gelüp ihâta etmişdir. Cürf yerleri cümle rimâl [u] turâb ile memlû olmuş. Şâm-ı …
Bu kal‘a nehr-i Furât'dan bir tur‘a gelüp ihâta etmişdir. Cürf yerleri cümle rimâl [u] turâb ile memlû olmuş. Şâm-ı cennet-meşâm'dan Bağdâd topcubaşısı Frenk kâfile-sâlâr olup azîm kârbân ile ve develer üzre şâhî toplarıyla Şâm'dan çıkup bu Ane ve Seleme ve kal‘a-i Dir ve kal‘a-i Hıdde üzre Bağdâd'a bu çölistân ile gelüp vâsıl olurlar. Andan cânib-i şarka (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 60a ·
metinde göster ·
… be'yi dâr-ı bevâr edinüp eyle imâr etdi kim bâğ u bâğçelerine nehr-i azîm Meriç
tur‘a
tur‘a akmadan Edirne şehrine nehr-i Meriç cereyân etmezmiş. Ta bu mertebe Filib …
Netîce-i merâm ve muhassal-ı kelâm bu Filibe şehri niçe mülûkdan mülûka intikâl edüp Sırf-ı despot destinden Rûm-ı Yunaniyân alıp Edirne sâhibi İdrivne kral-ı dâll-i bed-fi‘âl eyyâm-ı şitâda bu Filibe'yi dâr-ı bevâr edinüp eyle imâr etdi kim bâğ u bâğçelerine nehr-i azîm Meriç tur‘a tur‘a akmadan Edirne şehrine nehr-i Meriç cereyân etmezmiş. Ta bu mertebe Filibe bâğ-ı İremezât ile ma‘mûr imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 134a ·
metinde göster ·
… dâr-ı bevâr edinüp eyle imâr etdi kim bâğ u bâğçelerine nehr-i azîm Meriç tur‘a
tur‘a
akmadan Edirne şehrine nehr-i Meriç cereyân etmezmiş. Ta bu mertebe Filibe bâğ- …
Netîce-i merâm ve muhassal-ı kelâm bu Filibe şehri niçe mülûkdan mülûka intikâl edüp Sırf-ı despot destinden Rûm-ı Yunaniyân alıp Edirne sâhibi İdrivne kral-ı dâll-i bed-fi‘âl eyyâm-ı şitâda bu Filibe'yi dâr-ı bevâr edinüp eyle imâr etdi kim bâğ u bâğçelerine nehr-i azîm Meriç tur‘a tur‘a akmadan Edirne şehrine nehr-i Meriç cereyân etmezmiş. Ta bu mertebe Filibe bâğ-ı İremezât ile ma‘mûr imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 134a ·
metinde göster ·
… Hân arkı mahsûlü taraf-ı vakfdan mütevellîsi zabt eder. Bu sahrâda Meriç nehri
tur‘a
ve arkları var kim gûyâ Kandiye kal‘asının veyâhûd Haleb kal‘asının handakı-mis …
Hâlâ Rûmeli eyâleti hâkinde Filibe nâzırı hükmünde üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Senevî kadıya ber-vech-i adâlet yedi kise hâsıl olur. Nâzıra dahi kırk kise hâsıl olur. Zîrâ pirinç çeltikliği cümle Filibe nâzırı hükmündedir. İllâ Eski Murâd Hân arkı mahsûlü taraf-ı vakfdan mütevellîsi zabt eder. Bu sahrâda Meriç nehri tur‘a ve arkları var kim gûyâ Kandiye kal‘asının veyâhûd Haleb kal‘asının handakı-misâl amîk arklardır. Cemî‘i re‘âyâ vü berâyâlar her sene ol arkları tathîr edüp roz ekerler. Bu kazâ cümle (---) pâre ma‘mûr ve halkı ankâ ve mesrûr kurâlardır. Bu şehrin sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve subaşısı vardır. Ammâ müftî ve nakîbi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 135b ·
metinde göster ·
… hafirlerinin sazlığında ve çengelistânlarında arslan ü bebr ü pelenk kânı olmuş
tur‘a
hafirleridir, ve's-selâm.
