâhım ol serhaddin ihtilâline göre ol tarafa bir müdebbir, kâr-âzmûde vezîr-i rûşen-zamîr olmuş, serdâr-ı mu‘azzamlığa lâyık Melek Ahmed Paşa lâzımdır, deyü re’y-i ahsen zann edüp ol tarafa me’mûr eyledik. Fermân pâdişâhımındır" deyü hâmûş-bâş oldu. Hemân sa‘âdetlü pâdişâh, kazıyye ma‘lûm deyüp tebessüm idip "Tiz devât ve kalem getirin" dedi. Derhâl sır kâtibi devât ve kilk-i cevher-nisâr getirüp dest-i şerîfiyle eyle bir hatt-ı şerîf tahrîr etdi kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 183b ·
metinde göster ·
… âhat üzre andan âbdest alup yine câmi‘e girerler. Niçeleri ders kırâ’at etmeden
fâriğ
olup câmi‘in bir köşesinde hasmıyla sad-renc-i şatranç oynarlar. Mezheb-i Şâfi‘ …
Memdûh-ı meşhûr olan cevâmi‘ler bunlardır. Garâbet bunda kim bu câmi‘lerin cümlesi Acem haliçeleriyle ve Isfahân keçeleriyle döşenüp câmi‘in bir tarafında bir azîm sobası vardır. Cânib-i vakfdan mütevellîleri sobalara âteş edüp câmi‘ kapuların ve revzenlerin keçeleyüp cümle câmi‘ler vakt-i şitâda hammâm gibi olup cemî‘i cemâ‘at mübâhase-i ilm edüp tekmîl-i fünûn ederler ve âbdestleri kârcığan taşra çıkup âb-ı hayâtdan nişân verir ıssı suları var. Bunları dahi mütevellîsi ıssı eder. Râhat üzre andan âbdest alup yine câmi‘e girerler. Niçeleri ders kırâ’at etmeden fâriğ olup câmi‘in bir köşesinde hasmıyla sad-renc-i şatranç oynarlar. Mezheb-i Şâfi‘îde mübâhdır ve dahi akliyyâtdır deyü sad-rencbâzlık ve birbirlerine dilnüvâzlık ederler. Şatrancdan fâriğ olup yine derse meşgûl olurlar. Ammâ bir kerre câmi‘ içinde sadrenc oynaşırlarken Ekrâd kavminin kabı dar olmağile birbirleriyle "kışo mışo" derken giryân giryân olup birbirlerini hançer ile câmi‘de pâre pâre edüp merhûm oldukları meşhûrdur. Ol zamân men‘ etmişler ammâ yine ba‘zıları câmi‘de şatranç-ı Leclâc oynarlar. Hâlâ cemî‘i ulemâ-yı Ekrâd ve şeyhülislâmları dahi elbette hançer ile gezerler. Zîrâ sağîr ü kebîri fetâsı ve pîri şecî‘ ü bahâdırlardır ve gâyet musallîlerdir kim niçe bin âdemleri aslâ câmi‘den çıkmazlar. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 224a ·
metinde göster ·
… akliyyâtdır deyü sad-rencbâzlık ve birbirlerine dilnüvâzlık ederler. Şatrancdan
fâriğ
olup yine derse meşgûl olurlar. Ammâ bir kerre câmi‘ içinde sadrenc oynaşırlark …
