Hân: Revân hudûdunda nehr-i Araz kenarında yine Revân hânlarından Seyf Kulu Hân …
Menzil-i kend-i Seyfeddîn Hân: Revân hudûdunda nehr-i Araz kenarında yine Revân hânlarından Seyf Kulu Hân binâsıdır ve Revân hânlarının hâssıdır. Yüz seksen hâneli ve bir câmi‘li ve mahsûlü pirincli ve bâğçeli kend-i sağîredir. Andan yine taraf-ı şimâle Araz kenarınca 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308a ·
metinde göster ·
… drîsdir. Cümleden Medrese-i Mustafâ Paşa ve Medrese-i Taşköprüzâde ve Medrese-i
Seyfeddîn
ve Medrese-i Husrev Kethüdâ (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Bun …
Ve cümle (---) aded medrese-i dârü't-tedrîsdir. Cümleden Medrese-i Mustafâ Paşa ve Medrese-i Taşköprüzâde ve Medrese-i Seyfeddîn ve Medrese-i Husrev Kethüdâ (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Bunlar meşhûr dârü't-tahsîl-i ulûm medreselerdir. Müte‘addid hücreleri ve dershâne kıbâbları ve talebelerine hücre vazîfesi ve şem‘ıyyesi ve lahmiyyesi müstevfâ medreselerdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Ve cümle üç aded dârü'l-hadîs-i Nebevî'dir (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Ve cümle yüz seksen aded dârü't-ta‘lîm-i mekteb-i sıbyân [u] tıflân-ı ebced-hândır. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 357a ·
metinde göster ·
… erhâd ile cümle üç yüz nefer kimesne ile Amasiyye'de karâr edüp Nahşivânlı Akın
Seyfeddîn
nâm bî-dînin re’yiyle Şehzâde Bâyezîd ve dört aded ciğer-kûşesiyle diyâr-ı Acem …
Ba‘dehû Süleymân Hân oğlu Bâyezîd'e Amasiyye sancağın sadaka edüp lalasının ve Kuduz Ferhâd Beğ'in iğvâsıyla Konya'da Selîm Hân ile hüsn-i zindegânî edemeyüp Amasiyye livâsıyla Konya sancağı birbirine meşâ olmağıla iki birâder şehzâdeler birbirinin askerin kırmağa başlayıp bu ahvâl-i pür-melâl Süleymân Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup bi'z-zarûrî Bâyezîd'i Amasiyye'den ma‘zûl edüp âsitâne-i devlete karîb Kütahiyye sancağı ihsân olundukda Şehzâde Bâyezîd "Hay beni İslâmbol'a karîb götürürler, hayr değildür" deyü sarı Rüstem Paşa'nın iğvâsıyla Bâyezîd âsî olup seksen bin Türk eşirrâsı asker cem‘ edüp Sultân Bâyezîd asâkir-i anîdiyle Konya sahrâsında bedîd olunca Şehzâde Selîm tarafından imdâda gelen Vezîr Mehemmed Paşa azîm asker ile çarhaya çıkıp Konya kal‘ası altında iki birâder askeri birbirine mukâbil sâf bağladılar. Selîm tarafında yeniçeriler saf saf durdular. Bâyezîd'in ibtidâ hücûm eden eşirrâ ceyşine yahşi kurşum urdular. İbtidâ hamlede ol iki alayın güzîdesi belki ziyâdesi şehâdet şerbetin içdiler. Bu hâl üzre tâ vakt-i gurûba dek ceng-i azîm olup leyle-i muzlim olmağıla herkes tarafeynden sancakları dibinde karâr etdiler. Ale's-seher yine tarafeynden cenk tablına tarralar urulup tâ vakt-i zuhra dek ceng-i şehzâdegân olup âhir-ı kâr nesîm-i nusret bi-emrillah Şehzâde Selîm tarafına esüp Bâyezîd'in cem‘ etdüğü