… kal‘a-i ivarnya ve kal‘a-i Nadin ve kal‘a-i Sin ve kal‘a-i Pakriçse ve kal‘a-i
Karin
ve kal‘a-i Oburça ve sefer-i hümâyûn cezîre-i Körfos sene 943.
Feth-i kal‘a-i ivarnya ve kal‘a-i Nadin ve kal‘a-i Sin ve kal‘a-i Pakriçse ve kal‘a-i Karin ve kal‘a-i Oburça ve sefer-i hümâyûn cezîre-i Körfos sene 943.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 57a ·
metinde göster ·
… nâzük minâresi var. {Bunda dahi Süleymân Hân'ın Koca Mi‘mâr Sinân Ağası bâzû-yı
kârın
ayân etmişdir}.
Bu yan soffalar dahi (---) aded amûd üzre (---) aded kubbelerdir. Dahi taşra hareminde çınâr-ı müntehâlar ve âbdest muslukları var. Ve taşra hareminin dörd kapusu var ve bir tabakalı nâzük minâresi var. {Bunda dahi Süleymân Hân'ın Koca Mi‘mâr Sinân Ağası bâzû-yı kârın ayân etmişdir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132b ·
metinde göster ·
… erinde mevcûd bir alay üstâdân [u] mi‘mârân-ı keştîdir. Gayrı neccârân bunların
kârın
edemezler. Başka bir ilm-i azîmdir. Neferât 3000 kavmdır, eğer müslim ve eğer R …
Esnâf-ı marankozân: Bunların dahi dükkânları yokdur. 162b Ancak Galata'da ve Tophâne'de ve Kâsımpaşa'da lonca yerlerinde mevcûd bir alay üstâdân [u] mi‘mârân-ı keştîdir. Gayrı neccârân bunların kârın edemezler. Başka bir ilm-i azîmdir. Neferât 3000 kavmdır, eğer müslim ve eğer Rûm u Freng gâyet üstâdlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162a–162b ·
metinde göster ·
ser-çeşmesi Odunkapusu'nun iç yüzünde Tabancacı Mehemmed Çelebi'dir. Bunlar dah …
Bu kârın ser-çeşmesi Odunkapusu'nun iç yüzünde Tabancacı Mehemmed Çelebi'dir. Bunlar dahi seyishâneler üzre niçe gûne musanna‘ tabancaları zeyn edüp piyâdeleri silâhlar ile geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 182b ·
metinde göster ·
… ar Tarabefzûn şehri tahtgâhında rahm-ı mâderden müştak olup ikisi de kuyumculuk
kârın
tahsîl etmişdi. Hattâ Unkapanı'nın iç yüzünde kuyumcu Rûm Kostanta nâm bir kefe …
Bu kuyumcular esnâfına iştihâr veren Sultân Selîm-i Evvel ve Sultân Süleymân Hân'dır. Zîrâ bu iki pâdişâh-ı cüvân-bahtlar Tarabefzûn şehri tahtgâhında rahm-ı mâderden müştak olup ikisi de kuyumculuk kârın tahsîl etmişdi. Hattâ Unkapanı'nın iç yüzünde kuyumcu Rûm Kostanta nâm bir kefere Süleymân Hân'ın üstâdı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
Evvelâ nehr-i Araz'ın cenûbi karşısında dağlar içre Şuşik kal‘ası beği isyân u tuğyân edüp sulha muğâyir Acem'in kal‘a-i Revân'ı nevâhîlerinden niçe yerleri nehb u gâret etdüğü Revân Hânı Kelb Alî Hân oğlu Genc 290a Alî Hân tarafından nâmeler ile elçiler ve azîm hedâyâlar gelüp Şuşik beğinden tazallumnâmeleri kırâ’at olundukda cümle erbâb-ı dîvân ile müşâvere olunup sefere mübâşeret olunup cümle eyâlet-i Erzurûm'un sancaklarında olan mîr-i livâları ve erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı timarları ve her kal‘anın nısf kulları sefere gelmek içün emr-i şerîfler ile sancak sancak kapucubaşılar gidüp asker-i deryâ-misâl günden güne cem‘ olup Gümüşlü Künbet sahrâsında hayme ve hargâhlarıyla meks edüp paşa-yı âlî-vekâr dahi yetmiş bayrak sekbân ve sarıcası ve dörd bin askeriyle Gümüşlü Künbet fezâsına çetr-i mülemma‘ın kurup paşanın cânib-i erba‘asına sâ’ir mîr-i mîrân ve sâ’ir ümerâ-yı livâ meks etdiler. Evvelâ Ketenci Ömer Paşa oğlu Mehemmed ve karındaşı Irakdan ma‘zûl Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Gürcî Deli Dilâver Paşa ve pâye ile Erzurûm Defterdârı Osman Paşa ve İspir [ve] Tortum Paşası Gâzî Seydî Ahmed Paşa, henüz Çaşnigîr Paşalık ile harem-i hâsdan çıkmış bir şecî‘ mîr-i livâdır. Bu mezkûr mîr-i mîrân [ü] ümerâlar ale'l-tertîb kânûn-ı şehriyârî üzre yerlü yerlerince meks edüp cümle yetmiş altı bin asker olup Acem elçisi bu deryâ-misâl askeri görüp Şuşik beğinden şikâyet etdiklerine peşîmân oldular. Zîrâ bu deryâ-misâl asker ile ihtimâldir Revân'ı muhâsara ederler mülâhazası havfine düşdüler. Ba‘dehû mâh-ı mezbûrun gurresinde Alacaatlı Hasan Ağa nâm kapucubaşı bin atlı müsellah asker ile konakcı olup tûğu ve otağı götürdü. Ve Seydî Ahmed Paşa çarkacı ve Bâkî Paşa dündâr ta‘yîn olundu. Ertesi gün paşa-yı kâmkâr menzil-i Gümüşlü Künbet kurâsından cüyûş-ı muvahhidîn ile alâ-rağmi'l-a‘dâ bir alay-ı azîm etmişdir kim cânib-i selâsede olan kızılbaş-ı bed-ma‘âşların çaşıtları hayretde kalup cümle asker gürûh gürûh, fevc ü fevc alaylarıyla 4 sâ‘atde menzil-i Deveboynu nâm mahalde Paşa-yı âlî-kadr otağında meks edüp cümle ümerâ ve mîr-i mîrânlar ziyâfet-i azîminden tenâvül edüp herkes hayme ve hargâhlarına revâne oldular. Bir çemenzâr-ı hamûndur kim nebâtât [u] kiyâhât-ı tırfil yoncasında atlarımız tâze cân buldular. Bu cây-ı ma‘hûd Pasin sahrâsının ibtidâsıdır. Ammâ kış eyyâmında bu Deveboynu nâm mahalde minâre boyu kar olup çığ ve şepe (?) içinde niçe kârbân halkı kalup helâk olmuşlardır. Hatta Tabanıyassı Mehemmed Paşa bu Deveboynu karın aşamayup Revân imdâdına yetişemediğinden Revân kal‘asın kızılbaş yedi ayda Âl-i Osmân elinden almışdır. Böyle bir bî-emân Deveboynu'dur. Andan yine cânib-i şarka 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 289b–290a ·
metinde göster ·
… d-ı kâmil nakkâş ve ressâm ve bennâ ve zerger ve hayyât bir diyârda yokdur. Her
kârın
âlü'l-âlı bu şehrde mevcûddur. Husûsan bunda dûhte olunan akmişe-i fâhire ve si …
Der-beyân-ı memdûh-ı sanâyi‘ât: Bu Tebrîz'de olan üstâd-ı kâmil nakkâş ve ressâm ve bennâ ve zerger ve hayyât bir diyârda yokdur. Her kârın âlü'l-âlı bu şehrde mevcûddur. Husûsan bunda dûhte olunan akmişe-i fâhire ve siyâb-ı harîr-i vâfire bu diyârda peydâ olup sâ’ir diyârlara nakl olunur katîfesi ve Dârâyîsi meşhûr-ı âfâkdır. 300b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300a–300b ·
metinde göster ·
… tlar binüp kar ve boranlar söküp Rahova yolların ve Kefender kal‘ası yollarının
karın
söküp hânın ve gayrının çiftliklerine uğrayup ba‘zı ta‘âmlar tenâvül edüp yine …
Günden güne şiddet-i şitâ katı olup yollar sedd olmada ve paşa dahi Van'da ma‘zûlen kapudan taşra çık[a]mamada, ammâ bu {hakîr} hân yanında ve tevâbi‘ u levâhıkları yanında aslâ paşa tarafın lisâna getirmem, ammâ her gün atlar binüp kar ve boranlar söküp Rahova yolların ve Kefender kal‘ası yollarının karın söküp hânın ve gayrının çiftliklerine uğrayup ba‘zı ta‘âmlar tenâvül edüp yine şehre gelirdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 12a ·
metinde göster ·
… olmağı ferâmûş edüp sekbân ve sarıcaların ve paşalıların atları acı su içmeden
karın
ağrısına uğrayup at sâhiblerinin başlarına cihân dâr-ı cahîm oldu.
