olarnı eger boyun bėrseler sizke tilemeŋ olar üze yol ol taŋrı erür yüksek uluġ
34 erenler aḍaḳın turġanlar uraġutlar üze anıŋ birle kim artuk ḳıldı taŋrı amarılarını amarı üze anıŋ birle kim hezine ḳıldılar mallarındın eḍgü uraġutlar boyun suġanlar küḍezgenler ġaybḳa anıŋ birle kim küḍezdi taŋrı ol tişiler kim ḳorḳar sizler yaraşmamaḳlarındın pend bėriŋ olarḳa kesiliŋ olardın töşekler içinde uruŋ olarnı eger boyun bėrseler sizke tilemeŋ olar üze yol ol taŋrı erür yüksek uluġ
… kemşür men anlarnıŋ köŋülleriŋe kim tandılar ḳorḳunçnı uruŋlar boyunları üstün
uruŋ
olardın tegme ernek uçlarını
12 ançada yarlıġ ıḍtı seniŋ iḍiŋ feriştelerke kim: men siziŋ birle men üstüvar / berk ḳılıŋ anlarnı kim bittiler munu kemşür men anlarnıŋ köŋülleriŋe kim tandılar ḳorḳunçnı uruŋlar boyunları üstün uruŋ olardın tegme ernek uçlarını
yawuz--suzın tėrgil seniŋ tapa ḳanatıŋnı ḳorḳunçdın ol iki hüccetler ol seniŋ i …
32 kigürgil eliŋni könçüküŋ içiŋe çıḳsun ürüŋ yawuz--suzın tėrgil seniŋ tapa ḳanatıŋnı ḳorḳunçdın ol iki hüccetler ol seniŋ iḍiŋdin firʿavn tapa hem anıŋ boḍnıḳa olar erürler boḍun yarlıġdın çıḳıġlı boḍunlar
boyunlarını ançaḳa tegi ḳaçan aġrutsa siz olarnı berkitiŋ baġnı ya minnet ḳılġu …
4 ḳaçan körse siz anlarnı kim tandılar uruŋ boyunlarını ançaḳa tegi ḳaçan aġrutsa siz olarnı berkitiŋ baġnı ya minnet ḳılġu mundın soŋ ya yuluġ alġu kerek ançaḳa tegi ḳoḍġınça toḳış amrulġınça ol eger tilese taŋrı öç alınġay erdi anlardın ançası bar sınayur amarıŋıznı amarı birle anlar kim toḳıştılar taŋrı yolı içinde hiç yoḳ ḳılmaġay ʿamellerini
… asr içre ol kadar işedi kim seyl-i bevil revân olup hân gülerek "Bre kurşum ile
urun
şu mel‘ûnu" der, ammâ gülmeden hayrân olur.
Bu mahalde Monlâ Muhammed ber-hevâ 231b belinden peştemâlın çıkarup omuzuna koyup monlâ-yı merkûmda bir mehîb ü sallâk salâk ve yerâk u kıllak zeker nümâyân oldu kim gûyâ hâdise-i Uc bin Unuk kadar. Hemân zekerin eline alup hevâda tayerân ederken bu sarây meydânı içre mâl-â-mâl olan temâşâcıların üzerlerine serpe serpe ol kadar işedi kim cümle halk sırsıklam olup ancak koltukları altı kuru kalup niçe âdemler firârî tahallüs etdi. Niçeleri "Bre cânım, demin monlâya uryân iken bakdık, zekeri yok idi. Şimdi bu kadar mühre zi'l-kebîr ve bu kadar bârân-ı la‘net gibi bevil ve kırti nedir?" dediler. Ammâ ahvâle vâkıf olan Ekrâdlar ol bevilden nûş etdiler. Kimi poh âb-ı hayâtdır, kimi yoh zülâldir, der. Monlâ Muhammed yine ber-hevâ serpe serpe işeyerek hân ile paşanın üzerlerine geldikde evvel hân u evlâdları kaçdılar. Paşa lâ havle ve lâ kuvvete, derken ol dahi duramayup içeri kâl‘aya girüp Monlâ, paşanın oturduğu zer-ender-zer ile mefrûş kasr içre ol kadar işedi kim seyl-i bevil revân olup hân gülerek "Bre kurşum ile urun şu mel‘ûnu" der, ammâ gülmeden hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 231a–231b ·
metinde göster ·
şu gidiyi!" deyince Kürd'ün cıdâsı Yûsuf Kethudâ'nın yasdığında zerk olmuş kalu …
