… Çelebi ve Dervîş Çelebi Şeyh Baba Nakkâş oğludur ve Lalazâde Mehemmed Çelebi ve
Oğlan
Memi Çelebi ve Abdülgafûr Çelebi ve Muharrem Çelebi ve Nişâncı Fîrûz Beğ ve Meh …
Der-zikr-i defterdârân ve nişâncıyân: Defterdâr Murâd Çelebi ve Dervîş Çelebi Şeyh Baba Nakkâş oğludur ve Lalazâde Mehemmed Çelebi ve Oğlan Memi Çelebi ve Abdülgafûr Çelebi ve Muharrem Çelebi ve Nişâncı Fîrûz Beğ ve Mehemmed Çelebi merhûm Nişânî Celâlzâde Beğ hâherzâdesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 58a ·
metinde göster ·
… rağup na‘şını der-akab kul pâre pâre etdiler. Ol gün ol gulûda mülakkab-ı kabîh
Oğlan
Püzevengi nâm (---) ve Hünkâr musâhibi Hâce Cinci nâm 76b(---) Atmeydânı'nd[ …
Andan Ahmed Paşa-yı Hezerpâre sadrıa‘zam oldu (---) sene sadâretde olup gulû-yı âm havfından ihtifâ edüp Mevlevî Dervîş Mehemmed Paşa bulup ma‘nûkan katl edüp lâşe-i pür-şikemin Atmeydânı'na bırağup na‘şını der-akab kul pâre pâre etdiler. Ol gün ol gulûda mülakkab-ı kabîh Oğlan Püzevengi nâm (---) ve Hünkâr musâhibi Hâce Cinci nâm 76b(---) Atmeydânı'nd[a] cümle ulemâ ve sulehâların izniyle pâre pâre eyleyüp leşlerin Ahmed Paşa lâşesi yanına bırakdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 76a–76b ·
metinde göster ·
… htefî bulup Koca Vezîr katl edüp leşini Atmeydânı'na bırağup yanı sıra mülakkab
Oğlan
Püzevengi (---) Monlâyı pâre pâre edüp leşini Ahmed Paşa yanına bırakdıklarında …
Ve ertesi gün Ahmed Paşa'yı muhtefî bulup Koca Vezîr katl edüp leşini Atmeydânı'na bırağup yanı sıra mülakkab Oğlan Püzevengi (---) Monlâyı pâre pâre edüp leşini Ahmed Paşa yanına bırakdıklarında cümle asker Ahmed Paşa'nın leşine kılıç üşürüp pâre pâre edüp cümle yağın dâ’-ı devâ-ı sızı içün yağmâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 78b ·
metinde göster ·
… gibi Siyâvuş Paşa'nın çehresine bir sille-i Fir‘avnî urup "Ver mührü bire sefîh
oğlan
" deyü mührü alup Gürcî Mehemmed Paşa'ya verdi.
Abaza tâ’ifesinden Sultân Murâd Hân'ın çukadârlığından kapudan paşa olup Mısır'dan gayrı cemî‘i menâsıb-ı âlîlere mutasarrıf olup sadrıa‘zam oldukda cümleden melik olmak mülâhazasında olup ibtidâ efendisi Sultân Murâd Hân'ın vâlidesi Ümmü'l-mü’minîn Kösem Vâlide'yi Kızlar Ağası Dîv Süleymân Ağa yediyle vâlideyi saçıyla ma‘nûkan boğup şehîd eylediler. Ve Yeniçeri Ağası Kara Çavuş'u ve Kul Kethudâsı Çelebi Mustafâ Ağa'yı ve Bektaş Ağa'yı ve Sarı Kâtib'i ve niçe iş erlerin cümle katl edüp cümleden melik vezîr-i a‘zam oldum der iken elli dördüncü günü mezkûr Kızlar Ağası Dîv Süleymân Ağa dîv-i akûr gibi Siyâvuş Paşa'nın çehresine bir sille-i Fir‘avnî urup "Ver mührü bire sefîh oğlan" deyü mührü alup Gürcî Mehemmed Paşa'ya verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 80a ·
metinde göster ·
… devlet-mend olsun içün her sene evlâdların süd analara verüp niçe beşik kundak,
oğlan
uşak, gemiler ile Abaza diyârına gönderüp on, on beş yaşında İslâmbol'a getirüp …
Ve Gürcî ve Abaza kavmi gâyet çokdur. Hâlâ beher sene bu Tophâne Abazaları evlâdları bir yaşında ve ikisine bâliğ iken şehir oğlanı olmasın kul olup satılup devlet-mend olsun içün her sene evlâdların süd analara verüp niçe beşik kundak, oğlan uşak, gemiler ile Abaza diyârına gönderüp on, on beş yaşında İslâmbol'a getirüp pâdişâh musâhiblerine pîşkeş yâhûd fürûht edüp çerâğ ederler. İşte bizim merhûm Melek Ahmed Paşa ve Siyâvuş Paşa böyle Tophâne Abazası idi. Bunun emsâli niçe bin evlâdları Tophâne'den Abaza'ya gidüp gelmededir. Ve a‘yân-ı kibârları azdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134a ·
metinde göster ·
… Selîm'i bu mahall-i gazabda sekiz çubuk urup "Sekiz seneye hilâfete işâretdir.
