… yerinde munu körgey sen mėni. ḳaçan kim nurı körkitti erse iḍi taġḳa ḳıldı anı
kes
kes / pare pare tüşti musa bi-huş bolup ḳaçan kim usına keldi erse aydı: arıġ s …
143 ḳaçan keldi erse musa öd urmışımızḳa sözledi aŋar anıŋ iḍisi aydı: ey iḍim körkitgil maŋa baḳayın saŋa. aydı: hiç körmegey sen ançası bar baḳġıl taġḳa eger ḳarar ḳılsa yerinde munu körgey sen mėni. ḳaçan kim nurı körkitti erse iḍi taġḳa ḳıldı anı kes kes / pare pare tüşti musa bi-huş bolup ḳaçan kim usına keldi erse aydı: arıġ sen yandım saŋa men müʾminlerniŋ evveli men
… inde munu körgey sen mėni. ḳaçan kim nurı körkitti erse iḍi taġḳa ḳıldı anı kes
kes
/ pare pare tüşti musa bi-huş bolup ḳaçan kim usına keldi erse aydı: arıġ sen y …
143 ḳaçan keldi erse musa öd urmışımızḳa sözledi aŋar anıŋ iḍisi aydı: ey iḍim körkitgil maŋa baḳayın saŋa. aydı: hiç körmegey sen ançası bar baḳġıl taġḳa eger ḳarar ḳılsa yerinde munu körgey sen mėni. ḳaçan kim nurı körkitti erse iḍi taġḳa ḳıldı anı kes kes / pare pare tüşti musa bi-huş bolup ḳaçan kim usına keldi erse aydı: arıġ sen yandım saŋa men müʾminlerniŋ evveli men
kes ḳıldımız olarnı yer içinde ögürler olarda eḍgüler yana olarda anda aḍın sın …
168 kes kes ḳıldımız olarnı yer içinde ögürler olarda eḍgüler yana olarda anda aḍın sınadımız olarnı eḍgülükler birle hem yawuzluḳlar birle bolġay kim yanġalar
ḳıldımız olarnı yer içinde ögürler olarda eḍgüler yana olarda anda aḍın sınadım …
168 kes kes ḳıldımız olarnı yer içinde ögürler olarda eḍgüler yana olarda anda aḍın sınadımız olarnı eḍgülükler birle hem yawuzluḳlar birle bolġay kim yanġalar
… yarlıḳamaḳ iḍilerindin ol meŋizlig kim ol cavidane ot içre suwarlur ḳaynar suw
kes
kes ḳılur baġarsuḳlarını
15 Uştmah meseli ol kim vaʿde ḳılındı saḳnuḳlar: anıŋ içinde arıḳlar suwdın yıḍıġ ermez arıḳlar sütdin aḍnamaz anıŋ mezesi arıḳlar ḫamrdın tatlıġ içgenlerke arıḳlar ʿasel-i musaffadın yaʿni arıġdın olarḳa anıŋ içinde ḳamuġ mivelerdin hem yarlıḳamaḳ iḍilerindin ol meŋizlig kim ol cavidane ot içre suwarlur ḳaynar suw kes kes ḳılur baġarsuḳlarını
… lıḳamaḳ iḍilerindin ol meŋizlig kim ol cavidane ot içre suwarlur ḳaynar suw kes
kes
ḳılur baġarsuḳlarını
15 Uştmah meseli ol kim vaʿde ḳılındı saḳnuḳlar: anıŋ içinde arıḳlar suwdın yıḍıġ ermez arıḳlar sütdin aḍnamaz anıŋ mezesi arıḳlar ḫamrdın tatlıġ içgenlerke arıḳlar ʿasel-i musaffadın yaʿni arıġdın olarḳa anıŋ içinde ḳamuġ mivelerdin hem yarlıḳamaḳ iḍilerindin ol meŋizlig kim ol cavidane ot içre suwarlur ḳaynar suw kes kes ḳılur baġarsuḳlarını
… Ammâ bu mahalde Umudum Sultân medfûn olup ziyâretgâh-ı hâs [u] âm olmağıla bir
kes
cür’et edüp bu mâhîleri sayd etmeğe cür’et edemezler, ammâ bir fersah aşağıda s …
