… îl şeker ve fındık ve leblebi ve râzyâne ve kişmikiş ve nârenc kabuğu 174a ve
ûd-ı
mülebbes ve kahve dâne mülebbesi ve bâdem mülebbesi ve Şâm fısdığı mülebbesi ve …
Esnâf-ı şekerciyân-ı Galata: Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânlar niçe bin gûne bâdem şeker ve fısdık şeker ve zencebîl şeker ve fındık ve leblebi ve râzyâne ve kişmikiş ve nârenc kabuğu 174a ve ûd-ı mülebbes ve kahve dâne mülebbesi ve bâdem mülebbesi ve Şâm fısdığı mülebbesi ve sanavber fısdığı mülebbesi, bunun emsâli niçe bin elvân mülebbes sükker ni‘metlerin hâs u beyâz ve billûr ve necef [ve] moran câm katremîz şîşeler içre koyup dükkânlarında raflar üzre zeyn edüp ve niçe elvân atlas ve kemhâ ve hârâ ve dârâyîler ile dükkânların zeyn edüp âdâb üzre ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b–174a ·
metinde göster ·
… âb gılmânlar gülâb nisâr edüp ardı sıra niçe mahbûblar dahi tarafeyne buhûr [u]
ûd-ı
mülebbes ve amber-ı hâm yakarak ubûr ederler.
Bunların alayından sonra emîn ağanın alayı mevc mevc ve fevc ü fevc gelüp şâhrâhın iki tarafında olan âdemlerin bay [u] gedâsına cevâhir gülâbdânlar ile pençe-i âfitâb gılmânlar gülâb nisâr edüp ardı sıra niçe mahbûblar dahi tarafeyne buhûr [u] ûd-ı mülebbes ve amber-ı hâm yakarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178b ·
metinde göster ·
… cânân sohbetleri edüp gûnâ-gûn et‘ıme-i nefîse ve mümessek hoşâblar ve gülâb ü
ûd-ı
anberler ile derûn-ı hammâm hoş-bû olup hoşâb zevkleri ederler.
Amma beşinci ılıca-i kebîr tâ şehrin ayne'l-fi‘linde vâki‘ olup bir kubbe-i azîm câmekânı vardır. Bin aded âdem alur ortasında havz [u] şadırvanı var, andan içeri bir kubbe-i azîmi var kim âdem birbirin güç ile teşhîs eder. Kubbenin cânib-i erba‘asında altı aded kemerler vardır. Her kemer altında birer hanefî kurnaları kol kalınlığı suları cereyân etmededir. Ve iki halveti var, birine akhalvet derler bir kurnası var. Kurnasında bir kurbağı resmi var, ana işâretdir kim "Sen benî Âdem'sin, kurbağı gibi suda çok durma" demekdir. Ve halvet gâyet rûşen ve beyâz mermer-i hâmlar ile döşendiğinden "akhalvet derler. Ve birine "karahalvet derler, hakkâ ki muzlimdir. Ve bir kurnaya "diner kurna" derler, havz-ı kebîrin sol cânibindedir. Kurnaya ba‘îd dîvârda bir delik vardır, ol deliğe bir âdem parmağın soksa yâhûd ol deliğe ağzıyla üflese ol kurnanın suyu akmaz olur. Parmağın çeküp üflemese yine akmağa başlar, aceb temâşâdır. Bu kubbe-i azîmin ortasında halîc kadar bir havz-ı azîm vardır kim âdem kaddinde aşren fe-aşren pâk mâ-i suhn ile leb ber-lebdir. Dâ’iren-mâdârında altışar kademe nerdübânları var ve mermer ejder ve arslan kellelerinden âb-ı hayât sular cereyân edüp havza rîzân olur ammâ gâyet ıssıdır. Bu havz içre cemî‘i âşıkân-ı sâdıkân müştâkân-ı ma‘şûka ve yârân-ı bâ-safâlarıyla bilâ-vâsıta koç-kucağ olup mâlik-i bahr gibi şinâverlik edüp kimi perendebâzlık, kimi rakkâslık edüp el ele verüp semâ‘ ederler. Niçesi el ele olup turna katarı olup "kur kur" deyü turna sadâsı ederek