… vilâyet yerinden yuvarlayup şehre ne kadar yakın götürürlerse ol mertebe yağmûr
yağar
. Şehir kenarında ol taş kalsa bârân-ı rahmet aslâ munkatı‘ olmayup ünâs-ı Erdeb …
Hikmet-i garâ’ib [u] acîbe-i diğer: Kaçan bu sengi ahâlî-i vilâyet yerinden yuvarlayup şehre ne kadar yakın götürürlerse ol mertebe yağmûr yağar. Şehir kenarında ol taş kalsa bârân-ı rahmet aslâ munkatı‘ olmayup ünâs-ı Erdebîl asla bârândan göz açmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 306a ·
metinde göster ·
… Erzincân'dır. Gül-i gülistân ve bâğ [u] bostân, çemenistân-ı hezâristândır. Kar
yağar
ammâ üç günden ziyâde durmaz. Dâ’imâ sebzesi ve ezheriyyâtı 342a eksik değild …
Ve bu şehrin hevâsı gâyet sevâhildir. Cânib-i şarkîsinde dağ aşrı Erzurûm'a iki menzildir. On bir ay kış kıyâmet olur. Dağın beri cânibinde bu Erzincân'dır. Gül-i gülistân ve bâğ [u] bostân, çemenistân-ı hezâristândır. Kar yağar ammâ üç günden ziyâde durmaz. Dâ’imâ sebzesi ve ezheriyyâtı 342a eksik değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 341b–342a ·
metinde göster ·
Der-beyân-ı âb [u] hevâ-yı Urfa: Âb [u] hevâsı gâyetü'l-gâye i‘tidâl üzre olup yazı yazdır; kışı kışdır. Vakt-i şitâda kar yağar; vakt-i bahârda matar-ı rahmet yağar. Hattâ bir mâ’-i nazargâh-ı Hayy [u] Kadîr'dir kim bir katre nûş eden hayât bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56b ·
metinde göster ·
… azı yazdır; kışı kışdır. Vakt-i şitâda kar yağar; vakt-i bahârda matar-ı rahmet
yağar
. Hattâ bir mâ’-i nazargâh-ı Hayy [u] Kadîr'dir kim bir katre nûş eden hayât bul …
Der-beyân-ı âb [u] hevâ-yı Urfa: Âb [u] hevâsı gâyetü'l-gâye i‘tidâl üzre olup yazı yazdır; kışı kışdır. Vakt-i şitâda kar yağar; vakt-i bahârda matar-ı rahmet yağar. Hattâ bir mâ’-i nazargâh-ı Hayy [u] Kadîr'dir kim bir katre nûş eden hayât bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56b ·
metinde göster ·
… âm kudret helvâsı bi-emrillah âsumândan yağup mişe ve pelid ağaçları berki üzre
yağar
lezîz helvâ-yı müshildir ve kûhlarında mazı ve deştlerinde pazı ve ıspanak ve l …
Der-medh-i hulviyyât ve gayrı me’kûlât: Dağlarında gezengüv nâm kudret helvâsı bi-emrillah âsumândan yağup mişe ve pelid ağaçları berki üzre yağar lezîz helvâ-yı müshildir ve kûhlarında mazı ve deştlerinde pazı ve ıspanak ve lahanası ve sâ’ir sebzevâtları vâfirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195a ·
metinde göster ·
… dut balı ve gezengevüsi ya‘nî kudret helvâsı, gökden mîşe ağaçları yaprağı üzre
yağar
lâtif ü müshil halvâdır ve gendüme aşı ve mastaba aşı ve ulbe yoğurdu (---) (-- …
Evvelâ beyâz çakıl ekmeği ve katmer kâhisi ve beyâz çöreği ve nân-ı mûz ta‘âmı ve dut balı ve gezengevüsi ya‘nî kudret helvâsı, gökden mîşe ağaçları yaprağı üzre yağar lâtif ü müshil halvâdır ve gendüme aşı ve mastaba aşı ve ulbe yoğurdu (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 207a ·