eşkıyâlar dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp bakıyyetü's-seyfi girîzân olmağa başladıkda hemân fakîr Bâyezîd, oğlu Şehzâde Orhân ile ve lalası Kuduz Ferhâd ile cümle üç yüz nefer kimesne ile Amasiyye'de karâr edüp Nahşivânlı Akın Seyfeddîn nâm bî-dînin re’yiyle Şehzâde Bâyezîd ve dört aded ciğer-kûşesiyle diyâr-ı Acem'de Şâh Tahmâs'a varup dahl düşüp ana i‘zâz u ikrâm edüp hoş dutdular. Beri tarafda Selîm mansûr [u] muzaffer mâl-ı ganâyimle Konya'da âsûde olup bu ceng-i azîme târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 15b ·
metinde göster ·
… e ile Amasiyye-i gâsiye deyüp cân atdı. Ol gice Kuduz Ferhâd-ı bed-nihâd ve Aka
Seyfeddîn
nâm bî-dîn ve niçe yüz bed-nâm u bed-asl u nâ-fercâm hâ’inler Şehzâde Bâyezîd'i …
Bâyezîd-i derdmend ü müstemend oğlu Orhân ile at başı beraber bakiyyetü's-seyf yedi yüz kimesne ile Amasiyye-i gâsiye deyüp cân atdı. Ol gice Kuduz Ferhâd-ı bed-nihâd ve Aka Seyfeddîn nâm bî-dîn ve niçe yüz bed-nâm u bed-asl u nâ-fercâm hâ’inler Şehzâde Bâyezîd'in ırkına girüp "Sana hâlâs Acem şâhına firâr etmeden gayri çâre yokdur" deyü iğvâlar edüp Şehzâde Bâyezîd babası Süleymân Hân'a bir nâme-i muhabbet-üslûb içinde "Benim şekâvetime sebeb Lala Mustafâ Paşa ve Rüstem Paşa mel‘ûnlar olmuşdur. Rûz-ı mahşerde hakkımdır, işte benim pederim pâdişâhım işte şâh-ı Aceme havfımdan firâr etdim" deyü Süleymân Hân'a nâmeyi gönderüp kendüsü Amasiyye'den dörd aded evlâdın alup yedi yüz müsellah askeri ile cemî‘i girân-bahâ âvân-ı cevâhirlerin alup Sivas üstünden Revân u İsfahân deyüp giderken Temerrüd Alî Paşa Sivas beğlerbeğisi iken şehzâde havfından Sivas kal‘asına kapandı ve mukaddemâ "Şehzâde Bâyezîd ol tarafa varırsa yol verme!" deyü emr-i şerîfler vârid olmuşdu ve Toykun Paşa birâderi Mustafâ Paşa Malâtiyye hâkimi idi ve niçe beğler ve paşalar Bâzeyîd Hân'ın ardına düşdüler ve başına zenbûr gibi üşdüler ve niçe yerde döğüşdüler, ammâ bir mîr-i mîrân şehzâdeye zafer bulamayup Sâ‘at Çukuru nâm mahalde hâlâ Şehzâde Bâyezîd'in kırdığı askerlerin mezârları ma‘lûmdur. Zîrâ şehzâde 77b Konya'da münhezim olup Amasiyye'den sonra on iki bin cân ve başdan geçmiş ölüm eri "Benem diger nîst!" diyen âdemler cem‘ eyleyüp azm-i İrân-zemîn etmişdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 77a–77b ·
metinde göster ·
… bir ağayı Süleymân Hân'a gönderüp Bâyezîd Hân'ı ricâ eyledi. Ve Şehzâde Selîm'e
Seyfeddîn
Ağa'sın gönderüp afv olunmasın ricâ eyledi. İki tarafda dahi şâhın ricâsı hayyi …