Bu mezkûrûn nühûrların cümlesin arz-ı Irâk'da ve Medâyin ve Kûfe ve Basra ve Kurna ve Deşt-i Kerbelâ ve Bağdâd-ı behişt-âbâd çölistânı ma‘mûr [u] âbâdân olsun deyü Âl-i Abbâsiyân'dan el-Mütevekkil ve ez-Zafer ve el-Mustansır ve el-Muktedir ve el-Musta‘sım Billah ve Hârûnu'r-Reşîd oğlu Me’mûn halîfe misilli himmet sâhibi pâdişâhlar Bağdâd çölünü mesken-i benî Âdem olmak içün mezkûr enhârları Şatt ve Furât'dan kol kol huşbe gibi ayırup arz-ı Irâk'ı saky edüp imâristân etmişlerdir, ammâ mürûr-ı eyyâm ile ba‘zı mahreçleri rimâl-i gubâr ile nehr-i sağîre râhları bir olup mu‘attal kalmışdır. Hâlâ hafirlerinin sazlığında ve çengelistânlarında arslan ü bebr ü pelenk kânı olmuş tur‘a hafirleridir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 207a ·
metinde göster ·
Evvelâ cümleden meşhûr-ı âfâk olan diyâr-ı Rûm-ı Yunan'da Konya Merâmı ve Adalya'da İstanâz bâğı ve Mısır'da Feyyûm bâğı ve Şâm'da Mencik bâğı ve Darende'de Darende bâğı ve Malâtıyye'de Aspuzan bâğı; cümle bunlar meşhûr-ı âfâk olup manzûrumuz olduğu üzre evsâfları tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu Diyârbekir sâhil-i Şattu'l-Arab'da olan Reyhân bâğı ve müşebbek bostânı Rûm u Arab u Acem'de nazîri yokdur. Kaçan kim evvel-bahâr faslında Şattu'l-Arab'un tuğyânı mahalli ubûr edüp mâ’-ı zülâli ber-karâr cereyân etmeğe başladıkda Diyârbekir ahâlîsinin bây [u] gedâsı cümle ehl [ü] ıyâlleriyle sâhil-i Şatt'a rıhlet edüp kenâr-ı bahrde âbâ vü ecdâdlarından irsile intikâl etmiş hudûdlarında hayme vü hargâhlariyle meks edüp bostânlarına kavun ve karpuz ve gûnâ-gûn sebzevât ve şükûfe eküp kâr ederler. Ammâ bunda bir gûne reyhân ekerler kim herkesün hudûdu kenârında eküp bir ayda gûyâ olup mızrak kaddi oldukda ol reyhândan 208a içerisi görünmek ihtimâli yokdur. Ve Şattu'l-Arab kenârında cümle külbe-i ahzânlarının der-i dîvârları ve bâbları ve sütûhları cümle reyhândandır. Ve cümle reyhânın yine kökleri zemînde olup cemî‘i bergleri sebz-gûn olup durmadadır ve dâ’imâ zemînden tarâvet bulup büyümededir. Bir hâne reyhân dîvârından görünmek ihtimâli yokdur. Tâ bu mertebe sık reyhânlı külbe-i reyhânlardır kim şeb [u] rûz içinde sâkin olan merd [ü] zenânun dimâğları reyhân ve sâ’ir gül [ü] gülistân [ve] ergavânistân [u] sünbülistânından mu‘attar olur. Ve her bâğun harem bâğları dahi böyle reyhândan külbe-i seyrânlardır. Ve her külbede havz u şadırvânlar cümle Şat nehrindendir. Her bâğ u bostânlar mâ-beyninde Şatt'ı tur‘a tur‘a ve fırka fırka edüp müşebbek bostânlara cereyân etdirmişlerdir. Kâmil yedi ay bu Şat kenârında gece gündüz bir hây [u] hûy ve sâz [u] işret edüp Hüseyn-i Baykara zevkleri ederler. Ve yine cemî‘i ehl-i sanâyi‘ bu bostân faslında kâr [u] kisblerine meşgûl olup cemî‘i ma‘kûlât [u] meşrûbât mevcûddur. Niçe bin âdem şehre çıkup gûnâ-gûn kâr edüp yine ba‘de'l-asr gürûh-gürûh kenâr-ı Şat'da bâğlarına gelüp zevk u safâya meşgûl olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 207b–208a ·
metinde göster ·
… adırvânlar cümle Şat nehrindendir. Her bâğ u bostânlar mâ-beyninde Şatt'ı tur‘a
tur‘a
ve fırka fırka edüp müşebbek bostânlara cereyân etdirmişlerdir. Kâmil yedi ay b …
Evvelâ cümleden meşhûr-ı âfâk olan diyâr-ı Rûm-ı Yunan'da Konya Merâmı ve Adalya'da İstanâz bâğı ve Mısır'da Feyyûm bâğı ve Şâm'da Mencik bâğı ve Darende'de Darende bâğı ve Malâtıyye'de Aspuzan bâğı; cümle bunlar meşhûr-ı âfâk olup manzûrumuz olduğu üzre evsâfları tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu Diyârbekir sâhil-i Şattu'l-Arab'da olan Reyhân bâğı ve müşebbek bostânı Rûm u Arab u Acem'de nazîri yokdur. Kaçan kim evvel-bahâr faslında Şattu'l-Arab'un tuğyânı mahalli ubûr edüp mâ’-ı zülâli ber-karâr cereyân etmeğe başladıkda Diyârbekir ahâlîsinin bây [u] gedâsı cümle ehl [ü] ıyâlleriyle sâhil-i Şatt'a rıhlet edüp kenâr-ı bahrde âbâ vü ecdâdlarından irsile intikâl etmiş hudûdlarında hayme vü hargâhlariyle