… lâeddîn Cemâlî: Asr-ı Selîm Hân'da dahi şeyhülislâm idi. Âmil ü âlim ve kâmil ü
fâzıl
bir azîz idi. Elli akçe terakkî ile tekâ‘üd ihtiyâr etdi.
eş-Şeyhülislâm Alâeddîn Cemâlî: Asr-ı Selîm Hân'da dahi şeyhülislâm idi. Âmil ü âlim ve kâmil ü fâzıl bir azîz idi. Elli akçe terakkî ile tekâ‘üd ihtiyâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 49a ·
metinde göster ·
Ahmed Paşa feth edüp eyâlet olmuşdur. Ammâ ma‘mûr eyâletdir. Mâl defterdârı ve …
Yetmiş üçde Sultân Mehemmed-i Râbi‘ asrında be-dest-i Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa feth edüp eyâlet olmuşdur. Ammâ ma‘mûr eyâletdir. Mâl defterdârı ve defter emîni ve defter kethudâsı ve çavuşlar kethudâsı ve alaybeğisi ve çeribaşısı ve yigirmi oda ile yeniçeri ağası ve cebecibaşı ve topcubaşısı ve bir vezîr hâkimi vardır. Eyâletinde cümle (---) sancakdır. Uğvar paşa tahtı sancağıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 50b ·
metinde göster ·
… a sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed-i Râbi‘ şemşîriyle be-dest-i Köpürlüzâde
Fâzıl
Ahmed Paşa cebren ve kahren üç sene itmâmında kal‘a-i Kandiye'yi feth edüp yedi …
Sene (---) târîhinde Sultân İbrâhîm asrında be-dest-i Yûsuf Paşa Hanya feth olup yigirmi altı yıldan sonra sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed-i Râbi‘ şemşîriyle be-dest-i Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa cebren ve kahren üç sene itmâmında kal‘a-i Kandiye'yi feth edüp yedi yüz yetmiş yedi mîl cezîre yetmiş pâre kal‘asıyla kabza-i teshîre gelüp hîn-i tahrîrde (---) sancak tahrîr olundu kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51b ·
metinde göster ·
Ahmed Paşa ibn Köpürlü Mehemmed Paşa vezîr-i a‘zam olup babası gibi hûnhâr olma …
Andan Fâzıl Ahmed Paşa ibn Köpürlü Mehemmed Paşa vezîr-i a‘zam olup babası gibi hûnhâr olmayup âdil ve gâzî ve fâzıl ve mücâhidün fî-sebîlillâh bir müdebbir ve akl-ı Arasto vezîr-i sâhib-vakâr, âlî-tabâr vezîr idi. Sivas eyâletinde Köprü nâm kasabada mütevellid olup evvel tarîk-i mevleviyyetde idi. Bursa'da kendüye ibtidâ eyâlet-i Erzurûm andan Şâm andan Âsitâne'de kâ’immakâm andan vezîr-i a‘zam oldu. Babadan oğula ibtidâ mühür mîrâs değmesi bunlardan kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81b ·
metinde göster ·
… rlü Mehemmed Paşa vezîr-i a‘zam olup babası gibi hûnhâr olmayup âdil ve gâzî ve
fâzıl
ve mücâhidün fî-sebîlillâh bir müdebbir ve akl-ı Arasto vezîr-i sâhib-vakâr, âl …
Andan Fâzıl Ahmed Paşa ibn Köpürlü Mehemmed Paşa vezîr-i a‘zam olup babası gibi hûnhâr olmayup âdil ve gâzî ve fâzıl ve mücâhidün fî-sebîlillâh bir müdebbir ve akl-ı Arasto vezîr-i sâhib-vakâr, âlî-tabâr vezîr idi. Sivas eyâletinde Köprü nâm kasabada mütevellid olup evvel tarîk-i mevleviyyetde idi. Bursa'da kendüye ibtidâ eyâlet-i Erzurûm andan Şâm andan Âsitâne'de kâ’immakâm andan vezîr-i a‘zam oldu. Babadan oğula ibtidâ mühür mîrâs değmesi bunlardan kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81b ·
metinde göster ·
Ahmed Paşa'nın vezîr-i a‘zam olduğu, Kapucular Kethudâsı (---) Ağa ile haber ge …
Köpürlü Mehemmed Paşa'nın fevti ve oğlu Fâzıl Ahmed Paşa'nın vezîr-i a‘zam olduğu, Kapucular Kethudâsı (---) Ağa ile haber gelüp Foğraş nâm kal‘a altında bir azîm ceng ve bir azîm kar yağup mâh-ı mezbûrun (---) günü kırk bin araba mâl-ı ganâyimle ve yüz bin esîr ile Demirkapu'dan taşra çıkılup cümle asker-i İslâma meştâlar verilüp Melek Ahmed Paşa efendimize Belgrad şehri kışla verilüp zevk [ü] safâda iken Fâtıma Sultân binti Ahmed Hân nikâh olunmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 86a ·
metinde göster ·
Feth-i kal‘a-i Kandiye kanı diye be-dest-i Köpürlüzâde
Fazıl
Ahmed Paşa: Kâmil üç sene ceng-i azîm olup sene (---) târîhinde mâh-ı (---) (-- …
Feth-i kal‘a-i Kandiye kanı diye be-dest-i Köpürlüzâde Fazıl Ahmed Paşa: Kâmil üç sene ceng-i azîm olup sene (---) târîhinde mâh-ı (---)(---) günü amân ile feth olunup berren ve bahren sulhlar olup asker-i İslâm Edirne'ye dâhil oldular. Ammâ bu kal‘a-i Kandiye üç sene dahi ceng etmeğe kâdir idi. Ammâ bizzât sa‘âdetlü pâdişâh-ı {târîh-i Kandiye}87a Cem-salâbet bizzât kendüleri sa‘âdetle Ağrıboz cezîresine gelüp anda Köse Alî Paşa başdardasıyla cezîre-i Girid'e geçmeleri muhakkak olunca beri Kandiye altında asker-i İslâm havfe düşüp var kuvveti bâzûya getirüp Kandiye bu takrîb ile feth oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 86b–87a ·
metinde göster ·
… n pederleri vâlide-i Hamdî'nin karnına urup "Bire benim şâ‘ir ü mâhir ve âlim ü
fâzıl
u kâmil oğlum" deyü vâlideleri rahminde iken yapışup ohşarmış. Hikmet-i Hudâ ra …
eş-Şeyh Mehemmed Hamdüddîn ibn Akşemseddîn: Bunlar rahm-ı mâderde iken pederleri vâlide-i Hamdî'nin karnına urup "Bire benim şâ‘ir ü mâhir ve âlim ü fâzıl u kâmil oğlum" deyü vâlideleri rahminde iken yapışup ohşarmış. Hikmet-i Hudâ rahm-ı mâderden sene 853 müştak olup sekiz yaşında dîvân sâhibi olup Leylâ vü Mecnûn ve Mevlûd-i Manzûm dahi anındır. Ammâ Yûsuf [ü] Züleyhâ(sı) te’lîfi makdûr-ı beşer değildir kim Ayasofya-i Kebîr'in kubbesi ortasında altun top altında sırr-ı kalemden te’lîf etmişlerdir kim gûyâ mu‘cize-gûdur. Ammâ aşk-ı ilâhî ile alûde olan kimesnelerin kelimât-ı dürer-bârları ile sâdır olur. Müddet-i ömrü (---) sene iken sene (---) târîhinde vefât edüp yüz yetmiş pâre mücelled te’lîfâtının cümlesi memdûh-ı âlemdir. Ve bunların ciğer-kûşesi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 98b ·
metinde göster ·
… usu hâricinde Kestel Sekisi nâm bir çemenzâr soffa-i âlî üzre medfûndur. Âlim ü
fâzıl
ve şâ‘ir ü mâhir idi.
