… vî, develer semâ‘-ı levlevî ederdi. Katırlar ve pupa yatırlar cândan bîzâr olup
kıç
atarak niçe bî-dermânlar ellerin koyunlarına sokarak feryâd ederlerdi. Bu hâl ü …
Anda müşâvere edüp Kırkdilim nâm kûh-ı bülend tarafına müteveccih oldukda kara kar üzre kara kar yağup azîm meşakkatler çekerek ol dipi ve boran içre gidüp ısıcak Etrâk hânelerinde ibâdullaha zulm [ü] ta‘addî ederek lokmacılık edüp âteş başında huzur etmeğe mu‘tâd edinmiş asker Kırkdilim dağın aşmada dilleri kırk elli dilim olup mezkûr beli aşmağa belleri bükülüp şiddet-i şitâdan elleri ve ayakları dökülüp niçesi gerüye Dankazâ kazâsına uğrayup anda kazâ-yı âsumânîde kaldılar. Hemân paşa kethüdâsı Alî Ağa, eli ayağı dutar şehbâz yiğitlere bezl-i ihsân edüp niçe kilim ve keçeleri pâre pâre edüp deve ve katâr-ı katır ayaklarına keçeleri bağlayup azâb-ı elîm çekerek katarları kar üzre çeküp cümle hayvânâtlar boş Kırkdilim dağın aşdılar. Ammâ cemî‘î bâr-ı sakîlli cebehâne ve kilâr ve matbah âvânî makûlesi ve cebehâne sandıkları ve hazîne sanâdıkları kar üzre kaldı. Yine paşa kethüdâsı bahşişler in‘âm-ı 350a âm edüp cemî‘î ızârları ve bâr-ı sakîlleri kar buz üzre sürüyüp belin başına çıkarup andan yokuş aşağı cümle ızârları yuvarlayup ol leyle-i mübârekde bir ormanlı dere içre kalup bir cânibe gitmeğe iktidâr olmayup yetmiş âdemin dest [u] pâları donup gerü Dankaza'ya döndüler. Niçe devâbât sovukdan öldüler. Dankaza'da niçe âdemlerin dest [u] pâları ezze-i belâ ile kat‘ olunup kimi halâs ve kimi merhûm oldu. Ale's-sabâh yine mezkûr Kırkdilim deresinden kalkup kâh meşakkat-i râh, kâh-be-kâh belâ-yı siyâh çekerek ismi hâtırdan dûr etmiş bir karyeye sekiz sâ‘atde kar, dipi ve boran ve şiddet-i şitâ çekerek ismi nâ-ma‘lûm köye gelüp gerçi asker cân havliyle hânelere leb-ber-leb oldular. Ammâ âdem âdemî-zâtdan deyyâr-ı ber-dârda benî Âdem kalmayup bizim askerin sît u sadâsından cümle ehl [ü] iyâlleriyle karârı firâre tebdîl deyyâr-ı ferd-i merdden bir zen ü merd kalmamış. Ol gice anda cümle devâbât ve insânât cû‘dan helâk mertebesine varmışken nısfu’l-leylde bi-emr-i Hudâ bir dipi ve boran ve bir berf-i âsumân yağdı kim tâ sabâha dek beş arşın selc-i rahmet nâzil olup ba‘de’l-fecr borular çalınup "göçdür" deyü haber şâyi‘ olunca cümle karakullukçuların ser-i kârda olanları ve sârbân ve ser-neferleri ve harbende ve çadır mehterleri ve çâşnigîr ve çalıcı mehterleri paşa kapusuna cem‘ olup "Cümlemizi kırsalar bizim kalkmağa dermânımız yokdur". "Bire, size onar guruş ihsân idelim" dediler. Anlar dahi "Evvel cân, sonra cihân" dediler. Paşa eyitdi "Bre oğullar, oturak