deverân ederler. Kimisi bir yire cem‘ olup birbirlerin derâğûş edüp omuzlarına ayak üzre bir kat âdem dahi birbirlerin kucaklayup eyle semâ‘ ederler. Bir hây-hûydur kim ta‘bîr olunmaz. Hakîr bu havza "mecma‘-i dilberân" dedim. Zîrâ herkes dilber-i ra‘nâlar ile bîlâ vâsıta koç-kucağ ba‘dehû bir genc künci bucâğ isterse ol çağ; istemezse öbür çağ eder. Böyle bir havz-ı vâsıtadır. Ve niçe yüz garîb ü gurebâ kurnalarda câmekânda, câme vü câmehâbın gasl edüp pâk eder. Ve niçe yüz âdem dahi mahbûb dellâklare kese ve sabun sürdürüp kendi dahi dellâke sabun gibi sürünüp kimi pâk ve kimi şerâ’it-i guslü bilmeyüp nâ-pâk olur. Bir cah-cahûn hengâme-i hâl-i diyer-gûndur kim akl-ı kâsır hayrân olur. Ve bu ılıcada bây [u] gedâ birdir. Eğer peştemâlın var ise hammâmcıya bir akçe vermeden çıkarsın, meğer esbâbın hıfz edene bir penez veresin. Zîrâ Camâpur askeri gibi bî-hisâb ecnâs-ı mahlûkât haşerâtlar gelüp gitmededirler. Ve eğer peştemâlın yok ise hammâmdan peştemâl alup kise sabun sürünürsen iki akçe verirsin. Ve ba‘zı şehir a‘yânı şeb-i yeldâlarda yetmiş seksen aded yârân u pîr [ü] cüvân banayı halvet edüp niçe yüz aded kanâdiller ile ve gûnâ-gûn şem‘-i asel-i kâfûrîler ile çerâğân edüp âlem-i ağyârdan bî-haber tâ sabâha dek cân-ı cânân sohbetleri edüp gûnâ-gûn et‘ıme-i nefîse ve mümessek hoşâblar ve gülâb ü ûd-ı anberler ile derûn-ı hammâm hoş-bû olup hoşâb zevkleri ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 140a ·
metinde göster ·
… âteş-tâb ve iki kıt‘a pîrûze hançer kabzası ve altı aded sandûkacıklarla cümle
ud-ı
Mâverdî geldi. Hatta bu levha sandûkanın biri uddan idi ve kâmil kırk vukiyye m …
Paşa bu sandûkaları hanıma gönderüp niçe bî-kıymet eşyâlar fürûht olunup ba‘de'l-asr dîvân ber-taraf olup ba‘de'l-letî ve'lletâ nısfu'l-leyl olup âlem ağyârdan bî-haber iken hanım tarafından on bâğça-i gûnâ-gûn akmişe-i fâhireler ve ibrişim kenârlı serâvîl ü kamîsler ve üç kise bundukânî altun ve Kaya Sultân içün bir tâc-ı Keyânî ve bir tâc-ı murassa‘ ve yedi çarkâb mücevher haftân ve kırk kıt‘a yâkût ve yüz kıt‘a la‘l-i Bedahşân ve yüz aded pîrûze ve elli aded zeberced ve elli kıt‘a onar kırat gelir elmas-ı makbûl-i inâs-ı âbdâr-ı âteş-tâb ve iki kıt‘a pîrûze hançer kabzası ve altı aded sandûkacıklarla cümle ud-ı Mâverdî geldi. Hatta bu levha sandûkanın biri uddan idi ve kâmil kırk vukiyye müşk-i Hoten ve kâmil iki yüz şemmâme amber idi. Amber Ağa ile geldi ve üç pîrûze fincân ve üç aded kâse-i Yemenî ve bir zümürrüd fincân ve üç aded Seylân tabak ve zerdûz kâr-ı Usta Fîrûz otak perdesi geldi kim gûyâ serâperde-i Süleymânî idi. Ve Kaya Sultân içün bir cevâhir kemer-i münevver idi kim kırk bin guruş bahâ takdîr etdiler ve yine Kaya Sultân içün bir hınnâ kutusu içre zer-i hâlisden mücevher ü murassa‘ tarz-ı Horasânî bilezik ve bir halhal-ı Arabî ve altı aded menkûş kebânî geldi ve bir sorguc-ı hümâ ve bir murassa‘ tılsım-ı İskender ve niçe kaleme gelmez bî-hisâb zî-kıymet eşyâlar geldi kim hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 278a ·