Oğlan
elem çekme zikr eyle, zikr târîhinden sonra te’dîbimle meydân-ı hilâfet senindi …
Evsâf-ı Çubuklu Bâğçe: Bâyezîd-i Velî, Selîm-i Evvel'i şehzâde iken Tarabefsûn'dan getirüp esnâ-yı kelâmda Bâyezîd-i Velî kahr edüp Selîm'i bu mahall-i gazabda sekiz çubuk urup "Sekiz seneye hilâfete işâretdir. Oğlan elem çekme zikr eyle, zikr târîhinden sonra te’dîbimle meydân-ı hilâfet senindir, al bu yediğin kuru çubuğu yere dik, sekiz sene meyvesin yiyesin" deyü niçe rumûzlar edüp şehzâde Selîm-i Evvel asâ-yı yâbis kızılcığı yere diküp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 139b ·
metinde göster ·
… {bostâncıbaşı dahi "Sem‘ân ve tâ‘aten" diyüp Şehzâde Süleymân} yerine bir gayrı
oğlan
katl eder. Ba‘dehu hayr-hâh-ı devlet bostâncıbaşı Şehzâde Süleymân'ı tebdîl-i c …
Ve bu Papas Korusu'yla müşâ olan Kulle bâğçesidir kim bâğçe-i Selîm Hân-ı Evvel'dir. Selîm Hân Şehzâde Süleymân'a gazab edüp katl olunmak içün bostâncıbaşıya teslîm edüp {bostâncıbaşı dahi "Sem‘ân ve tâ‘aten" diyüp Şehzâde Süleymân} yerine bir gayrı oğlan katl eder. Ba‘dehu hayr-hâh-ı devlet bostâncıbaşı Şehzâde Süleymân'ı tebdîl-i câme bu Kulle bâğçesi'ne koyup üç sene mürûrunda Selîm-i Evvel Mısır'dan gelüp âhiret râyihalarından haberdâr olunca,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 140b ·
metinde göster ·
… . Niçe bin sığır olmuşdur, bunlara huddâm acemîler odalarından bir oda, iki yüz
oğlan
odabaşıları ile hidmet ederler. Ve her sığır sürüsünün beşer onar samsonları va …
Mesîregâh-ı mandıra-i Selîm Hân: Selîm-i Evvel Mısır'ı feth etdükde Mısır'dan fîl kadar beledî sarı ve kırmızı ve dargıl ve gûnâ-gûn alaca sığırlar getirüp bu dağda komuşdur. Hâlâ Yeni Sarây'da odun çeken araba sığırları anlardandır. Niçe bin sığır olmuşdur, bunlara huddâm acemîler odalarından bir oda, iki yüz oğlan odabaşıları ile hidmet ederler. Ve her sığır sürüsünün beşer onar samsonları vardır kim her biri birer arslana benzer köpeklerdir. Ve her sığırın birer ismi vardır. Her biri kırkar ellişer vukıyye süd verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146b ·
metinde göster ·
Âmidî, Yahyâ telâmîzlerinden bî-bedel ve usûl-bend, sihr-i helâ[l] üstâd idi. B …
Hânende Kara Oğlan Âmidî, Yahyâ telâmîzlerinden bî-bedel ve usûl-bend, sihr-i helâ[l] üstâd idi. Bitlîs hânı Abdâl Hân'dan hakîr ile Acem'e, Acem'den Erzurûm'da elli altıda Defterdârzâde Mehemmed Paşa yanında üç sene Hüseyin Baykara fasılları etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 206a ·
metinde göster ·
… mdi bir vâkı‘amda gördüm, senin bu kanın dinmek ihtimâli yokdur illâ bir dilber
oğlan
kanına yapışup alnına süre deyü şimdi vâkı‘amda gördüdüm" deyü bir tâze cüvâne …