etmek mümkün ammâ bu cây-ı bî-amânda me’kûlât [ü] meşrûbâtdan bir dâne-i hardal ve gendüm ve şa’îr yok. Bunda oturak etmek ne mümkündür" deyü niçe güft [u] gû oldu. Âhir cümle karakullukçular paşadan on beş kîse bahşîş almayınca cümle sekbân ve sarıcalar bile hareket etmediler. Ba‘dehû at eğerleyüp yüke yapışmağa başladılar. Ammâ savruntu ve karıntı ve dipi ve şebe, çığ u kîğ ol mertebe savruntu ve karıntı etdi kim atlar raks-ı Mevlevî, develer semâ‘-ı levlevî ederdi. Katırlar ve pupa yatırlar cândan bîzâr olup kıç atarak niçe bî-dermânlar ellerin koyunlarına sokarak feryâd ederlerdi. Bu hâl üzre giderken hamd-i Hudâ bir ormanlı hıyâbân içre gidüp kar yağmadan biraz ârâm edüp göz göz görüp yine şiddet-i şitâ çekerek 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349b–350a ·
metinde göster ·
… ba koyup fıçıların suları tulumbalar ile boşaldıkça gemiyi boş fıçılar kaldırup
kıç
tarafında olan demiri tıramola edüp suhûletle gemiyi halâs eylediler. Âdem ⟦42a …
Evvelâ şehr içre niçe yüz fıçılar cem‘ edüp her fıçılara birer ip bağlayup iplerin birer ucuna dahi birer fıçı dahi bağlayup yüz fıçı kalyonun bir cânibinde yüz fıçı bir cânibinde kalup cümle habl-i metînleri geminin altında kaldı. Bu kerre cemî‘i fıçıları deryâ suyuyla leb-ber-leb edüp fıçılar deryâya gark olup her bir fıçıya bir kâfir tulumba koyup fıçıların suları tulumbalar ile boşaldıkça gemiyi boş fıçılar kaldırup kıç tarafında olan demiri tıramola edüp suhûletle gemiyi halâs eylediler. Âdem 42a hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41b–42a ·
metinde göster ·
… ir kutu ile hımârın tırnakların cümle mücevher edüp hazînelerinde mahfûzdır. Ve
kıç
ayakları İşpaniyye Kızılelması'nın İrimpapa hazînesindedir. Sâ’ir üstühânları y …
Ulu'l-azm peygamberlerdendir. Kavm-i Benî İsrâ’îl'e ba‘s olunup ümmetinden biri İslâm ile müşerref olmadıklarından Cenâb-ı Bârî anlara tâ‘ûn-ı ekber verüp şehr-i Askalân'dan taşra firâr ederlerken Cenâb-ı Allah Cibrîl-i Emîn'e emr edüp bunlara "Mûtû bi-emrillah" deyü bir sayha urunca cümlesi ol sayhadan zehresi çâk olup biri biri üzre cümlesi helâk oldular. Kamusu bir yerde helâk olmalarının sebebi oldur kim mâbeynimize tâ‘ûn girmesin deyü birbirlerin derâğûş edüp eyle çıtâçıt sık olmuşlardı kim mâbeynlerinden su sızmazdı. Ba‘dehû niçe yüz yıl mürûrundan sonra Hazret-i Uzeyr bu mevtânın üstühânları üzre uğrayup gördü kim deryâ-misâl âdem üstühânları birbirine çatılmış yatar. Âlem-i hayretde kalup "Yâ Rabbî! Bu ne hâldir kim cümle mevtânın üstühânları bir yerde yatar. Birisi pârekende ve perîşân değildir. Bu ne