… hümâyûn vilâyet-i Boğdan feth-i şehr-i Yaş ve feth-i vilâyet-i Basra ve kal‘a-i
Tin
, vilâyet-i Bosna. Mezbûr kal‘alar cümle sene 945 târîhinde feth oldular.
Andan sefer-i hümâyûn vilâyet-i Boğdan feth-i şehr-i Yaş ve feth-i vilâyet-i Basra ve kal‘a-i Tin, vilâyet-i Bosna. Mezbûr kal‘alar cümle sene 945 târîhinde feth oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 57a ·
metinde göster ·
… îd oldu. Ertesi ale's-sabâh Tatar Hânı ve Silistre Paşası Ken‘an Paşa'yı nehr-i
Tin
sâhiline karavula kodular kim bir dahi küffâr kal‘aya imdâda gelmeye. Ve taraf …
Evsâf-ı menzil-i liman-ı Balısıra; 260a Anda cümle keştîler lenger-i ikâmet bırağup cemî‘î keştîleri limanlara bağlayup cemî‘î âlât, mühimmât, cebehâneleri ve me’kûlât ü meşrûbât [u] zahâ’irleri cümle sandallara ve firkate ve çekelve ve zarbûne ve tonbâzlara tahmîl edüp Azak Kal‘ası altına varınca otoz, altı milde gitmede. Zîrâ bu Balısıra nâm mahalden içeri kadırga ve şayka gemileri beşer arşın su sökmeğile gidemez, zîrâ ikişer üçer arşın sığlık deryâdır. Bu Balısıra nâm mahal, Taman cezîresi hâkine karîb Heyhât Sahrâsı'nın garbîsi nihâyetinde sâhil-i bahrde bir beyâbân yerdir. Lâkin asker-i deryâ-misâl gelmeğile niçe bin sazdan ve kamışdan ve çalâşdan mahzenler ve niçe bin sazdan dükkânlar binâ edüp bir şehr-i mu‘azzam gibi olmuş, zîrâ Azak'ın iskelesidir. Bu mahalde Kefe Beğlerbeğisi Bekir Paşa eyâletinde olan Çerkezistân'dan kabîle-i Şağak'dan ve kabîle-i Jana'dan ve Mâmşuh'dan ve Takaku'dan ve Bozok'dan ve Boltakay'dan ve Hatukay'dan ve Besni ve Kabartay'dan ve Tavustan'dan ve Dağıstân pâdişâhı Şamhâl Sultân Mahmûd'dan kırk bin güzîde asker ve yedi bin arabalar gelüp mezkûr Balısıra iskelesinden cümle cebehâne ve mühimmât-ı hafîfeleri arabalar ile Azağa götürdüler. Mâh-ı mezkûrun (---) günü cümle guzât-ı müslimîn Kal‘a-i Azak meterisine girüp göz açdırmayup yedi koldan muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng-âşûb olmağa mübâşeret olundu. Mâh-ı mezkûrın (---) günü Anadolu tarafından yedi vezîr, on sekiz mir-i mîrân ve yetmiş aded mir-i livâ ve iki yüz alaybeği ve cümle erbâb-ı ze‘amet ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelîleriyle kırk yedi bin asker Azak altına imdâda gelüp azamet-i Hudâ bir gûne tüfenk ve top şâdmânı oldu kim gûyâ ebr-i kebûd evc-i semâda pâre pâre olup zemîne düşdü. Bu mahalde Tatar Hâna karavul fermân olunup Kırım askerinden Ulu Nogay ve Kiçi Nogay ve Şıydak Nogay Urümbet Nogay ve ve Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Mankıtılı ve Nakşivanlı ve Çikişkeli ve Erbatlı ve Özili ve Olanlı ve Badraklı kavmleriyle ve Arslan Beğili ve Çobanili ve Deveyilik ve Nevrûzili bu illerin cümle sadaklu ve savatlu ve küpeli askerleriyle Hân hazretleri asker-i İslâm'ın cânib-i erba‘asın muhâfaza edüp karavul beklerdi. Ol gice kal‘ada mahsûr olan Kazak-ı Ak bir tüfenk şâdmânı edüp Kal‘a-i Azak mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Ve