… llerinden ucuz alup der-anbâr edüp kaht [u] galâ ederek kırât ile bey‘ ederler.
Şûm
mezmûm mühtekir kavmdır. Ekseriyyâ Unkapanı'nda ve Mısır İskelesi'nde sâkin olu …
Esnâf-ı navluncıyân-ı buğday ve şa‘îr: Dükkân 400, neferât 1005, bu kavm, gemicileri berbâd etmişlerdir. Getirdikleri buğdayların ellerinden ucuz alup der-anbâr edüp kaht [u] galâ ederek kırât ile bey‘ ederler. Şûm mezmûm mühtekir kavmdır. Ekseriyyâ Unkapanı'nda ve Mısır İskelesi'nde sâkin olur Medân Şârı Türkleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
… n hakkında atalar "Kuşbâzı kumarbâzı, anları katl eden gâzî" demişler. Bir alay
şûm
[u] mezmûm kavmdir. Ammâ İslâmbol çelebilerinin mîrâsyedileri anası altından el …
Esnâf-ı kuşbâzân: Dükkân 50, neferât 600, bunların pîri yokdur. Bunların hakkında atalar "Kuşbâzı kumarbâzı, anları katl eden gâzî" demişler. Bir alay şûm [u] mezmûm kavmdir. Ammâ İslâmbol çelebilerinin mîrâsyedileri anası altından elli guruşa yumurtasın alup kendi güvercini altına koyup yavru çıkarup remmâsıyla âsumâne urûc edüp hevâdan zemîne nüzûl etdikde takla ata ata zemîne düşüp ba‘zısı helâk olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190b ·
metinde göster ·
Ve cemî‘i kuşlardan Cenâb-ı Bârî güvercini zeyrek halk etmişdir. Ammâ beslemesi
şûm
u mezmûmdur. Meğer kırmızı tepeli ve ayağı çakşırlı kut güvercini ola, anı evle …
Ve cemî‘i kuşlardan Cenâb-ı Bârî güvercini zeyrek halk etmişdir. Ammâ beslemesi şûm u mezmûmdur. Meğer kırmızı tepeli ve ayağı çakşırlı kut güvercini ola, anı evlerde beslemek sünnetdir. İmâm Hasan ve imâm Hüseyin içün Hazret-i Alî beyâz ve bensiz çatal ibikli ak horos ile kırmızı çatal tepeli ve çakşırlı hümâm beslemişlerdir, deyü yazmışlardır. Ammâ gayrısın beslemek memnû‘dur, zîrâ evlâdları olan başdan kıçdan çıkar, gâyet ihtirâz lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191a ·
metinde göster ·
… ederler kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Bunlar dahi def ü kudüm ve bir hây-hû-yı
şûm
ile ubûr ederler kim İslâmbol içi velvelelerinden zelzele-nâk olur. Ammâ bunlar …
Bu esnâf-ı ibretkârların her biri pâdişâh huzûrunda mahâretlerin icrâ ederek ubûr ederler kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Bunlar dahi def ü kudüm ve bir hây-hû-yı şûm ile ubûr ederler kim İslâmbol içi velvelelerinden zelzele-nâk olur. Ammâ bunlarda mehterhâne yokdur. Cümle kırk esnâfdır. Kârhâneleri Katırhânı'dır ve cümle bî-silâh (---) âdemdir. 204b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 204a–204b ·
metinde göster ·
… lerin uğurlayup kâr etmeğile geçinirler. "Hırsız olmayan âdem bu kavmin yanında
şûm
u bedbaht kavmdir" deyü meclislerine komayup kız vermezler. Bu Kamış dağlarında …
