arkabaştınkı (bir)(patar) sadaġari inçe tėp tėdi anta--da basa barnaslıg bay bedük kişiler oglanı yaşı purnı vimali ġavanpati subahuda ulatı bėş ınallar arhant kutın bultı--lar
Maitrisimit Nom Bitig (Hami) · Mai.Tek.007.32–37 ·
metinde göster ·
ḳayu künte bodiswt toġsar ol oḳ kün sekiz tümen <tört> mıŋ purohitlarn(ı)ŋ
oġlanı
toġar .. sekiz tümen tort mıŋ uluġ ḳutluġ bramanlarn(ı)ŋ sumanta ulatı sekiz tü …
ḳayu künte bodiswt toġsar ol oḳ kün sekiz tümen <tört> mıŋ purohitlarn(ı)ŋ oġlanı toġar .. sekiz tümen tort mıŋ uluġ ḳutluġ bramanlarn(ı)ŋ sumanta ulatı sekiz tümen tört mıŋ ḳızlar<ı>[t]oġarlar ..
Maitrisimit Nom Bitig (Hami) · Mai.T-11.12a.25–30 ·
metinde göster ·
"Yâ Ebû Tâlib bu yanındaki oğlanın alnında nûr, başında sa‘âdet tâcı vardır. Bu âhir zamân peygamberi olup cihânı dutar. Sen bu oğlanı Şâm'a götürme" dedi. Hemân Ebû Tâlib cümle metâ‘ın Busrâ şehrinde fürûht etmeğe mübâşeret etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 34b ·
metinde göster ·
… ‘at mürûr edüp hemân karşu tarafda bir âdem önündeki kılıcı alup bir küçük âdem
oğlanı
zâhir olunca ol âdem kılıç ile zâhir olan şahsın başın kat‘ eder. Hemân Gülâbî …
"Sabr eyle bu gün görelim sana bundan ni‘met müyesser olur mu?" der. Ân-ı sâ‘at mürûr edüp hemân karşu tarafda bir âdem önündeki kılıcı alup bir küçük âdem oğlanı zâhir olunca ol âdem kılıç ile zâhir olan şahsın başın kat‘ eder. Hemân Gülâbî Ağa, "Cânım ol âdemi niçün öldürdü?" deyü su’âl etdükde yeniçeri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38a ·
metinde göster ·
… . Ve çâşnigîrbaşı ve müteferrikabaşı ve çakırcıbaşı ve küçük emir âhûr ve sipâh
oğlanı
ve silihdâr ağası ve sağ ulûfeci ve sol gurebâ ağaları cümle üç yüz bin akçe il …
Meselâ yeniçeri ağası beş yüz bin akçe ile nişâncı paşa ve mîrialem ve kapucubaşılar ve mîrâhûr-ı kebîr dörd yüz bin akçe ile çıkar. Ve çâşnigîrbaşı ve müteferrikabaşı ve çakırcıbaşı ve küçük emir âhûr ve sipâh oğlanı ve silihdâr ağası ve sağ ulûfeci ve sol gurebâ ağaları cümle üç yüz bin akçe ile sancakbeği olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 53a ·
metinde göster ·
ve yeniçeri haşerâtları Sultân Mehemmed câmi‘inde niçe bin musannif ve mü’ellif …
Ve yine cümle acemî oğlanı ve yeniçeri haşerâtları Sultân Mehemmed câmi‘inde niçe bin musannif ve mü’ellif [ve] ulemâları katledüp cesed-i şerîflerin kuyuya doldurup bu kadar fezâhat edüp bu kadar ibâdullâhın hâneleri ve taşra hazîne ve içeri hazîne zorbalar elinde yağmâ olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 65a ·
metinde göster ·
… her sene bu Tophâne Abazaları evlâdları bir yaşında ve ikisine bâliğ iken şehir
oğlanı
olmasın kul olup satılup devlet-mend olsun içün her sene evlâdların süd analara …
Ve Gürcî ve Abaza kavmi gâyet çokdur. Hâlâ beher sene bu Tophâne Abazaları evlâdları bir yaşında ve ikisine bâliğ iken şehir oğlanı olmasın kul olup satılup devlet-mend olsun içün her sene evlâdların süd analara verüp niçe beşik kundak, oğlan uşak, gemiler ile Abaza diyârına gönderüp on, on beş yaşında İslâmbol'a getirüp pâdişâh musâhiblerine pîşkeş yâhûd fürûht edüp çerâğ ederler. İşte bizim merhûm Melek Ahmed Paşa ve Siyâvuş Paşa böyle Tophâne Abazası idi. Bunun emsâli niçe bin evlâdları Tophâne'den Abaza'ya gidüp gelmededir. Ve a‘yân-ı kibârları azdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134a ·
metinde göster ·
… în verilir. Ve yine pâdişâh tarafından beher yevm yeniçeri ve bostâncı ve acemî
