Evsâf-ı Revân-ı Azerbaycân: Hamd-i Hudâ Revân Hânı Takî Alî Hân hemşîresinin sûrundan Bakü kal‘asından gelüp doğru anların sarâyına mihmân olup ertesi Kars ağaları ve Kağızmân ağalarıyla hân dîvânına varup Karslı ve Kağızmânlı "Hânım! Bizi Erzurûm vezîrine hılâf-ı inhâne arz edüp kârbân urdılar deyüp üzerimize Evliyâ Ağa'yı ne mübâşeret göstermişsiz, lâyık mıdır?" deyü mâbeynlerindeki güft [ü] gû tahrîr olunmaz. Âhiru'l-kelâm kal‘a ağaları bî-günâh çıkup iftirâ edenler kârbân halkı imiş. Anlar hod Erzurûm'da mâ-beyne muslıhîn girüp Takî Alî Hân cümle ağalara üç gün ziyâfet-i uzmâ edüp hakîre yine beş tümen Abbâsî ve bir at ve paşaya bir katar tâvûsî maya devesiyle Revân pirinci ve serhad ağalarına dahi beşer onar pârçe ihsân edüp kal‘a-i Revân'dan hân mektûblarıyla tekrâr
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325b ·
metinde göster ·
… ği gibi dâl satûr-ı Muhammedî olup göz açdırmayup küffâra eyle satûr-ı mücezzem
urdılar
kim küffârın gerü bakmağa dermânı olmayup meğer nehr-i Çoruğ kenarında bir kaç …
Nehr-i Çoruğ kenarıyla ertesi gün ale's-sabâh Karadeniz sâhilinde kal‘a-i Gönye dibine varup anı gördük, cümle küffâr-ı bed-girdâr [u] murdâr Kazak-ı Ak, derûn-ı kal‘ada mâl-â-mâl olup hâç-peyker ile kal‘anın burc [u] bârûların zeyn edüp asâkir-i İslâm'ı gördüklerinde derûn-ı kal‘adan küffâr "Yâ jûj, yâ jûj" sadâsına rehâ buldurdu. Ve derûn-ı kal‘ada bî-bâk u bî-pervâ mütavattın olup yetmiş pâre şayka kayıkların zeyl-i kal‘aya bend edüp dururlar. Derûn-ı kal‘ada olan küffâr-ı dûzah-karârın çoğu mest [u] medhûş iken beri tarafda Seydî Ahmed Paşa yüz elli kadar iç ağalarıyla ve sâ’ir Tortum gâzîleri ve yolda imdâda gelen Mikrilistân ve Gürcîstân piyâdeleriyle bir ağızdan "Allah Allah!" deyüp der-ceng-i evvel göz karardup sâhil-i nehrde yatan gemilerine girüp der-ân amân vermeyüp gemilerin iplerin kesüp cereyân ederek yetmiş pâre kayıklar ile Karadeniz'e çıkup kayıklar içre beşer onar mikdârı mest [ü] medhûş kayık dîdebânlarının kimini dendân-ı tîğdan geçirüp kimini pây-beste ve dil-hâste esîr edüp anlara kürek çekdirerek cümle guzât şâdmân ederek yetmiş pâre kayıkları kal‘adan top menzili bâ‘id Hopan tarafı cânibine bir liman şekilli yerde kayd-bend edüp cümle küffâr derûn-ı kal‘adan mahsûr olup kayıklarıyla halas olmadan me’yûs olup yaralanmış hınzır gibi kudurup âteş-feşânlığa başladılar. Beri tarafda guzât-ı müslimîn gitdikçe çoğalup kal‘aya yürüyüş etmeğe mühimmâtlar görülüp küffârdan alınan şaykaların direk ve küreklerinden derhâl nerdübânlar edüp ve Mikrilistân'dan Laz meneksileleriyle gelen Mikril kayıklarının direklerin çıkarup nerdübânlar ve kayıkların karaya çıkarup siper gibi kal‘a altına çekerek kal‘anın cânib-i şarkîsinde ve cenûbına a‘lâ meterisler olup cümle guzât-ı müslimîn ve Gürcîstân ve Mikrilistân Aznavurları rûz-ı rûşende zîr-i kal‘aya meterise girüp derûn-ı kal‘adan küffâr-ı hîlekâr taşradan İslâm askeriyle serdâr kal‘aya kurşumlar urup her tarafdan hücûmlar edüp küffârın bir bölüğü bayrakların açup kal‘adan taşra guzât-ı müslimîn üzre hücûm