… kler içinde ol kim yerler içinde çın-oḳ tuturdumız anlarḳa kim bėrildiler bitig
sizde
öŋdin hem sizke kim ḳorḳuŋlar tėp taŋrıdın eger tansa sizler bütünlükin ol taŋr …
131 ol taŋrıḳa ol kim kökler içinde ol kim yerler içinde çın-oḳ tuturdumız anlarḳa kim bėrildiler bitig sizde öŋdin hem sizke kim ḳorḳuŋlar tėp taŋrıdın eger tansa sizler bütünlükin ol taŋrı ol [kim] kökler içinde ol kim yerler içinde erür taŋrı muŋsuz ögdülmiş
öŋdin erdiler keḍrek sizdin ḳuvvetin hem üküşrek malları hem ʿayalları irinçlen …
69 anlar teg kim sizde öŋdin erdiler keḍrek sizdin ḳuvvetin hem üküşrek malları hem ʿayalları irinçlendiŋiz oŋları birle inçründüŋüzler ülügleriŋiz birle neteg kim inçründiler erse anlar kim sizde öŋdin erdiler oŋları birle kirdiŋiz anıŋ teg kim kirdiler bu ögür yoḳaldı ʿamelleri dünya içre hem aḫiret içre bu ögür olar ziyanlıġlar ol
… arı birle inçründüŋüzler ülügleriŋiz birle neteg kim inçründiler erse anlar kim
sizde
öŋdin erdiler oŋları birle kirdiŋiz anıŋ teg kim kirdiler bu ögür yoḳaldı ʿamel …
69 anlar teg kim sizde öŋdin erdiler keḍrek sizdin ḳuvvetin hem üküşrek malları hem ʿayalları irinçlendiŋiz oŋları birle inçründüŋüzler ülügleriŋiz birle neteg kim inçründiler erse anlar kim sizde öŋdin erdiler oŋları birle kirdiŋiz anıŋ teg kim kirdiler bu ögür yoḳaldı ʿamelleri dünya içre hem aḫiret içre bu ögür olar ziyanlıġlar ol
… taŋrı ḳullarıŋa anlarḳa kim taptılar hem ḳıldılar eḍgülükler ayġıl: tilemez men
sizde
anıŋ üze ter meger dostluḳ yaġuḳluḳ içinde kim kim ḳazġansa eḍgülük arturur-miz …
23 ol ol turur kim müjde bėrür taŋrı ḳullarıŋa anlarḳa kim taptılar hem ḳıldılar eḍgülükler ayġıl: tilemez men sizde anıŋ üze ter meger dostluḳ yaġuḳluḳ içinde kim kim ḳazġansa eḍgülük arturur-miz aŋar anıŋ içinde eḍgülük ol taŋrı örtgen az taʿatḳa üküş yanut bėrgen
… ḳ ḳılur özindin taŋrı muŋsuz sizler çıġayla eger yüz ewürse siz bekşürgey boḍun
sizde
aḍın yana turmazlar siziŋ tegler
38 Uş sizler bu ögür oḳınur sizler hezine ḳılsa sizler taŋrınıŋ yolı içinde sizlerde ol saranlıḳ ḳılur kim kim saranlıḳ ḳılsa bütünlükin saranlıḳ ḳılur özindin taŋrı muŋsuz sizler çıġayla eger yüz ewürse siz bekşürgey boḍun sizde aḍın yana turmazlar siziŋ tegler
