20 anlar kim bittiler hem ėw barḳdın kesildiler toḳuştılar taŋrı yolı içinde
malları
birle özleri birle uluġraḳ derece taŋrı üskinde bu ögür olar ḳurtuluġlılar
20 anlar kim bittiler hem ėw barḳdın kesildiler toḳuştılar taŋrı yolı içinde malları birle özleri birle uluġraḳ derece taŋrı üskinde bu ögür olar ḳurtuluġlılar
69 anlar teg kim sizde öŋdin erdiler keḍrek sizdin ḳuvvetin hem üküşrek
malları
hem ʿayalları irinçlendiŋiz oŋları birle inçründüŋüzler ülügleriŋiz birle neteg …
69 anlar teg kim sizde öŋdin erdiler keḍrek sizdin ḳuvvetin hem üküşrek malları hem ʿayalları irinçlendiŋiz oŋları birle inçründüŋüzler ülügleriŋiz birle neteg kim inçründiler erse anlar kim sizde öŋdin erdiler oŋları birle kirdiŋiz anıŋ teg kim kirdiler bu ögür yoḳaldı ʿamelleri dünya içre hem aḫiret içre bu ögür olar ziyanlıġlar ol
… inler anlar kim taptılar taŋrıḳa hem yalavaçıŋa yana şek bolmadılar ḳatlandılar
malları
birle hem tenleri birle taŋrı yolı içinde olar anlar könike tapuġlılar
15 bütünlükin müʾminler anlar kim taptılar taŋrıḳa hem yalavaçıŋa yana şek bolmadılar ḳatlandılar malları birle hem tenleri birle taŋrı yolı içinde olar anlar könike tapuġlılar
hem ʿayalları taŋrıdın nerse olar tamuġ iḍile[r]i tururlar anıŋ içinde cavidane …
17 hem asıġ ḳılmaz olardın malları hem ʿayalları taŋrıdın nerse olar tamuġ iḍile[r]i tururlar anıŋ içinde cavidaneler.18 ol kün ḳoparur olarnı taŋrı ḳamuġnı andıḳarlar aŋar neçük kim andıḳarlar sizke sėznürler olar nerse üze bilgil olar olar yalġançılar turur
… ûreleri var kim a‘yân-ı vilâyetin ve niçe bin erbâb-ı seferin emânetullâh 44a
mâlları
var kim hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür.
Ve bu câmi‘ içre gerüde kıble kapusu tarafındaki iki pâyelerde bir{er} çeşmesârlar vardır. Cümle cemâ‘at âb-ı nâbından nûş edüp def‘-i atşân ederler. Ve ba‘zı tâklar altında fevkânî hazîne maksûreleri var kim a‘yân-ı vilâyetin ve niçe bin erbâb-ı seferin emânetullâh 44a mâlları var kim hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43b–44a ·
metinde göster ·
… Hemedân ve kal‘a-i Dergezîn cânibleri alan u tâlân ve ahâlîsi nâlân u giryân ve
mâlları
yağmâ olup uryân kaldukları cümle sene 1039 târîhinde vakı‘ olup.
Ve Husrev Paşa'nın Bağdâd'a azîmeti ve Şehrezûl haddinde Erkek Ahmed kal‘asın binâ etdüği ve Mihribân kal‘ası fethi ve Zeynel Hân'ın inhizâmı ve Acem diyârının nehb [ü] gâret olunduğu ve Bâğ-ı Cinân kal‘ası etrâflarında yigirmi pâre kal‘alar harâb olduğu andan Şehr-i Hemedân ve kal‘a-i Dergezîn cânibleri alan u tâlân ve ahâlîsi nâlân u giryân ve mâlları yağmâ olup uryân kaldukları cümle sene 1039 târîhinde vakı‘ olup.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 61b ·
metinde göster ·
… mü’ezzinleri birer pay alup sefere giderler. Anlardan gayrısı cümle tahsîl olan
mâlları
iştirâk-i sevî üzre hisse-mend olup gazâ ederler. Bu esnâflardan mâ‘adâ bî-gara …
İlâhiyyâtların bülend-âvâz-ı Dâvûdî ile tilâvet ederek ubûr ederler. Zîrâ İslâmbol'da ne kadar selâtîn câmi‘leri ve câmi‘-i vüzerâlar var ise anların e’imme ve hutebâları ve mü’ezzinleri huzûrda kalup bu bâlâda tahrîr olunan sefere me’mûr ordu imâmlarına ve mü’ezzinlerine ve mu‘arriflerine ve na‘thânlarına ve huffâz-ı Kur’ân'lara ve cenâze peyklerine birer aylık ulûfelerin verüp imdâd ederler. Anlar dahi sefere giderler. Ammâ Hünkâr mü’ezzinleri iki pay ve sadrıa‘zam mü’ezzinleri birer pay alup sefere giderler. Anlardan gayrısı cümle tahsîl olan mâlları iştirâk-i sevî üzre hisse-mend olup gazâ ederler. Bu esnâflardan mâ‘adâ bî-garaz hasbeten-lillâh gazâya giden fukarâların hisâbın Allâhu Rabbü'l-âlemîn bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157a ·
metinde göster ·
… Ey vây" deyü feryâd eylediğinde esnâf-ı eyvâycıyân derler. Ecel-i mu‘allak gibi
mâlları
dahi mu‘allakdır. Zindânkapusu'nun hâricinde bir çârsû-yı müzeyyendir kim ta‘bî …
Bu çinicilere eyvâycı demeden garaz oldur kim şöhret içün cümle çini kâse ve kûze ve zî-kıymet mutallâ metâ‘ların arz-ı kâlâ içün dükkânlarının yüzüne tabaka tabaka zeyn edüp yâ zelzeleden yâ bir kedi veyâ bir fâreden yâhûd izdihâmda şehir gulâmları bir taş atup cümle metâ‘ları güldürredek zemîne düşünce pâre pâre olup sâhibi "Ey vây" deyü feryâd eylediğinde esnâf-ı eyvâycıyân derler. Ecel-i mu‘allak gibi mâlları dahi mu‘allakdır. Zindânkapusu'nun hâricinde bir çârsû-yı müzeyyendir kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a ·
metinde göster ·
… ardır. Her birinin Mısır'da ve Yemen ve Kumfuta ve San‘ân ve Aden'de biner kîse
mâlları
vardır. Arabalar üzre niçe yüz ferde kahveleri tahmîl edüp kantârlara urarak,
Esnâf-ı attârân-ı kahveciyân: Dükkân ve mahzen 300, neferât 500, bunlar ulu bâzergânlardır. Her birinin Mısır'da ve Yemen ve Kumfuta ve San‘ân ve Aden'de biner kîse mâlları vardır. Arabalar üzre niçe yüz ferde kahveleri tahmîl edüp kantârlara urarak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a ·
metinde göster ·
… ır kim gûyâ kal‘a-i Kahkahâ'dır. Cemî‘i erbâb-ı seferlerin ve vüzerâ ve a‘yânın
mâlları
bundadır kim zîr-i zemîninde niçe yüz demir kapulu mahzenler vardır. Sene 857 t …
İslâmbol'un iz[di]hâm ve güzîde yerinde Âl-i Osmân'ın hazîne-i azîmi bir bezzâzistândır kim gûyâ kal‘a-i Kahkahâ'dır. Cemî‘i erbâb-ı seferlerin ve vüzerâ ve a‘yânın mâlları bundadır kim zîr-i zemîninde niçe yüz demir kapulu mahzenler vardır. Sene 857 târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân binâsıdır kim gûyâ şeddâdî binâdır. Cânib-i erba‘ası taşrasında keçeciler ve sahhâf ve takyacılar ve boğasıcılar ve kılabdan u sırmacılar ve kuyumcular ve incücüler ihâta etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200a ·