tabllarına rehâ buldurup "Yâ Juj yâ Juj" sadâsıyla kal‘ayı pür etdiler. Kal‘anın cümle burc [u] bârûların haç-peykerler ile zeyn etdiler. Meğer ol şeb-i muzlimde nehr-i Tün ile on bin kâfir kal‘aya imdâd girüp sabâha dek ârâm etmeyüp top u tüfenk atmadan hâlî olmayup yedi yüz âdem şehîd oldu. Ertesi ale's-sabâh Tatar Hânı ve Silistre Paşası Ken‘an Paşa'yı nehr-i Tin sâhiline karavula kodular kim bir dahi küffâr kal‘aya imdâda gelmeye. Ve taraf taraf çeteciler ve otlak ve zahîreciler fermân olunup cümle mîr-i mirâna kol kol yer gösterilüp yeniden meterise girüp yedi kat meteris değişdirüp Yoğurdcu Baba Türbesi tarafında Handak kenarına varıldı. Küffâr-ı hâksârın zarabât-ı topundan cümle ordu-yı İslâm bir top menzili ba‘îd meks etdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile Serdâr-ı mükerrem Hüseyin Paşa, Yoğurdcu Baba tarafından meterise girüp on iki pâre balyemez toplara siper edüp âmâde oldu. Ol gün deryâ tarafından yüz pâre firkate ile Kapudan Siyâvuş Paşa karaya asker döküp su kullesi tarafından meterise girüp firkateleri Ulu Tün ve Diri Tün ve Kanlıca Özeği ve Timurlenk cezîresi tarafların muhâfaza edüp azmak azmak gezerlerdi. Su kullesinden yukaru kıble tarafına Anadolu eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, eyâleti askeriyle ve sekiz balyemez, on oda yeniçeriyle meterise girdi. Ve Karaman eyâleti ile (---) Paşa altı oda ile kıble cânibi dîvârında meterise girüp altı balyemez hâzır etdi ve garb tarafında Karatayak varuşı cânibinde Silistre eyâletiyle Ken‘an Paşa on oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topcu ve on balyemezle meterise girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa, Gözcü kullesi 260b tarafından on oda ve on balyemez top ile meterise girdi. El-hâsıl yedi koldan yetmiş pâre top-ı kal‘a-kûb ile kolomborna ve şâhî darbuzenler ile deryâ-misâl asker dahi yetmiş kat meterisler ile dâiren-mâdâr kal‘ayı kuşadup derûn-ı kal‘adan küffâr-ı hâk-sâr, bîrûn-ı kal‘adan asâkir-i nusret-şi‘âr cenge âheng edüp azamet-i Hudâ tarafeynin top u tüfenk sadâsından zemîn u âsumân ra‘d-vâr gürleyüp yedi sâ‘at-i nücûmî tâ vakt-i Şâfi‘îye dek bir ceng-i âşûb olmuşdur kim çeşm-i rûzgâr ana mânend bir kâr-zâr görmemişdir. Ale's-sabah yedi koldan yedi yüz âdem şehd-i şehâdet câmın nûş edüp cümle camedânları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ve yine vakt-i seherde du‘â vü senâ ile yedi koldan toplara âteşler verilüp kal‘anın der-i dîvârların harâb u yebâb, hânelerin berbâd [u] türâb etdi, ammâ burc [u] bârûları Ceneviz keferesi binâsı olmağıla metîn u müstahkem olanları bâkî kaldı. Ve zarabat-ı top-ı küpden münhedim olan yerleri küffâr-ı dûzah-karâr, karâr-dâde olmağiçün bir gicede ale'l-fevr çitler ve şarampavlar ve domuz damları çatup siperlendi ve yeniden cenge âheng etmeğe başladı. Ve yedi gün bu uslûb-ı sâbık üzre ale't-tevâlî kal‘a döğülüp yine mücedded gedikler