metinde göster ·
… karî Celularının ellerine mâl-ı ganâ’imden dörd arka yükü çuvallarıyla ellerine
ûd-ı
mülebbes ve ûd-ı sandal-ı müdennes girüp haymelerinde süd ile darı aşı pişirmek …
Bu mahalde Hakkarî Celularının ellerine mâl-ı ganâ’imden dörd arka yükü çuvallarıyla ellerine ûd-ı mülebbes ve ûd-ı sandal-ı müdennes girüp haymelerinde süd ile darı aşı pişirmek iktizâ eder. Mezkûr Celüvlar dağ âdemîleri olmağile ûd u amber ü sandal nedir, ne bilsinler. Açlıkları gelmiş bir alây yağî ü bâğî ü dağî âdemler darı ile südü tencereye koyup ûda ve sandala âteş edüp ta‘âm pişirirken ûd u sandalın râyiha-i tayyibesi ordu halkının dimâğların mu‘attar etdikde "Siz hân bâğından ûd yağma etmişsiz" deyü dörd yük ûd-ı mülebbes ve sandal ile mezkûr Celüvîleri paşa huzûruna getirüp kıssa-i pür-hisselerin paşaya nakl edüp cümle 279a huzzâr-ı meclis gülmeden gaşy oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 278b–279a ·
metinde göster ·
… ellerine mâl-ı ganâ’imden dörd arka yükü çuvallarıyla ellerine ûd-ı mülebbes ve
ûd-ı
sandal-ı müdennes girüp haymelerinde süd ile darı aşı pişirmek iktizâ eder. Mez …
Bu mahalde Hakkarî Celularının ellerine mâl-ı ganâ’imden dörd arka yükü çuvallarıyla ellerine ûd-ı mülebbes ve ûd-ı sandal-ı müdennes girüp haymelerinde süd ile darı aşı pişirmek iktizâ eder. Mezkûr Celüvlar dağ âdemîleri olmağile ûd u amber ü sandal nedir, ne bilsinler. Açlıkları gelmiş bir alây yağî ü bâğî ü dağî âdemler darı ile südü tencereye koyup ûda ve sandala âteş edüp ta‘âm pişirirken ûd u sandalın râyiha-i tayyibesi ordu halkının dimâğların mu‘attar etdikde "Siz hân bâğından ûd yağma etmişsiz" deyü dörd yük ûd-ı mülebbes ve sandal ile mezkûr Celüvîleri paşa huzûruna getirüp kıssa-i pür-hisselerin paşaya nakl edüp cümle 279a huzzâr-ı meclis gülmeden gaşy oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 278b–279a ·
metinde göster ·
… dimâğların mu‘attar etdikde "Siz hân bâğından ûd yağma etmişsiz" deyü dörd yük
ûd-ı
mülebbes ve sandal ile mezkûr Celüvîleri paşa huzûruna getirüp kıssa-i pür-hiss …
Bu mahalde Hakkarî Celularının ellerine mâl-ı ganâ’imden dörd arka yükü çuvallarıyla ellerine ûd-ı mülebbes ve ûd-ı sandal-ı müdennes girüp haymelerinde süd ile darı aşı pişirmek iktizâ eder. Mezkûr Celüvlar dağ âdemîleri olmağile ûd u amber ü sandal nedir, ne bilsinler. Açlıkları gelmiş bir alây yağî ü bâğî ü dağî âdemler darı ile südü tencereye koyup ûda ve sandala âteş edüp ta‘âm pişirirken ûd u sandalın râyiha-i tayyibesi ordu halkının dimâğların mu‘attar etdikde "Siz hân bâğından ûd yağma etmişsiz" deyü dörd yük ûd-ı mülebbes ve sandal ile mezkûr Celüvîleri paşa huzûruna getirüp kıssa-i pür-hisselerin paşaya nakl edüp cümle 279a huzzâr-ı meclis gülmeden gaşy oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 278b–279a ·
metinde göster ·
… mahallinde Hân'a bir kîse altun harc-ı râh ve beş şemâme amber-i hâm ve on okka
ûd-ı
Mâverdî ve yüz çift münakkaş Kaya Sultân yağlıkları ve Hân'ın beline yine bir m …
