38 aydı firʿavn: ey ögür bilmedim sizke taŋrıdın mėnde aḍın yaḳġıl maŋa ey
haman
balçıḳ üze ḳılġıl maŋa ap meniŋ üçün köşk bolġay kim köz kemişgey men musa taŋr …
38 aydı firʿavn: ey ögür bilmedim sizke taŋrıdın mėnde aḍın yaḳġıl maŋa ey haman balçıḳ üze ḳılġıl maŋa ap meniŋ üçün köşk bolġay kim köz kemişgey men musa taŋrısıŋa men sėznür men anı yalġançılardın
… er aded pâsbânları keşik beklerler. Zîrâ bunda dahi bî-hisâb mâl-ı Kârûn genc-i
Hâmân
vardır. Bu sûk-ı sultânî şimâlden cenûba tûlânî vâki‘ olup bir demir kapudan bi …
Süleymân Hân vüzerâlarından sâhib-i tab‘ ve sâhib-i kerem Alî Paşa hayrâtıdır. Ve Süleymân Hân mi‘mârbaşısı Koca Mi‘mâr Sinân kârıdır. Hakkâ ki bunda dahi var makdûrun sarf edüp Balıkbâzârı nâm kapu dibinden tâ İğneciler kapusu dibine gelince bir şâhrâh-ı azîmin tarafeynine koca mi‘mâr bir çârşû-yı hüsündâr tarz-ı tarh etmişdir kim hakkâ ki yed-i tûlâsın bu kârda ayân etmişdir. İki başında azîm vezni üzre kal‘a-misâl demir kapular vardır kim gûyâ her biri bahr-i Haraz kenarında dest-i Acem'de kal‘a-i Bâbu'l-ebvâb'ın demir kapularıdır. Yâhûd Ümm-i Dünya olan Mısır'ın Bâb-ı Nâsır'ıdır. Ammâ bir nazarda ol mezkûr kapulardan kavî bâb-ı metînlerdir. Zîrâ her gice yüzer aded pâsbânları keşik beklerler. Zîrâ bunda dahi bî-hisâb mâl-ı Kârûn genc-i Hâmân vardır. Bu sûk-ı sultânî şimâlden cenûba tûlânî vâki‘ olup bir demir kapudan bir bâb-ı hadîde varınca kâmil bin adem şâhrâhdır. Yemîn ü yesârında cümle üç yüz altmış hapenk ve dekâkîn add olunur. Cümle hapenk üstâd eyle çırpı ile hemvâr binâ eylemiş kim bir hapenk birinden bir ser-i mû hâric değildir. Yemîn ü yesârda cümle hapenkler cenâheyn-vâr per açup dururlar. Ve bu sûk-ı sultânînin üzerleri cümle tâk-i Kisrâ'dan nişân verir toloz kârgîr binâdır kim cümle kurşumludur. Ve köşede olmak içün kemerlerin zeylinde birer demir kapaklı hadîd pencereler vardır. Pâsbânlar her gice ol manzara bâdgîrleri sedd ederler. Bundan dahi ankâ bâzergânlar vardır. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 162a ·
metinde göster ·
… şlik altun sikke nişân-ı vakf imiş. Ve "Her kim bu evkâfını harâb itken bolursa
Hâmân
u Kârûn ve Mervân u Fir‘avn u Yezîd'in la‘neti orasına ve töresine ve üzerine o …
Bu şehre hayvânâtlar girmediğiyçün cümle behâ’imlerinin südlerin yaylada sağup aşağı şehirdeki çeşmelerde herkes südün alırdı. Zîrâ bu şehr-i harâbın ensesinde yıldız tarafı dağlar ve bâğlar ve yaylalardır ve kıble ve cenûb tarafı Van deryâsıdır. Ve bir câmi‘in dîvârında câmi‘in kendi evkâfnâmesin yazmış. Bin beş yüz dükkân ve bin aded tarla ve yüz aded değirmân ve beşlik altun sikke nişân-ı vakf imiş. Ve "Her kim bu evkâfını harâb itken bolursa Hâmân u Kârûn ve Mervân u Fir‘avn u Yezîd'in la‘neti orasına ve töresine ve üzerine olsun!", deyü yazmış. Ve dahi altında Arapça âyetin yazmış. Hakkâ ki sikke-i mermerde kazmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240a ·