Evsâf-ı aşîret-i Kamış : Beğlerinin ismi (---). On bin bâhâdır, şecî‘ kavmdir. Melek Ahmed Paşalı Kamış Mehemmed Ağa bu kabîledendir. Kerrât ile Arıt kavmin bozup beğlerin esîr etmişlerdir. Zirâ bu Abaza kavmi birbiriyle ceng [u] cidâl edüp evlâdların ve avretlerin uğurlayup kâr etmeğile geçinirler. "Hırsız olmayan âdem bu kavmin yanında şûm u bedbaht kavmdir" deyü meclislerine komayup kız vermezler. Bu Kamış dağlarında iri domuzları olur kim her biri eşek kadardır. İskelesi vardır ammâ ol kadar işlemez. Zîrâ halkı gâyet âsîlerdir. Ve bu Kamış kavmi içinde Mısır'dan ve İslâmbol'dan gelme Tophâne Abazaları vardır. Mescidleri var, evlâd [u] ensab sâhibi müselmânları çokdur. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Cümle kurâları kıbleye ve deryâya nâzırdır. Bunda dahi çârsû-yı bâzâr yokdur. Ammâ iskele başlarında bâzâr yeri vardır. Bundan yine garba leb-i deryâ ile üç konakda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257b ·
metinde göster ·
bedbaht mel‘ûnlar" deyü bunları reddidüp "Ay, vay Murtazâ Paşa, ay vay" deyü bü …
mazmûnu üzre ülü'l-emre itâ‘at edüp her ne fermân-ı şehriyârî sâdır olursa anı işleriz. Lâkin sultânımın havfinden bir hatt-ı şerîf ve emr-i şerîfleri der-i devletde kurşum zarf içine koyup matra içre hıfz edüp üstüne su koyup eğer kaşında asmışdık. Anınçün bulamadınız ve bizleri dörd gün haps edüp ileri, Murtazâ Paşa'yı âgâh etmekiçün ulak göndermişdiniz. Hikmet-i Hudâ ulağınız Nusaybin şehrinde sar‘a dutup kaldı. Bizler anı geçüp Murtazâ Paşa'ya yetişüp gerü avdet etdirüp Diyârbekir'de Bezikîoğlu evinde matra içinden hatt-ı şerîfleri çıkarup katl etdük. İşte başı mahkemededir, fermân senindir. Ammâ devletli vezîr çok ihsânını gördüm. Sen de yakın zamânda gâfil olma. Başına bir tedârik gör, ve's-selâm" deyüp zemîn bûs etdiler. Paşa, Murâd Haseki'nin hak cevâbından hazz edüp bir kîse guruş verüp "Alın merhûmun başını, başınızla elimden halâs olun, yıkılup gidin. Allah belânız versin. Şûm bedbaht mel‘ûnlar" deyü bunları reddidüp "Ay, vay Murtazâ Paşa, ay vay" deyü bükâ-âlûd oldu. Ammâ kendi hâline bükâ ederdi. Hemân ol gün etrâf vilâyetlere ağavâtların gönderüp sekbân ve sarıca askeri cem‘ etmeğe mâllar bezl etmeğe başlayup çâşnigîrbaşıyı Varvar Alî Paşa'ya muhabbetnâmelerle gönderdi. Hakîri Köprü şehrinde Köprülü Mehemmed Paşa'ya ve Hacı Yûsuf Ağa'ya gönderdi. Ol asırda Abaza Hasan Ağa Azaz ve Kilis ağası olmağıla Kilis'de idi, mektûb-ı muhabbet-üslûblar alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348a ·
metinde göster ·
… buldu devrinde zafer / Bir melîkin adı Harkil-Rûm idi / Kendisi ve cümle kavmi
şûm
idi / Görmediler yüzünü Peygâmberin / Mu‘cizâtın bilmeyüp ol serverin / Nâme ya …
Verdi ağzından dedi kim yâ ÖmerEmr-i Hak'dır sen bunu tut mu‘teberBu emânetdir senin ağzında bilVakti gelince anı sen saklagılAnı bel‘ etdi Emîrü'l-mü’minînMustafâ'nın sırrına oldu emînDâr-ı mihnetden çû mihnet dârınaGitdi sultân kodu yârın yerineYâr-ı sânî a‘del ü âlim ÖmerEhl-i İslâm buldu devrinde zaferBir melîkin adı Harkil-Rûm idiKendisi ve cümle kavmi şûm idiGörmediler yüzünü PeygâmberinMu‘cizâtın bilmeyüp ol serverinNâme yazıp gönderüp kavm-i dalâlSandılar kim ola bu işi muhâl
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 17a ·
metinde göster ·
… un hapsinde demir kafes içre hummâ-yı muhrikden merhûm olıcak Yûsuf Celayir şâh
şûm
u uşûm bu kal‘a-i Tokat'dan firâr edüp Mısır'da Sultân Berkuk Çerâkizîye varup …