oğlanı
ocaklarına beher yevm yetmiş seyishâne yükü koyun, cümlesi beher yevm sekiz yüz …
Gümrük Emîni Alî Ağa efendimiz, koyun emîni iken İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde ıyd-ı adhâda altmış kerre yüz bin koyun kurbân olduğu tahrîr olunup Murâd Hân-ı Râbi‘'e arz olundu. Ve şehr-i İslâmbol'a yevmiyye yigirmi yedi bin koyun girüp şehirli içün zebh olunur. Ve pâdişâh-ı Cem-cenâb içün ve cemî‘i vüzerâ ve sultânlara pâdişâh tarafından koyun eti ta‘yîn verilmesiyçün beher yevm beşer yüz koyun zebh olup ta‘yîn verilir. Ve yine pâdişâh tarafından beher yevm yeniçeri ve bostâncı ve acemî oğlanı ocaklarına beher yevm yetmiş seyishâne yükü koyun, cümlesi beher yevm sekiz yüz koyun mezkûr üç ocağa ta‘yîn verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı muhtesib ağa: Hâkim-i kadîmdir, ağa bir, neferâtları üç yüzdür, anlara kul oğlanı derler, gûyâ cellâdlardır. Bu muhtesibin pîri Behlül Dânâ'dır, mukaddemâ olmamışdır. Hilâfeti terk edüp muhtesiblik kabûl edüp bir gün kol dolaşup görse kim her kim bey‘ [ü] şirâsında hîlekârdır, dükkânında iki ellerin böğrüne koyup ağzın poyraza açup müflis [ü] mendebûr oturur. Ayn-ı bâtınla gördü kim her kim hakkına râzı olup bey‘ [ü] şirâsında dürüstdür, dükkânında mâlının hisâbın bilmeyüp müşterîden akçe almağa dermânı olmaz. Hemân bu ahvâle vâkıf olup atından enüp yine vîrânistâna yüz dutup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177b ·
metinde göster ·
… Bulkar ve Arnavud ve Sırf ve Urum muğ-pîçeleri ve araya yedi sekiz bin değşirme
oğlanı
, kânûn-ı Orhân Gâzî ve ta‘lîm-i Hacı Bektaş-ı Velî ile bu kadar bin gulâmları c …
Evsâf-ı tâ’ife-i değşirme-i gulâmân: Yedi senede bir yeniçeri ocağından yayabaşı cemâ‘atlerinden bir çorbacı Rûmeli diyârına beş altı yüz neferâtlarıyla çıkup her kurâ ve kasabâtlarda mahbûb ve yarar ve tüvânâ Bulkar ve Arnavud ve Sırf ve Urum muğ-pîçeleri ve araya yedi sekiz bin değşirme oğlanı, kânûn-ı Orhân Gâzî ve ta‘lîm-i Hacı Bektaş-ı Velî ile bu kadar bin gulâmları cem‘ edüp Üsküb şehrinde cümlesine kırmızı abâdan omuzu yırtmaçlı muvahhidî abâ ve başına kırmızı keçeden hayâl-i zıl Karagöz'ü şep-külâhı gibi külâhlar ile İslâmbol'a gelüp cümlesin birer ocağa defter ile tevzî‘ edüp her ocakda ve hânedânlarda ilm-i kemâl [u] ma‘rifet tahsîl edüp ba‘dehu Türk üstüne yarımşar akçe ve yarım çuka yıllık ile acemî oğlanları yazup güzîdesin tophâne ve cebehâne ve bostâncı ocağına verirler, zîrâ ağır pâdişâh hidmetleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195b ·
metinde göster ·
Kapucuoğlu Osmân kolu: 400 neferdir. Bunlarda aslâ Çingâne yok bir alay rind-i …
Üçüncü, şehir oğlanı Kapucuoğlu Osmân kolu: 400 neferdir. Bunlarda aslâ Çingâne yok bir alay rind-i cihân Köçek-i Amr-ı Ayyâr, tâ’ife-i mekkâr [u] nâ-bekâr şehir oğlanları idi. Her biri yegâne-i asr, hânende ve sâzende ve mukallidlerdir kim cihân nüdemâları bunların yanında lâl-i bî-zebân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209a ·
metinde göster ·
şeb [u] rûz i‘tikâf niyyeti ile yatup kalkup taşra çıkacağı gelmez. Tâ bu merte …
