… , Koron ve Kili ve Akkirmân kal‘aları fethinde âşikâre olmuşdur. Husûsan nefsin
kay
edüp katl etmişdir ammâ Bâyezîd bu mertebede ulu sultân iken ilhâm ile keşf ile …
Hulâsa-i kelâm Seyyid Muhammed-i Saltık Bay'ın yedi yerde medfûn olmasının aslı odur. Ba‘zı melâhide-i münkerîn Saltık nâmında bir papas imiş derler. Hâşâ sümme hâşâ ol Saltık papas bunların nâmıyla Nasârâyı idlâl ederdi. Muhammed-i Saltık Bây tebdîl-i kıyâfet ayyârâne seyâhatle Leh diyârına varup ol mukallid Saltık papası katl etdüğün Urûmlar dahi tevârîhlerinde sıhhati üzre tahrîr etmişlerdir. Irk-ı tâhir Seyyid Muhammed-i Buhârî'dir kim Sultân Bâyezîd-i Velî ile Sivasî Kara Şemseddîn iki veliyy-i sâhib-i dîn meşveretiyle kabr-i Muhammed-i Saltık Bây üzre kıbâb u câmi‘ ve medâris [ü] hân u hammâm binâ edüp Babadağı şehrin ol sultâna Sultân Bâyezîd Sultân vakf etmişdir kim Bâyezîd-i Velî'dir. Niçe keşf [ü] kerâmetleri, Moton, Koron ve Kili ve Akkirmân kal‘aları fethinde âşikâre olmuşdur. Husûsan nefsin kay edüp katl etmişdir ammâ Bâyezîd bu mertebede ulu sultân iken ilhâm ile keşf ile istihâre ile Sarı Saltık Bây Muhammed-i Buhârî kim edüğün bilmeyüp o kadar mâl-ı beytülmâl-ı müslimîni yine itlâf edüp hayrât [u] hasenât ederdi. Saltık Bây Muhammed-i Buhârî hakkında zebân-dırâzlık eden ne‘ûzü billah min-zâlike esm olur. Hâşâ sümme hâşâ. Ammâ yine sadede rücû‘ edelim. Mezkûr Pirevadi kurbunda Kızan balkanında Muhammed-i Buhârî'nin kazanda kaynadığı hâk-i anberpâk bir harman cirmi kadar arz-ı bî-çemendir. Aslâ ahdar-gûn bir halfe ve bir giyâh hasıl olmak ihtimâli yokdur. Ol mahalde bî-kıyâs mezâristân vardır. Cümle mevtâları niçe yüz seneden berü hâlâ ter ü tâze pirinç halfesi otuyla sarılmış dururlar. Lâkin kefen ile türâb içre medfûn değillerdir. Ba‘zılar Sarı Saltık ile Rûm'a gelenlerdir, derler. Ba‘zılar kadlerinin dırâzlığından İskender kavmidir kim ol zamanda mevtâyı hasıra sarup defn ederlerdi, derler. Hakkâ ki bu hakîrin Acem diyârında Tesu şehri gârlarında ve Van diyârında Ahlat şehrinde gördüğümüz ümmet-i Muhammedlerin çoğu bûriyâ-yı bî-riyâ ile mestûr yatup ter ü tâze yatdıkları manzûrumuz olmuşdur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 111a ·
metinde göster ·
nâm bir câmi‘-i ma‘mûr var, meydân-ı muhabbetde kalmış. Cânib-i erba‘asının der …
Ammâ câmi‘-i Emîr Kay nâm bir câmi‘-i ma‘mûr var, meydân-ı muhabbetde kalmış. Cânib-i erba‘asının der-i dîvârları ta sütûhına varınca eyle mücellâ dîvârlardır kim gûyâ Hıtâyî kâğızdır. Bu câmi‘ sâhibi Emîr Kay bu şehr-i kadîmin muharriri olmağile câmi‘in cânib-i erba‘asındaki dîvârların yüzüne bu şehir içre ne kadar bin câmi‘ ve mescid ve medrese ve hân u hammâm ve sûk-ı sultânî, ve'l-hâsıl ne kadar imâristân var ise câmi‘ dîvârına Mühür hattı gibi zemîn hatt-ı Musta‘sımî şeklinde pâk râygân hattıyla cümle ebniyye-i azîmler tahrîr olunmuş hakîr anı kırâ’at edüp alâ kadri'l-imkân deryâda katre ve güneşde zerre mikdârı tahrîr etdim. Ta ol mertebede dikkat etdim ki câmi‘in sütûhına karîb olan âlî hatları dûrbîn ile kırâ’at edüp terkîm etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239b ·
