… kim Kostantîn gâyet cimâ‘ edici idi. Roma şehrinde cüzâm zahmetine mübtelâ olup
kaş
ve kirpik ve saç ve sakal cümle dökülüp burnunun orta direği düşeyazup Şâm cini …
Hikâye: Mecûsî mezhebinden çıkup Mesîh mezhebine girmesinin sebebin Tevârîh-i Yûnâniyân'da eyle tahrîr etmişler kim Kostantîn gâyet cimâ‘ edici idi. Roma şehrinde cüzâm zahmetine mübtelâ olup kaş ve kirpik ve saç ve sakal cümle dökülüp burnunun orta direği düşeyazup Şâm cinine döneyazdı. Cemî‘i Frengistân ve Alman vilâyetin ve Sırf u Bulgar ve Arab u Acem hukemâları cümle bir yere gelüp aslâ birisi derdine bir devâ edemeyüp âhir Kostantîn cümlenizi kırarım dedikde bir nâ-hekîm-i mel‘ûn Mecûsî, dîn-i Îsâ'ya hıyâneten eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 13a ·
metinde göster ·
… ldur kim bir yayın iki başı mâbeyni kadar ola. Ve esahh-ı kavl kâbe kavseyn iki
kaş
mâbeyni kadar. Hazret-i Risâlet, Cenâb-ı Bârî'ye karîb olup ba‘zılar yetmiş bin …
Ba‘dehu Hazret-i Risâlet-penâh cümle siğerde tahrîr olunduğu üzre leyle-i Mi‘râc-ı Nebî'de on sekiz bin âlemi temâşâ edüp Arapça mertebesine varup Cenâb-ı Bârî'nin cemâlin müşâhede edüp binbir kelimât etdi. Kâbe kavseyn oldur kim bir yayın iki başı mâbeyni kadar ola. Ve esahh-ı kavl kâbe kavseyn iki kaş mâbeyni kadar. Hazret-i Risâlet, Cenâb-ı Bârî'ye karîb olup ba‘zılar yetmiş bin kelimât etdi derler. Yine ol gece hânesine gelüp câme-hâbın ıssı buldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 147b ·
metinde göster ·
… kelle-i bî-devleti muşa‘şa‘ bir kabak gibi şu‘ledâr idi. Ve vech-i cebîninde ne
kaş
ve ne kirpik ve ne şevârib-i şecî‘ manzarası ve'l-hâsıl cemî‘i endâmında ser-i …
Gerçi ol ma‘sûm, bu varta-i serencâm-ı düşvârdan halâs olup yevm-be-yevm tendürüst olup lahm u şahm sâhibisi oldu. Ammâ ol gulâmın vücûdunda aslâ ser-i mûdan eser kalmayup vücûdu pâlûde gibi dir dir ditreyüp kelle-i bî-devleti muşa‘şa‘ bir kabak gibi şu‘ledâr idi. Ve vech-i cebîninde ne kaş ve ne kirpik ve ne şevârib-i şecî‘ manzarası ve'l-hâsıl cemî‘i endâmında ser-i mûdan bir eser kalmayup hemân bir kırmızı vücûd-ı benî âdem idi. Ammâ lisânı ebedü'l-âbâd anlanılmaz idi. Hemân bir sinek gibi vızırlar ve kedi gibi mır mır mav deyüp sızlardı. Ammâ ekseriyyâ lisânından anlanan lehce-i mahsûsası kabru kurbı kabru kurba hafru hafru der idi. Ammâ yine evvelki gibi burnunun orta direği olmamak ile hım hım olmuş benî âdem gibi fakîr gulâm genzinden söylerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 217a ·
metinde göster ·
… b-i binâ-yı germ-âb : Yanko kızı Aline nâm zimmiyye maraz-ı cerebe mübtelâ olup
kaş
ve kirpik dökülüp çâr-darb mutarraş ışığa dönüp cüzzâm ve miskîn olur. Âhir cem …
Sebeb-i binâ-yı germ-âb : Yanko kızı Aline nâm zimmiyye maraz-ı cerebe mübtelâ olup kaş ve kirpik dökülüp çâr-darb mutarraş ışığa dönüp cüzzâm ve miskîn olur. Âhir cemî‘î hukemâ-yı kudemâ bu duhtere ilâc etmede âciz olup âhir tebdîl-i hevâ içün ol kızı İslâmbol'dan bu dağlara bırağırlar. Ol kız dahi bu kûh-i bülendler içre serserî gezerken bu ılıca suyuna râst gelüp andan nûş eder. Bir kaç günde cerebleri kara kara yanup söner. Kıza ma‘lûm olur kim ol suda hâssa vardır deyüp her gün sudan nûş edüp suya girüp kırk günde vücûdu