Sitâyiş-i netâyic-i ziyâfet: Üçüncü gün ki oldu ba‘de'l-futûr nefîr-i Hûşenk-şâhî ve Efrâsiyâb sûrnâları ve hâkâniyân kösleri çalınup cümle Tatar askeri Turla nehri geçidi başına gidüp Hân hazretleri kendü yakın ağalarıyla ve kapu kullarıyla Paşa yanında kalup Paşa ile Hân vedâ‘ mahallinde Hân'a bir kîse altun harc-ı râh ve beş şemâme amber-i hâm ve on okka ûd-ı Mâverdî ve yüz çift münakkaş Kaya Sultân yağlıkları ve Hân'ın beline yine bir mücevher zerrîn kemer ve bir hançer-i zü'l-fecâm ve bir kat yine libâs-ı fâhire ve bir semmûr lipâçe-i nâdire kim dîbâya kaplu, Paşa kendü eliyle Hân'ın arkasına geydirüp ta‘zîm ü tekrîm etdi ve tefâruk ve nevâdirât kısmından zî-kıymet girân-bahâ beş boğça envâ‘ından kâlâ-yı vâlâ-yı akmişe-i fâhire ve altun sîmîn âvânî kısmından buhûrdân ve gülâbdân ve şam‘dân ve sîm sini ve on aded sîm suhûnlar pîşkeş çekildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51a ·
metinde göster ·
… kalemûn pîşkîr ve gûnâ-gûn Lahorî şallar ve on şemâme amber-i hâm ve bir kantar
ûd-ı
Mâverdî ve sâ’ir levâzımâtlar ile yetmiş çift sarây yağlıkları gönderüp Hasan P …
"İlahî, ey Hâlik-ı kevneyn Arapça ,'sin ammâ bu ne sırdır kim Ilgın şehri altında beni yüz bin askerimle bu celâlîler münhezim etdirüp mâl-ı Karûn'a mâlik iken bir atımla kaçup cânım kurtardım. şimdi bugünkü günde cümle hasımlarımı Haleb kal‘ası tokadına dıkup cümlesi ayağıma yüz sürdüler. İlahî, ben bir abd-i za‘îf âsî kulunun cürmüme bakmayup afvınla mu‘âmele eyle. Eğer istidrâc ise yâ Rabbî, bu devleti bana gösterme" deyüp firâvân tazarru‘ u nâlişler eyledi ve taşra çıkup fevka'l-had bî-hisâb izhâr-ı sürûr ve behcet edüp inbisât-ı şâdumânî gösterüp Hasan Paşa ve Tayyaroğlu'nun ve Ken‘ân Paşa'nın akîblerince boğça boğça zî-kıymet girân-bahâ kâr-ı Hindî zertârîler ve susîler ve cûdîler ve malayîler ve zâğîler ve germesûdlar ve Mahmûd-âbâdlar ve bir incü tesbîh kim cümle dürr-i yetîm idi ve bir summât-ı Muhammedî ta‘âm kim cümle kırk aded sîm âvânî suhûn-ı münakkaşlar kim içlerinde cümle mümessek ü mu‘amberîn ve muza‘ferîn ni‘met-i nefîse ile memlû ve sîm sini ve sîm leğen ve ibrik ve gûnâ-gûn fağfûr-ı Çin ve tabaklar ve münebbet kâseler ve Kuknus burnundan ve mercan ve kehribâr ve Seylân'dan murassa‘ kaşıklar ve girân-bahâ mücevher gülâbdân ve buhûrdân 73a ve zertârî münakkaş bukalemûn pîşkîr ve gûnâ-gûn Lahorî şallar ve on şemâme amber-i hâm ve bir kantar ûd-ı Mâverdî ve sâ’ir levâzımâtlar ile yetmiş çift sarây yağlıkları gönderüp Hasan Paşa ile Murtazâ Paşa tekmîl-i mahabbet edüp Hasan Paşa bu hedâyâlardan vâfir tesliye-i hâtır bulup şâd oldu kim Hasan Paşa Murtazâ Paşa'yı bozduğuna nâdim olup "Âh ben bana etdim" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 72b–73a ·
metinde göster ·
… î‘i erbâb-ı züvvâra gülâblar ve ıtrı şâhî ve mâ-i kâdî ve mâ-i ezhâr nisâr edüp
ûd-ı
Mâverdî ve ûd-ı mülebbesler yakup kabr-i münevverin içinde rûh-ı Memi Cân şâd [ …