Memdûh-ı meşhûr olan cevâmi‘ler bunlardır. Garâbet bunda kim bu câmi‘lerin cümlesi Acem haliçeleriyle ve Isfahân keçeleriyle döşenüp câmi‘in bir tarafında bir azîm sobası vardır. Cânib-i vakfdan mütevellîleri sobalara âteş edüp câmi‘ kapuların ve revzenlerin keçeleyüp cümle câmi‘ler vakt-i şitâda hammâm gibi olup cemî‘i cemâ‘at mübâhase-i ilm edüp tekmîl-i fünûn ederler ve âbdestleri kârcığan taşra çıkup âb-ı hayâtdan nişân verir ıssı suları var. Bunları dahi mütevellîsi ıssı eder. Râhat üzre andan âbdest alup yine câmi‘e girerler. Niçeleri ders kırâ’at etmeden fâriğ olup câmi‘in bir köşesinde hasmıyla sad-renc-i şatranç oynarlar. Mezheb-i Şâfi‘îde mübâhdır ve dahi akliyyâtdır deyü sad-rencbâzlık ve birbirlerine dilnüvâzlık ederler. Şatrancdan fâriğ olup yine derse meşgûl olurlar. Ammâ bir kerre câmi‘ içinde sadrenc oynaşırlarken Ekrâd kavminin kabı dar olmağile birbirleriyle "kışo mışo" derken giryân giryân olup birbirlerini hançer ile câmi‘de pâre pâre edüp merhûm oldukları meşhûrdur. Ol zamân men‘ etmişler ammâ yine ba‘zıları câmi‘de şatranç-ı Leclâc oynarlar. Hâlâ cemî‘i ulemâ-yı Ekrâd ve şeyhülislâmları dahi elbette hançer ile gezerler. Zîrâ sağîr ü kebîri fetâsı ve pîri şecî‘ ü bahâdırlardır ve gâyet musallîlerdir kim niçe bin âdemleri aslâ câmi‘den çıkmazlar. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 224a ·
metinde göster ·
… na hilâfet ü bî‘at lâzım değildir. Bir köşe-i vahdetde şehr-i Kûfe içre halkdan
fâriğ
bir merdim." deyü Yezîd'e nâme gönderdi.
Andan İmâm Hüseyin dahi Yezîd b. Mu‘âviye tasallutundan terk-i vatan-ı asliyye edüp Kûfe şehrine cümle ehl [u] ıyâliyle ve yetmiş bin sahâbe-i kirâm ile hicret edüp kâh Bağdâd'da ve kâhîce şehr-i Haleb'de ve kâh Vâsıt şehrinde ve Basra'da sâkin olurdu. Ammâ cümle kavm-i Irâk ve cemî‘i kavm-i Acem ve cümle ehl-i Medâyin ü Arab-ı Urbân, Hazret-i Resûl ve Hazret-i Alî hatırıyçün İmâm Hüseyin'den bî‘at edüp Yezîd'den bî‘at etmediklerinden Yezîd müte’ellim olup ammâ Hüseyin'i tecdîd-i bî‘at idesin deyü Şâm'a da‘vet eyledi. İmâm Hüseyin dahi "Ben târik-i dünyâyım, bana hilâfet ü bî‘at lâzım değildir. Bir köşe-i vahdetde şehr-i Kûfe içre halkdan fâriğ bir merdim." deyü Yezîd'e nâme gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 349b ·
metinde göster ·
olup Tûfân'dan necât ricâsında oldu. Öte tarafda Nûh, evlâdı Ken‘ân-ı mürîd bed …
Andan tesellî-i hâtır olup Nûh Necî bu gamdan fâriğ olup Tûfân'dan necât ricâsında oldu. Öte tarafda Nûh, evlâdı Ken‘ân-ı mürîd bed-gümân bir tuç-ı kumkuma içre üç aylık me’kûlât [u] meşrûbâtla kumkuma içre girüp evlâdları kumkuma ağzın âteş ile kalay eridüp lehem akıdup kumkumanın kapusun sedd edüp gitdiler. Ve cümle evlâd-ı Ken‘ân âb-ı zulumâtdan gark oldular. Ken‘ân bu hokka içre yine içine tebevvül ve takayyuz ide ide necâset içinde kaldı. Yanında bir âleti dahi yokdur kim kumkumanın lehimli yerin kal‘ edüp kendi taşra çıka. Ve çıkarılır Tûfân-ı Nûh'da gark olam deyü havfinden kumkuma-i müdevver içre kalup