dürr-i beyza döner. Babası Yanko'dan âdemler gelüp kızı bu hâlde görünce İslâmbol'da Yanko'ya müjde edüp kızı görmeğe bu cây-ı şifâya gelüp kızını gördükde hamd-i Hudâ edüp bu germ-âb üzre altı aded kubbe-i azîmler binâ edüp niçe âsâr-ı hayrâtlar inşa eder. Hâlâ iki kubbesi zâhirdir. Bir kubbe içre bir havz-ı azîmi vardır. Suyu gâyet ıssıdır. Ammâ mâ-i bârid halt edüp mu‘tedil olur. Gâyet nâfi‘ ılıcadır. Her sene kiraz mevsiminde bu dağlar benî Âdem ile bu ılıcalar hâtırıyçün ma‘mûr olur. Safâgâh mahaldir. 244b Bunda kâmil bir hafta zevk u sefâ edüp yine arabalara süvâr olup 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 244a–244b ·
metinde göster ·
… r. Hattâ mazanne-i kîrâme Abdurrahmân Efendi, çâr-darb, ya‘nî bıyık ve sakal ve
kaş
ve kirpikden müberrâ bir çehre-i mücellâ kimesnedir. Hacı Bayrâm-ı Velî azîzin …
Ve a‘yân [u] eşrâf [u] vüzerâ ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyih [u] sâdâtı ve erbâb-ı ma‘ârif şâ’irân-ı yârân-ı bâ-safâları bî-hadd ü bî-kıyâsdır. Gerçi Anadolu hâkinde Etrâk vilâyetlerinden add olunur ammâ musannif ve mü’ellif ve müfessir ve muhaddis ve mücevvid hâfız-ı Kur’ân-ı kibârı vardır. Ve gâyet necîb ü reşîd ü tîz-fehm iki binden mütecâviz hamele-i Kur’ân bintân u gılmân-ı ma‘sûm-ı pâk huffâz-ı hâfızeleri vardır. Ve niçe bin kimesneleri Yazıcızâde Mehemmed Efendi te’lîfi Muhammediyye kitâbın hıfz edüp ve Tarîkat-i Muhammediyye'ye kitâbın ezberlemiş âdemleri Tarîk-i Muhammedî'ye yönelmiş hâl sâhibi hüsn-i hâl ile ma‘rûf merd-i Hudâları çokdur. Hattâ mazanne-i kîrâme Abdurrahmân Efendi, çâr-darb, ya‘nî bıyık ve sakal ve kaş ve kirpikden müberrâ bir çehre-i mücellâ kimesnedir. Hacı Bayrâm-ı Velî azîzin zürriyetindendir. Hacı Bayrâm-ı Velî dahi bi-emrillah sonradan çâr-darb olmuşdur. Mahalle münâsib,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 357b ·
metinde göster ·
… azâ Paşa: Kâmet-i tâm ve esmerü'l-levn, müdevverü'l-vech, yassı alınlı ve siyâh
kaş
ve siyâh müje kirpikli ve alâ gözlü ve lüknet sözlü idi. Zîrâ âlem-i sabâvetind …
Hılye-i Murtazâ Paşa: Kâmet-i tâm ve esmerü'l-levn, müdevverü'l-vech, yassı alınlı ve siyâh kaş ve siyâh müje kirpikli ve alâ gözlü ve lüknet sözlü idi. Zîrâ âlem-i sabâvetinde alt çenesinde on dörd aded sinni yok idi. Ol ecilden ba‘zı edâ-yı hurûfda icrâ-yı mahâric-i hurûf edemezdi. Ve henü[z] sakal salup bir mahbûbü'l-kulûb olmuş idi. Sinesi vâsi‘, beli ince, bâzûları tüvânâ, tabanları efendisi Tabanıyassı gibi yassı, halûk ve halîm ü selîmü'l-kalb âlüfte vü âşüfte ve şûh u şakrak ve satranç-bâz u şimşîr-bâz ve zor-bâz u tüvânâ şehbâz er idi. Ve dâ’imâ zîbâ ve zerbâf ve Hıtâyî alacalar giymeğe mâ’il idi. Zîrâ gâyetü'l-gâye zen-dost olup mahbûb-dostlara dost değil idi. Ol ecilden üç yüz altmış içağalarında on beş yaşında mahbûb gulâmı yok idi. Cümle otuzar kırkar yaşında Rüstem-i şavarıb şehbâz fetâ yiğitleri var idi. Bu Üsküdar sahrâsında cümle içgulâmlarına yüzer guruş ve silâhdâr [u] çukadâra birer kîse ihsân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 372b ·
metinde göster ·
… ümle menâhiyyâtdan müberrâlık alâmetin göstermiş. Zîrâ bıyıkda ve saç u sakalda
kaş
ü kirpikde aslâ alâkası yok idi, ammâ nûr gibi yüzü berk ururdu.