Ve âsitâne-i pür-envâr içinde olan huddâmân cemî‘i erbâb-ı züvvâra gülâblar ve ıtrı şâhî ve mâ-i kâdî ve mâ-i ezhâr nisâr edüp ûd-ı Mâverdî ve ûd-ı mülebbesler yakup kabr-i münevverin içinde rûh-ı Memi Cân şâd [u] handân olup cemî‘i ehl-i züvvâr demâğları mu‘attar olur, cânımın cânı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180a ·
metinde göster ·
… âra gülâblar ve ıtrı şâhî ve mâ-i kâdî ve mâ-i ezhâr nisâr edüp ûd-ı Mâverdî ve
ûd-ı
mülebbesler yakup kabr-i münevverin içinde rûh-ı Memi Cân şâd [u] handân olup c …
Ve âsitâne-i pür-envâr içinde olan huddâmân cemî‘i erbâb-ı züvvâra gülâblar ve ıtrı şâhî ve mâ-i kâdî ve mâ-i ezhâr nisâr edüp ûd-ı Mâverdî ve ûd-ı mülebbesler yakup kabr-i münevverin içinde rûh-ı Memi Cân şâd [u] handân olup cemî‘i ehl-i züvvâr demâğları mu‘attar olur, cânımın cânı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180a ·
metinde göster ·
zebât ve mâverdin râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Ekseriyyâ …
Ve bâzâr-ı hüsün içre gûnâ-gûn ıtriyyât ve ûd-ı zebât ve mâverdin râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Ekseriyyâ râyiha-i hoş-bûsu telâtin derisi kokar. Bu hoş-bûluk bir küffâr memleketine mahsûs değildir. Gayri diyâr-ı küffâr balık sirke turşu ve murşu ve salamura ve şarâb ve arak kokar, ammâ bu Praşo müşg [ü] amber-i hâm kokar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28b ·
metinde göster ·
… z çâsâr huzûrundaki soffa üzre cümle müşk-i Hoten ve cümle amber-i hâm ve cümle
ûd-ı
Mâverdî ve cümle destâr-ı Muhammedî ve cümle kuşaklık zer-ender-zer hil‘at-i fâ …
Andan cümlemiz çâsâr huzûrundaki soffa üzre cümle müşk-i Hoten ve cümle amber-i hâm ve cümle ûd-ı Mâverdî ve cümle destâr-ı Muhammedî ve cümle kuşaklık zer-ender-zer hil‘at-i fâhireler meydân-ı mahabbete geldikde çâsârın fermânıyla bir hil‘at vâlidesine gönderüp birin başvezîre ve birin başpapasa geydirüp bu mahalde Raba {suyu cenginde} mürd olan Zirinoğlu'nun oğluna bir hil‘at-i fâhire geydirilüp Zirin vilâye[ti]ne ban olup eline çâsâr bir gümüş külüng verüp ban oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66a ·
metinde göster ·
Ve cümle dellâkleri ibrîşim futalar ile sîm-gûn bedenlerin dirâğûş etdirüp bellerinde fütûnî kîseler ve ellerinde sünnetî zînetî(?) hınnâlar urunmuş onar ve on beşer yaşında üstâd-ı Çerkes ve Abaza ve Gürcî ve Rus ve Leh ve Maskov dilberleri tâvûsî reftâr ile hırâm ederek gelüp âdeme yapışup gûnâ-gûn musanna‘ şîvekârlık ile herkesin murâd u merâmları üzre hizmet etdiklerinde âdemin sehâ damarları depreşüp cândan azîz şeylerin ol uryân hâlde iken vermek mukarrerdir. Tâ bu mertebe muğlim dellâk-i pâkleri var. Ve her bir gulâmlar âlüfte ellerinde mecmerelerle ûd-ı mülebbesler ve buhûr-ı hâverîler ihrâk edüp râyiha-i tayyibeden gasillerin dimâğları mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127a ·
metinde göster ·
… ibindeki revzenler câmi‘e nâzırdır. Ve bu kabr-i şerîfde ûd ve amber ve abîr ve
ûd-i
mülebbes râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olup râhatü'l-ervâh bulur.