açıldı. Serdâr-ı mu‘azzam ise bir küşâde hunük-hande, lâübâlî kimesne olmak ile meteris-be-meteris gezüp guzât-ı müslimîne takviyet verüp cenge terğîb etdirerek ihsân [u] in‘âmiyle herkese dildârlık ve keremkârlık ve hâtır-nüvâzlık ederdi. Ve her bâr cebehâne-i âmireden mühimmât [u] levâzımât verirdi. Ve cümle kollardan ziyâde kendi kolu kal‘aya rahne verirdi. Ve her ne tedbîr etse meşveretle edüp isâbet ederdi. Ve mâh-ı mezbûrun (---) günü kal‘aya tarabâb-ı top-ı nûbden müstevfî gedikler zâhir olup ale'l-gafle guzât-ı müslimîne haber etmeden yürüyüşe hücûm etdiler. Çün kal‘anın münhedim olmuş gedikleri üzre ba‘zı guzât çıkup bayraklar zeyn etdiler. Gördüler kim mülâhaza olunduğu minvâl üzre serdengeçdilerin gerisi gelmedi ve mübâlağa ile küffâr-ı hîlekâr müctemi‘ olmuş. Derhâl Kazak-ı Ak bu serdengeçdi guzâtına eyle kurşum serpdi kim ân-ı vâhidde niçe yüz âdem şehd-i şehâdet câmından nûş edüp serpilüp yatdılar. Bakıyyetü's-süyûf olan guzât-ı müslimîn, beyne'l-akrân gerüye dönmeğe nâmûs-ı Muhammedîdir deyü kal‘anın burc [u] bârûları üzre kefere ile küşte-girâne yaka yaka, alt üste ve üst alta olup üç gün üç gice bu minvâl üzre bir ceng-i perhâş savaş olmuşdur kim vech-i semâda şems u kamer bu devrânda deverân ideli çeşm-i felek bu savaşı görmemişdir. Hâh-nâ-hâh kal‘a üzre yedi yerde alem-i ejdehâ-peykerler dikilüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olundu. Ammâ içerden küffâr-ı mu‘ânnidkâr bu hâli görüp cümlesi domuz topu olup, "odri ne buysa", deyerek zeber-dest karâvana serhoş küffârlar domuz sürüsü gibi hücûm edüp guzât-ı müsliminlerüne tüskürdüler. Ahırü'l-emr gaziyan ceng ede ede avdet edüp kal‘a bedenleri üzre niçe sancağ ve bayrağ ve niçe na‘şe-i şühedâlar anda kalup bi'l-cümle bu feth yevm-i âhira kalmak mukadder imiş, deyü cemî‘î guzât kendülere tesellî-i hâtır verüp yine kol kol cenge âheng etdiler. Altı gün dahi küffâra göz açdırmayup kal‘anın dâiren-mâdâr handakları kabza-i tasarrufa girdi. Ol gün küffârın kırk pâre firkâtesiyle dörd bin ceng-âver-i dilâver Kazak-ı Ak'ı nehr-i Tün ile cereyân edüp kal‘a-i Azağ'a imdâd girmek sevdâsıyla gelirken hikmet-i Hudâ, Silistre Valisi Ken‘an Paşa kolunda kemîngâhda âmâde olan guzât-ı müslimîn küffâr-ı hâksârın gemilerin görünce suya berâber balyemez toplara âteş ile rehâ buldurup cümlesi mecrûh [u] mahrûkan gark-ı âb olup halâs oldum deyü kenara çıkan küffârın cümlesin mücâhidîn der-kenar edüp binden mütecâviz küffâr pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste olup mâl-ı firâvânlar ile cüyûş-ı 261a muvahhidîn muğtenim oldular ve ol gün nâdîler nidâ edüp "Cümle ganâ’im guzât-ı müslimînindir" deyince Sübhanu'l-Hallâk ol gün cümle gâziyân [u] mücâhidâna ıyd-ı adhâ olup giceleri leyle-i Kadr, rûzları rûz-ı ıyd olup ol gice pâk gasl edüp herkes halâlleşüp sabâha dek ihyâ etdiler ve "İnşâallah sabâh yürüyüşdür" deyü birbirlerine haber etdiler ve cümlesi âlât [u] silâhlarıyla