Ba‘dehû bu cân aşk ile mest olmuş. Yine nefîrin ele alup dem urup Esmâ’ü'l-hüsnâ âğâzesiyle nefîrde savt urup Hayyu'l-Kayyum, el-Vâcidü'l-Mâcid, el-Ahad ve'l-Ferdü's-Samed, el-Kâdirü'l-Muktedir esmâların gösterüp er "Hak Allah dost dost!.." deyü hâmûş-bâş oldu. Hakîr yine vücûdına bakdım, bî-pîrehen sîne-çak bir pâk-abdâl. Sîne-i bî-kînesinde Maktelü'l-Hüseyn âşûresinde Tebrîz-i dilâvîzde sinesine şerhalar çekdirmiş kim her sırımı nîm dival kadar kadar şerhaları var. Ve serinden âfitâbesin çıkarup ser-bürehne olup tâ beynisi üzre bir teslîm dâğı var kim guruş kadar var. Anı göstermeden murâdı şerî‘at ü tarîkat ve hakîkat ü ma‘rifetde kâmil ve sâhib-ayâr olup "Tarîk-i hakka teslîmiz!" deyü teslîm dâğın ayân eyledi. Ve iki bâzûlarında çâryâr-ı güzîn dâğları ve şerhaları ve sol bâzûsunda Deşt-i Kerbelâ dâğları ve sırımları ile müzeyyen bir zırtıl pâk torlak ve parlak ammâ zarrak ve şallak değil ve çârdarb bir mutarraş abdâllığı cümle menâhiyyâtdan müberrâlık alâmetin göstermiş. Zîrâ bıyıkda ve saç u sakalda kaş ü kirpikde aslâ alâkası yok idi, ammâ nûr gibi yüzü berk ururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 175a ·
metinde göster ·
… â dahi nâ-tamâm bir ciğerpâredir. Hemân hakîr eyitdim "Behey Sultânım! Ne şekil
kaş
ve göz sâhibi ve ne şekil kadd u kâmet sâhibi beğdir. Bunda rûh yokdur ve nâ-ta …
Gördüm ki paşa haremden taşra çıkup elinde bir kutu kapağı içre mezkûr sıkıt vâkı‘ olup beğceğizin na‘şe-i pâkini cümle tevâbi‘ât u lavâhıkâtlara o ciğerpâre beğceğizi gösterince anlar da feryâd u figâna başladılar. Bu kerre paşaya Van mansıbının mübârek-bâdı gelen vüzerâ vü vükelâlar bu hâl-i pür-melâli görünce anlar dahi müteellim olup bükâ-âlûd oldular ve paşaya tesellî verdiler. Paşa dahi "Bak ağalar, ne cüvân yiğit olacak imiş. Bakın kaşlarına ve âhû gözlerine ve bakın kadd [u] kâmetine" deyüp feryâd ederek "Âh yiğitliğine doymayan beğ oğlum, âh at binüp kılıç kuşanmağa doymayan oğlum!" deyü hakîrin yanına gelüp kutu kapağı içre beğin vücûdun gösterdi. Anı gördüm bir kızıl ciğerpâre, gerçi kaşı gözü ma‘lûm ammâ dahi nâ-tamâm bir ciğerpâredir. Hemân hakîr eyitdim "Behey Sultânım! Ne şekil kaş ve göz sâhibi ve ne şekil kadd u kâmet sâhibi beğdir. Bunda rûh yokdur ve nâ-tamâm düşdü cân yok, alay mı bozdu, kâfir mi akdardı, kelle mi kesdi, ya dünyâya hayy mı geldi. Bu ne şekil yiğitliğine doymayan beğdir. Ancak bir et pâresidir. Tamâm yiğit olmağa dünyâya hayy gelse kırk yıl gerekdir. Bu hod henüz yedi aylık bir ciğerpâredir. Siz ise kırk sene mukaddem târîh ile sıkıt gelmiş bir kan pâresiyçün feryâd edersiz. El-hükmü lillah, hemân cenâbımız ile Kaya Sultân efendimiz sağ olsun" deyü paşaya tesellî-i hâtır verdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 184a ·
metinde göster ·
… kabağı gibi surâhî kellesi var ve alnı tahta gibi yassı ve kaşları kalın siyâh
kaş