meks edüp bostânlarına kavun ve karpuz ve gûnâ-gûn sebzevât ve şükûfe eküp kâr ederler. Ammâ bunda bir gûne reyhân ekerler kim herkesün hudûdu kenârında eküp bir ayda gûyâ olup mızrak kaddi oldukda ol reyhândan 208a içerisi görünmek ihtimâli yokdur. Ve Şattu'l-Arab kenârında cümle külbe-i ahzânlarının der-i dîvârları ve bâbları ve sütûhları cümle reyhândandır. Ve cümle reyhânın yine kökleri zemînde olup cemî‘i bergleri sebz-gûn olup durmadadır ve dâ’imâ zemînden tarâvet bulup büyümededir. Bir hâne reyhân dîvârından görünmek ihtimâli yokdur. Tâ bu mertebe sık reyhânlı külbe-i reyhânlardır kim şeb [u] rûz içinde sâkin olan merd [ü] zenânun dimâğları reyhân ve sâ’ir gül [ü] gülistân [ve] ergavânistân [u] sünbülistânından mu‘attar olur. Ve her bâğun harem bâğları dahi böyle reyhândan külbe-i seyrânlardır. Ve her külbede havz u şadırvânlar cümle Şat nehrindendir. Her bâğ u bostânlar mâ-beyninde Şatt'ı tur‘a tur‘a ve fırka fırka edüp müşebbek bostânlara cereyân etdirmişlerdir. Kâmil yedi ay bu Şat kenârında gece gündüz bir hây [u] hûy ve sâz [u] işret edüp Hüseyn-i Baykara zevkleri ederler. Ve yine cemî‘i ehl-i sanâyi‘ bu bostân faslında kâr [u] kisblerine meşgûl olup cemî‘i ma‘kûlât [u] meşrûbât mevcûddur. Niçe bin âdem şehre çıkup gûnâ-gûn kâr edüp yine ba‘de'l-asr gürûh-gürûh kenâr-ı Şat'da bâğlarına gelüp zevk u safâya meşgûl olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 207b–208a ·
metinde göster ·
… en bir sevâd-ı mu‘azzam idi. Ve vasat-ı şehir içre tâ nehr-i Diyâle'den üç aded
tur‘a
gelüp cereyân ederdi. Ve ol asırda cümle hâk-i Irâk'da nehr-i Şatt ve nehr-i Fu …
Müverrihân-ı kudemâ olan Mıkdısî-i Yarmenî bu hâk-i Irâk tahrîrinde yed-i tûlâsın ayân u beyân edüp mezkûr Eski Bağdâd-ı Heremdâd hakkında eyle tahrîr ü tasdîr ü terkîm edüp eydür kim: "Hâk-i Irâk hudûdu tûlen Tikrit şehrinden tâ şehr-i Sadan'a varınca idi. Ve arzı şehr-i Kâdisiyye'den tâ şehr-i Hulvân'a varınca hudûd-ı İremleri varmış idi. Ve nefs-i şehr-i Heremdâd Şattu'l-Arab kenârından cânib-i şarka iki günlük yolda nehr-i Diyâle'ye varmış. Tûlen ve arzen bir sevâd-ı mu‘azzam idi. Ve vasat-ı şehir içre tâ nehr-i Diyâle'den üç aded tur‘a gelüp cereyân ederdi. Ve ol asırda cümle hâk-i Irâk'da nehr-i Şatt ve nehr-i Furât ve nehr-i Diyâle'den cümle yedi bin aded tur‘alar cereyân edüp arz-ı Irâk'ı saky edermiş. Ve bu Heremdâd'un vasatında deyr-i püt-gedesi var imiş kim cemî‘i kıbâbları üç bin amûd-ı müntehâ üzre mebnî üç bin altmış aded kıbâbları olup yedi bin aded huddâmları var imiş. Ve nehr-i Van 332b dahi Kürdistân kuhlarından gelüp nehr-i Dicle'ye bu Heremdâd altında mahlût olurmuş. Ve nehr-i İsâ içre ve nehr-i Serâb kenârınca niçe bin âsiyâb-ı dakîkler deverân edüp mezkûr nehreyn-i mübârekeynler üzre niçe bin keştîler şinâverlik edüp şehr-i Heremdâd'a tüccârân ile metâ‘ getirüp kâlâ vü vâlâ getirirlerdi. Ve ne mertebede sevâd-ı mu‘azzam idüğü andan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim bu şehr içre hammâm-ı hâs [u] âm ile hammâmât-ı mahsûs-ı benâm altmış bin hammâm idi" deyü tahrîr etmişler. Hattâ Cerîr-i Taberî dahi "Bu Eski Bağdâd-ı Heremdâd'ın her hammâmı içre beşer âdem olsa olmaz her hammâmda ellişer huddâm var idi", deyü bî-hisâb benî Âdem tahrîr etmiş "Ve cümle kırk bin sırmakeş ve altı bin zerkûb var idi. Gayri esvâk-ı bâzârı ve niçe kerre yüz dükkânçeleri ve niçe yüz bin aded âsâr-ı imârâtları ana göre kıyâs oluna." deyü tahrîr etmişler. Ammâ şimdiki hâlde kân-ı mâr-ı mûr [u] bûm-ı gurâb olup ancak âsâr-ı binâdan Tâk-i Kisrâ nâm bir binâ-yı benâm kalmışdır. İnşâallahu Ta‘âlâ mahalliyle ol dahi tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 332a–332b ·
metinde göster ·
… a ahâlî-i Irâk zindedirler. Cemî‘i hâmûnları kurâ vü kasabât ve halîcler ile ve
tur‘a
ve uyûn-ı câriyeler ile ma‘mûr u âbâdân ve her tarafı gül-i gülistân u nahlistâ …