Âhirü'l-emr Timur Hân Yıldırım Hân'ı münhezim edüp Yıldırım Hân Timur'un hapsinde demir kafes içre hummâ-yı muhrikden merhûm olıcak Yûsuf Celayir şâh şûm u uşûm bu kal‘a-i Tokat'dan firâr edüp Mısır'da Sultân Berkuk Çerâkizîye varup andan hacca vardıkda beri tarafda Timur Hân da bî-nûr olup merhûm olunca Yûsuf Celayir yine kendi diyârına gidüp hükûmetde olup Timur Hân'ın üç evlâdların katl edüp Yıldırım Hân'ın intikâmın aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 20a ·
metinde göster ·
… mayup yeni feth olmuş memleket içre niçe bin kîl ü kâl cidâl olup Arab'ın ayağı
şûm
imiş, deyü efvâh-ı nâsda gûnâ-gûn güftügû olup müsebbibler dahi gılâli hıfz edü …
Hâsıl-ı kelâm bu minvâl üzre kırk gün ubûr edüp Nîl taşmayup yeni feth olmuş memleket içre niçe bin kîl ü kâl cidâl olup Arab'ın ayağı şûm imiş, deyü efvâh-ı nâsda gûnâ-gûn güftügû olup müsebbibler dahi gılâli hıfz edüp Mısır içre kaht [u] galâya mü’eddî oldu. Âhir Amr ibnü'l-Âs hazretleri Hazret-i Ömer'e bâlâda tahrîr olunan Nîl'e bırakdıkları kız ahvâlin ale't-tafsîl neccâb ile arz edüp on günde arz-ı Mekke'de Hazret-i Ömer'e dâhil olup mefhûmu ma‘lûm-ı sa‘âdetleri P 210b olunca Hazret-i Ömer dahi Amr ibnü'l-Âs'a nâme yazup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y147b ·
metinde göster ·
… ye ve Mısır ve cümle leb-i deryâda P 277a olan kılâ‘lar küffâr-ı Efrenc Rûm-u
şûm
elinde idi.
Andan İskender ol mâl-ı ganâyimle iki bin pâre gemi ile İskenderiyye'yi Kabâbıta meliki Melik Sûrîd elinden alup diyâr-ı Mısır'a velvele-ârâ olup Mısır'ı dahi alup Kıbtî melikin boybeğleri edüp Urbân-ı eşirrâ Rûm tâ’ifesine tâbi‘ olup Kıbtîlerden rûgerdân oldular. Ba‘dehu bu İskender Mısır'ı Kostantiniyye'deki Ayasofya deyrine vakf eyleyüp beher sene Mısır'dan on altı kerre yüz bin altun cem‘ olup Ayasofya ruhbânlarına nezûrât giderdi. Tâ Hazret-i Risâlet-penâh'ın zamân-ı bâ-sa‘âdetlerinden Hazret-i Ömer hilâfetine gelince Kudüs ve Tarabulus ve Sayda ve Berût ve Akka ve Remle ve Gazze ve Tîne ve Dimyât ve Reşîd ve İskenderiyye ve Mısır ve cümle leb-i deryâda P 277a olan kılâ‘lar küffâr-ı Efrenc Rûm-u şûm elinde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y314b ·
metinde göster ·
Hakîr dahi Hüseyin Kan yanında Feth-i şerîf tilâvet ederek mezkûr sahrâ-yı bî-pâyân içre dörd sâ‘at gidüp sahrânın cânib-i garbında tağı ve taşı dutmuş bir kara deryâ asker nümâyân oldu. Meğer bu kavm-i şûm vilâyet-i Fûncistân'a tâbi‘ Hardikan nâm âteş-perest kâfir melikinin vilâyeti ve askeri imiş. Hemân anlar bizim askerimiz görünce bî-pâk ü bî-pervâ deryâ-misâl kefere vü fecere cünd-i cünübiyle dağlardan nüzûl edüp bizim askere karşu gelmede. Ammâ bizim asker beri tarafda ber-karâr durmada. Tâ ki küffâr askeri dağlardan ayrılup sahrâya çıkup bize bir top menzili kaldukda cüyûş-ı muvahhidîn cûş [u] hurûşa gelüp bir ağızdan sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup at ve pîl ve hecîn üzre eyle hücûm eylediler kim gûyâ mûr [u] mârlar lâşeye seğirdir. Yedi koldan asker-i İslâm hamle eyleyüp mancınık topları atılup iki asker birbirine katılup hulasa-i kelâm bu bâzâr-ı cengde kâmil germâ-germ yedi sâ‘at-i nücûmî bir ceng-i perhâş savaş Y 400b oldu kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Vakt-i asrda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y400a–Y400b ·
metinde göster ·