metinde göster ·
, ana Diyârbekirliler gezengüvî derler. Müshil bir yeşil, renk helvâ-yı kudretdi …
Ammâ bu Saçlı kavmi mel‘ûnu kadar bir kavm-i ebter yokdur, ammâ mahsûlâtları çokdur. Evvelâ dağlarına kudret helvâsı yağar, ana Diyârbekirliler gezengüvî derler. Müshil bir yeşil, renk helvâ-yı kudretdir ve menn-i selvâ nâm bir kuş bunların dağlarına gelüp sayd [u] şikâr edüp kût edinirler. Ol murgdur kim Hazret-i Mûsâ ümmetlerine nâzil olan mâ’ide-i tuyûrdur. Ve balları ve engürleri rub‘-ı meskûnda yokdur ve kuru üzümleri Bağdâd ü Basra ve Lahsa'[y]ı tüccâr-ı Sincâr ganîmet ederler ve dûd ağaçları vefret üzre olmağile harîri cihânı dutmuşdur. Hattâ kal‘a-i Mardin'de işlenen kâlâ-yı zî-kıymet bu Sincâr harîrinden hâsıl olur. Zîrâ bu kûh-ı Sincâr'ın âb [u] hevâsı hûbdur. Arâzî-i mezâri‘leri beyne'l-halk mergûbdur, ammâ sahrâları Kîs urbânı destinde gılgûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216a ·
metinde göster ·
… berî olup gözlerim tas-ı pür-hûna döndü.Tarafeynden kurşum bârân-ı la‘net gibi
yağar
. Halkın kimi düşer ve kimi kalkar ve kimi kalkmaz. Bu hâli görüp cân başıma sıç …
Ne çâre hakîr at üzre kalup hicâbımdan gerü dönemeyüp gaflet ile Mahmûdî kavmi içinde kaldım. Allah âlim u dânâdır kim bir kerre başım dönüp gözüm karardı. Ba‘dehû cânım yerine gelüp havf [u] haşyetden berî olup gözlerim tas-ı pür-hûna döndü.Tarafeynden kurşum bârân-ı la‘net gibi yağar. Halkın kimi düşer ve kimi kalkar ve kimi kalkmaz. Bu hâli görüp cân başıma sıçrayup ol yalçın kayalar içre hakîr de alâ kadri'l-imkân bir hayli fârisü'l-hayllik edüp vâfirce fodullandık. Ammâ mukaddemâ kıyâmet başıma kopdu sandık. Andan gice ile giden niçe bin piyâdegân kavl-i karâr üzre atılan topların sadâsın istimâ‘ etdikleri gibi anlar dahi kal‘a-i Bitlîs'in şarkîsi tarafında Ayn-ı İskender deresi meterislerine Allah deyüp yürüyüş edüp çat-a-çat tüfengleşerek ol tarafı anlar dahi süzüp şehre koyuldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 269a ·
metinde göster ·
… sı sevâhildir kim sayf u şitâda sebzevâtı eksik değildir. Vakt-i zemistânda kar
yağar
ammâ tiz mahv olur. Bu sûr-ı üstüvârın cânib-i şarkîsinde taht-ı Âzerbaycân {ol …
Kal‘a ile buhayre mâbeyni kâmil bir merhaledir. Ve yine kal‘anın şimâlinde şehr-i Rûmiyye bir top menzili ba‘îddir. Ve bu kal‘a deryâya ba‘îd olmağile hevâsı sevâhildir kim sayf u şitâda sebzevâtı eksik değildir. Vakt-i zemistânda kar yağar ammâ tiz mahv olur. Bu sûr-ı üstüvârın cânib-i şarkîsinde taht-ı Âzerbaycân {olan} Tebrîz-i dilâvîz beyni kâmil on altı fersahdır. Ammâ deryâdan muvâfık eyyâm ile Tebrîz'e giden bir günde varır, ammâ bu sedd-i metîn hâk-i Âzerbaycân'da başka hânlıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 294a ·
metinde göster ·
… i azîmden dumanlar çıkup bu kal‘a-i bâlâ içindeki evler üzre ol dumanlardan çiğ
yağar
.