Ve Mukallid Sûrnâ Ahmed Çelebi: Mezkûr Şengül Çelebi'nin bürâderidir. Ammâ bu dahi ferîd-i asr mukalliddir, her taklîdde pür-mahâretdir. Kendi tiryâkî olmağile kaçan tiryâkî taklîdi etse âdem {dem-}beste olup hayrân olur. Tiryâkî tütün doğrarken, elin bıçağile kesüp bir san‘at ile parmağından ol kadar kan akıdırdı kim âhir akıl dâ’iresinden çıkup bî-hûş sehel yatup kalkdıkda yine parmağından kan alâ-mele’i'n-nâs cereyân etmededir. Andan "Şimdi bir vâkı‘amda gördüm, senin bu kanın dinmek ihtimâli yokdur illâ bir dilber oğlan kanına yapışup alnına süre deyü şimdi vâkı‘amda gördüdüm" deyü bir tâze cüvâne parmağından akan kanıyla Sûrnâ'nın alnına bir elif çekerdi, derhâl kanı dinerdi. Bu esrâra bir pehlivân-ı sîmyâyî akıl erişdiremediler. Sûrnâ böyle bir mukallid pehlivân idi, hakkâ kim pehlivânlıkdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212a ·
metinde göster ·
… s ile ülfet etmeden haz edüp bir kaşmer ve mudhik ve bir güler çehreli yârândan
oğlan
oldu. Ammâ kelimâtı anlanılmaz, lâkin yine her âdem ile hüsn-ı ülfet edüp halûk …
Ammâ hikmet-i Hudâ, günden güne mu‘ammer oldukça bir gûne kıp kırmızı bir dilber oldu kim yüzünün nûru berk ururdu. Bir gûne kırmızı gözlü, kedi sözlü ve ahmer yüzlü mahbûb olup herkes ile ülfet etmeden haz edüp bir kaşmer ve mudhik ve bir güler çehreli yârândan oğlan oldu. Ammâ kelimâtı anlanılmaz, lâkin yine her âdem ile hüsn-ı ülfet edüp halûk olmağile zamîr-şinâs olup her ne kadar kelâm-ı fasîh [u] belîğ ve ne kadar rumûz u künûz ve ne kadar işâret eyleseler cümle rumûz-ı fesâhatleri ve nükte-âmîz kelimâtları söyleseler işâretden anlardı. Ve yigirmisine bâliğ oldukda ba‘zı zamân gâ’ib bir şey su’âl etseler bir kerre başın aşağı endirüp bir kerre
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 217a ·
metinde göster ·
… argân gemileri gelüp tuz ve barud ve bakır âvânî ve âlât-ı silâh getürüp kız ve
oğlan
ve zerdeva ve balmumu bunun emsâli şeyler alırlar. Dağlar içre bâğlı ve bâğçeli …
Bu tahrîr olunan beş aded iskeleler cümle Mikrilistân hudûdundadır. Asla ammâr kurâları yokdur. Ancak mâh-ı temmûzda mahsûl mevsiminde bâzargân gemileri gelüp tuz ve barud ve bakır âvânî ve âlât-ı silâh getürüp kız ve oğlan ve zerdeva ve balmumu bunun emsâli şeyler alırlar. Dağlar içre bâğlı ve bâğçeli, ma‘mûr ve âbâdân Mikril'in âsî köyleri vardır. Ne‘ûzü billah deryâ-misâl asker olsa dağlarına çıkılmak muhâldir. Kırk elli bin Aznavur tüfenk-endâz Mikrilî vardır. Bâlâda mezkûr olan beş aded iskeleleri bir gün bir gicede ubûr edüp niçe bin seyr [u] temâşâlar edüp Gönye'den yüz mil olmuş, ertesi gün
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 255b ·
metinde göster ·