Elhamdü lillâhi'l-lezî şerrefe'l-müşerrefîne bi-teşrîfi't-tâ‘ât ve's-seyâhât ve yessere lî arda'l-mukaddeseti'l-bilâdât ve'z-ziyârât ve's-salavâtü alâ men essese bünyâte'l-kılâ‘ı'ş-şerî‘ati ve kelle[le]hâ bi-esâsi'n-nübüvveti ve't-tarîka ve alâ âlihi't-tayyibîne't-tâhirîne hayrı'l-beriyye ve tuhafi tahiyyât zâkiyât ve salâtü salavât nâmiyât, nessâr-ı zât-ı âlî-sıfât, eşref-i kâ’inât ve ekmel-i mevcûdât, pîşvâ-yı mihrâb, sallû kemâ ra’eytümûnî, reh-nümâ-yı bî-irtiyâb, ol Muhammed {efdalu men nataka} bi'd-dâd üzerine olsun kim anın rû-yı âbında ol Hazret-i ulûhiyyet Mâlikü'l-mülk ve Hâliku'l-eflâk edîm-i arzı ibn âdem içün mesken [ü] me’vâ-yı latîf edüp benî âdemi cemî‘i mahlûkât [u] mevcûdâtdan eşref-i mahlûk etdi. Şi‘ir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 6b ·
metinde göster ·
… azîresinde medfûndur. Mahdûm-ı mezkûr, salâh-ı hâl ile meşhûr halîm ü selîm bir
zât-ı
kerîm çelebi idi. 109a
el-Mevlâ Şeyh Mehemmed Çelebi ibn Sun‘ullâh Efendi: Kurretü'l-uyûn-ı ulemâdır. Atbâzârı kurbünde Hüsâm Beğzâde mescidi hazîresinde medfûndur. Mahdûm-ı mezkûr, salâh-ı hâl ile meşhûr halîm ü selîm bir zât-ı kerîm çelebi idi. 109a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 108b–109a ·
metinde göster ·
… zeşt sâhibi ve levend-i hûnhâr ve fişekbâz ve'l-hâsıl Cemşîd-misâl hezârfen bir
zât-ı
mükerrem ve Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî haslet idi.
deyüp şakaya âğâza eder pür-ma‘rifet bir çelebi idi. Fârisî-hân ve Arabî-hân ve mûsıkî-şinâs idi kim ilm-i edvârın Fâryâbî'si idi. Ve şebbâz ve kitâbet-i ta‘lîkde hattât ve sâhib-i beste ve niçe sergüzeşt sâhibi ve levend-i hûnhâr ve fişekbâz ve'l-hâsıl Cemşîd-misâl hezârfen bir zât-ı mükerrem ve Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî haslet idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211a ·
metinde göster ·
… den kûh-ı Kâf kadar feyz olup Kâf'dan Kâf'a dâstândır kim ilm-i kâf'a mâlik bir
zât-ı
şerîf idi, penç-beytde dahi yed-i tûlâ sâhibi idi. Ve,
Kâfzâde Fâyizî Efendi, pederinden kûh-ı Kâf kadar feyz olup Kâf'dan Kâf'a dâstândır kim ilm-i kâf'a mâlik bir zât-ı şerîf idi, penç-beytde dahi yed-i tûlâ sâhibi idi. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 216a ·
metinde göster ·
Huzur-ı ıhvân-ı safâya şöyle ma‘lûm ola kim Hünkâr hazretleri âlem-i sabâvetde her giz sıbyân ile karışup lu‘b u lehve meşgûl olmadı ve zât-ı şerîfinde hâller zâhir olup niçe dürlü kerâmetler gösterüp lafz-ı dürer-bârlarından envâ‘-ı kelâm-ı hikmet istimâ‘ olunurdu. Cidden dünyâya meyl ve hevâ ve hevese ve nefse mütâbe‘at göstermedi. Hemân gice ve gündüz hâli ibâdet ü tâ‘at ve zühd ü takvâ idi. Hatta Horâsân'da babası Allah emrine varıcak Hacı Bektâş'a sultânlığı arz eylediler, kabûl etmedi. Kırk sene kâmil çille-i merdân çeküp gündüz sâ’im gice kâ’im olup ibâdet ve riyâzete ve zühd ü takvâya meşgûl idiler. Bi-hidâyetillahi Te‘âlâ şöyle yetişmişlerdi ki gice rûhları âlem-i ecsâmdan âlem-i ervâha ubûr kıldıkda kesâyirü'n-nâs nefsleri dünyâ sıfatından görünürdü ve âlem-i kurbda âşinâ olana âşinâlık gösterirdi ve bâtın-ı esrâr-ı nübüvvet ve kemâl-ı ma‘rifetillah ve ilm-i ledün ve velâyet kendülerinden zâhir olurdu. Bir mertebeye vâsıl oldulardı kim "Bâtın-ı esrâr-ı Alî bendedir", derlerdi. Âhir bir gün Horâsân erenleri Hacı Bektâş'dan nişân istediler. Bir cem‘iyyet-i kübrâda cümlesine kerâmet nişânların gösterdi. Âhir "Kânûn-ı meşâyihân üzre sana bir mürşid-i kâmil lâzımdır kim tarîk-ı Hakka gitmene pîşvâ ola" dediler. "Nola bize bir pîr ola kim ehl-i irşâd alâyimin göstere", dedi. Huzûrunda bir kimesne kerâmet alâyimin göstermeğe kâdir olamayup âhir kendüleri cümle Horâsân erenleri huzûrunda mükemmellik mertebesin remz edüp cümle kibâr-ı Horâsân âlem-i hayretde kaldılar, amma min kıbeli'l-Hak ilhâm-ı Rabbânî ile Hacı Bektâş-ı Velî, "Bu hakîr-i pür taksîrin ceddi kutbu'l-aktâb, sultânü'l-ârifin, ser-çeşme-i neved u hezâr pîrân-ı Türkistân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Hânefî hazretleri rahmetullahi aleyh'den cihâz-ı fakrı anlardan kabûl edüp anların irşâdına tâbi‘ olduk ve anlardan me’zûn olup irşâd olduk" deyü işâret buyururlardı. Ve cihâz-ı fakr-ı dervîşân kim evvel kubbe elif tâc ve hırka ve seccâde ve çerâğ ve sofra ve alemdir. Cibrîl-i Emîn aleyhisselâm cennetden Hazret-i Muhammed aleyhi's-selâm'a Allah emriyle getirmişdi. Hazret