Bu kapunun eşiği dibinden nehr-i azîm Pileve akup hemân bu mahalde mezkûr yalçın kayalardan üç Süleymâniyye minâresi kaddi aşağı nehr-i Pileve deryâ gibi talattumla aşağı atılur kim gören âdemi dehşet alup aklı çâk {olur}. Ve bu felek-i atlasda bunu dahi görmeyen "Dünyâda çok ibret-nümâ gördüm" demesin. Hattâ bu nehr-i Pileve aşağı nehr-i Virbaz'a üç minâre kaddi aşağı pertâb etdikde kehkeşân gibi kemerlenüp indikde iki nehr-i azîm birbirine mahlût oldukda nehr-i Virbaz irkilüp deryâ gibi olup ikisi birbirine urdukda evc-i âsumâna iki nehr-i azîmden dumanlar çıkup bu kal‘a-i bâlâ içindeki evler üzre ol dumanlardan çiğ yağar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151b ·
metinde göster ·
… elüp eller ayaklar dutmadan kalup hikmet-i Hudâ bir gece ol kadar selc-i rahmet
yağar
kim bir âdem çadırından taşra çıkmağa iktidârları olmayup hemân Süleymân Hân bâ …
Hikmet-i Hudâ Süleymân Hân on yedi gün Beç kal‘asını bu Ösek'deki toplar ile döğüp şiddet-i şitâ gelüp eller ayaklar dutmadan kalup hikmet-i Hudâ bir gece ol kadar selc-i rahmet yağar kim bir âdem çadırından taşra çıkmağa iktidârları olmayup hemân Süleymân Hân bâr [u] büngâh ve serâperde-i Süleymânîsin ve kâr-ı hazâ’inin bırağup bu Ösek'deki topu ve gayri dörd aded balyemez topları ol zemistânda keşân-ber-keşân sürüyüp Cânkurtaran nâm mahalle gelüp cân kurtarırlar. Andan bu topu getirüp Ösek'de koyup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a ·
metinde göster ·
… at-ender-kat girüp Budin'e ol kadar top güllesi ururlar kim gûyâ bârân-ı la‘net
yağar
.
Çünki asâkir-i İslâm'ın Budin altından gitdikleri gibi cümle muhâfazaya me’mûr olanlar Budin Kralı Yanoş ile kaldı. Pes sene-i âtiye kim sene 935 târîhinin mâh-ı Ramazân'ında evvelbahâr olmadan dahi bârân u selc ü berf alaca iken Nemse banı Ferdinand Kral ve Çeh banı ve Leh banı ve Korol banı ve Tot banı ve Kallevine banı ve Fiyameng banı ve Lonçat banı ve Donkarkiz banı ve Danimarka banı ve Kız kral banı ve Dış Françe banları cümle Zirin hersek ve Dodoşka hersek ve Moran hersek ve Began hersek ve Nadaj hersek ve Kepan hersek ve Mekemorya ve Pirmorya ve İslovin beğleri ve niçe bin Hırvadistan segleriyle yedi kral yedi kerre yüz bin asker ile kâmil yedi yüz balyemez toplar ile Budin üzre gelüp alâ melei'n-nâs Budin'e mûr [u] mâr-vâr asel zenbûru-vâr üşüp meterise kat-ender-kat girüp Budin'e ol kadar top güllesi ururlar kim gûyâ bârân-ı la‘net yağar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75b ·
metinde göster ·
… rad'a yeniden meteris kazsak bir ayda olmaz, üç dörd günden sonra kar ve yağmur
yağar
" müşâveresinde iken meğer derûn-ı hisârda mahsûr olan gâzîler de müşâvere edüp …