âmade oldular. Ve bu günlerde kal‘anın der-i dîvârlarından ancak Tün kenarında bir kulle kalmışdı. Ve kara tarafında Yoğurdcu Baba cânibinde bir kulle ve garb tarafında bir kulle kalmışdı. Mâ‘adâ yedi koldan yetmiş pâre balyemez ve çöldutmaz toplar ile kal‘ayı döğe döğe hâke yeksân olunmuşdu. Ammâ kal‘a içinde mahsûr olan küffâr-ı dûzah-karâr dîv-dest ve pîl-ten Ferhâd-vâr kûh-ken olmağıla ka‘r-ı zemîne girüp anda cây-ı karâr edinüp diri dirliklerinde hâk-ı mezelletde gûnâ-gûn muhîl şeytanatlar ile mazgal delikleri ihdâs edüp sademât-ı top-ı kûpden halâs olup kal‘adan ziyâde metânet buldular. Ne cânibden bunların üzerlerine lağım ile türâb sürmek ile varıldıysa lağımları köstebek gibi bulup sürülen toprakları serîka edüp nehr-i Tün'e dökerlerdi. Bir hafta renc [u] anâ ile sürülen toprağı bir gicede gâ’ib ederlerdi. Âhir-i kâr cümle iş erleri lâ-ilâc kalup lağıma mübâşeret etdiler. Anlar lağım fenninde yer sıçanından üstâd san‘atlar etdiler kim âdemin aklı perîşân olur. Hatta nehr-i Tün altından ziftli ve katranlı kayıklar ile su içinde lağım atma hünerin gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b–261a ·
metinde göster ·
… devver (müdevver) {Akdeniz'de cezîre-i İlimni'nin} tîn-ı mahtûmı gibi bir yağlı
tîn
bulunur. Ol tînden cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye sürseler ve suya ilkâ edüp âbında …
Mutalsam-ı ibret-nümâ-yı diğer: Nehr-i Nihâvend kûh-ı Elvend'den tulû‘ edüp şehr-i Nihâvend'in mezâri‘âtların saky edüp iner. Cânib-i şimâlde niçe yüz {aded} kendleri rüşş edüp Rûmiyye buhayresine rîzân olur. Nihâvend'e karîb bu nehir kenârında bir gûne ahmerü'l-levn müdevver (müdevver) {Akdeniz'de cezîre-i İlimni'nin} tîn-ı mahtûmı gibi bir yağlı tîn bulunur. Ol tînden cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye sürseler ve suya ilkâ edüp âbından marîz olan merd ü zen nûş etseler bi-emrillahi Ta‘âlâ şifâ bulur. Ammâ kavm-i Acem bu kerâmet-i Hazret-i Ömer'le hâsıl olmuşdur, deyü nef‘ini inkâr ederler. Hâlâ ki cümle Sünniyânlar şehir şehir götürüp şifâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307b ·
metinde göster ·
… u bostânlı fezâda şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki‘ olmuş bir gûne hâk-i pâk-i
tîn
inşâ olunmuş bir kal‘a-i ra‘nâdır kim mutarraş seng ile binâ olunmuş kal‘alarda …
İbtidâ bu şehri imâr eden Minûçehr'in binâsı kal‘a-i Kîn'dir. Şehr-i Kâşân'ın zâhirinde bir sahrâ-yı vâsi‘de cânib-i kıblesi kûh-i Kîn kapândır kim eflâke ser çekmiş bir kûh-ı ser-bülend-i Kîn-i Kapân'ın dâmeninde iki fersah arz-ı ba‘îdede bir çemenzâr u lâle-ızâr ve gül-i gülistânlı ve bâğ u bostânlı fezâda şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki‘ olmuş bir gûne hâk-i pâk-i tîn inşâ olunmuş bir kal‘a-i ra‘nâdır kim mutarraş seng ile binâ olunmuş kal‘alardan metîn bir gûne hısn-ı hasîn ve sedd-i kemîn kal‘a-i Kîn'dir kim gûyâ kal‘a-i Mağosa-yı Kıbrıs'dır. Dâ’iren-mâdâr cirmi on üç bin