Evsâf-ı Câmi‘-i Murâdiyye ibn Çelebi Mehemmed Hân : Bursa'nın cânib-i garbında şehirden taşra başka bir kasabadır kim hân ve câmi‘ ve imâret ve mesâcid ve tekye ve medârisleriyle ma‘mûr ve müzeyyen bâğ u bâğçeli rabta-i âbâdândır. Bir ma‘mûr ve şîrîn ve rûşen-âbâd ibâdetgâh-ı kadîmdir kim bânîsi Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân pederi Koca Sultân Murâd Hân-ı Sânî'dir kim iki kerre Rûm'a pâdişâh olmuşdur. Edirne'de merhûm olup na‘ş-ı şerîfin Bursa'ya getirüp bu câmi‘in sâhasında medfûndur, ammâ câmi‘-i pür-envârı eyle rûhâniyyetli câmi‘-i dilküşâdır kim âdem oğlanı şeb [u] rûz i‘tikâf niyyeti ile yatup kalkup taşra çıkacağı gelmez. Tâ bu mertebe câmi‘-i münevverdir ve iki kubbe ve kıble kapusundan mihrâba tûlu yüz elli ayakdır ve arzı altmış ayakdır. Mihrâbı ve minberi ve mü’ezzinân mahfili sade güzeli tarz-ı kadîmdir ve bir kıble kapusu var. Ve bu câmi‘in târîhi "Zîde ammere men ammerehu" sene 850, bir tabaka bir minâre-i âlîsi vardır. Taşra harem-i kebîrinde azîm çınar-ı müntehâlar var kim her biri eflâke ser çeküp sâyesinde cemî‘î cemâ‘at kesb-i safâ ederler. Bursa'nın bir teferrücgâh yerinde vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i selâtîndir kim niçe şehzâdeler bunda medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 224b ·
metinde göster ·
… ya ağlaya alîl oldu ve bu İbnyâmin'i Yûsuf yerine sevmeğe başladı. Şimdi sen bu
oğlanı
"Hırsızımdır" deyü haps etdin. Ken‘ân eline vardıkda ol ulü'l-azm peygamber ped …
Ve kal‘ası (---) vâkı‘ olmuşdur. Etrâfında bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır. (---)(---)(---)(---) El-hâsıl cemî‘i müverrihân elsine-i muhtelife beyninde bu kal‘a meşhûr ve memdûh-ı âfâkdır. Hattâ cemî‘i ulemâ-yı musannifîn ü mü’ellifîn mâbeyninde munsarıf ve gayri munsarıf ve ilmü lâ yunsarıf-misâlinde ilm-i (---) bu Ba‘albek'e-misâl getirirler. Ba‘l bir pâdişâhın ismi idi. Bek anın sıfatı idi. Bu kal‘aya sekiz yüz sene mutasarrıf olup imâr etdüğünde anın ismiyle müsemmâ kal‘a-i Ba‘albek'dir. {Ve bu Ba‘albek'de Hazret-i İlyâs'ın bir câmi‘i var idi. İlyâs Nebî âlem-i seyâhatde iken Ba‘al pâdişâh bu câmi‘e bir sanem koyup ana, ibâdet ederlerdi. Ol sanemin ismine Ba‘al derlerdi. Hâlâ bu kal‘a ol pâdişâh ve ol sânem ismiyle müsemmâdır. Hazret-i İlyâs seyâhatden gelüp bu câmi‘ içre ol putu görüp halkı esnâm-perest olmadan men‘ edüp ol kavmin haklarında niçe kerre suhuf nâzil oldu. Ahâlî-i Ba‘albek İlyâs Nebî'yi tekzîb ederlerdi. Âhiru'l-emr Cenâb-ı Bârî ol kavme yârî kılmayup cümle halkı kaht [u] galâdan helâk oldular. İlyâs Nebî, bu şehr-i Ba‘al'i terk edüp Elyesa‘ Nebî ile ikisi Cebelü'l-Lübnân dâmeninde Kerk-i Nûh-zemîne gelüp makâm edindiler. Hâlâ Elyesa‘ Nebî Kerk-i Nûh'da medfûndur. Ammâ müfessirînler İlyâs Nebî hazretleri Hızır Nebî ile hayâtdadır, derler}. Ammâ ismi ibtidâ lisân-ı İbrî üzre Şezânde idi. İbtidâ Hazret-i İdrîs binâ edüp ismini Şezând kodu. Hâlâ makâm-ı İdrîs Nebî ve makâm-ı Halîlullah ve kasr-ı Süleymân-ı Emînullah makâmı vardır. (---)(---)(---) Ve bu kal‘aya karîb nehr-i Rabtân; yine Cebelü'l-Lübnân'ın cânib-i şarkından çıkup Ba‘albek kal‘ası kurbundan ubûr edüp Bukâ‘ sahrâsında niçe yüz kurâların mezâriâtların reyy edüp Tûfân-ı Nûh'da tennûr-ı Nûh'dan zâhir olan nehr-i Tennûr'e mahlût olup kal‘a-i Kâsımiyye dibinde Akdeniz'e munsab olur. Bu Ba‘albek kal‘asın seyr [u] temâşâ edüp gelirken Bukâ‘ sahrâsının sağ tarafının kıble cânibinde ziyâret-i Hazret-i Yahûda ibn Hazret-i Ya‘kûb aleyhimâ's-selâm. Hazret-i Yûsuf'un en uluca karındâşıdır. Hattâ Hazret-i Yûsuf'u gayri birâderleri kuyuya atmak murâd edindiklerinde bu Yahûda rızâ vermeyüp âhir sözü geçmeyüp Yûsuf'u kuyuya atdıklarına sûre-i Yûsuf'da Arapça