el-Mevlâ Mehemmed Kestelî: imâmzâde'dir ve Edirnekapusu hâricinde Kestel Sekisi nâm bir çemenzâr soffa-i âlî üzre medfûndur. Âlim ü fâzıl ve şâ‘ir ü mâhir idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 108a ·
metinde göster ·
u kâmil ü âlim ve şâ‘ir ü mâ‘ir kimesne idi. Cemî‘i keyfile âlûde olduğundan ke …
el-Mevlâ Cünûnî İsmâ‘îl Efendi: Fâzıl u kâmil ü âlim ve şâ‘ir ü mâ‘ir kimesne idi. Cemî‘i keyfile âlûde olduğundan kendüye cünûn galebe edüp üç sene dârü'ş-şifâ zencîri mansıbında makyûd olup şarâb-ı asâ ile aklı başına gelir şekilli oldukda bu şi‘iri demişlerdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 109a ·
metinde göster ·
… m-i pencşenbeden Ayasofya'da i‘tikâf niyyetiyle yatır âdem bî-hisâb idi. Âlim ü
fâzıl
olduğundan mâ‘adâ üstâdâne pâkîze eş‘ârı vardır, İlmî tahallüs eder, âşıkâne gü …
Ammâ Mi’e başında zuhûr eden meşâyih-i izâmın güzîdesi idi kim bunda olan fesâhat ü belâğat ve zekâvet [ü] necâbet ve fikr [ü] firâset ve talâkat-ı lisân ol asırda bir kimesneye müyesser olmamış idi. Kaçan kim Bâyezîd Hân'dan Ayasofya meşîhatine nakl olunduklarında yevm-i pencşenbeden Ayasofya'da i‘tikâf niyyetiyle yatır âdem bî-hisâb idi. Âlim ü fâzıl olduğundan mâ‘adâ üstâdâne pâkîze eş‘ârı vardır, İlmî tahallüs eder, âşıkâne güftârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 116a ·
metinde göster ·
Ziyâret-i eş-şeyh Baba Mahmûd Efendi: Şehr-i Filibevîdir. Şu‘arâ-yı
fâzıl
ve âlim bir kimesne idi. Niçe te’lîfâtlarından mâ‘adâ Tefsîr-i Ebussu‘ûd'u tahr …
Ziyâret-i eş-şeyh Baba Mahmûd Efendi: Şehr-i Filibevîdir. Şu‘arâ-yı fâzıl ve âlim bir kimesne idi. Niçe te’lîfâtlarından mâ‘adâ Tefsîr-i Ebussu‘ûd'u tahrîr edüp ilm-i inşâda ve ilm-i arûzda ve gayrı fünûnda Monlâ Câmî-i sânî idi. Belki dahi mâ-fevki idi. Eyyûb civârında kabr-i mu‘ayyenesi ziyâretgâh-ı ulemâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 122a ·
metinde göster ·
ve şeyhülislâm ve kadı değilim. Resûl-i Ekrem'den gördüğüm gibi ümmî bir ehl-i …
"Ben ulemâ-yı mütebahhirînden fâzıl ve şeyhülislâm ve kadı değilim. Resûl-i Ekrem'den gördüğüm gibi ümmî bir ehl-i islâmım" dedükde özrün kabûl etmeyüp âhir şehîd edüp ol gün [ibn] Zübeyr hazretlerine dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179a ·
metinde göster ·
… Mûsâ mûsikârı te’lîf etmişdir. Bunlara serheng olan müverrih-i âlem ve alîm ve
fâzıl
ve nakkâş Miskâlî Solakzâde'dir kim yeniçeri cemâ‘atindendir.
Sâzendegân-ı mûsikârân: Neferât 51, ibtidâ Fisagores halîfesi Mûsâ mûsikârı te’lîf etmişdir. Bunlara serheng olan müverrih-i âlem ve alîm ve fâzıl ve nakkâş Miskâlî Solakzâde'dir kim yeniçeri cemâ‘atindendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 206b ·
metinde göster ·
… ı ibn Gınâyî Efendi: Pederinden sonra bunlar Melek Ahmed Paşa'ya re’îs oldular.