yedi yüz hatvedir. Ammâ bu hisâb kal‘a dîvârı üzre add olunmuşdur ammâ taşra handak kenârınca kâmil on sekiz bin adımdır ve gâyet amîk handakı vardır. Ka‘r-ı handak eyle pâkdir kim hâr-ı hâşâk-ı nebâtât [u] giyâhâtdır, bir ahşeb-i menbût değildir. Ve cümle rûy-ı dîvârı bârân ve âfitâbdan fenâ bulmasın içün serâpâ Horasânî ve kîr-i cıbıs ile sıvanmış beyâz incü-misâl kal‘a-i pür-meâldir. Dîvârının kaddi ka‘rdan seksen zirâ‘-ı melikîdir ve arzı yigirmi zirâ‘ arîzdir. Üstünde niçe süvârîler çevgân lu‘bedebâzlığı ederler. Ve cümle (---) kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 322a ·
metinde göster ·
ve çim ve türâbdandır. Ve bir kat darı sapı ve bir kat tîn ve bir kat kamış kök …
Manzara-i ibret-nümâ-yı imârât: Evvelâ Bağdâd'ın cânib-i şarkîsinde nehr-i Diyâle tarafında ibret-nümâ-yı kûh-ı Nemrûd; evc-i âsumâne ser çekmiş çâr-kûşe binâ olunmuş amelî bir kûh-ı bülenddir kim Nemrûd-ı la‘în hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsı etdiği asırlarda binâ etmişdir. Cümle tîn ve çim ve türâbdandır. Ve bir kat darı sapı ve bir kat tîn ve bir kat kamış kökü ve bir kat çim ile mebnî bir cebeldir kim bu kadar bin yıldan beri aslâ fenâ bulmamışdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 342b ·
metinde göster ·
… binâ etmişdir. Cümle tîn ve çim ve türâbdandır. Ve bir kat darı sapı ve bir kat
tîn
ve bir kat kamış kökü ve bir kat çim ile mebnî bir cebeldir kim bu kadar bin yı …
Manzara-i ibret-nümâ-yı imârât: Evvelâ Bağdâd'ın cânib-i şarkîsinde nehr-i Diyâle tarafında ibret-nümâ-yı kûh-ı Nemrûd; evc-i âsumâne ser çekmiş çâr-kûşe binâ olunmuş amelî bir kûh-ı bülenddir kim Nemrûd-ı la‘în hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsı etdiği asırlarda binâ etmişdir. Cümle tîn ve çim ve türâbdandır. Ve bir kat darı sapı ve bir kat tîn ve bir kat kamış kökü ve bir kat çim ile mebnî bir cebeldir kim bu kadar bin yıldan beri aslâ fenâ bulmamışdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 342b ·
metinde göster ·
… ayalı dağ arasında şekl-i muhammesden tûlânîce ve harâbca kal‘adır, ammâ zemîni
Tin
dağının maşrık tarafında bir sarp kayalı yerde kal‘adır, ammâ havâlesi çokdur. …
Lisân-ı Latince (---)(---) Sîn derler, ammâ lisân-ı (---) Sîn mezâra derler. Hakkâ ki bir mezâr gibi oyulmuş bir kayalı dağ arasında şekl-i muhammesden tûlânîce ve harâbca kal‘adır, ammâ zemîni Tin dağının maşrık tarafında bir sarp kayalı yerde kal‘adır, ammâ havâlesi çokdur. Câ-be-câ der [ü] dîvârları mürûr-ı eyyâm ile rahnedâr olmuş. Hemân Melek Ahmed Paşa bu kal‘ayı bu hâlde görüp cümle asker-i İslâm'ı bu kal‘aya üşürüp amâr etmeğe bir kîse guruş verüp imâra başladılar. Üç günde bu kal‘a dürr-i beyz-âsâ edüp içine kifâyet mikdârı cebehâne ve âlet-i silâh ve mühimmâtlar kodu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137b ·
metinde göster ·
… mmâ taşra(da) bâğları mükemmeldir. Dağlarında inciri çok olmağile bu dağa kûh-ı
Tin
derler.