Cümle küffâr bir yere gelüp müşâvere ederler kim "İşte kış geldi, gerçi Türk'ü bozup kaçırdık ve Polata kal‘amızı aldık. Şimdi bu Belgrad'a yeniden meteris kazsak bir ayda olmaz, üç dörd günden sonra kar ve yağmur yağar" müşâveresinde iken meğer derûn-ı hisârda mahsûr olan gâzîler de müşâvere edüp yek-dil [ü] yek-cihet olup Budin'den Sinân Paşa ile imdâda gelen ve kal‘ada âmâde olan yigirmi otuz bin asker kal‘a kapuların küşâde edüp vakt-i seherde küffâr sarhoş evgâr mahmûr iken kal‘adan bir kerre yedi yüz pâre balyemez toplara âteş edüp küffâr-ı dûzah-karâr nâr-ı dûzahda kalup alak bulak mahallinde iken derûn-ı hisârdan bir kerre guzât-ı muvahhidîn Allâh Allâh sadâsıyla küffârı basup dahi cümle küffâr mest-i medhûş iken bir sâtûr-ı Muhammedî ururlar kim ancak yedi kapudan yedi yüz kadar kefere vü fecereleriyle firâr edüp mâ‘adâsı sahrâ-yı Ustolni'de piyâde kalup eni konu küffârı kıra kıra bî-tâb u bî-mecâl kalup ba‘de't-ta‘âm yine kırarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 13a ·
metinde göster ·
… çekişen ibâdullâh üzre bir yaylım kurşum dahi urup gûyâ semâdan bârân-ı la‘net
yağar
gibi yağup ve dikdik içinde gûyâ bulgur kaynar gibi kurşumdan su kaynayup kurşu …
Ve küffâr-ı hâksâr gördüler kim at ve katır ve benî-âdem birbirlerine mahlût olup ma‘cûn-ı hayvânât olmuşlar ve cisrden asker ubûr ederken mezâhimden ağıste-i hûn olanlar ol nehr-i amîka garîk-i âb olmuşlar. Küffâr bu hâli görüp zu‘m-ı bâtıllarınca hamd-i Îsâ edüp kara şapkaların (ve) kara saçlı başlarından çıkarup nehr içre halâs olmağa cân çekişen ibâdullâh üzre bir yaylım kurşum dahi urup gûyâ semâdan bârân-ı la‘net yağar gibi yağup ve dikdik içinde gûyâ bulgur kaynar gibi kurşumdan su kaynayup kurşum vızırdısından kulaklar işitmeyüp cümle hayvânât ve benî âdem gark-ı deryâ-yı rahmet oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a ·
metinde göster ·
"Her sene Kâsım günleri oldukda bu Kâsım Voyvada askerleri üzre bir hây hûy Allâh Allâh deyüp ol gece bunların üstlerine gökden alaca alaca nûr yağar" deyü kefereler şehâdet etdiler. Hamd-i Hudâ cümlesin ziyâret edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 74b ·
metinde göster ·
… vardır. Lâkin kırk günde eküp biçüp der-anbâr ederler, hemân ellinci günde kar
yağar
. Ammâ bir kîlesi yetmiş seksen kîle darı verir, zîrâ ekseriyyâ halkı darı yeyüp …
Der-beyân-ı tâli‘-i amâristân-ı Sarây: Be-kavl-i kehene-i müneccimân bu şehrin esâs-ı binâsı tâli‘i hikmet-i Bârî burc-ı akreb ve beyt-i merrîh-i mâ’îde bulunmuşdur. Anıniçün niçe kerre ma‘mûr ve niçe kerre harâb-âbâd kalmışdır. Ve her bâr içinden merrîh gibi kılıç ve kan eksik değildir. Ve beyt-i mâ’îde bulunduğiyçün halkı hemân su gibi bir cânibe akmağa meyyâllerdir. Ve gâyet çiftçi ve ekinci kefereleri vardır. Lâkin kırk günde eküp biçüp der-anbâr ederler, hemân ellinci günde kar yağar. Ammâ bir kîlesi yetmiş seksen kîle darı verir, zîrâ ekseriyyâ halkı darı yeyüp darı ekerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b ·
metinde göster ·
… r ve zeytûn olmaz, zîrâ yaz u kış dağlarında şiddet-i şitâ olup kâhîce kar dahi
yağar
, zîrâ dağları Mora vilâyetinin göbeğidir. Cümle Mora diyârının enhârlarının men …