Fâzıl
ve ehl-i ilm ve dîvân sâhibi ve ilm-i inşâda üç mücelled te’lîfâtı vardır kim S …
Ve şu‘arâ Alî Cânı ibn Gınâyî Efendi: Pederinden sonra bunlar Melek Ahmed Paşa'ya re’îs oldular. Fâzıl ve ehl-i ilm ve dîvân sâhibi ve ilm-i inşâda üç mücelled te’lîfâtı vardır kim Siyer-i Veysî anın yanında kelâm-ı tıfl-ı ebced-hândır. Bir hâluk meclis-ârâ çelebî idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 250a ·
metinde göster ·
… unlardan bir kerre "Bismillah" diyen ma‘sûm-ı pâk elbette feyz-yâb olup âlim ve
fâzıl
olması mukarrerdir. Ve Mekteb-i mükellef-i Hâtûniyye: Câmi‘in cânib-i garbîsind …
Cümle (---) aded mektebdir. Evvelâ Orta Hisâr'da Mekteb-i Ebü'l-feth Gâzî ve Mekteb-i Yeni Câmi‘ Şeyh Ricâlî hazretleri mu‘allim-i sıbyân [ve] sâhib-i feyz bir nûrânî azîzdir kim bunlardan bir kerre "Bismillah" diyen ma‘sûm-ı pâk elbette feyz-yâb olup âlim ve fâzıl olması mukarrerdir. Ve Mekteb-i mükellef-i Hâtûniyye: Câmi‘in cânib-i garbîsinde kârgîr binâ ve kubbe-i ra‘nâ mekteb-i sıbyân-ı fukarâ ve hâs u âmm nâ-resîde tıflân-ı ebced-hânları içün binâ olunmuş bir dârü't-ta‘lîm-i Kur‘ândır kim cümle eytâma cânib-i vakfdan rûz-merreteyn ta‘âmları ve îd-ı şerîfde libâsları ve arakıyye ve serâvîl kamîsları ve surre ve atıyyeleri dâ’imdir. Bu dârü't-ta‘lîmin itmâmına târîhdir "fe-temmet" [920] lafzı kapusu üzre tahrîr olunmuşdur. ve Mekteb-i İskender Paşa: (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) . Meşhûr mektebler bunlardır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 251b ·
metinde göster ·
… ze kurbân postlarıyla döşenmiş her post üzre birer sâhîb-i ma‘rifet ehl-i ilm u
fâzıl
ve âlim u fâzıl cânlar vardır. Cümlesi ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at mü’min ve muva …
Yedinci tâbûtu Dobruca krallığından İslâm ile müşerref etdüğü Alî Muhtâr bir tâbût alup bu maksad [u] merâmımız olan Keliğra kayalarında Ejderha mağarasında defn edüp Keliğra kayası nâmıyla iştihâr bulmuş kaya olmağıla Keliğra Sultân derler. Lisân-ı Latînde Keliğra ejder-i heft-sere derler. Fesahat-ı lisân-ı Latin'dir. Anınçün yedi kralda medfûn olup âsitâne-i sa‘âdetleri vardır. Üçü Âl-i Osmân hükmünde ulu âsitânelerdir. Ve her diyârda birer ismiyle müsemmâdır. Ammâ Rûm'da Baba Sultân ve Sarı Saltık Sultân ve Keliğra Sultân derler. Ammâ kâfiristân-ı Hıristiyânistân'da İsvet-i Nikola derler. Cemî‘î millet-i Mesîhiyye gâyet mu‘tekidlerdir. Hâlâ cemî‘î dervîşânları def ve kudûmler çalarak alem-i peykerlerin açarak dîb-i Frengistân'da gezüp pâdişâhâne zevk u safâ edüp tatyîb-i hâtırlarıyla cümle nasârâ mukayyed olup nezerât ve sadakalar ihsânlar edüp beleğan-mâ-belağ mâl-i firâvânlar ile yine âsitânelerine gelirler. Ammâ bu bizim deryâdan halâs olup âsitânesinde mihmân olduğumuz Tekye-i Keliğra Sultân, Karadeniz kenarında evc-i âsumâne ser çekmiş bir burundur kim fil hortumu gibi deryâya uzanmışdır. İslâmbol'dan Kara Hırmeni ve Köstence ve Kili câniblerin özleyen gemiler bu Keliğra kayalarını özleyüp gelir. Yüz elli mil yerden nümâyân âsmâne peyveste olmuş kûh-ı bülendlerdir. Deryâ aşırı karşu şark cânibinde Anadolu tarafında Sinop Burnu bu Keliğra kayalarına mukâbildir. İkisi mâbeyni (---) mildir. Küşâde hevâda Keliğra'dan Sinop dağları Sinop'dan Keliğra dağları seçilir. Ammâ gâyet küşâde hevâ ister. Bu Keliğra kayasının tâ burnunda Keliğra Saltık Sultân bir mağara içinde medfûndur kim ejderhânın gâr-ı karârı idi. Ve yine bu mahalde tekyesi âsitâne-i azîmdir kim ibtidâ bânîsi Dobruca Alî Muhtar binâ etmişdir. Azîzin ağaç kılıcı ve sapanı ve def ve kudûmü ve alemi ve sancağ u bayrakları durur. Ve âsitânesinde müte‘addid hücreleri ve yaz meydânı ve kış meydânlarının cânib-i erba‘asında pâk u pâkîze kurbân postlarıyla döşenmiş her post üzre birer sâhîb-i ma‘rifet ehl-i ilm u fâzıl ve âlim u fâzıl cânlar vardır. Cümlesi ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at mü’min ve muvahhid cânlardır. Evkât-ı hamselerin mescidlerinde edâ eder sâhib-i tertîblerdir. Yüzden mütecâviz âşıkân-ı sâdıkânlardır. Hatta hakîrden sekiz ay Hıfz kırâ’ati üzre 267b Kur’ân-ı Azîm tilâvet etdiler. Bu âsitânenin ve türbe-i pür-envârın revzenleri cümle deryâya nâzırdır. Ve görmeğe muhtâc ibret-nümâ bir matbah-ı Keykâvûs'u vardır. Mu‘allak bir kubbe-misâl dûd-keş bacası vardır. Şeb [u] rûz ale'd-devâm âteş üzre ni‘meti hâzırdır. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldur. Hayrât [u] akârâtı olmayup pârsâ-yı Muhammedî ile geçinir bir alây fakr [ü] fâka erenleridir. Ve işbâzlarında pây-bürehne ve ser-bürehne cevallâkî zeber-dest tüvâna zivinleri var kim her biri aşk-ı ilâhî ile suhte olup pute-i kâlde hâl sâhibi olmuşlar, böyle bir âsitâne-i kübrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267a–267b ·