kendi necâseti ile âlûde olup dururken bi-emri Hayy-ı Kadîr Tûfân-ı Nûh gün be-gün müşted olup talattum-ı deryâ Ken‘ân'ın kumkumasını galtân ide ide Ken‘ân-ı bî-amân necâseti içinde gark olup temevvüc-i deryâ-yı zulumât kumkuma-i dehlîz[e] habs olan Cürce diyârının cânib-i garbîsinde Elvâhât diyârında Elvâh-ı kebîr-i Kalimun'da kumkuma-i Ken‘ân kalup Tûfân-ı Nûh âsûde olunca benî Âdem zemîn-i dünyâya {bu cebel-i Cûdî şehrinden bu Cezîretü'l-Arab şehrinden} müstevlî olup Ken‘ân'ın kumkumasın bulup kırarlar ve Ken‘ân'ı kumkumadan çıkarup necâsetiyle Ken‘ân'ı Kalimun Elvâhının cânib-i garbında bir gâr içre Ken‘ân'ı defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı Kıbtîlerdir kim be-kavl-i Kıbtî ba‘de't-Tûfân rûy-ı arzda defn olunan ibtidâ Ken‘ân ibn Nûh'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 384a ·
metinde göster ·
Âhir-ı kâr yedi arslan ve on bir câmûs-ı berri urup halk-ı âlem
fâriğ
oldu, ammâ altı âdem bizden kurşum ile şehîd olup on beş kadar âdem mecrûh olup …
Âhir-ı kâr yedi arslan ve on bir câmûs-ı berri urup halk-ı âlem fâriğ oldu, ammâ altı âdem bizden kurşum ile şehîd olup on beş kadar âdem mecrûh olup bir rüsvâylık oldu. Ale's-seher şühedâlarımız kal‘a-i Âşık'da defn edüp yine çölistân içre semt-i şimâle 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 2a ·
metinde göster ·
… pat burun oğlu {gibi} olasın" deyü latîfe edüp zemmâm ü nemmâm ve dehhâllıkdan
fâriğ
olup bir âlüfte vü âşüfte sâhib-i şaka ve ehl-i vefâ bir kimesne olup, nitekim …
"İlahî Minkârîzâde Ördek{zâde} ve Tatzâde olup pat burun oğlu {gibi} olasın" deyü latîfe edüp zemmâm ü nemmâm ve dehhâllıkdan fâriğ olup bir âlüfte vü âşüfte sâhib-i şaka ve ehl-i vefâ bir kimesne olup, nitekim bu Varna ve Hacıoğlu ve Mankalya'da muhâfazada idik her bâr efendimiz Melek Ahmed Paşa ile hüsn-i ülfet edüp lâubâli kelimâtlar ederdi, zîrâ bu Paçavra Kadı Sultân Murâd-ı Râbi‘e kebîrü'l-enf olup bir şekl-i kabîh-i mudhik olduğundan duhûl etdiği cild-i evveldeki fasl-ı ibret-nümâda sergüzeşt [ü] serencâm-ı acîbesi {ile} mastûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 31a ·
metinde göster ·
… dmetkâr olup ta‘n-ı ağyâr ve gayrılar derdin çekemem" dedikde, Paşa bu sevdâdan
fâriğ
oldu.
"Bârekallâh, sultânımın imâmı ve musâhibi mesâbesinde iken iş içine girüp hidmetkâr olup ta‘n-ı ağyâr ve gayrılar derdin çekemem" dedikde, Paşa bu sevdâdan fâriğ oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 79a ·
metinde göster ·
… l‘asına sarılup altı gün yedi gece ceng-i azîm edüp âhir-i kâr kal‘ayı döğmeden
fâriğ
olup hân hazretleri taşra şehrin âteşe urup gitmişlerdi.