metinde göster ·
… varınca eyle mücellâ dîvârlardır kim gûyâ Hıtâyî kâğızdır. Bu câmi‘ sâhibi Emîr
Kay
bu şehr-i kadîmin muharriri olmağile câmi‘in cânib-i erba‘asındaki dîvârların y …
Ammâ câmi‘-i Emîr Kay nâm bir câmi‘-i ma‘mûr var, meydân-ı muhabbetde kalmış. Cânib-i erba‘asının der-i dîvârları ta sütûhına varınca eyle mücellâ dîvârlardır kim gûyâ Hıtâyî kâğızdır. Bu câmi‘ sâhibi Emîr Kay bu şehr-i kadîmin muharriri olmağile câmi‘in cânib-i erba‘asındaki dîvârların yüzüne bu şehir içre ne kadar bin câmi‘ ve mescid ve medrese ve hân u hammâm ve sûk-ı sultânî, ve'l-hâsıl ne kadar imâristân var ise câmi‘ dîvârına Mühür hattı gibi zemîn hatt-ı Musta‘sımî şeklinde pâk râygân hattıyla cümle ebniyye-i azîmler tahrîr olunmuş hakîr anı kırâ’at edüp alâ kadri'l-imkân deryâda katre ve güneşde zerre mikdârı tahrîr etdim. Ta ol mertebede dikkat etdim ki câmi‘in sütûhına karîb olan âlî hatları dûrbîn ile kırâ’at edüp terkîm etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239b ·
metinde göster ·
… b bir lehce-i gayr-i mükerrerdir. "İşven, gitmişven, kürümize, varmışmız, bizim
Kay
gebidir. Boğar eyitdi, dükeli geleserlerdir, meni suncamışdır. Şâd bay kişidir, …
{Lisan-ı Tatariyye}: Ammâ lisân-ı Çağatay'a ve lisân-ı Moğol'a karîb bir lehce-i gayr-i mükerrerdir. "İşven, gitmişven, kürümize, varmışmız, bizim Kay gebidir. Boğar eyitdi, dükeli geleserlerdir, meni suncamışdır. Şâd bay kişidir, ayıtdım: Şol kişi manka dinedür, savular sayladım, ya‘nî ağlaya kaldım. Barımız uruş kişisimiz, ya‘nî cümlemiz ceng 240a âdemiyiz" deyü bu gûne niçe kerre yüz bin elfâz-ı ibârâtlar tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu şehir imâr iken eyle tahrîr etmiş kim "Cümle otuz beş bin mihrâbdır", deyü rûy-ı dîvâra tahrîr etmiş. Hakkâ ki minârelerinin kesretinden ve imârâtının eser-i binâları vefretinden otuz beş bin mihrâb olsa lâğ değildir. Ve iki bin medrese ve bin aded hammâm ve iki bin hân ve bin aded dârü'l-hadîs-i Peygamberân ve altı bin mekteb-i tıflân ve sekiz yüz tekye-i dervîşân ve on sekiz bin çeşme-i âb-ı revân ve sekiz bin sebîlhâne-i cânsitân ve on bin mahalle-i Müselmân, gebr u tersâdan nâm u nişân yok imiş, ve iki kerre yüz bin büyût-ı Müselmân ve yetmiş bin sarây-ı a‘yân ve üç bin sarây-ı kârbân-ı âyende vü revendegân ve iki bin aded mihmânhâne-i gurebâ-yı mücerredân ve altı kerre yüz bin dükkân ve yüz elli mahalde kıbâb-ı âlîler ile bezzâzistân. Hâlâ niçesi imârdır kim mâr [u] mûr kânıdır. Ve yedi yüz aded imâret-i dârü'z-ziyâfe-i cû‘ân. Bu şehrin Van deryâsı kenârıyla üç günlük yol imâr iken kırk bin mesîregâhı ve dokuz kerre yüz bin bâğ u bâğçesi ve yetmiş bin aded ziyâretgâh-ı aliyyesi ve altı kerre yüz bin a‘yân-ı ulemâsı ve dörd kerre yüz bin ulemâ-yı tabî‘î ve yüz bin cerrâhı ve yüz elli bin sulehâ-yı meşâyihi ve niçe bin mazanne-i kerâme kimesneleri ve hemân kırk bin