Ammâ âb [u] hevâsı dörd nev‘ üzredir. Meselâ Taraboliçe kazâzı ve Kalavrata kazâsı gâyet yaylak olup limon ve turunç ve nâr ve incir ve zeytûn olmaz, zîrâ yaz u kış dağlarında şiddet-i şitâ olup kâhîce kar dahi yağar, zîrâ dağları Mora vilâyetinin göbeğidir. Cümle Mora diyârının enhârlarının menba‘ları Taraboliçe ve Kalavrata ve Manya dağlarından tulû‘ edüp vilâyet-i Mora'ya taksîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282b ·
metinde göster ·
. Ol ecilden cümle çârsû-yı bâzârı taş kaldırım döşelidir. [[(---) (---) (---)]]
Ve bu şehrin âb [u] hevâsının letâfetinden halkının reng-i rûyları humret üzredir. Zîrâ yazı yazdır, kışı kışdır, azîm karlar yağar. Ol ecilden cümle çârsû-yı bâzârı taş kaldırım döşelidir. [[(---) (---) (---)]]
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y164b ·
metinde göster ·
. Mahsûlâtı firâvân bir memâlik-i mu‘azzam ve bî-hisâb tevâyif-i ümemle mâl-â-mâ …
Gâyet yayla yerdir, cibâllerinde kar yağar. Mahsûlâtı firâvân bir memâlik-i mu‘azzam ve bî-hisâb tevâyif-i ümemle mâl-â-mâl bir bender şehr-i mu‘azzamdır. Hafizakallâhu mine'l-beliyyât.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y225a ·
metinde göster ·
… t-ı revân ve mahâfîleri ve avret ve oğlanlar piyâde olup aşağısı deryâ yukardan
yağar
berd ü serd ümmet-i Muhammed'i helâk etdi. Gûyâ mahşerden bir nişân dahi oldu. …
Ve niçe taht-ı revân ve mahâfîleri ve avret ve oğlanlar piyâde olup aşağısı deryâ yukardan yağar berd ü serd ümmet-i Muhammed'i helâk etdi. Gûyâ mahşerden bir nişân dahi oldu. Ammâ Türkmân huccâcı ve Acem huccâcı bî-pâk [u] bî-pervâ tâvûsî ve tülü develerle serpüp ol batağı selâmetle çıkdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264a ·
metinde göster ·
… Lâkin diyâr-ı Mısır sevâhil memleket olmağile yılda bir kerre iki kerre yağmur
yağar
. Eğer Rûm gibi her bâr yağmur yağsa Mısır harâb olur.
Ol ecilden vâlî-i vilâyet ya‘nî subaşı kırk elli bin zebbâl hammârların türâb-ı yâbis ile getirüp tarîk-ı âmlar üzre döküp halk sehel gezmeğe başlar. Zîrâ şehr-i Mısır içre aslâ kaldırım yokdur. Anıniçün çamur olur kim Allâhümme âfinâ, böyle çamur meğer Silisre şehrinde ola. Lâkin diyâr-ı Mısır sevâhil memleket olmağile yılda bir kerre iki kerre yağmur yağar. Eğer Rûm gibi her bâr yağmur yağsa Mısır harâb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y128a ·
metinde göster ·
… simi oldur. Ekâlîm-i Mısır'da âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim yağmur yağmaz,
yağar
ise de kifâyet etmez. Ol ecilden Hazret-i İdrîs mu‘cizesiyle ilm-i hendese üzre …
Evvelâ Nîl kesimi Nîl kesimi deyü cihân-ârâ olan Nîl kesimi oldur. Ekâlîm-i Mısır'da âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim yağmur yağmaz, yağar ise de kifâyet etmez. Ol ecilden Hazret-i İdrîs mu‘cizesiyle ilm-i hendese üzre Nîl-i mübârekin mürtefi‘ olan yerlerinde kehene-i mütekaddimînler Nîl'i tur‘a tur‘a ve halîc halîc kesüp vilâyet vilâyet cereyân etdirdiler. Arâzî-i Mısır tamâm ray oldukdan sonra cemî‘i ibâdullâh Nîl ile gelen çamur üzre zirâ‘at edüp yetmiş günde mahsûl alup kût edinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y144b ·
metinde göster ·
… çe ve bâzârında nûr şa‘şa‘a urup Ümmü Dünyâ'dan nûr doğar ve ol gün üzerine nûr
yağar
.