Ve müverrihân-ı selef bu arz-ı Kûfe ve hâk-i Medâyin ve türâb-ı Irâk içün "Arz-ı mukaddesdendir." deyü tahkîk etmişlerdir. Hakkâ ki bir sahrâ-yı ferah-fezâdır kim sayf [u] şitâsında ahâlî-i Irâk zindedirler. Cemî‘i hâmûnları kurâ vü kasabât ve halîcler ile ve tur‘a ve uyûn-ı câriyeler ile ma‘mûr u âbâdân ve her tarafı gül-i gülistân u nahlistân olup ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinânları ve müşebbek bostânları var kim hurma hıyâbânları içinde bebr ü peleng ve arslan u kaplanları vardır. Basra ve Lahsa ve Ummân ve Kûfe ve Necef-i zer-kân-ı sadef sahrâlarına varınca nahlistânı cihânı dutup bâğbân-ı semeristânların kavilleri üzre diyâr-ı Bağdâd'da yetmiş gûne hurma olur dediler. Her sene niçe yüz keştî yükü hurma Bağdâd diyârından Hindistân'a ve Sindistân'a gider ammâ cümleden hastavî hurması ve bedrâsyîsi ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 345b ·
metinde göster ·
… en ve âsâr-ı azîme ve etvâr-ı acîbeden niçe bin aded âsâr-ı binâlar ve rasîf ve
tur‘a
ve Şeddâdî binâlar var kim benî Âdem gördükde ta‘accübâne engüşt ber-dehen eder …
Bu hâk-i Bağdâd'ın letâfeti sebebiyle nahl-i hurma serâmed olur. Zîrâ zemînine niçe bin peygamberân ve nize kerre yüz bin kibâr-ı kümmelîn-i âlimân bu zemîn-i Medâyin'e hayr du‘â-yı firâvân edüp anların du‘âları berekâtıyla bu hâk-i Bağdâd bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eşcâr bir dâr-ı diyârdır kim bu edîm-i arzda deyyâr-ı mânendi yokdur. Zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ halkı mesrûr, buk‘aları hûb ve hâk-i pâki beyne'n-nâs merğûb ve mezâri‘âtları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsirdir. Ve bu arâzî-i Irâk'da niçe bin aded künûz-ı azîme ve defâyin-i cevâhir-i cesîme ve habâyâ-yı kesîre ve metâlib-i azîze vardır. Ve niçe yüz aded hükmü mensûh olmuş mutalsamât-ı garîbe âsârları var kim âdem hayrân olur. Hatta müverrih Mıkdısî-i Yarmenî eyle terkîm eder kim zemîn-i Medâyin'de bir hatve arz-ı hâliye yokdur kim anda medfûn bir genc-i Kârûn olmaya. Ve hâlâ Tâk-i Kisrâ'dan mâ‘adâ ı‘mâl-i sâbileden ve ı‘lâm-ı hâbileden ve âsâr-ı azîme ve etvâr-ı acîbeden niçe bin aded âsâr-ı binâlar ve rasîf ve tur‘a ve Şeddâdî binâlar var kim benî Âdem gördükde ta‘accübâne engüşt ber-dehen eder. Hâlâ bu diyârın mezra‘aları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir ve deşt-i hâmûnları nahlistân-ı gülistânlı arz-ı mukaddesdir. Ahâlîlerinin ni‘metleri firâvân ve zemîninin enhârları cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır kim cemî‘i selâtîn-i mülûk mâbeyninde hasretü'l-mülûk bir şehr-i Irâk'dır. El-hâsıl bu hâk-i pâkde acâ’ibât-ı dehrden ve garâ’ibât-ı asırdan niçe bin âsâr-ı ibret-nümâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346b ·
metinde göster ·
… i Şat ve nehr-i Furât'dan münşa‘ib olmuş hâk-i Basra'[y]a saky etmiş on iki bin
tur‘a
idi kim her birini birer mülûk-ı selef-i selâtîn-i Âl-i Sâsâniyân u Keyâniyân u …
Evvelâ şehr-i Basra ve kal‘a-i Dâru'n-nasra deryâ-misâl nehr-i Şattu'l-Arab'ın sâhilinde vâki‘ olup nehr-i Şat ve nehr-i Furât'dan münşa‘ib olmuş hâk-i Basra'[y]a saky etmiş on iki bin tur‘a idi kim her birini birer mülûk-ı selef-i selâtîn-i Âl-i Sâsâniyân u Keyâniyân u Ekâsire ve Âl-i Emeviyyûn u Âl-i Abbâsiyân ve niçe yüz mülûk bu hâk-i Basra'yı imâr etmeğiçün turalar cereyân etdirüp her bir tur‘a ve halîc ve havuzlarda gemiler yürürdü. Niçe bini mürûr-ı eyyâm ile mu‘attal olup hâlâ altı yüz aded tur‘alar Şatt u Furât tuğyânında cereyân edüp vilâyet-i Basra'yı saky ederek her nehr-i tur‘ada keştîler şinâverlik eder ammâ cümle nühûrlardar mu‘azzam bahr-i Şattu'l-Arab'dır kim Basra önünde deryâ-misâldir. Basra'dan aşağı bahr-i Hürmüz'de bahr-i Muhît'e mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362a ·
metinde göster ·
… niçe yüz mülûk bu hâk-i Basra'yı imâr etmeğiçün turalar cereyân etdirüp her bir
tur‘a