dahi erkâniyle İmâm Alî'ye teslîm etmişdi. Ol dahi oğlu İmâm Hüseyn'e vermişdi. Anlardan İmâm Zeyne'l-‘âbidîn'e değmişdi. Anlardan İbrâhîm-i Mükerrem hazretlerine değmişdi. İbrâhîm-i Mükerrem, Mervân-ı la‘înin hapsinde iken Horâsân'dan Ebü'l-Müslim-i {Mervî} hazretleri hafiyyeten hurûc edüp ol kubbe elîf tâcı ve hırka ve çerağ ve sofra ve alem ve seccâdeyi İbrâhîm-i Mükerrem hapsde iken erkânı ile Ebu Müslîm-i Mervî'ye tapşırdı. O da İmâm Muhammed Bâkır'a tapşırdı. O da oğlu İmâm Ca‘fer'e tapşırdı. O da İmâm Mûsâ Kâzım'a tapşırdı. O da oğlu Sultân-ı Horâsân Alî b. Mûsa Rızâ'ya tapşırdı. O da Sultânu'l-‘ârifîn ser-çeşme-i neved hezâr ceddimiz pîrân-ı Türkistân Hoca Ahmed-i Yesevî b. Muhammed Hânefî'ye tapşırdı. Hoca Ahmed-i Yesevî rahmetullahi aleyh doksan bin halîfesi var idi. Her biri beşer onar kerre ol kubbe elif tâcı ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların istediklerinde birine vermeyüp "Bu vaslaların sahibi var, bizde emânetdir. Sâhibi zuhûr etdükde ana teslîm ederiz" deyü halîfelerine böyle buyururlardı. Ta ki Sultân Hacı Bektaş-ı Velî zuhûr edüp Hoca Ahmed-i Yesevî'den irşâd olup ol tâc ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların "Babandan mîrâs cihâz-ı fakrındır" deyü Hacı Bektâş'a 233b tapşırdı. Zirâ bu vasla tâc u hırka vü seccâdeye lâyık olmağa nişânı Hacı Bektâş gösterdi ve her kim ki o kisvetlere ve ol cihâzlara nişân gösterdi, kutbu'l-kübera ki kutbu'l-aktâb mertebesidir ve bu mertebenin bâtını nübüvvet-i Muhammed Mustafa ve velâyet-i Aliyyi Murtazâ'dır. Hassa, bu mertebe irs yüzünden neseb-i Resûl'den gayre müyesser olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 233a–233b ·
metinde göster ·
… bir ârif-i billah kimesne idi kim Orhân Gâzî asrından tâ Ebü'l-feth'e ermiş bir
zât-ı
şerîf idi. Bâlâda menâkıbı tahrîr olunduğundan gayrı niçe bin menâkıbı vardır. …
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı kibâr-ı evliyâ-yı Merzifon: Evvelâ Ya‘kûbu'l-vâsılîn, matlûbü't-tâlibîn, menba‘-ı uyûn-ı müşâhede, mecma‘-ı fünûn-ı mücâhede eş-Şeyh Hazret-i Pîr Dede; Hazret-i Hacı Bektâş-ı Velî ile Horasân'dan Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî izniyle Rûm'a gelüp şehr-i Merzifon'un cânib-i şimâlîsi hâricinde şehre nâzır bir mürtefi‘ zemînde sâkin olup kâhîce hammâmlarda yatup meczûb-ı Hudâ bir ârif-i billah kimesne idi kim Orhân Gâzî asrından tâ Ebü'l-feth'e ermiş bir zât-ı şerîf idi. Bâlâda menâkıbı tahrîr olunduğundan gayrı niçe bin menâkıbı vardır. Hâlâ âsitânesi Osmâncık'da Koyun Baba Tekyesinden ziyâde binâ-yı azîm kıbâb-ı âlîler ile ârâste ve müte‘addid meydânlar ve matbah u kilâr ve dervişân hücreleriyle pîrâste olmuş, her şeb iki yüz ve üç yüz âdem konup göçer mihmân-sarây-ı Bektâşiyân'dır. İki yüzden mütecâviz pâ-bürehne ve ser-bürehne erbâb-ı ma‘ârifden dervîşân-ı dilrîşânları âyende vü revende müsâfirîne hizmet ederler. Ve Azîz hazretlerinin kubbe-i pür-envârına girüp bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb etdik. Kubbe-i münevveresinde müşk-i amber-i hâm râyihasından âdemin dimâğı mu‘attar olur. Kabr-i şerîfi sandûkasının cânib-i erba‘asında ol kadar musanna‘ çerâğ ve şem‘dân ve kanâdîl ve buhûrdan ve gülâbdânlar var kim bunda olan tuhef ve zî-kıymet âvânîler İmâm-ı Mûsâ Rızâ'da yokdur. Hırka ve seccâde ve alem ve tabl u kudüm ve zil ve zerdeste ve tâc-ı Bozdoğanîsi ve sapan-ı Dâvûdî'si ve pâleheng-i Mûsavî'si hâlâ cihâz-ı fakr-ı fukarâlardır kim dollâblar içre mahfûzdur. Ve niçe bin seyyâhân-ı berr [u] bihârın niçe keşkül ve zerdeste ve pâlehengleri nişân içün maslûbdur. Ve bu hakîr muhibb-i Âl-i Aba olmağıla "el-fakru fahrî" hadîsine imtisâlen küstâhâne cümle fukarâların izniyle azîz Pir Dede Sultân'ın bozdoğanî (---) tereklü keçe külâh tâcını tekbîr ile tekye-nişîn Memi Dede Cân başımıza koyup cümle dervîşân gülbâng-ı Muhammedî çeküp hakîre hayr du‘â etdiler. Ve âsitânesi serâpâ kârgîr, binâ-yı azîm, rasâs-ı hâss-ı nîlgün ile mestûr âsitâne-i kübrâdır. Kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 347b ·
metinde göster ·
… Mehemmed Dede'dir. Bunda tekye-nişîn Mustafâ Dede, azizin ırk-ı tâhirinden bir
zât-ı
hoş-hısâl, ehl-i ilm ü ehl-i hâl ve musâhib-i pür-me’âl, kelâma mâlik, sebük-rû …