Karye-i Umudum Sultân: Bir kûh-ı bülendin dâmeninde yüz hâneli ma‘mûr [u] âbâdân bâğ u bâğçesiz kend-i müzeyyendir. Bu kend nehr-i Furât'ın mahreci başında vâkı‘ olmuşdur. Mukaddemâ Erzurûm evsâfında tahrîr olunan Kur‘ân-ı Azîm ile sâbit "mâ-i Furât" bu karye-i Dumlu Sultân cebelinde bir gâr-ı azîmden tulû‘ eder. Âb-ı hayâtdan nişân verir bir âb-ı hayvândır kim gûyâ sûre-i Arapça bu nehr-i cân-perverin hakkında nâzil olmuşdur. Birer zirâ‘-ı melikî alabalıkları olur kim gûyâ her biri birer mâ’ide-i cennet-i me’vâdır. Cemî‘î vücûdları la‘l-ı Bedahşân ve zümürrüd-i İsvân ile müzeyyen, murassa‘-endâm mâhî-i cinânlardır. Ammâ bu mahalde Umudum Sultân medfûn olup ziyâretgâh-ı hâs [u] âm olmağıla bir kes cür’et edüp bu mâhîleri sayd etmeğe cür’et edemezler, ammâ bir fersah aşağıda sayyâdlar sayd edüp tenâvül etdiklerinde âdemin dimâğı abîr u anber râyihasından mu‘attar olur. Ne kadar tenâvül olunsa hara[r]et [u] sıkleti yokdur,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 323a ·
metinde göster ·
… r kesb eder. Siz anınla ecnebî mu‘âmelesi edersiz" dediğimde "Hây gidi ışık. Üs
kes
bizi Defterdâroğluyla akrabâ edüp mâbeynimiz ıslâh etdi" dedikde hemân kalkup d …
Ba‘dehû İpşir fermânlar yazup Varvar'ın münhedim olmuş askerinin ardı sıra İpşir kapucıbaşıları ta‘yîn olunup nefîr-i âm ile Varvar'ın askerin kırmağa başlayup günden güne Çerkeş sahrâsında yüzer ikişer yüzer âdem katl olunup mâl [u] erzâkları İpşir içün kabz olunup tevâbi‘-i İpşir'in en ednâsı bir mîr-i muhterem gibi oldu. Ve İpşir Paşa ol kadar mâl-ı Kârûn'a mâlik olup Köprülü Mehemmed Paşa'nın ve Kara Sefer Paşa'nın ve Kör Hüseyin Paşa'nın ve Hacı Efendioğlu'nun cümle mâlların Varvar zabt etmişdi. Varvar münhedim olunca cümlesinin mâlın İpşir zabt edüp hadd [u] hesâbın Cenâb-ı Bârî bilür mâl-ı gence mâlik oldu. Ammâ hakîr havfe düşüp Varvar tevâbi‘i hakkına emirler sâdır olunca hakîre telâş el verüp ba‘de'l-asr doğru İpşir Paşa'ya varup eyitdim: "Sultânım! Şimdi ortalıkda cümle asker ayak üzre. Ben aralıkda kaldım. Bana bir dest-i hattınız ihsân eyle" dedikde "İşte Varvar'a mektûblarla geldin. Yine Varvar buyurdu versin" deyü Varvar'ın leşin gösterüp şaka edüp "Tiz şuna bir buyurdu verin. Durmasın gitsin, yohsa şimdi Varvar'ın yanına korum" dedikde "Yâ ben âsî değilim ve pâye kat‘ edüp tûğ ve sancâğ ve bayrak sâhibi değilim, aşk olsun yola" deyüp İpşir Paşa vâfir hazz edüp tebessüm edüp eydür: "Sen Defterdâroğlu yanında nişlersin. Niçin yine bizim Melek Ahmed Paşa yanında olmazsın" dedikde "Vallahi Sultânım! Bir iki vezîrin mâbeyni mahsûlüyüm. Her kankısı menâsıb-ı âlîye nâ’il olursa seyâhat hâtıriyçün anınla mansıba giderim. İnşaallah şimdi Defterdâroğlu ma‘zûldür. Bu feth-i meserret haberleriyle kelleler der-i devlete vardıkda size Şâm-ı cennet-meşâm toprağı müşk-i amber-i hâm ve Şam-ı dârü's-selâm geldikde İnşâallahu Te‘âlâ size intisâb edüp Şâm-ı Şerîfe giderim" dedikde "Yok, götürmem. Hemân yine Melek Ahmed Paşa yanına var. Mehemmed Paşa yanında durma" dedikde "Sultânım! Üçünüzde dahi fark yokdur. Mehemmed Paşa efendimizin vâlidesi sizinle ve Melek Ahmed Paşa efendimizin vâlidesiyle hısm-ı kavm [ü] kabîle değil midir ve benim vâlidem de Melek efendimin vâlidesi kız karındaşı değil midir, arada müfârakat yokdur, deyü