Ve bu kubbenin kıblesinde bir mihrâb vardır. Ve sağ cânibindeki revzenler câmi‘e nâzırdır. Ve bu kabr-i şerîfde ûd ve amber ve abîr ve ûd-i mülebbes râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olup râhatü'l-ervâh bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y180b ·
metinde göster ·
Ve cemî‘i micmerede ûd u amber ve kâfûru ve sünbül-i hıtâyı ve ûd-i mülebbesi ihrâk ederler (---)(---)(---) Allâh deyü bükâ ederek ser-i sa‘âdetleri berâberine varıldıkda şemâme şemâme amber-i hâmlar ihrâk ederler. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y291a ·
metinde göster ·
… -ı şâhî ve mâ-i kâdî ve niçe bu ıtriyyât makûlesi bey‘ olup herkesin dükkânında
ûd-i
mâverdî ve ûd-i mülebbes çerâğân olup esvâk-ı sultânîde reftâr eden züvvârın de …
Ve her dükkânda ûd u amber şemâme ve kâfûrî ve sünbül-i hıtâyî ve misk ü zebât ve kalyemisk ve za‘ferân ve zaymurân ve aselbend u cavrî ve buhûr-ı Meryem ve gülâb ve mâ-i nârenc ve ıtr-ı şâhî ve mâ-i kâdî ve niçe bu ıtriyyât makûlesi bey‘ olup herkesin dükkânında ûd-i mâverdî ve ûd-i mülebbes çerâğân olup esvâk-ı sultânîde reftâr eden züvvârın demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y327a ·
metinde göster ·
… kâdî ve niçe bu ıtriyyât makûlesi bey‘ olup herkesin dükkânında ûd-i mâverdî ve
ûd-i
mülebbes çerâğân olup esvâk-ı sultânîde reftâr eden züvvârın demâğı mu‘attar ol …
Ve her dükkânda ûd u amber şemâme ve kâfûrî ve sünbül-i hıtâyî ve misk ü zebât ve kalyemisk ve za‘ferân ve zaymurân ve aselbend u cavrî ve buhûr-ı Meryem ve gülâb ve mâ-i nârenc ve ıtr-ı şâhî ve mâ-i kâdî ve niçe bu ıtriyyât makûlesi bey‘ olup herkesin dükkânında ûd-i mâverdî ve ûd-i mülebbes çerâğân olup esvâk-ı sultânîde reftâr eden züvvârın demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y327a ·
metinde göster ·
mâverd ve amber-i hâm ve ûd-i mülebbes ve kâfûrî ve müşk-i Hıtâ ve nâfe-i Hoten …
Ve sûk-ı Attârîn'de âdem ubûr etdükde ûd-i mâverd ve amber-i hâm ve ûd-i mülebbes ve kâfûrî ve müşk-i Hıtâ ve nâfe-i Hoten ve sünbül-i Hindî ve sünbül-i hıtâyî râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y331b ·
metinde göster ·
Ve sûk-ı Attârîn'de âdem ubûr etdükde ûd-i mâverd ve amber-i hâm ve
ûd-i
mülebbes ve kâfûrî ve müşk-i Hıtâ ve nâfe-i Hoten ve sünbül-i Hindî ve sünbül-i …
Ve sûk-ı Attârîn'de âdem ubûr etdükde ûd-i mâverd ve amber-i hâm ve ûd-i mülebbes ve kâfûrî ve müşk-i Hıtâ ve nâfe-i Hoten ve sünbül-i Hindî ve sünbül-i hıtâyî râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y331b ·
metinde göster ·
Mâverdî ve ıtr-ı şâhî (---)(---) zebât-ı pâdişâhî ve kalye misk-i hayvânî ve i …
Ve bir heccân hurcu ûd-i Mâverdî ve ıtr-ı şâhî (---)(---) zebât-ı pâdişâhî ve kalye misk-i hayvânî ve iki deve bârı Lahsa ve Basra kargısı serâmed gönderler gönderdi. Paşa hazretleri bunların birine iltifât etmeyüp bunları getüren yerine yerine etmeyüp şerîf Berekât'ın kethudâsına buyurdular kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y365a ·
metinde göster ·
Ve bu hareme her leyle-i cum‘ada ibrîşim zî-kıymet hâlîçeler döşenüp salât-ı ışâ edâ olup sûre-i Mülk tilâvet olundukdan sonra cümle uşşâk hâzır olup evrâd [u] ezkârlar tamâmından sonra tevhîd-i sultânîye başlayup cümle uşşâk el ele kol kola olup deverân ederek semâ‘-i safâ edüp tevhîd-i erreye meşgûl olurlar kim âsitâne-i Gülşenî gülşen-i bâğ-ı İrem olur. İki koldan zâkir ü şâkirler andelîb-âsâ nevâsâzlık ve nağme-perdâzlık edüp makâm-ı uşşâkda cümle uşşâkı mest [ü] medhûş edüp râstı karâr ederler. Ve Hâkî Dede ba‘zı fukarâlar ile micmerler ile ûd-i mülebbesler yakup cümle züvvârın yüzüne gülâb nisâr edüp cümle uşşâkâna sükker şerbeti bezl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y111b ·
metinde göster ·
… hamavî ve nebât-ı akîde ve şeker şerbetleri mebzûl olup kalanlara nisâr olarak
ûd-i
mâverdîler ihrâk olarak sabâha dek ihyâ ederler.