metinde göster ·
Cümle huzzâr-ı meclis herîf-i mezbûra Fir‘avn u Yezîd ve
Hâmân
u Mervân ve Kârûn u Ebû Cehil ve Ebû Leheb u Bel‘am ibn Bâ‘ûr'un la‘netin üzeri …
Cümle huzzâr-ı meclis herîf-i mezbûra Fir‘avn u Yezîd ve Hâmân u Mervân ve Kârûn u Ebû Cehil ve Ebû Leheb u Bel‘am ibn Bâ‘ûr'un la‘netin üzerine okudular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 276b ·
metinde göster ·
… kı, ‘Hezâr-ahsend ey hân-ı âlîşân’ deyü pesend edeler. Melek'e sadlek la‘net ve
Hâman
ve Fir‘avn ve Karûn ve Yezîd'in la‘netin edüp Melek'e beddu‘â sana hayır du‘â e …
Hakîr eyitdim: "Hânım, yine siz deryâ-dil bir pâdişâh-ı cem-cenâbsız, {yine} siz afv ile mu‘âmele edersiz. Anların etdiğine kalmayup eğer ma‘zûlen paşa bunda gelirse ke'l-evvel geldiği gibi dâmâd-ı pâdişâhî bir vezîr-i âlîşândır. ‘Ben dahi şânıma düşeni ideyim ki dâstân-ı dostân olsun’ deyü etdiği kemliğe karşılık {eylik} edersin kim cümle halk sana ve cemî‘i Kürdistân halkı ve cemî‘i Âl-i Osmân diyârı halkı, ‘Hezâr-ahsend ey hân-ı âlîşân’ deyü pesend edeler. Melek'e sadlek la‘net ve Hâman ve Fir‘avn ve Karûn ve Yezîd'in la‘netin edüp Melek'e beddu‘â sana hayır du‘â ederler. Hânım, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11a ·
metinde göster ·
… öşeyüp şehre aslâ hayvânâtdan at ve katır ve arabalardan bir şey girmemek üzre "
Hâmân
ve Fir‘avn ve Kârûn ve Şeddâd ve İsvet Nikola ve Sarı Saltık'un la‘neti olsun" …
Ba‘dehu Âl-i Osmân'ın ibtidâ tulû‘u sene (---) târîhi olunca bu kal‘anın sene-i mezbûrda tâli‘in yoklayup eyle buldular kim Türk'de sâhib-i zuhûr olan Osmân'ın oğullarından Sarı Süleymân Igrando Kostantinapol bu Budin'i ve etrâfında olan cemî‘i kal‘aları alalar, ammâ Beç kal‘asın alamayup gideler. Çünki Beç kal‘asının tâli‘in ilm-i nücûm ile böyle bulup cümle kral-ı dâller bir yere gelüp turvin ü meşveret edüp Budin kralı olan Koca Milon Poturi Mikloş Krala cümle krallar ve dahi İspanya'da Rim papası ve gayri irşekler ve banlar ve hersekler ve cümle şaglar bâtıl dînlerinin aşkına Meryem Ana ve Hazret-i Îsâ gayretine mezkûr krallar ve banlar imdâd edüp ilm-i nücûmda buldukları takdîri sû-i tedbîrleriyle bozmak içün kal‘a-i Budin'i eyle metîn ü müstahkem edüp gûyâ sedd-i İskender edüp derûn-ı şehirde olan hâne-i menhûsları ve cümle düyûrların serâpâ altun ve gümüş derveze ve revzen ve şebekeli kâ‘alar ile ârâste ve cümle zer ü halkârî münakkaş dekâkînler ile pîrâste edüp cümle esvâklarını Hind füsûskârîsi gibi serâpâ murassa‘ zemîn döşeyüp şehre aslâ hayvânâtdan at ve katır ve arabalardan bir şey girmemek üzre "Hâmân ve Fir‘avn ve Kârûn ve Şeddâd ve İsvet Nikola ve Sarı Saltık'un la‘neti olsun" deyü tenbîhler edüp cümle a‘yân-ı kefere şehr-i Budin'e piyâde girirler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 73b ·
metinde göster ·