metinde göster ·
… rıyla döşenmiş her post üzre birer sâhîb-i ma‘rifet ehl-i ilm u fâzıl ve âlim u
fâzıl
cânlar vardır. Cümlesi ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at mü’min ve muvahhid cânlardır. …
Yedinci tâbûtu Dobruca krallığından İslâm ile müşerref etdüğü Alî Muhtâr bir tâbût alup bu maksad [u] merâmımız olan Keliğra kayalarında Ejderha mağarasında defn edüp Keliğra kayası nâmıyla iştihâr bulmuş kaya olmağıla Keliğra Sultân derler. Lisân-ı Latînde Keliğra ejder-i heft-sere derler. Fesahat-ı lisân-ı Latin'dir. Anınçün yedi kralda medfûn olup âsitâne-i sa‘âdetleri vardır. Üçü Âl-i Osmân hükmünde ulu âsitânelerdir. Ve her diyârda birer ismiyle müsemmâdır. Ammâ Rûm'da Baba Sultân ve Sarı Saltık Sultân ve Keliğra Sultân derler. Ammâ kâfiristân-ı Hıristiyânistân'da İsvet-i Nikola derler. Cemî‘î millet-i Mesîhiyye gâyet mu‘tekidlerdir. Hâlâ cemî‘î dervîşânları def ve kudûmler çalarak alem-i peykerlerin açarak dîb-i Frengistân'da gezüp pâdişâhâne zevk u safâ edüp tatyîb-i hâtırlarıyla cümle nasârâ mukayyed olup nezerât ve sadakalar ihsânlar edüp beleğan-mâ-belağ mâl-i firâvânlar ile yine âsitânelerine gelirler. Ammâ bu bizim deryâdan halâs olup âsitânesinde mihmân olduğumuz Tekye-i Keliğra Sultân, Karadeniz kenarında evc-i âsumâne ser çekmiş bir burundur kim fil hortumu gibi deryâya uzanmışdır. İslâmbol'dan Kara Hırmeni ve Köstence ve Kili câniblerin özleyen gemiler bu Keliğra kayalarını özleyüp gelir. Yüz elli mil yerden nümâyân âsmâne peyveste olmuş kûh-ı bülendlerdir. Deryâ aşırı karşu şark cânibinde Anadolu tarafında Sinop Burnu bu Keliğra kayalarına mukâbildir. İkisi mâbeyni (---) mildir. Küşâde hevâda Keliğra'dan Sinop dağları Sinop'dan Keliğra dağları seçilir. Ammâ gâyet küşâde hevâ ister. Bu Keliğra kayasının tâ burnunda Keliğra Saltık Sultân bir mağara içinde medfûndur kim ejderhânın gâr-ı karârı idi. Ve yine bu mahalde tekyesi âsitâne-i azîmdir kim ibtidâ bânîsi Dobruca Alî Muhtar binâ etmişdir. Azîzin ağaç kılıcı ve sapanı ve def ve kudûmü ve alemi ve sancağ u bayrakları durur. Ve âsitânesinde müte‘addid hücreleri ve yaz meydânı ve kış meydânlarının cânib-i erba‘asında pâk u pâkîze kurbân postlarıyla döşenmiş her post üzre birer sâhîb-i ma‘rifet ehl-i ilm u fâzıl ve âlim u fâzıl cânlar vardır. Cümlesi ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at mü’min ve muvahhid cânlardır. Evkât-ı hamselerin mescidlerinde edâ eder sâhib-i tertîblerdir. Yüzden mütecâviz âşıkân-ı sâdıkânlardır. Hatta hakîrden sekiz ay Hıfz kırâ’ati üzre 267b Kur’ân-ı Azîm tilâvet etdiler. Bu âsitânenin ve türbe-i pür-envârın revzenleri cümle deryâya nâzırdır. Ve görmeğe muhtâc ibret-nümâ bir matbah-ı Keykâvûs'u vardır. Mu‘allak bir kubbe-misâl dûd-keş bacası vardır. Şeb [u] rûz ale'd-devâm âteş üzre ni‘meti hâzırdır. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldur. Hayrât [u] akârâtı olmayup pârsâ-yı Muhammedî ile geçinir bir alây fakr [ü] fâka erenleridir. Ve işbâzlarında pây-bürehne ve ser-bürehne cevallâkî zeber-dest tüvâna zivinleri var kim her biri aşk-ı ilâhî ile suhte olup pute-i kâlde hâl sâhibi olmuşlar, böyle bir âsitâne-i kübrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267a–267b ·
metinde göster ·
… e bir sâhib-i kerem hân idi. Ve kırk elli aded dûrbîn-i fikr [u] ilm ve dânâ ve
fâzıl
u kâmil nedîm ve musâhibleri var kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş nedîm-i şehr …
Ve mihmânhânemize karîb Zâl Paşa hammâmı, bu dahi vâcibü's-seyr havâsı ve binâsı hûb, dellâkleri mahbûb ve gayrı huddâmları mergûb hammâm-ı ferah-cândır. Bunun dahi cümle der-i dîvârı Kâşî, fağfûr-i Çîndir. Ve ferşi serâpâ sâfî yeşim ve yerekânî ve balgamî ve mermer-i somâkî ile döşenmiş bir hammâm-ı münevverdir kim cemî‘î camları billûr ve necef ve morandır. Ve kubbe-i âlîsinin ortasında aşren-fe-‘aşr bir havz-ı azîmi var, cümle dilberânlar onda deniz mâliki gibi şinâverlik ederler. Bu havz içre hammâmcı beher yevm birer şele, ya‘nî birer sepet berk-i verd-i handân döküp gûyâ cümle dilberân gülâb içinde şinâverlik edüp beyâz vücûdlarına gül yaprakları yapışup sîmîn tenleri gül gül olup gül ruhları âlu'l-âl, gülfâm lebleri la‘l-i Bedehşân-misâl olur. Ve cemî‘î dilberânları bî-bâk u bî-pervâ havz içre perr-i tâvûsî perendeler ve kebûterî perendeler atup şivekârlığ ve çâresâzlığ edüp arz-ı 295b ma‘rifet edüp ırz [u] vakârların setr eder bir alay mahbûbândır. Hulâsa-i kelâm bu hammâm-ı hoş-hevâ ve hoş-binânın midhatinde ve hüsn-i letâfet ve nezâfet ciheti