oġlanlar andın kim ḳoḍtı ata ana hem yaġuḳlar anlar kim badı andlarıŋız bėriŋ o …
33 ḳamuġḳa ḳıldımız miras oġlanlar andın kim ḳoḍtı ata ana hem yaġuḳlar anlar kim badı andlarıŋız bėriŋ olarḳa ülüşlerini ol taŋrı erür ḳamuġ neŋ üze tanuḳ
… er helak bolsa yoḳ aŋar ʿayal hem aŋar ḳız ḳadaş aŋar ol kim yarusını ḳoḍsa ol
miras
alur anda eger bolmasa aŋar ʿayal eger bolsalar ikegü ol ikike iki iki çehar-da …
176 aça tileyürler sėnde ayġıl: taŋrı aça bėrür sizke kelale içinde eger bir er helak bolsa yoḳ aŋar ʿayal hem aŋar ḳız ḳadaş aŋar ol kim yarusını ḳoḍsa ol miras alur anda eger bolmasa aŋar ʿayal eger bolsalar ikegü ol ikike iki iki çehar-daŋ andın kim ḳoḍtı. eger bolsalar ḳadaşlar erenler tişiler erkekke iki tişi iki meŋizlig. belgürtür taŋrı sizke kim ḳışmaŋ tėp. ol taŋrı ḳamuġ neŋni bilgen
… 28 aydı musa boḍnıḳa: yari tileŋler taŋrıdın seriŋler bütünlükin yer taŋrıḳa ol
miras
bėrür anı kimke tilese ḳullarındın iş soŋı eḍgülüki saḳnuḳlarḳa ol
128 aydı musa boḍnıḳa: yari tileŋler taŋrıdın seriŋler bütünlükin yer taŋrıḳa ol miras bėrür anı kimke tilese ḳullarındın iş soŋı eḍgülüki saḳnuḳlarḳa ol
bėrdimiz ol boḍunḳa anlar kim zaʿif tutlur erdiler yerniŋ kün tuġsuġları yerniŋ …
137 Miras bėrdimiz ol boḍunḳa anlar kim zaʿif tutlur erdiler yerniŋ kün tuġsuġları yerniŋ kün batsıġ yerleri ol kim berekatlıġ ḳıldımız anıŋ içinde tükel boldı seniŋ iḍiŋniŋ körklüg sözi yaʿḳub oġlanları üze anıŋ birle kim serindiler yoḳattımız anı kim ḳılur erdi firʿavn-ı kafir / kibr anıŋ boḍnı ol kim yoḳlatur erdiler yaʿni baġ bustan ḳarşılar
aldılar bitigni alurlar bu yaḳınrak neŋin ayurlar: munu yarlıḳanur-miz. eger ke …
169 soŋ ḳaldı olarda kiḍin yawuz ḫalf miras aldılar bitigni alurlar bu yaḳınrak neŋin ayurlar: munu yarlıḳanur-miz. eger kelse olarḳa ᶜaraz anıŋ meŋizlig alurlar anı alınmadı mu olar üze bitig bütünlüki aymaġu--ları üze meger haḳnı oḳıdılar ol kim anıŋ içinde soŋ saray yėgrek anlarḳa kim saḳnurlar ap uḳmazlar mu
74 ayġaylar: şüḳr taŋrıḳa ol taŋrı rast ḳıldı bizke vaʿdesini
miras
bėrdi bizke yerni ornayur-miz uştmah içinde nė yerde tilese-miz nėme körklüg ʿa …
74 ayġaylar: şüḳr taŋrıḳa ol taŋrı rast ḳıldı bizke vaʿdesini miras bėrdi bizke yerni ornayur-miz uştmah içinde nė yerde tilese-miz nėme körklüg ʿamellerniŋ yanutı
… ozmasa iḍiŋdin atanmış zamanḳa tegi hükm ḳılġaytı olar ara her-ayine anlar kim
miras
bėrildiler bitigni olarda kiḍin şek içinde olardın sėzündürgen
14 tarılmadılar meger anda kiḍin ol kim keldi olarḳa bilig yaġılıḳ üçün olar ara eger bir kelime ozmasa iḍiŋdin atanmış zamanḳa tegi hükm ḳılġaytı olar ara her-ayine anlar kim miras bėrildiler bitigni olarda kiḍin şek içinde olardın sėzündürgen
Andan Fâzıl Ahmed Paşa ibn Köpürlü Mehemmed Paşa vezîr-i a‘zam olup babası gibi hûnhâr olmayup âdil ve gâzî ve fâzıl ve mücâhidün fî-sebîlillâh bir müdebbir ve akl-ı Arasto vezîr-i sâhib-vakâr, âlî-tabâr vezîr idi. Sivas eyâletinde Köprü nâm kasabada mütevellid olup evvel tarîk-i mevleviyyetde idi. Bursa'da kendüye ibtidâ eyâlet-i Erzurûm andan Şâm andan Âsitâne'de kâ’immakâm andan vezîr-i a‘zam oldu. Babadan oğula ibtidâ mühür mîrâs değmesi bunlardan kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81b ·