Ve mukaddemâ sene (---) târîhinde Yanova gazâsına Mehemmed Giray Hân bu şehire uğrayup Kazak-ı Ak askeri bu Belgrad kal‘asına sarılup altı gün yedi gece ceng-i azîm edüp âhir-i kâr kal‘ayı döğmeden fâriğ olup hân hazretleri taşra şehrin âteşe urup gitmişlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 5a ·
metinde göster ·
olup derhâl sarâyın âhûruna girüp yigirmi re’s at ve altı atlı bir münakkaş hın …
Cânib-i erba‘ayı dahi ararken serhadli refîklerimiz "Gidelim hay" deyü feryâ[d] vây çağrışmağa başladıklarında "Bire refîklerimiz gidiyor" deyü şikâr a[r]amadan fâriğ olup derhâl sarâyın âhûruna girüp yigirmi re’s at ve altı atlı bir münakkaş hınto araba çıkarup cümle üsârâları atlara ve cümle mâl-ı ganâ’imleri arabaya tahmîl edüp andan cümle şehri âteşe urup ıhrâk bi'n-nâr edüp şehirden taşra cümlemiz bir yere cem‘ olup mukaddemâ sekiz yüz yiğit iken ancak üç yiğit şehîd olup bu kadar üsârâlar ve bu kadar atlar ve bu kadar arabalar ile bir azîm asker olup yola revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22b ·
metinde göster ·
… ‘at edüp el öpmeden ve vaz‘ [u] nasîhat dinlemeden ve müşâvere-i turvin etmeden
fâriğ
olamayup ba‘de'l-bî‘at niçe kerre yüz bin küffâra kral bir ziyâfet tertîb etmiş …
El-hâsıl tatvîl-i kelâma ne hâcet cemî‘i küffâr-ı dûzah-kâr ol gün bî‘at edüp el öpmeden ve vaz‘ [u] nasîhat dinlemeden ve müşâvere-i turvin etmeden fâriğ olamayup ba‘de'l-bî‘at niçe kerre yüz bin küffâra kral bir ziyâfet tertîb etmişdir kim bu da dillerde dâstândır, ammâ ekseriyyâ ziyâfetdeki ta‘âmın kesreti ekmek ve kebâb ve şarâb idi. Hemân "İstenamasa nacramasa" deyüp niçe bin araba şarâb gelüp içildi. Tâ sabâha dak şeb-i yeldâmız atlar üzre böyle geçildi. Sabâh olunca cümle küffâr târumâr olup bu sahrâdan göçüldü. Ve henüz kral kral-ı müstakil olup dolusu içildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30b ·
metinde göster ·
olup kırk bir bin esîr ve kırk altı [bin] kelle ve bu kadar top ve cebehâne ve …
Ba‘dehu guzât-ı müslimîn küffârı kırmadan fâriğ olup kırk bir bin esîr ve kırk altı [bin] kelle ve bu kadar top ve cebehâne ve gülleler alup ganîmet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 69b ·
metinde göster ·
… up cümle guzât-ı müslimîn kar altında kalup âhirü'l-emr yigirminci gün kal‘adan
fâriğ
olup derd ü belâ ve meşakkat çekerek mâh-ı Saferü'l-muzafferde bî-zafer meşakka …
Ba‘dehu Süleymân Hân Beç'i muhâsara etdikde kemâl mertebe sarp kal‘a olmağile günden güne şitâ ve berf ziyâde olup cümle guzât-ı müslimîn kar altında kalup âhirü'l-emr yigirminci gün kal‘adan fâriğ olup derd ü belâ ve meşakkat çekerek mâh-ı Saferü'l-muzafferde bî-zafer meşakkat-i sefer çekerek Cânkurtaran nâm mahalle gelüp andan Budin üzre cür’et edüp avdet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 76b ·
metinde göster ·
… emân bizim piyâdelerimizi topa düşünce biz dahi küffârın atlısıyla ceng etmeden
fâriğ
olup "Bire meded küffârın atılmış topları boş iken piyâde kâfire bir hov edüp p …