ta‘rîf ve tavsîfinde Hassân u Selmân dahi âcizdir, değil ki bu hakîr Evliyâ-yı âciz, acz u taksîriyle medh etmek ne mümkündür. Ve esvâk-ı şâhî içre ankâ hâcegiyân ve mün‘im sevdâgerânlar vardır kim her biri niçe yüz bin tümen mâl-ı firâvâna ve gencîne-i Kârûn'a mâlik mâldâr tüccâr-ı berr u bihâr âdemler vardır. Ve cümle halkı ehl-i zevk ve ehl-i şevk ve ıyş [u] ışret sâhibleridir kim rûz-merre birer bâğda ıyş [u] ışret ederler. Hattâ Nahşivân Hânı Rızâeddîn Hân bize istikbâle çıkdıkda elçisiyle hakîri doğru bir bâğa götürüp nâme ve muhabbetnâmeler bâğda kırâ’at olunup cümle a‘yân-ı kibâr-ı Nahşivân anda hâzır olup bir ziyâfet-i uzmâ ve bir meclis-i sâz u söz-i hânendegân u mutrıbân sohbeti olmuşdur kim gûyâ meclis-i Hüseyn-i Ba[y]kara oldu. Meğer Hân-ı âlî-şân, sâhib-i tab‘, hoş-sohbet cân imiş. Sultân Murâd'a Bağdâd'ı veren Şâh Safî'nin hazînedârbaşılığından hân olmuş Gürcî-peçe Aristo-fikr kimesnedir. İsmine Devlet Mirza Hân nâm vermişler, bir nâmdâr er idi. Bu bâğda ba‘de'z-ziyâfe ibtidâ kendüye paşa efendimiz tarafından elçilik ile gelen Alacaatlı Hasan Ağa'ya ve hakîre birer hil‘at-i fâhire ve onar tümen hammâm-bahâ Abbâsî ve birer at ihsân edüp kendi elçisine dahi hil‘at-i fâhire giydirdi. Böyle bir sâhib-i kerem hân idi. Ve kırk elli aded dûrbîn-i fikr [u] ilm ve dânâ ve fâzıl u kâmil nedîm ve musâhibleri var kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş nedîm-i şehriyârîlerdir. Bu şehrin re‘âyâ vü berâyâsı lisân-ı Dihkan'ı kelimât ederler, ammâ ârif şâ‘irleri ve nedîm ve zarîfleri, zarâfet ve nezâketle lisân-ı Pehlevî ve lisân-ı Moğolî kelimât ederler kim lisân-ı kadîmlerdir. Ve şehirleri dahi kadîmdir kim böyle kelimât ederler. Evvelâ lisân-ı Dehkanî ve lisân-ı Derî ve lisân-ı Fârisî ve Pârisî ve lisân-ı Gâzî ve lisân-ı Pehlevî kelimât etdikleri dahi mahalliyle terkîm olunur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 295a–295b ·
metinde göster ·
Bunlardan mâ‘ada mesâcidlerdir. Ve cümle üç bin altmış aded ikişer kat hâne-i zîbâlardır. Cümle dîvârları kerpiçdendir, amma sütûhları cümle tahta örtülüdür. Ve medrese ve dârü'l-hadîsi ve dârü'l-kurrâsı vardır. Zîrâ tâlib-i ilm fuzalâ ve ulemâsı çokdur. Ammâ medreseleri sâ’ir diyârın medreseleri gibi kârgîr binâ dârü't-tedrîsleri yokdur. Ve yetmiş aded mekteb-i sıbyânı vardır. Gılmânları gâyet necîb ve reşîd olup yedi yüzden mütecâviz hâfız-ı Kur’ân ve huffâz-ı Kitâb-ı Muhammediyye vardır. Ve bir şeyhülislâmı var kim cemî‘î ulemâ anınla mübâhase-i ilmiyye etmede âcizlerdir. Ve nakîbü'l-eşrâfı fâzıl değildir ammâ gâyet mün‘im ü sâhib-kerem, ni‘met-i firâvân sâhibidir. Ekseriyyâ halkı ulemâdır. Sipâhî dahi çokdur. Cümle, elvân sûf ve muhayyer giyerler. Ammâ zenâneleri cümle muhayyer giyerler. Etrâk şehirlerinden olmağıla ekseriyyâ halkı Oğuz tâ’ifesidir. Ya‘nî Türk kavmi demenin hüsn-i ta‘bîridir. Ve cümle yedi aded hânı vardır. Hattâ çârsû içinde bir mükellef hânı ıhrâk-bi'n-nâr olmuşdur. Ve cümle (---) hammâmdır. Çârsû içinde (---) hammâmı gâyet 367b müferrahdır. Ve cümle altı yüz dükkândır. Her zî-kıymet mevcûddur. Lâkin kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur. Çârsûda kassâblar içinde cereyân eden dere kenarında hafta bâzârı olur. Mezkûr dere cereyân ederek inüp şehrin aşağı cânibinde cereyân eden (---) nehrine mahlût olup andan nehr-i Sakarya'ya munsab olur. Bu şehr bir mürtefi‘ yerde olmağıla cümle şâhrâhları kumsalca kaldırımsızdır. Ve halkı gâyet garîbü'd-diyâra ri‘âyet edüp ehl-i kerem âdemlerdir. Âb [u] hevâsının letâfetinden Türk mahbûbları olur. Mahbûbeleri memdûh değildir. Zîrâ çârsû-yı bâzârda ve deri ve dernekde ve cem‘iyyet-i sûrda görülmiş değillerdir. Gâyet afîfe ve mü’eddebe nisvânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367a–367b ·
metinde göster ·
… lması takrîbiyle paşanın musâhibi ve nedîm-i hâsı bir molla-yı muhteşem, âlim ü
fâzıl
kimesne idi. Ammâ bedele-gûy, hezele-gûy, dürûğ-gû idi. Paşa huzûrunda anların …
Bu hakîr Evliyâ-yı pür-taksîr sene 1051 târîhinden berü dokuz pâdişâh ve yetmiş vüzerâ-yı âlîşânlar ile müşerref olup kamusunun ahvâllerine vâkıf olup görürdük ki cemî‘i vüzerâ vü vükelâ ve cümle a‘yân-ı kibâr hoş-âmed kelâma ve rîş-handa ve bedele-gûya ve kizb ü bühtân ü iftirâya ve gammâza ve fassâl âdemlere mâyillerdir. Hattâ bu Haleb'de Murtezâ Paşa efendimizle Hünkâr Bâğçesi havzı kenarında hem-celîs idim. Ve ba‘zı safâ-âver nüdemâlar ile hem-sohbet ü hem-enîs idim. İttifâk bir kaç kerre esnâ-yı kelâmda mübâlağadan kinâye ifrât-ı kelâm üzre kizb-i sarîhi irtikâb edinüp hezârân dürûğ-gûyluk ederlerdi. Söyledikleri kizblerin sıhhati ve dürûğu hakîrin mazbûtu ve ma‘lûmu olduğu mâddelerdir kim ekseriyyâ ol seferlerde bile idim. Hakîr anlara mu‘âraza etdikçe paşa anların kizbini tasdîk edüp irtibât ve âb [u] tâb verirdi. Hatta bir gün merhûm ve mağfûrunleh Tabanıyassı Mehemmed Paşa imâmı Yahyâ Efendi Şâm'dan ma‘zûl şehr-i Haleb'de bulunup Murtezâ Paşa'nın kapu yoldaşı olması takrîbiyle paşanın musâhibi ve nedîm-i hâsı bir molla-yı muhteşem, âlim ü fâzıl kimesne idi. Ammâ bedele-gûy, hezele-gûy, dürûğ-gû idi. Paşa huzûrunda anların sergüzeşt [ü] serencâmı kelimâtlarıdır kim bu mahalle tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 51b ·