ve Fir‘avn ve Kârûn ve Şeddâd ve Nemrûd ve Ebû Cehil ve Ebû Leheb ve Yezîd ve M …
"Hâmân ve Fir‘avn ve Kârûn ve Şeddâd ve Nemrûd ve Ebû Cehil ve Ebû Leheb ve Yezîd ve Mervân ve Bahtek'in la‘neti bu cebehâneden bir zerre şey uğurlayanların üzerlerine olsun" deyü bu la‘netnâmeyi bir taşa yazup ve sikkeyi mermerde kazup bu hatt-ı la‘netnâmeyi cebehâne kapusu üzre kodular. Ve yılda bir kerre cümle a‘yân-ı kibâr ma‘rifeti ve nezâretiyle "Yıl başında {cümle silâhlar pars} olup musaykal ve mücellâ ola" deyü kanûnnâme yazıldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132a ·
metinde göster ·
… -i örfiyye ve şâkkadan maktû‘u'l-kalem ve mefrûzu'l-kadem eyleyüp vakfiyyesinde
Hâmân
u Kârûn u Şeddâd ve Ebûcehil ve Yezîd'in la‘netin tahrîr edüp bir vakfiyye yazm …
Beçkelek dahi derler. İsmi lisân-ı Türkî'de beş kavun demekdir. Mukaddemâ kefere zamânı bir küçücük bî-ma‘nâ palankacık imiş. Sene 958 târîhinde Sultân Süleymân Şeh asrında Koca Sokollu Tavîl Mehemmed Paşa dest-i Erdel'den feth edüp mahûf u muhâtara katana kemîngâhı yer olmak ile Mehemmed Paşa fermân-ı pâdişâhîyle kal‘asını tevsî‘ ve bir ma‘mûr u âbâdân varoş-ı azîm inşâ edüp hatt-ı şerîf-i şehriyârî ile bu şehirde sâkin olanları cemî‘i tekâlîf-i örfiyye ve şâkkadan maktû‘u'l-kalem ve mefrûzu'l-kadem eyleyüp vakfiyyesinde Hâmân u Kârûn u Şeddâd ve Ebûcehil ve Yezîd'in la‘netin tahrîr edüp bir vakfiyye yazmışdır kim evlâd-ı evlâda ba‘de'l-inkırâz-ı ebkâya deyü meşrûtaları la‘net-nâme-i mezkûr eyle tahrîr etmiş kim bir ferd-i âferîde Fir‘avn [u] Yezîd'in la‘netin kabûl edüp vakfiyye bozmağa kâdir değildir. Hâlâ İbrâhîm Hânzâde beğefendilerimiz nâzıru'n-nuzzâr mütevellîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 82a ·
metinde göster ·
… rratları ve timsâh hâssaları ve mudhike-i acîbe-i Nîl kelbi ve Kalyûb'da Bi’r-i
Hâmân
Vezîr ve alay-ı azîm-i muhtesib gecesi kalemler ile tahrîr olunmaz bir temâşâdı …
(---) varakda 50 ve kâğızda, tılısmât-ı Ümmü'l-kıyâs ve hikâye-i garâyib-i timsâh ve sakankûr ve te’sîr-i helâk ve Nîl atı ve Nîl'de ri‘âde balığı ve hâssa ve mazarratları ve timsâh hâssaları ve mudhike-i acîbe-i Nîl kelbi ve Kalyûb'da Bi’r-i Hâmân Vezîr ve alay-ı azîm-i muhtesib gecesi kalemler ile tahrîr olunmaz bir temâşâdır, anı bildirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y455a ·
metinde göster ·
… eler sekiz sâ‘at Kalyûb'da Fir‘avn'un vezîri Hâmân'ın bir kuyusu vardır, Bi’r-i
Hâmân
derler – bir azîm kuyudur, hâlâ on iki yerden sâkıye dollâbları döner bir âb-ı …
Hattâ sene 1083 târîhinde Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa asrında nehr-i Nîl kâmil iki ay yemyeşil Nîl-i mübârek cereyân edüp sâhib-i tab‘ olanlar içmeğe havf edüp Matariyye'den ve gayrı lezîz sâkıyeler ve sebîllerden nûş etdiler. Ba‘zı ankâ kimesneler sekiz sâ‘at Kalyûb'da Fir‘avn'un vezîri Hâmân'ın bir kuyusu vardır, Bi’r-i Hâmân derler – bir azîm kuyudur, hâlâ on iki yerden sâkıye dollâbları döner bir âb-ı rakîkdir – ba‘zı ten-perver ve server [ü] dilâver Y 165a kimesnelerin huddâmları Bi’r-i Hâmân'dan su getürüp nûş edüp Nîl'in ol yeşil suyundan içmezler, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y164b–Y165a ·