Hemân bizim piyâdelerimizi topa düşünce biz dahi küffârın atlısıyla ceng etmeden fâriğ olup "Bire meded küffârın atılmış topları boş iken piyâde kâfire bir hov edüp piyâde gâzîlerimize imdâd edelim" deyü bir kerre cümlemiz at bırağup 103a piyâde kâfirler üzre dal sâtûr-ı Muhammedî olup ra‘d-vâr piyâdelerimiz yanından geçüp "Bire koman gâzîler" deyüp tâ piyâde küffârın topları önüne varup top saklamak isteyen kâfirleri cümle kırup gerüden bizim piyâde gâzîlerimiz gelüp kâfirin cümle topların zabt edüp bizler toplara bakmayup hemân "Allâh Allâh" diyerek yayan küffâra sataşdık, ammâ küffâr-ı hîlekâr murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup yanar âteş-i sâfî tüfengli Leh ve Çeh ve İsfaç kâfirleri, ammâ hamd-i Hudâ cümle toplarını ahz edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 102b–103a ·
metinde göster ·
"İşte bu fermân hemân pişmiş aşa su komakdır, bî-gümân" deyüp kal‘ayı döğmeden
fâriğ
olmayup üç gün üç gece dahi döğüp âhir-i kâr mâh-ı Safer'in tokuzuncu gün cebre …
"İşte bu fermân hemân pişmiş aşa su komakdır, bî-gümân" deyüp kal‘ayı döğmeden fâriğ olmayup üç gün üç gece dahi döğüp âhir-i kâr mâh-ı Safer'in tokuzuncu gün cebren ve kahren kal‘a-i Galgofça'yı feth edüp niçe küffârların tîğ-ı burrândan geçirüp niçe yüzün esîr-i bend-i zincîr edüp derûn-ı kal‘ada olan cümle mâl-ı ganâ’imiyle ve cebehâne ve topları ve sâ’ir eşyâların yedi yüz kadar arabalara leb-ber-leb edüp kal‘ayı hâke berâber münhedim edüp mansûr u muzaffer dördüncü günde asâkir-i İslâma selâmetle melâmet ve melâlet görmeden dâhil oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 115b ·
metinde göster ·
… ukda Gürcî Paşa kethudâsı da bir püşte üzre atından enüp mehterhânesin çalmadan
fâriğ
olup cümle paşalılar zîr-i zeber olup etrâf [u] eknâfa karavullar komadan nefîr …
Andan cümle başsız ve buğsuz asker üç sâ‘at dahi Komaran tarafına sahrâ-yı giyâhât içre revâne olup kal‘a-i Komaran Tuna nehri içinde bir cezîre-i âbâdânda beyâz kuğu gibi nümâyân oldukda Gürcî Paşa kethudâsı da bir püşte üzre atından enüp mehterhânesin çalmadan fâriğ olup cümle paşalılar zîr-i zeber olup etrâf [u] eknâfa karavullar komadan nefîr-i hâba başladıklarında cümle derinti asker mûr [u] mâr gibi taraf taraf pârekende ve perîşân olup "Ota otluğa gideriz" deyü câ-be-câ kurâları nehb ü gâret etmeğe ve mâl-ı ganâ’im almağa ve mahsûlât dermeğe mukayyed olduklarında serdârımız kethudâsı bir sâ‘at gerüde kalup korsa(?) asker-i İslâm'a dîdebânlık ederdi. Bu mahalde dahi hakîr gulâmlarımla ve birkaç refîklerimle bir ma‘mûr köğe girüp {mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123b ·
metinde göster ·
… yalvaralım" deyüp. Venedikli Abaza Paşa'ya yüz bin altun verüp kal‘aya girmeden
fâriğ
ederler, ammâ mezkûr Nazarete yanında medfûn 153a olan Şem‘ûn-ı Safâ hazretle …
Bir papas-ı hannâs eydir: "Gelüp kal‘aya girirse yâ kal‘adan kim çık diyebilir. Bir kerre Erzurûm'a girüp kapandı. Sekiz yılda sekiz vezîr Erzurûm'dan çıkaramadılar. Âhir-i kâr kendi ayağıyla Sultân Murâd'a gelüp cürmü afv olup şimdi bunda girirse bu kal‘adan anı kim çıkarabilir. Hemân az verelim ve çok yalvaralım" deyüp. Venedikli Abaza Paşa'ya yüz bin altun verüp kal‘aya girmeden fâriğ ederler, ammâ mezkûr Nazarete yanında medfûn 153a olan Şem‘ûn-ı Safâ hazretlerin ziyâret edüp görse kim siyâh manlifke şapka ile türbede yatır. Hemân Abaza Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 152b–153a ·
metinde göster ·
olmuşken anların ölen bir atı yerine bizim bir atımız alıkoyup götürürken hamd- …
