… an câm-ı gûnâ-gûn Sarhoş İbrâhîm'in kârıdır kim bunun dahi medhinde za‘îf insân
âcizdir
. Kaçan kim vakt-i zuhurda bu câmlar âfitâb-ı âlem-tâbın şu‘lesi urdukda derûn-ı …
Ve mihrâb ü minber üzre olan câm-ı gûnâ-gûn Sarhoş İbrâhîm'in kârıdır kim bunun dahi medhinde za‘îf insân âcizdir. Kaçan kim vakt-i zuhurda bu câmlar âfitâb-ı âlem-tâbın şu‘lesi urdukda derûn-ı câmi‘ münevver olup cemî‘i cemâ‘atin merdüm-i dîdeleri hîrelenir. Her kıt‘a-yı câmda niçe kerre yüz bin pâre gûnâ-gûn hurde câmlar ile şükûfeler ve Esmâ’ü'l-hüsnâ hatları ile müzeyyen câmlardır kim seyyâhân-ı berr [ü] bihâr içre memdûh-ı âlemdir kim felekde misli görülmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43b ·
metinde göster ·
… [u] tarz-ı acîb ü girân-bahâ bir câmi‘-i garîbdir kim vasfında cemî‘i vassâflar
âcizdir
.
Hattâ cümleden biri hünkâr mahfili üzre Habeş vezîri Ca‘fer Paşa altı aded zümürrüd kandîller hedâyâ gönderüp bir mühr-i Süleymân üzr[e] altısın dahi mücevher altun zencîrler ile âvîze etmişlerdir kim her bir kandîl altışar vukıyye gelir birer kâse-i müdevver kadar vardır ve her birinde mücevher altun ayaklar ile kâr-ı zer-kâr ile mînâ olmuş kanâdîl-i sebiz-gûndur. Ehl-i hurdedân, her biri birer Rûm harâcı değer deyü tahmîn etmişler. Ve buna mânend niçe zî-kıymet âvîze-i bî-mânendler ile ârâste ve pîrâste olmuş huld-ı berîn maksûrelerinden nişân verir bir tarh [u] tarz-ı acîb ü girân-bahâ bir câmi‘-i garîbdir kim vasfında cemî‘i vassâflar âcizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60a ·
metinde göster ·
… r üstâd-ı kâmil nakkâş-ı âmil tasvîr etmişdir kim Erjeng ü Mânî kalemin çekmede
âcizdir
.
Balatkapusu'nun iç yüzünde Balat câmi‘i: Süleymân Hân'da Ferruh Kethudâ'nındır {ve Mi‘mâr Sinân} binâsıdır. Taşra soffasının kıble dîvârında serâpâ Kudüs-i Şerîf'den Mısır'a ve Mısır'dan tâ Medîne ve Mekke-i Mükerreme'ye varınca cemî‘i menâzillerde olan dere ve depeleri ve mahûf u muhâtara akabe menâzilleri eşkâl [u] hey’etleri ile bir üstâd-ı kâmil nakkâş-ı âmil tasvîr etmişdir kim Erjeng ü Mânî kalemin çekmede âcizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 89a ·
metinde göster ·
Ve bu tekyenin mücellâ der [ü] dîvârında olan hüsn-i hatlar ve ibret-nümâ nakş-ı bûkalemûn tasâvîrin evsâfı bir vech ile terkîm olunmaz. Hattâ Nakkâş Ağa Rızâ rû-yı dîvâra siyâh kalem ile bir kaya eşkâli üzre bir kepk-i vahşî tasvîr etmiş, Bihzâd-ı Mânî kalemin çekmede âcizdir. Cümle erbâb-ı ma‘ârifin nazargâhı bir âsitâne-i teferrücgâh-ı mesîregâh köşedir. 123b Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 123a–123b ·
metinde göster ·
… vcûd olan mahlûkât-ı zî-rûh bu kasırda mevcûddur kim kerrûbiyân kalemin çekmede
âcizdir
. Ekseriyyâ sayd [u] şikârı acâyib sihr-i mübîn tasvîr eylemişdir kim meşhûr-ı â …