metinde göster ·
… İmâret müderrisiyken merhûm olup medrese kurbunda şâhrâh üzre medfûndur. Âlim ü
fâzıl
ve musannif ü mü’ellif kimesne idi. İlm-i hadîsde yegâne-i asr idi. (---)(---) …
el-Mevlâ Uzun Balı Efendi: İmâret müderrisiyken merhûm olup medrese kurbunda şâhrâh üzre medfûndur. Âlim ü fâzıl ve musannif ü mü’ellif kimesne idi. İlm-i hadîsde yegâne-i asr idi. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 107a ·
metinde göster ·
… r. Kemâl Paşazâde keşf-i râz etmeyüp bu hücrede tekmîl-i fünûn edüp eyle âlim ü
fâzıl
olur kim ferîd-i asr, mütebahhirînden gavvâs-ı ma‘ânî olup hakkâ ki müfti's-sak …
Ale's-sabâh Kemâl Paşazâde taşra çıkınca görse kim kapusu önünde imâm ve mü’ezzin ve cemâ‘atler tâbût hâzır edüp su ıssı etmişler. Kemâl Paşazâde'yi görüp vâlih ü hayrân kalup şükr-i Yezdân ederler. Kemâl Paşazâde keşf-i râz etmeyüp bu hücrede tekmîl-i fünûn edüp eyle âlim ü fâzıl olur kim ferîd-i asr, mütebahhirînden gavvâs-ı ma‘ânî olup hakkâ ki müfti's-sakaleyn olup âhir Süleymân Hân-ı Gâzî asrında Mısır kadı‘askerliğinden ma‘zûl olup {İslâmbol'da} şeyhülislâm iken dâr-ı selâmı selâmlayup Edirnekapusu hâricinde bir demir şebeke içre üstü mekşûf bir merkad-i muvakıdede medfûndur. Masrû‘ olan cânlar yedi cum‘a ertesi ale‘s-sabâh ziyâret edüp hâk-i pâk-i anber-âsâ türâbından sehel tenâvül ederler, bi-emrillâhi Te‘âlâ sıhhat bulup gider. Bu sultânın irtifâ‘-ı kadrine sebeb bu Edirne'deki (---)(---) medresesi hücresi olmuşdur. İlâ hâze'l-ân ol hücre-i sultân mesdûddur. Yanına varmağa bile cür’et edemezler. Eyle bir mahûf hücredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157b ·
metinde göster ·
… ni olan kal‘a-i Kamaniçse'yi bizzât kendüleri âsaf-ı Berhiyâsı olan Köprülüzâde
Fâzıl
Ahmed Paşa serdârıyla gidüp (---) günde Kamaniçse kal‘asın emân vermeyüp feth e …
Ba‘dehû {Sene 1021} Ahmed Hân kasrı, andan Murâd Hân-ı Râbi‘ kasrı ma‘mûrdur. Lâkin sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ sayd [u] şikâra mâ’il olmağıla ekseriyyâ evkâtları bu şehr-i Edirne'de mürûr edüp memâlik-i Erdel'i ve diyâr-ı Alaman'da kal‘a-i Uyvar'ı ve cezîre-i Girid'de kal‘a-i Kandiye'yi bu Edirne şehrinden serdâr-ı mu‘azzamlar gönderüp feth ederdi. Bâ-husûs sene (---) târîhinde Leh diyârının hısn-ı hasîni ve sedd-i metîni olan kal‘a-i Kamaniçse'yi bizzât kendüleri âsaf-ı Berhiyâsı olan Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa serdârıyla gidüp (---) günde Kamaniçse kal‘asın emân vermeyüp feth etdi. Ve cânib-i erba‘aya serdârlar ta‘yîn edüp kal‘a-i İlvov ve kal‘a-i Çehriniçse ve kal‘a-i Omaniçe ve kal‘a-i İççeriz bu kal‘a-i Lubinye ve kal‘a-i Horodok, bunun emsâli yetmiş altı pâre kal‘a-i gevher-nigûnları feth edüp niçe bin aded bikr-i nâ-şüküfte üsârâ ve gılmânlar ve niçe kerre yüz bin lâ-yu‘ad mâl-ı firâvânlar ile yine şehr-i Edirne'ye dâhil olup gazâ mâlıyla bu Edirne bâğçesin ve Akbınar nâm mesîregâhın ve Hıdırlık nâm teferrücgâhın ve'l-hâsıl yetmiş aded bâğ-ı İremezâtları bu gazâ mâllarıyla imâr edüp Edirne bâğçesi eyle oldu kim hâlâ bu edîm-i arzda eyle bir ürdibehişt yokdur. Meğer Alaman diyârında Nemse çesarının Peşpehil şehri bâğı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161a ·
metinde göster ·
… i Evvel'de merhûm olup Eski câmi‘ mihrâbı önünde defn olundu. Ol asrda anlardan
fâzıl
u âlim yok imiş kim benî Âdem'e âteş ile azâb Allah'a mahsûsdur, fe efhem!
Ba‘dehû Fahreddînü'l-Acemî dahi Sultân Mehemmed-i Evvel'de merhûm olup Eski câmi‘ mihrâbı önünde defn olundu. Ol asrda anlardan fâzıl u âlim yok imiş kim benî Âdem'e âteş ile azâb Allah'a mahsûsdur, fe efhem!
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 168a ·
metinde göster ·
Bâlâda tahrîr olunan cevâmi‘lerin her birinde birer şeyhü'l-kurrâlar vardır kim ilm-i hıfz görülür. Ammâ Kürdistân olmağile Arabistân gibi hâfız-ı Kur’ân'ı çok değildir. Zîrâ "ilm-i hıfza mukayyed olan fâzıl olamaz" deyü ilm-i hıfza takayyüd etmezler. Lâkin ilm-i tecvîd görülüp kırâ’ati üzre ve kırâ’at-i Ebû Ömer üzre râvîleriyle mahâric-i hurûfa ri‘âyet ederler. Ba‘zılar tekmîl-i fünûn etmeğiçün kırâ’at-i İbn-i Kesîr ve kırâ’at-i seb‘a ve kırâ’at-i aşere tilâvet ederler (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 201b ·