Ammâ ertesi ale's-sabâh gördük kim kâfirin meterisleri üzre yetmiş yerde yetmiş aded gûnâ-gûn haçlı peykerler nümâyân olup her biri birer hatman u hotmana alâmetdir kim her hatman kolunda birer ikişer hurde şâhî toplar atılup cemî‘i küffâr bir ağızdan "Yajuj Yajuj" deyü çağırup aslâ tabıl çalmamışlar iken ertesi gün torompete ve dankiyo tulumların ve düdükleri ve nâkûs-ı erganonların çalup kara günlük râyihası cihânı mu‘attar edüp bildik ki {kâfirin} henüz imdâd-ı azîmleri gelüp topların atdıkça zerre kadar Özü kal‘asına zarar isâbet etmediğinden derûn-ı hisârda mahsûr olan guzât-ı muvahhidîn hamd edüp cümle paşalı sekbân [u] sarıca yiğitleri kırkar ve ellişer dirhem tüfengleri bir darbdan mazgal deliklerinden kotardıkça küffâr taşrada kurşumu yeyüp meterislerinden baş gösteremezlerdi, lâkin anların lağım hîlesinden havf edüp kal‘anın içinde dîvâr diplerinde lağım yerleri arayup kal‘a dîvârları üzre davullar koyup davullar üzre daru ve buğday döküp lağım hîlesi gözedirdik. Eğer küffâr kal‘a temelin kazup lağım ederse davullar üzre darılar kâfirin külüngi darbından sıçraşırlar. Hamd-i İlah eyle bir lağım hîlesi duyulmadı, ammâ gün be-gün kâfir kırıldıkça anlara nehr-i Özü ile imdâd ve zahîreleri gelmede, ammâ bize imdâd gelmeyüp zahîremiz tükenmede. Ve küffâr nehr-i Özü'den kal‘a içine giren su yolun bulup kesdi. Bi'z-zarûrî kuyulardan acı suları nûş {ederek} benî Âdem hayâtda olmağı ferâmûş edüp sekbân ve sarıcaların ve paşalıların atları acı su içmeden karın ağrısına uğrayup at sâhiblerinin başlarına cihân dâr-ı cahîm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58a ·
metinde göster ·
… adin ve kal‘a-i İsgıradin ve kal‘a-i Sedd-i İslâm ve kal‘a-i İvarina ve kal‘a-i
Karin
ve kal‘a-i Posadarya ve kal‘a-i Zemonik ve kal‘a-i Ozrin ve kal‘a-i Porodin ve …
Kulle-i Porolok ve kulle-i Baba Ahmed ve Zadvorya kal‘ası [ve] Omiş kal‘ası ve kal‘a-i Sin [ve] kal‘a-i Kilis, kâfirde kaldı ve kal‘a-i Trogır ve kal‘a-i İspilet kâfirde kaldı ve Kamin kal‘aları ve kal‘a-i Verlika, bu mezkûrlar Kilis hâkindedirler ve kal‘a-i Kinin, Kırka sancağı tahtıdır ve kal‘a-i Nadin ve kal‘a-i İsgıradin ve kal‘a-i Sedd-i İslâm ve kal‘a-i İvarina ve kal‘a-i Karin ve kal‘a-i Posadarya ve kal‘a-i Zemonik ve kal‘a-i Ozrin ve kal‘a-i Porodin ve kal‘a-i Kotarlar ve kal‘a-i Zadra, kâfirindir ve kal‘a-i Zemonik ve kal‘a-i Tin ve kal‘a-i Virene ve kal‘a-i Ustorviçe ve kal‘a-i Karaorman ve kal‘a-i Hilevne, Kilis hâkidir ve kal‘a-i Gılamuc ve kal‘a-i Ribniçse, kurb-i şibenik ve kal‘a-i Mandalina ve kal‘a-i Marina, kurb-i şibenik ve kal‘a-i Kaminkrad ve kal‘a-i Dirniş ve kal‘a-i Solin.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 167b ·
metinde göster ·
… a limanı derler, eyi latîf limandır kim niçe gemiler kenârda başın karaya verüp
karın
karına yatılır sekiz rûzgârdan emîn çanak gibi liman-ı pür-emândır.