Bâğçe-i Sultâniyye: Bâyezîd-i Velî Hân binâsı bir cinân-ı bâğ-ı gülistândır. Bunda dahi serv-i serâmedler var kim kehkeşân-âsâ semâya ser çekmişdir. Ve sene (---) târîhinde Allâhu a‘lem Murâd-ı Sâlis asrında Özdemiroğlu Osmân Paşa, Gence ve Şirvân-ı Şamâkı yâhûd Tebrîz-i Dilâvîz'i harâb [ü] yebâb etdükde anda bir kasr-ı ibret-nümânın kubbesi ve pençere ve revzenleri ve câm u bâmları ve pençere kapakların bi'l-cümle huzûr-ı pâdîşâha gönderüp anlar dahi bu ibret-nümâ kâr-ı üstâd zâyi‘ olmasın içün bu Sultâniyye bâğçesi'nde leb-i deryâ üzr[e] bir kasr-ı İrem etmişlerdir kim ilâ yevminâ hâzâ cemî‘i üstâd-ı nakkâşân-ı Mânî ve Erjeng, Bihzâd, Velîcân-misâl nakkâş-ı cân gelüp seyr [ü] temâşâ edüp engüşt ber-dehen ederler kim bu kadar seneden berü leb-i deryâ hevâsından cemî‘i nukûş-ı garîbe ve acîbelerine fenâ gelmemişdir. Ve cemî‘i rû-yı arzda ve beyne's-semâ’i ve'l-arzda mevcûd olan mahlûkât-ı zî-rûh bu kasırda mevcûddur kim kerrûbiyân kalemin çekmede âcizdir. Ekseriyyâ sayd [u] şikârı acâyib sihr-i mübîn tasvîr eylemişdir kim meşhûr-ı âfâkdır. Bunun dahi bâğçe üstâdı ve yetmiş aded neferâtları vardır. Ve bu bâğın cenûbunda muttasıl,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 139b ·
metinde göster ·
… e ve hüsn-i letâfet ve nezâfet ciheti ta‘rîf ve tavsîfinde Hassân u Selmân dahi
âcizdir
, değil ki bu hakîr Evliyâ-yı âciz, acz u taksîriyle medh etmek ne mümkündür. Ve …
Ve mihmânhânemize karîb Zâl Paşa hammâmı, bu dahi vâcibü's-seyr havâsı ve binâsı hûb, dellâkleri mahbûb ve gayrı huddâmları mergûb hammâm-ı ferah-cândır. Bunun dahi cümle der-i dîvârı Kâşî, fağfûr-i Çîndir. Ve ferşi serâpâ sâfî yeşim ve yerekânî ve balgamî ve mermer-i somâkî ile döşenmiş bir hammâm-ı münevverdir kim cemî‘î camları billûr ve necef ve morandır. Ve kubbe-i âlîsinin ortasında aşren-fe-‘aşr bir havz-ı azîmi var, cümle dilberânlar onda deniz mâliki gibi şinâverlik ederler. Bu havz içre hammâmcı beher yevm birer şele, ya‘nî birer sepet berk-i verd-i handân döküp gûyâ cümle dilberân gülâb içinde şinâverlik edüp beyâz vücûdlarına gül yaprakları yapışup sîmîn tenleri gül gül olup gül ruhları âlu'l-âl, gülfâm lebleri la‘l-i Bedehşân-misâl olur. Ve cemî‘î dilberânları bî-bâk u bî-pervâ havz içre perr-i tâvûsî perendeler ve kebûterî perendeler atup şivekârlığ ve çâresâzlığ edüp arz-ı 295b ma‘rifet edüp ırz [u] vakârların setr eder bir alay mahbûbândır. Hulâsa-i kelâm bu hammâm-ı hoş-hevâ ve hoş-binânın midhatinde ve hüsn-i letâfet ve nezâfet ciheti ta‘rîf ve tavsîfinde Hassân u Selmân dahi âcizdir, değil ki bu hakîr Evliyâ-yı âciz, acz u taksîriyle medh etmek ne mümkündür. Ve esvâk-ı şâhî içre ankâ hâcegiyân ve mün‘im sevdâgerânlar vardır kim her biri niçe yüz bin tümen mâl-ı firâvâna ve gencîne-i Kârûn'a mâlik mâldâr tüccâr-ı berr u bihâr âdemler vardır. Ve cümle halkı ehl-i zevk ve ehl-i şevk ve ıyş [u] ışret sâhibleridir kim rûz-merre birer bâğda ıyş [u] ışret ederler. Hattâ Nahşivân Hânı Rızâeddîn Hân bize istikbâle çıkdıkda elçisiyle hakîri doğru bir bâğa götürüp nâme ve muhabbetnâmeler bâğda kırâ’at olunup cümle a‘yân-ı kibâr-ı Nahşivân anda hâzır olup bir ziyâfet-i uzmâ ve bir meclis-i sâz u söz-i hânendegân u mutrıbân sohbeti olmuşdur kim gûyâ meclis-i Hüseyn-i Ba[y]kara oldu. Meğer Hân-ı âlî-şân, sâhib-i tab‘, hoş-sohbet cân imiş. Sultân Murâd'a Bağdâd'ı veren Şâh Safî'nin hazînedârbaşılığından hân olmuş Gürcî-peçe