metinde göster ·
Cümle (---) aded dârü'l-hadîsdir. Gerçi İslâmbol'daki gibi kıbâb-ı azîmler ile mebnî dârü'l-hadîsler yokdur. Ammâ elbette her câmi‘de birer muhaddis-i ders-i âmlar vardır. Bâ-husûs Câmi‘-i Kebîr imâmı Deli İmâm nâmiyle şöhret bulmuş imâm-ı fâzıl gâyetü'l-gâye muhaddisdir. Zîrâ Mısır'da Câmi‘-i Ezher'de tahsîl-i ilm-i hadîs etmişdir. Ve muhaddis Ramazân Efendi Müslim ve Buhârî'yi (---)(---) cümle hıfzan kırâ’at etmişdir kim râvîleriyle yedi bin hadîs hâtır-nişânıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 201b ·
metinde göster ·
… û-be-zânû oturmuş Hakkarî hâkiminin akra[bâ]larından sulehâ-yı ümmet bir âlim u
fâzıl
çelebi idi, ammâ ismi Allahu a‘lem ya İsmâ‘îl veya Monlâ Alî idi, hemân ol zât- …
Bu ibret-nümâları paşa ve cümle asker seyr ü temâşâ ederken paşa efendimizin yanında zânû-be-zânû oturmuş Hakkarî hâkiminin akra[bâ]larından sulehâ-yı ümmet bir âlim u fâzıl çelebi idi, ammâ ismi Allahu a‘lem ya İsmâ‘îl veya Monlâ Alî idi, hemân ol zât-ı lecûc Kürdlüğü dutup paşaya ve hâna eydür: "Böyle hırsız ve harâmî kemendbâz ve mismârbâz senin hareminin sütûhuna çıhar. Murâd idinse gice haremine girüp harâm-zinâlık ve harâmzâdelik etmez mi? Munu fikr etmeyüp eynine semmûr lipâçe verüp bir kise guruş verüp başına zer-i mümessek nisâr edersüz. Men de ecdâdımdan gördiğim ma‘rifetleri gösterem. Mena ne verirsiz, görem!" deyüp kasr-ı kasîrden aşağı "Yâ Hay!" deyüp kendüyi atup derhâl eyninden semmûr kürkün çıkarup meydân-ı muhabbetde serserî "Yâ Hayy!, yâ Kayyûm" {deyü} gezüp eydür: "Ol pehlivân dîvârlara mismârlarla çıkar. Görem ki men de niçe çıkaram" deyü hemân karşu dîvârın yüzüne bir kerre el urdu ve eli dîvâra yapışdı. Obir elin dahi yukaru atdı. Ol dahi eyle yapışup bu tarîk ile "Yâ Hayy, yâ Hâyy" deyü feryâd ederek yarasa kuşu gibi rûy-ı dîvâra yapışarak asılup gezerdi. Başında kohık-i şanpur destârı ve ayaklarında poçilli pâbucu ile sarây meydânının cânib-i erba‘asında dîvâr ki seksener doksanar arşın âlî dîvârlardır, birkaç kerre bu rûy-ı dîvârı "Yâ Hây, yâ Kayyûm ve yâ Vâhid ve yâ Mâcid ve yâ Ferd ve yâ Samed!" deyüp devr ederek paşanın başı ucundaki dîvârdan köşke nüzûl edüp yine zânû-be-zânû meks etdükde paşadan vâfir özürler diledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233a ·
metinde göster ·
… îde müdâhale edemez. Hatta kadıları dahi İmâdiyye tarafından bir âbid ü zâhid ü
fâzıl
kimesne olur. Ve beği üç bin mikdârı Humeydî Ekrâd bahâdır askerine mâlikdir. V …
Sitâyiş-i hâkimân-ı kal‘a-i Akra: Evvelâ kânûn-ı kadîm-i kavânîn-ı Âl-i Osmâniyân'dan Süleymân Hân tahrîri üzre bu kal‘a-i Akra eyâlet-i Bağdâd-ı behişt-âbâdda İmâdiyyeyi serbest hükûmetinde hâlâ kal‘a-i Akra sancak beği hükmünde kal‘a-i kadîmdir. Lâkin beği Âl-i Osmân tarafından değildir. Kânûn-ı Süleymân Hân üzre İmâdiyye hâkiminden Akra beği hil‘at giyüp tabl u alem sâhibi olup İmâdiyye hâkimiyle Bağdâd seferine ve muhâfaza ve mahâsarasına me’mûr bir mîr-i Behdinânura'dır. Taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu olmayup evâmirleri elkâbında mîr-i mükerrem tahrîr olunup Âl-i Osmân hâs-ı harâc ü bâc u revâclarına müdâhale etmeyüp livâsı hükmünde aslâ timâr u ze‘âmet yokdur ve kal‘ası ve cemî‘i hükûmâtları beğinin kabza-i tasarrufundadır. Aslâ bir ferd-i âferîde müdâhale edemez. Hatta kadıları dahi İmâdiyye tarafından bir âbid ü zâhid ü fâzıl kimesne olur. Ve beği üç bin mikdârı Humeydî Ekrâd bahâdır askerine mâlikdir. Ve sancağı hâkinde yigirmi bin mikdârı tüfeng-endâz Ekrâd re‘âyâsına mâlikdir. Cümleden melik hâkimdir. Şimâlinde dörd konak Hakkarî hâkiyle müşâdır. Cânib-i şarkîsinde şehr-i (---) Acem ile çetdeşdir. Cenûb tarafında şehr-i Şehrezûl hâkiyle hudûddeşdir. Cânib-i garbında beş konak İmâdiyye ile hem-hâkdir. Selâmetle bu kal‘aya dâhil oldukda mîr-i muhteremi Sultân Hüseyin ibn Sultân {Seyyid} idi. Murtezâ Paşa Kethudâsı Köle Yûsuf Ağa ile bu Akra kal‘asına dâhil olurken Akra beği alây-ı azîm ile istikbâlimize çıkup şehde girerken ka‘adan toplar atılup sarâyında ni‘met-i nefîseler tenâvül olunup Murtezâ Paşa'nın mektûb-ı muhabbet-uslûbun ve bir eğerli raht u bahtlı küheylân atın hedâyâ verüp cihân kadar pek hazzedüp sarâyında mihmân olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 375b ·
metinde göster ·
… tli ve tahta minârelidir. Ve ana karîb yine cisr-i mezkûr başındaki Köpürlüzâde
Fâzıl
Ahmed Paşa câmi‘i var. Bunlardan mâ‘adâ mescidlerdir.