âyeti ve âyet-i diğer Arapça âyeti delîldir. Ba‘dehû Hazret-i Yûsuf'u kuyudan niçe kârbân halkı çıkarup Mısır'da azîz-i Mısır'a satup Cenâb-ı Bârî Yûsuf'u yine imtihân içün sicinde haps etdi ve niçe eyyâmdan sonra nübüvvet ile Mısır'a halîfe etdikde kaht-ı Yûsuf olup Hazret-i Ya‘kûb oğulları Ken‘ân elinden Mısır'a zahîre almağa Hazret-i Yûsuf'a gelince Hazret-i Yûsuf gördi kim kendüyi câh-ı Yûsuf'a ilkâ eden karındâşları Meyâ’il ve Hesyân ve Ruveyl ve Şem‘ûn ve Mesher ve ana baba bir karındâşı Hazret-i İbnyâmin ve Hazret-i Yahûda'dırlar. Hazret-i Yûsuf {bu mezkûr karındâşların gördükde safâ edüp cümlesine belagan mâ-belağ gılâller ihsân etdi. Ammâ birinin rûhlarının haberi yok idi kim halîfe-i rûy-ı zemîn Yûsuf-ı Sıddîk birâderleri idi. Bu kerre Yûsuf ana baba bir karındaşı İbnyâmin'i bir tarîkle alıkomak ister. Karındâşlarına altun kile ile buğday verirken İbnyâmin'in devesi yükü içre altun kileyi pinhân etdirüp "Bre kile gâ’ib oldu" diyerek kileyi tecessüs edüp İbnyâmin yükünde bulup "Hay harâmîyi bulduk" deyü İbnyâmin'i haps etdiklerinde sâ’ir birâderleri aslâ cevâb etmediler ammâ bu Yahûda hazretleri âteş-pâre olup eydür "Bak a halîfe! Bu İbnyâmin'in bir karındâşına Yûsuf derlerdi. Babamız Ya‘kûb Yûsuf'u pek severdi. Bu karındâşlarım Yûsuf'a hasedlerinden kuyuya atup babamıza "Yûsuf'u kurd yedi" dediler. Babamız da aşk-ı Yûsuf ile ağlaya ağlaya alîl oldu ve bu İbnyâmin'i Yûsuf yerine sevmeğe başladı. Şimdi sen bu oğlanı "Hırsızımdır" deyü haps etdin. Ken‘ân eline vardıkda ol ulü'l-azm peygamber pederimize ne cevâb edelim. Tiz şu İbnyâmin'i ver. Yohsa bir na‘ra ederim ki âsumândan bulutlar pâre pâre olup sayhamdan nehr-i Nîl ka‘ra geçüp Mısır âteşe yanup harâb olur" deyü eyle gazâb-alûd oldu kim cemî‘i vücûdunda olan tüğleri esbâbından taşra çıkdı. Hemân Hazret-i Yûsuf karındaşı Yahûda'nın bu gûne âteş-pâre olduğun görünce oğlu Efrâyim'e eydür: "Var şu darılan Yahûda'nın esbâbına elin sürüp bir nezâketle eli eline dokunsun" dedi. Hazret-i Yûsuf oğlu Efrâyim varup bu Yahûda'nın yemîn ü yesârından ubûr ederken elin eline dokundurup Yahûda'nın hiddet-i gazabı teskîn olunca Yahûda eydür: "Ne hikmetdir. Benim yanıma Ya‘kûb evlâdlarından kimesne gelüp eti etime dokunmadı kim gazabım teskîn ola. İşte vücûdım süst olup nutka mecâlim kalmadı" dedi. Bu hâl üzre Hazret-i Yûsuf ile karındâşlarıyla niçe mücâdeleleri olup âhir İbnyâmin'i hapisden halâs etmeyüp niçe yüz deve yükü gılâl dahi birâderlerine hîbe eyleyüp İbnyâmin içün "Hapisdedir" deyüp pederine mektûblar gönderüp birâderleri Ken‘ân eline gidince İbnyâmin'i âlet-i mülâhaza-i kânûn hapisden ıtlâk edüp bağrına basup taht üzre beraber karâr ederlerdi. Hattâ Hazret-i Yûsuf Feyyûm şehrin hilâfeti mahallinde binâ etdüğü mahalde Hazret-i Ya‘kûb Mısır'a geldikde mekşûfu'l-ayn olup Hazret-i Yûsuf'u ve İbnyâmin'i görüp dünya kadar hazz edüp iki evlâdının hasretine kavuşup on yedi sene Hazret-i Ya‘kûb Nebî Mısır'da ehl [ü] ıyâliyle sâkin olup merhûm oldukda Hazret-i Yûsuf, pederi Ya‘kûb Nebî'yi Kudüs'de Halîlü'r-rahmân cenbinde defn etdi. Hâlâ anda medfûndur. Ba‘dehû Hazret-i Yûsuf'u da Hazret-i 37a Süleymân {tuç sandûka ile nehr-i Nîl'den çıkarup} Halîlü'r-rahmân'da Ya‘kûb Nebî cenbinde defn eyledi. Ammâ Hazret-i Yûsuf oğlu Efrâyim'e {Yûsuf} karındâşı İbnyâmin ve Hazret-i Mûsâ vâlidesi (---) Hâtun ve Hazret-i Yûsuf ma‘şûkası Züleyhâ Hâtûn cümle bunlar Mısır'da Kavâfe-i