… n öŋin öz uġur-lar-ı üz-e adırıp bilig üçün bilige bilig-niŋ adırtı erser ol oḳ
oḳsuz
yol-taḳı bilge bilig erür.
bir tek bir yörüglüg üçün öŋin öŋin adırıp böldeçi adırtladaçı tört türlüg tüz-ün-ler kėrtü-sin bu ürlügsüz -te ulatı十六行相altı ygrmi uġur-lar-ta bir bir kėrtü-ke ėrdeçi öŋin öŋin öz uġur-lar-ı üz-e adırıp bilig üçün bilige bilig-niŋ adırtı erser ol oḳ oḳsuz yol-taḳı bilge bilig erür.
… ulaklarda çok haber vardır. Tîz Gümrük Emîni Mahmûd Ağa'yı ve ana mübâşir gelen
öksüz
kalmış Hüseyin Ağa'yı ve müsellim ağayı çağırın, gelsinler" derken anlar dahi i …
Hemân Paşa eyitdi: "Evliyâm! İşte Malazgird kal‘asında gördüğün vâkı‘ada Siyâvuş Paşa ve Mehemmed Paşa vâlideleri ‘Oğullarımızın gark olduğun Evliyâm paşana Erzurûm'da söyle’ dedikleri budur kim sen bana bu Erzurûm'da ‘Ulaklar geldi’ deyü haber etdin. Bu ulaklarda çok haber vardır. Tîz Gümrük Emîni Mahmûd Ağa'yı ve ana mübâşir gelen öksüz kalmış Hüseyin Ağa'yı ve müsellim ağayı çağırın, gelsinler" derken anlar dahi iki ulak ile hâzır imiş. 17b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 17a–17b ·
metinde göster ·
"Bunun babasın öldürüp mâl [u] mülkin almak hüner değildir. Şehinşâh-ı çârnâsâr u inpiratorlar arasında pâdişâhlık oldur kim eğer kefere ve eğer bay u gedâ fukarâlarına ve yetîm ve yetîmelerine merhamet edesin. Al imdi kendi öksüz garîbini" deyüp Yanoş gulâmı Süleymân Hân önünde bırağup avret alarka durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 74b ·
metinde göster ·
"Bu oğlan benim karındaşım Abdullâh'ın oğludur kim babası Medîne kurbunda Dâru'n-Nâbığa nâm mahalde ticârete gidüp Şam'dan gelirken Nâbığa'da merhûm olup na‘şın Medîne'de Bakî‘'e getirdüp anda defn etdirdim. Ve bu Muhammed'in vilâdetinden altıncı sene vâlidesi Emîne Hâtûn ehli Abdullâh karındaşımın mîrâsın ahz u kabz etmeğe Medîne'ye gidüp bu Muhammed'i altı yaşında iken bile götürüp bir ay Yesrib şehrinde oturup muhallefât-ı Abdullâh'dan cüz’î ve küllî şeyler bulup Yesrib'den yine Mekke'ye bu Muhammed anasıyla gelirken Mekke kurbunda Ebû Enâm nâm mahalde vâlidesi dahi merhûme olup na‘şını Mekke'ye getirdüp anda defn edüp bu Muhammed babadan ve anadan öksüz kaldığından cümle kabâ’il-i Kureyş buna Muhammed-i yetîm derler. Karındaşım evlâdı olmak ile benimle bile ticâret ile kâh Şam'a ve kâh bu Busrâ şehrine getiririm" deyü Ebû Tâlib bu hikâyeleri nakîr kıtmîr cümle Bahîrâ papasa nakl etdikde Bahîrâ papas-ı ehl-i vukûf-ı zû-fünû[nı]'d-dehr eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 100b ·
metinde göster ·
… on ve nâkûs çalınacak mahmel-i ibret-nümânın kemerlerinin tâ ortasındaki kemere
öksüz
kemer derler mu‘allak durur bir kemer üzre yine mu‘allak durur bir direkdir. Bu …
Ve iç kapu ki câmi‘ içidir. Anda erganon ve nâkûs çalınacak mahmel-i ibret-nümânın kemerlerinin tâ ortasındaki kemere öksüz kemer derler mu‘allak durur bir kemer üzre yine mu‘allak durur bir direkdir. Bu cihânda anı görmeğe muhtâc (...) ammâ görseler de akıl ihâta etmeyüp âdem engüşt ber-dehen edüp vâlih olur. Hemân aklı olan kerâmât-ı insândır deyüp hâmûş-bâş olur. Yohsa im‘ân-ı nazar ile nazar edince âdem mebhût [u] hayrân kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