Ve bir limanı dahi Ayastifano limanının karayel tarafına bir limanı dahi var, Larinçes derler. Büyük kalyonlar girüp lengerlerin on beş kulaç yerde bırağır. Ve bir limanı dahi günbatısı ve karayel tarafında olup Başkarada limanı derler, eyi latîf limandır kim niçe gemiler kenârda başın karaya verüp karın karına yatılır sekiz rûzgârdan emîn çanak gibi liman-ı pür-emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264a ·
metinde göster ·
… dir kim Anabolı Körfezi'nin nihâyetindedir. Gemiler çet-a-çet küpeşte küpeşteye
karın
karına yatsalar bin pâre gemi alır, ammâ demir üzre mola yatsalar üç yüz pâre g …
Bu aşağı kal‘anın şimâli ve yıldızı ve garbîsi tarafların ihâta etmiş bir liman-ı azîmdir kim Anabolı Körfezi'nin nihâyetindedir. Gemiler çet-a-çet küpeşte küpeşteye karın karına yatsalar bin pâre gemi alır, ammâ demir üzre mola yatsalar üç yüz pâre gemi alur liman-ı cây-i menâsdır. Bu limanın tâ ortasına vâki‘ olan Kastel kal‘ası mâbeyninde yatan gemiler beş kulaç suda yatırlar. Lâkin maşrık ve şimâl ve yıldız tarafı kenârları kumsal sığ yerlerdir. Gûnâ-gûn latîf ü semîn balıkları sayd olunur. Ammâ yılda bir kerre hadd [ü] hasrın Cenâb-ı Kibriyâ bilir ol kadar kefal balığı gelüp Kastel kal‘ası önünde bir tılsım balık var, anın te’sîriyle kefal balıkları gelüp cümle sayyâd-ı mâhî elinde dâma düşüp Anabolı kavmi balık ganîmeti ederler, aceb hikmet-i Hudâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 281a ·
metinde göster ·
… bir katre âb kalmayup çâh-ı gayyâdan nişân verir bir ka‘r-ı zemîn zâhir olup bu
ka‘rın
ortasında bir demir kapulu gâr nümâyân olup kapu önünde bî-hisâb altun ve gümüş …
Ve yakın zamânda bir dervîş-i dahme-küşâ bu göl kenârına gelüp kırk gün kâmil erba‘în çıkarup ilim kuvveti ile gölde bir katre âb kalmayup çâh-ı gayyâdan nişân verir bir ka‘r-ı zemîn zâhir olup bu ka‘rın ortasında bir demir kapulu gâr nümâyân olup kapu önünde bî-hisâb altun ve gümüş evânî eşyâlar ile mâl-â-mâl durur. Dervîş bu mâl-ı firâvândan nasîbi kadar alup avdet edüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y64a ·
metinde göster ·
… ın yerine boğazımdan kayd edin" buyururlar. Sayyâd-ı münkirler dahi, görelim bu
kârın
âhiri neye müncer olur, deyüp hazreti ceyrânın yerine kayd-bend edüp ceyrânı ha …
"Bu ceyrânı koyverin, varup kuzularına süd verüp yine gelsin. Ol gelince ben mütekeffil. Beni bu mahalde ceyrânın yerine boğazımdan kayd edin" buyururlar. Sayyâd-ı münkirler dahi, görelim bu kârın âhiri neye müncer olur, deyüp hazreti ceyrânın yerine kayd-bend edüp ceyrânı halâs ederler. Derhâl gazâl kuzularına varup süd verüp oğullarına eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y305b ·
metinde göster ·
… âb çekmesinler içün var kuvveti bâzûya getirüp himmet etmişler. Ammâ ol zamânda
kârın
âsân vechin bilmezlermiş. Ve ömr-i nâzenînleri vefâ etmeyüp mu‘attal kalmış. Ve …
Cânib-i şarka kâmil bir menzil yer acele ile gidüp öyle radası oldu. Ve iki günden sonra varacağımız yollar bu körfezin karşu cânibinde dağları görünürdü. Ammâ Mısır'ın selef pâdişâhlarından Sultân Ferec ve Sultân Barkûk bu halîcin boğazın yedişer sekizer sene çalışup deryâyı toldurmuşlar kim huccâc-ı Mısır bu körfezi altı konak deverân etmede elem [ü] ıztırâb çekmesinler içün var kuvveti bâzûya getirüp himmet etmişler. Ammâ ol zamânda kârın âsân vechin bilmezlermiş. Ve ömr-i nâzenînleri vefâ etmeyüp mu‘attal kalmış. Ve boğazın iki tarafından biner arşın kadar sığ kumsal yerleri doldurmuşlar. Ortada yüz arşın tûlu ve on zirâ‘ umku yer kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y378a ·
metinde göster ·
giŋ gögüsde oynadayım senüŋ-içün ḳara polat öz ḳılıcum ṣaḳlar-idüm bu gün içün …
cıdamı ṣaḳlar-idüm bu gün içün güni geldi ḳaba ḳarın giŋ gögüsde oynadayım senüŋ-içün ḳara polat öz ḳılıcum ṣaḳlar-idüm bu gün içün güni geldi sası dinlü kāfir başın kesdüreyim senüŋ-içün egni bek demür