eydir: "Bildim ki beni balık yudup giderek vücûdum mahv olup ana gıdâ olurum. İ …
Bu kerre Hacı Nâsır eydir: "Bildim ki beni balık yudup giderek vücûdum mahv olup ana gıdâ olurum. İbtidâ dübürüm kaynakları ve kaba uyluklarımın derileri soyulup erimeğe başladı. Ammâ derûnumdan Feyyâz-ı Mutlak'a teveccüh edüp halâsım ricâ etdim. Ammâ yine balık karnında aslâ hareket etmeyüp bir vâsi‘ sıyrıncak yerde iki ellerimle yoklayup dururken anı gördüm, olduğum balık karnı ra‘d gibi gürleyüp cân havliyle elimdeki bıçağın sabıyla ucunu berk dutdum, bir zamândan gördüm ki berk-i hâtif gibi gitdiğim hayâllendim, bir zamândan sonra gördüm ki kâhî baş aşağı kâhî baş yukaruya takla ata ata bî-tâb kaldım. Ba‘dehu yine ke'l-evvel balığın karnında asûde-hâl oldum. Ammâ cânım sıkılmağa başlayup gördüm ki benim karnında olduğum balığın ciğerleri ve bagırsakları talab talab ede ede hareketden kaldı. Bilmem ne kadar sâ‘at durduğumu, anı gördüm benim karnında olduğum balık erimeğe başladı. 'Yâ Rabbî bu ne hâldir' diyerek elimle uyluklarıma yapışdım, benim dahi etlerim kopmağa başlayınca aklım başıma gelüp bire meded kuvvet-i kuvâ bedende iken hemân balığın ağzına sürünerek varup bî-bâk taşra çıkdım, ammâ bir muzlim yer dahi var. ‘Yâ Rabbî bu ne ola’ deyü sürüne sürüne bir mahalle vardım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163b ·
metinde göster ·
dahi bir gemiye binüp rübbânlar buna abâ kebe verüp sarup sarmalayup ertesi gün …
Bu Hacı Nâsır dahi bir gemiye binüp rübbânlar buna abâ kebe verüp sarup sarmalayup ertesi gün Harkova'da Mustafâ Paşa'ya gelüp sergüzeşt [u] serencâmın, hakîr'e nakl etdüği gibi anlara nakl edince cümle halkı hayret alup Hacı Nâsır'ın yüzülen derilerine ilâc ederler. Meğer Paşa'nın gözü önünde talduğı mahalden halâs olduğu mahalle gelince bir gün iki gece olup halâs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
… ın nakli üzre Hacı Nâsır'ı yudan balığı, bu balığ-ı kebîr yutmuş, karnında Hacı
Nâsır
balığı olup Hacı Nâsır balık ağzından çıkup bu büyük nehengin karnına çıkar, an …
Hemân Paşa cümle askeriyle balığın yanına varup cümle asker üşüp bu balığı bir takrîb ile karaya çekerler, pâre pâre edüp görseler Hacı Nâsır'ın nakli üzre Hacı Nâsır'ı yudan balığı, bu balığ-ı kebîr yutmuş, karnında Hacı Nâsır balığı olup Hacı Nâsır balık ağzından çıkup bu büyük nehengin karnına çıkar, anı bıçak ile yarup halâs olduğu isbât olunup sicille tahrîr olunur. Hâlâ sene (---) Mostarlı asrında mastûrdur. Ve Harkova'da şahâdet eder âdemlerle görüşüp Hacı Nâsır'ın takrîrine mutâbık geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
… r'ı yudan balığı, bu balığ-ı kebîr yutmuş, karnında Hacı Nâsır balığı olup Hacı
Nâsır
balık ağzından çıkup bu büyük nehengin karnına çıkar, anı bıçak ile yarup halâs …
Hemân Paşa cümle askeriyle balığın yanına varup cümle asker üşüp bu balığı bir takrîb ile karaya çekerler, pâre pâre edüp görseler Hacı Nâsır'ın nakli üzre Hacı Nâsır'ı yudan balığı, bu balığ-ı kebîr yutmuş, karnında Hacı Nâsır balığı olup Hacı Nâsır balık ağzından çıkup bu büyük nehengin karnına çıkar, anı bıçak ile yarup halâs olduğu isbât olunup sicille tahrîr olunur. Hâlâ sene (---) Mostarlı asrında mastûrdur. Ve Harkova'da şahâdet eder âdemlerle görüşüp Hacı Nâsır'ın takrîrine mutâbık geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
… çe bin benî âdemi balık yudup halâs olmamışdır. Ammâ Hazret-i Yûnus ile bu Hacı
Nâsır
halâs olduğu meşhûr-ı âfâkdır. Bu Hacı Nâsır'ın pîri Hazret-i Yûnus olmuş olur.