Tekyegâh-ı medfen-i Mehemmed Dede'dir. Bunda tekye-nişîn Mustafâ Dede, azizin ırk-ı tâhirinden bir zât-ı hoş-hısâl, ehl-i ilm ü ehl-i hâl ve musâhib-i pür-me’âl, kelâma mâlik, sebük-rûh ve hüsn-i hulk sâhib-i bir zât-ı mükerremdir. Varvar Alî Paşa'ya bir ziyâfet-i âlî edüp bir somât-ı Mehemmedî çekmişdir kim vakt-i çâştdan vakt-i asra varınca cümle asker tenâvül edüp şikemleri masadı kürbe batnına dönüp yine cümle suhûnlar ni‘met-i nefîse ile mâl-â-mâl idi. 362b Hakkâ ki, bu berekât-ı ta‘âm azîzin rûhâniyyeti te’sîridir. Ve her sene bu âsitânede şeyhin kendi atlarından bir at kurbân edüp tekye hâyilinde olan kayalardaki miskî kartallar ol bir atın lâşesin yiyüp sene âhirine dek bir şey tenâvül etdiklerin bir ferd-i âferîde görmemişdir. Meğer yine tekye kurbânı olup yiyeler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 362a–362b ·
metinde göster ·
… hâl ve musâhib-i pür-me’âl, kelâma mâlik, sebük-rûh ve hüsn-i hulk sâhib-i bir
zât-ı
mükerremdir. Varvar Alî Paşa'ya bir ziyâfet-i âlî edüp bir somât-ı Mehemmedî çe …
Tekyegâh-ı medfen-i Mehemmed Dede'dir. Bunda tekye-nişîn Mustafâ Dede, azizin ırk-ı tâhirinden bir zât-ı hoş-hısâl, ehl-i ilm ü ehl-i hâl ve musâhib-i pür-me’âl, kelâma mâlik, sebük-rûh ve hüsn-i hulk sâhib-i bir zât-ı mükerremdir. Varvar Alî Paşa'ya bir ziyâfet-i âlî edüp bir somât-ı Mehemmedî çekmişdir kim vakt-i çâştdan vakt-i asra varınca cümle asker tenâvül edüp şikemleri masadı kürbe batnına dönüp yine cümle suhûnlar ni‘met-i nefîse ile mâl-â-mâl idi. 362b Hakkâ ki, bu berekât-ı ta‘âm azîzin rûhâniyyeti te’sîridir. Ve her sene bu âsitânede şeyhin kendi atlarından bir at kurbân edüp tekye hâyilinde olan kayalardaki miskî kartallar ol bir atın lâşesin yiyüp sene âhirine dek bir şey tenâvül etdiklerin bir ferd-i âferîde görmemişdir. Meğer yine tekye kurbânı olup yiyeler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 362a–362b ·
metinde göster ·
… bi oldu pâk / Dediler ikrâr edüp mâ arfnâk / Ol kişi kim kendülikden mahv ola /
Zât-ı
Hakda kendüliğin yok kıla / Zâhir olur anda settaru'l-guyûb / Setr eder aybını …
Her kimin mir’ât-i kalbi oldu pâkDediler ikrâr edüp mâ arfnâkOl kişi kim kendülikden mahv olaZât-ı Hakda kendüliğin yok kılaZâhir olur anda settaru'l-guyûbSetr eder aybını Settaru'l-uyûbKeşf olur ana hakâyık dürleriZâhir ederler çü bâtın erleriLûtf ile kılur tecellî ana Hakİlm-i esrâr-ı ledünn olur sebakYa peygamberden olanlara niçeKeşf-i esrâr olmasın mı ey hocaCümlesinin kalbine mülhem olupMurtezâ kim cümleden a‘lem olupDediler kim ana eyle feth-i bâbBize vergil sen haber ey kâmyâb
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 17b ·
metinde göster ·
… vü revendegâna ni‘metleri mebzûl olup halkdan münzevî bir halûk u hâlîm ü selîm
zât-ı
şerîf-i mahdûm-ı mükerremdir.
Cümle (---) aded âsitâne-i seyyâhân-ı sâhib-i şândır. Evvelâ cümleden tarîk-ı Hâcegânda Şeyh Rûmî tekyesi. Bunda olan tevhîd ü tezkîr-i Sübhânî bir diyâra mahsûs değildir. Şeyhi (---)(---) Efendi ibn Şeyh Rûmî'dir kim cemî‘i fukarâlara ve âyende vü revendegâna ni‘metleri mebzûl olup halkdan münzevî bir halûk u hâlîm ü selîm zât-ı şerîf-i mahdûm-ı mükerremdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 201b ·
metinde göster ·
… âzâde-misâl Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-tabî‘at ve Hüseyin-i Baykara-meşreb
zât-ı
mükrim, halûk u halîm ü selîm merd-i meydân Murtezâ hân-ı âlîşân idi. Sarâyında …
Eşkâl-i kal‘a-i Hazzo: Kûh-ı Zov dâmeninde bir sarp kaya üzre bir küçük kal‘adır, dâ’iren-mâdâr cirmi bin altı yüz adımdır. Maşrık tarafı havâleli yalçın kayalı dağlardır. Kıblesi tarafı sahrâlardır. Bu tarafa nâzır bir demir kapusu var, yolu gâyet sarpdır. Aşağı varoşuna usret ile nüzûl olunur. Derûn-ı kal‘ada bâğsız ve bâğçesiz cümle hâk-i pâk ile mestûr yüz elli aded hâneler vardır, ammâ kal‘anın nısfın hâkimi olan Murtezâ Beğ'in sarâyı dutmuşdur kim kat-ender-kat bir sarây-ı pür-hücurâtdır. Bu hâkim Murtezâ Hân Bitlîs Hânı Abdâl Hân'ın damâdı bir şehzâde-i âzâde-misâl Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-tabî‘at ve Hüseyin-i Baykara-meşreb zât-ı mükrim, halûk u halîm ü selîm merd-i meydân Murtezâ hân-ı âlîşân idi. Sarâyında bir gice mihmân olup şeref-i sohbetleriyle müşerref {olduk}. Sarâyında su sarnıçları var ve derûn-ı kal‘ada (---)(---) câmi‘i var, mâ‘adâ imâret-i âbâdânları cümle aşağıdadır. 220b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 220a–220b ·
metinde göster ·