Mehemmed Paşa efendim vâlidem tarafından, İpşir Paşa efendim sikadan zevi'l-erhâm akrabâmdır deyü tefâhur kesb eder. Siz anınla ecnebî mu‘âmelesi edersiz" dediğimde "Hây gidi ışık. Üs kes bizi Defterdâroğluyla akrabâ edüp mâbeynimiz ıslâh etdi" dedikde hemân kalkup dest bûs edüp eyitdim: 366b "Habîb-i Hudâ aşkına olsun. Paşaya bir muhabbetnâmeniz ihsân edüp bu ma‘zûllığında mahzûn kalbini dilşâd ve vîrân gönlünü âbâd idün. Allah da sizin her işde mu‘în ve zahîriniz ola. Ve mâl-ı ganâ’imden İslâmbol'a gitmeğe atdan ve esvâbdan, ba‘zı sipâhlıkdan şeyler ihsân [u] in‘âm ediniz" dedikde bisâtıyla bir at ve bir çerke çadır ve yetmiş altun verdi. Zira hisseti kemâlinde idi. Abaza kavminin "Hasîs" kabîlesinden idi. Hele mektûb-ı muhabbet-üslûbuyla bir emr alup ahîrecisi Alî Ağa ile Çerkeş'de hizmetkârlarımla ve merhûm Varvar Alî Paşa'nın geldiğim gün ihsân etdüğü metâ‘lar ve katarlar ve memlûklar ile Çerkeş'den cânib-i garba 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 366a–366b ·
metinde göster ·
Andan paşa efendimiz bulup bize "Safâ geldin Evliyâm! Gazân kutlu olsun. Üs
kes
İpşir Varvar'ı aşadı mı?" "Belî aşayup târumâr edüp Varvar'ı ve Kör Hüseyin Paş …
Andan paşa efendimiz bulup bize "Safâ geldin Evliyâm! Gazân kutlu olsun. Üs kes İpşir Varvar'ı aşadı mı?" "Belî aşayup târumâr edüp Varvar'ı ve Kör Hüseyin Paşa'yı ve Hacıoğlu'nu dahi katl etdi". "Bre bozuldukların şimdi istimâ‘ etdim, ammâ katl olundukların işitmedim. Ne gün oldu bu" dedi. "Bu gün üçüncü gündür" deyü mâ-vaka‘ı üzre bir bir takrîr-i kelâm ve ta‘bîr-i merâm edüp İpşir Paşa'nın mektûbun verüp tilâvet edüp niçe cereb-i şîrînler urdu kim bu hakîrin İpşir'e hüsn-i tevcîhlerile paşanın İpşir'e arz eylediğim cümle hebâ olup "Tiz tûğlar gitsin" deyü fermân etdikde Bâkî Paşa bir gayrı karyeye konmuş idi. Ol Varvar'ın inhizâmın istimâ‘ edüp askeriyle İpşir ordusuna gitdiğine Paşa gâyet müte’ellim oldu. Ve meşveret edüp İpşir'i urmağa tedârik görülüp yedi bin salt atlı İpşir'in ardına düşüp İpşir bu haberi istimâ‘ edüp Çerkeş'den Karaman eyâletine gidecek mahalde yan verüp Kal‘acık semtinde Keskin içlerine urup gitdi. Paşa üç menzil ardı sıra gidüp gerüde kalmış Varvar ve Köprülü ve Kör Hüseyin Paşa mâlından bir hayli ağırlık paşanın bölükbaşıları gâret edüp üç günde nehr-i Sakarya kenarında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 366b ·
metinde göster ·
… t var kim bir pür-mağmûm âdem bu gurâfeye gelüp ziyâret etdiği ân kesâfetden ol
kes
halâs olup şâd u handân olur. Bu âsitânede medfûn olanlardan evvelâ,
Evvelâ Dâr-ı Ervâh nâm mekân-ı rûhânîde yedi bin güzîde-i kibâr-ı evliyâullâh âsûde olduğu tevâtürle müsbetdir. Zirâ niçe bin kerre leyle-i kadirlerde ve şeb-i mi‘râc-ı Nebî ve sâ’ir leyle-i mübârekelerde nûr-ı İlâhî nâzil olduğu zâhir ü bâhir olmuşdur ve bu cübbânda eyle rûhâniyyet var kim bir pür-mağmûm âdem bu gurâfeye gelüp ziyâret etdiği ân kesâfetden ol kes halâs olup şâd u handân olur. Bu âsitânede medfûn olanlardan evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 71b ·