Hulâsa-i kelâm deryâda böyle nehengler ve böyle gavvâslar olup niçe bin benî âdemi balık yudup halâs olmamışdır. Ammâ Hazret-i Yûnus ile bu Hacı Nâsır halâs olduğu meşhûr-ı âfâkdır. Bu Hacı Nâsır'ın pîri Hazret-i Yûnus olmuş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
… mât etmeğe yakın olmuşlardır. Evvelâ Üsküdarlı Mehemmed Çelebi ve Mağribli Hacı
Nâsır
ve iskenderiyyeli Hacı Alî ve Harputlu Şaşı Hüsâm ve Bursalı Kubâdî ve Arabgîrl …
Evvelâ kâr-ı pesendîde-i âlem pehlivânân-ı resenbâzân ya‘nî cânbâzân: İslâmbol'da hâzır bulunan pehlivân nefer 13 pehlivânlardır kim her biri ipden nerdübân ile eflâke kemend atup urûc ederek kerrûbiyân ve Hazret-i Îsâ ile kelimât etmeğe yakın olmuşlardır. Evvelâ Üsküdarlı Mehemmed Çelebi ve Mağribli Hacı Nâsır ve iskenderiyyeli Hacı Alî ve Harputlu Şaşı Hüsâm ve Bursalı Kubâdî ve Arabgîrli Kara Şücâh ve Kamberoğlu ve Kız Pehlivân, bunlar pâdişâh huzûrunda terâzûlü ve terâzûsüz kubâdî pabuc ile ve kimi ellerinde birer desti ile arkalarında birer hımâr ile ve kimi ellerinde dal kılıç ile ve'l-hâsıl iki yüz altmış pâre âlet-i bâzbâzân ile arz-ı ma‘rifet edüp Galata kullesinin tâ zirve-i a‘lâsındaki top-ı feleke kadem basmış Arab u Acem ve Hind ü Yemen pehlivânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 204a ·
metinde göster ·
Nâsır Habîb-i Mağribî: Murâd Hân, Tershâne bâğçesinde Okmeydânı'na teferrüce çıkup bu Nâsır Habîb bir yağ değirmeni taşın getirdüp beş yüz karavana pâyzen gücile hünkâr huzûruna kodular, hemân Nâsır Habîb taşın yanına varup altı elif, üç mîm ve üç sîn ve bir kuş çelengi resmi edüp Nâsır Habîb Okmeydânı'nın bir tarafına gidince hemân ardı sıra fakîr taş hareket edüp araba tekerleği gibi tekerlenerek, Nâsır ne cânibe müteveccih olursa fakîr taş zağar gibi gezerdi. Nâsır seğird[ir]se ol dahi eyle yuvarlanırdı kim, göz ermezdi. Hattâ Cüvân Dilsiz taşın önün alam sandı, altında kalup hurd olayazdı. Ol taş niçe zamân Okmeydânı'nda kaldı ve Nâsır Habîb bir kîse ihsân aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
Habîb bir yağ değirmeni taşın getirdüp beş yüz karavana pâyzen gücile hünkâr hu …
Nâsır Habîb-i Mağribî: Murâd Hân, Tershâne bâğçesinde Okmeydânı'na teferrüce çıkup bu Nâsır Habîb bir yağ değirmeni taşın getirdüp beş yüz karavana pâyzen gücile hünkâr huzûruna kodular, hemân Nâsır Habîb taşın yanına varup altı elif, üç mîm ve üç sîn ve bir kuş çelengi resmi edüp Nâsır Habîb Okmeydânı'nın bir tarafına gidince hemân ardı sıra fakîr taş hareket edüp araba tekerleği gibi tekerlenerek, Nâsır ne cânibe müteveccih olursa fakîr taş zağar gibi gezerdi. Nâsır seğird[ir]se ol dahi eyle yuvarlanırdı kim, göz ermezdi. Hattâ Cüvân Dilsiz taşın önün alam sandı, altında kalup hurd olayazdı. Ol taş niçe zamân Okmeydânı'nda kaldı ve Nâsır Habîb bir kîse ihsân aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
… ni taşın getirdüp beş yüz karavana pâyzen gücile hünkâr huzûruna kodular, hemân
Nâsır
Habîb taşın yanına varup altı elif, üç mîm ve üç sîn ve bir kuş çelengi resmi e …
Nâsır Habîb-i Mağribî: Murâd Hân, Tershâne bâğçesinde Okmeydânı'na teferrüce çıkup bu Nâsır Habîb bir yağ değirmeni taşın getirdüp beş yüz karavana pâyzen gücile hünkâr huzûruna kodular, hemân Nâsır Habîb taşın yanına varup altı elif, üç mîm ve üç sîn ve bir kuş çelengi resmi edüp Nâsır Habîb Okmeydânı'nın bir tarafına gidince hemân ardı sıra fakîr taş hareket edüp araba tekerleği gibi tekerlenerek, Nâsır ne cânibe müteveccih olursa fakîr taş zağar gibi gezerdi. Nâsır seğird[ir]se ol dahi eyle yuvarlanırdı kim, göz ermezdi. Hattâ Cüvân Dilsiz taşın önün alam sandı, altında kalup hurd olayazdı. Ol taş niçe zamân Okmeydânı'nda kaldı ve Nâsır Habîb bir kîse ihsân aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