… âzıl çelebi idi, ammâ ismi Allahu a‘lem ya İsmâ‘îl veya Monlâ Alî idi, hemân ol
zât-ı
lecûc Kürdlüğü dutup paşaya ve hâna eydür: "Böyle hırsız ve harâmî kemendbâz ve …
Bu ibret-nümâları paşa ve cümle asker seyr ü temâşâ ederken paşa efendimizin yanında zânû-be-zânû oturmuş Hakkarî hâkiminin akra[bâ]larından sulehâ-yı ümmet bir âlim u fâzıl çelebi idi, ammâ ismi Allahu a‘lem ya İsmâ‘îl veya Monlâ Alî idi, hemân ol zât-ı lecûc Kürdlüğü dutup paşaya ve hâna eydür: "Böyle hırsız ve harâmî kemendbâz ve mismârbâz senin hareminin sütûhuna çıhar. Murâd idinse gice haremine girüp harâm-zinâlık ve harâmzâdelik etmez mi? Munu fikr etmeyüp eynine semmûr lipâçe verüp bir kise guruş verüp başına zer-i mümessek nisâr edersüz. Men de ecdâdımdan gördiğim ma‘rifetleri gösterem. Mena ne verirsiz, görem!" deyüp kasr-ı kasîrden aşağı "Yâ Hay!" deyüp kendüyi atup derhâl eyninden semmûr kürkün çıkarup meydân-ı muhabbetde serserî "Yâ Hayy!, yâ Kayyûm" {deyü} gezüp eydür: "Ol pehlivân dîvârlara mismârlarla çıkar. Görem ki men de niçe çıkaram" deyü hemân karşu dîvârın yüzüne bir kerre el urdu ve eli dîvâra yapışdı. Obir elin dahi yukaru atdı. Ol dahi eyle yapışup bu tarîk ile "Yâ Hayy, yâ Hâyy" deyü feryâd ederek yarasa kuşu gibi rûy-ı dîvâra yapışarak asılup gezerdi. Başında kohık-i şanpur destârı ve ayaklarında poçilli pâbucu ile sarây meydânının cânib-i erba‘asında dîvâr ki seksener doksanar arşın âlî dîvârlardır, birkaç kerre bu rûy-ı dîvârı "Yâ Hây, yâ Kayyûm ve yâ Vâhid ve yâ Mâcid ve yâ Ferd ve yâ Samed!" deyüp devr ederek paşanın başı ucundaki dîvârdan köşke nüzûl edüp yine zânû-be-zânû meks etdükde paşadan vâfir özürler diledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233a ·
metinde göster ·
… ece Kamışî İbrâhîm Efendi'de ve şeb (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve niçe
zât-ı
mükerrem velî-ni‘amlarımızla şeb [ü] rûz Hüseyin Baykara sohbetleri ederken bir …
Ba‘dehû Melek Ahmed Paşa efendimizle şehr-i Banyaluka'da Ferhâd Paşazâde Mehemmed Beğ efendimizin hânedânında şîr-i hurma ve katr-ı nebâtlar tenâvül edüp cemî‘i a‘yân[u] kibâr erbâb-ı ma‘ârifler ile cân sohbetleri etdikde bir gece el-Hacı Hüseyin Efendi'de ve bir gece Kamışî İbrâhîm Efendi'de ve şeb (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve niçe zât-ı mükerrem velî-ni‘amlarımızla şeb [ü] rûz Hüseyin Baykara sohbetleri ederken bir gün Melek Ahmed Paşa efendimiz hakîri huzûruna çağırup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 153b ·
metinde göster ·
… ye telâş el verüp aslâ yemedi ve içmedi ve durmadı ve oturmadı. Ol nâzük çelebi
zât-ı
şerîf bir günde la‘l-gûn ruhları berk-i hazâna dönüp eydir: Mısra‘:
"Yâ Rabbî ahvâlimiz neye müncer ola? Sen âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtsın. Biz Yâ Rabbî kendü derdimizle büryân iken bu mûhiş haber dahi geldi. Pâdişâha ne cevâb verelim, bâ-husûs Haseki Ağa dahi bunda bu musîbet ü melâmet ü felâketi gördü. Hünkâra ne cevâb edelim ve Uyvar nice imdâd edelim" deyü kendüye telâş el verüp aslâ yemedi ve içmedi ve durmadı ve oturmadı. Ol nâzük çelebi zât-ı şerîf bir günde la‘l-gûn ruhları berk-i hazâna dönüp eydir: Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 23a ·
metinde göster ·
Hân ibn-i hân ibn-i Selâmet Geray Hân,Ya‘nî ki Hân Mehemmed o sultân-ı bâ-safâ,İz‘ân-ı pâkine tahsîn ü sad-hezârKim bu arada idi bu germâbe-yi binâ,Gördükde resm-i tarhını der ehl-i sun‘ olan,Peh bârek[allâh] özge makâm-ı ferah-fezâ,Fazlî-i kemter eyledi târîhini beyân,Cây-ı sürûr-ı zât-ı musaffâ-yı dilküşâ.Sene 1070.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127a ·
metinde göster ·
… yyid (---) Çelebi ârif ü zarîf ü nedîm ve hoş-sohbet ve hoş-lehce bir sebük-rûh
zât-ı
şerîf hakkâ ki şerîf çelebidir. Ve ilm-i kâfda kâmil ve sâhib-i ayâr Nâ’ib İbrâ …
Der-terkîm-i müşerref olduğumuz yârân-ı ihvân: Evvelâ Hüsâm Efendi ve Ahmed Efendi ve kâ’immakâm Ak Mehemmed Paşa, Durmuş Ağa ve Abdülbâkî Çelebi ve Şeyhülislâm Efendi ve Yağcızâdeler ve Emîr Efendi ve oğlu Seyyid (---) Çelebi ârif ü zarîf ü nedîm ve hoş-sohbet ve hoş-lehce bir sebük-rûh zât-ı şerîf hakkâ ki şerîf çelebidir. Ve ilm-i kâfda kâmil ve sâhib-i ayâr Nâ’ib İbrâhîm Efendi, mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübînde bir nâ’ibdir, ammâ cemî‘i hânlara ve kalga ve nûreddîn ve gayri sultânlara 141b ve cemî‘i vüzerâ ve vükelâlar ve fukarâ ve zu‘afâlara ni‘met-i ihsân [u] in‘âmı mebzûl bir âdemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141a–141b ·