ve halîc ve havuzlarda gemiler yürürdü. Niçe bini mürûr-ı eyyâm ile mu‘attal ol …
Evvelâ şehr-i Basra ve kal‘a-i Dâru'n-nasra deryâ-misâl nehr-i Şattu'l-Arab'ın sâhilinde vâki‘ olup nehr-i Şat ve nehr-i Furât'dan münşa‘ib olmuş hâk-i Basra'[y]a saky etmiş on iki bin tur‘a idi kim her birini birer mülûk-ı selef-i selâtîn-i Âl-i Sâsâniyân u Keyâniyân u Ekâsire ve Âl-i Emeviyyûn u Âl-i Abbâsiyân ve niçe yüz mülûk bu hâk-i Basra'yı imâr etmeğiçün turalar cereyân etdirüp her bir tur‘a ve halîc ve havuzlarda gemiler yürürdü. Niçe bini mürûr-ı eyyâm ile mu‘attal olup hâlâ altı yüz aded tur‘alar Şatt u Furât tuğyânında cereyân edüp vilâyet-i Basra'yı saky ederek her nehr-i tur‘ada keştîler şinâverlik eder ammâ cümle nühûrlardar mu‘azzam bahr-i Şattu'l-Arab'dır kim Basra önünde deryâ-misâldir. Basra'dan aşağı bahr-i Hürmüz'de bahr-i Muhît'e mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362a ·
metinde göster ·
… d ü kâh cezimdir. Ve şehr-i Basra içre bu nehr-i Şatt'dan müteferrika olmuş bir
tur‘a
vardır. İsmine efvâh-ı nâsda,
Andan vakt oldukda yine Şatt çekilüp niçe Hindistân gemileri Basra önünde ve dahi aşağıda Mühennâvî kal‘ası dibine niçe gemiler deryâ-yı Şatt'a kum üzre kalırlar. Ertesi yine vakt (---) oldukda Şattu'l-Arab taşup med oldukda cümle gemiler kum üstünden kalkup bahr-i Şatt üzre şinâverlik ederler. Bi-emrillahi Ta‘âlâ ilâ mâşâallah Basra önünde nehr-i Şatt'ın hâli kâh medd ü kâh cezimdir. Ve şehr-i Basra içre bu nehr-i Şatt'dan müteferrika olmuş bir tur‘a vardır. İsmine efvâh-ı nâsda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362a ·
metinde göster ·
… ir kim bu şehir cümle âteşperestler idi. Ve Erdeşîr bu şehir etrâfı çölünde 131
tur‘a
akıdup imâr etdi. Ba‘dehû Enûşirvân imâr etdi, ba‘dehû Âl-i Abbâsiyân'dan el-Mü …
Manzara-i eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Tikrit: Evvelâ vech-i tesmiyyesi oldur kim lisân-ı Moğol'da bu kal‘aya Dikrit derler. Zîrâ Hulâgû asrında hâkimine Dikrit derlerdi, hâlâ ol ismile müsemmâdır. Ve bânîsi ibtidâ Erdeşîr Bâbek'dir kim bu şehir cümle âteşperestler idi. Ve Erdeşîr bu şehir etrâfı çölünde 131 tur‘a akıdup imâr etdi. Ba‘dehû Enûşirvân imâr etdi, ba‘dehû Âl-i Abbâsiyân'dan el-Mütevekkil Alallah imâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 405b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû şâh-ı İrân-zemînden Kör Hudâbende Şâh "Nitekim bu hâk-i Irâk böyle
tur‘a
nehirleriyle âbâdândır. Osmânlı Bağdâd'ı destimizde koymaz." deyü bu Düceylân a …
Ba‘dehû şâh-ı İrân-zemînden Kör Hudâbende Şâh "Nitekim bu hâk-i Irâk böyle tur‘a nehirleriyle âbâdândır. Osmânlı Bağdâd'ı destimizde koymaz." deyü bu Düceylân arkının ibtidâsı bu Tikrit kal‘ası dibinden doldurup mu‘attal eder. Ammâ hâlâ bu sene-i mübârekede Murtezâ Paşa 406b efendimiz kendü mâlından bin kise mâl sarf edüp kırk elli bin âdem ile (---)(---) nâm mahalden nehr-i Düceylân arkın açarken reh-i râst üzre bir seng-i hârâ zâhir olup ol seng-i siyâhı kûh-kenlere Ferhâdî tîşeler ile Ferhâd-vâr kesdirüp ve kayalar üzre âteşler yakup sarp sirkeler dökerek kayaları pâre pâre edüp çâr-nâ-çâr nehr-i Düceylân'ı cereyân etdirüp cezîre-i Tikrit'i ve hâk-i (---) reyy edüp üç yüz pâre kurâ-yı azîmler iskân etdirüp hâlâ bin aded atlı ile Düceylân ağası hükûmet edüp beher sene beşer yüz kise hâsıl olur nehr-i Düceylân âlî ağalıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 406a–406b ·
metinde göster ·
kenârına vâki‘ olmuşdur. Bir minâreli câmi‘i ve kırk elli aded hâne-i müfîd [ü] …
Bu âsitâne nehr-i şatt'dan müteferrika olmuş bir tur‘a kenârına vâki‘ olmuşdur. Bir minâreli câmi‘i ve kırk elli aded hâne-i müfîd [ü] muhtasarlı kenddir, ammâ bâğ u bâğçesi ve hammâmı ve çârsû-yı bâzârı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 1b ·
metinde göster ·
… nç ve limon râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Ve niçe bin âb-ı revânlar
tur‘a