Bu şehr içre on gün meks edüp seyr [u] temâşâ ederken mukaddemâ bâlâdâ Körköy nâm mahalde gelen Murâd Haseki ve Çavruzcu Çavuş'u dörd gün haps edüp Sâlih Paşa karındaşı Murtaza Paşa'ya ulak Sâlih'i gönderüp "Gâfil me-bâş, başın gider" deyü mektûblar göndermişdi. Hikmet-i Hudâ "el-Abdü yüdebbiru vallahu yukaddir" tatar Sâlih dörd gün mukaddem gidüp Nusaybin nâm şehr-i harâbe vardıkda bir gice at üzre sar‘a dutup depesi üzre menzil-i hânda ser-nigûn olup mebhût olup meyyit-i müteharrik-misâl yatar. Beri tarafda paşanın dörd gün sonra gönderdiği Murâd Haseki, Murtazâ Paşa'ya yetişüp "Sa‘âdetli Pâdişâh, sultânımı kapudan paşa eyledi. Müjde bizimdir" deyü birer semmûr kürk ve birer kîse harc-ı râh sikke-i hasene verüp râh-ı Bağdâd'dan avdet edüp Diyârbekir'de Bezikîoğlu hânesinde Murtazâ Paşa meks etdüğü mahalde Murâd Haseki ve Çavruzcu Çavuş "emr pâdişâhın" deyüp Murtazâ Paşa'nın başına kapucularla üşüp kellesin teninden cüdâ edüp onuncu günde ânî gördük, şehr-i Merzifon'a Murâd Haseki ve Mülakkab Çavuş mahkemeye gelüp Murtazâ Paşa ile Çaylak Kapucıbaşı'nın baş kutular ile mahkemede emânet koyup paşaya geldiklerinde, ne kâdirler paşanın yanına bî-haber varmağa, paşanın cümle iç gılmân-ı hâssalara haberdâr olup hançer belde ve kabza elde âmâde olup Haseki ve Çavuş berk-i hazân-misâl dir dir ditreyüp kapunun eşiğin bûs edüp saff-ı na‘lde ayak üzre karâr etdiklerinde paşa eydür: "Bre kâfirler! Ol mazlûm Murtazâ Paşa'yı niçe katl etdiniz. Ben hod sizin cemî‘î esbâblarınızı ve eğer ve teğeltilerinizi aramış idim. Sizde 348a kapudanlıkdan gayrı hatt-ı şerîf görmedim. O, merhûmun katli hattın kande hıfz etmişdiniz. Allah'ı severseniz doğru söylen" deyü yemîn verdikde hemân Murâd Haseki "Vallahi devletli Vezîr! Biz emir kuluyuz, fermân pâdişâhındır. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 347b–348a ·
metinde göster ·
… 'a giderim. Andan Dârâ Şâh üzre giderim, ammâ bî-ma‘nâ bâr-ı sakîllerim vardır.
Sizde
emânet dursun. Zîrâ sizin kal‘anız cümle mağaralardır ve deyriniz dahi cemî‘i N …
Anlardan sonra bu Van kayası niçe yüz devlete intikâl edüp âhir Hazret-i Risâlet vilâdetinden sene 1600 mukaddem Hazret-i Dâvûd-ı Nebî asrında Melik Câlût bu Van kayası üzre bir deyr-i pür-dîr inşâ eder. Melik Câlût'u Hazret-i Dâvûd sapan-ı Dâvûdîsiyle katl edüp mezkûr kenîse niçe mülûk destinde âyîngâh-ı Nasârâ olup âhir vilâdet-i Resûl-i Kibriyâ asrından sene 881 mukaddem İskender-i Kübrâ destine bu yüzden girmişdir. Be-kavl-i Mıkdısî İskender-i Kübrâ diyâr-ı Çamapur'a giderken bu Van kayasının sahrâsında serâperde-i İskenderîsiyle meks edüp bir ferd-i âferîdenin haber-i âgâhları yok iken Van kal‘asının hâkimlerin ve mezkûr deyrın bıtrîk u kıssîs u ruhbânların aşağı serâperdesine da‘vet edüp eydür: "İnşâallah ben diyâr-ı Çamapur'a giderim. Andan Dârâ Şâh üzre giderim, ammâ bî-ma‘nâ bâr-ı sakîllerim vardır. Sizde emânet dursun. Zîrâ sizin kal‘anız cümle mağaralardır ve deyriniz dahi cemî‘i Nasârâların