Şehzâde Bâyezîd'i taleb içün der-i devletden elçiler gitdiğidir: Ezîn-cânib Âsitâne-i sa‘âdet'de Süleymân Hân'ın şâh ile Şehzâde Bâyezîd'in hüsn-i ülfet ittihâdın istimâ‘ edüp serbevvâbândan Sinân Beğ nâm bir vecih-i Ebü'l-Me’âlî-misâl hoş-gûy-ı nüktedân [ü] nükte-şinâsı nâme ile şâha gönderüp Bâyezîd'i taleb etdiler. Konya'da Şehzâde Selîm dahi "Elbette benim adüvv-i cânım olan karındaşım Bâyezîd'i gönder, yohsa İrân-zemîn'de ve diyâr-ı Âzerbâycân-ı Ucân'da taşı taş üzre komam" deyü nâmesiyle mîrâhûru Turak Ağa'yı gönderdi. Şâh Tahmâs'a elçiler varup nâmeler kırâ’at olundukça mazmûnu ma‘lûmları olup bir nâme ile Tabut nâm bir ağayı Süleymân Hân'a gönderüp Bâyezîd Hân'ı ricâ eyledi. Ve Şehzâde Selîm'e Seyfeddîn Ağa'sın gönderüp afv olunmasın ricâ eyledi. İki tarafda dahi şâhın ricâsı hayyiz-i kabûlde olmayup tekrâr birer elçi-yi mübrem Sofi Alî Paşa'yı ve kapucubaşı Hasan Ağa'yı şâha gönderdiler ve yine Şehzâde Selîm tarafından Kara Mahmûd Ağa elçi gidüp bî-kıyâs tuhaf hedâyâ ile şâha 78a üç aded elçi kazâ-yı âsumânî gibi varınca şâh-ı gümrâh bildi kim fakîr Bâyezîd'in halâsı mümkin değildir, ammâ câ’iz ki Bâyezîd askeri cânı acımış kavimdir mebâdâ bir el kaldıralar ve İrân-zemînde bir bed-nâmlık edeler deyü Bâyezîd Hân'a sûret-i hakkdan görünüp sizin Rûm bahâdurlarınızdan üç bin yiğit bizim sipah-sâlârımızla Asterâbâd ülkesin urmağa gidüp mâl-i ganâ’imiyle bay olsunlar deyü ricâ etdükde sâde-dil Bâyezîd hiyel ü şeytanatdan ba‘îd cân baş üstine deyüp üç bin nâmdâr yigitleri İsterâbâd urgunculuğuna gönderüp Bâyezîd yedi yüz kadar askerle kaldı ve bir gün Bâyezîd'in nedîmlerinden Kara Mehemmed nâm bir bî-dîn şâhı tenhâ bulup eydür: "Şâhım! Sakın bu Bâyezîd bir hod-bîn ve hûn-hâr sefîhdir. Babasına ve birâder-i mihterine âsî oldu. İrân-zemîne mâlik olmağıçün birkaç nökerine mâl verüp sizi zahmdâr edüp İrân tahtına iclâs etse gerek" deyince şâhın aklı başından gidüp gayri tedârike şurû‘ etdi ve şehzâde Arab Mehemmed'in şâha gamz etdüğüne vâkıf-ı esrâr olup aslâ söyletmeden boynun urdı. Hemân Aksak Seyfeddîn-i bî-dîn ve mîr-i alay-ı Amasiyye dedikleri mestâne-i divâne şehzâdenin Kara Mehemmed'i katl etdüğün görüp bî-huzûr ve kendülere şehzâde rencûr idiklerine vâkıf-ı esrâr olup üç münâfık-ı huddâm doğru şâha varup Bâyezîd'i murâd [u] merâmları üzre geçdiler. Şâh dibelik âteşpâre olup şehzâde-i âzâdeyi alâ tarîki'z-ziyâfe sarâyına da‘vet edüp bir muzlim küncde Şehzâde Bâyezîd'i ve elli aded bahâdır-ı kafâdârlarına cellâd-ı bî-amânlar üşüp şehzâdeyi kayd-bend edüp cümle tevâbi‘ [u] levâhıkın katl ederler ve şehr-i Kazvîn'de binden mütecâviz Bâyezîdîleri şehid ederler. Kuduz Ferhâd nâm bu şecî‘ ve dilîr yetmiş aded kızılbaşa hançer ve kılıç yetiştirdiği müsbitdir. Niçe tevârîhde "Şehzâde Bâyezîd'i şâh huzûrunda sakalın tırâş edüp eynine bir kirli esvâb giydirüp işkence ve îzâ ederek katl etdiler" deyü yazmışlar, ammâ galat tahrîr etmişler. Bu Bâyezîd mâddesiçün âsitâneden altı kerre şâh-ı Acem'e elçiler gidüp cümle elçiler anda mevcûd iken kayd-bend ile Şehzâde Bâyezîd'i ve dörd nefer evlâdlarıyla cümle elçilere teslîm etdiklerin ol asırda Acem diyârında bulunan Vefâlı İsâ Ağa ve Sultân Süleymân rikâbdârı Koz Alî Ağa ve emmimiz Kara Mustafâ alaybeği Elkâs Mirzâ mâddesiyçün