Aristo-fikr kimesnedir. İsmine Devlet Mirza Hân nâm vermişler, bir nâmdâr er idi. Bu bâğda ba‘de'z-ziyâfe ibtidâ kendüye paşa efendimiz tarafından elçilik ile gelen Alacaatlı Hasan Ağa'ya ve hakîre birer hil‘at-i fâhire ve onar tümen hammâm-bahâ Abbâsî ve birer at ihsân edüp kendi elçisine dahi hil‘at-i fâhire giydirdi. Böyle bir sâhib-i kerem hân idi. Ve kırk elli aded dûrbîn-i fikr [u] ilm ve dânâ ve fâzıl u kâmil nedîm ve musâhibleri var kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş nedîm-i şehriyârîlerdir. Bu şehrin re‘âyâ vü berâyâsı lisân-ı Dihkan'ı kelimât ederler, ammâ ârif şâ‘irleri ve nedîm ve zarîfleri, zarâfet ve nezâketle lisân-ı Pehlevî ve lisân-ı Moğolî kelimât ederler kim lisân-ı kadîmlerdir. Ve şehirleri dahi kadîmdir kim böyle kelimât ederler. Evvelâ lisân-ı Dehkanî ve lisân-ı Derî ve lisân-ı Fârisî ve Pârisî ve lisân-ı Gâzî ve lisân-ı Pehlevî kelimât etdikleri dahi mahalliyle terkîm olunur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 295a–295b ·
metinde göster ·
… vâ tayerân eden mürğ-i zeyrek bu cebel-i bülendin üzerinden pervâz urup geçmede
âcizdir
. Hattâ cemî‘i müfessirîn sûre-i (---)Arapça âyeti bu Nakura Boğazı hakkına n …
Leb-i Bahr-i sefîd'de evc-i âsumâna çıkmış peyâz sa‘b kayalardır kim berhevâ tayerân eden mürğ-i zeyrek bu cebel-i bülendin üzerinden pervâz urup geçmede âcizdir. Hattâ cemî‘i müfessirîn sûre-i (---)Arapça âyeti bu Nakura Boğazı hakkına nâzil olmuşdur, derler" Akka kal‘asında medfûn Hazret-i Sâlih'in du‘âsı berekâtıyla bu kûh-ı bâlâ üzre teng ü zıyk yol açılmış ammâ yine deve ve katır ve yüklü hımâr geçmek ihtimâli yokdur, ancak piyâde âdem geçer. Ba‘dehû Melikü't-Tâhir Akka kal‘ası fethine gitdikde sehel yolların tathîr etmiş. Niçe mülûkler dahi bu Nakura Boğazı'n açmışlar, ammâ yine sa‘bdır. Leb-i deryâ tarafına âdem bakmağa cür’et edemez. Zîrâ çâh-ı gayyâdan ve derk-i esfelden ve "veylün" deresinden nişân verir kûh-ı bâlâdır. Hattâ deryâ tarafı evc-i semâyâ ser çekmiş kayalarının altları kûh-ı bî-sütûn gibi boşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39a ·
metinde göster ·
… îbâlar ve kâl‘a-i ra‘nâlar vardır kim her birinin ta‘rîf ü tavsîfinde benî Âdem
âcizdir
. Sekiz yüz yıldan berü her hân ve her mülûk imâr etmededir. Husûsan Abdâl Hân n …
Derûn-ı kal‘ada cümle üç yüz hânedir ammâ nısfın hân sarâyı kaplamışdır kim kat-ender-kat tarz-ı Acem ü tarz-ı Rûm hücre-i zîbâlar ve kâl‘a-i ra‘nâlar vardır kim her birinin ta‘rîf ü tavsîfinde benî Âdem âcizdir. Sekiz yüz yıldan berü her hân ve her mülûk imâr etmededir. Husûsan Abdâl Hân niçe Mısır hazînesi sarf edüp bu sarây-ı azîmi sarây-ı Kaydefâ etmişdi. Cemî‘i revzenleri ve şâhnişînleri kal‘anın burc [u] bârûları üzre vâki‘ olup cümle şehr-i Bitlîs ve kûh-ı Dehdîvân nümâyândır ve bu kayanın içi cümle mağaralardır ve hubûbât u levâzımâtlar ile memlûdur. Bu gâr-ı yetîmânlar mâbeyninden aşağı derelere iner su yolları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223a ·
metinde göster ·
… i asel gibi oyup gâr-ı yetîmânlar inşâ etmişler kim vasfında cihân mühendisleri
âcizdir
.