hikmetdir?" deyü âlem-i tahayyürde iken hâtifden bir nidâ geldi kim "Yâ Uzeyr! Bunlar benim tâ‘ûn azâbımdan kaçup helâk olup senin du‘âna muntazırlardır kim onlara yine hayât verem" nidâsı geldikde Hazret-i Uzeyr du‘â edince el-azametullah cümle uzuvlar birbirine karış katış olmuşken her cesedin kemikleri yerli yerine varup Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün cümle kemikler üzre sinirler ve damarlar bağlanup üstüne deriler halk olup ba‘dehû cümlesi hayât bulup ayak üzre kalkup cümlesi bir kerreden Hazret-i Uzeyr'i görünce "Lâ ilâhe illallah, Uzeyrun ibnullah" deyüp hâşâ sümme hâşâ Uzeyr'i Cenâb-ı Bârî'ye şerîk koşup diri eden Hazret-i Uzeyr'i zann etdiler kim sûre-i (---)Arapça dedikleri bu âyet ile müsbetdir. Hâlâ Yahûd kavminin sarı benizli ve kuvvetsiz olup ağızları kokduklarının aslı Hazret-i Uzeyr du‘âsıyla mevtâ iken hayât bulan Yahûd tâ’ifesi neslinde olan Yahûdîlerin hâlâ ağızları leş gibi kokup yüzlerinde ve gözlerinde nûr yokdur. Ba‘dehû Hazret-i Uzeyr Nebî yüz sene mu‘ammer olup ba‘dehû merhûm olup şehr-i Remle-i Filistîn'de defn etdiler. Ba‘dehû Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün Hazret-i Uzeyr'e ve hımâr-ı Uzeyr'e hayât verüp üç yüz yıl dahi halkı dîne da‘vet etdüğine Cenâb-ı Allah Habîbi Muhammedü'l-Mustafâ'ya alâ tarîkı'l-hikâye sûre-i (---)Arapça âyeti ki Hazret-i Uzeyr'i ölüden diri edüp yine halkı dîne da‘vet etdüğün bu âyet ile i‘lâm buyururlar. Ba‘dehû yine Hazret-i Uzeyr merhûm olup Yafa şehri hâricinde bu mezkûr mahalde medfûndur. Anınçün Hazret-i Uzeyr'in iki yerde kabri münevveri vardır. Biri Remle'de, biri bu Yafa şehri hâricinde. Mevtâdan hayât bulup iki kerre merhûm olan peygamberin biri bu Hazret-i Uzeyr'dir. Biri kırk kerre ölüp dirilüp külü göğe savrılup yine hayât bulan Hazret-i Çircîs aleyhi's-selâmdır kim Irâk-ı Musul'da medfûndur. Ammâ bu Hazret-i Uzeyr'i, kabr-i şerîfinden İşpaniye küffârı çıkarup Kızılelma'ya götürmek murâd edindiklerinde bir zelzele-i azîm olup şehr-i Askalân ve şehr-i Filistîn-i Remle ve şehr-i kal‘a-i Kalinseve ol zelzeleden harâb olup içindeki cümle kefereler dahi helâk olup bu bilâd-ı selâse üç yüz sene vîrân yatup imâr oldukda Mısır pâdişâhlarından el-Melikü'l-Kâmil asrında yine 46a İşpaniye küffârı Kudüs'e istîlâ etdiklerinde Hazret-i Uzeyr kabrine vaz‘-ı yed etmeğe cür’et edemeyüp Hazret-i Uzeyr'in hımârı üstühânların kabrinden çıkarup hâlâ hımârın iki ön ayakları Nemse çesarının hazînesinde cevâhir kutu ile hımârın tırnakların cümle mücevher edüp hazînelerinde mahfûzdır. Ve kıç ayakları İşpaniyye Kızılelması'nın