Bu mahalde Zadvorya'ya giden guzât ol kadar mâl-ı ganâ’imle gelüp şâdumânlar olup cümle mâlları derûn-ı kal‘aya koyup defterle dizdâr ağaya emânet verildi, ammâ derûn-ı hisârda bir hünkâr câmi‘i ve anbârlar ve (---) mikdârı şindire tahta örtülü müfîd ü muhtasar hâne-i fukarâlar vardır, ammâ cümleden Mahmûd Efendi'nin ve dizdârın hâneleri mükellefdir, ammâ taşra(da) bâğları mükemmeldir. Dağlarında inciri çok olmağile bu dağa kûh-ı Tin derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137b ·
metinde göster ·
… ve kal‘a-i Kotarlar ve kal‘a-i Zadra, kâfirindir ve kal‘a-i Zemonik ve kal‘a-i
Tin
ve kal‘a-i Virene ve kal‘a-i Ustorviçe ve kal‘a-i Karaorman ve kal‘a-i Hilevne, …
Kulle-i Porolok ve kulle-i Baba Ahmed ve Zadvorya kal‘ası [ve] Omiş kal‘ası ve kal‘a-i Sin [ve] kal‘a-i Kilis, kâfirde kaldı ve kal‘a-i Trogır ve kal‘a-i İspilet kâfirde kaldı ve Kamin kal‘aları ve kal‘a-i Verlika, bu mezkûrlar Kilis hâkindedirler ve kal‘a-i Kinin, Kırka sancağı tahtıdır ve kal‘a-i Nadin ve kal‘a-i İsgıradin ve kal‘a-i Sedd-i İslâm ve kal‘a-i İvarina ve kal‘a-i Karin ve kal‘a-i Posadarya ve kal‘a-i Zemonik ve kal‘a-i Ozrin ve kal‘a-i Porodin ve kal‘a-i Kotarlar ve kal‘a-i Zadra, kâfirindir ve kal‘a-i Zemonik ve kal‘a-i Tin ve kal‘a-i Virene ve kal‘a-i Ustorviçe ve kal‘a-i Karaorman ve kal‘a-i Hilevne, Kilis hâkidir ve kal‘a-i Gılamuc ve kal‘a-i Ribniçse, kurb-i şibenik ve kal‘a-i Mandalina ve kal‘a-i Marina, kurb-i şibenik ve kal‘a-i Kaminkrad ve kal‘a-i Dirniş ve kal‘a-i Solin.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 167b ·
metinde göster ·
… opları cümle bu iki aded vezîr tabyalarına koyup murg-ı semender-vâr bu tabya-i
tîn
âteş içinde kalup her birine üçer yüz kul dahi konulup altı yüz ad[ed] neferâtl …
Ve bu Topraklık varoşunun iki başlarından yüz ellişer adım dahi göl içre Sadrıa‘zam dahi ziyâde uzadup iki başında iki aded sedd-i Van gibi tabyalar etdirdi kim gûyâ her biri sedd-i kûh-ı Elburz'a mânend olup yedi kralın bırağup gitdiği cebehâneleri ve yetmiş yedi aded balyemez topları cümle bu iki aded vezîr tabyalarına koyup murg-ı semender-vâr bu tabya-i tîn âteş içinde kalup her birine üçer yüz kul dahi konulup altı yüz ad[ed] neferâtların mevâcibleri Ösek panayuru bâzârından ta‘yîn olundu. Ve her cum‘a bu iki tabyalar üzre fılandıra ve sancağ u bayraklar ile zeyn olunmak fermân olunup henüz bu Topraklık varoşu sedd-i İskender olup kal‘a-i Kanije gûyâ tâze cân buldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182a ·