metinde göster ·
… h çûn mânende cennet, / Bi-hamdillâh tamâm etdi bu hayrı, / Kabûl ede bi-hakk-ı
Zât-ı
Vahdet, / Ne devletdir bu kim tâ rûz-ı mahşer, / Diyeler rûz [u] şeb rûhuna rah …
Yapup Hasan Balızâde Hudâyçün,Bu beytullâh çûn mânende cennet,Bi-hamdillâh tamâm etdi bu hayrı,Kabûl ede bi-hakk-ı Zât-ı Vahdet,Ne devletdir bu kim tâ rûz-ı mahşer,Diyeler rûz [u] şeb rûhuna rahmet,Manastırî Leâlî dedi târîh,Zehî oldu ibâdetgâh-ı ümmet.Sene 1017.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365b ·
metinde göster ·
şerîf çelebidir. Ve Leccî Çelebi ve Nevmî Çelebi ve Nevmîzâde Şûmî Çelebi beyne …
Ve bu şehirde hânedân sâhibleri çokdur. Ve halkı gâyet zekiyyü't-tab‘ erbâb-ı ma‘ârif ve müfessir ve muhaddis çelebiler gâyet çokdur. Cümleden dîvân sâhibi Abûsî Çelebi ilm-i arûzda bî-bedel zat-ı şerîf çelebidir. Ve Leccî Çelebi ve Nevmî Çelebi ve Nevmîzâde Şûmî Çelebi beyne'z-zurafâ bir mudhik ve rind-ferzend âdemdir. Ve Mez‘î Çelebi ve Veznî Efendi ve Uzâmî Efendi ve Meşrebî Çelebi. Bu makûle mahlaslı erbâb-ı ma‘ârifden şu‘arâ çelebileri vardır. Ammâ ulemâ ve sulehâlarına ve ehl-i takvâ hâl sâhibi sâhib-i sülûk ve ehl-i vera‘ âdemlerine aşk olsun. Bu şehir bu sulehâların âb-ı ruyına ganîmet olup ma‘mûr [u] âbâdân olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y17a ·
metinde göster ·
… dârı ve şeyhülislâmı ve nakîbi ve ulemâsı çokdur. Ve a‘yânından Azmîzâde Çelebi
zât-ı
şerîfdir. Hattâ refîkımız Sâ’ilî Çelebi Azmîzâde huddâmlarından olmak ile bu Az …
Ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi ma‘mûr u âbâdân kurâlardır. Kethudâyeri ve serdârı ve şeyhülislâmı ve nakîbi ve ulemâsı çokdur. Ve a‘yânından Azmîzâde Çelebi zât-ı şerîfdir. Hattâ refîkımız Sâ’ilî Çelebi Azmîzâde huddâmlarından olmak ile bu Azmîzâde Çelebi yanında kaldı. Ve yine hânedân sâhibi Murâd Ağa ve ze‘âmet sâhibi Beğzâde Yûsuf Ağa ve Beğ Efendi ve silihdâr sipâhî halîfesi Gedüslü Mehemmed Efendi pederi Mustafâ Ağa, bunlar a‘yân-ı vilâyetden ni‘metleri mebzûl kimesnelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y20a ·
metinde göster ·
… âblar döşenir. Mâh u sâl bu tertîb üzre bir Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-rey
zât-ı
şerîf halîm ü selîm zât-ı mükerremdir. Ve âlem ağyâr-ı gayrıdan bî-haber olunca …
Ve Nakîbüleşrâf Seyyid Bekir Ağa bu kasabada sâkindir. Hânedân-ı azîm sâhibidir kim ta‘rîf ü tavsîfinde kalem kâsirdir. Hemân şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yaz u kış subh [u] mesâ merreteyn sofra-i Halîlî çekilüp ni‘met-i celîli tenâvül olunup yevmiyye ikişer yüz sahan mümessek ta‘âmı hâss [u] âma ve ulemâ vü avâma ta‘âmı mebzûldür. Ve her şeb sâz [u] söz ile Fisagores-i Tevhîdî fasılları olup ba‘de's-sohbe müsâfirîne yetmiş seksen harîr câmehâblar döşenir. Mâh u sâl bu tertîb üzre bir Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-rey zât-ı şerîf halîm ü selîm zât-ı mükerremdir. Ve âlem ağyâr-ı gayrıdan bî-haber olunca kendü savma‘asına girüp tâ vakt-i fecre dek tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl bir zât-ı şerîfdir. Ba‘zılar ilm-i kâfda kâmil ayârdır derler, ba‘zılar sâhib-i vefkdir derler, ba‘zılar bir fukarâ nefesiyle ganî olup anıniçün fukarâlar ile üns [ü] ülfet eder derler. El-hâsıl bî-bedel mihmândâr ve merkezinde ber-karâr çelebidir. Ve birâderi el-Hâc Seyyid Hamza Çelebi dahi zât-ı hoş-hisâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y84b ·
metinde göster ·
… u tertîb üzre bir Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-rey zât-ı şerîf halîm ü selîm
zât-ı
mükerremdir. Ve âlem ağyâr-ı gayrıdan bî-haber olunca kendü savma‘asına girüp t …
Ve Nakîbüleşrâf Seyyid Bekir Ağa bu kasabada sâkindir. Hânedân-ı azîm sâhibidir kim ta‘rîf ü tavsîfinde kalem kâsirdir. Hemân şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yaz u kış subh [u] mesâ merreteyn sofra-i Halîlî çekilüp ni‘met-i celîli tenâvül olunup yevmiyye ikişer yüz sahan mümessek ta‘âmı hâss [u] âma ve ulemâ vü avâma ta‘âmı mebzûldür. Ve her şeb sâz [u] söz ile Fisagores-i Tevhîdî fasılları olup ba‘de's-sohbe müsâfirîne yetmiş seksen harîr câmehâblar döşenir. Mâh u sâl bu tertîb üzre bir Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-rey zât-ı şerîf halîm ü selîm zât-ı mükerremdir. Ve âlem ağyâr-ı gayrıdan bî-haber olunca kendü savma‘asına girüp tâ vakt-i fecre dek tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl bir zât-ı şerîfdir. Ba‘zılar ilm-i kâfda kâmil ayârdır derler, ba‘zılar sâhib-i vefkdir derler, ba‘zılar bir fukarâ nefesiyle ganî olup anıniçün fukarâlar ile üns [ü] ülfet eder derler. El-hâsıl bî-bedel mihmândâr ve merkezinde ber-karâr çelebidir. Ve birâderi el-Hâc Seyyid Hamza Çelebi dahi zât-ı hoş-hisâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y84b ·