fetvâ sâhibi mezâhib-i erba‘ada şeyhülislâmı ve yetmiş bin sâdât-ı kirâmı ve altı kerre yüz bin pür-silâh askerî tâ’ifesi ve kırk bin pâsbânı ve iki bin yerde mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîni ve yedi yüz aded hâkimi örfü ve üç bin kapân ümenâları ve yaylalarının dâmenlerinde üç bin gâr-ı yetîmânlar var kim hâlâ zâhirdir. Niçesinin içinde halkdan münzevî yetmiş seksen yıldan beri fahfara ile kût edinir sâhib-i sülûk kimesneler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 239b–240a ·
metinde göster ·
… rmuş. Ve hâlâ süd çeşmelerinin ta yaylaya varınca yollara âşikâredir. Hatta Alî
Kay
Câmi‘i kurbünde tûlu üç bin adım bir sûk-ı sultânî vardır, üç bin dükkândır. Cü …
Ve bu şehrin yaylası hâlâ Sübhân dağıdır kim Bingöl yaylasından sonra bu Sübhân dağı yaylasıdır. Üç bin aded süd sarnıcı var imiş. Koyun ve keçi ve câmûs ve sığır ve atlarının südlerin sağup eğer koyun südü ise her gûne hayvân südünün bir gûne sarnıçları var. Herkes südünü mezkûr sarnıçlara döküp aşağı şehir içre yedi bin aded süd çeşmeleri var imiş. Süd sâhibinin âdemleri şehre haber getirüp sahrıca dökdüğü südü aşağı şehir içre süd çeşmelerinden alup öşrün Mâhân pâdişâhına verirlerdi. Öşr-i sultâniye çün [ü] çerâ olmayup kendülerinde dahi aslâ hilâf yok idi. Anınçün bu şehre müverrihîn Dârü'l-Büleh derler. Ve ol kadar ulu âdemler var imiş kim bir teveccüh-i tâm {ile du‘â} etseler cemî‘i hayr murâdâtları min indillah hâsıl olurmuş. Ve hâlâ süd çeşmelerinin ta yaylaya varınca yollara âşikâredir. Hatta Alî Kay Câmi‘i kurbünde tûlu üç bin adım bir sûk-ı sultânî vardır, üç bin dükkândır. Cümle sırma ve kılabdân çârsûsu imiş ve her çârsûnun dervezeleri üzre bâzâr-ı sarrâc ve bâzâr-ı cüllah ve bâzâr-ı gazzâz, deyü taşlarda esmâları tahrîr olunmuşdur. Hatta koyun südü çeşmesi ve keçi çeşmesi ve baytal çeşmesi deyü nâmları yazılmış. Baytal çeşmesi, ya‘nî kısrak südü çeşmeleri vardır. Andan ma‘lûm oldu kim bu kavim Tatar imiş kim at südü nûş ederlermiş. Zîrâ ta binâların târîhleri lehce-i ibâretleri cümle hatt-ı Tatar-ı Çağatayîdir. Ve bu şehrin zamân-ı imâretinde atdan gayrı bu şehre bir hayvân girmezmiş ve zî-rûh kısmı boğazlanmazmış. Cümle taşrada boğazlanup şehre getirirlermiş kim yedi bin hemân kassâb dükkânları var imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240a ·
metinde göster ·
… mütenevvi‘a-i benî Âdem ile imâr etdi. Ammâ bu tahrîr olunan selâtîn-i ümerâ ve
kay
u bay misilli mülûklerin cümle tulû‘ları Belh [u] Buhârâ ve Mâverâ ve diyâr-ı M …
İşte Cenâb-ı Hâlık-ı Eflâk-ı Kevneynin irâdet-i ezeliyyesi böyle imiş kim bu edîm-i arzı {mezkûr akvâmlar ile ve} Arab u Tatar-ı gûnâ-gûnlar ile müzeyyen edüp diyâr-ı (...) Âl-i Osmân ve Âl-i Selçukiyân ve Âl-i Çobaniyân ve Âl-i Dânişmendiyân ve Âl-i Karacakoyunlu ve Âl-i Akçakoyunlular ile habîbi Muhammedü'l-Mustafâ dînini inkırâzu'd-deverân âşikâre ve mü’ebbed olmasiyçün mülûk-ı merkûmlar ile Rûm u Arab u Acem'i ecnâs-ı mütenevvi‘a-i benî Âdem ile imâr etdi. Ammâ bu tahrîr olunan selâtîn-i ümerâ ve kay u bay misilli mülûklerin cümle tulû‘ları Belh [u] Buhârâ ve Mâverâ ve diyâr-ı Mâhân'dan hurûc etmişlerdir. Zîrâ diyâr-ı Arab'dan sonra şa‘şa‘a-i Muhammedî Mâverâü'n-nehir'den kopdu. Hatta ba‘de'l-hicreti'n-Nebeviyye sene 446 târîhinde bu bâlâda tahrîr olunan şehr-i Ahlat'da medfûn olan beş fırka mülûkun cümlesi diyâr-ı Mâhân'dan gelmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b ·