metinde göster ·
… a tevârîhlerinde tahrîr olunduğu üzre bu şehrin ibtidâ bânîsi Fir‘avn'ın vezîri
Hâmân
binâsıdır. Sarây esâsları ve bostânının hâlâ bir kuyusu zâhirdir, bi’r-i Hâmân …
Bu şehr-i azîm hakkında müverrih-i âlem Ebu'l-Me’âl niçe kîl [ü] kâl etmiş, ammâ Kabâbıta tevârîhlerinde tahrîr olunduğu üzre bu şehrin ibtidâ bânîsi Fir‘avn'ın vezîri Hâmân binâsıdır. Sarây esâsları ve bostânının hâlâ bir kuyusu zâhirdir, bi’r-i Hâmân derler âb-ı hayât suyu vardır. Ve on iki yerden sâkıye dollâbları ile döner kârgîr binâ-yı Fir‘avn çâh-ı azîmdir. Y 359b şehrin mezra‘alarında olan şeker kamışları bâğların ve bostanların bu sudan rey ederler, meşhûr-ı âfâk kuyudur. Kıbtîlerin hastaları girüp zu‘m-ı bâtıllarınca şifâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y359a–Y359b ·
metinde göster ·
… Hâmân binâsıdır. Sarây esâsları ve bostânının hâlâ bir kuyusu zâhirdir, bi’r-i
Hâmân
derler âb-ı hayât suyu vardır. Ve on iki yerden sâkıye dollâbları ile döner kâr …
Bu şehr-i azîm hakkında müverrih-i âlem Ebu'l-Me’âl niçe kîl [ü] kâl etmiş, ammâ Kabâbıta tevârîhlerinde tahrîr olunduğu üzre bu şehrin ibtidâ bânîsi Fir‘avn'ın vezîri Hâmân binâsıdır. Sarây esâsları ve bostânının hâlâ bir kuyusu zâhirdir, bi’r-i Hâmân derler âb-ı hayât suyu vardır. Ve on iki yerden sâkıye dollâbları ile döner kârgîr binâ-yı Fir‘avn çâh-ı azîmdir. Y 359b şehrin mezra‘alarında olan şeker kamışları bâğların ve bostanların bu sudan rey ederler, meşhûr-ı âfâk kuyudur. Kıbtîlerin hastaları girüp zu‘m-ı bâtıllarınca şifâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y359a–Y359b ·
metinde göster ·
… kimse kiçdügi yoḳ oḫumı kimse yarduġı yoḳ imdi gel senüŋ-ile güreş ṭutalum didi
haman
beyrek atdan indi ḳarvaşdılar iki pehlivan olup bir birine ṣarmaşdılar beyrek g …
mere yigit menüm atumı kimse kiçdügi yoḳ oḫumı kimse yarduġı yoḳ imdi gel senüŋ-ile güreş ṭutalum didi haman beyrek atdan indi ḳarvaşdılar iki pehlivan olup bir birine ṣarmaşdılar beyrek götürür
imdi ilerü ṭurmaḳ gerek big oġlı didi beyrek daḫı nola ḫanum baş üzerine didi b …
haman imdi ilerü ṭurmaḳ gerek big oġlı didi beyrek daḫı nola ḫanum baş üzerine didi beyrek ḳızdan ayrılup ivlerine geldi aġ saḳallu babası ḳarşu geldi aydur
… er bildi kim bunlar oġuz erenlerindendür gelüp teküre ḫaber virdiler tekür daḫı
haman
çerisini dirdi bunlaruŋ üzerine geldi
içinde bigleri yatdı uyudı tekür adam ṣaldı kim idügin bilüŋ didi gelenler bildi kim bunlar oġuz erenlerindendür gelüp teküre ḫaber virdiler tekür daḫı haman çerisini dirdi bunlaruŋ üzerine geldi