Kübrâda cebel-i Çûşî ki yâ‘nî cebel-i mu‘azzamdır, bu kûh-ı bâlânın zıll-i himâyesinde Abdullah Meğâverî ziyâreti mukâbelesinde bu peygamberzâdeler bir kubbe-i azîm içre medfûnlardır kim hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmm-ı Mısır'dır. Ammâ bu mezkûr Yahûdâ hazretleri, pederi Ya‘kûb Nebî intikâlinden sonra mezkûr Bukâ‘ sahrâsında merhûm olup mezkûr mahalde bir kûh-ı pestin zeylinde müfîd ü muhtasar bir kabr-i münevverde medfûndur. Kaddi kâmil yüz kırk adımdır. Türbe-i pür-envâr cümle kârgîr ile mebnî toprak ile mestûr sutûhı vardır ve birkaç fukarâ Urbân dervîşânı vardır. Lâkin üzerinde sandûka mümkin değil, bir kabr-i tavîl olmağıla ba‘zı vâlîler rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp yeşil çuka ile setr ederler. Ammâ zamânımız kabirleri gibi kıbleye yan bükü değildir. Ser-i sa‘âdetleri Kuds-i şerîfe doğrudur. Hazret-i Ya‘kûb'un büyük evlâdı ve Hazret-i Yûsuf birâderi olduğuna şübhe yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 36b–37a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû İngilis gemisi fetholup iki kâfir gemisin yedeğe alup alarka bir top u tüfenk şâdımânları ile bir Allah Alah gülbangı çekmişlerdir kim şehr-i Akka'nın dağı, taşı velvelenâk olup ol mahalde demir bırağup yatdılar. Berü tarafda küffâr balyozlar cümle iş erlerine mâl yedirüp "Ne demekdir, Âl-i Osmân'ın limanında gümrüğe gelmiş, yanaşmış gemilerimizi liman-ı pâdişâhîde alâ mele’i'n-nâs ellik gemilerimiz aldılar" deyü Paşa tarafından sandallar ile Cezâyirliye âdemler gidüp anlar eyitdi: "Üç gün, üç gicedir Kıbrıs cezîresinden berü cenk edüp kovarak bu âsîleri bu mahalle düşürüp kânûn-ı gâziyân üzre yaralı maralımızdır. Mekke'de, Medîne'de dahi olsa alırız" deyüp Paşa'ya bir Frenk kızı ve bir Freng oğlanı hedâyâ gönderüp yelken açup şikârların yedeğe alup şâdımânlık ederek azm-i Akdeniz deyüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41b ·
metinde göster ·
{Menâkıb}: Hattâ bir kerre yine avretler hammâmına girüp (---) çorbacının hâtûnuna kîse ve sabun sürdükden sonra hâtûnun karnına el sürüp "Bu senin karnındaki oğlan evlâd-ı ma‘nevîm olup benim gibi gezsin" dedikde bi-emrillah hâtûn vaz‘-ı haml edüp bir altun pâresi nûr-ı mahz bir gulâm vücûda gelüp ol ân Şeyh Bekkâr kapuya gelüp "Bizim oğlanı verin" deyü ma‘sûmu alup kulağına ezân okuyup üzerine "üf" deyüp ma‘sûmu vâlidesine teslim edüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 50b ·
metinde göster ·
… iri bu Edirne'de Selîmiyye'dir. Ammâ bunun misli arâzî-i ma‘mûrede yokdur. Âdem
oğlanı
anın vaz‘-ı binâsı beyânında âciz u kâsırdır. Zîrâ bu savma‘ada mergûb ve zîbâ …
Bu kelâm-ı dırâz-ı pür-melâlden murâd [u] merâm oldur kim dedemizden pederimiz ve pederimizden bu kemtere irs ile intikâl etmiş {üç yüz seneden berü} sergüzeşt [ü] serencâmlar vardır. Ve pederimizden istimâ‘ etdiğimiz Selîm Hân câmi‘inin evsafı dahi çokdur, ammâ biz muhtasar kıldık. Hulâsa-i kelâm, devlet-i Âl-i Osmân'da meşhûr-ı âfâk olan {câmi‘in} biri Süleymâniyye ve biri bu Edirne'de Selîmiyye'dir. Ammâ bunun misli arâzî-i ma‘mûrede yokdur. Âdem oğlanı anın vaz‘-ı binâsı beyânında âciz u kâsırdır. Zîrâ bu savma‘ada mergûb ve zîbâ san‘atlar ve gûnâ-gûn tasarruflar vâkı‘ olmuşdur kim ehl-i vasf anın midhatinde kâsırdır. El-hâsıl hüsn-i letâfeti ve kâr-ı zarâfeti vasfdan hâric ve beyândan âricdir. İnkırazu'd-deverân binâ-yı sâbite ola, âmîn yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 156a ·