metinde göster ·
… -fürû etmeyüp cemî‘î eyâlet vüzerâları ve mîr-i mîrânlara fermânlar sâdır olup "
mâlları
ve cânları cümle guzât-ı müslimînin olup öşr-i sultânîler versinler", deyü dell …
Ve bu kal‘a feth olduğunun altıncı günü küffâr-ı hâk-sârın Venedik donanmasıyla altı pâre Malta ve altı pâre Duka ve altı pâre Papa gemileriyle cümle yüz pâre kefere ve fecere gemileri ejder-i heft-ser gibi kal‘aya imdâd geldiler, Gördüler kim kal‘anın limanında Âl-i Osmân donanması mâl-â-mâl olup liman önünde cümle deryâ beğleri ve cümle Cezâyirli âmâde dururlar. Ve kal‘anın cümle der-i dîvârları üzre alem-i Resûl ile zeyn olup cümle burc [u] bârûlar üzre guzât-ı müslimîn pür olmuş ve nâkûshâneleri minâre olmuş ve her minâre alem-i Muhammedîler ile ârâste ve cümle der-i dîvârları asker-i İslâm ile pîrâste olmuş görünce cümle küffârın zehreleri çâk olup "elvedâ‘ ey Hanya elvedâ‘" deyüp âh [u] enîn ile hâ’ib ü hâsir cânib-i Suda'ya giderken cümle donanma ve Cezâyirli, küffâr üzre avanta ederken küffâr-ı bî-karâr, karâr edemeyüp Suda'ya firâr etdiler. Beri Hanya'da cümle guzât-ı müslimîn bildiler kim henüz kal‘a-i Hanya feth olup muhassılu'l-merâmlarına ve şütür-kâmlarına vâsıl olup İbrâhîm Çelebi kalyonuyla alınan Kızlara ağasının cümle mahbûbe câriyelerini ve cümle zî-kıymet mücevher esbâblarını bulup ve cümle küheylân atları alup ve niçe yüz Mısır hazîneliği mâl ü cebehâne ve milk [u] emlâk alup sâ’ir şühedâların kanları intikâmları alınup cemî‘î düyûrlar ibâdethâne-i müslimîn oldu. Ve böyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn, kal‘a-i İskender-i Yunan feth olup sâ’ir diyâr-ı İslâma zamm olundu. Ve bu gazâda olan ceng [u] cidâl Azak'da ve Sultân Murâd Hân ile kal‘a-i Revân ve Bağdâd'da olmamışdır. Ammâ ol gazâlar müverrihler lisânıyla âb u tâb verüp ta‘rîf ve tavsîf eylemişlerdir. Ba‘dehû serdâr-ı mu‘azzam bu cezîre-i Girid içre tokuz pâre şehr-i mu‘azzam-misâl büleydelere ve (---) pâre kal‘alara ve cezîrenin tâ ortasında Isfakıye dağlarında olan re‘âyâ vü berâyâlara her ocakdan mu‘temedün aleyh bî-tama‘ u bî-garaz ve sâhib-i ırz âdemleri istimâletnâmeler ile her kılâ‘ ve büleydelere gönderüp "Elbette gelüp harâc-güzâr olup kal‘aların miftahların pâdişâha teslîm edüp yine evlâd ü iyâlleriniz ile dâr u diyârlarımzda huzûr edüp devâm-ı devlet-i pâdişâhîye du‘â idesiz. Ve illâ bu ahde rızâ vermeyenin cümle mâlların nehb u gâret, evlâd [u] iyâllerin esîr ve kendülerin dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçirmek mukarrerdir" deyü bu gûne istimâlet ve tenbîhnâmeler cümle cezîre içinde olan kal‘alara gidüp yedi günde Hanya kal‘asının cânib-i erba‘asında üç yüz pâre kurâ bıtrîk ü kıssîsleriyle ve hedâ[yâ] girân-bahâlarıyla gelüp mutî‘ u münkâd oldular. Bunlardan mâ‘adâ küffâr ser-fürû etmeyüp cemî‘î eyâlet vüzerâları ve mîr-i mîrânlara fermânlar sâdır olup "mâlları ve cânları cümle guzât-ı müslimînin olup öşr-i sultânîler versinler", deyü dellâllar nidâ edince el-azametullah yetmiş koldan yetmiş seksen bin guzât-ı müslimîn kol kol bu yedi yüz yetmiş mil cezîre içine müstevlî olup 273a şeb [u] rûz mücâhidîn-i fî-sebîlillah ol kadar mâl-ı ganâ’im ve altun ve gümüş ve bakır avânî metâ‘lar ve niçe âfitâb-ı meh-tâblar ve duhter-i pâkîze-ahter ü bintânlar getirüp ordu-yı İslâmı ganîmet edüp on guruşa bir mahbûb ve mahbûbe kız ve oğlan vermeğe başladılar. El-hâsıl cümle guzât-ı muvahhidîn belağan-mâ-belâğ mâl-ı Kârûn'a mâlik oldular. Niçe bin garîbü'd-diyâr bu kâr-ı ganâ’imi ve bu sürûr [u] şâdmânı görüp tavattun edüp kaldı. Ve'l-hâsıl bu kal‘a-i Hanya'ya Küçük Hasan Paşa'yı ve on yedi mîr-i mîrânları ve yetmiş aded alaybeğlerin cümle ze‘âmet ve timar sahibleriyle kal‘a-i Hanya'da alıkoyup yigirmi yedi oda ile yeniçeri kethüdâsı ve on oda topcu ve on oda cebeci ve dörd aşağı bölük kalup üç bin Mısır askeri kalup cümle yetmiş yedi bin asker muhafazacı kaldı. Ve derûn-ı kal‘ada yedi bin yedi yüz sağ ve sol ve azeb-i hisâr kaldı. Ve kırk pâre yarar beğ gemileri karşu Menekşe'den asker ve zahîre geçirmeğe kaldı. Ve elli pâre Hanya firkateleri yüzer yiğidiyle kaldı. Mâh-ı mezbûrun (---) günü Serdâr-ı mu‘azzam, Musâhib-i Şehriyârî Yusuf Paşa-yı Hırvâdî cümle kal‘ada kalan vüzerâ ve a‘yân-ı kibâr ile vedâlaşup donanma-yı hümâyûn ile Âsitâne-i sa‘âdete muvâfık-ı eyyâm-ı sa‘d ile rûy-ı deryâda iki yüz pâre bâdbânın küşâde kılup cânib-i garbda Çuka adaları önünden ubûr edüp andan altmış altı mil Mora cezîresi burnunda Manya kâfiri sâkin olduğu mahalli gâret edüp andan yine Manya burnunda Kelli kal‘asını, harâbdır, anı ubûr edüp Kapuspata Burnu'n dahi ubûr edüp ve Menekşe kal‘asın ubûr edüp kal‘a-i Anapoli'de lenger ikâmet edüp anda üç gün meks olunup dördüncü gün müşâvere olunup Venedik'in İstendil cezîresin gâret etmeğe re’y [ü] tedbîr görülüp nefîr-i irtihâller çalınup Anapoli limanından taşra çıkınca Âsitâne tarafından "Gazân mübârek olsun" deyü hatt-ı şerîf ve hil’at-i pâdişâhî ve mücevher şemşîr ve mücevher hançer gelüp "Der-i devlete gelesin" deyü fermân-ı şehriyârî sâdır olup ol gün eyyâm-ı latîf ile cezîre-i İstendil'i nehb u gâret edüp az şey mâl-ı ganâ’im bulunup kal‘ası evc-i