metinde göster ·
Ve Nakîbüleşrâf Seyyid Bekir Ağa bu kasabada sâkindir. Hânedân-ı azîm sâhibidir kim ta‘rîf ü tavsîfinde kalem kâsirdir. Hemân şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yaz u kış subh [u] mesâ merreteyn sofra-i Halîlî çekilüp ni‘met-i celîli tenâvül olunup yevmiyye ikişer yüz sahan mümessek ta‘âmı hâss [u] âma ve ulemâ vü avâma ta‘âmı mebzûldür. Ve her şeb sâz [u] söz ile Fisagores-i Tevhîdî fasılları olup ba‘de's-sohbe müsâfirîne yetmiş seksen harîr câmehâblar döşenir. Mâh u sâl bu tertîb üzre bir Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-rey zât-ı şerîf halîm ü selîm zât-ı mükerremdir. Ve âlem ağyâr-ı gayrıdan bî-haber olunca kendü savma‘asına girüp tâ vakt-i fecre dek tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl bir zât-ı şerîfdir. Ba‘zılar ilm-i kâfda kâmil ayârdır derler, ba‘zılar sâhib-i vefkdir derler, ba‘zılar bir fukarâ nefesiyle ganî olup anıniçün fukarâlar ile üns [ü] ülfet eder derler. El-hâsıl bî-bedel mihmândâr ve merkezinde ber-karâr çelebidir. Ve birâderi el-Hâc Seyyid Hamza Çelebi dahi zât-ı hoş-hisâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y84b ·
metinde göster ·
… ve merkezinde ber-karâr çelebidir. Ve birâderi el-Hâc Seyyid Hamza Çelebi dahi
zât-ı
hoş-hisâldir.
Ve Nakîbüleşrâf Seyyid Bekir Ağa bu kasabada sâkindir. Hânedân-ı azîm sâhibidir kim ta‘rîf ü tavsîfinde kalem kâsirdir. Hemân şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yaz u kış subh [u] mesâ merreteyn sofra-i Halîlî çekilüp ni‘met-i celîli tenâvül olunup yevmiyye ikişer yüz sahan mümessek ta‘âmı hâss [u] âma ve ulemâ vü avâma ta‘âmı mebzûldür. Ve her şeb sâz [u] söz ile Fisagores-i Tevhîdî fasılları olup ba‘de's-sohbe müsâfirîne yetmiş seksen harîr câmehâblar döşenir. Mâh u sâl bu tertîb üzre bir Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-rey zât-ı şerîf halîm ü selîm zât-ı mükerremdir. Ve âlem ağyâr-ı gayrıdan bî-haber olunca kendü savma‘asına girüp tâ vakt-i fecre dek tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl bir zât-ı şerîfdir. Ba‘zılar ilm-i kâfda kâmil ayârdır derler, ba‘zılar sâhib-i vefkdir derler, ba‘zılar bir fukarâ nefesiyle ganî olup anıniçün fukarâlar ile üns [ü] ülfet eder derler. El-hâsıl bî-bedel mihmândâr ve merkezinde ber-karâr çelebidir. Ve birâderi el-Hâc Seyyid Hamza Çelebi dahi zât-ı hoş-hisâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y84b ·
metinde göster ·
Ve bu dıraht zâhir olduğu gibi Hazret-i Alî Düldül'ün şecere bağlayup
zât-ı
şerîfleri sâyesinde istirâhat edüp ser-i sa‘âdetlerin kodukları yerde bir taş t …
Ve bu dıraht zâhir olduğu gibi Hazret-i Alî Düldül'ün şecere bağlayup zât-ı şerîfleri sâyesinde istirâhat edüp ser-i sa‘âdetlerin kodukları yerde bir taş tâs gibi çukurdur. Ba‘dehu hâbdan bîdâr olup tecdîd-i vuzû‘ etmeğe su bulunmayup mübârek dest-i şerîfleri ile yeri hafr edüp ol dıraht-ı Alî sâyesinden bir âb-ı hayât tulû‘ edüp tecdîd-i vuzû‘ eder. Hâlâ Ayn-ı Alî ismile müsemmâ turna aynına benzer aynı bir ayn-ı zülâldir. Âyende vü revendelerin atşânına hayât-ı cândır. Ve bu mahalde bir taşa Düldül'ün ayakları te’sîr edüp hâlâ nişândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y197a ·
metinde göster ·
sıfât-ı Rabbü'l-âlemîn'in Y 246a vahdâniyyetinden ve kevn [ü] mekânın lâfz-ı …
Ve Sultân Nûreddîn eş-şehîd asrından berü millet-i Mesîhiyye'den kavm-i Ya‘kûbî Hedâye nâmıyla müsemmâ bir hekîmbaşısı var, gûyâ Eflâtûn veya Bokrât veya Câlinûs ve Sokrât'dır, Q 104a cemî‘-i ulûm-ı şettâya mâlikdir. Ve gâyet hüsn-i hattı var. Hattâ sene 1058 târîhinde şâm'a vardığımız esnâda Devâ-yı Rûh nâmıyla ilm-i tıbba müte‘allik bir kitâb te’lîf edüp bir hüsn-i hatt-ı ta‘lîk ile tahrîr ederdi kim asrımızda değme fuzalâ te’lîfine kâdir olmayup hattâtlar terkîmine kâdir değillerdi. İbtidâ hutbe-i kitâbında zât-ı sıfât-ı Rabbü'l-âlemîn'in Y 246a vahdâniyyetinden ve kevn [ü] mekânın lâfz-ı kün ile hilkatinden bed’ edüp kavâ‘id-i musannifîn üzre âlimâne bir kitâb etmişdir kim hakkâ ki devâ-yı rûh-ı pür-futûh deseler sezâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y245b–Y246a ·