Bu eşkâlde olup bu sıfat ile muttasıf olan seng-i hârânın aşağısından kâmil üç sâ‘atde devr olunur. Sahrâ-i âlînin içi kat-ender-kat altı yüz aded gâr-ı azîmlerdir kim her biri birer kârbânsarâydan nişân verir. Cümle üç kat mağaralardır kim Âd kavmi bu kayaları şem‘-i asel gibi oyup gâr-ı yetîmânlar inşâ etmişler kim vasfında cihân mühendisleri âcizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251a ·
metinde göster ·
… ından intikâl etmiş kal‘a-misâl bir bâğçe-i Aspuzusu var kim vasfında benî âdem
âcizdir
. Eğer medh etsek midhatinde lisân kâsırdır.
Bu bâğda dahi niçe yüz gûne kasr-ı tahtânî ve fevkânî ve havuz ve şâzrevânlar var kim fevvâreleri tavanlara pertâb edüp gûnâ-gûn musanna‘ çarhları şâzrevân sularıyla cereyân etmededirler. Ve bu kral vâlidesi bâğı kurbunda yine çâsârın ecdâdlarından intikâl etmiş kal‘a-misâl bir bâğçe-i Aspuzusu var kim vasfında benî âdem âcizdir. Eğer medh etsek midhatinde lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69a ·
metinde göster ·
… ve kubâb-ı azîmler ve tâk-i Kisrâlar var kim âdem anların vasfın tahrîr etmeğe
âcizdir
. Ve mezkûr mermer direkler olduğu kayalar altında ya‘nî deniz kenârında olan ya …
Ve bu cây-ı ma‘hûdede niçe bin vîrân kenîseler ve hân ve hammâm ve kubâb-ı azîmler ve tâk-i Kisrâlar var kim âdem anların vasfın tahrîr etmeğe âcizdir. Ve mezkûr mermer direkler olduğu kayalar altında ya‘nî deniz kenârında olan yarlar ve kayalar diplerinde niçe âb-ı hayât sular vardır, ammâ biri aceb kaynak-ı azîmdir. Değme âdem ol kaynak suyu bilmez, denizde kaynar, deryâdan yukaru kubbe gibi atılır, âb-ı hayâtdır. Tâ gemilerle üzerine varmayınca bilinmez. Yanına varınca kaynadığından ma‘lûm olur, zîrâ bir yerlü kayadan 256a atılup çıkar. Keştîbânlara su lâzım olursa bu mahalde tâ burunun ucunda bu kaynak suyun yoklayalar, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b–256a ·
metinde göster ·
… emlû olup bir yekpâre mermerden şeşhâne bir havz-ı Hanefîdir kim vasfında lisân
âcizdir
. 278b
Ve cümle iki aded câmi‘-i müferrihlerdir. Evvelâ çârsû içinde kârgîr kubbeli ve kârgîr minâreli ve kubbesi kireç ile sıvalı ve hareminde bir ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyr âbdesthâne hav[z]lı bir câmi‘-i rûşendir kim Mora diyârında böyle bir müferrih dilküşâ câmi‘-i pür-envâr yokdur. Hattâ üstâd-ı bennâ-yı mühendis bu mezkûr havzı tâ haremin ortasına altı aded beyâz ve ince mermer sütûncuklar üzre bir kubbe-i nüh-tâk-ı revâkı vaz‘ edüp altında havz-ı pâki âb-ı hayât ile memlû olup bir yekpâre mermerden şeşhâne bir havz-ı Hanefîdir kim vasfında lisân âcizdir. 278b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278a–278b ·
metinde göster ·
… îrânca olup limana nâzır sarâylar var kim her birinin ta‘rîf ü tavsîfinde lisân
âcizdir
. Ammâ bu liman tarafı dîvârlarının iç yüzleri toprak yığılı değildir, hemân sâd …
Ve bu limanın maşrıkı tarafında cümle yigirmi aded tershâne gözleri var. On altısı kârgîr ve toloz kemer binâlardır. Dördü hîn-i muhâsarada sehelce vîrânca olup limana nâzır sarâylar var kim her birinin ta‘rîf ü tavsîfinde lisân âcizdir. Ammâ bu liman tarafı dîvârlarının iç yüzleri toprak yığılı değildir, hemân sâde kalın kal‘a dîvârlarıdır. Ammâ kara taraflarıı dîvârının iç yüzleri kûh-ı Demâvend-misâl yüz altmışar adım enli dağlar gibi toprak yığılıdır kim kal‘a dîvârlarından onar arşın topraklar yüksekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 284b ·
metinde göster ·
… e eyle münakkaşdır kim lûce ve lâcüverd silusun hall etmede zamânımız üstâdları
âcizdir
.