… îb taşın yanına varup altı elif, üç mîm ve üç sîn ve bir kuş çelengi resmi edüp
Nâsır
Habîb Okmeydânı'nın bir tarafına gidince hemân ardı sıra fakîr taş hareket edüp …
Nâsır Habîb-i Mağribî: Murâd Hân, Tershâne bâğçesinde Okmeydânı'na teferrüce çıkup bu Nâsır Habîb bir yağ değirmeni taşın getirdüp beş yüz karavana pâyzen gücile hünkâr huzûruna kodular, hemân Nâsır Habîb taşın yanına varup altı elif, üç mîm ve üç sîn ve bir kuş çelengi resmi edüp Nâsır Habîb Okmeydânı'nın bir tarafına gidince hemân ardı sıra fakîr taş hareket edüp araba tekerleği gibi tekerlenerek, Nâsır ne cânibe müteveccih olursa fakîr taş zağar gibi gezerdi. Nâsır seğird[ir]se ol dahi eyle yuvarlanırdı kim, göz ermezdi. Hattâ Cüvân Dilsiz taşın önün alam sandı, altında kalup hurd olayazdı. Ol taş niçe zamân Okmeydânı'nda kaldı ve Nâsır Habîb bir kîse ihsân aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
… dince hemân ardı sıra fakîr taş hareket edüp araba tekerleği gibi tekerlenerek,
Nâsır
ne cânibe müteveccih olursa fakîr taş zağar gibi gezerdi. Nâsır seğird[ir]se ol …
Nâsır Habîb-i Mağribî: Murâd Hân, Tershâne bâğçesinde Okmeydânı'na teferrüce çıkup bu Nâsır Habîb bir yağ değirmeni taşın getirdüp beş yüz karavana pâyzen gücile hünkâr huzûruna kodular, hemân Nâsır Habîb taşın yanına varup altı elif, üç mîm ve üç sîn ve bir kuş çelengi resmi edüp Nâsır Habîb Okmeydânı'nın bir tarafına gidince hemân ardı sıra fakîr taş hareket edüp araba tekerleği gibi tekerlenerek, Nâsır ne cânibe müteveccih olursa fakîr taş zağar gibi gezerdi. Nâsır seğird[ir]se ol dahi eyle yuvarlanırdı kim, göz ermezdi. Hattâ Cüvân Dilsiz taşın önün alam sandı, altında kalup hurd olayazdı. Ol taş niçe zamân Okmeydânı'nda kaldı ve Nâsır Habîb bir kîse ihsân aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
… i tekerlenerek, Nâsır ne cânibe müteveccih olursa fakîr taş zağar gibi gezerdi.
Nâsır
seğird[ir]se ol dahi eyle yuvarlanırdı kim, göz ermezdi. Hattâ Cüvân Dilsiz taş …
Nâsır Habîb-i Mağribî: Murâd Hân, Tershâne bâğçesinde Okmeydânı'na teferrüce çıkup bu Nâsır Habîb bir yağ değirmeni taşın getirdüp beş yüz karavana pâyzen gücile hünkâr huzûruna kodular, hemân Nâsır Habîb taşın yanına varup altı elif, üç mîm ve üç sîn ve bir kuş çelengi resmi edüp Nâsır Habîb Okmeydânı'nın bir tarafına gidince hemân ardı sıra fakîr taş hareket edüp araba tekerleği gibi tekerlenerek, Nâsır ne cânibe müteveccih olursa fakîr taş zağar gibi gezerdi. Nâsır seğird[ir]se ol dahi eyle yuvarlanırdı kim, göz ermezdi. Hattâ Cüvân Dilsiz taşın önün alam sandı, altında kalup hurd olayazdı. Ol taş niçe zamân Okmeydânı'nda kaldı ve Nâsır Habîb bir kîse ihsân aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
… am sandı, altında kalup hurd olayazdı. Ol taş niçe zamân Okmeydânı'nda kaldı ve
Nâsır
Habîb bir kîse ihsân aldı.
Nâsır Habîb-i Mağribî: Murâd Hân, Tershâne bâğçesinde Okmeydânı'na teferrüce çıkup bu Nâsır Habîb bir yağ değirmeni taşın getirdüp beş yüz karavana pâyzen gücile hünkâr huzûruna kodular, hemân Nâsır Habîb taşın yanına varup altı elif, üç mîm ve üç sîn ve bir kuş çelengi resmi edüp Nâsır Habîb Okmeydânı'nın bir tarafına gidince hemân ardı sıra fakîr taş hareket edüp araba tekerleği gibi tekerlenerek, Nâsır ne cânibe müteveccih olursa fakîr taş zağar gibi gezerdi. Nâsır seğird[ir]se ol dahi eyle yuvarlanırdı kim, göz ermezdi. Hattâ Cüvân Dilsiz taşın önün alam sandı, altında kalup hurd olayazdı. Ol taş niçe zamân Okmeydânı'nda kaldı ve Nâsır Habîb bir kîse ihsân aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216b ·
metinde göster ·
… şlardır. Anınla kuyumcular gümüş ağardırlar ve cerrâhlar sirke merhemine kor ve
nasır
olan yaraya şeb ekerler. Niçe yüz hâssası vardır.