metinde göster ·
… sinde iki rek‘at namâz kılup ba‘de's-selâm, "İlâhî, Habîbin yüzü suyuna ve evim
oğlanı
dediğin Veyse'l-Karanî yüzü suyuna ve yetmiş yedi bin tabakât-ı kümmelînden gav …
deyüp mübârek tenine giyimin giyüp Bismillah ile "Niyyetü'l-gazâ-yı hâricî!" deyüp şemşîr-i âteş-tâbın kemerine bend kılup serâperdesinde iki rek‘at namâz kılup ba‘de's-selâm, "İlâhî, Habîbin yüzü suyuna ve evim oğlanı dediğin Veyse'l-Karanî yüzü suyuna ve yetmiş yedi bin tabakât-ı kümmelînden gavs-ı a‘zam olan kulların yüzü suyuna beni yerindirme ve cümle asker-i İslâm'ı hatâdan sakla" deyüp el yüze sürdü. Ve cümle iç ağalarına, "Atlanınız ve Feth-i şerîfe müdâvemet etmeğe başlan." dedikde cümle dörd yüz elli aded gılmân-ı hâssa bir ağızdan Feth-i şerîfe bede’ edüp kendüleri otağ içre tâvus-ı bâğ-ı cinân gibi bir cilve vü cevelân edüp hemân bir kerre sâ‘atine bakup elhamdülillah deyüp Bismillahirrahmânirrahîm ile çetr-i mülemma‘ı sâyebânı altında Mahmûdî divnesi atına bilâ-rikâb şâhbâz gibi süvâr olupdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 268a ·
metinde göster ·
… e câmi‘ler dahi vardır ammâ cümlenin âb-ı rûyı bu câmi‘-i pür-envârdır kim Âdem
oğlanı
anın vaz‘-ı binâsı beyânında âciz ü kâsırdır. (---)(---)(---)(---)
ebyâtı bu câmi‘ hakkına denilmiş ola. Şehr-i Gazvîn'de niçe câmi‘ler dahi vardır ammâ cümlenin âb-ı rûyı bu câmi‘-i pür-envârdır kim Âdem oğlanı anın vaz‘-ı binâsı beyânında âciz ü kâsırdır. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 315a ·
metinde göster ·
… mâ cem‘ olduklarında Merre Paşa'nın mesmû‘u olup at gemisi maryolundan ve acemi
oğlanı
eşkıyâlarından on bin mikdârı haşerât cem‘ edüp ulemâyı kırmak fermân eyledikde …
Bu esnâda Acem fürce bulup Bağdâd taraflarında niçe şehirlere istîlâ etmeğe başladı. Beri tarafda Merre Paşa eyle cabbâr oldu kim gûyâ Dahhâk-i Mârî idi. Hatta bir gün dîvânda bir mîr-i mîrânı alâ mele’i'n-nâs aşağı alup bin deyenek urdu ve yine bir gün İzmir'den ma‘zûl bir monlâya dîvânda bin tâziyâne urdu. Cümle ulemâ bu hâl-i pür-melâli görüp Sultân Mehemmed Câmi‘ine cemî‘i ulemâ cem‘ olduklarında Merre Paşa'nın mesmû‘u olup at gemisi maryolundan ve acemi oğlanı eşkıyâlarından on bin mikdârı haşerât cem‘ edüp ulemâyı kırmak fermân eyledikde bu kadar pür-silâh temerrüdîn-i bî-dîn Ebü'l-feth Câmi‘i'nin cânib-i erba‘asından hücûm edüp vakt-i asrdan vakt-i gurûba dek üç bin mikdârı ulemâyı şehîd etdiler. Niçelerin çâhlara ilkâ etdiler. Niçelerin tâ sabâha dek Unkappanı'ndan ve Cübbe Alî kapusundan deryâya dökdüler. Asla biri de deryâya batmayup rûy-ı deryâda şinâverlik ederlerdi. Bu haşeri Anadolu'da Abaza Paşa istimâ‘ edüp Erzurûm'a sapup âsî oldu ve Diyârbekir'de Hâfız Ahmed Paşa da isyân etmeğe âğâze etdi. Ve Abaza Paşa ulemâyı katl eden 335a ve Sultân Osmân'ı şehîd eden yeniçerileri katl etmeğe başlayup "Engürü'ye gelince otuz bin yeniçeri kırdı." deyü Sultân Mustafâ Hân'a arz-ı mahzarlar her diyârdan geldi. Sene 1032 târîhinde Abaza Paşa üzre {Cığalzâde} Vezîr Mahmûd Paşa'yı kırk bin asker ile serdâr edüp Karamazak Abaza üzre me’mûr olan yeniçerilere ağa yerine serdâr oldu ve Engürü'ye vardılar ve Abaza üzre gidemeyüp İslâmbol'a geldiler. Ol sene,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334b–335a ·
metinde göster ·
… n Ağa'yı ve Tershâne Emîni Sâlih Çelebi'yi ve Topkapulu Mustafâ Ağa'yı Ebrû nâm
oğlanı