âsumâna berâber ve sa‘b u metîn ve iki aded liman-ı hasîni olup ân-ı sâ‘atde göç topları atılup lodos rûzgâriyle on günde niçe yerlere uğrayup seyr [u] temâşâ edüp kal‘a-i Sakız'a, andan (---) mil kal‘a-i İlimni'ye, andan tekrâr yine (---) mil kal‘a-i Midilli'ye, andan (---) mil yine kal‘a-i Bozca'ya varup bu zikr olunan kılâ‘ları görüp ta‘mîr u termîmine eyâlet paşaları ile biner âdem muhâfazacı koyup ve cümle cebehânelerin mükellef ve mükemmel edüp Bozcaada'dan (---) mil yine kal‘a-i Gelibolu, bunda dahi sulanup dizdârlarına "Basîret üzre olun" deyü tenbîh ü te’kîd edüp andan yine eyyâm-ı muvâfık ile iki gün iki gicede İslâmbol kurbunda Kızıl Adalar'da lenger-i ikâmet burağup üçüncü gün mâh-ı mezbûrda (---) mansûr u muzaffer Sarâyburnu'na varup huzûr-ı pâdişâhîde eyle şâdmânlar oldu kim ta‘bîr ve temdîh ve tavsîf olunmaz. Ol mahalde Fâtih-i Hanya Yûsuf Paşa huzûr-ı pâdişâhîde zemîn-bûs edüp hil‘at-i fâhireler ile şeref-yâb ve hayr-du‘a-yı pâdişâhîyle behre-yâb olup bir Mısır hazinesi mâl-ı firâvân ve bî-hisâb hûr [u] gılmân misilli civân hedâyâlar verdi. Ba‘dehû münâfıkîn ve hasûdîn şerrine uğrayup (---)(---)(---)(---) fakîr Yûsuf Paşa'yı bi-gayr-i hak katl edüp na‘şe-i mübârekin İbrâhîm Hân görüp "Ne güzel beyâz teni vardır" deyü medh ve tavsîf edüp ağladı. "İlâhî Yûsuf! Sana edenler yakın zamânda senin gibi olsun" deyü bed-du‘âlar edüp Cinci Hoca nazar etdi. Ol sâ‘at cümle asker-i İslâm ve cemî‘î mahrûse-i Kostantıniyye ahalisi "vâveylâ ve vâ-veledâ" deyü feryâd [u] figâna âğâze edüp her kafadan bir sadâ-yı güft u gû olup "iyiliğe kemlik" deyü cümle halk bükâ vü nâliş etdiler. Rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsi’a.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 272b–273a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı Erzincân: Lüğat-i Fârisî'de "câna erici" demekdir. Ya‘nî erzânî ma‘nâsına da gelir. Evvelâ bâğçeler içre Hazret-i Hızır Makâmı, âsitâne-i Bektâşiyân'dır kim ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ve ziyâret-i Mevlevîhâne Şeyhi Hâlid Efendi ve ziyâretgâh-ı Vezîr Hemdem Paşa, Sultân Selîm vezîrlerindendir. Çıldır gazâsına giderken Selîm bu vezîri katl edüp bu şehr içre defn etmişdir. Niçe ziyâretler dahi vardır, ammâ ma‘lûmum olan bunlardır. Zîra bu şehrde üç gün paşa ile meks edüp Kemâh tuzla emîninden ve Kuruçay subaşısından tahsîl etdiğimiz malları verüp ahâlî-i vilâyet paşaya azîm ziyâfetler edüp sürûr [u] şâdmânda iken Varvar Alî Paşa tarafından ulaklar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 342a ·
metinde göster ·
… bât ahâlîlerinin Kazak-ı Ak kefereleri havflerinden ol diyâr halkının zî-kıymet
malları
bu kal‘ada mahfûzdur. Bu kal‘a içre yetmiş kadar toprak örtülü neferât hâneleri …
Eşkâl-i kal‘a-i Şabin Karahisâr: Evc-i âsumâna ser çekmiş bir kûh-ı bülendin tâ zirve-i a‘lâsında burc [u] bârûları ebr-i kebûd içre şekl-i müsebbâ‘ bir nazarda direksiz ve serensiz kalyon gemi gibi görünür, bir şekl-i keştî kal‘a-i üstüvârdır. Seyr [ü] temâşâ etdiğimiz kal‘alarda bu gûne kal‘a-i seng-âbâd-ı binâ-yı üstâd-ı Ferhâd bir sûr-ı Şeddâd'dır. Hakkâ ki Âl-i Osmân devletinde havâlesiz yed-i kudret ile binâ olunan on iki kal‘anın biri dahi budur kim meşhûr-ı âfâk kal‘a-i nüh-tâkdır. Heft tarafında dîvârlarının kaddi yetmişer zirâ‘-ı âlîdir. Ve cümle yetmiş burcdur ve yedi yüz bedendir ve etrâfı dâiren-mâdâr üç bin altı yüz adım ihâta eder ve cânib-i erba‘ası câh-ı cahîm-vâr gayyâ dereleri olmağıla aslâ handakı yokdur. Ve cânib-i (---) nâzır üç kat kavî demir kapuları vardır. Şeb [u] rûz müstahfızânları nevbet ile kapular mâbeyninde dîdebân [u] nigehbânlık edüp oturur. Zîrâ Karadeniz'e karîb olan kurâ ve kasabât ahâlîlerinin Kazak-ı Ak kefereleri havflerinden ol diyâr halkının zî-kıymet malları bu kal‘ada mahfûzdur. Bu kal‘a içre yetmiş kadar toprak örtülü neferât hâneleri vardır, ammâ büyûtları dardır. Susuzlukdan halkı atşân-ı zâr-ı nizârdır. Hımârlar ile suyu tâ aşağı (---) nehirden getirirler. Kayalar içre su yolları vardır. Ammâ hîn-i muhâsarada işler kal‘a içre su sarnıcı ve buğday anbârlarında niçe yüz yıllık daru ve pirinç çeltiği ile memlûdur. Lâkin iç il olmağıla cebehânesi ve sağîr ve kebîr elli altı pâre topları kal‘asına göre azdır. Neferâtının nısfını Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz timarlar ile Gönye kal‘asına ref‘ eyledi. Ve bu kal‘a içre bir müfîd ü muhtasar Ebü'l-feth câmi‘i var. Andan gayrı hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzâr yokdur. Cümle aşağı varoşdadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 343a ·
metinde göster ·