ma‘bedgâhlarıdır kim benim bu sandûklarım sizde Allah emâneti olsun" dedikde anlar da üç yüz aded sandûkaları alup İskender'in üç dörd yüz âdemiyle derd [ü] belâ çekerek 249b bu sandûkaları kal‘a içine koyup muzlim mağaralarda pinhân idelim derken hemân üç yüz aded sandûkaların kapakların taşradan gelen üç yüz {aded} İskender âdemleri açup derûn-ı sandûkalardan dahi üçer âdem pür silâh çıkup cümle taşradakiler ile bir iki yüz müsellâh âdemler ejderhâ gârından çıkar gibi sandûkalardan Van gârlarına girüp çıkup dal kılıç olup Van kal‘asında olanlara tarfetü'l-ayn içre bir kılıç urup kimi havf-i şemşîr-i âteş-tâbdan kendüyi Van kayalarından aşağı atup pâre pâre olup ibtidâ İskender bu hîle ile kal‘a-i Van'ı feth edüp deyr-i Câlût'a "Vang" deyü nâm koydu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 249a–249b ·
metinde göster ·
… r ve deyriniz dahi cemî‘i Nasârâların ma‘bedgâhlarıdır kim benim bu sandûklarım
sizde
Allah emâneti olsun" dedikde anlar da üç yüz aded sandûkaları alup İskender'in …
Anlardan sonra bu Van kayası niçe yüz devlete intikâl edüp âhir Hazret-i Risâlet vilâdetinden sene 1600 mukaddem Hazret-i Dâvûd-ı Nebî asrında Melik Câlût bu Van kayası üzre bir deyr-i pür-dîr inşâ eder. Melik Câlût'u Hazret-i Dâvûd sapan-ı Dâvûdîsiyle katl edüp mezkûr kenîse niçe mülûk destinde âyîngâh-ı Nasârâ olup âhir vilâdet-i Resûl-i Kibriyâ asrından sene 881 mukaddem İskender-i Kübrâ destine bu yüzden girmişdir. Be-kavl-i Mıkdısî İskender-i Kübrâ diyâr-ı Çamapur'a giderken bu Van kayasının sahrâsında serâperde-i İskenderîsiyle meks edüp bir ferd-i âferîdenin haber-i âgâhları yok iken Van kal‘asının hâkimlerin ve mezkûr deyrın bıtrîk u kıssîs u ruhbânların aşağı serâperdesine da‘vet edüp eydür: "İnşâallah ben diyâr-ı Çamapur'a giderim. Andan Dârâ Şâh üzre giderim, ammâ bî-ma‘nâ bâr-ı sakîllerim vardır. Sizde emânet dursun. Zîrâ sizin kal‘anız cümle mağaralardır ve deyriniz dahi cemî‘i Nasârâların ma‘bedgâhlarıdır kim benim bu sandûklarım sizde Allah emâneti olsun" dedikde anlar da üç yüz aded sandûkaları alup İskender'in üç dörd yüz âdemiyle derd [ü] belâ çekerek 249b bu sandûkaları kal‘a içine koyup muzlim mağaralarda pinhân idelim derken hemân üç yüz aded sandûkaların kapakların taşradan gelen üç yüz {aded} İskender âdemleri açup derûn-ı sandûkalardan dahi üçer âdem pür silâh çıkup cümle taşradakiler ile bir iki yüz müsellâh âdemler ejderhâ gârından çıkar gibi sandûkalardan Van gârlarına girüp çıkup dal kılıç olup Van kal‘asında olanlara tarfetü'l-ayn içre bir kılıç urup kimi havf-i şemşîr-i âteş-tâbdan kendüyi Van kayalarından aşağı atup pâre pâre olup ibtidâ İskender bu hîle ile kal‘a-i Van'ı feth edüp deyr-i Câlût'a "Vang" deyü nâm koydu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 249a–249b ·