Andan tarîk-ı Hâcegân ya‘nî tarîk-ı Nakşibendî: Hazret-i Ebâ Bekir'e müntehîdir. Ekseriyyâ Özbekî tâ’ifesidir. Tevâzu‘ [u] meskenet üzre tevhîd ederek ve alemlerin küşâde kılup ubûr ederler. Ammâ deff ü kudüm ve tabl ü nakâre ve boru ve zurna ve davulları yokdur. Âdâb üzre herbiri birer tarz [u] tavır üzre tevhîd ile ubûr etdiklerinde âdemin zehresi çâk olup mebhût [u] mütehayyir kalup dembeste ve hayrân olur. Ve ol gün Mısır'ın kûçe ve bâzârında nûr şa‘şa‘a urup Ümmü Dünyâ'dan nûr doğar ve ol gün üzerine nûr yağar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y202b ·
metinde göster ·
ve yağmaz idi ve Mısır'da bir kimesnenin kürk geydiğin bilmezdik, ve beğlerden …
Ve yılda bir kerre cüz’î yağmur yağar ve yağmaz idi ve Mısır'da bir kimesnenin kürk geydiğin bilmezdik, ve beğlerden mâ‘adâ kürk geymek ayıb idi, dediler, ve kış olmazdı. Ammâ şimdi şiddet-i şitâ olup azîm yağmurlar yağup sovukdan kürk geyer olduk, dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y228a ·
metinde göster ·
… -Velve cenbinde defn etmişlerdir. Hâlâ her sene leyle-i Kadir'de üzerlerine nûr
yağar
, rahmetullâhi aleyhim. şeyh Kakâ‘î rahmetullâhi aleyh kavlince mescid-i Velve i …
Kabr-i şakîk Bostânü'r-Râ‘î hazretleri ve kabr-i Seyyidler [Bo]stanü'r-Râ‘î hazretleri: Bunlar ikisi birâderler imiş, Sahâbe-i kirâmdan olup Mısır fethinde gazâ mâlındın alınan koyunlara çoban olup ganemleri ra‘y ederken kadre erüp leyle-i Kadir'de ikisi cân birliğiyle teslîm-i rûh edüp Amr ibnü'l-Âs hazretleri cenâze namâzların kılup Mescidü'l-Velve cenbinde defn etmişlerdir. Hâlâ her sene leyle-i Kadir'de üzerlerine nûr yağar, rahmetullâhi aleyhim. şeyh Kakâ‘î rahmetullâhi aleyh kavlince mescid-i Velve ile mescid-i Mahmûd ma‘bed-i kadîmdir ve du‘â müstecâbdır, buyurmuşlar. Hadd-i zâtinde aceb rûhâniyyet vardır. Ve ehl-i hâl ba‘zı sulehâ-yı ricâl eksik değildir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y257b ·
metinde göster ·
… ân ve gayrı sevâhil meyveleri hâsıl olur, ammâ gâyet sovuğu olur ve yağmuru çok
yağar
. İbrâhîm Paşa asrında hakîr anda iken kar yağdı, ammâ tiz mahvoldu. Zîrâ iklîm- …
Ve havâsının letâfeti meşhûr-ı âfâkdır. Mısır'dan ba‘zı hastayı getirirler, kesb-i havâ edüp bi-emrillâh üç günde şifâ bulur. Gerçi bâğ u bâğçelerinde hûrmâ ve incîri ve limon u turunc ve rummân ve gayrı sevâhil meyveleri hâsıl olur, ammâ gâyet sovuğu olur ve yağmuru çok yağar. İbrâhîm Paşa asrında hakîr anda iken kar yağdı, ammâ tiz mahvoldu. Zîrâ iklîm-i sâlisin evvelidir. Mısır iklîm-i sâlisin âhiridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y326b ·
metinde göster ·