Andan ba‘de'l-asr Mısır'ın cemî‘i ulemâsı ve sulehâsı ve e’imme ve hutebâsı ve meşâyih-i izâmı gelüp bir azîm ziyâfet-i hâs olur kim ta‘bîr olunmaz. Zîrâ ulemâ gelince Ümmü'l-kıyâs câmi‘i içinde mâl-â-mâl olan avâm-ı nâs yeniçeriler cümle birer yaylım kurşum atup başçavuşdan iki Mısrî kîse ihsân alup iki bin mikdârı odabaşılar ve dayılar cümle giderler. Ammâ ol gece leyle-i cum‘a olmağile ulemâ aslâ gitmeyüp sabâha dek ihyâ edüp mevlûd-ı şerîf tilâvet olunup yine başçavuş mevlûd-ı şerîf okunurken peştemâl peştemâl nebât-ı hamavî ve nebât-ı akîde ve şeker şerbetleri mebzûl olup kalanlara nisâr olarak ûd-i mâverdîler ihrâk olarak sabâha dek ihyâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y145a ·
metinde göster ·
… gûne libâs-ı fâhireye müstağrak olmuş iç ağaları dahi gûnâ-gûn buhûrdânlar içre
ûd-i
mâverdî ve ûd-i mülebbes ve amber-i hâm ihrâk edüp cümle a‘yân râyiha-i tayyibe …
Akîblerince bir remmâ ve bir gûne libâs-ı fâhireye müstağrak olmuş iç ağaları dahi gûnâ-gûn buhûrdânlar içre ûd-i mâverdî ve ûd-i mülebbes ve amber-i hâm ihrâk edüp cümle a‘yân râyiha-i tayyibeye müstağrak olup demâğları mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183a ·
metinde göster ·
Akîblerince bir remmâ ve bir gûne libâs-ı fâhireye müstağrak olmuş iç ağaları dahi gûnâ-gûn buhûrdânlar içre ûd-i mâverdî ve ûd-i mülebbes ve amber-i hâm ihrâk edüp cümle a‘yân râyiha-i tayyibeye müstağrak olup demâğları mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183a ·
metinde göster ·
… meşin yasdığı ardından altı şemâme beyâz amber çıkarup ihsân etdi. Ve bir tobra
ûd-i
mâverdî ve iki tobra akîk-i yemenî ve mercân cevz-i bevvâ kadar iri habbeleri v …
Derhâl meşin yasdığı ardından altı şemâme beyâz amber çıkarup ihsân etdi. Ve bir tobra ûd-i mâverdî ve iki tobra akîk-i yemenî ve mercân cevz-i bevvâ kadar iri habbeleri verdi. Ve iki siyâh bâkire kızlar ve sekiz esmerü'l-vech gulâmlar verdi. Hakîr dahi ana bâr-ı azîm def‘iyçün bir fîl verdim. Gâyet memnûn oldu, ammâ hakîr andan ziyâde mesrûr oldum. Zîrâ bu fîller her gün yüzer deve yükü alef yerlerdi ve nehr-i Nîl'in gûyâ nısfın nûş ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y410b ·
metinde göster ·