edüp beri tarafdan Gâzî Seydî Ahmed Paşa kendü tevâbi‘iyle üç yüz mikdârı tüvânâ şehbâz dilâver [ü] serverleriyle "Allah! Allah!" deyüp kassab-ı cömerd köçeği gibi dâl satûr-ı Muhammedî olup göz açdırmayup küffâra eyle satûr-ı mücezzem urdılar kim küffârın gerü bakmağa dermânı olmayup meğer nehr-i Çoruğ kenarında bir kaç aded gemileri kalmış, anlara cân atup leb-ber-leb olunca gemileri gark olup âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 329a ·
metinde göster ·
… kılıç kapudan içeri hovlayup iç gulâmlarıyla birbirlerine eyle sâtûr-ı Haydarî
urdılar
kim Haydar Kethüdâ'nın yanı sıra niçe cânlar telef olup haliçeler üstü buheyre- …
Nûruddehr eydir: "Evliyâm, senin paşanın çerâğıdır, sen de hânı seversin, bir hançer ursana" dedikde yerimden pertâb edüp başından mendilin ve kulağından menkûşin ve belinde[n] Hayd[ar]î pâlheng ve hançeri kının ve bıçağın aldım, ammâ semmûr kürkü pâre pâre olmuşdu. Meğer fakîrin dahi cânı var imiş hemân hakîrin ayağına sarılup "Âh!" deyüp ayağa kalkup yine düşünce oda içre fakîri iç oğlanları dilim dilim ederken kapudan taşrada Haydar Kethüdâ'nın pabucı ve çizmesin dutan huddâmları dal kılıç kapudan içeri hovlayup iç gulâmlarıyla birbirlerine eyle sâtûr-ı Haydarî urdılar kim Haydar Kethüdâ'nın yanı sıra niçe cânlar telef olup haliçeler üstü buheyre-vâr deryâ-yı hûn oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 10a ·
metinde göster ·
Hudâ âlim u dânâdır kim taşradan içeri giren Kürd yiğitleri eyle kılıç
urdılar
kim Kassâb Cömerd eyle satır urmamışdır, ammâ çe-fâ’ide, beş altı kişi yetmiş s …
Hudâ âlim u dânâdır kim taşradan içeri giren Kürd yiğitleri eyle kılıç urdılar kim Kassâb Cömerd eyle satır urmamışdır, ammâ çe-fâ’ide, beş altı kişi yetmiş seksen cülâver iç gulâmlarına neylesin? Beğler ve hakîr bir bucakda kalup üzerimiz cümle kızıl kan oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 10a ·
metinde göster ·
… lup bu sefer ganîmetinden sonra Bâğçesarây'ın ekseriyyâ evlerin kırmızı kiremit
urdılar
. Mâ-tekaddem ekseriyyâ saz örtülü evler idi. Hudâ-yı Lem-yezel Kırım diyârın da …
Tâ bu mertebe bir ganîmet sefer olup bu sefer ganîmetinden sonra Bâğçesarây'ın ekseriyyâ evlerin kırmızı kiremit urdılar. Mâ-tekaddem ekseriyyâ saz örtülü evler idi. Hudâ-yı Lem-yezel Kırım diyârın dahi ziyâde amâr eyleye, zîrâ kân-ı mücâhid fî sebîlillâh yeridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 44a ·
metinde göster ·
… ar adı görklü muḥammede ṣalavat getürdiler bī-tekellüf kāfire at ṣaldılar ḳılıç
urdılar
ol gün cigerinde olan er yigitler belürdi
üzerine yıġnaḳ oldı aru ṣudan abdest aldılar iki rek'at namaz ḳıldılar adı görklü muḥammede ṣalavat getürdiler bī-tekellüf kāfire at ṣaldılar ḳılıç urdılar ol gün cigerinde olan er yigitler belürdi
kesmedi süŋü-y-ile ṣançdılar ilmedi çoban çoluḳ ḳalmadı hep yidi oġuzdan daḫı a …
ḳılıç urdılar kesmedi süŋü-y-ile ṣançdılar ilmedi çoban çoluḳ ḳalmadı hep yidi oġuzdan daḫı adam yimege başladı oġuz yıġılup üzerine vardı depegöz görüp ḳaḳıdı bir aġacı yirinden ḳopardı atup elli altmış