, ammâ mâbeyni gâyet açık olup ügü kuşları gözü gibi müdevver aları gözlü ve kir …
Evvelâ Nemse çâsârı inpirator kralın ismi (---) ve babası (---) dır. Henüz yigirmi ikisine bâliğ olup sene (---) târîhinde Ungurus kralı olmuşdur, ammâ Cenâb-ı Bârî bunu gerçi insân deyü halk etmişdir, ammâ orta boylu ince miyânlu ol kadar mülahham ve mücessem değil ve ol kadar kadîd-i mahz dahi değil bir fedâyî kad sakalsız gulâmdır, ammâ evvelâ başı bi-emrillâh Mevlevî külâhı gibi yâhûd bal kabağı gibi surâhî kellesi var ve alnı tahta gibi yassı ve kaşları kalın siyâh kaş, ammâ mâbeyni gâyet açık olup ügü kuşları gözü gibi müdevver aları gözlü ve kirpikleri uzun siyâh kirpikler ve yüzü Hacı Tilki(?) gibi uzun çehreli ve kulakları oğlancıklar pabucu kadar büyük kulaklı ve burnu bir koruk kadar kırık yarım akçe tahtası gibi yâhûd Mora batlıcanı kadar büyük kırmızı burunlu ve burnunun deliklerine üçer parmak sığar vâsi‘ burnu deliklerinin içinden otuz yaşında yiğidin bıyığı kılları gibi burnu deliklerinden bıyıkları çıkup dudağı bıyığına karışmış karış morış olmuş siyâh fos bıyığı var kim tâ kulaklarına varmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66b ·
metinde göster ·
… i açık gezerler. Erleri ne kadar bed-çehre ise avretleri ol kadar mahbûbe siyâh
kaş
ve siyâh kirpikli ve kudretden sürme gazâl gözlü zenâneleri olur.
Ammâ bunların bir ey hâlleri var, aslâ yalan söylemezler ve yalan nedir bilmezler ve zinâ ve livâta ve calkzenlik nedir bilmezler. Cümle avretleri yüzleri açık gezerler. Erleri ne kadar bed-çehre ise avretleri ol kadar mahbûbe siyâh kaş ve siyâh kirpikli ve kudretden sürme gazâl gözlü zenâneleri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin yıldız cânibine Bursa Yenişehiri kim balâda tahrîr olunmuşdur, beş sâ‘at yerdir. Ve kasaba-i Bilecik bu şehrin şark tarafına Kurşumlu dağlarının Ahi Baba yolundan 9 sâ‘at yerdir. Mezkûr kasabalara varınca bu mabeynde olan dağ ve taş, sahrâ ve bayır ve kaş ma‘mûr [u] âbâdân nevâhî kurâlarıdır. Cümle Etrâk kavmi sâkinlerdir. Gâfil gitmemek gerek, zîrâ aşkıyâsı bir şikâr alup Keşiş dağında karâr edüp ruhbân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y6a ·
metinde göster ·
kazâsı dağlarından aşman. Bugün ol dağlarda azîm ceng olup henüz tüfeng sadâsı …
"Ey imdi, bu Kaş kazâsı dağlarından aşman. Bugün ol dağlarda azîm ceng olup henüz tüfeng sadâsı şimdi kesildi. Gelin imdi, Seki yaylası bir konak Salcan'dır(?) ve sarp yollardır. Ammâ cümle Türkmân eli göçüp gelüp gitmede şenlikdir. Bir gece dağda el içinde yatırsız. Erte kalkup şenliğe erersiz" deyü on altı yem ve yigirmi ekmek ve beş tekerlek peynir verüp bize bir zengî küheyl atlı Arab yiğidi verdiler. Vedâlaşup şimâl cânibine Seki yaylağına revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y127a ·
metinde göster ·
… m bir Türkmân asılacağıdır. Yüz atlıya mâlikdir. Yedi sekiz yıldır gündür bugün