metinde göster ·
"Anın azamet-i dârâtı ve ünvânı ve kerr ü ferr ve şân u şöhret ve şevketi
sizde
ve Âl-i Osmân askerinde yokdur" deyince hemân bu pâ-der-havâ-gûy çelebi ağanın …
"Anın azamet-i dârâtı ve ünvânı ve kerr ü ferr ve şân u şöhret ve şevketi sizde ve Âl-i Osmân askerinde yokdur" deyince hemân bu pâ-der-havâ-gûy çelebi ağanın vücûdun sahîfe-i âlemden seyf-i müczem ile nâzikâne {Köpürlü vezîr} hak edüp andan hatt-ı şerîfe amel etmeğe sehel ârâm edüp andan ale't-ta‘cîl asker-i bî-pâyân ile ılgar edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 69b ·
metinde göster ·
… kâfirleri kırdık. Ol cengde alınan mâl-ı ganâ'im ve esîrlere karışmazız. Sizin
sizde
ve bizim bizde" deyü azîm gavgalar olup sehel kaldı kim {miyân-ı askerde} bir a …
Âhir-i kâr asker-i İslâm içinde bir gayrı gûne nizâ‘ düşüp, "Cümle üsârâ cümle asker ile pây-berâber değildir. Evvel varup biz kal‘a-i İspilet altında cân u baş oynadup üç gün üç gece ceng-i azîm edüp bu kadar mâl-ı ganâ'im aldık. şikâr evvel alanındır. Sonra siz geldiniz. İki bin asker idiniz. Sizler ve bizler yek-dil [ü] yek-cihet olup kâfirleri kırdık. Ol cengde alınan mâl-ı ganâ'im ve esîrlere karışmazız. Sizin sizde ve bizim bizde" deyü azîm gavgalar olup sehel kaldı kim {miyân-ı askerde} bir azîm ceng [ü] cidâl ve harb olayazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136a ·
metinde göster ·
veya bizde kalup bir hoşca sulh [u] salâh olmayınca ne siz huzûr edersiz ve ne …
"Allâh verse şu Girid adası ya sizde veya bizde kalup bir hoşca sulh [u] salâh olmayınca ne siz huzûr edersiz ve ne biz huzûr ederiz" deyüp bir hayli kelimâtlardan sonra paşanın hedâyâ gönderdiği seccâdeyi ve bir külçe kûse sarıkları verüp eyitdim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149a ·
metinde göster ·
… helâk olur ve bizim atlar ça(?) Hersek ve Taşlıca atlarıdır. Eyle atlardan a‘lâ
sizde
çok iyi atlar gördüm. İşte ol atların yerine beş semmûr kürk defterinizden ziyâ …
Hakîr eyitdim: "Yuram ban hersek, bizim atlarımız bu sovuk yerde yaşamayup helâk olur ve bizim atlar ça(?) Hersek ve Taşlıca atlarıdır. Eyle atlardan a‘lâ sizde çok iyi atlar gördüm. İşte ol atların yerine beş semmûr kürk defterinizden ziyâde gönderildi" dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 161b ·
metinde göster ·
… Leh'den ve İsfaç ve Korol'dan asker yazup sizi bir mahalde basmak sadedindedir.