nassı böyle nâzil olmuşdur. Ve cümle bâr-ı sakîllerimi ve âmedânı ve Cenâb-ı Bârî'nin hazâ’in-i gaybından harâmîler yatağı mezkûr Hacı Baba yediyle ihsân etdüğü eşyâları cümle hânemiz sâhibi veliyyü'n-ni‘am Kederzâde efendimize Allah emâneti koyup yedi aded memlûk-i pür-silâh ile ve bir aded sebük-bâr seyishâne ile kalup ale's-sabâh göç olacak mahalde ânî gördük, sabah namâzında şehr içre bir velvele ve bir gulgule ve bir feryâd u feza‘ u çeza‘ kopup bir Allah Allah ve bir hay-hûy kim zemîn u âsumân dir dir ditredi. Bre nedir aslı, derken hemân bu kadar âdem ayağa kalkıp "Biz paşadan hoşnuduz, cürmü yokdur" derler. Bir fırkası dahi "Emîr pâdişâhındır. Varvar ile birlik olmuş celâlîlerdir, tevâbî‘leri harâmîlerdir". Meğer Paşanın katline hatt-ı şerîf ile hünkâr kapucubaşılarından Mustafâ Ağa kırk kapucuyla gelüp cümle kal‘a kapuların sedd edüp nefîr-i âm dellâlların nidâsın etdirir. Hikmet-i Hudâ, paşa ol gice bir muhavvif ve muhâtara vâkı‘a görüp bir sarrac ile tebdîl-i câme olup birer esb-i tâzîye süvâr olup Seydî Battâl Gâzî pederi Hüseyin Gâzî ziyâretine kal‘a kapusu açılınca tebdîl-i kıyâfet giderler. Ekseriyyâ mu‘tâdı bu idi. Bu kadar halk kapucubaşıyla paşanın sarâyın basup bulamadılar. Şehrin enderûn [u] bîrûnunu ol kadar tecessüs etdiler kim mümkün olup nâm [u] nişânından haberdâr olamadılar. Bu haberi paşa istimâ‘ edüp gayrı şehr-i Engürü'ye dâhil olmayup şehrin şimâli tarafında Erkeksu nâm mahalle varup bir re‘âyâ ile Kethüdâ Alî Ağa'ya bir kâğıd gönderüp bayrak askerlerin 359b istemiş. Berü tarafda paşayı bulmayıcak kal‘a kapuları açılup şehr içre dellâller nidâ edüp "Vây ol paşalının hâline kim bu sâ‘atden gayrı bulunurlarsa mâlları garet olunup kendileri katl olunmasına fermân-ı şehriyârî sâdır olmuşdur" deyü cümle paşalıyı mübâşirler ile nefy-i beled etdiler. Paşalının dahi cân-ı azîzine minnet kim minâreli şehre girmeyeler. Hakîr dahi hâne sâhibimizle vedâlaşup Hacı Bayrâm-ı Velî ve Er Dede Sultân'ı dahi vedâ‘-ı ziyâret edüp Engürü'den cânib-i şimâle 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 359a–359b ·
metinde göster ·
… bir genc-i Dârâ verdi. Ertesi Hasan Ağa kâ’ime mûcebince Hasan Çelebi'den cümle
mâlları
tahsîl edüp fakir Hasan Çelebi'yi kayd-bend ile paşaya götürmeğe müteveccih old …
Menzil-i kal‘a-i Engürü: Şehre dâhil olunca ibtidâ mahkeme-i şer‘-i Resûl'e varup emr-i şerîfi mollaya ibrâz edüp kırâ’at olundukda mazmûn ma‘lûm-ı şerîfleri olup Mütevellî Hasan Çelebi, mahkemede Hasan Ağa'ya teslîm edüp Hasan Ağa Mütevellî Hasan Çelebi hânesinde mihmân olup hakîr huddâmlarımla mukaddemâ hâne-i bî-minnet-i emânet-kârım ve yâr-ı gâr-ı cânım olan Kederzâde efendim hânesinde mihmân olup cümle emânet koduğum esbâb [u] eskâllerimi ve bâr-ı sakîllerimi bî-küsûr verüp bir boğça ak kenarlı serâvîl kamîs ve on top sûf ve bir kıt‘a Kitâb-ı Miftâh verdi kim hakîre gûyâ bir genc-i Dârâ verdi. Ertesi Hasan Ağa kâ’ime mûcebince Hasan Çelebi'den cümle mâlları tahsîl edüp fakir Hasan Çelebi'yi kayd-bend ile paşaya götürmeğe müteveccih oldukda hâne sâhibimiz Kederzâde efendimiz bâr-ı sakîllerim hafîf olsun içün iki re’s seyishâne ihsân edüp cümle bâr-ı sakîllerim yükledüp hâne sâhibimizle vedâlaşup Engürü'den (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367a ·
metinde göster ·
… halâs etmeğe bakıyyetü's-seyf olan meşâyih-i Dürziyân gelüp zimmetlerinde olan
mâlları
getirüp yigirmi günde bu Şem‘ûn beledînde bin kîse mâl ve üç yüz katır bârı ham …
Bu gâzâ-yı zafer-me’serden sonra cümle üserâları halâs etmeğe bakıyyetü's-seyf olan meşâyih-i Dürziyân gelüp zimmetlerinde olan mâlları getirüp yigirmi günde bu Şem‘ûn beledînde bin kîse mâl ve üç yüz katır bârı ham harîr gelüp Şâm'a gitdi. Ve cemî‘i asâkir-i İslâm birer rehinler ile Dürüzistân dağlarına gelüp mallar tahsil ederek her ağa bây oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39a ·
metinde göster ·
… htel ü müşevveş olur. Elbette katl edin" dediklerinde paşa-yı deryâ-dil eydür: "
Mâlları
ile bir alay ehl-i hizmet, bî-garaz müselmân ve ehl-i ırz [ü] bî-hırs âdemler! …
Bu Hasan Paşa firârından sonra Ak Alî Ağa Türkmân ağalığın zabt u rabt etmeden havf edüp Türkmân ağalığı mâbeynde kalup zümre-i sipâhdan Hanifi Halîfe ve Daşnık İmirza ağalar kadîmden erbâb-ı hizmet olup Bozulus ve Karaulus ve At keşân ve Üsküdar Türkmân ağalıklarına nâmzâd çıkup zorbalık tarîkiyle birer nân-pâreye nâ’il olalım deyü mîrîye niçe yüz kiseler geçmişken bunları dahi avk [u] te’hîr ederek bunlar dahi başları havfinden ve cânları acısından bir gicede İslâmbol'dan gâ’ib olup Üsküdar'a geçüp firâr etdiler. Beri tarafda Bektâş Ağa ve yeniçeri ağası ve kul kethüdâsı paşaya gelüp "Bunlar dahi âsî ve Celâlî ve Cemâlî'dir. Bre meded sultânım, bunlara amân vermeyüp katl edüp mâl [u] mâmeleklerin kabz edin. Yoksa İpşir Paşa'ya ve Hasan Ağa'ya varırlarsa iş muhtel ü müşevveş olur. Elbette katl edin" dediklerinde paşa-yı deryâ-dil eydür: "Mâlları ile bir alay ehl-i hizmet, bî-garaz müselmân ve ehl-i ırz [ü] bî-hırs âdemler! Hasan Ağa'dan ibret almadınız mı? Mîrîye yetmiş kîse vermişken mü’ebbed hizmetin elinden alup nâ-müstahakka verüp ol dahi zabt etmeğe havf edüp hizmet-i pâdişâhî meydânda kalup göz göre bir adamı Celâlî etdiniz. Şimdi bu Hanifi Halîfe'den ne istersiniz. Vallahi yakîn zamânda ben de sizin âteşinize yanarım, ammâ sizler yanup kebâb olursuz" dedi. Bunlar paşaya dilgîr olup gitdiklerinde der-akab Daşnık İmirzâ ve Hanifi Halîfe bu güft [u] gûyı istimâ‘ edüp ol ân "Üsküdar'dan altı yüz aded atlı ile Üsküdar'dan ılgâr ile Dil İskelesi'ne varup anda bir gicede Dil deryâsın ubûr edüp Haleb altına Celâlî Hasan Ağa ile İpşir Paşa yanına firâra karâr verüp gitmededir" deyü paşaya haber gelüp niçe gûne efvâh-ı nâsda güft [u] gûlar oldu. Ol sâ‘at bu ahvâl-i pür-melâl ocak ağalarına mün‘akis olup yine paşaya gelüp fakîr Hanîfî Halîfe ve Daşnık İmirza'nın katline fermân isteyüp paşa dahi bi'z-zarûrî telhîs edüp katllerine hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûn sâdır olup derhâl Bektâş Ağa'dan iki yüz cebe vü cevşene müstağrak küheyl atlı ve Yeniçeri ağası Kara Çavuş'dan üç yüz cebeli ve cevşenli cılfidan atlı ve Çelebi Kethüdâ'dan kâmil