kalup Gördüslü Zekeriyyâ Efendi yanına alup dünyâ ve âhiret oğul edüp ilm-i kem …
Hattâ bu şehr-i hâk-i pâkde hâsıl olmuş (---) Ağazâde Abdullâh Çelebi nâm bir cüvân-ı benâm hâsıl olup Hallâk-ı âlem ana bir hüsn ü cemâl [ü] kemâl ve bir hüsn-i edeb ü bî-misâl vermişdi kim güneş anın rûy-ı münevveri yanında bî-nûr bî-ferdir. Hikmet-i Bârî pederi merhûm oldukda bu cüvân-ı ahsen-i takvîm ansızın öksüz kalup Gördüslü Zekeriyyâ Efendi yanına alup dünyâ ve âhiret oğul edüp ilm-i kemâl-i ma‘rifet ta‘lîm etdirüp bir necîb ü reşîd ma‘sûm-ı pâk oldu kim görenler Arapça âyetin tilâvet ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 266a ·
metinde göster ·
… lmuşlardır. Göllük tarafındaki tabyaya Bölme tabya derler. Ve sağ tarafındakine
Öksüz
tabya derler, zîrâ bu iki mücedded tabyalar Aktabya'nın koltuğu altında vâki‘ o …
Ve bu Aktabya sağında ve solunda iki aded tabyalar dahi vardır, ammâ Aktabya'dan alçakdır kim Aktabya'ya siper olmuşlardır. Göllük tarafındaki tabyaya Bölme tabya derler. Ve sağ tarafındakine Öksüz tabya derler, zîrâ bu iki mücedded tabyalar Aktabya'nın koltuğu altında vâki‘ olmuşlardır, gûyâ Aktabya'nın oğullarıdır kim her biri âteş-i Nemrûd içinde kalmışlardır, ammâ niçe anayı ve babayı ağladup öksüz koduklarıyçün Öksüz tabya derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312a ·
metinde göster ·
… m her biri âteş-i Nemrûd içinde kalmışlardır, ammâ niçe anayı ve babayı ağladup
öksüz
koduklarıyçün Öksüz tabya derler.
Ve bu Aktabya sağında ve solunda iki aded tabyalar dahi vardır, ammâ Aktabya'dan alçakdır kim Aktabya'ya siper olmuşlardır. Göllük tarafındaki tabyaya Bölme tabya derler. Ve sağ tarafındakine Öksüz tabya derler, zîrâ bu iki mücedded tabyalar Aktabya'nın koltuğu altında vâki‘ olmuşlardır, gûyâ Aktabya'nın oğullarıdır kim her biri âteş-i Nemrûd içinde kalmışlardır, ammâ niçe anayı ve babayı ağladup öksüz koduklarıyçün Öksüz tabya derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312a ·
metinde göster ·
… mrûd içinde kalmışlardır, ammâ niçe anayı ve babayı ağladup öksüz koduklarıyçün
Öksüz
tabya derler.
Ve bu Aktabya sağında ve solunda iki aded tabyalar dahi vardır, ammâ Aktabya'dan alçakdır kim Aktabya'ya siper olmuşlardır. Göllük tarafındaki tabyaya Bölme tabya derler. Ve sağ tarafındakine Öksüz tabya derler, zîrâ bu iki mücedded tabyalar Aktabya'nın koltuğu altında vâki‘ olmuşlardır, gûyâ Aktabya'nın oğullarıdır kim her biri âteş-i Nemrûd içinde kalmışlardır, ammâ niçe anayı ve babayı ağladup öksüz koduklarıyçün Öksüz tabya derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312a ·
metinde göster ·
… ḳondılar yimek içmek itdiler segrek mest oldı ṭaşra ayaḳ yolına çıḳdı gördi kim
öksüz
oġlan bir ḳızanı çekişür mere nolduŋuz diyü bir şapala birine bir şapala birine …
dirnege uġradı ḳondılar yimek içmek itdiler segrek mest oldı ṭaşra ayaḳ yolına çıḳdı gördi kim öksüz oġlan bir ḳızanı çekişür mere nolduŋuz diyü bir şapala birine bir şapala birine urdı
oġlanuŋ dili acı olur biri aydur mere mizüm öksüzligümüz yetmez-mi bizi niye ur …
eski ṭoŋun biti öksüz oġlanuŋ dili acı olur biri aydur mere mizüm öksüzligümüz yetmez-mi bizi niye urursın hünerüŋ var ise ḳarṭaşuŋ alınca ḳal'asında esirdür var anı ḳurtar didi segrek ayıtdı