İrimpapa hazînesindedir. Sâ’ir üstühânları yine şehr-i Yafa kurbunda Hazret-i Uzeyr cenbinde medfûndur. Küffâr ol sene kim Kudüs'e istîlâ etdüğü mahalde Malta küffârı fırsat bulup Nablus kurbunda karye-i Sabastiyye'den Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfin serîka edüp Tarsûs bâbında karargâhları olan Karagözgez nâm kal‘aya götürdüler. Anı Me’mûn Halîfe feth edüp Malta küffârı cesed-i Yahyâ ile kal‘a-i Malta Rodosu'na vardılar. Sene 928 târîhinde anı dahi Süleymân Hân muhâsara etdükde cesed-i Yahyâ'yı hâlâ Malta olan cezîrede Hazret-i Yahyâ'nın vücûd-ı şerîfi anda cevâhir sanduka içinde Sencuvan hazînesinde mahfûzdır. Sencuvan, vücûd-ı Yahyâ Nebî'dir. Anı kendülere ricâl-i gayb edinüp anın dest-i şerîfi nakşı olan bayrakların açup ne cânibe teveccüh ederlerse mansûr olurlar. Ve Malta küffârının cemî‘i küffâr mâbeyninde mu‘azzez ü mükerrem olmaları Hazret-i Yahyâ cesedi anlarda olduğundandır, kim Sencuvan nâmıyla şöhret bulmuşdur. Ammâ ser-i sa‘âdetleri Şâm-ı şerîf kal‘asında câmi‘-i Ümeyye vasatında zîr-i zemîn içre bir altun tepsi üzre re’s-i şerîf-i Hazret-i Yahyâ hâlâ andadır. Sene 797 târîhinde Timurlenk açup ziyâret edüp manzûrı olmuşdur. Ammâ bu Yafa şehrinde Hazret-i Uzeyr'in kabr-i şerîfin bir ferd açmağa kâdir olmamışlardır. Her peygamberin hayât-ı sa‘âdetlerindeki gibi kimi celâl, kimi cemâl sâhibidir. Hazret-i Uzeyr celâl sâhibi olmağıla kabr-i şerîfine bir kral-ı dâl vaz‘-ı yed etmeğe kâdir olmamışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 45b–46a ·
metinde göster ·
Piyâdelerimizden yine hayli âdem şehâdet şerbetin nûş edince hemân cümle bâkî kalan piyâdelerimiz etek der-miyân edüp ceyrân gibi sekerek ve kuş gibi uçarak kaçmada, biz dahi anların akîbince paşa ile at başı berâber kaçarken ordumuza karîb geldikde piyâdelerimizi bırağup "Kuskuna kuvvet kamçıya bereket" deyüp kıç topların atarak ba‘zı tarlalarda sûret dârûları suratlarımıza urarak ve piyâdeler kaçdığımıza "Bizi bırakman" deyü cümlesi haykırarak, bizler ise cân havliyle hayme vü hargâhlarımıza cân atup kaçarak, küffâr-ı hâksâr dahi akîbimizce bizi kovarak tâ çadırlarımız içre kâfirin yüğrük atlısı girüp niçe çadırların tınâbların kesüp niçe karakullukçu fakîrlerin kellelerin kesüp ordumuzu zabt eder şeklinde oldular, ammâ dahi gerü gerideki askerinin gelmelerine muntazırlar idi ve yine durmayup çadırlar içinde ceng ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 104a ·
metinde göster ·
… âfirlerin yeri dârü'l-bevâr olup cân ber-cehennem gitdiler ve bakıyyetü's-seyfi
kıç
topların atup Uyvar'a dak kaçdılar.