metinde göster ·
… "Şu mızrağı paşanın karnına sokarım" deyü Kür[d] lisânı üzre "Ey kerânjini may
kay
Paşa yete" deyü Paşa'ya bir harb-i şîrîn çaldı. Miftâh gulâmın 265b aklı gözü …
Sergüzeşt-i temâşâ-yı mahûf: Paşa Mehemmed Beğ'in haymesine meşverette gitdikde bu hakîr otakda kalup Miftâh gulâm ve Kilarcıbaşı ve İkbâl nâm birkaç güzîde hümâm-ı gılmân-ı hâssalar ile biz de başka meşveret ederdik. Bu hakîr sâ’im olmağile iftâriyye Şâm fısdığı ve badem kırup dakk u lakk edüp eğlenirdim. Anı gördüm, bir al küheylân atlı elinde kantar sırığı ile çiğini kalkanıyla otağın sokakları tınabların kılıç ile pâreleyüp üzerimize at çöğürüp "Hani paşa biti Melek Ahmed Paşa" dedi. Gördük bir dâbbetü'l-arz-misâl bir Kürd â[de]mi. Hemân hakîr eyitdim "Dilersin paşayı?!" dedim. "Şu mızrağı paşanın karnına sokarım" deyü Kür[d] lisânı üzre "Ey kerânjini may kay Paşa yete" deyü Paşa'ya bir harb-i şîrîn çaldı. Miftâh gulâmın 265b aklı gözünde Abazalık olmağile "Gelin şu Kürdü öldürüp atını alalım" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 265a–265b ·
metinde göster ·
, pâdişâha derler. Mısır pâdişâhlarından Kaytabay ve Kayabay ve Kayağay misilli …
Vech-i tesmiyye Abakay'dan galat Abagay derler. Kay, pâdişâha derler. Mısır pâdişâhlarından Kaytabay ve Kayabay ve Kayağay misilli isimler vardır. Bu kal‘ayı da Âl-i Abbâsiyân'dan Abakay nâmında bir pâdişâh binâ etmeğile kal‘a-i Abakay'dan galat Abagay derler. Van'a on sâ‘at karîb garb cânibine doğru yolu vardır. Kal‘ası şekl-i muhammes yalçın kaya üzre Şeddâdî binâ bir kal‘a-i zîbâdır. Hâlâ bu dahi Mahmûdî hükmündedir. Andan şarka 7 sâ‘[atde],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286b ·
metinde göster ·
Ve cümle heft hammâmı vardır. Cümleden Pîr Budak Hân hammâmı ve Sinân Paşa hammâmı ve Münşî Kay hammâmı ve cümle ‘Sad-si hânedân hammâmları vardır.’ deyü ahâlî-i Nihâvend tefâhur kisb ederler. Hakkâ ki kelâmlarında dürûğ yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307b ·
metinde göster ·
… apîr ve Seyfedîn ve Şemseddîn ve Esmâdîn ve Hurremnây ve Sunkurkay ve Şâhlevend
Kay
ve Gencebây ve Elvend Ak misilli nâmları var.
Nâmhâ-yı emredân: Halkının ekseriyyâ isimleri Karahân ve Karacân ve Karakulhân ve Karapîr ve Seyfedîn ve Şemseddîn ve Esmâdîn ve Hurremnây ve Sunkurkay ve Şâhlevend Kay ve Gencebây ve Elvend Ak misilli nâmları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 310a ·
metinde göster ·
… iğimiz bu yârân-ı bürâderândır: Evvelâ Cân Alî ve Yâr Alî ve Kurbân Şâh ve Rızâ
Kay
ve Yezdân-kâr bunlardır.