Kaş
yaylasında bir kârbân bozup hayli âdem kırup bizden ekmek almağa gelen âdemleri …
"Sultânım, seyishânelerin çınkırakların kesin, çıkarın. Bundan kalkup şu dağların içinde bir ıssız yerde yatın. Buradan yer değiştirin, yohsa bizim başımıza belâ olursuz, zîrâ sizden evvel beş atlı beş yaya gelüp yigirmi ekmek ve yigirmi yem aldılar ve ‘ahşamdan sonra koyun almağa geliriz’ dediler. P 61b Topaçoğlu nâm bir Türkmân asılacağıdır. Yüz atlıya mâlikdir. Yedi sekiz yıldır gündür bugün Kaş yaylasında bir kârbân bozup hayli âdem kırup bizden ekmek almağa gelen âdemlerinin biri dahi yaralı idi. Q 61b Bu kadar yıldan berü bir müsellem anı ele getüremedi, biz andan korkarız. İhtimâldir koyun almağa gelüp sizi bunda göreler, hâlimiz mükedder olur. İşte ahvâl-i pürmelâl budur" deyü cevâb etdiler. Hemân hakîr:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y127b ·
metinde göster ·
… nda kazâ-i Dabya ve anın garbında kazâ-i Dârâhiyye ve Mekri câniblerinde kazâ-i
Kaş
, leb-i deryâda Finike kal‘ası hâki ile müşâdır. Ve kazâ-i Kalkanlı, ba‘zı zamân …
Evvelâ taht kazâsı Muğla şehridir ki paşalar bunda sâkin olurlar. Bâlâda evsâfı tahrîr olunmuşdur. Anın kıblesinde kazâ-i Ula ve anın garbında kazâ-i Yerkesiği ve solunda kazâ-i Gereme ve anın garbında kazâ-i Karaova ve anın garbında kazâ-i Sıravala ya‘nî Kara bâğlar ve anın şarkında kazâ-i Milâs ve anın şimâlinde kazâ-i Mandaliyat ve anın şarkında kazâ-i Mazin ve anın şarkında kazâ-i Subuca ve anın şarkında kazâ-i Eskihisâr ve anın şarkında kazâ-i Bozöyük ve anın şarkında kazâ-i Müsevlî ve anın şarkında kazâ-i Davaz ve anın kıblesinde kazâ-i Gerenez ve anın kıblesinde kazâ-i Üzümlü ve ana karîb kazâ-i Averdos ve anın kıblesinde kazâ-i Döğer ve anın kıblesinde kazâ-i Eşen ve anın kıblesinde kazâ-i Mekri ve ana karîb kazâ-i Purnaz ve ana karîb kazâ-i Gökçegöz ve anın garbında leb-i deryâda kazâ-i Gökâbâd ve anın garbında kazâ-i Dabya ve anın garbında kazâ-i Dârâhiyye ve Mekri câniblerinde kazâ-i Kaş, leb-i deryâda Finike kal‘ası hâki ile müşâdır. Ve kazâ-i Kalkanlı, ba‘zı zamân Teke hâkinde kazâlara zamm olunur, bu dahi leb-i deryâya karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y128a ·
metinde göster ·
… arı cümle (---) kazâdır. Evvelâ baş kazâ taht-ı Elmalı ve garb tarafında kazâ-i
Kaş
ve yine garbında kazâ-i Kalkanlı ve anın şarkında kazâ-i Finike ve anın şarkınd …
Ve sancağı kazâları cümle (---) kazâdır. Evvelâ baş kazâ taht-ı Elmalı ve garb tarafında kazâ-i Kaş ve yine garbında kazâ-i Kalkanlı ve anın şarkında kazâ-i Finike ve anın şarkında kazâ-i Eğdir ve anın kurbunda kazâ-i Azrasan ve anın şarkında körfez aşırı kazâ-i Adalya ve anın şimâlinde kazâ-i Istanaz ve anın şimâlinde kazâ-i Kızılkaya ve kazâ-i Teke Karahisârı. Bu sancakda meşhûr kazâlar bunlardır. Ammâ ba‘zı zamân kazâ-i Kaş ve kazâ-i Kalkanlı Menteşe'ye zamm olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y131b ·