beş yüz cengâver dilâver, server, hünerver silâhına kâdir cirîd-endâz, "Benem diger nîst" diyen şehbâzlar ve bizim paşadan yedi yüz Abaza ve Çerkez ve Gürcî iş görmüş silâhşör ve cündî yarar nâmdârlar âmâde oldu. Ve silâhdâr ve sipâhiyândan 99b dahi beş yüz aded müsellah fetâlar cem‘ olup cümle-i cümele iki bin beş yüz salt küheylân atlı fârisü'l-hayl güzîde asker-i tîğ-zen gözü kanlı askere Melek Ahmed Paşa efendimizin çerâğı Abdullah Paşa beşyüz aded güzîde Ekrâd yiğitleriyle serdâr olup hakîrin dahi ol asrda zindeliğim muhill olmağıla sekiz kafadâr gulâmımla esb-i sabâ-sür‘atlerime süvâr olup paşadan me’zûn olup Abdullah Paşa ve cümle Melek Ahmed Paşalı ile bir gicede İslâmbol'da olan keştîlerin sandalları ve kayıkları ve mavunaları cümle üç bin askeri bir gicede İslâmbol'a geçirüp andan ılgar ile Gekbezî'ye, andan ibrâm-ı tâm ile bir günde Dil'i geçüp andan Derbend'i ubûr edüp anda ahâlî Hanifi Halîfe'yi su’âl edüp "İki gündür, bundan yedi yüz cirid atlılar ile gelüp ikişer günlük yemlerin akçeleriyle alup ve me’kûlât [ü] meşrûbâtların alup dağlarda yatmak üzre yola revâne oldular ve yollarda ulûfeye gelen sipâhîleri girü döndürüp asker cem‘ ederek gidiyorlar" deyü cevâb-ı nâ-sevâb etdiler, hikmet haberin Lokmân'dan aldılar. "Bre yakîn imiş dahi asker-i haşerât cem‘ etmeden irelim ve yetişelim" deyü Derbend'den ılgar ile kal‘a-i İznik'e varup anda ikişer gicelik yemler ve zâd-ı rahleler alup yine ılgar ile mütevekkilen-alallah deyüp giderken Bektâş Ağalıdan ve Yeniçeri Ağalıdan niçe yüz küheylân semiz atlar şiddet-i hârdan ve çapgın-ı ılgardan kalup niçe âdemler piyâde İznik'de kaldılar. Niçesi dağlarda atları yanında kaldılar. Biz asker ile İznik'i geçüp bir mahall-i çemenzârda yemler kesdirüp ol mahalde âyende vü revendelerden haber alınup "Lefke'de binden mütecâviz âdem olup yemler alup Söğüd kasabasına doğru revâne oluyorlar" dediklerinde, "Bre kalk a!", deyü alay çavuşları feryâd edüp yine ılgar ile Lefke kasabasın ubûr edüp yine haber aldık kim Lefke ile Söğüd mâbeyninde "Ahmed Beğ Çeşmesi nâm bir fezânın şarkî cânibinde bir pirinç çeltikliği başında kimi ormanda kimi çadırlarla hırmânda harbendeleriyle meks etmişler", deyü haber alınup derhâl cümle askeri serdârımız Kara Abdullah Paşa başına cem‘ edüp cümle iş erleriyle müşâvere edüp Vakt-i Şâfi‘îde basmak ma‘kûldur, deyü hatm-i kelâm ile Fâtiha tilâvet olunup nısfu'l-leylde kalkup âheste-reviş cümle asker kulağızla gitmede. Hakîr çarha askeriyle ileri ılgar edüp hakîkatü'l-hâl vakt-i Şâfi‘îden evvel ol mahall-i ma‘hûdeye ince karavulumuz varup yetmiş seksen kadar hayme ü hargâhlar ile ârâste bir hayli ordu görüp girü avdet edüp haber getirdiler. Biz dahi çarhacıyla ileri vardık ammâ göz gözi görmez bir mesâfe-i ba‘îdede ârâm edüp at diğnendirüp girüden asker gelmesine muntazır olup vakt-i Şâfi‘î dâhil olmasına müterakkib olup ba‘zı iğdiş atlı olanlarla hakîr ileri vardım ki iğdiş at aykır at gibi süheyl urup kişneyüp düşmeni âgâh etmez. Bu minvâl üzre ileri varup âlem-i ağyârdan bî-haberler, herkes birer dıraht-ı müntehânın zıll-ı himâyesinde nefîr-i hâb çalup Ashâb-ı Kehf vâkı‘asın görüp kimi haymelerde hâb-ı nâzda, kimi hıyâbân içre hem-nâzda ammâ çoğu çengelistân içre kemîngâh edinmiş yatarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 99a–99b ·
metinde göster ·
… altı yüz kise-i Rûmî hâsıl edüp Van'ın on iki bin kuluna mevâcib verir. Bir ay
mâlları
te’hîr olunsa defterdârın ve kırk kalem küttâbların ve yigirmi dörd aded ağavât …
Hulâsa-i kelâm kânûn-ı Süleymân Hân üzre bu Van kal‘ası kulu altı bin kuldur ve Van deryâsı kenârındaki kal‘a-i Amîk ve kal‘a-i Ercîş ve kal‘a-i Âdilcevâz ve kal‘a-i Ahlat ve kal‘a-i Taht-ı Van ve kal‘a-i Vastân kulları dahi cümle altı bin kuldur. Cümle on iki bin kulun vazîfe-i mu‘ayyenelerin Van defterdârı Gevar ve Gevaş hâslarından ve Bend-i mâhî iltizâmından ve Van'ın harâcından ve Van gümrüğünden ve memlehalardan ve gayrı bâc-ı bâzâr u kappânlardan ve Muş harâcından ve şehr-i Bitlîs'in Arabî Ermenîsi harâcından ve Birecik kal‘ası önünde nehr-i Murâd geçidi gemileri mahsûlünden ve Bomboç ve Balis arâzîlerinden ve'l-hâsıl üç yüz yetmiş aded aklâmlardan Van defterdârı beher sene altı yüz kise-i Rûmî hâsıl edüp Van'ın on iki bin kuluna mevâcib verir. Bir ay mâlları te’hîr olunsa defterdârın ve kırk kalem küttâbların ve yigirmi dörd aded ağavâtlarının başlarına kıyâmet koparup paşaya "Dâd u havar hey vezîr hey!" deyü gulüvv-i âm ile dîvâna gelüp feryâd ederler. Ammâ gâyet bahâdırlardır. 254b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 254a–254b ·
metinde göster ·
… Malazgird Beği Mehemmed Beğ'e vereceği vardır. Bu ricâ etdiğiniz beğiniz ya bu
mâlları
vermeğe zâmin olur mu ve siz de cümleniz zımân olup tahsîlde himmet ederseniz, …
"Ey ahâlî-i vilâyet, gerçi Ziyâeddîn'i hân eylen deyü ricâ eylediniz ammâ kaçan hânın bu Van kuluna iki yüz kise deyni vardır ve kırk bin koyun Malazgird Beği Mehemmed Beğ'e vereceği vardır. Bu ricâ etdiğiniz beğiniz ya bu mâlları vermeğe zâmin olur mu ve siz de cümleniz zımân olup tahsîlde himmet ederseniz, cümle sizin ihtiyârlarınızın ihtiyârlarıyla ricâ eylediğiniz beğe hil‘at-i fâhire giydirüp sa‘âdetlü pâdişâha dahi telhîs ideyim ve illâ böyle kabûl etmezseniz Süleymân {Hân} asrında Ulama Paşa'ya eyâlet-i Bitlîs verildiği gibi Âl-i Osmân'ın bir kuluna Hükûmet-i Bitlîs'i verüp pâdişâha telhîs ederim" dedikde, cümle ulemâ vü a‘yân eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 274a ·