metinde göster ·
… ki yüz yiğit birer birer çıkup sizin orduda deryâ-misâl asker içre cem‘ olup ös
kes
Mehemmed Beği iki yüz atlı çar aparabilmedik. Âhir boş gitmeyelim deyü karavula …
Hulâsa-i kelâm ân-ı vâhide kalmayup iki yüz Ekrâd'dan cân kurtulup hâna cânlarıyla varamadılar. Bir kaçın paşa söyledüp "Vallahi iki yüz yiğit hândan ihsân-ı da‘vâ-yı merd ile adû-yı cânım olan Malazgird Beğini katl etmeğe Bitlîs'den iki yüz yiğit birer birer çıkup sizin orduda deryâ-misâl asker içre cem‘ olup ös kes Mehemmed Beği iki yüz atlı çar aparabilmedik. Âhir boş gitmeyelim deyü karavula gelirken sizi geriden gördük. Ammâ seçemezik ve otluğa gelirler derdik. Âhir sizi gâ’ib edüp karavula sataşdık. Ol ma‘rekede siz de bize sataşdınız. Emîr Hudâ'nındır. Hak belâ versin, hân bizi cândan etdi. kûr-be-kûr ola" deyü hâna beddu‘â etdiklerinden paşa ikisin âzâd edüp bir kaçı da piyâde firâr edüp yüz seksen beş kelle ve iki yüz küheylân atları ganîme olup ve cümle kelleleri ârâyiş-i nîze edüp mansûr u muzaffer orduya kable'l-gurûb dâhil olup bizimle bile olan Van ağaları Paşa'nın Fâtiha okuyup "Bu ileride gidenler kimdir?", deyü sorup "Şimdi görürsüz?" deyü niçe gûne rümûz-ı künûzâne kelimât söyleyüp "Hakkâ keşf ü kerâmetdir" deyü yemîn ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 266b ·
metinde göster ·
… sî‘ etdi ve gâyet ma‘mûr etdi. Bu Mansûr-ı Devânıkî gâyet hasîs ü le‘îm ü nekes
kes
olup hisset denâ’etinden bir dankı hisâb etdiğiyçün Mansûr-ı Devânıkî derlerdi. …
Bânî-i sâlisi, Âl-i Emeviyyûn'dan el-Melikü'l-Devânîkî tevsî‘ etdi ve gâyet ma‘mûr etdi. Bu Mansûr-ı Devânıkî gâyet hasîs ü le‘îm ü nekes kes olup hisset denâ’etinden bir dankı hisâb etdiğiyçün Mansûr-ı Devânıkî derlerdi. Gerçi gaddâr halk eyle derler ammâ Âl-i Emeviyyûn'dan eyle bir sâhib-i kerem ve sâhibü'l-hayrât gelmemişdir. Bu Bağdâd kal‘asın tevsî‘ etdikden sonra Mekke-i mükerreme'ye varup Harem-i Mekke'yi ve cemî‘i kıbâbların müceddeden tevsî‘ edüp ve iki aded minâre-i serâmed inşâ edüp hâlâ Harem-i şerîf etrâfında yedi aded minâre-i âlî olmışdır kim her biri beşer ve dörder şerîfeli minâre-i bâlâlardır. Ba‘dehû Devânıkî Hazret-i Resûl'i vâkı‘asında görüp "Yâ Mansûr, benim şefâ‘time gel!" derler. Hikmet-i Hudâ ertesi Mansûr-ı Devânıkî merhûm olup Mekke-i Mükerreme hâricinde cânib-i şimâlde Bâb-ı Mu‘allâ nâm bir makâm-ı benâmda kıbâbı içinde medfûndur. Rahmetullahi aleyh. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 333a ·
metinde göster ·
… ğ kolunu düşürdü. Andan gayrı halk dahi bu puta kılıç üşürdü. Hudâ âlimdir, bir
kes
bir kesek pâresin kesmeğe kâdir olmadılar. Hattâ çok yiğitler birbirlerin imtih …