metinde göster ·
Ve sancağı kazâları cümle (---) kazâdır. Evvelâ baş kazâ taht-ı Elmalı ve garb tarafında kazâ-i Kaş ve yine garbında kazâ-i Kalkanlı ve anın şarkında kazâ-i Finike ve anın şarkında kazâ-i Eğdir ve anın kurbunda kazâ-i Azrasan ve anın şarkında körfez aşırı kazâ-i Adalya ve anın şimâlinde kazâ-i Istanaz ve anın şimâlinde kazâ-i Kızılkaya ve kazâ-i Teke Karahisârı. Bu sancakda meşhûr kazâlar bunlardır. Ammâ ba‘zı zamân kazâ-i Kaş ve kazâ-i Kalkanlı Menteşe'ye zamm olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y131b ·
metinde göster ·
… -ı mahalle-i Birimbâl ve beled-i Diyâsıt ve Beledü'l-Hıyâriyye ve beled-i şîrîn
Kâş
ve vilâyet-i Dakhel ya‘nî Mansûre. Y 456b
(---) varakda, şehr-i Fereskûr ve beled-i şerebâz ve Mît Ebû Gâlib ve beled-i Re’sü'l-Halîc ve Mît Ebû Abdullâh ve beled-i Tahriyye ve beled-i Bûşât ve beled-i Dincî ve mahalle-i Muşâk ve mahalle-i şehr-i şirbîn ve evsâf-ı mahalle-i Birimbâl ve beled-i Diyâsıt ve Beledü'l-Hıyâriyye ve beled-i şîrîn Kâş ve vilâyet-i Dakhel ya‘nî Mansûre. Y 456b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y456a–Y456b ·
metinde göster ·
… ve otuz vâdîsi vardır. Cânib-i şarkîsinde olan şehirler evvelâ Gûre ve Kânc ve
Kâş
ve Hârezm ve Tübbet ve Kûze ve Ermeniyye ve Buhârâ ve Semerkand ve Hocend ve Ta …
İklîm-i hâmis tûlu iki bin beş yüz elli fersahdır ve arzı yüz iki fersahdır. Ve bin kırk pâre Y 256a şehir var, yedi yüzü bender şehirdir. Ve otuz beş tağdır ve otuz vâdîsi vardır. Cânib-i şarkîsinde olan şehirler evvelâ Gûre ve Kânc ve Kâş ve Hârezm ve Tübbet ve Kûze ve Ermeniyye ve Buhârâ ve Semerkand ve Hocend ve Taşkend ve Gülkend ve Dikend ve Sincâb ve Kırmân ve Antaliyye ve Bahr-i Rûm'un garbında bilâd-ı Efrenc'in Nemse diyârında Budin ve Usturgon ve Seyyidvar ve Kanije ve Ustolni Belgrad ve Tata ve Papa ve Komaran ve Yanık ve Pojon ve Senmartin ve Pojab [Pojaga?] ve Peşpehil ve Beç ve Prag ve Lonçat ve Amıstırdam'da karâr edüp karşu cânibi cezîre-i İngilisdir. Dahi verâsı yedi bin mîl Yeni Dünyâ'dır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y255b–Y256a ·
metinde göster ·
… dar semâ‘ ve lu‘bedebâzlıklar ve kârsâzlıklar eyleyüp zakan [u] şevâribinden ve
kaş
u kirpiğinden bir şey kalmayup tâ vasat-ı nârda oturup vasla vasla akîk-i Yemen …
Hemân âteş kenârına gelüp belindeki kisbetin çıkarup kendüyi P 324b hüsn-i ihtiyârile Q 327b ol âteş-i Nemrûd içine bismi-ilâh deyüp âteşin bir köşesinden girüp alev-ber-alev evce peyveste olmuş âteş-i hâr içinde ol kadar semâ‘ ve lu‘bedebâzlıklar ve kârsâzlıklar eyleyüp zakan [u] şevâribinden ve kaş u kirpiğinden bir şey kalmayup tâ vasat-ı nârda oturup vasla vasla akîk-i Yemenî-misâl âteş pâreleri bî-pâk yer idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y420a ·
metinde göster ·