metinde göster ·
… mukaddemâ paşanın hân ganîmesinden getürüp verdiği otağına gitdi. Mâ‘adâ bevâkî
mâlları
paşadan bir ferd-i âferîde su’âl etmeyüp ve mezâd-ı sultânîde kendinin artırup …
Mezkûr mezâd-ı sultânî dörd günde itmâm bulup tahsîl olunan mâldan Van kulunun iki yüz kise harâcları hâsıl olup paşa cemî‘i kulların huzûrunda iki yüz kise ağalarına teslîm edüp huccet-i şer‘iyyeye kayd olunup paşa ve hân-ı cedîd ellerine huccet-i şer‘-i mübîn aldılar ve Van kulları paşaya elli kise ücret-i kadem verdiler ve hândan intikâm almış oldular ve Malazgird Beği Mehemmed Beğ'in kırk bin aded gâret olunan koyunları içün mâbeyne muslıhîn girüp yetmiş kise mâl verilüp paşa ve hân-ı cedîd ellerine huccet-i şer‘iyye aldı ve Mehemmed Beğ paşaya yigirmi kise hizmet eyleyüp yer öpüp eydür "Efendim, kırk bin koyun içün bir akçe almasam hâtırım hoş idi. Hele dünyâ gözüyle hândan intikâmım aldım ammâ neyleyim, ardı sıra gidüp bulamadım. Olmaya illâ hayr" deyü {Malazgirdli Mehemmed Beğ} elli kise mâl ile mukaddemâ paşanın hân ganîmesinden getürüp verdiği otağına gitdi. Mâ‘adâ bevâkî mâlları paşadan bir ferd-i âferîde su’âl etmeyüp ve mezâd-ı sultânîde kendinin artırup aldığı zî-kıymet hil‘at-i fâhireleri ve akmişe-i vâfireleri ve her kimyâb makûlesi zî-kıymet bahâların kimesne su’âl etmeyüp kendü ağavâtlarının mezâd-ı sultânîde aldıkları eşyâları bahâları hod ulâ bi't-tarîk ağalardan ve mu‘tebereden aslâ su’âl olunmadı. Hemân Hak berekât-ı Halîl vere.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
… d tevâbi‘ime teslîm edüp bizim Alî Beğ'i anlara serdâr edüp "Tiz ale's-sabâh bu
mâlları
Şâh Gediği'nden içeri Osmânlı ülkesine Gâzîkıran ocağına düşüregörün ve illâ, o …
Hemân hakîr cümle koyunları ve paşa hedâyâların ve benim hedâyâlarım cümle elli aded tevâbi‘ime teslîm edüp bizim Alî Beğ'i anlara serdâr edüp "Tiz ale's-sabâh bu mâlları Şâh Gediği'nden içeri Osmânlı ülkesine Gâzîkıran ocağına düşüregörün ve illâ, olmaya kim Kotur deresine girmeyesiz ve durmayup eğlenmeyüp cümle koyunları ta Van'a süresiz. Andan paşa yigirmi {bin} koyunu öşür deyü ala. Zirâ batmış mâl idi. Mukaddemâ giden yigirmi bin koyunlar ashâblarına kifâyet eder ve paşanın dest-i şerîfin bûs ederiz." deyü bunlara tenbîh edüp hânın huzûrunda paşanın mektûbların verüp koyunlarla elli nefer tevâbi‘lerim yüz elli aded Pinyaniş Kürdleriyle yollayup hakîr elli âdem ile Rûmiyye'de kaldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 292b ·
metinde göster ·
… buğday olmaz. Me’kûlât u ekmekleri ve meşrûbât [u] bozaları cümle pirinçdir ve
mâlları
cümle devedir ve gâvları çokdur ve lisânları müsta‘cemdir kim gayrı lehceleri v …
Hakîkatü'l-hâl gâyet zinde kavmi vardır ve gâyet ganîmet şehirdir kim hurması cihânı {dutmuşdur ve şehr-i Merre bu şehr-i Ummân'a karîbdir ammâ ol kadar imâr değildir. Bunda buğday olmaz. Me’kûlât u ekmekleri ve meşrûbât [u] bozaları cümle pirinçdir ve mâlları cümle devedir ve gâvları çokdur ve lisânları müsta‘cemdir kim gayrı lehceleri vardır kim tercümân ile lisânları fehm olunur}. Ve bu şehr-i Ummân Basra'dan aşağı yine Basra ve Ummân bahri üzredir. Hind ü Sind ü Sîn gemileri limanında yatır kim a‘lâ lenger bırağacak yerdir. 364a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 363b–364a ·
metinde göster ·
… u gâret-i emvâl erzâk esîrlerin ve cemî‘i kal‘alardan alâ tarîki'l-hedâyâ gelen
mâlları
ve metâ‘ları cümle vilâyet-i Kırım'a gönderüp kendüleri Akkirmân'da Melek Ahmed …
Bu mahalde Hân-ı âlîşân-ı müdebbir bir hüsn-i tedbîr edüp Leh kralına âsî olan kılâ‘lardan alınan mâl-ı ganâ’im ve esîrleri ve meskûk kılâ‘larından alınan nehb u gâret-i emvâl erzâk esîrlerin ve cemî‘i kal‘alardan alâ tarîki'l-hedâyâ gelen mâlları ve metâ‘ları cümle vilâyet-i Kırım'a gönderüp kendüleri Akkirmân'da Melek Ahmed Paşa ile görüşmeği re’y-i savâb görüp cümle asâkir-i İslâm'ın üç bin aded araba metâ‘ların şîrîn ve Mansûrlu beğlerinden on bin {aded} güzîde yiğitlere üç bin arabayı teslîm edüp Hân bu Kapusna kal‘asında üç dörd gün meks edecek olduklarında hakîr dahi esîrlerim anlar ile Kırım'daki otarıma 48b ve Hızırşa Efendi atalığıma göndermek içün Hân'dan me’zûn olup yine cümle koşdaşlarımla Hân'ın dest-i şerîfin bûs etdikde beş esîr ve beş at ve bir semmûr hil‘at ve beş tüfeng ve bir yorga at ve üç yüz Ungur[us] altunu harc-ı râh verüp Hân ile vedâ[‘]laşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 48a–48b ·
metinde göster ·
… rı üzre gelüp köpek cengi ederek âhir cümle Silisre ve Nigebolı sipâhları kendü
mâlları
handakda kalan mâllarıyla bî-bâk u bî-pervâ kâfirle ceng ede ede Çelebi Hasan P …
Hemân Nigebolı gâzîleri handakdaki bırağılan sipâh mâlların yüklenüp kal‘a kapusu önüne gelelim derken yetmiş aded haçlı bayrak zâhir olup Nigebolı sipâhları üzre gelüp köpek cengi ederek âhir cümle Silisre ve Nigebolı sipâhları kendü mâlları handakda kalan mâllarıyla bî-bâk u bî-pervâ kâfirle ceng ede ede Çelebi Hasan Paşa kal‘ası altına varup siperlendiklerinde Hasan Paşa kal‘asından kâfire bir yaylım top-ı sekdirme eyle urdular kim biz kal‘adan seyr [ü] temâşâ ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 57b ·
metinde göster ·
… Küçük Hasan Paşa ve Kılburun kal‘ası sekdirme gülleler atup gemilerin gark edüp
mâlları
gemileriyle kenâra çıkup ganîmet olurdu.