Karye-i Dobulen, andan karye-i Banka köyünde mihmân olup cümle boyarların bize refîk verdiği kefereler her köyden ulak bârgîrleri çıkarırken cümle köy kâfirleri ellerinde tırpanları ve harbeleri ve kılıçlarıyla üzerimize hücûm edüp bir sâ‘at azîm cengimiz geçüp bizden bir at mecrûh olup anlardan bir gulâm mürd olup âhır-ı kâr "Umûma muhâlefet kuvvet-i hatâdandır" deyüp cengden fâriğ olmuşken anların ölen bir atı yerine bizim bir atımız alıkoyup götürürken hamd-i Hudâ gerüden boyarları yetişüp atımızı alıkoyup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99a ·
metinde göster ·
… Ammâ şimdi bu kal‘a semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup toplar atmadan aslâ
fâriğ
olmayup asâkir-i Tatar yanına varamayup cânib-i erba‘asın beş gün beş gece urup …
Lisân-ı Maskov'da Yaşlovız Kirmân derler. Bu dahi ağaç kal‘adır, ammâ iç kal‘ası taş olup Potnik hatmana tâbi‘ oldukları bu dahi sene 1067 târîhinde yine Mehemmed Geray Hân ile Leh vilâyetine girüp Rakofçioğlu taburuyla ceng etdiğimiz sene bu kal‘a evsâfı mufassal merkûmdur. Ammâ şimdi bu kal‘a semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup toplar atmadan aslâ fâriğ olmayup asâkir-i Tatar yanına varamayup cânib-i erba‘asın beş gün beş gece urup ihrâk ederek bilâ hadd ü lâ-gâyet esîr mâl-ı hazâ’inler alup andan ol gün seğirdüp yine ganîmetler alarak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111b ·
metinde göster ·
… iz. Ben sizin gibi âdemi gökde ararken yerde buldum. Elbette kralımıza gitmeden
fâriğ
olup bizimle kal‘a-i Azağ'a andan Devlet-i Osmânlıya bile gidüp niçe niçe işler …
"Şimden gerü siz bana râst geldiniz, hikmet oldu. Ba‘de'l-yevm siz bize lâzımsız. Mukaddemâ bu kardaşımız küçük elçilik ile Âl-i Osmân'a gitse gerek idi, ammâ şimdi gayri iş zuhûr edüp şehinşâh kralım beni büyük elçi ta‘yîn eyleyüp bin külçe envâ‘ından kürkler ve bir külçe tahta semmûr kürkler ve bin çift balık dişi ve elli çift doğan ve sunkur ve toykun kuşları ve iki bin çift la‘l-gûn telatinler ve bin külçe dâne semmûrlar ve üç çift beyâz semmûr kürkleri ve üç çift siyâh tilki kürkleri ve bir kantâr şemmâme amberler ve niçe bin gûne tuhaf u tefârûklardan mâ‘adâ pâdişâhınıza yüz kîse altun ve vüzerâ ve ulemâlarına ve gayri ser-i kârda olan a‘yân-ı kibârlara dahi gûnâ-gûn hedâyâlar ile yüz kîse altun dahi anlara götürürüm, zîrâ geçen günlerde bizim re‘âyâlarımızdan olan Heşdek kavminin yüz, yüz elli bini bizim kralımızın bir oğlun öldürüp ve bir şehzâdemizi esîr edüp Edil suyun karşu Heyhât sahrâsına geçüp Osmânlı hudûduna girüp kaldılar. Biz de üzerlerine asker çeküp varup savaş eylesek Osmânlıyla sulha muğâyir iş eylemiş oluruz. İmdi şimdi bu kadar hedâ-yı tuhaflar ile Osmânlıya gidüp şehzâdemizin leşin ve esîr olanı istemeğe gideriz. Besbelli siz Osmânlının bir vâcibü'r-ri‘âyâ kimesnesisiz. Ben sizin gibi âdemi gökde ararken yerde buldum. Elbette kralımıza gitmeden fâriğ olup bizimle kal‘a-i Azağ'a andan Devlet-i Osmânlıya bile gidüp niçe niçe işlerimize delâlet edüp hizmet-i şehinşâhımızda bulunup kraldan ziyâde lütfumuz görürsüz" deyüp hakîre ricâlar etdi. Hakîrin de cânına minnet ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174b ·
metinde göster ·
… belki ceng esnâsında esîrler baş kaldırmak ihtimâlleri ola, deyü hemân cengden
fâriğ
olup avanta deyüp cümle levendât küreğe girüp sekiz pâre İslâm firkatesi bizim …
Hemân bizim asker-i İslâm gemileri firkatelerinin içinde mâl-â-mâl olan küffâr esîrlerinden havf etdiler kim belki ceng esnâsında esîrler baş kaldırmak ihtimâlleri ola, deyü hemân cengden fâriğ olup avanta deyüp cümle levendât küreğe girüp sekiz pâre İslâm firkatesi bizim temâşâ etdiğimiz Larinçe kal‘ası limanına girüp kapandılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 262b ·