Der-sitâyiş-i şeb-i Süleymânî: Kudret-i Perverdigâr ile dağlarında bir gûne ahmerü'l-levn şeb olduğundan Şebin Karahisâr derler. Cemî‘î diyârda kuyumculara bundan müstevlî olur. Yedi yük akçe emânetdir. Dağlarda hâsıl olur. Şekl-i murabba‘ ve muhammes ve müseddes şekl-i mühr-i Süleymânî gibi taşlardır. Anınla kuyumcular gümüş ağardırlar ve cerrâhlar sirke merhemine kor ve nasır olan yaraya şeb ekerler. Niçe yüz hâssası vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344a ·
metinde göster ·
… a‘lin ile ol rakîk habl üzre ubûr etmek pehlivânlıkdır. Andan Mağribli Pehlivân
Nâsır
, gözleri bağlı, omuzunda bir huddâmı tabıl çalarak ellerinde terâzû ile güzer e …
Kırk senede bir cümle resenbâzlar ale'l-ittifâk cem‘ olup birbirlerini yola çeküp imtihân etmekiçün bu Istanoz deresinde ve Anadolu'da Gedüz şehri kal‘ası kayasında kârhâne kurup resen-bâzlık ederler. Bizler dahi işsiz güçsüz âdemler bu dere içinde temâşâlarına varup ânî gördük, ebr-i kebûdlarda nihâyet bulmuş yalçın kayalı dar boğazda kayaların tâ zirve-i a‘lâsında bir kayadan bir kayaya Frengi habl-i metînleri kayd-bend edüp ipleri kayalar kesmesin deyü resenlerin iki başına postlar bağlayup mu‘temed âdemleri silâhlarıyla komuşlar kim üstâd icrâ-yı ma‘rifet ederken bir hasımı ipi kesmeye deyü nigehbânlar ta‘yîn etmişler. Kayaların tahtânîsinde ve fevkânîsinde niçe bin âdemler cem‘ olup kayalar benî Âdem ile pür-nakl olmuş ve aşağı şehr içinde cereyân eden nehir kenarında bir hafta mukaddem soffa ve serîr ve mastabalar yapmışlar ve küşâde yerlere hayme ve hargâhlar kurmuşlar, bu kadar bin mahlûk-ı Hudâ temâşâya durmuşlar. Ve tarafeynde Engürü paşasının mehterhânesi kütür kütür döğülüp du‘â ve senâdan sonra ibtidâ pehlivânlar birbirlerin meydân-ı muhabbete da‘vet edüp ser-çeşmeleri Üsküdarlı Cânbaz Sipâh Mehemmed Çelebi Bismillah ile koca ve irice eline terâzûsün alup kârhâne başına varup bir gülbâng-ı Muhammedî çekdirüp ol kayalar içre sadâ-yı Allah Allah evc-i âsumâna peyveste olup dağlar ra‘d-vâr güm güm sadâ verirken tabllara tarralar urulup bu kerre Koca Mehemmed Çelebi o incecik imtihân habli dedikleri resen üzre berk-i hâtif gibi seğirderek şakılayup eyle giderken hemân kârhâne reseninin ortasından tarfetü'l-ayn içre bir gûne gerü döndü kim gûyâ bir tâzî önünden tavşan döner gibi sihr-i halâl edüp döndükde cemî‘î âşıkân-ı sâdıkân sıdk-ı derûn ile "aleyke avnullah yâ pehlivân" deyüp cümle ehl-i teferrüc engüşt-ber-dehen edüp âlem-i hayretde kaldılar. Meğer cemî‘î pehlivânlar mâbeyninde yıldırım gibi giderken ip üzre gerü dönmek makdûr-ı beşer değil imiş. Netîce, üç kerre bu gûne arz-ı ma‘rifet edüp du‘â-i hayr [ü] senâ ile gıjlayup nüzûl edüp çergesine gelüp karâr etdi ve huddâmları pârsâ-yı Muhammedîye çıkup akçe devşirmeğe başladı. Andan Ispartalı Pehlivân Civelek Alî üstâd-ı atîklerden imiş. Pehlivânbaşı huzûrunda baş yire koyup du‘â ile ol dahi ser-i kârhâneye gelüp cemî‘î pehlivânların arz-ı ma‘rifetleri ellerinde terâzûyu mîzân-vâr berâber tutup gitmekdir ammâ bu Civelek Alî terâzûyu ucundan sağ eline alup bir ucun aşağı sarkıdup bir hâl üzre berk-i hâtif gibi ubûr etdi kim cümle pehlivânlar ve temâşâciyânlar "Bu dahi makdûr şey değildir" dediler. Menzil başına bu üslûb üzre varup andan terâzûyü yine ucundan sol eline alup yine bir ucun aşağı sarkıdır. Bu kerre avdet