tur‘a cereyân edüp cemî‘i hadîka-i ravza-i Rıdvânları âb-ı hayvânlar rey edüp c …
Bâğ u bâğçeleri eyle çokdur kim ol Kisoma sahrâsı limon ve turunç ve kebbât ve zeytûn ve nâr ve incir ve servi dırahtları fezâ-yı lâlezârını niçe bin gûne eşcârât-ı müsmirâtlar ile müzeyyen olup rûy-ı arzı Cenâb-ı Bârî ne kadar ahcâr [u] eşcârât-ı gûnâ-gûnlar var ise bu sahrâda mevcûd edüp şükûfe-i turunç ve limon râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Ve niçe bin âb-ı revânlar tur‘a tur‘a cereyân edüp cemî‘i hadîka-i ravza-i Rıdvânları âb-ı hayvânlar rey edüp cemî‘i cinîn-i müşebbek bostânları bâğ-ı Merâm-misâl bir sevâd-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 321b ·
metinde göster ·
Bâğ u bâğçeleri eyle çokdur kim ol Kisoma sahrâsı limon ve turunç ve kebbât ve zeytûn ve nâr ve incir ve servi dırahtları fezâ-yı lâlezârını niçe bin gûne eşcârât-ı müsmirâtlar ile müzeyyen olup rûy-ı arzı Cenâb-ı Bârî ne kadar ahcâr [u] eşcârât-ı gûnâ-gûnlar var ise bu sahrâda mevcûd edüp şükûfe-i turunç ve limon râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Ve niçe bin âb-ı revânlar tur‘a tur‘a cereyân edüp cemî‘i hadîka-i ravza-i Rıdvânları âb-ı hayvânlar rey edüp cemî‘i cinîn-i müşebbek bostânları bâğ-ı Merâm-misâl bir sevâd-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 321b ·
metinde göster ·
… olduğıyçün Bâb-ı Meryem derler. Beş yüz adımda gelinir. şark cânibinde Cebel-i
Tûr'a
mekşûf iki kat demir kapudur.
Bu mahalden gayri kıble cânibine eniş aşağı handak içre Bâb-ı şubât, Meryem Ana bu mahalde medfûn olduğıyçün Bâb-ı Meryem derler. Beş yüz adımda gelinir. şark cânibinde Cebel-i Tûr'a mekşûf iki kat demir kapudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y209b ·
metinde göster ·
… keledir. Dağlar içre sâkin olan Urbânlar metâ‘ların bu iskeleye getirüp cebel-i
Tûr'a
yâhûd Süveys'e götürürler. Bu benderi ubûr edüp 14 sâ‘atde,
Andan yine cânib-i garba muğaylânlı ve dere ve depeli yerler içre misvâk ağaçları kesüp leb-i deryâda bender-i El-vecih nâmında bir iskeledir. Dağlar içre sâkin olan Urbânlar metâ‘ların bu iskeleye getirüp cebel-i Tûr'a yâhûd Süveys'e götürürler. Bu benderi ubûr edüp 14 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y373b ·
metinde göster ·
… n idi. Ammâ hayırlısı Melik Tavtîs'in Y 385b Nîl'i Süveys'e cereyân etdirdiği
tur‘a
ol halîc açılsa Mekke ve Medîne ganîmet olup donanma-i azîm ile Yemen dahi feth …
Ammâ Âl-i Osmân bir Mısır hazînesinden ferâğat etse ke'l-evvel küşâde olup Süveys'den gemiler Akdeniz'e Akdeniz'den Süveys'e gelmek mümkin idi. Ammâ hayırlısı Melik Tavtîs'in Y 385b Nîl'i Süveys'e cereyân etdirdiği tur‘a ol halîc açılsa Mekke ve Medîne ganîmet olup donanma-i azîm ile Yemen dahi feth olup bin pâre gemi ile kabza-i tasarrufa girmek mümkin olurdu. Ve hâlâ Mısır huccâcı Mekke'ye gidüp gelirken Süveys ile Mesâni‘ mâbeyninde mezkûr tur‘aların içinden güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y385a–Y385b ·
metinde göster ·
açup Nîl'i Feyyûm buhayresine cârî edüp hâlâ bir buhayre-i fecc-i amîkdir kim i …
Ve Sa‘îd-i âlî'den bir kanat urup bir tur‘a açup Nîl'i Feyyûm buhayresine cârî edüp hâlâ bir buhayre-i fecc-i amîkdir kim içinde niçe kerre yüz bin ecnâs-ı mahlûkât, haşerât-ı bahr vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y8b ·
metinde göster ·
… cereyân ederek bir kolu cânib-i şimâle Reşîd'e ve bir kolu Dimyât'da ve birkaç
tur‘a
kollar dahi deryaya dökülür. Ammâ bu Reşîd ve Dimyât kolları ana kollardır. Der …
Ve bu cezîreyi Nîl-i mübârek tâ ortadan şakk edüp, cezîrenin cânib-i cenûbunda yedi aylık yol, ıssız, beyâbân çöl [ü] çölistân, mesmûm, hayvânâtdan muhâtara yerlerde Cebelü'l-kamer'den nehr-i Nîl tulû‘ edüp anda yine nehr-i Nîl'den cem‘ olmuş bir buhayreye dökülüp andan yedi aylık yol cereyân ederek bir kolu cânib-i şimâle Reşîd'e ve bir kolu Dimyât'da ve birkaç tur‘a kollar dahi deryaya dökülür. Ammâ bu Reşîd ve Dimyât kolları ana kollardır. Deryâ-misâl Akdeniz'e mahlût olduğu yerlere "Merecü'l-bahreyni yeltekıyân" derler. Üç yüz mîl acı deryâyı tatlı edüp deryânın rengin humret üzre eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y30b ·