Bu kerre evdeki hisâb bâzâra uymayup "El-abdü yüdebbiru vallâhu yukaddiru". fehvâsınca tedbîrleri takdîre mutâbık gelmeyüp cân havli ile baş kurtarmak içün her gemiye tahammülünden ziyâde binüp "Beri otur ve öte otur" deyü yüklerin dahi ziyâde yükledüp gemileri yokuş yukaruya te’enniyle giderken karadan guzât-ı müslimînler bunlara yetişüp dalyan tüfengler ile bunlara kurşumu bârân-ı la‘net gibi yağdırup kayıkları içre sığınacak yer yok. Bu kerre kürek çeker kimse de kurşumdan görünmez. Âhir gemileri der-kenâr olup kimisi kendüyi nehr-i Özü'ye atup çoğu gark-ı âb olup kimin Özü'den kayıklar ile değşirüp ve niçe yüzü kayıklara girmeden mest kâfirler cân korkusundan kendüyi Özü nehrine urup gark oldu. Ve ba‘zı kayıklar kâfir ile Karadeniz'e nehr-i Özü akındısıyla akup giderken boğaz ağzında Küçük Hasan Paşa ve Kılburun kal‘ası sekdirme gülleler atup gemilerin gark edüp mâlları gemileriyle kenâra çıkup ganîmet olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 61a ·
metinde göster ·
… ‘îl ve Otyarık gemileri kayıkların cümle tarfetü'l-ayn içre karşuya sürüp cümle
mâlları
ve esîrleri evvel be-evvel anları ve andan cümle atları geçürüp kimer asker gem …
"Amân sultânım, iki gecedir kâfir bizi bîzâr edüp gözedirdi, ammâ basîret üzre olup askerimiz çok olduğundan bir mahalde batamadı. Amân, hemân sultânım, bu karşudaki mâl-i pâdişâhîyi ve asker-i İslâm'ı bir ân evvel bu Akkirmân'a geçirin" dedikde, cümle Akkirmân limanında olan şayka ve karamürsellerin sandalları ve Kili ve İsmâ‘îl ve Otyarık gemileri kayıkların cümle tarfetü'l-ayn içre karşuya sürüp cümle mâlları ve esîrleri evvel be-evvel anları ve andan cümle atları geçürüp kimer asker gemilerle kimer asker Yanık kal‘ası kurbunda Mayak geçidinden nehr-i Turla'yı yıldırup geçdiler. Bu mahalde Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 63a ·
metinde göster ·
Menzil-i şehr-i ma‘mûr Saltık Bâğı, ya‘nî kal‘a-i Babadağı: Kal‘a-i kadîmi şehrin şarkında Tuna azmağı kenârında Yeni Salâ kal‘asıdır kim {Babadağı} şehrinden görünür. Bu dahi inşâ’allâh mahallinde vasf olunur, ammâ hâlâ yine Baba şehrinin kıblesinde bâğlar içre bir metîn kal‘a kullesi vardır. Mukaddemâ bu şehr-i Babadağı mevsûfdur, lâkin efendimizin fermânı üzre bu şehre hâkim olduğumuz cihetden kanûn-ı kadîm {üzre} kazâmızın cümle kurâ vü kasabâtlarından kendi kudûmiyyemiz içün ve Kili kal‘ası mismârı ve bennâsı ve çerâhoru mâlıçün ve Paşa'nın mukarreri gelüp yeni zahîre bahâ mâlları tahsîliyçün mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübînden mühürlü tezkireler alup ve keşşâf nâ’ib ve resûller ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 67a ·
metinde göster ·
… re‘âyâ vü berâyâ üzre konup sekbân u sarıca haşerâtları bu kadar ibâdullâhların
mâlları
ve evlâdların alup gûnâ-gûn nâ-şer‘î eziyyetler edüp âhir-i kâr bu kadar eziyye …
Ammâ öte tarafda Hasan Paşa günden güne şîrînleyüp başına deryâ-misâl asker cem‘ {edüp} memâlik-i mahrûseleri urmada ve yakup yıkmada. Ve re‘âyâ vü berâyâ üzre konup sekbân u sarıca haşerâtları bu kadar ibâdullâhların mâlları ve evlâdların alup gûnâ-gûn nâ-şer‘î eziyyetler edüp âhir-i kâr bu kadar eziyyetden sonra niçe yüz bin re‘âyâ vü berâyâ bu hâli görüp cevr u cefâ-yı nâ-hemvâra tâkat getiremeyüp cemî‘i Anadolu ve Karaman ve Mar‘ayş ve Sivas eyâletlerinin ahâlîleri eküp biçmeği ve yeyüp içmeği şehirlerinde bırağup götürmede yenli ve bahâda ağır zî-kıymet mâlların ve ehl [u] ıyâllerin alup kimi diyâr-ı Acem'e ve kimi Bağdâd çölüne ve kimi Erzurûm yoluna vilâyet vilâyet gidüp el vilâyet perîşân ve pârekende olunca Hasan Paşa askeri içre bir kaht [u] galâ-yı azîm oldu kim gûyâ Mısır'da kaht-ı Yûsuf oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70b ·
metinde göster ·
sizin, ancak cümle celâlînin başları bizim" deyü fermân-ı şehinşâhîler sâdır ol …
"Mâlları sizin, ancak cümle celâlînin başları bizim" deyü fermân-ı şehinşâhîler sâdır olunca el-azametullâh Türk tâ’ifesinin ellerine böyle fursat girince ata, dona kâdir olan ve olmayup eğri demirin eline alup piyâde pür-silâh Etrâk tâ’ifesi Hasan Paşalının ardları sıra sarp dağlara girüp Hasan Paşa'nın dağda ve taşda ota ve otluğa ve bir iki konak ba‘îd zahîreye gidenleri ve "Hasan Paşalıdır" deyü niçe tüccâr tâ’ifesin ve'l-hâsıl çatal Osmânlı sarıklı ve atları na‘llı ve kıyâfetleri belli eli tüfengli ve belleri vezneli ve kaba bıyıklı âdemleri kıra kıra tamâm edüp günden güne {dahi} kış gelüp lâ-mekân bî-mekân bini iki bini bir tarafa zahîreye gitmeğe iktidârları kalmayup günden güne etrâf [u] eknâfların cânı acımış re‘âyâ vü berâyâ ile münhezim olmuş asker-i firâvân ihâta etmede, ammâ bu minvâl üzre Hasan Paşalının da duracak ve oturacak ve sığınacak ve yatacak ve zemistândan kanacak bir cây-ı menâs yerleri kalmayup askeri ve kendisi aç bî-çâre Hasan Paşa neylesün? Askere muhtâc âhirü'l-emr hâne berdûş gezmeden ve ac u zâc ve bir hınta ve şa‘ire muhtâc olup cihân başlarına dar oldu. Mâl-ı metâ‘ çok, ammâ yenir mi? Yiyecek yok. Havf u haşyet ve renc [ü] anâ çok.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70b ·
metinde göster ·
Cümlesi gelüp Sultân'ın meyyiti olan odaları ve gayrı hücreleri ve hazîneyi kilid ile mühürleyüp Paşa'yı ve bizi cümle bir gayrı odaya koyup cemî‘i odaları mühürleyüp Köpürlü'ye ve pâdişâha haber gidüp tarfetü'l-ayn içre Dârü's-sa‘âde ağası ve hazînedâr bola ve hazînedârbaşı ve cümle vüzerâlar gelüp cümle mâlları ahz [u] kabz edüp der-hazîne edüp cümle cevârîleri uryân ve büryân koyup andan Kaya Sultân'ın techîz ü tekfînine mübâşeret etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
Melek eydir: "Bire âdemler, ben sağım ve kerîmesi sağ ve hâl-i hayâtında teslîm-i mütevellî olmuş bu kadar mâlı var ve bu esvâblar içre benim esvâblarım var" deyü feryâd etdikce Köpürlü feryâdına bakmayup, "Haremeyn dollâbı emîn yerdir. Kerîmesi içün bu mâlları anda hıfz ederiz" deyü cevâb verüp, "Kaldırın cenâzeyi" deyüp merhûme Sultân'ı kaldırup Ebâ Eyyûb-ı Ensârî câmi‘inde yüz bin âdem gırîv [ü] feryâd ederek namâzın kılup İmâm iskelesinde bostâncıbaşı kayığına cenâze-i Kaya'yı koyup cümle ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân vüzerâ ve vükelâlar bin aded kayıklara süvâr olurken, sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78a ·
metinde göster ·
… şısı ve muhtesibi ve şeyhülislâmı ve nakîbi ve a‘yân [u] eşrâfı da vardır, ammâ
mâlları
azdır.