metinde göster ·
şerîfleri içün nâzil olmuşdur. Bu sultânlar cümle bir yere cem‘ olup meşveret e …
âyet-i şerîfi zât-ı şerîfleri içün nâzil olmuşdur. Bu sultânlar cümle bir yere cem‘ olup meşveret edüp Hazret-i Risâlet'in cesed-i şerîfin bir hâl ile hıfz etmeğe bezl-i himmet edüp buyurdular kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y283a ·
metinde göster ·
… a⟧ ve ashâbı üzerine olsun rıdvânullâhi ta‘âlâ aleyhim P 120b ecma‘în ki anın
zât-ı
şerîfi edîm-i arza rahmet gelüp dîn-i Muhammedî âşikâre olup şarkan ve garb ümm …
Bin bin dürûd-ı bî-tü‘ad salavât u selâm anın âl ve evlâdı ve ezvâcı Y 288a ve ashâbı üzerine olsun rıdvânullâhi ta‘âlâ aleyhim P 120b ecma‘în ki anın zât-ı şerîfi edîm-i arza rahmet gelüp dîn-i Muhammedî âşikâre olup şarkan ve garb ümmeti cihângîr oldu. İnkırâzü'd-devrân mü’ebbed ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y287b–Y288a ·
metinde göster ·
… snevî ü Ma‘nevîde tekmîl-i fünûn edüp ilm-i tasavvuf gavvâsı bir bahr-i ma‘ârif
zât-ı
şerîf idi. Y 355a Hattâ serdâr-ı mu‘azzamımız olan veliyy-i ni‘am Hüseyin Paş …
Ve şehr-i Ka‘be içre yetmiş sekiz tekye-i meşâyih-i kibâr vardır. Cümlesinde müsâfirîn ü mücavirîn ile mâl-â-mâldir. Ammâ cümleden Mu‘allâ'da âsitâne-i Hazret-i Mevlânâ bir bâğ-ı İrem-misâl bir ferah-fezâ mevlevîhânedir kim semâ‘ [u] safâhânesi ve müte‘addid fukarâlar hücreleri ve câ-be-câ gül [ü] gülistân içre maksûreleri ve fıskıyye ve havz u selsebîl ile müzeyyen bir mesîregâh [u] ârâmgâh bir makâm-ı hânkâhdır. Cümle zürefâ-yı Mekke ve erbâb-ı ma‘ârif-i şehr-i Bekke zarîfleri bu mecma‘hânede cem‘ olup zevk [u] safâ edüp âyîn-i Mevlânâ ederler. Bu âsitâneyi Dervîş Muhammed Hindî-i Lâhorî kendü mâlıyla binâ edüp Konya'da Mevlânâzâde Çelebi Efendiler izniyle şeyh olmuşdu. Ammâ zamân-ı seyâhatimizde vâ‘ız u nâsıhı Gemici Alî Ağazâde Ferhâd Çelebi seccâdenişîn şeyh idi. Mağz-ı Kur’ân olan Mesnevî ü Ma‘nevîde tekmîl-i fünûn edüp ilm-i tasavvuf gavvâsı bir bahr-i ma‘ârif zât-ı şerîf idi. Y 355a Hattâ serdâr-ı mu‘azzamımız olan veliyy-i ni‘am Hüseyin Paşa hazretleri efendimiz deryâ-misâl asker-i İslâm ile Mekke-i mükkerremeye teşrîf buyurduklarında şeyh-i mezkûr paşa hazretlerin hıyâbân-ı mevlâhâneye da‘vet edüp cümle iç huddâmları ile anda meks edüp tekyenin hâricinde çetr-i mülemmâ‘lar tınâb tınâba kurılup sâ’ir huccâc ve asâkir dahi hayme [vü] hargâhları ile bîrûn-ı vâdî-i Ebtah'da yigirmi gün yigirmi gece meks edüp mezkûr şeyh ile sohbet-i hâs olundu. Gâyetü'l-gaye ma‘mûr [u] âbâdân tekye-i uşşâkân mevlevîhâne-i mecma‘ü'l-irfân ve cây-i ferah-ı cân tekye-i dervîş-i cihândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y354b–Y355a ·
metinde göster ·
… Hânesinden taşra aslâ çıkmaz, münzevî ve perhîzkâr savm-ı Dâvûd ile geçinir bir
zât-ı
şerîfdir. İftârda yigirmi dirhem arpa etmeği yiyüp bir kâse süd içer, gıdâları …
Hâlâ hayâtda mazınne-i kerâme bir büyük kimesnedir. Zâviyesinde sâkindir. Hânesinden taşra aslâ çıkmaz, münzevî ve perhîzkâr savm-ı Dâvûd ile geçinir bir zât-ı şerîfdir. İftârda yigirmi dirhem arpa etmeği yiyüp bir kâse süd içer, gıdâları oldur. Âlim ü âmil ve fâzıl ü kâmil müstecâbü'd-da‘ve bir azîz-i müteverri‘ ve ehl-i perhîz ve sâhib-i riyâzat kimesnedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y110a ·
metinde göster ·
… ucada(?) Ebü'l-mevâhib Çelebi sâhib-i kerem mahdûm-ı mükerremdir. Andan bihteri
zât-ı
şerîf Zeynelâbidîn Çelebi'dir, sebükrûh u garîb-dost ve dil-nüvâz u sâhib-kerem …
Ve Azîz hazretlerinin iki ferzend-i nûr-ı dîdesi var. Biri Ulucada(?) Ebü'l-mevâhib Çelebi sâhib-i kerem mahdûm-ı mükerremdir. Andan bihteri zât-ı şerîf Zeynelâbidîn Çelebi'dir, sebükrûh u garîb-dost ve dil-nüvâz u sâhib-kerem pür-ma‘rifet ehl-i dil bir necîb [ü] reşîd çelebidir. Bu azîz çelebilerin dahi hânedânları başka başka haremleri ile birer hammâmlı âsitânelerdir. Ammâ Azîz'in hânedânında iki hammâm vardır, enderûn [u] bîrûnunda mükellef hammâmlardır. Hazret-i Ebâ Bekr'in ırk-ı tâhirlerinden hasîbü'n-nesîb çelebilerdir. Ecdâd-ı izâmları Hazret-i Ömer hilâfetinde Amr ibnü'l-Âs hazretleri ile gelüp sâkin olmuşlardır. Ol asırdan berü matbahlarında âteşleri sönmeyüp hâs u âm ve bay [u] gedâya subh [u] mesâ ni‘metleri mebzûldür ve âteşleri dâ’im olduğuna iftihâr edinürler. Mısır eyâletinde niçe bin evkâfları ve belîdeleri ve feddân ve rızkaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y132a ·