ve ma‘zûl yeniçeri ağasını ve kul kethüdâsını isteriz. Bunlar defterimizdedir. …
"Bilâl Ağa'yı ve Milkî kadını ve şa‘bân Halîfe'yi ve Gümrük Emîni Hasan Ağa'yı ve Tershâne Emîni Sâlih Çelebi'yi ve Topkapulu Mustafâ Ağa'yı Ebrû nâm oğlanı ve ma‘zûl yeniçeri ağasını ve kul kethüdâsını isteriz. Bunlar defterimizdedir. Elbette ele girüp katl olunsun" deyü ibrâm [u] ilhâh etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 7a ·
metinde göster ·
severem ki başlarında ala mendilleri ve arkalarında Küfre şâpikleri geyüp altla …
Monla Mehemmed eyitdi, "Men şu iki oğlanı severem ki başlarında ala mendilleri ve arkalarında Küfre şâpikleri geyüp altlarında kızakları var. şimdi ol dörd mahbûb gulâmları dahi kızaklarıyla aksine yokuş yukaru bize doğru kayup geleler" deyüp bir kerre {Monla Mehemmed} yanımdan gerüye dönüp eteklerin başına örtüp birer şey okuyup anı gördük oğlancıklar yokuş aşağı yıldırım gibi kızak kayup berk-i hâtif gibi aşağı dereye indiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11a ·
metinde göster ·
… îler, bu varacağımız sulh [u] salâh üzre kâfir diyârıdır ve şarâbı ve avratı ve
oğlanı
mübâhdır. Eğer birinizi avrat oğlanda ve şarâb ve rakıda kızarmış bozarmış ammâ …
"Bak a gâzîler, bu varacağımız sulh [u] salâh üzre kâfir diyârıdır ve şarâbı ve avratı ve oğlanı mübâhdır. Eğer birinizi avrat oğlanda ve şarâb ve rakıda kızarmış bozarmış ammâ pişmemiş bulursam sizi döğe döğe bişiririm ve karnınızı şişiririm. Buna ka’il misiz?" Cümlesi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 161a ·
metinde göster ·
… peygamberin olsun ve bizzât Habîbin Muhammedü'l-Mustafâ rûhiyçün olsun ve âdem
oğlanı
âşıkın Veys el-Karanî ve yetmiş yedi bin sıfât sâhibi kibâr-ı kümmelîn gavs-ı a …
"Efendim, senden sana selâm, Melek Ahmed kulun eski dilencindir, yine kapuna geldi. Hiçbir kerre kapundan mahrûm göndermemişsindir. Şimdi yine şimdi yine seni Allâh'a geldi. İzzetin celâl [ü] cemâl [ü] azametin hakkiyçün olsun ve yüz yigirmi dörd bin peygamberin olsun ve bizzât Habîbin Muhammedü'l-Mustafâ rûhiyçün olsun ve âdem oğlanı âşıkın Veys el-Karanî ve yetmiş yedi bin sıfât sâhibi kibâr-ı kümmelîn gavs-ı a‘zamların yüzleri suyuna olsun bu Ahmed kulunun du‘âsın kabûl eyle" deyü "Evliyâm âmîn de ha" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 43b ·
metinde göster ·
… in içmeden süd analarına teslîm ederler. Kanûn-ı Abaza üzre "Evlâdlarımız şehir
oğlanı
olup mezmûm olmasın ve gurbet çeküp yiğit olsun" deyü ol mâhda üç 47a aded dü …
Hikmet-i Hudâ ol ânda Abaza Mehemmed Ağa ki emîrahor-ı İbrâhîm idi anlar ve Abaza Ahmed Paşa bu üçü bir günde vücûda gelüp âyîn-i Abaza üzre bunları sarup sarmalayu, kundaklayup kanûnları üzre anası südlerin içmeden süd analarına teslîm ederler. Kanûn-ı Abaza üzre "Evlâdlarımız şehir oğlanı olup mezmûm olmasın ve gurbet çeküp yiğit olsun" deyü ol mâhda üç 47a aded dürr-i yetîm evlâdları süd analarıyla Kârtıloğlu nâm re’îsin gemisine Melek'i koyup Abaza diyârında (---)(---) nâm vilâyetde süd anasında perveriş olmada. Öz vâlidesi şehr-i Tophâne'de koca peder ile kalmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46b–47a ·
metinde göster ·
sana Allâh emâneti verdim. Okud ve yazdır ve terbiye verüp cânından bezdir. Gör …
"Cânım lalacığım, bu oğlanı sana Allâh emâneti verdim. Okud ve yazdır ve terbiye verüp cânından bezdir. Göreyim seni nice terbiye verirsin" dedikde Mustafâ eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 47a ·