"Nedir bu cüzâm put tasvîrleri?" deyüp bir kerre at bırağup mezkûr tılsım-ı tuç sûrete bir kılıç eyle bir sâtûr-ı Alî Façatî urdu kim mânend-ı hıyâr ol sûretin sağ kolunu düşürdü. Andan gayrı halk dahi bu puta kılıç üşürdü. Hudâ âlimdir, bir kes bir kesek pâresin kesmeğe kâdir olmadılar. Hattâ çok yiğitler birbirlerin imtihân içün bu putlara kılıç urduklarında niçesinin kılıçları pâre pâre olurdu, ammâ Alî Ağa'nın kılıcı bir eski Alman idi. şast ber-kabza kılıç urdukda karış karış ve şerha şerha zahm ergürür idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126a ·
metinde göster ·
… nârı göstermeyüp herkes yerinde sâbit kadem olup askerden taşra gezişmeye, her
kes
atlarının dizginleri elinde pür-silâh âmâde duralar" deyü İbrâhîm Paşa askerine …
İbrâhîm Paşa efendimiz dahi bu re’y-i ahsen ile cânib-i erba‘asın bu tertîb üzre karavulları berk edüp kendü askeriyle Lara dağı ve Lak bayırları zeylinde atından enüp bir seccâde üzre oturup cümle gâziyâna alay çavuşları tenbîh etdiler kim "Kimse âteş yakmaya ve hây hûy ve feza‘ u çeza‘ etmeye ve tüfeng atmayup tütün âteşi ve fitil nârı göstermeyüp herkes yerinde sâbit kadem olup askerden taşra gezişmeye, her kes atlarının dizginleri elinde pür-silâh âmâde duralar" deyü İbrâhîm Paşa askerine bu yüzden alay çavuşlarla tenbîh ü te’kîdler edüp vakt-i ışâ dahi oldukda edâ-yı salât olup herkes küme küme cavk cavk olup yârânlarıyla zevk u şevke meşgûl oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 100b ·
metinde göster ·
… lunmaz. Ve bir âdem bir kuzu yeyüp bu âb-ı nâbdan nûş etse ân-ı sâ‘atde yine ol
kes
acığır, gâyet serî‘u'l-hazm âb-ı kevserdir.
Ammâ bu nehr-i Buna ile buz pâresi berrâk ve ak pâk bir âb-ı mürevvakdır kim mâh-ı Temmûz'da huzûr-ı kalb ile şiddet-i sermâsından nûş olunmaz. Ve bir âdem bir kuzu yeyüp bu âb-ı nâbdan nûş etse ân-ı sâ‘atde yine ol kes acığır, gâyet serî‘u'l-hazm âb-ı kevserdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161a ·
metinde göster ·
"Âferîn Evliyâm eyi dedin. Hemân gidi ışık eyle bir bed-evzâ‘ ederse
kes
yakasın al başından sikkesin. Bir eyi ta‘zîr eyleyüp zabt [u] rabt ile hemân De …
"Âferîn Evliyâm eyi dedin. Hemân gidi ışık eyle bir bed-evzâ‘ ederse kes yakasın al başından sikkesin. Bir eyi ta‘zîr eyleyüp zabt [u] rabt ile hemân Dervîş Ahmed'i ve Baba Türâbî'yi bile götür" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 30b ·
metinde göster ·
… düp her kademede yaykanan âdemlerin çerkâbları aşağı âdemlere dokunmayup ve bir
kes
bir kesi görmeyüp murâd [u] merâmları üzre herkes yaykanır. Hevâları ve mâları …
Ve dahi tâ kubbe berâberindeki nerdübânların pek ısıcağına tahammül edemezsen birkaç kademe aşağı enersin dahi sermâ istersen tâ aşağı kademede yaykanırsın, ammâ hukemâ-yı kudemâ bu hammâmları hikmet üzre te’lîf edüp her kademede yaykanan âdemlerin çerkâbları aşağı âdemlere dokunmayup ve bir kes bir kesi görmeyüp murâd [u] merâmları üzre herkes yaykanır. Hevâları ve mâları hûb hammâm-ı rûşinâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58a ·
metinde göster ·