metinde göster ·
… ş dörd para, ve eyâlet-i Mısır'da vâki‘ olan cüsûr-ı sultâniyyeler mühimmâtı ve
tur‘a
cerfleri içün ve cümle keşşâfların sâyir levâzımâtlarıyçün vilâyet kâşiflerine …
Ve Dergâh-ı âlîye irsâliyye ihrâcâtı toksan yedi kîse mâl ile on bin beş yüz altmış beş para, ve ihrâcât-ı mukâta‘ât-ı sâyire nâmıyla mahrûse-i Mısır dîvânında masraf olan senevî on yedi kîse ile iki bin üç yüz yetmiş dörd para, ve eyâlet-i Mısır'da vâki‘ olan cüsûr-ı sultâniyyeler mühimmâtı ve tur‘a cerfleri içün ve cümle keşşâfların sâyir levâzımâtlarıyçün vilâyet kâşiflerine teslîm olunan altmış üç kîse ile yedi bin beş yüz yigirmi sekiz para.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y71b ·
metinde göster ·
tur‘a kesüp Mısır şehrinin cânib-i selâsında olan gaytânlara taksîm edüp beş ay …
Ammâ bu halîc-i kebîrleri sonra gelen mülûkler tur‘a tur‘a kesüp Mısır şehrinin cânib-i selâsında olan gaytânlara taksîm edüp beş ay anlarda dahi gemiler ve kayasalar gezer. Cümle kırk tur‘adır kim şehr-i Mısır'ı kırk beş yerden şakk etmiştir. Bu halîc tur‘alar mevsîminde Mısır cennet olup suya ganî olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y130b ·
metinde göster ·
Ammâ bu halîc-i kebîrleri sonra gelen mülûkler tur‘a
tur‘a
kesüp Mısır şehrinin cânib-i selâsında olan gaytânlara taksîm edüp beş ay anlar …
Ammâ bu halîc-i kebîrleri sonra gelen mülûkler tur‘a tur‘a kesüp Mısır şehrinin cânib-i selâsında olan gaytânlara taksîm edüp beş ay anlarda dahi gemiler ve kayasalar gezer. Cümle kırk tur‘adır kim şehr-i Mısır'ı kırk beş yerden şakk etmiştir. Bu halîc tur‘alar mevsîminde Mısır cennet olup suya ganî olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y130b ·
metinde göster ·
… m oldu. Hulâsa-i kelâm şehr-i Mısır'ın enderûn [u] bîrûn ve cânib-i erba‘asında
tur‘a
ve halîcler üzre cümle üç yüz kırk altı cisir vardır. Zîrâ Mısır'ın cânib-i erb …
Ve bu mahalde Mısır şehri içre cereyân eden halîc üzre olan cisrler tamâm oldu. Hulâsa-i kelâm şehr-i Mısır'ın enderûn [u] bîrûn ve cânib-i erba‘asında tur‘a ve halîcler üzre cümle üç yüz kırk altı cisir vardır. Zîrâ Mısır'ın cânib-i erba‘asında bâğçeler ve besâtînler mâbeynlerinde Nîl cereyân edüp üstünde cisirler vardır. Ve bu halîc ve tur‘alar cereyân ederek Mısır'ın enderûn [u] bîrûnunda olan halîclere leb-ber-leb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y131b ·
metinde göster ·
… se üzre Nîl-i mübârekin mürtefi‘ olan yerlerinde kehene-i mütekaddimînler Nîl'i
tur‘a
tur‘a ve halîc halîc kesüp vilâyet vilâyet cereyân etdirdiler. Arâzî-i Mısır ta …
Evvelâ Nîl kesimi Nîl kesimi deyü cihân-ârâ olan Nîl kesimi oldur. Ekâlîm-i Mısır'da âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim yağmur yağmaz, yağar ise de kifâyet etmez. Ol ecilden Hazret-i İdrîs mu‘cizesiyle ilm-i hendese üzre Nîl-i mübârekin mürtefi‘ olan yerlerinde kehene-i mütekaddimînler Nîl'i tur‘a tur‘a ve halîc halîc kesüp vilâyet vilâyet cereyân etdirdiler. Arâzî-i Mısır tamâm ray oldukdan sonra cemî‘i ibâdullâh Nîl ile gelen çamur üzre zirâ‘at edüp yetmiş günde mahsûl alup kût edinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y144b ·
metinde göster ·
… e Nîl-i mübârekin mürtefi‘ olan yerlerinde kehene-i mütekaddimînler Nîl'i tur‘a
tur‘a
ve halîc halîc kesüp vilâyet vilâyet cereyân etdirdiler. Arâzî-i Mısır tamâm ra …