ederken gerü gerü gelirken cümle halk 360a "Allah âsân getire" deyü feryâd etdiler. Bî-bâk ü bî-pervâ halkın hüsn-i teveccühüyle gerü gerü yine menzilbaşına gelüp çârmıhdan sernigûn sıyrılup ser-çeşme önünde zemîn bûs edüp ser-çeşme "Bârekallah pehlivân" deyü bağrına basdı. Andan Harputlu Pehlivân Şücâ‘ terâzûsü iki destinde iki desti, mâ’-i zülâl ile mâl-â-mâl gidüp geldikde destiler destinde iken bir çârmıhdan kendüyü aşağı eyle uçurdu kim cümle ehl-i teferrüc "Vâh pehlivân" deyü acıdılar. Bi-emrillahi Te‘âlâ vücûduna bir zarar isâbet etmediğinden mâ‘adâ iki elindeki destileri bile şik[es]te olmadı. Meğer bir san‘at ile uçdu kim cümle âlem halkı hayretde kalup ser-çeşme huzûrunda el arkası yerde etdikde ser-çeşme "Hezâr ahsend ey pehlivân Şücâ‘" deyü elin bûs etdi. Andan Tokatlı Hasan-ı Tavîl Pehlivân, Hindistân pâdişâhı huzûrunda isbât-ı vücûd etmiş, sinni yetmişe yetmiş bir pîr-i merd-i hıredmend ve üstâd-ı zû-fünûn-ı derd-mend idi. Ol dahi ser-çeşme destin bûs edüp ayağında yeni kubâdî pâbuç ve başında mutallâ dülbend üzre bir kâse-i Mertebânî su ve eyninde kırmızı çuka-i muvahhidî ferâce, elinde terâzûsü yok. Muvahhidînin iki yenlerine terâzû gibi yapışup geçüp gerü döndü. Ammâ cümle temâşâcıların aklı gitdi. Andan Gergerli Pehlivân Sührâb, ayağında yüksek ayaklı avret na‘lini, omuzunda bir sığır danası, lâkin kolu üzre terâzûsü ile ubûr etdi ve avdet etdi. Hakkâ ki na‘lin ile ol rakîk habl üzre ubûr etmek pehlivânlıkdır. Andan Mağribli Pehlivân Nâsır, gözleri bağlı, omuzunda bir huddâmı tabıl çalarak ellerinde terâzû ile güzer etdi. Andan Arabgîrli Pehlivân Selîm, kisbetinden mâ‘adâ vücûdu uryân, iki elinde birer çakmaklı kol tüfenkleri atup ubûr eyledi. Karşuda yine tüfenkler sıkılayup avdetde yine tüfenkleri atarak geldi. Andan Cirbeli Pehlivân Nasreddîn, kâküllerinden kârhâne ipine asılup elinde karpuz gibi müdevver bir şey var, anı bir ip ile fırlak gibi dönderdikce pehlivânın perçeminde bağlı olan halka kârhâne ipinden kaya kaya pehlivân asılı perçemiyle gitmede. Ammâ ne terâzû var ve ne ayakları ip üzredir. Hemân saçından asılmış, elindeki karpuz gibi şey’i çevirdikçe karşu tarafa gidüp geldi. Buna bir ferd-i âferîdenin aklı ermedi. Andan ser-çeşme şâkirdi Galatalı Kızkapan Pehlivân Süleymân, kisbetiyle ser-çeşme önüne gelüp çârkûşe bir sandûk[a] girüp cümle halka gösterdi. İçinde aslâ bir şey yok. Bir tahta, içi kâğız kaplı küçücük sandûk idi. Ol sandûku bir demir halka ile kârhâne ipine asup kendüsü sandûk içine girüp gâ’ib olup sandûk ipde mu‘allak kaldı. Ânî gördük, berk-ı hâtif gibi sandûk karşu çete varup geldi ve Pehlivân Süleymân taşra çıkup ser-çeşme huzûrunda temennâ etdi. Bu kâra dahi bir zî-aklın idrâki irmedi. Hulâsa-i kelâm üç gün üç gicede yetmiş aded üstâd-ı resen-bâzlar arz-ı ma‘rifet etdiklerin tahrîr eylesek meddâh-ı resen-bâz olmuş oluruz. Ancak murâd [u] merâm bu kadarcıyla iktifâ edüp üç yüz kadar şâkirdlerin başka çıkarup pîr-perver etdiler. Bundan gayrı her halîfe niçe bin lu‘bede-bâzlık etdiler ve üç günde cümle halkdan ve kasaba Ermeniler'den altı yüz sûf ve bu kadar muhayyer kâr edüp paşa efendimizden bir kîse guruş ihsân aldılar, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 359b–360a ·
metinde göster ·
… lâ Dehkânî ve Şeyh Alî Tirmedî ve Şeyh Alî Nâcî ve kâşif-i esrâr-ı ma‘ânî Monlâ
Nâsır
Şirvânî.