Andan Sofu Ken‘ân Paşa câmi‘i kiremitli ve taş minâreli ve gayrı câmi‘lerden büyükdür. Andan cisr aşrı Çengîzâde (---) Paşa câmi‘i kiremitli ve tahta minârelidir. Ve ana karîb yine cisr-i mezkûr başındaki Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa câmi‘i var. Bunlardan mâ‘adâ mescidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122b ·
metinde göster ·
ve münşî-i dîvân-ı fezâ’il bedî‘ü'l-abîr harîrü't-tahrîr vassâf-ı firdevs-edâ s …
Mevlânâ-yı merkûm kadı ve râzî ve fâzıl ve münşî-i dîvân-ı fezâ’il bedî‘ü'l-abîr harîrü't-tahrîr vassâf-ı firdevs-edâ sîr-i cüvân sultân-ı herdü-sezâ idi. Hulâsa-i kelâm, eğer ilm-i inşâda eğer ilm-i lugazda benî Âdem'de vech-i arza eyle bir vücûd-ı nûr-ı İlahî gelmemişdir. Hattâ yüzden mütecâviz risâle ve yüze yetmiş belki dahi altmış aded kasâ’id-i belîgaları var ve kırk aded mücelled kitâbları var kim her biri cihân-ârâlardır. Husûsan siğeri nazîre kabûl etmez kabîlindendir. Hattâ bu hakîr Üsküdarî Mahmûd Efendi huzûrunda azîzin kendü güftelerinden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 172a ·
metinde göster ·
… lara birer hil‘at-i zerîn gelüp (gelüp) Köpürlü Mehemmed Paşa'nın fevti ve oğlu
Fâzıl
Ahmed Paşa'nın sadâreti ve Melek Ahmed Paşa'ya Sultân Ahmed kızı Fâtıma Sultân' …
Hikmet-i Hudâ bu Foğraş kal‘ası altında sene (---) mâh-ı (---) da Âsitâne-i sa‘âdet tarafından hatt-ı şerîf ile Hünkâr Kapucular kethudâsı gelüp Serdâr Ali Paşa'ya hil‘at-i fâhire ve bir şemşîr-i nâdire ve bir semmûr kürk (---) getirüp Melek Ahmed Paşa'ya ancak bir kürk ve gayri vüzerâlara ve mîr-i mîrânlara birer hil‘at-i zerîn gelüp (gelüp) Köpürlü Mehemmed Paşa'nın fevti ve oğlu Fâzıl Ahmed Paşa'nın sadâreti ve Melek Ahmed Paşa'ya Sultân Ahmed kızı Fâtıma Sultân'ın nikâhı haberleri geldikde cümle vüzerâlar ve sâ’ir ibâdullâhlar Köpürlü fevtinden cümle mahzûz oldular, ammâ mühür Köpürlü oğlunda kalacağına aslâ vücûd vermeyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28b ·
metinde göster ·
Andan 9 sâ‘atde Çekmeceler kurbundan ubûr edüp sene 1072 şa‘bânu'l-mu‘azzamının ikinci hafta Cum‘aertesi gün sevâd-ı azîm ve bilâd-ı kadîm belde-i tayyibe, ya‘nî mahrûse-i Kostantiniyye hamâhallâhu Ta‘âlâ ani'l-beliyye olan şehr-i İslâmbol'a bir alay-ı şevket ile dâhil olup Paşa efendimiz doğru Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa'ya varup mülâkât olduklarında hemân Sadrıa‘zam paşayı sa‘âdetlü pâdişâha götürüp buluşdurdukda sa‘âdetlü pâdişâh,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 43a ·
metinde göster ·
Ve gâyet sâlih ve dîndâr ve âlim ve âmil ve kâmil ve
fâzıl
ve dîndâr ve perhîzkâr ve Âsaf-ı Berhayâ-vâr bir gâzî-i sâhib-i ayâr ve yâdigâr …
Ve gâyet sâlih ve dîndâr ve âlim ve âmil ve kâmil ve fâzıl ve dîndâr ve perhîzkâr ve Âsaf-ı Berhayâ-vâr bir gâzî-i sâhib-i ayâr ve yâdigâr bir vezîr-i dilîr gelme[mişdir].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48a ·
metinde göster ·
… günü serâperde-i hüsrevânîsinde cümle kullarına ziyâfet-i azîm edüp Köpürlüzâde
Fâzıl
Ahmed Paşa'yı mühr-i Süleymânî ve sancağ-ı Resûlullâh ile Yanık kal‘ası üzre di …
"Pâdişâhım ecdâd-ı ızâmın Sultân Murâd Hân-ı Sâlis sene 1003 târîhinde Yanık kal‘asın be-dest-i Sinân Paşa feth etmişdi. Küffâr-ı dûzah-karâr bir hîle ile kal‘a-i Yanık'ı alup içinde olan cümle izâbı kırup hâlâ ol zamândan berü kal‘a-i Yanık dest-i kâfirde kalup câmi‘lerimiz hâlâ kenîse olmuşdur. Alaman kâfiri elinden câmi‘lerimizi kurtarmak pâdişâhıma lâzımdır" dediklerinde cümle iş erleri ve cümle ocak pîrleri Nemse çâsârından intikâm alınmasıyçün Fâtiha-i şerîfe tilâvet olunup Sarây meydânında serâperde-i hümâyûn önüne du‘â vü senâlar ile tuğ-ı şâhîleri diküp cemî‘i memâlik-i mahrûselere ser-bevvâbân-ı dergâh-ı âlîler asâkir-i İslâm sürmeğe gidüp cemî‘i sefer mühimmâtları görülüp şehr-i Edirne'de nâdîler nidâ etdikde sa‘âdetlü pâdişâh-ı kişver-güşâ izz ü şevket-i şehinşâhî cünbân ve nâmûs-ı saltanata munazzam olup sene (---) mâh-ı (---) günü serâperde-i hüsrevânîsinde cümle kullarına ziyâfet-i azîm edüp Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa'yı mühr-i Süleymânî ve sancağ-ı Resûlullâh ile Yanık kal‘ası üzre diyâr-ı Alman'a serdâr-ı mu‘azzam edüp eğnine bir semmûr ve bir zerdûz hil‘at-i şâhî geydirüp bir alay-ı azîm ile vezîr-i müşterî dânâ serâperdesine revâne oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 52a ·
metinde göster ·
… l gün yine dîvân-ı azîmde huzûr-ı pâdişâh-ı âlem-penâhda Sadrıa‘zam Köpürlüzâde
Fâzıl
Ahmed Paşa ve Defterdâr Ahmed Paşa ve Yeniçeri ağası Sâlih Paşa ve Re’îs Efendi …
Andan sonra Edirne müşâveresinden Nemse çâsârına "Vaktine hâzır ol" deyü nâmeler ile elçiler gitdi. Ve ol gün yine dîvân-ı azîmde huzûr-ı pâdişâh-ı âlem-penâhda Sadrıa‘zam Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa ve Defterdâr Ahmed Paşa ve Yeniçeri ağası Sâlih Paşa ve Re’îs Efendi Şâmîzâde ve'l-hâsıl cümle sefere me’mûr sekiz vezîr ve on sekiz eyâlet sâhib[i] mîr-i mîrânlar ve sâ’ir ümerâlar ve cümle erbâb-ı dîvân cümle ocak halkı huzûr-ı pâdişâhîde üç yüz yetmiş altı aded zer-ender-zer hil‘at-i fâhireler geyilüp sa‘âdetlü pâdişâhın du‘â vü senâlarıyla sene (---) mâh-ı (---) günü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 52b ·
metinde göster ·
ve kâmil ve âlim ve münşî çelebi idi. Hemân ol ân Kabirova hâssı ağasının bir g …
Bir zarîf ü nahîf çelebi idi, ammâ ehl-i ilm ve fâzıl ve kâmil ve âlim ve münşî çelebi idi. Hemân ol ân Kabirova hâssı ağasının bir gûne ıstılâhât u ibârât ve fesâhat u belâğatle bir arz-ı mahzar tahrîr etmişdir kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 55a ·
metinde göster ·
Ahmed Paşa kal‘a-i Budin altında asâkir-i İslâm cem‘ olsun içün kâmil bir hafta …
Çünkim Sadrıa‘zam Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa kal‘a-i Budin altında asâkir-i İslâm cem‘ olsun içün kâmil bir hafta tekâ‘üd edüp asâkir-i İslâm ol kadar cem‘ oldu kim Kile sahrâsı doldukdan sonra dağları ve bâğları ve yakın u ırağları benî Âdem deryâsı {ile} leb-ber-leb olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 90b ·
metinde göster ·