Bî-medh-i manastır-ı acâ’ibât: Bu mezkûr Deli dağın eteğinde bir deyr-i ibret-nümâ-yı atîk vardır. Cemî‘i kâfiristânda Koçbaşı manastırı nâmıyla meşhûr bir âyîngâh-ı millet-i Mesîhiyyedir kim âb [u] hevâsı ve binâsı rub‘-ı meskûnda yokdur. Niçe yüz bin hukemâ-yı kudemâ kendülerin defn etdirmeğe vasıyyet ederler, zîrâ lâşeleri aslâ ve kat‘â çürümeyüp beyâz ter ü tâze gârlar içre yatırlar, zîrâ bu kehflere hukemâ-yı kudemâlar tılsım edüp yılan ve çıyan ve akreb ve mûr ve peşşe ve meges ve gayri kes yokdur. Anıniçün tenleri çürümez, kadîd dahi değillerdir. Cümle tenâsüb a‘zâları ve şevârib lıhyeleri yerli yerinde durup vücûdları nerm ü râm dururlar, zîrâ bu kenîse-i mu‘tebereyi Hazret-i Îsâ'nın havâriyyûnlarından Şem‘ûn-ı Safâ gelüp binâ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255a ·
metinde göster ·
… z'da haymeleri ile gelüp meks edüp zevk u safâ edüp hammâm faslı ederler ve her
kes
tendürüst olup şehre avdet ederler. Böyle bir nâfi‘ germâblardır. Ve şehr-i Sim …
Büyük ılıcanın iki havzı vardır. Ve ana karîb çifte Osim germâbı ve ana karîb Naşlı ılıcası ve ana karîb Cennet köy ılıcası. Ve'l-hâsıl yedi hammâm yed-i kudret ile halk olunmuş germâblardır. Her biri bir gûne hâssıyeti vardır. Cümle ahâlî-i şehir yılda bir kerre mâh-ı Temmûz'da haymeleri ile gelüp meks edüp zevk u safâ edüp hammâm faslı ederler ve her kes tendürüst olup şehre avdet ederler. Böyle bir nâfi‘ germâblardır. Ve şehr-i Simav'da bir mu‘attal hammâm dahi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y22a ·
metinde göster ·
… r döğülüp ahâlî-i şehre i‘lân oldukda azamet-i Hudâ ol kadar âdem cem‘ olup her
kes
kas‘asın şorbâ-yı Halîl ile pür edüp ehl [ü] iyâlleri ile kifâflanırlar. Hakîr …
Ve bu câmi‘in mihrâbı önünde matbah-ı Hazret-i İbrâhîm Halîlullâh subh u mesâ fukarâ-yı billâha ve âyende vü revendeye ni‘meti bezl etmeğiçün tabl-ı Halîl'i kütür kütür döğülüp ahâlî-i şehre i‘lân oldukda azamet-i Hudâ ol kadar âdem cem‘ olup her kes kas‘asın şorbâ-yı Halîl ile pür edüp ehl [ü] iyâlleri ile kifâflanırlar. Hakîr dahi teberrüken ol fukarâlar bölüğünden olup bir sahan buğday şorbâsı aldım. Hudâ âlimdir, bir vüzerânın ve bir ulemânın ta‘âmında o lezzeti müşâhede etmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y231a ·
metinde göster ·
… n gemiler ile Yenbû‘ü'l-bahr'e andan develer ile Medîne-i münevvereye gelüp her
kes
elinde olan berât-ı pâdişâhîleri üzre cerâyelerin alup pâdişâha hayır du‘â eder …
Bu kavmin cümle me’kûlât [u] meşrûbâtları Fâtih-i Mısır Selîm ve Süleymân Hân ve Murâd-ı Sâlis ve Sultân Ahmed hayrâtlarından Mısır'da Deşîşe-i Kübrâ ve Deşîşe-i Suğrâ ve Murâdiyye ve Mehemmediyye ve Hâsekiyye i‘tibâr etdükleri evkâflardan on dörd bin kerre yüz bin erdep gılâl tahsîl olup Mısır'dan Süveys'e andan gemiler ile Yenbû‘ü'l-bahr'e andan develer ile Medîne-i münevvereye gelüp her kes elinde olan berât-ı pâdişâhîleri üzre cerâyelerin alup pâdişâha hayır du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y294b ·
metinde göster ·
ile ya‘nî kocam ile da‘vâm vardır, beni öldürmek istermiş, beni babam ve anam a …