Tahmâs Şâh'a gidüp Bâyezîd Hân şehzâde menâkıbın anlardan istimâ‘ etdiğimiz kimesnelerden tahrîr eylemişizdir. Anların nakli üzre Şehzâde Bâyezîd evlâdlarıyla der-i devlete gelirken Şehzâde Selîm ve Rüstem Paşa "İhtimâldir Bâyezîd der-i devlete gelüp cürmü afv olunup Süleymân Hân'ın âhir ömrüdür belki Bâyezîd tâc u taht sâhibi olup bizim hakkımızdan gele" deyü Süleymân Hân'a ibrâm [u] ilhâh edüp ale'l-acele bir elçi dahi gidüp Bâyezîd'e nerede râst gelirsen anda katl eyleyüp kabrini ma‘lûm eyle deyü hatt-ı şerîfler verüp elçi ılgar ile gidüp şehr-i Sivas'da râst gelüp Sivas Paşası Temerrüd Alî Paşa huzûrunda Şehzâde Bâyezîd'i ve büyük oğlu Şehzâde Orhân ile üç oğlun ma‘nûken şehîd edüp bu şehr-i Sivas'ın Paşa kal‘ası şimâlî kapusu önünde defn etdiklerini bilir müsinn âdemler ile kelimât edüp bu hakîr şehzâdeleri dahi ziyâret edüp anınçün şehr-i Sivas ziyâretgâhında tahrîr olunup bir müfîd ü muhtasır kubbesi vardır. Şâhrâh üzre olmağ-ile ziyâretgâh-ı hâs [u] âmmdır. Her sabâh üzerlerinde eczâ-yı şerîfe tilâvet olunur. Ezîn-cânib yine sadede rücû‘ edelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 77b–78a ·
metinde göster ·
… mâlik çârsû içinde kurşum örtülü ve bir musanna‘ kârgîr minâre-i mevzûnlu Hoca
Seyfeddîn
câmi‘i, gâyet musanna‘ ve müferrih câmi‘dir, ammâ sakfı toprak örtülüdür.
Ve cümle yigirmi dörd mihrâbdır. Cümleden cemâ‘at-i kesîreye mâlik çârsû içinde kurşum örtülü ve bir musanna‘ kârgîr minâre-i mevzûnlu Hoca Seyfeddîn câmi‘i, gâyet musanna‘ ve müferrih câmi‘dir, ammâ sakfı toprak örtülüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y25b ·
metinde göster ·
Der fasl-ı medâris-i tahsîl-i dâr-ı ulûm: Bâb-ı Rahmet'in taşrasında
Seyfeddîn
Sultân medresesinin kapusu üzre olan şükûfe ve bahâriyyesi içinde celî hatt ile …
Der fasl-ı medâris-i tahsîl-i dâr-ı ulûm: Bâb-ı Rahmet'in taşrasında Seyfeddîn Sultân medresesinin kapusu üzre olan şükûfe ve bahâriyyesi içinde celî hatt ile âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y292b ·
metinde göster ·
Âhir Berkûk'u ve cümle Abaza ve Çerkezi Mısır'dan sürüp Şâm'da Sultân Tâhir
Seyfeddîn
Ebû Sa‘îd'e varup anda vezîr olup efendisi Yelboğa rûhiyçün ve Sultân Hasan câm …
Âhir Berkûk'u ve cümle Abaza ve Çerkezi Mısır'dan sürüp Şâm'da Sultân Tâhir Seyfeddîn Ebû Sa‘îd'e varup anda vezîr olup efendisi Yelboğa rûhiyçün ve Sultân Hasan câmi‘i imâretiyçün bir Mısır hazînesi altun gönderdi. İşte câmi‘-i Sultân Hasan gibi azîmü'ş-şânın şânına göre Mısır'ın Rûmeli meydânında bir binâ-yı zîşân câmi‘ etmiş kim kubbe-i mînânın altında bir câmi‘dir. Cümle dâ’iresi ile başka bir Şeddâdî sengîn-bünyâd kal‘a-i ma‘mûr-âbâddır. Aslâ ağaç binâ yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y94a ·
metinde göster ·
… e'l-medreseti'l-mübâreketi es-sultânü'l-âdil Nâsıruddîn ibn Muhammed ibn Sultân
Seyfeddîn
ibn Sultân Kalavân es-Sâlihî.