metinde göster ·
Evvelâ Mısır'da cümle ulemâ ve sulehâ ve meşâyih-i izâmın ser-çeşmesi şeyhü'ş-şüyûhu ve sâhib-i tem[y]îzi hazret-i eş-Şeyh Alî Şümürlisî sellemehullâhu ta‘âlâ ilâ eceli'l-müsemmâ ehl-i hâl ve ehl-i verâ‘ ve dindâr bir zât-ı şerîfdir. Nevâhî-i Mısır'da Şümürlis nâm bir belîdedendir. Lâkin bi-emrillâh mâderzâd bî-basar idi. Ammâ câmi‘-i Ezher içre dörd yerde ders takrîr edüp on iki bin telâmîzi var idi. Mubâhase-i ilimde lâ-nazîrdir. Ve hânesinde dahi iki kerre ders der idi. Müşkil-küşâ ulemâ-yı mütebahhirînden büyük kimesnedir. Ve velî olduğuna şübhe yokdur kim cemî‘i kütüb-i mu‘teberelerde olan mesâ’il-i şer‘iyyeleri görmüş gibi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y247a ·
metinde göster ·
… ş‘âr-ı dürerbârları ve gayrı çâr-ender-çârları vardır. Kâdirî tahallus eder bir
zât-ı
şerîfdir. Ve,
Ders-i âm Abdülkâdir Efendi: Hâk-i Bağdâd-ı behişt-âbâddandır. Cemî‘i ulûmda tekmîl-i fünûn etmiş bir ehl-i dil kimesnedir. Kethudâ İbrâhîm Paşa bunlardan Mısır vâlîsi iken ol eşgâl-i kesîre içre Müslim [ü] Buhârî ve Tefsîr-i Cerîr-i Taberî'yi bunlardan tekmîl etdiler. Hâlâ zamânında ummân-ı ma‘ânî belki Nu‘mân-ı sânî'dir. Ve ilm-i arûzda selîs Fârisî ve Türkî pâkîze eş‘âr-ı dürerbârları ve gayrı çâr-ender-çârları vardır. Kâdirî tahallus eder bir zât-ı şerîfdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y247b ·
metinde göster ·
pâkin çıkarup bi-emrillâhi ta‘âlâ altı yüz otuz altı seneden berü hâm beyâz kef …
Anda medfûndur. Lâkin kubbe-i pür-envârın rimâl-i karârı muhâl deryâ-misâl gelüp kubbesin gark etmiş idi. Her bâr Q 292bP 289b türbedâr olan ve ehl-i züvvârlar gelüp kumları kubbenin kapusundan ref‘ edüp ziyâret ederler. Âhirü'l-emr sene (---) târîhinde Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa efendimiz vâlî-i Mısır iken emr-i şerîf alup vücûd-ı şerîf-i azîzi kubbesinden nakl etmek içün azîz evlâdları bir mübâşir ağa alup cemî‘i Reşîd ü Dimyât ve sâyir kurâ ve kasabâtlardan niçe bin âdem ve yedi kadı ve a‘yân-ı eşrâf cem‘ olup Hazret-i Şeyh Îsâ'nın na‘ş-ı şerîfin evlâd-ı zevi'l-ihtirâmları kabr-i şerîfinden ıtlâk etmeğe girüp niçe bin huzzâr-ı meclis olan mahlûk-ı Hudâ tevhîd ü tezkîr ederek ve taraf taraf âşıkân-ı sâdıkân muhibbân ûd [u] amberler yakup tekbîr-i Allâhü ekber ile kabr-i şerîfinden cesed-i zât-i pâkin çıkarup bi-emrillâhi ta‘âlâ altı yüz otuz altı seneden berü hâm beyâz kefeni içinde ol vücûd-ı nâzenîn ter ü tâze çıkup cümle ibâdullâh hayretde kalup engüşt ber-dehen ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y342b ·
metinde göster ·
… mahbûbları olur kim zenânelerinden latîf ü nazîf ü zarîf ve âşık-perest herîf-i
zât-ı
şerîf çelebilerdir kim böyle âşık-perestlikden sonra sakallanup âteş-perest olu …
Ve mahbûb u mahbûbeleri ahmer ve esmer ve beyâz ü'l-levn olurlar. Habeş iklîminde mahbûbe-i Zeyla‘ meşhûrdur. Merâlî ve gazâlî ve kâğız dudaklı ve hokka ağızlı ve kırmızı ve sarı ve yeşil ve siyâh ve beyâz gûnâ-gûn dişleri var kim her dendân-ı dürdâne bir gûne boya ile boyayup başka bir hüsn-i cemâl vermişdir. Ve çâh-ı zenehdânları ve sîm gabgabları dahi münakkaşdır. Ve şîve ve reftâr güftârları şîrîn mahbûbları olur kim zenânelerinden latîf ü nazîf ü zarîf ve âşık-perest herîf-i zât-ı şerîf çelebilerdir kim böyle âşık-perestlikden sonra sakallanup âteş-perest olur, aleyhi mâ yüstehak.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
… ete revâne olunca Hazret-i Ya‘kûb'un vasıyyeti üzre Hazret-i Yûsuf babasının ol
zât-ı
mükerrem na‘ş-ı şerîfin Kudüs-i şerîfde Halîlü'r-rahmân'da dâr-ı enbiyâ olan ce …
Ba‘dehu Hazret-i Ya‘kûb on altı sene gâh Mısır'da ve gâh Feyyûm'da Hazret-i Yûsuf'u görerek intikâl edince âhirü'l-emr yine dünyâdan göz yumdu. Ve civâr-ı rahmete revâne olunca Hazret-i Ya‘kûb'un vasıyyeti üzre Hazret-i Yûsuf babasının ol zât-ı mükerrem na‘ş-ı şerîfin Kudüs-i şerîfde Halîlü'r-rahmân'da dâr-ı enbiyâ olan cebel-i Ceyrûn'da Hazret-i İbrâhîm Halîlullâh'ın cenb-i şerîflerinde kehf-i enbiyâda defn etdiler. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·