Hakîr eyitdim "Bre nişlersiz?" deyü bunları men‘ etdim, "Ey lolo işte paşa!" deyü Yûsuf Kethudâ'nın çadırın gösterdim. Hemân paşanın huddâmları "Bu otak sokakların kılıç ile bu Kürd'ü kesdi" deyü çadır tokmağı ve balta [ve] nacak üşürüp herîfi atıyla kaçırdılar. Bu kerre herîf-i mezkûr benim gösterdiğim gibi Yûsuf Kethudâ'yı sahîh paşa sanup Yûsuf Kethudâ üzre berk-i hâtif gibi at bırağup otağı içine girüp kethudâya bir cıdâ eyle aşk etdi kim gûyâ hışt-ı İpşir Paşa'dır. Hemân fakîr Yûsuf Kethudâ cân havliyle yerinden pertâb edüp "Bre urun şu gidiyi!" deyince Kürd'ün cıdâsı Yûsuf Kethudâ'nın yasdığında zerk olmuş kalup hemân Kürd-i nâmdâr dal-tîğ olup üzerine gelenleri anı anda kimin şunda tekerleyüp pâreleyüp âhir mezkûr Kürd'e şu kadar yüz âdem birkaç zahm-ı mühlik irgirüp Kürd-i akûr kudurmuş kelb gibi köpek cengi ederken meğer ibtidâ bize Paşa'nın otağı yanına geldikde yigirmi aded güzîde serdengeçdi Yezîdî refîkleri serâperde-i Paşa kemîninde âmâde imişler, anlar dahi bu hâli görüp refîkinin halâsına yigirmisi de dal-mızrak {olup} "Ho!. Ho!." deyüp Yûsuf Kethudâ çergesiyle paşa otağı mâbeynindeki fezâda niçe bin âdem haymelerinden çıkup bir ceng-i âyî olmuşdur kim yigirmi âdem niçe yüz âdemi mecrûh edüp yedi âdemi hâke salup şehîd etdiler. Âhir-i kâr bu yigirmi Kürd şehbâzları fecc-i amîk deryâya düşer gibi asker deryâsı içre düşmüşlerdi. Evvel kethudâya hamle edenle yigirmi bir aded Ekrâd dilâverlerin topa tutulmuş maymuna döndürüp yetişdikleri yerde pâre pâre edüp mâlların ve atların guzât-ı müslimîn gâret edüp kellelerin serâperde önüne döküp cesedlerin Hüsrev Paşa Hânı cenbinde defn etdiler. Hudâ âlimdir kim bu kadar seyâhatde anlar gibi cengâver fetâlar ve dilâver ser verici serverler görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 265b ·
metinde göster ·
… eski suçlu sen misin kim Saçlı Dağı Cengi'nde kaçup bu cengde elime girdin. Bre
urun
şu mel‘ûnun boynun." dedikde bildim ki Paşa yuvuşadı.
Paşa eyitdi: "Hay ol eski suçlu sen misin kim Saçlı Dağı Cengi'nde kaçup bu cengde elime girdin. Bre urun şu mel‘ûnun boynun." dedikde bildim ki Paşa yuvuşadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 271b ·
metinde göster ·
"Bire bunların kal‘a altına gelmeleri hîledir. Bire
urun
kurşumu" deyüp bunlar bir yaylım kurşum urup kimi mürd olup kimi firâr etdikler …
"Bire bunların kal‘a altına gelmeleri hîledir. Bire urun kurşumu" deyüp bunlar bir yaylım kurşum urup kimi mürd olup kimi firâr etdikleri gibi anı gördük: Subh-ı sâdık dahi olup cânib-i şimâlden bir gubâr-ı ebr-i siyâh evc-i âsumâna peyveste olup içinden deryâ-misâl kırk elli bin atlı ve talika arabalar içinde beşer ve altışar aded pür-silâh kâfirler kal‘a ensesinde bir top menzili yerde atlarından nüzûl edüp sehel kaynaşup âheste âheste kal‘a üzre gelirken cemî‘i guzât-ı müslimîn âmâde oldular, ammâ mukaddemâ meterisde olan küffârdan aslâ bir kara başlı kara şapka görünmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59b ·
metinde göster ·
. Yohsa atı bile cümle demir geyim içindedir" deyince, bir kolu kuvvetli atının …
Bir fertûte avrat eydir: "Bire atını tırnağından urun. Yohsa atı bile cümle demir geyim içindedir" deyince, bir kolu kuvvetli atının tırnağına bir ok urunca at ile kâfir zîr ü zeber olunca gâzîler üşüp demir geyimin yakasından gücile yol bulup kâfiri boğazlayup depelerler. Hâlâ ol zamândan berü Âl-i Osmân'a kâfirden bir elçi gelse pâdişâh taht üzre karâr-dâde olup pâdişâhın hil‘atına muttasıl bir uzun yeni elçiler öperken iki tarafdan elçileri berk dutup ibtidâ yer öpdürüp sonra sekiz adım uzun yeni öpdürüp pâdişâh yanına komadıkları Gâzî Hudâvendigâr'ın şehîd olduğu günden kanûn-ı Âl-i Osmân kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 167a ·
metinde göster ·
… evlâd-ı püserân-ı ciğer-kûşe-i müslimîni guzât-ı müslimîn bu hâlde görüp "Bire
urun