metinde göster ·
olup eğer Safâ'da ve eğer Merve soffalarında istirâhat edecek maksûre-misâl bir …
Ve bu Safâ soffası olduğu mahal iki amûd üzre mebnî kemerlerdir. Serâpâ kanâdîller ile müzeyyendir. Ba‘zı huccâc sa‘y etmeden fâriğ olup eğer Safâ'da ve eğer Merve soffalarında istirâhat edecek maksûre-misâl bir ârâmgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y317a ·
metinde göster ·
olup va‘z [u] hutbeye muntazır olurlar. Mollâ dahi âheste âheste alay-ı ulemâ-y …
Huccâc-ı zevi'l-ihticâca ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yevm-i arefede vakt-i zevâl ki ola ya‘nî beyne's-salâteyn olup şems-i âlem-tâb cânib-i zevâle nüzûl etdükde Mekke mollâsı örf-i izâfetiyle bir beyâz kınalı bir nâka-i müzeyyene üzre süvâr olup kethudâsı licâmın çekerek ve cemî‘i huddâmıyla Hazret-i Âdem matbahından çıkup nümâyân oldukda boğazında rıdâsıyla ve örfünde bir arşın taylesân-ı Muhammedî sarkıdup ol mükehhal gözler ile cemî‘i ulemâ-yı Mekke tazîm, tevkîr [ü] ihtirâm ile cebel-i Arafât'a çıkarırken cümle tablhâneler fâriğ olup va‘z [u] hutbeye muntazır olurlar. Mollâ dahi âheste âheste alay-ı ulemâ-yı meşâyihân ile bu kadar yüz bin huccâc içre iki cânibine selâm vererek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y321b ·
metinde göster ·
… . Tâ ki ol at eşine eşine bir çâr-gûşe seng-i azîm zâhir olup at dahi eşinmeden
fâriğ
olup gûyâ edâ-yı hizmet etmiş gibi Selîm Hân'ın yanına gelüp epsem durup lisân- …
Selîm Hân süvâr olup licâmın eğerhânesine bırağup at süheyl urarak cünbüş-i merdâne edüp haykırarak Sâlihiyye'ye varup bir mezbelistân kömlüğü üzre çıkup at eşinmeğe başlar. Ol mertebe eşinir kim Selîm Hân üstünde tâkat getüremeyüp bi'z-zarûrî nüzûl eder. Tâ ki ol at eşine eşine bir çâr-gûşe seng-i azîm zâhir olup at dahi eşinmeden fâriğ olup gûyâ edâ-yı hizmet etmiş gibi Selîm Hân'ın yanına gelüp epsem durup lisân-ı hâl ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y49b ·
metinde göster ·
… müddet-i ömürleri 56 sene idi. Yezîd ibn Mu‘âviye'ye hüsn-i rızâsıyla hilâfeti
fâriğ
olup Yezîd'den bî‘at etmedüğiyçün üzerine şâm'dan Abdullâh bin Ziyâd ve Ömer ib …
Ziyâret-i meşhed-i re’s-i Hazret-i İmâm Hüseyin ibn İmâm Alî ibn Ebî Tâlib, radıyallâhu anhümâ: Hazret-i sıbtü's-sa‘îd ve's-seyyidü'ş-şehîd İmâm Hüseyn bin Alî vilâdet-i bâ-sa‘âdetleri Uhud gazâsında Hazret-i Hamza şehîd olduğu ân İmâm Hüseyin vücûda geldi. Ve ba‘zı müverrihler hicretden evvel demişler. Ve müddet-i ömürleri 56 sene idi. Yezîd ibn Mu‘âviye'ye hüsn-i rızâsıyla hilâfeti fâriğ olup Yezîd'den bî‘at etmedüğiyçün üzerine şâm'dan Abdullâh bin Ziyâd ve Ömer ibn el-Hasan ve Sa‘d ve gayrılar serdâr olup Bağdâd'ın deşt-i Kerbelâ'sında yüz bin belâ ile ceng-i azîm olup İmâm Hüseyn'in iki şehzâde-i cüvân-bahtı ve dörd nefer birâderleri ve bir karındaşı evlâdı ve beş aded ammusu oğulları ile ol neberd-i azîmde yigirmi bin Sahâbe-i kirâm ve Muhâcirîn-i zevi'l-ihtirâm ve erbâb-ı soffa-i sâhib-huddâm hicretin sene 61 târîhinin yevm-i Âşûrâ günü hâmûn-ı Kerbelâ'da ac u zâc ve susuz şehîd olmuşlardır, be-dest-i Yezîd.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y269a ·
metinde göster ·
… bize Mısır'a gitmek hayırlıdır, deyü ta‘bîr edüp Fes ü Merânkûş'a gitmeden dahi
fâriğ
olduk.