Sizde
ise asker târumâr olup âdem sayd etmek içün dağlarda yatup kalkarlar. Ve içiniz …
"Sultânım gâfil mebâş, işte beş konak yerde kal‘a-i Kalu altında Kemen Yanoş Kral elli bin asker ile âmâdedir. Hâlâ dahi Nemse ve Çeh ve Leh'den ve İsfaç ve Korol'dan asker yazup sizi bir mahalde basmak sadedindedir. Sizde ise asker târumâr olup âdem sayd etmek içün dağlarda yatup kalkarlar. Ve içinizde Seydî Ahmed Paşa dahi yok; işitdim hünkârınız fermânıyla öldürmüşsüz. Küffâr yüze çıkdı. Bu kadar zamân Kemen Yanoş baş göstermediğinin aslı âkıbetin sanup ‘Osmânlı bana muhtâc olup yine anlar çârsâr ricâsıyla beni kral ederler’ ümniyyesinde olup hâmûş-bâş serserî gezerdi. Şimdi kral nasb etdiğiniz işidüp kudurup ale'l-gafle elbette bir şeb-hûn eder" deyü papas-ı hannâs müşâvere-i tâm edüp gidem derken Ali Paşa papası muhzır ağaya göz hapsine verdi ve serdâr kralı katına kığırdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 25a ·
metinde göster ·
"Pâdişâhımdan ricâ vü temennâm oldur kim kaçan cedd-i ızâmın Yıldırım Bâyezîd Hân tâbe serâh sene (---) târîhinde Eflak vilâyetin feth edüp kabza-i teshîre aldıkda ol asırda benim berrâkulvech karındaşım Eflak beği beğenüp hikmet-i Hudâ cümle re‘âyâ karındaşım üzre gulû-yı âm edüp Yıldırım Hân'a isyân edüp ol sene harâcların vermezler. Hemân Yıldırım Hân da ılgar ile Anatolu iskelelerinden Sinab'a gelüp anda beş yüz pâre gemilere binüp karşu geçüp ale'l-gafle Eflak vilâyetin şebhûn ile basup niçe bin Eflak keferelerin tu‘ma-i şemşîr ve niçe binini esîr-i bend-i zencîr edüp karındaşım dahi esîr olup ilâ hâze'l-ân bî-günâh iken Bursa kal‘asında hâlâ hapisdir. Pâdişâhımdan ricâm oldur ki bizde emânet olan Hazretin dest-i şerîfi hürmetine ve sizde emânet ola[n] Rûhullâh makraması hürmetine olsun benim karındaşım hapisden ıtlâk eyleyüp yine Eflak beğliği sadaka olunmasın ricâ ederim" deyü yer öpdükde Mehemmed Hân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 101a ·
metinde göster ·
ekin çok ederim. Ve avretleriniz ikişer ikişer doğurtdururum ve düşmanlarınızı …
"Ey oğullarım size müjdem olsun. Bu yıl sizde ekin çok ederim. Ve avretleriniz ikişer ikişer doğurtdururum ve düşmanlarınızı sizinle kırup helâk ederim. Yâ fülân sen üç yüz yıl mu‘ammer olursun. Yâ fülân sen yüz yıl yaşayup bana gelirsin. Yâ fülân senin bir oğlun ve bir kızın doğar, kızını fülâna verirsin. Ve vilâyetinizd[e] size kışı katı etmem. Ve atlar ve d[ev]eler ve koylarınızı ikişer doğurdup mâlınızı çok ederim" deyü bir gün kâmil bundan bu haberleri işidüp güneş gidüp ay doğanda bizler dahi dağılup koşlarımıza gelüp babamıza şükürler ederiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178a ·
metinde göster ·
… mem ve yağmur vermem ve sizi düşmanınız fülâna bozdururum ve sizi kırdırırım ve
sizd[e]
(bana) fülân kadar oğlumu bana öldürüp getiririm" deyü ol gün cemî‘i musîbete m …
"Yâ kullarım ve oğullarım korkman. Size fülân zamânda ekin vermem ve yağmur vermem ve sizi düşmanınız fülâna bozdururum ve sizi kırdırırım ve sizd[e](bana) fülân kadar oğlumu bana öldürüp getiririm" deyü ol gün cemî‘i musîbete müte‘allık şeyleri her ne olacak ise söylermiş. Andan sonra ay doğunca dağılup giderlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178a ·