metinde göster ·
ma‘cûnundan fağfûr-i Çîn-misâl kâseler ve rindiye(?) ve surâhî kûzeler olur kim …
Ve dahi memdûhâtından hâk-i anber-pâkinin tîn ma‘cûnundan fağfûr-i Çîn-misâl kâseler ve rindiye(?) ve surâhî kûzeler olur kim bir diyâra mahsûs değildir. Hattâ bu abd-i kemter seyishânelerin gırârelerine birkaç elvân kâse ve bardaklar koyup Rûm'a getirdim. Görenler 91a kâr-ı Portakal zann etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90b–91a ·
metinde göster ·
… 'den ayırup akıdan Tohtamış Geray Hân'dır. Hâlâ ba‘zı yerleri mürûr-ı eyyâm ile
tîn
ü türâb u rimâl ile dolup suyu her bâr akmaz.
Ammâ bu nehr-i Güğemli gerçi donmuş sudur ammâ ibtidâ menba‘ı iki aylık yoldan tâ Heyhât sahrâsının ortasından cereyân edüp bu mahalde Azak deryâsına karışdığı yer bir azîm boğazdır kim Heyhât sahrâsına girmiş sazlı ve kamışlı körfez boğazdır. Bu nehrin tulû‘u tâ Bahr-i Harez kenârı yakınında nehr-i azîm Edil'den ayrılup Heyhât içre iki aylık yol gelüp Azak bahrine bu mahalde katılır, ammâ bu nehri ibtidâ Heyhât sahrâsı amâr olsun deyü nehr-i Edil'den ayırup akıdan Tohtamış Geray Hân'dır. Hâlâ ba‘zı yerleri mürûr-ı eyyâm ile tîn ü türâb u rimâl ile dolup suyu her bâr akmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 188b ·
metinde göster ·
… vurya ve Pakriçse ve Zemonik ve Sedd-i İslâm ve Poliçnik ve Virene ve Oburça ve
Tin
ve Karım ve Sibin ve Kinin ve Usturumça ve Kırka ve isgıradin ve Kamin ve Kamin …
Sizin Zadra kal‘anız câniblerinde bizim Nadin kal‘ası ve Sadvurya ve Pakriçse ve Zemonik ve Sedd-i İslâm ve Poliçnik ve Virene ve Oburça ve Tin ve Karım ve Sibin ve Kinin ve Usturumça ve Kırka ve isgıradin ve Kamin ve Kaminkrad ve Velim ve Rakıbniçe ve Korlad ve Dirniş ve Verlika ve Odvina ve Lika ve Bihke ve Korpa ve Kosdaniçe ve Vahak ve Cite ve Porolok ve Hilevne ve Gılamuc ve Karaorman ve bizim Kilis sancağında ve Rabçina(?) sancağında ve Kırka sancağında ve Hersek sancağında olan yetmiş altı pâre kal‘alarımızda ve'l-hâsıl Bosna vilâyeti defterdârlığı defterinde cümle yüz toksan dörd pâre kal‘alarımızın ve hudûdundaki vilâyet-i Hırvadistân'da aslâ alâkanız olmasın, biz anları cümle amâr ederiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 303a ·
metinde göster ·