Müşerref olduğumuz bürâderân: Cümle halkı hüsn-i ülfete mâlik olup âlüfte vü âşüfte ve halûk u halîm ü selîm merd-i meydânlardır kim birkaç günde ülfet etdiğimiz bu yârân-ı bürâderândır: Evvelâ Cân Alî ve Yâr Alî ve Kurbân Şâh ve Rızâ Kay ve Yezdân-kâr bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 315b ·
metinde göster ·
… di sekiz kerre fevkânî istifrâğ etdirüp cümle balgam ve safra ve sevdâ ve ahlat
kay
olunup bu âb-ı nâfi‘den nûş edenin reng-i rûyu humret üzre olup yedi günde vücû …
İbret-nümâ-yı diğer: Bu şehrin hâricinde Kemer köprü nâm bir cisr-i musanna‘ vardır. Gerçi memdûh-ı âlem olacak bir kantara-i azîm değildir, ammâ garâbet andadır kim bu cisir dibinde sun‘-ı Hudâ İçme Suyu nâmıyla bu diyârda meşhûr-ı âfâk bir şorca su vardır. Her sene mâh-ı Temmuz'da niçe bin çorlu âdem ol ayn-ı şordan aç karnına nûş etse amel eder, ammâ garâbet andadır kim bu âb-ı nâbı aşağı akındısıyla alsalar aşağıdan yedi sekiz amel eder, ammâ suyun akdığı aksine aşağıdan yukaru kâse ve tas ile su alup nûş etseler yedi sekiz kerre fevkânî istifrâğ etdirüp cümle balgam ve safra ve sevdâ ve ahlat kay olunup bu âb-ı nâfi‘den nûş edenin reng-i rûyu humret üzre olup yedi günde vücûdu cemî‘i ilelden selâmet bulur. Böyle bir nâfi‘ mücerreb âb Hakîm-i mutlakdır kim her kurâ vü kasabâtlara kumkumalar ile hedâyâ götürürler, meşhûr-ı âfâkdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23a ·
metinde göster ·
… ı. Salı ve çehârşenbe ve pençşenbe günlerinde kara kanlar ve karaciğer pâreleri
kay
ederek ve yine ismullâhı yâd ederek kâhîce ser-i sa‘âdetin girde bâliş-i nâliş …
Ve ol gün kara kara kanlar kusmağa başladı. Salı ve çehârşenbe ve pençşenbe günlerinde kara kanlar ve karaciğer pâreleri kay ederek ve yine ismullâhı yâd ederek kâhîce ser-i sa‘âdetin girde bâliş-i nâliş üzre ve kâhîce bu hakîrin zânûsu üzre koyup ol ân yüz beş aded gulâmları mâlından âzâd edüp cümle atları ve silâhların kendülere yüzer aded altun ile ihsân edüp beş bin altun cümle ağavâtlarına ve üç bin altun Galatasarâyına ve üç bin altun Büyükoda ve Küçükoda'ya ve üç bin altun İbrâhîm Paşa sarâyına ve üç bin altun kendü techîz [ü] tekfînine cümle ulemâ vü a‘yân huzûrunda vasiyyetler edüp buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45a ·
metinde göster ·
Ve melik huzûruna gelüp anda dahi yigirmi vasla lahm-ı cemel
kay
etdi. Ve mâbeyninde birkaç kerre âteş dahi kay etdi, ammâ çok çıkaramadı. Hattâ …
Ve melik huzûruna gelüp anda dahi yigirmi vasla lahm-ı cemel kay etdi. Ve mâbeyninde birkaç kerre âteş dahi kay etdi, ammâ çok çıkaramadı. Hattâ hakîrin bir gulâmı kendi eliyle pehlivânın ağzından bir parça deve eti çıkardı, ammâ âteş çok çıkmadı. Bu et yiyen herîfin bu gûne ma‘rifetin öbür âteş kusan herîf görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y421a ·
metinde göster ·
… dahi yigirmi vasla lahm-ı cemel kay etdi. Ve mâbeyninde birkaç kerre âteş dahi
kay
etdi, ammâ çok çıkaramadı. Hattâ hakîrin bir gulâmı kendi eliyle pehlivânın ağz …
Ve melik huzûruna gelüp anda dahi yigirmi vasla lahm-ı cemel kay etdi. Ve mâbeyninde birkaç kerre âteş dahi kay etdi, ammâ çok çıkaramadı. Hattâ hakîrin bir gulâmı kendi eliyle pehlivânın ağzından bir parça deve eti çıkardı, ammâ âteş çok çıkmadı. Bu et yiyen herîfin bu gûne ma‘rifetin öbür âteş kusan herîf görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y421a ·
metinde göster ·