Ve hakîr tâze cân bulup bu deveyi kova kova yetişüp dutdum. Ve bir kılıc kaytaniyle boynun bağlayup bir münhedim olmuş minâre üzre çıkup deveye süvâr oldum. Ve refîklerimiz ile Habeş vilâyetine revâne olduk. Ba‘dehu hâbdan bîdâr olup ilhâm ile bu vâkı‘ayı ta‘bîr etdim, bildim ki bize Mısır'a gitmek hayırlıdır, deyü ta‘bîr edüp Fes ü Merânkûş'a gitmeden dahi fâriğ olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y431b ·
metinde göster ·
… ar dikilüp taraf taraf tabl-ı âl-i Osmân çalınduğın asker-i İslâm görüp cengden
fâriğ
olup kal‘aya mâl-â-mâl olup sene (---) târîhinde kal‘a-i Mısır feth oldu, bâ-se …
Selîm Hân dahi Mısır'ı muhâsarada iken bu Elvâhlı bevvâblar Y 448a pes-i perdeden kal‘anın matbah kapusun ve sarâyın sâkıye kapusun açup Selîm Şâh'ı sarâya korlar ve kal‘ayı zabt ederler. Asker-i İslâm ise taşrada ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl etmede. Derhâl Kalavân minâresinde kuşluk vaktinde feth ezânları kırâ’at olunup kal‘anın yetmiş yedi burcunda yetmiş yedi beyâz bayrağ u sancaklar dikilüp taraf taraf tabl-ı âl-i Osmân çalınduğın asker-i İslâm görüp cengden fâriğ olup kal‘aya mâl-â-mâl olup sene (---) târîhinde kal‘a-i Mısır feth oldu, bâ-sebeb-i bevvâbân-ı kavm-i Elvâhât.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y447b–Y448a ·
metinde göster ·
idi, ammâ yine beyne'n-nâs vak‘ u vakârı yerinde bir mün‘im âlî-şân kimesne idi …
Ve Hazret-i Yûsuf'a kırk yaşında nübüvvet bu Feyyûm şehrinde gelmişdir ve yine bunda Mısır sultânı olmuşdur. Reyyân ibn Amâlika hüsn-i rızâsiyle pâdişâhlıkdan ferâgat edüp Hazret-i Yûsuf halîfe oldu. Ve Hazret-i Ya‘kûb Sıfet şehrinde hüzn-i Yûsuf'dan a‘mâ iken oğlu Yûsuf'un nübüvvet [ü] hilâfetin istimâ‘ edüp arz-ı Filistîn'den azm-i râh-ı Mısır deyüp on iki evlâdiyle ve büyük evlâdı Yehûdâ'nın vâlidesiyle ve Hazret-i Mûsâ'nın vâlidesi Yûhâ Ana ile cümle menâzil kat‘ ederek Hazret-i Ya‘kûb'u Mısır'a getürdiklerinde Reyyân karşu çıkup Hazret-i Ya‘kûb'a hayli i‘zâz etdi. Gerçi Reyyân hilâfetinden fâriğ idi, ammâ yine beyne'n-nâs vak‘ u vakârı yerinde bir mün‘im âlî-şân kimesne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·