Ziyâretgâh-ı kal‘a-i Dümdümî: Ziyâret-i Şeyh Arab Cebbârî ve Monlâ Dehkânî ve Şeyh Alî Tirmedî ve Şeyh Alî Nâcî ve kâşif-i esrâr-ı ma‘ânî Monlâ Nâsır Şirvânî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 297b ·
metinde göster ·
… n sonra yine küffâr istîlâ edüp sene (---) târîhinde Mısır sultânlarından Melik
Nâsır
ibn Kalâvân fethidir. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Selîm şâh-ı Evvel Mısır feth …
Kadîm-i eyyâmda İşpanya keferesi binâsıdır. Ba‘dehu Hicret-i Nebeviyye'nin sene 26 târîhinde Hazret-i Ömer Kudüs-i şerîfi feth etdükde bu kal‘ayı dahi feth edüp câmi‘ler binâ olundukdan sonra yine küffâr istîlâ edüp sene (---) târîhinde Mısır sultânlarından Melik Nâsır ibn Kalâvân fethidir. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Selîm şâh-ı Evvel Mısır fethine azîmet buyurduklarında bu Sayda hâkimi Karçığa Bay velvele-i Âl-i Osmân'a tâkat getiremiyeceğin idrâk edüp şâm-ı şerîfde kal‘anın miftâhların pâdişâha teslîm edüp hîn-i tahrîrde şâm eyâletinde iltizâm ile sancak olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y193a ·
metinde göster ·
… mâ imâmı aslâ vazîfe kabûl etmeyüp her şeyden ma‘sûm ve hâfız-ı Kelâmullâh şeyh
Nâsır
Efendi'dir. Kibâr-ı evliyâdan olduğuna şübhe yokdur. Halkdan münzevî bir kimesn …
Ve Câmi‘ü'l-bahr. Bunun dahi cemâ‘ati çokdur, zîrâ leb-i deryâda ve sûk-ı sultânîde mecma‘ü'n-nâs mahallinde vâki‘ olmağla âşıkân-ı ehl-i salât cem‘ olurlar. Ammâ haremi yokdur, zîrâ teng mahalde mebnî olmuşdur. Ve kulle-misâl bir minâresi vardır. Ammâ imâmı aslâ vazîfe kabûl etmeyüp her şeyden ma‘sûm ve hâfız-ı Kelâmullâh şeyh Nâsır Efendi'dir. Kibâr-ı evliyâdan olduğuna şübhe yokdur. Halkdan münzevî bir kimesnedir. Hamd-i Hudâ dest-i şerîfin bûs edüp du‘â-yı hayırları ile behredâr olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y194a ·
metinde göster ·
Lidînillâh, ikincisi el-Me’mûn Billâh'dır. Bu makûle isimleri vardır. Müddet-i …
dur. Memâlik-i Endelüs. Nefer yedi. İbtidâları Nâsır Lidînillâh, ikincisi el-Me’mûn Billâh'dır. Bu makûle isimleri vardır. Müddet-i devletleri (---) sene. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y31a ·
metinde göster ·
… mükellef mahkeme-i Bâb-ı Hark ve mahkeme-i Meşhed-i Hüseyin ve mahkeme-i Bâb-ı
Nâsır
ve mahkeme-i Bâb-ı (---) ve mahkeme-i Kaysûniyye ve mahkeme-i cedîd P 182b me …
Evvelâ, cümleden mükellef mahkeme-i Bâb-ı Hark ve mahkeme-i Meşhed-i Hüseyin ve mahkeme-i Bâb-ı Nâsır ve mahkeme-i Bâb-ı (---) ve mahkeme-i Kaysûniyye ve mahkeme-i cedîd P 182b meydân-ı Rûmeli ve mahkeme-i Taylûniyye ve mahkeme-i Bâb-ı Şa‘riyye ve mahkeme-i Derb-i Cemâmîz ve mahkeme-i kadîm Q 184b Süveykatü'd-dellâlîn ve mahkeme-i Bâbü'l-hadîd ve mahkeme-i Hâricü's-sûr ve mahkeme-i Bulak ve mahkeme-i Mısr-ı Atîk {ve mahkeme-i câmi‘-i Sâlihiyye ve mahkeme-i Bâbü'l-hadîd ve mahkeme-i kazâ-i Şark Atfîh.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y68a ·
metinde göster ·
: İki kat demir kapudur, kaddi yigirmi arşın bâlâ metîn demir kapulardır. Ve ate …
Bâb-ı Nâsır: İki kat demir kapudur, kaddi yigirmi arşın bâlâ metîn demir kapulardır. Ve atebe-i âlîsinde hatt-ı Ca‘ferî ile Salâhaddîn'in târîhi vardır. Cümle huccâc ve vüzerâ alayı bu kapudan girüp çıkar. Cânib-i şarka nâzır bir şâhrâh kapudur. Andan yine kal‘a dîvârı dibinden yıldız rûzgârı cânibine beş yüz adım gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y86b ·
metinde göster ·
… sâkin idi. Kırk bir sene halîfe nâmına mu‘ammer olup bu câmi‘i inşâ etdi. Bâb-ı
Nâsır
ile Bâb-ı Fütûh mâbeynine düşmüş bir kal‘a-i azîm-misâl bir câmi‘dir. Tûlen ve …