Hemân Sadrıa‘zam kolundan mezkûr deyre birkaç balyemez toplar urunca deyrin dîvârı münhedim olup kâfirlerin başlarına dar olup niçe yüz kâfirlerin yeri dârü'l-bevâr olup cân ber-cehennem gitdiler ve bakıyyetü's-seyfi kıç topların atup Uyvar'a dak kaçdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108b ·
metinde göster ·
… e olup vaz‘-ı hamlde erkek doğurursa başı elleri âdem gibi, ammâ gevdesi ve iki
kıç
ayakları köpek gibi olurmuş, ammâ yine analarına ve kız karındaşlarına yine köp …
Avretler kaçan doğurmak isteye, bir azîm göl var imiş. Ol göle yılda bir kerre girüp avret bi-emrillâhi te‘âlâ hâmile olup vaz‘-ı hamlde erkek doğurursa başı elleri âdem gibi, ammâ gevdesi ve iki kıç ayakları köpek gibi olurmuş, ammâ yine analarına ve kız karındaşlarına yine köpekler cimâ‘ edüp anaları hemşîreler hâmile kalmazlar imiş. Benî ademle dahi cimâ‘ etseler hem-çünân yine hâmile kalmazlar imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 179b ·
metinde göster ·
… bir hadeng-i Rûmî urunca at depesin yere diküp oku kırup kalkarken kılıçla atı
kıç
ayaklarından sinirleyüp artık davranmadan kaldı. Ve gerüden sâ’ir refîkler de y …
Zamân-ı kadîmde Ciniviz Frengi binâsı olup şehr-i mu‘azzam imiş. Ba‘dehu Timur Leng Hân harâb etmiş. 189b Bu kal‘a Azak deryâsından girmiş bir acı göl boğazı kenârında bir bayır üzre azîm handakları ve ba‘zı alâmetleri nümâyândır. Bu mahalde dahi iki dâne yaban atları görünüp bunları kova kova yetişüp birine hakîr yedi dâne ok urdum, aslâ yıkılmayup her urduğum oklar gûyâ yağ tulumuna girir gibi girüp oklar atın vücûdunda gâ’ib olup atlar kıçların serperek sahrâya kaçardı. Hele hakîr bu atın önün alup tâ gözüne bir hadeng-i Rûmî urunca at depesin yere diküp oku kırup kalkarken kılıçla atı kıç ayaklarından sinirleyüp artık davranmadan kaldı. Ve gerüden sâ’ir refîkler de yetişüp iki re’s atları derileriyle pâre pâre edüp niçe yüz kimesneler hisse-mend olup ol gece at etleri kebâbı fasılların etdik. Ve yine Azak'dan çıkardığımız pişmiş etler buz olmuş etleri ve ekmekleri yine ıssı edüp tenâvül etdik, zîrâ Azak'dan çıkalı azıklarımız yine tavuskan idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189a–189b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i Celebe: Bu üslûb üzre (---)(---)(---) ibtidâ binâ olundukda baş
kıç
bodostaması ta‘bîr etdikleri ağaçlara taban onurkası ederler. Anın iki cânibine …
Eşkâl-i Celebe: Bu üslûb üzre (---)(---)(---) ibtidâ binâ olundukda baş kıç bodostaması ta‘bîr etdikleri ağaçlara taban onurkası ederler. Anın iki cânibine kartal kanadı eğeğüler vaz‘ edüp ba‘dehu Y 370a tahtalar mıhlarlar. Ammâ bunda tahta yerine ol eğeğilere Yemen ve Habeş hasîri olur. Anı lîf ipler ile sık örüp ol eğeğilere hasîrleri bağlayup zift ve katrân ve balık yağın bir yerde kaynadup geminin enderûn [u] bîrûnundan mala ile sürüp bir metîn gemi olup böyle mahûf şab deryâsında şinâverlik edüp niçe bin erdep gılâl ve niçe yüz beni âdem süvâr olup Habeş'e ve Yemen'e gidüp gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y369b–Y370a ·