"Yok benim filân kes ile ya‘nî kocam ile da‘vâm vardır, beni öldürmek istermiş, beni babam ve anam ana bu kadar kîse cevâhir ve sîm ü zer âvânî metâ‘ ile verdi" deyü ol dahi cümle cihâzın huzzâr-ı meclise bir bir arz-ı kâlây eder. Andan bilirler kim filân bâkire bu kadar mâl [u] metâ‘ ile filân kese varmış, derler. Y 244a Ve kız mütekellim değil ise yanından akrabâları telkîn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y243b–Y244a ·
metinde göster ·
… ndeki kaya üzre bir rasad îcâd edüp hâşâ geceyi gündüz ve gündüzü gece edüp bir
kes
rûz-ı rûşende kapusundan taşra çıksa katl ederdi. Gecedir, deyü herkes gündüz y …
Meşhed-i Hâkim Bi-emrillâh: Bu dahi Hulâgû asrında bâdiye-i Arab'da âlem-i sabâvetde bulunup Mısır'a firâr edüp Mısır'da Kal‘atü'l-kepş'de kırk bir sene halîfe nâmıyla mu‘ammer olup hayli sefâhetler edüp Kademü'n-Nebî önündeki kaya üzre bir rasad îcâd edüp hâşâ geceyi gündüz ve gündüzü gece edüp bir kes rûz-ı rûşende kapusundan taşra çıksa katl ederdi. Gecedir, deyü herkes gündüz yatırlardı, ahşam oldukda Q 258b cümle Mısır çerâgân olup gündüzdür, deyü herkes bey‘ [ü] şirâsına meşgûl olurdu. Kırk bir sene bu gûne evzâ‘ [u] etvârına Cenâb-ı Bârî imhâl edüp âhir bir kurâda hemşîresi kendüyi katl edüp Sitti Nefîse civârında defn etdiler, hâlâ anda âsûdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y266a ·
metinde göster ·
… emâşâlar olur kim at binüp kılıç kuşanan bu zevkin mezâyâsına vâsıl olur, gayrı
kes
anlayamaz. Hakkâ kim atı Cenâb-ı İzzet rûzgârdan halk etmişdir, rûzgâr üzre bu …
Bir tarafda mızrak silâhbâzlığı, bir tarafda matrakbâz ve şemşîrbâz ve at üzre tüfengbâz ve gûnâ-gûn kemândârlık ve at üzre berpâ durup at ile seğirtmek ve at üzre iki eller rikâbda sernigûn olup ayakları ber-hevâ at seğirtmek gibi ve Mısır tarzı cilit oynamak gibi pesendîde hünerler gösterüp kâşiflerden ihsân [u] in‘âmlar alınup tarafeynden tabl-ı âl-i Osmâniyân ve kös-i hâkâniyân çalınup tâ vakt-i hâr olunca bu meydânda azîm vezni üzre seyr [ü] temâşâlar olur kim at binüp kılıç kuşanan bu zevkin mezâyâsına vâsıl olur, gayrı kes anlayamaz. Hakkâ kim atı Cenâb-ı İzzet rûzgârdan halk etmişdir, rûzgâr üzre bu kadar hüner arz eylemek hakkâ ki pehlivânlıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y291a ·
metinde göster ·
… var biri ḳınlu biri ḳınsuz ol ḳınsuz keser menüm başumı var getür menüm başumı
kes
didi
depegöz aydur saŋa ölüm yoġ-ımış şol maġarayı gördüŋ-mi basaṭ aydur gördüm aydur anda iki ḳılıç var biri ḳınlu biri ḳınsuz ol ḳınsuz keser menüm başumı var getür menüm başumı kes didi
öldür meni yitür meni ṣal ḳılıcuŋ kes başum ḳılıcuŋdan ṣaparum yoḳ kendü aṣlum kendü köküm ṣımaġum yoḳ oġuz erenleri ṭurur-iken seni ögmegüm yoḳ didi ḳazan burada bir daḫı ṣoylamış
… bıdaḳ öte kiçdi at üzerinden yire ṣaldı ḳarındaşı ḳara göneye işarat itdi başın
kes
didi
nevbet ḳazana degdi altmış ṭutam ala gönderin ḳoltuḳ ḳıṣdı aruza bir gönder urdı göksinden yalabıdaḳ öte kiçdi at üzerinden yire ṣaldı ḳarındaşı ḳara göneye işarat itdi başın kes didi