Âl-i Abbâsiyândan bir şehzâde idi. Hulâgû Hân hâdisesinde Bağdâd'dan Mısır'a gelüp Kal‘atü'l-Kepş'de sâkin idi. Kırk bir sene halîfe nâmına mu‘ammer olup bu câmi‘i inşâ etdi. Bâb-ı Nâsır ile Bâb-ı Fütûh mâbeynine düşmüş bir kal‘a-i azîm-misâl bir câmi‘dir. Tûlen ve arzen kâmil ikişer yüz adımdır. Ve cümle yüz elli beyâz amelî pâyeler üzre nakş-ı bûkalemûn tavandır, toloz kârgîr binâ kubbeler değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y92b ·
metinde göster ·
… k ü pâkîzeliği Mısır câmi‘lerinin birinde yokdur. Q 197aP 195a Andan Bâb-ı
Nâsır
yolunda,
Ammâ Mısır'ın Çerâkese kavmi bu câmi‘ önünden ubûr etdiklerinde câmi‘ine ve türbe-i pür-envârına nazar etmeyüp ubûr ederler. Zîrâ Mısırlı bu Hayra Beğ'e hâtırmânde olmuşlardır kim niçün âl-i Osmân'a vesîle olup Mısır'a getirüp Çerâkese elinden bu devleti aldırdı, deyü câmi‘ine bakmayup ubûr ederler. Ammâ câmi‘in huddâmları ve evkâflarının metâneti ve pâk ü pâkîzeliği Mısır câmi‘lerinin birinde yokdur. Q 197aP 195a Andan Bâb-ı Nâsır yolunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y103a ·
metinde göster ·
… n tekyesidir kim tarîk-ı Bedevîdir. Bir musanna‘ minâresi var. Andan yine Bâb-ı
Nâsır
tarîk-ı âmmı üzre bu câmi‘e karîb,
Fevkânîdir, çâr sütûn üzre münakkaş tavanlı bir küçük câmi‘dir. Ve Şeyh Merzûk-ı Kifâfî hazretlerinin tekyesidir kim tarîk-ı Bedevîdir. Bir musanna‘ minâresi var. Andan yine Bâb-ı Nâsır tarîk-ı âmmı üzre bu câmi‘e karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y103a ·
metinde göster ·
… 214a⟧ eden ağaya külfe ve on bin para ücret-i kademin verüp itmâm olunca Bâb-ı
Nâsır
mahkemesinde sicille kayd olup mezkûr ağa yedine hüccet-i şer‘iyye alup paşaya …
Bu halîci tathîr Q 214a eden ağaya külfe ve on bin para ücret-i kademin verüp itmâm olunca Bâb-ı Nâsır mahkemesinde sicille kayd olup mezkûr ağa yedine hüccet-i şer‘iyye alup paşaya verüp artık Nîl kesimi alayları tedârikleri görülür. Ve bu mahallerde Nîl-i mübârek dahi on altı ve on yedi zirâ‘ olduğu mahaldir kim Nîl kesimi olacak yerde Ebü'l-mencâ cisri vardır, halîci tathîr eden ağa mezkûr cisir dibinde Nîl cereyân etmesin deyü bir toprak bend alıkor, ol bend üzre şehir subaşısının bir büyük müzeyyen ü münakkaş kayığı toprak üzre âmâde durur. Ve muhtesib ağası bu mahalde iki bin kelle sükker-i mî‘âd ve iki bin katr-ı nebât ve niçe bin batman meyve ve yetmiş seksen deve yükü beyâz hâs ekmek dağlar gibi yığılır. Ve me’kûlât [u] meşrûbâtın envâ‘ın Hudâ bilür. Bunları muhtesib ağa cümle paşa kîsesinden âmâde eder. Ve subaşı altı yedi yüz tevâbi‘iyle bu me’kûlât [u] meşrûbâtları muhâfaza eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y150b ·
metinde göster ·
… ı yüz, neferât bin sekiz yüz. Pîrleri Cömerd Kassâb'dır. Künyeti Ebû Ukayl Vâdi
Nâsır
Kassâb'dır, lakabı Cömerd Kassâb'dır, Bağdâd içinde medfûndur. şehr-i Mısır içr …
Esnâf-ı kassâbân: Dükkân altı yüz, neferât bin sekiz yüz. Pîrleri Cömerd Kassâb'dır. Künyeti Ebû Ukayl Vâdi Nâsır Kassâb'dır, lakabı Cömerd Kassâb'dır, Bağdâd içinde medfûndur. şehr-i Mısır içre yevmiyye bin iki yüz koyun boğazlanır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y170a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı esnâf-ı çadırcıyân: Pîrleri Nâsır bin Abdullâh el-Mekkî el-Hayyâm'dır, Selmân belin bağladı, kabri Bağdâd'da İmâm Hüseyin yanındadır. Dükkân yüz, nefer altı yüz. Gâyet üstâd-ı kâmillerdir. Gerçi Haleb ve İslâmbol hayyâmları kadar değillerdir, ammâ hûb u mergûb kıt‘a otağ ve çerge ve çadır yaparlar. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y172b ·
metinde göster ·
… ⟧ ve kurşum berber kösüresi ve kurşum tahtacı dükkânları dahi yokdur. Ammâ Hacı
Nâsır
nâmında bir reşîd âdem hakîrin ta‘lîmiyle dezgâh ve kâlıbın peydâ edüp bin mikd …