… e bu şehrin âb [u] havâsı Rûm havâsına müşâbeheti vardır. Azîm yağmur ve karlar
yağar
, ammâ kar tîz mahvolur. Ve ba‘zı zamân kırağı ve dolu yağar. Zîrâ şehr-i Reşîd …
Ve bu şehrin âb [u] havâsı Rûm havâsına müşâbeheti vardır. Azîm yağmur ve karlar yağar, ammâ kar tîz mahvolur. Ve ba‘zı zamân kırağı ve dolu yağar. Zîrâ şehr-i Reşîd iklîm-i sâlisin evvelidir, anıniçün arz-ı beledi (ve)(---)(---) ve tûl-i nehârı (---)(---). Ve câ-be-câ Arab mahbûbu ve mahbûbesi olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y334b ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin âb [u] havâsı Rûm havâsına müşâbeheti vardır. Azîm yağmur ve karlar yağar, ammâ kar tîz mahvolur. Ve ba‘zı zamân kırağı ve dolu yağar. Zîrâ şehr-i Reşîd iklîm-i sâlisin evvelidir, anıniçün arz-ı beledi (ve)(---)(---) ve tûl-i nehârı (---)(---). Ve câ-be-câ Arab mahbûbu ve mahbûbesi olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y334b ·
metinde göster ·
… sıhhat ile yine vilâyet-i Sûdân'a avdet eyledik. Ammâ bu diyâra eyle yağmurlar
yağar
kim fîli seyl götürür. Altı ay güz eyyâmlarında gûyâ Rûm havâsıdır.
Ve Mısır'dan bu cebel-i Şevâm'a gelince yüz seksen konakda gelüp Nîl kenârında (---) pâre şehir ve kılâ‘ ve kasabâtları temâşâ ederek iki ay Fir[d]âniye cenginde ve bir buçuk ay Sûdân şehr-i Sennâresi'nde böyle ba‘zı yerlerde tekâ‘üd ederek kâmil sekiz ayda bu Şevâm dağına varup bin seksen üç Zi'l-ka‘de'sinin gurresinde hamd-i Hudâ sıhhat ile yine vilâyet-i Sûdân'a avdet eyledik. Ammâ bu diyâra eyle yağmurlar yağar kim fîli seyl götürür. Altı ay güz eyyâmlarında gûyâ Rûm havâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y429b ·
metinde göster ·
… -ı câvidân verdiğinden mâ‘adâ Rûm tarzı elbette her bâr bârân-ı rahmet bî-hisâb
yağar
. Ve ekseriyyâ matar-ı Nisân dürr-i şehvâr-misâl dâne dâne yağduğı mahal rûy-ı d …
Hulâsa-i kelâm bu diyâr-ı Habeş vilâyetlerinin âb-ı rûyıdır. Zîrâ bu diyârda bâd-ı nesîm esüp âdeme hayât-ı câvidân verdiğinden mâ‘adâ Rûm tarzı elbette her bâr bârân-ı rahmet bî-hisâb yağar. Ve ekseriyyâ matar-ı Nisân dürr-i şehvâr-misâl dâne dâne yağduğı mahal rûy-ı deryâya sadefler zeyn olup dâne-i Nisân'ı kapmağa muntazır dururlar. Hudâ âlimdir ba‘zı sadef on kerre, ba‘zısı beş kerre ve ba‘zı sadef bir kerre dâne-i Nisân'ı kapup deryânın ka‘rına gitdiğin birkaç kerre gördük. Ve bu bârân-ı rahmetin katarâtları deşt-i hâmûnlara ve cebel-i ibret-nümûnlara düşicek bi-emri Hudâ ol kadar nebâtât [u] giyâhât-ı gûnâ-gûn hâsıl olur kim dere ve depelerde çemenzâr ve şükûfezârın râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·