metinde göster ·
El-hâsıl bu sarây-ı dilcûy-ı behişt-âbâdın misli arâzî-i ma‘mûrede yokdur. Âdem
oğlanı
bunun vaz‘-ı binâsı beyânında âciz ü kâsırdır, zîrâ bu sarây-ı atîkde olan merg …
El-hâsıl bu sarây-ı dilcûy-ı behişt-âbâdın misli arâzî-i ma‘mûrede yokdur. Âdem oğlanı bunun vaz‘-ı binâsı beyânında âciz ü kâsırdır, zîrâ bu sarây-ı atîkde olan mergûb ve zîbâ san‘atlar ve gûnâ-gûn tasarruflar var kim cümle vassâflar anın midhatinde kilk-i cevâhir zebânları batiyyü'l-harekedirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82a ·
metinde göster ·
… rîr olunmak mümkün değildir, zîrâ bu câmi‘in misli bu edîm-i arzda yokdur. Âdem
oğlanı
anın vaz‘-ı binâsı beyânında âciz ve kâsırdır, zîrâ bu savma‘a-i mübârekede mer …
Ammâ ihvân-ı vefâ bu Üstürgon câmi‘inin ve kal‘asının niçe bin gûne ta‘rîf ü tavsîf olunacak ibret-nümâ şeyleri var, ammâ sâ’ir müsevvedâtımıza mâni‘ olup kemâ hüve hakkuhu tahrîr olunmak mümkün değildir, zîrâ bu câmi‘in misli bu edîm-i arzda yokdur. Âdem oğlanı anın vaz‘-ı binâsı beyânında âciz ve kâsırdır, zîrâ bu savma‘a-i mübârekede mergûb u zîbâ san‘atlar ve niçe bin gûne tasarruflar vardır kim ehl-i vasf anın midhatinde kâsırlardır. Hattâ bu câmi‘e bir günde niçe kerre girüp im‘ân-ı nazar ile her şey’ine nazar edüp taşra çıksan bir girişde dahi niçe gûne sanâyi‘ât [u] acâ’ibât-ı ibret-nümâ mersûmât tasarrufâtlar dahi zâhir ü bâhir olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95b ·
metinde göster ·
Beri cânibde bizim Kadızâde İbrâhîm Paşa'nın sekbân bölükbaşılarından bir Macar
oğlanı
ve ana âşık bir Türk yiğidi Macar gulâmına uyup ol gün atlarına süvâr olup ol â …
Beri cânibde bizim Kadızâde İbrâhîm Paşa'nın sekbân bölükbaşılarından bir Macar oğlanı ve ana âşık bir Türk yiğidi Macar gulâmına uyup ol gün atlarına süvâr olup ol ân Uyvar kal‘ası kapudanı ve hâkimi olan Fargaçi la‘îne varup destâr-ı Muhammedîler yere urup mürted [ü] kâfir-i bî-dîn olup eydirler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 100a ·
metinde göster ·
… r atın karnı altına gelüp oğlan seyishâneden zîr-i zeber olunca on on beş kâfir
oğlanı
basdırdılar ve yigirmi aded küffârlar hakîri bir tarafa kısdırdılar ve cânib-i …
Hemân bizim askerden on aded yiğitler bize imdâda gelüp küffâr ile alak bulak cengde iken hemân hakîr bizim seyishâneyi Seyfî gulâma götürüp "Bire oğlan şu seyishâneye bin" deyüp oğlan fakîr küffâr elinden piyâde rehâ bulmuş ve seğirde seğirde bî-tâb u bî-mecâl kalmış, garîb oğlan ipleri kesilmiş semer kaşına yapışup süvâr olam derken pahıl gibi semer atın karnı altına gelüp oğlan seyishâneden zîr-i zeber olunca on on beş kâfir oğlanı basdırdılar ve yigirmi aded küffârlar hakîri bir tarafa kısdırdılar ve cânib-i erba‘amdan hakîre kurşum atdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 124a ·
metinde göster ·
ve beğleri ve soltat ve murtat ve 152a hoyratları pür-silâh olup cümle kâfirl …
Hemân cemî‘i küffârın sağîr ü kebîri ve avret ve oğlanı ve beğleri ve soltat ve murtat ve 152a hoyratları pür-silâh olup cümle kâfirlerin ellerinde ikişer aded bal mûmları yakup cihânı çerâğân edüp bizim sâkin olduğumuz hâne önünde gürûh gürûh geçerlerken biz dahi mu‘tâdları üzre üzerimize kapanan pençerelerin deliklerinden seyr [ü] temâşâ edüp bir gırîv ü feryâd ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151b–152a ·
metinde göster ·