metinde göster ·
… Tâ ki erkeği cimâ‘ edüp dişisin sırtı üstünden döndürmeyince hâli üzre kalır ve
kıç
Q 218b ayaklarından aşağı ferci kalır. Cimâ‘ murâd edinen melâ‘în timsâhın kı …
Bu timsâh eşi ile cezîrelere çıkup cimâ‘ murâd edindikde dişisin arkası üzerine yatırup cimâ‘ ederken ba‘zı Arab tâ’ifesi belsovukluğu marazına mübtelâ olup anın def‘iyçün yâhûd nefs-i emmâresiyçün mezkûr herîf kendüyi rimâl ve çengelistân içinde pinhân edüp dahi timsâh cimâ‘ etmeden dişisi arkası üzre yatırken herîf kemîngâhdan zâhir olup bir na‘ra haykırınca timsâhın erkeği firâr edüp Y 162a kendüyi Nîl'e atup halâs olur. Lâkin dişisi arkası üzre kaskatı kalır, gûyâ kaplıbağa gibi kalır, aslâ harekete iktidârı olmaz. Zîrâ elleri kısacıkdır, mahâreti suda kuyruğuyla ve ağzıyladır. Tâ ki erkeği cimâ‘ edüp dişisin sırtı üstünden döndürmeyince hâli üzre kalır ve kıç Q 218b ayaklarından aşağı ferci kalır. Cimâ‘ murâd edinen melâ‘în timsâhın kıç ayakların kum ile örter ve kuyruğu üzre dahi hayli kum yığar, ba‘dehu havf [u] haşyetsiz fi‘il-i şenî‘a mübâşeret eder, ne‘ûzu billâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y161b–Y162a ·
metinde göster ·
… ıç Q 218b ayaklarından aşağı ferci kalır. Cimâ‘ murâd edinen melâ‘în timsâhın
kıç
ayakların kum ile örter ve kuyruğu üzre dahi hayli kum yığar, ba‘dehu havf [u] …
Bu timsâh eşi ile cezîrelere çıkup cimâ‘ murâd edindikde dişisin arkası üzerine yatırup cimâ‘ ederken ba‘zı Arab tâ’ifesi belsovukluğu marazına mübtelâ olup anın def‘iyçün yâhûd nefs-i emmâresiyçün mezkûr herîf kendüyi rimâl ve çengelistân içinde pinhân edüp dahi timsâh cimâ‘ etmeden dişisi arkası üzre yatırken herîf kemîngâhdan zâhir olup bir na‘ra haykırınca timsâhın erkeği firâr edüp Y 162a kendüyi Nîl'e atup halâs olur. Lâkin dişisi arkası üzre kaskatı kalır, gûyâ kaplıbağa gibi kalır, aslâ harekete iktidârı olmaz. Zîrâ elleri kısacıkdır, mahâreti suda kuyruğuyla ve ağzıyladır. Tâ ki erkeği cimâ‘ edüp dişisin sırtı üstünden döndürmeyince hâli üzre kalır ve kıç Q 218b ayaklarından aşağı ferci kalır. Cimâ‘ murâd edinen melâ‘în timsâhın kıç ayakların kum ile örter ve kuyruğu üzre dahi hayli kum yığar, ba‘dehu havf [u] haşyetsiz fi‘il-i şenî‘a mübâşeret eder, ne‘ûzu billâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y161b–Y162a ·
metinde göster ·
… enâvül eder. Gâyet zorlu mel‘ûndur, illâ karada mahâreti yokdur, zîrâ elleri ve
kıç
ayakları kuvvetsizdir; mahâreti Nîl'de kuyruğuyladır. Ba‘zı âdemi bütün yudar. …
Bu tur‘a içine timsâhlar girmeden havf ederler. Zîrâ bu tur‘a Nîl'den ayrılduğı mahalde bir amûdda timsâh tılısmı vardır. Hemân timsâh bu tur‘aya girince karnı üstüne gelüp mürd olur. Ol ecilden timsâh harâmzâdeler Nîl'in kırmızı çamurlu akduğı mahalde âdem cüssesi kadar ve dahi küçük sengîn taşlar yudup Y 371b ağır olur, kâmil kırk gün Nîl dibinde cezîreler mâbeyninde erba‘în çeküp yatır. Ol mahalde ibâdullâhın evlâdları ve hayvânâtları bî-pâk [ü] bî-pervâ Nîl kenârına varup def‘-i atşân ederler. Ammâ gayrı zamân merd [ü] zenân ve sıbyân cem‘iyyet ile sâhil-i Nîl'e varup nobutlar