metinde göster ·
… i Yesevî'den irşâd olup ol tâc ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların "Babandan
mîrâs
cihâz-ı fakrındır" deyü Hacı Bektâş'a 233b tapşırdı. Zirâ bu vasla tâc u hırk …
Huzur-ı ıhvân-ı safâya şöyle ma‘lûm ola kim Hünkâr hazretleri âlem-i sabâvetde her giz sıbyân ile karışup lu‘b u lehve meşgûl olmadı ve zât-ı şerîfinde hâller zâhir olup niçe dürlü kerâmetler gösterüp lafz-ı dürer-bârlarından envâ‘-ı kelâm-ı hikmet istimâ‘ olunurdu. Cidden dünyâya meyl ve hevâ ve hevese ve nefse mütâbe‘at göstermedi. Hemân gice ve gündüz hâli ibâdet ü tâ‘at ve zühd ü takvâ idi. Hatta Horâsân'da babası Allah emrine varıcak Hacı Bektâş'a sultânlığı arz eylediler, kabûl etmedi. Kırk sene kâmil çille-i merdân çeküp gündüz sâ’im gice kâ’im olup ibâdet ve riyâzete ve zühd ü takvâya meşgûl idiler. Bi-hidâyetillahi Te‘âlâ şöyle yetişmişlerdi ki gice rûhları âlem-i ecsâmdan âlem-i ervâha ubûr kıldıkda kesâyirü'n-nâs nefsleri dünyâ sıfatından görünürdü ve âlem-i kurbda âşinâ olana âşinâlık gösterirdi ve bâtın-ı esrâr-ı nübüvvet ve kemâl-ı ma‘rifetillah ve ilm-i ledün ve velâyet kendülerinden zâhir olurdu. Bir mertebeye vâsıl oldulardı kim "Bâtın-ı esrâr-ı Alî bendedir", derlerdi. Âhir bir gün Horâsân erenleri Hacı Bektâş'dan nişân istediler. Bir cem‘iyyet-i kübrâda cümlesine kerâmet nişânların gösterdi. Âhir "Kânûn-ı meşâyihân üzre sana bir mürşid-i kâmil lâzımdır kim tarîk-ı Hakka gitmene pîşvâ ola" dediler. "Nola bize bir pîr ola kim ehl-i irşâd alâyimin göstere", dedi. Huzûrunda bir kimesne kerâmet alâyimin göstermeğe kâdir olamayup âhir kendüleri cümle Horâsân erenleri huzûrunda mükemmellik mertebesin remz edüp cümle kibâr-ı Horâsân âlem-i hayretde kaldılar, amma min kıbeli'l-Hak ilhâm-ı Rabbânî ile Hacı Bektâş-ı Velî, "Bu hakîr-i pür taksîrin ceddi kutbu'l-aktâb, sultânü'l-ârifin, ser-çeşme-i neved u hezâr pîrân-ı Türkistân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Hânefî hazretleri rahmetullahi aleyh'den cihâz-ı fakrı anlardan kabûl edüp anların irşâdına tâbi‘ olduk ve anlardan me’zûn olup irşâd olduk" deyü işâret buyururlardı. Ve cihâz-ı fakr-ı dervîşân kim evvel kubbe elif tâc ve hırka ve seccâde ve çerâğ ve sofra ve alemdir. Cibrîl-i Emîn aleyhisselâm cennetden Hazret-i Muhammed aleyhi's-selâm'a Allah emriyle getirmişdi. Hazret dahi erkâniyle İmâm Alî'ye teslîm etmişdi. Ol dahi oğlu İmâm Hüseyn'e vermişdi. Anlardan İmâm Zeyne'l-‘âbidîn'e değmişdi. Anlardan İbrâhîm-i Mükerrem hazretlerine değmişdi. İbrâhîm-i Mükerrem, Mervân-ı la‘înin hapsinde iken Horâsân'dan Ebü'l-Müslim-i {Mervî} hazretleri hafiyyeten hurûc edüp ol kubbe elîf tâcı ve hırka ve çerağ ve sofra ve alem ve seccâdeyi İbrâhîm-i Mükerrem hapsde iken erkânı ile Ebu Müslîm-i Mervî'ye tapşırdı. O da İmâm Muhammed Bâkır'a tapşırdı. O da oğlu İmâm Ca‘fer'e tapşırdı. O da İmâm Mûsâ Kâzım'a tapşırdı. O da oğlu Sultân-ı Horâsân Alî b. Mûsa Rızâ'ya tapşırdı. O da Sultânu'l-‘ârifîn ser-çeşme-i neved hezâr ceddimiz pîrân-ı Türkistân Hoca Ahmed-i Yesevî b. Muhammed Hânefî'ye tapşırdı. Hoca Ahmed-i Yesevî rahmetullahi aleyh doksan bin halîfesi var idi. Her biri beşer onar