Ve kalay düğmeci Q 225a ve kurşum berber kösüresi ve kurşum tahtacı dükkânları dahi yokdur. Ammâ Hacı Nâsır nâmında bir reşîd âdem hakîrin ta‘lîmiyle dezgâh ve kâlıbın peydâ edüp bin mikdârı kurşum tahta dökülüp Mekke-i Mükerremede Hâsekî Sultân imâreti ve dârü'ş-şifâsına su kuburları yapup gönderildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y180a ·
metinde göster ·
… emîr-i hac huccâc ile Mısır'a geldü[kde] ve mâh-ı Safer'in yedinci gecesi Bâb-ı
Nâsır
dibinde Cânpûlâdiyye mevlûdu, bâlâda hac alayında tahrîr olunmuşdur, bu dahi fe …
Bu mevlûd alaylarından sonra Mısır içinde her gece birer mevlûdü'n-nebî olup cümle üç yüz altmış mevlûdü'n-nebî olur kim geceleri leyle-i İsrâ ve leyle-i Kadir ve rûzları rûz-ı ıyd-ı ekber olur. On ikisi fermân-ı vezîr ile olup dellâllar nidâ eder. Biri bâlâda tahrîr olunan Seyyid Ahmed el-Bedevî mevlûdudur. İkincisi İbrâhîm-i Dessûkî mevlûdu. Üçüncüsü emîr-i hac huccâc ile Mısır'a geldü[kde] ve mâh-ı Safer'in yedinci gecesi Bâb-ı Nâsır dibinde Cânpûlâdiyye mevlûdu, bâlâda hac alayında tahrîr olunmuşdur, bu dahi fermân-ı vezîr iledir. Ve dördüncüsü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y220b ·
metinde göster ·
… ve bir azîm nâbıka dırahtı vardır. Câmi‘inin evsâfı bâlâda mazbûtdur. Ve Bâb-ı
Nâsır
kurbunda sûk-ı sultânî içre,
Kabr-i eş-şeyh Hazret-i (---) Halvetî: câmi‘i içinde medfûndur. Tekyesi ve meşâyihi ve fukarâsı ve imâreti vardır. Câmi‘in revzenleri cereyân eden halîce nâzırdır. Câmi‘i hareminde birkaç şecere ile bâğçesi ve bir azîm nâbıka dırahtı vardır. Câmi‘inin evsâfı bâlâda mazbûtdur. Ve Bâb-ı Nâsır kurbunda sûk-ı sultânî içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y272a ·
metinde göster ·
… ltı ay gemiler cereyân eder. Ba‘de zamân mürûr-ı eyyâm ile mu‘attal olup Sultân
Nâsır
cerf edüp cereyân etdirmişdir. Anıniçün Nâsırıyye tur‘ası derler. İki cânibi Bu …
Ve Nâsırıyye tur‘asın ibtidâ Hazret-i İbrâhîm asrında Filbatır nâm Kıbtî meliki binâ etmişdir. Ol melikdir kim Sâre Ana'ya iki kerre dest-dırâzlık edüp elleri kuruyup tevbe istiğfâr edüp Hazret-i İbrâhîm'e îmân getürmüşdür. Bu tur‘a anın inşâsıdır. Büyük Nîl kenârında Füvve kasabası kurbunda yine Buhayre hâkinde Dârûd karyesinden kesüp iki konak yer İskenderiyye'ye kesüp getürmişdir. Makdûr-ı beşer değil bir himmet-i âlîdir. Hâlâ içinde altı ay gemiler cereyân eder. Ba‘de zamân mürûr-ı eyyâm ile mu‘attal olup Sultân Nâsır cerf edüp cereyân etdirmişdir. Anıniçün Nâsırıyye tur‘ası derler. İki cânibi Buhayre deryâsıdır kim zehr-i mârdır, ortasından Nîl-i mübârek zülâl cereyân eder, aceb himmet-i merdândır. Ba‘zı mahalde telattum-ı bahr ziyâde olup cisirleri bozup böyle cem‘iyyet-i kübrâ ile ta‘mîr ü termîme Y 312a muhtâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y311b–Y312a ·
metinde göster ·
Evvelâ İdrîs ve Cercîs ve Hamed isimleri gâyet makbûldür. Ve
Nâsır
ve Fonko ve Apşombo ya‘nî ağadır, ve Fırmav ve Adlân ya‘nî askerîdir, ve Sirhac …
Evvelâ İdrîs ve Cercîs ve Hamed isimleri gâyet makbûldür. Ve Nâsır ve Fonko ve Apşombo ya‘nî ağadır, ve Fırmav ve Adlân ya‘nî askerîdir, ve Sirhac ve Beşîr ve Dânyâl ve Müdellâ ve Cedellâ ve Süli ya‘nî Süleymân, ve Abderi ya‘nî Abdurrahmân, ve Fisban ya‘nî hoca demekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y416a ·
metinde göster ·
… bu mahallerde haymeleri ile konup göçerler. Hüceyze cüvânı meşhûrdur. Şeyhleri
Nâsır
Alî mâhazar ta‘âm yedirüp andan ubûr edüp vakt-i asrda,
Üç bin Şâfi‘î Urbândır, bu mahallerde haymeleri ile konup göçerler. Hüceyze cüvânı meşhûrdur. Şeyhleri Nâsır Alî mâhazar ta‘âm yedirüp andan ubûr edüp vakt-i asrda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y444b ·
metinde göster ·