ile Nîl'i ura ura su alırlar. Mel‘ûn timsâh ba‘zı mahalde fırsat bulup atları ve develeri kapup Nîl'e çeküp cezîrelerde tenâvül eder. Gâyet zorlu mel‘ûndur, illâ karada mahâreti yokdur, zîrâ elleri ve kıç ayakları kuvvetsizdir; mahâreti Nîl'de kuyruğuyladır. Ba‘zı âdemi bütün yudar. Küçük ma‘sûmları hod evlâ bi't-tarîk yudar. Ammâ ba‘zı mel‘ûnu mezkûr tur‘a-i Reml şiddeti mahallinde toparlayup tur‘aya dâhil olunca te’sîr-i tılısmâtdan mürd olup fellâhîn derilerin kapularına mıhlarlar. Bu tur‘ayı ubûr edüp yine cenûba 7 sâ‘at gidüp Nîl'den ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y371a–Y371b ·
metinde göster ·
… ne varınca çekilmişdir. Kuyruğu sığın kuyruğu gibidir. Ön ayakları gâyet âlîdi,
kıç
ayakları gâyet alçakdır. Çâr pâsında Y 405a çatal tırnaklıdır. Ve gerden-i dı …
Hattâ hânemiz sâhibinin huddâmları bir zürâfe-pîçe sayd edüp kebâb etdiler. Ammâ ol kadar semîn idi kim ta‘bîr olunmaz. Hakîre teklîf etdiler, tenâvül etdik, inşâallâh helâldir, kitâbda mahallin görmedik. Eşkâlde ve cesedde at kadardır. Postu sığın derisi gibi ve deve gerdânından dırâz boynu var. P 317b Başı keçi başı gibi, ammâ dahi büyükdür. Elma gözlü ve deve kulaklı, boynuzları gerdeninden bir siyâh hat Q 320b zahrından tâ dümmüne varınca çekilmişdir. Kuyruğu sığın kuyruğu gibidir. Ön ayakları gâyet âlîdi, kıç ayakları gâyet alçakdır. Çâr pâsında Y 405a çatal tırnaklıdır. Ve gerden-i dırâziyle minâre kaddi dırahtlara yetişüp filislerin yerler. Ve zemînde gûnâ-gûn giyâhâtı tenâvül edüp şîrîn hayvândır. Ammâ at ve sığın ve sığır lahminden lezîzdir. Ammâ püşt-i pâ urmada hakkâ ki zoruna pâydır. Âhû-yı Bağdâd gibi seğirdir, lâkin Berberî kavmi hîle ile şikâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y404b–Y405a ·
metinde göster ·
… ı yekpâredir. Ve kuyruğun kec kılup ucu zahrına muttasıl durur. Ön ayaklarından
kıç
ayaklarına varınca tûlü yedi yüz adımdır. Hakîrin bir gulâmı aşağı ağzından içe …
Yedi başlı bir ejderhâdır kim her seri eflâke serçekmişdir, ammâ yine birbirlerine muttasıldır. Ve cümle vücûdu kırmızı sommâkî taşdandır. Ve altı ayağının herbirin onar âdem kucaklar kalın pâyelerdir. Ve çatal tırnakları vardır, herbiri nâhünleri rumh-ı sinândan nişân verir. En aşağı ağzı gâr-ı yetîmân kadar vâsi‘dir. Ve vücûdu kûh-ı yekpâredir. Ve kuyruğun kec kılup ucu zahrına muttasıl durur. Ön ayaklarından kıç ayaklarına varınca tûlü yedi yüz adımdır. Hakîrin bir gulâmı aşağı ağzından içeri girüp temâşâ edüp gâr-ı cahîm gibi cevf bir temâşâdır, deyü nakl etdi. Ammâ melik hazretleri buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y429a ·
metinde göster ·
didi bir bir gelüp kiçdi her birinüŋ başların ṣıġadı toḳlıçuḳlar devletüm ṣaḳar …
bir gel kiç didi bir bir gelüp kiçdi her birinüŋ başların ṣıġadı toḳlıçuḳlar devletüm ṣaḳar ḳoç gel kiç didi bir ḳoç yirinden ḳalḳdı gerinüp sündi def'i basaṭ ḳoçı baṣup boġazladı
bir gel kiç didi bir bir gelüp kiçdi her birinüŋ başların ṣıġadı toḳlıçuḳlar devletüm ṣaḳar ḳoç gel kiç didi bir ḳoç yirinden ḳalḳdı gerinüp sündi def'i basaṭ ḳoçı baṣup boġazladı