kerre ol kubbe elif tâcı ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların istediklerinde birine vermeyüp "Bu vaslaların sahibi var, bizde emânetdir. Sâhibi zuhûr etdükde ana teslîm ederiz" deyü halîfelerine böyle buyururlardı. Ta ki Sultân Hacı Bektaş-ı Velî zuhûr edüp Hoca Ahmed-i Yesevî'den irşâd olup ol tâc ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların "Babandan mîrâs cihâz-ı fakrındır" deyü Hacı Bektâş'a 233b tapşırdı. Zirâ bu vasla tâc u hırka vü seccâdeye lâyık olmağa nişânı Hacı Bektâş gösterdi ve her kim ki o kisvetlere ve ol cihâzlara nişân gösterdi, kutbu'l-kübera ki kutbu'l-aktâb mertebesidir ve bu mertebenin bâtını nübüvvet-i Muhammed Mustafa ve velâyet-i Aliyyi Murtazâ'dır. Hassa, bu mertebe irs yüzünden neseb-i Resûl'den gayre müyesser olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 233a–233b ·
metinde göster ·
"Melek Lalam, başın sağ olsun. El-hükmü lillâh eyle olur. Kaya'nın acısın def‘ etmek içün sana Bosna eyâletin müft ü meccânen ihsân eyledim, ammâ anda Seydî Ahmed Paşa çok zulüm etdiğinden ma‘zûl edüp sana verdim, lâkin sen adâlet edüp ol taraflarda Venedik kâfirlerine göz açdırmayup elin vilâyetin nehb u gâret edüp niçe kal‘aların feth edüp kabza-i teshîre alasın ve her hatt-ı şerîfime amel edesin ve her serhadleri bir hoş muhâfaza edesin ve cümle kılâ‘larım ta‘mîr ü termîm edüp gereği gibi gözedesin. Ben senin bunda kızını ve milk-i emlâkini ve Haremeynü'ş-şerîfeyn dollâbına konan kızının mâlın inşâ’allâh gözedirim, ammâ cebehâneye müte‘allık çok şey’ler getirmişler. Anlar bilirim ki senin mâlındır, zîrâ Kaya Sultân senden gayrı bir vezîre varmadı kim otak ve zırh [u] zereh-külâh ve tüfeng ve kalkan ve sâ’ir âlet-i silâh mîrâs yeye, anlar senindir. Tîz verilsin" deyü fermân-ı şehriyârî oldukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78b ·
metinde göster ·
… hi akçe pul yokdur. Ve demir ma‘deni olmadığından bir bıçağı ecdâdlarından beri
mîrâs
ile kullanırlar. Demir kıtlığındın kılıçları ve demir üzengileri azdır.
Ve bu sahrâ-yı Kıpçak'da ma‘âdin kısımları olmadığından bunlarda dahi akçe pul yokdur. Ve demir ma‘deni olmadığından bir bıçağı ecdâdlarından beri mîrâs ile kullanırlar. Demir kıtlığındın kılıçları ve demir üzengileri azdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 177a ·
metinde göster ·
‘Selîm, hilâfeti elimden Çorlu ovasında zor-ı bâzû ile aldın. Yine Çorlu ovasında çorlu olup cevrile veresin. Ömrün az olsun, kılıcın keskin olsun. Ve yeniçerinin eteği belinden, çizmesi ayağından çıkmasın, üç akçe ulûfeleri bedeli berekâtlı olup oğullarımın üzerlerinde tasaddur eylesinler ve leşleri meydânda kalmasın. Sipâhînin ulûfesi çok olsun, berekâtı olmasın, ni‘meti ziyâde olsun ve alayları ve i‘tibârları ziyâde olsun ve leşleri meydânda kesilsin. Cebeci dahi rağbetsiz olsun. Ve erbâb-ı tîmâr ve erbâb-ı zu‘amâ da‘vâ ve nizâ‘dan halâs olmayup ekmekleri evlâdlarına mîrâs değe’ deyü cümle âl-i Osmân kuluna böyle bed-du‘â edüp Selîm Hân kendüyi Dimedoka'ya gönderirken Havsa nâm mahalde rûh teslîm etdi, ammâ nice olduğu nâ-ma‘lûm oldu. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y44b ·
metinde göster ·