Bismillâhirrahmânirrahîm, emera bi-inşâi hâze'l-câmi‘ ve'l-medreseti'l-mübâreketi es-sultânü'l-âdil Nâsıruddîn ibn Muhammed ibn Sultân Seyfeddîn ibn Sultân Kalavân es-Sâlihî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y97b ·
metinde göster ·
… ec ve Sultân Kayıtbay ve Sultân Çakmak ve Sultân İnal ve Sultân Eşref ve Sultân
Seyfeddîn
ve Sultân Aybeğ et-Türkmânî ve'l-hâsıl Mısır içinde yüz elli altı selâtîn ve ib …
Lâkin hâlâ amârlardan Sultân Hasan ve Sultân Kalavân ve Sultân Sâlih ve Sultân Berkûk ve Sultân Ferec ve Sultân Kayıtbay ve Sultân Çakmak ve Sultân İnal ve Sultân Eşref ve Sultân Seyfeddîn ve Sultân Aybeğ et-Türkmânî ve'l-hâsıl Mısır içinde yüz elli altı selâtîn ve ibnü's-sultân câmi‘leri vardır, cümlesinin birer medresesi hâlâ ma‘mûrdur ve başka minâreleri var, anları gören câmi‘ zan eder, ammâ değildir, cümle medresedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y106a ·
metinde göster ·
… elikü'n-Nâsır ed-dünyâ ve'd-dîn Muhammed bin Sultânı'ş-şehîd el-Melikü'l-Mansûr
Seyfeddîn
bin Kalavân, e‘azzallâhu ensârahu bi-Muhammedin ve âlihi, ve zâlike Q 211a fî …
Bismillâhirrahmâhirrahîm. Emera bi-inşâi hâze'l-câmi‘i'l-mübârek el-abdü'l-fakîr ilallâhi ta‘âlâ Mevlânâ es-Sultân el-Melikü'n-Nâsır ed-dünyâ ve'd-dîn Muhammed bin Sultânı'ş-şehîd el-Melikü'l-Mansûr Seyfeddîn bin Kalavân, e‘azzallâhu ensârahu bi-Muhammedin ve âlihi, ve zâlike Q 211a fî sene ihdâ ve ışrîn ve tis‘imi’e [921].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y142a ·
metinde göster ·
Kakan câmi‘i ve Melik Hâris Kakan câmi‘i ve Melik Tübba‘ Kakan câmi‘i ve hâlâ n …
Ve bu kal‘a içre cümle bin altmış sagîr ü kebîr kamış ve hasırdan ve tula-binâ evlerdir. Yigirmi mihrâbdır. Cümle halkı Şâfi‘iyyü'l-mezheb ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at musallî âdemlerdir. Cümleden cemâ‘at-i kesîreye mâlik çârsû içinde Melik Seyfeddîn Kakan câmi‘i ve Melik Hâris Kakan câmi‘i ve Melik Tübba‘ Kakan câmi‘i ve hâlâ nev-binâ Kan Hüseyin Beğ câmi‘i. Bu câmi‘ler müfîd [ü] muhtasar cevâmi‘lerdir, minâreleri alçakdır ve müzeyyen değildir, hemân sünnet üzre binâ olunmuşdur. Hutbeyi evvel Kakan Melik nâmına, ba‘dehu hâdimü'l-haremeyn deyü ihtisâr üzre Kaysar Muhammed der. Ve elli kadar zâviye ve bir imâret ve iki vekâle-i muhtasar ve altı mekteb ve yigirmi sebîl ve bir hammâm-ı sagîr ve yüz mikdârı dükkân ve on kahve ve yigirmi bozahânesi vardır. Ve cümle dükkânları şeb [ü] rûz açıkdır, metâ‘ları şöyle durur, gâyet emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y396b ·
metinde göster ·