metinde göster ·
… verelim ve sizinle barışalım. Girid cezîresindeki feth etdiğiniz yerler sizin,
sizde
ve Kandiye bizde" deyü amân dedikleri vezîria‘zama mün‘akis olup cümle küffârı …
"Amân, amân ey asâkir-i Âl-i Osmân, içerde ceneralimiz öldü şimden gerü vere verelim ve sizinle barışalım. Girid cezîresindeki feth etdiğiniz yerler sizin, sizde ve Kandiye bizde" deyü amân dedikleri vezîria‘zama mün‘akis olup cümle küffârı kal‘aya kovdular ve niçelerin vurdular ve niçelerin dahi kırdılar ve niçeleri içeri girmeyüp İslâm ile müşerref oldular ve olmayanlar da isfakiye dağlarında re‘âyâ oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 295b ·
metinde göster ·
… ilişik cezîre komadı. Şu bir Suda'yı ve Karambusa'yı ve ispirlonka cezîrelerini
sizde
komak ihtimâlimiz yokdur." dedi. Defterdâr Melek İbrâhîm Paşa eydir:
"Bire mel‘ûnlar! Şu Kıbrıs adasın sizin elinizden Sultân Selîm-i Sânî aldıkda etrâfında bir ilişik cezîre komadı. Şu bir Suda'yı ve Karambusa'yı ve ispirlonka cezîrelerini sizde komak ihtimâlimiz yokdur." dedi. Defterdâr Melek İbrâhîm Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 302b ·
metinde göster ·
… rınızda papaslarımıza ve bâzergânlarımıza aslâ rencîde-i hâtır olunmasın. Sizin
sizde
ve bizim bizde kânûn-ı Sultân Süleymân üzre olsun" dediklerinde hemân hakîrin k …
"N'ola biz de size müselmân esîrlerinin yigirmi yıldan berisin verelim. Ammâ sizin cemî‘i iskelelerinizde bizim balyozlarımız ve konsoloz ve koncolozlarımız evvelki gibi otursun ve bizim balyozumuz pâdişâh-ı İslâm dîvânında Fransa balyozunun üst yanında iskemlede otursun. Cümle iskelelerinizde ve karada olan Haleb'de ve Kudüs'de ve Şâm'da ve cümle yollarınızda papaslarımıza ve bâzergânlarımıza aslâ rencîde-i hâtır olunmasın. Sizin sizde ve bizim bizde kânûn-ı Sultân Süleymân üzre olsun" dediklerinde hemân hakîrin karârı kalmayup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 303a ·
metinde göster ·
… kırılup hamd-i Hudâ ben hâlâs olup gerüye kaça kaça bu mahalle geldim. İşte bu
sizde
karacalarından bağlı olan âdem hırsızlardandır. Karındaşım bunu alt edüp ayağın …
"Vallâhi benim sultânım. Ben İzmirli (---) Çelebi'nin oğluyum. Kapudan Kaplan Mustafâ Paşa İzmir'e gelüp ben pederimden firâr edüp Kapudan Paşa'nın bir ağası beni hıfz edüp donanma ile Sakız'a varup limanda yatırken babam ardım sıra Sakız'a gelüp Kapudan Paşa huzûruna çıkup beni ağamdan alup bu yol ile babam ve büyük ağam ve iki lalam ve ben atlarımız ile beş kişi giderken ileride Çarpan boğazı ile Turna boğazı deresi ormanlarından üzerimize kırk elli Y 52a mikdârı yaya tüfengli dökülüp ceng ede ede babam ve ağam ve iki kölem kırılup hamd-i Hudâ ben hâlâs olup gerüye kaça kaça bu mahalle geldim. İşte bu sizde karacalarından bağlı olan âdem hırsızlardandır. Karındaşım bunu alt edüp ayağından kılıç ile yaraladı, hâlâ yaralıdır. Ve karındaşımı bunun üzerinde bunun yoldaşları yaraladılar. Elhamdülillâh babam ve karındaşım derdlerinden kurtuldum. Şimdi Sakız'a yine beni kaçıran ağama giderim" deyü cevâb etdi. Ve bize refîk olan Urlalılar bu oğlanı bildiler. Hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y51b–Y52a ·
metinde göster ·