Evvelâ Nîl kesimi Nîl kesimi deyü cihân-ârâ olan Nîl kesimi oldur. Ekâlîm-i Mısır'da âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim yağmur yağmaz, yağar ise de kifâyet etmez. Ol ecilden Hazret-i İdrîs mu‘cizesiyle ilm-i hendese üzre Nîl-i mübârekin mürtefi‘ olan yerlerinde kehene-i mütekaddimînler Nîl'i tur‘a tur‘a ve halîc halîc kesüp vilâyet vilâyet cereyân etdirdiler. Arâzî-i Mısır tamâm ray oldukdan sonra cemî‘i ibâdullâh Nîl ile gelen çamur üzre zirâ‘at edüp yetmiş günde mahsûl alup kût edinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y144b ·
metinde göster ·
… Ve bu Nîl-i mübârek taşup cemî‘i Mısır vilâyetinde yedi bin halîc ve on bir bin
tur‘a
vardır. İnşâallâh anlar dahi herbiri mahallile inşâ olunur. Mezkûr tur‘alardan …
Ammâ hakîr seyâhat edüp ayne'l-yakîn hâsıl etdiğim tahrîr eyledim. Ve bu Nîl-i mübârek taşup cemî‘i Mısır vilâyetinde yedi bin halîc ve on bir bin tur‘a vardır. İnşâallâh anlar dahi herbiri mahallile inşâ olunur. Mezkûr tur‘alardan Nîl cereyân edüp arâzî-i Mısır ray olmak ile zirâ‘at olunur. Yohsa iklîm-i Mısır'da yağmur yağmaz, ancak yılda bir kerre ve iki kerre bârân-ı rahmet nâzil olur. Nîl-i mübârek taşmasa el-ıyâzü billâh kaht [u] galâ olur. Anıniçün bu Nîl kesimine i‘tibâr edüp sürûr [u] şâdumânîler ederler. Yohsa Mısır pek cezîre yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y157b ·
metinde göster ·
Ve ba‘zı yerlerde kantaralar ya‘nî köprüler vardır, altından Nîl cereyân edüp bir kurâya dahi giden Nîl yoluna tur‘a derler, ya‘nî ırmak demekdir, ol arklardan Nîl cereyân edüp vilâyeti sıvarır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158a ·
metinde göster ·
ve bürkelerdir kim hendese ilmi üzre Hazret-i İdrîs ta‘lîmiyle selef keheneleri …
Elhâsıl cümle Mısır hâki böyle kol kol halîc ve tur‘a ve bürkelerdir kim hendese ilmi üzre Hazret-i İdrîs ta‘lîmiyle selef keheneleri ve mühendisleri hâk-i Mısır'ı bu gûne tarh eylemişlerdir kim görmeğe muhtâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158a ·
metinde göster ·
… r ay yeşil cereyân edüp muzır olmasının aslı oldur kim sene-i sâbıkdan halîc ve
tur‘a
ve buhayrelerde yıllamış sular vardır, şiddet-i hârda zehirnâk mahlûkât haşerât …
Ve bu Nîl bir ay yeşil cereyân edüp muzır olmasının aslı oldur kim sene-i sâbıkdan halîc ve tur‘a ve buhayrelerde yıllamış sular vardır, şiddet-i hârda zehirnâk mahlûkât haşerât ve akreb ve yılan ve çıyan ve kepçe kuyruk misilli mesmûm mahlûklardan ölüp kalmış kurdlanmış ve müsta‘mel olmuş niçe bin buhayrelere Y 160b Nîl-i cedîd girüp dâhil olunca cümle zehirnâk suları sürüp çıkarup Mısır'a cereyân etdikde Nîl-i mübârek yemyeşil akar. Andan nûş edenlerin elbette yâ ayağı tulum gibi şişer yâhûd bedeninde ur olur yâhûd hayâsı debe olup ol mahalde hâtûnu gebe olur, mütevellid olan ma‘sûm cüzâm olur. Pek ihtirâz lâzımdır, bir ay sebîllerden âb-ı hayât sular içmek gerekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y160a–Y160b ·
metinde göster ·
… yetmiş mîl cereyân eder yerleri vardır. Bu Edil'den mâ‘adâ nehir bunun yanında
tur‘a
gibi cereyân ederler.
İhvân-ı bâ-safâya şöyle ma‘lûm ola kim bu hakîr-i pür-taksîr seyyâh-ı âlem Evliyâ fakîr kırk bir sene seyâhatde ayne'l-yakîn gördüğüm nehr-i azîmlerde evvelâ cümleden büyük nehr-i Edil, ba‘dehu nehr-i Cayık, andan nehr-i Tuna, andan nehr-i şattü'l-arab, andan Mısır diyârında nehr-i Nîl-i mübârek mâh-ı Temmûz'da deryâ olur ammâ gayrı zamânda Bağdâd'a karîb Diyâle nehri kadardır. Ammâ nehr-i Edil ebedü'd-dehr kırk, elli, altmış, yetmiş mîl cereyân eder yerleri vardır. Bu Edil'den mâ‘adâ nehir bunun yanında tur‘a gibi cereyân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y255a ·
metinde göster ·
kenârında bir düz sahrâlı yerde bir sevâd-ı mu‘azzam şehir imiş. Hâlâ niçe bin …
Ve şehri Nîl-i mübârekden ayrılmış bir tur‘a kenârında bir düz sahrâlı yerde bir sevâd-ı mu‘azzam şehir imiş. Hâlâ niçe bin imâretlerinin âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir. Hâlâ günden güne harâbe olup halkı Âbyâr şehrine hicret edüp anıniçün Âbyâr şehri ma‘mûr olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y298a ·
metinde göster ·