Bursa sancağında hâkimi hâss-ı hümâyûn emînidir ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Nâhiyesi cümle (---) aded ma‘mûr kurâlardır. Yeniçeri serdârı ve sipâh kethüdâyeri ve emîn-i hümâyûn tarafından subaşısı ve muhtesibi ve şeyhülislâmı ve nakîbi ve a‘yân [u] eşrâfı da vardır, ammâ mâlları azdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 86a ·
metinde göster ·
Bu mahalde Zadvorya'ya giden guzât ol kadar mâl-ı ganâ’imle gelüp şâdumânlar olup cümle mâlları derûn-ı kal‘aya koyup defterle dizdâr ağaya emânet verildi, ammâ derûn-ı hisârda bir hünkâr câmi‘i ve anbârlar ve (---) mikdârı şindire tahta örtülü müfîd ü muhtasar hâne-i fukarâlar vardır, ammâ cümleden Mahmûd Efendi'nin ve dizdârın hâneleri mükellefdir, ammâ taşra(da) bâğları mükemmeldir. Dağlarında inciri çok olmağile bu dağa kûh-ı Tin derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137b ·
metinde göster ·
… bir gece mihmân olup, Bihke kapudanın Zirinoğlu esîrliğinden halâs edecek cümle
mâlları
varup Bihke kal‘ası hazînesinde görüp cümle mevcûd bulup yine hazîne kapusun ha …
Menzil-i kal‘a-i Bihke: Bu kal‘ada bir gece mihmân olup, Bihke kapudanın Zirinoğlu esîrliğinden halâs edecek cümle mâlları varup Bihke kal‘ası hazînesinde görüp cümle mevcûd bulup yine hazîne kapusun hakîr kendü mührümle mühürleyüp ertesi ale's-sabâh yine cânib-i şarka gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 157a ·
metinde göster ·
… rında Manastır şehrin gâret eden Yano kâfir olmağile ol dağlarda olan kurâların
mâlları
tahsîl olmayup kaldıkda, cümle tevâbi‘lerimiz bırağup yalnız bir gulâmımla at b …
"Biz top-keşân askerîsiyiz. Ellerimizde emrlerimiz vardır. Biz zahîre-bahâ vermeziz" deyü hayli ceng edüp bizden bir yiğidi şehîd edüp, anlardan on âdem mecrûh olup beş aded âdemlerin hâh-nâ-hâh giriftâr edüp şehîdimiz mahkeme-i Resûl'e getirüp üç pâre kurâ halkından üç bin guruş kan-bahâ ve üç yük akçe zahîre-bahâ alup, andan karye-i Kullalar ve karye-i Erdoğmuşlar ve karye-i Karabınar ve karye-i Durgutlar ve karye-i Solinar ve karye-i Eynel Obası ve karye-i Kurdlar ve karye-i Tirepişte ve karye-i Gıranova ve karye-i Evrene ve karye-i Tirebne ve karye-i Fırankofça ve karye-i İn Obası ve karye-i Sindellü ve karye-i Evreşe ve karye-i Haydarlu ve karye-i Baraklu ve karye-i Cillu ve karye-i Temürhânlu ve karye-i Celilli ve karye-i Gemiciler ve karye-i Nâ’iblü ve karye-i Logoniçe ve karye-i Radoniş ve karye-i Büyük Hasançi ve karye-i Negoçan ve yine kasaba-i Na‘lband şeşan dağlarında Manastır şehrin gâret eden Yano kâfir olmağile ol dağlarda olan kurâların mâlları tahsîl olmayup kaldıkda, cümle tevâbi‘lerimiz bırağup yalnız bir gulâmımla at boynuna düşüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 179b ·
metinde göster ·
… ların çoğu Varat kal‘ası aklâmı tahrîr olunup cümle birov hâkimleri tahsîl olan
mâlları
Varat defterdârına teslîm ederler.
Ve bu nâhiye kâmil bin pâre ma‘mûr u âbâdân kurâlar ve yetmiş yedi pâre birovları gümüş deyenekli varoşlardır. Her varoşundan mezkûr birovlar yüzer bin guruş tahsîl edüp krala varup ol dahi Âl-i Osmân'a iki yüz elli kîse hazîne gönderir, ammâ sene (---) târîhinden berü kal‘a-i Varat feth olaldan bu varoşların çoğu Varat kal‘ası aklâmı tahrîr olunup cümle birov hâkimleri tahsîl olan mâlları Varat defterdârına teslîm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 11b ·
metinde göster ·
Hâsıl-ı kelâm mukaddemâ yedi kişi sarâydan çıkardığımız mâlı ve gayri
mâlları
dörd Budinli dahi Tatar yiğitler araba çekerlerdi, anlar ile on bir kişi pây be …
Hâsıl-ı kelâm mukaddemâ yedi kişi sarâydan çıkardığımız mâlı ve gayri mâlları dörd Budinli dahi Tatar yiğitler araba çekerlerdi, anlar ile on bir kişi pây berâber olmağa kavl etmişdik. Ol sarâyda alınan mâlımız cümle on bir kîse olup on bir kişi birer kîse gazâ mâlı kardaş gibi pây edüp Fâtiha tilâvet etdik. Ve sâ’ir üsârâ ve devâbbât ve kâlâ ve vâlâları sekiz yüz yiğitler fürûht edüp anların mâl-ı ganâ’imleri cümle kırk bir kîse mâl edüp sekiz yüz yiğit defterimle kardaş gibi pây edüp her yiğide (---)(---) guruş hisse düşüp hakîr de kitâbetim içün ve istikâmet ile bu gâzîler taksîm-i guremâ etdiğimçün yüz guruş ve bir nûr-ı mahz esîr ve bir at ve bir gümüş küçük şem‘dân verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27a ·
metinde göster ·
… sekiz atım ve bin yedi yüz guruş mâl-ı ganîmetim var idi. Sâ’îr çete ve potura
mâlları
başka idi. Eş-şükrülillâh. Niçe bin âdem mâl-ı ganâ’im alayım derken kendü esîr …
Hamd-i Hudâ bu mahalde Evliyâ fakîr eline bu gazâ mâlından cümle iki esîrim ve sekiz atım ve bin yedi yüz guruş mâl-ı ganîmetim var idi. Sâ’îr çete ve potura mâlları başka idi. Eş-şükrülillâh. Niçe bin âdem mâl-ı ganâ’im alayım derken kendü esîr-i bend-i zincîr olup başıyla ganîmet oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27a ·
metinde göster ·
… rma oturma Arnavud İskenderiyyesine ve öbür sancak beğlerine gidüp bolay kim bu
mâlları
cümle altun alaydın, zîrâ sana götürmesi kolaydır ve sana beğler sancaklarında …
"Evliyâm bilirsin, Erdel gazâsında İskenderiyye beği Yûsuf Beğ oğlu Mehemmed şa(?) Beğ'e on üç bin riyâl guruş karz-ı hasen verdim ve Dukagin beği (---)(---) on kîse solta riyâl karzullâh verdim. Piruzin beği Arslan Beğ'e beş kîse riyâl Tanrı borcu verdim ve Bihorlu Memi Beğ'e bin altun verdim. İşte cümle temessükâtları ve işte hüccet-i şer‘iyye ile seni bu mâlların tahsîline me’mûr eyledim. İşte sana yigirmi aded şehbâz refîkler ve iki kîse harc-ı râhlar, al şu temessükâtları durma oturma Arnavud İskenderiyyesine ve öbür sancak beğlerine gidüp bolay kim bu mâlları cümle altun alaydın, zîrâ sana götürmesi kolaydır ve sana beğler sancaklarında âdemler koşalar ve Evliyâ'ya ri‘âyet edeler deyü yazmışım. Ben İslâmbol'a giderim 32b Fâtıma Sultân düğününe ve gayri mesârıflarıma bana akçe lâzımdır, zîrâ ben Erdel seferinde tokuz ayda bin altmış kîse harc etdim. Elbette oğul bana akçeleri İslâmbol'a girmeden yetişdiresin" dedikde âlem-i hayretde kalup eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 32a–32b ·
metinde göster ·