gâzîler" deyince tarfetü'l-ayn içre cümle kıssîs [ve] bıtrîk ve ruhbân ve patir …
Memi Paşa câmi‘i: Tâ Eflâtûn-ı İlâhî halîfeleri binâ edüp bir deyr-i azîme imiş. Hattâ bunun bir köşesinde Eflâtûn'un savma‘ası var, niçe kefereler girüp ziyâret ederler. Ba‘dehu Memi Paşa fermân-ı pâdişâhîyle bir gün cümle askeriyle pür-silâh olup bu deyri ale'l-gafle basup zîr-i zemînlerinde kırk elli kadar evlâd-ı ümmet-i Muhammed bulunup kimi dil bilür ve kimi bilmez. Bu evlâd-ı püserân-ı ciğer-kûşe-i müslimîni guzât-ı müslimîn bu hâlde görüp "Bire urun gâzîler" deyince tarfetü'l-ayn içre cümle kıssîs [ve] bıtrîk ve ruhbân ve patirgâh-ı günâhkârlara bir kılıç urup bu câmi‘i feth edüp Memi Paşa bu deyrün mihrâbın velî edüp Fethiyye nâmında bir câmi‘-i zîbâ-yı pür-nûr etmişdir kim âdem derûn-ı câmi‘den çıkası gelmez. Serâpâ kurşumlu ve haremli ve bir serâmed minâreli eynegâh-ı kadîmdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67a ·
metinde göster ·
" deyüp iki aded mel‘ûn mürtedleri dahi kal‘a handakı kenârında 106a kazığa ur …
Fa[r]gaçi eydir: "Bire çufudlar, siz bana dediniz ki ‘Türk bu kal‘ayı almağa beri tarafa on bin âdemle geçdi ve köprüyü yapamayup Tuna taşdı ve Türk şaşdı. Hemân Türk'ü varın kırın, köprü başların alın Uyvar'ın kal‘asın kurtarın’ dediniz. Size aldanup yigirmi otuz bin Hıristiyan askerimden ve bu kadar cebehâne ve hazînemden ayırup Uyvar kal‘asın askersiz kodurdunuz. Tîz şunları kazığa {urun}" deyüp iki aded mel‘ûn mürtedleri dahi kal‘a handakı kenârında 106a kazığa urdukların Fargaçi kapudanı akîbince tâ Uyvar'a varınca kovanlar nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 105b–106a ·
metinde göster ·
" deyince hemân garîb aşçı ve sâyis ve at oğlanları odun baltaları ve odun yarma …
"Bire gâzîler şu kâfiri urun" deyince hemân garîb aşçı ve sâyis ve at oğlanları odun baltaları ve odun yarmaları ve ucu yanmış matbahdan çıkmış köseği odunlar ile ve herkes ne silâha kâdir ise küffâra bir kılıç ve bir odun yarması urmağa başlayınca şikâra mâlik olup çadırları zabt eden küffâr bu hâl-i pür-melâli görüp çadırları ve mâl-ı ganâ’imleri bırağup firâr ederken hemân bi-avn-i Kirdigâr asâkir-i İslâm içinden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 39b ·
metinde göster ·
… eğildir, anlar hırsızlardır. Siz anları serhadlerinizde bulursanız dutup kazığa
urun
", dedikde bizim elçi paşa eydir:
"Bizim Macar katanamızın zabtı aslâ bir vecih ile mümkin değildir, anlar hırsızlardır. Siz anları serhadlerinizde bulursanız dutup kazığa urun", dedikde bizim elçi paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66a ·
metinde göster ·
"Ya bire mel‘ûn! Benim kapucular kethudâm ve bölükbaşılarım yok mudur ki anlara buluşup anlar dahi bana i‘lâm edeler? Sen pâdişâh kulu olasın, sâ’ir mücâvirîn gibi yârâncasına gelüp bî-pervâ oturasın. Ben dizdâr deyü feryâd ederim, sen bunda durasın. Bu sakalı kande ağardın? Kaldır şu kâfiri. Bu Arab kâfirleri ile kulleye urun" deyü dizdârı mataracıbaşıya teslîm edüp kulleye haps edüp kethudâsın dizdâr eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y278b ·
metinde göster ·
… ardaşın aŋdı gider bize ne ögüt virürsin didiler ḳazan aydur ayaġına at ṭuṣaġın
uruŋ
didi yavuḳlusı var-ıdı tiz dügün dirnek itdiler atdan ayġır
ata ana aġlaşup ḳazana adam ṣaldılar oġlan ḳardaşın aŋdı gider bize ne ögüt virürsin didiler ḳazan aydur ayaġına at ṭuṣaġın uruŋ didi yavuḳlusı var-ıdı tiz dügün dirnek itdiler atdan ayġır