Ve bu câmi‘in taşra Y 75b yan soffaları üzre altı aded sommâkî sütûn-ı serâmed üzre penç kubbe-i nîlgûnlardır kim gûyâ her biri kubbe-i eflâk-i ser-nigûnlardır. Ve gâyetü'l-gâye derûn-ı kubbe eyle münakkaşdır kim lûce ve lâcüverd silusun hall etmede zamânımız üstâdları âcizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y75a–Y75b ·
metinde göster ·
Ve cümle otuz iki mihrâbdır ve (---) cum‘adır. Evvelâ cümleden mükellef ü müzeyyen ve ibret-nümâ binâ-yı rûşen kâr-ı musanna‘ câmi‘-i murakka‘ Ketenci Ömer Paşa câmi‘i. Çârsû-yı bâzâr içinde vâki‘ olmak ile cemâ‘at-i kesîreye mâlik bir câmi‘-i ferah-fezâdır ve enderûn [u] bîrûnu serâpâ nakş-ı bûkalemûn müzehhebdir kim Bihzâd kalemin çekmede âcizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y131b ·
metinde göster ·
… alemûn kâşî-i Çînle pîrâste olmuş şâhnişînler var kim midhatinde Y 173a zebân
âcizdir
.
Ve Haleb şehrinin garb cânibinde yedi bin kıt‘a bâğ u bâğçe ve bostân ve gül [ü] gülistân ve reyhânistân vardır. Cümleden Hünkâr bâğçesi İremezâtü'l-imâddan nişân verir bir gaytân ve koyah hıyâbândır. Müte‘addid kâ‘a ve kasr-ı Havernaklar ile ârâste ve zer-ender-zer nakş-ı bûkalemûn kâşî-i Çînle pîrâste olmuş şâhnişînler var kim midhatinde Y 173a zebân âcizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y172b–Y173a ·
metinde göster ·
… r kim diller ile ta‘bîr ve tavsîf olunması bir vecihle mümkin değildir vasfında
âcizdir
. Eğer tafs[î]l üzre ile ta‘bîr olunan vechi üzre evsâfın tahrîr eylesek tatvîl- …
Menzil-i kal‘a-i Medîne-i Münevvere nevverallâhu ta‘âlâ: Mukaddemâ muhtasar tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu gelişde iki gün meks edüp Ravza-i Mutahhara câmi‘inde bir Mevlûd olmuşdur kim diller ile ta‘bîr ve tavsîf olunması bir vecihle mümkin değildir vasfında âcizdir. Eğer tafs[î]l üzre ile ta‘bîr olunan vechi üzre evsâfın tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y368b ·
metinde göster ·
… sfan, İnper Radal derler. Sikke sâhibi kalın kâfirdir. Nemçe çâsârı bu kavimden
âcizdir
. Yüz yigirmi iki yıldır mâbeyninde niçe kralları geldi ve gitdi, hâlâ dahi ceng …
Bahr-i Muhît kenârında azîm ülke sâhibi küffârdır. Hattâ on kerre yüz bin göçer evli Tatar re‘âyâya mâlikdir. Gayrı askerî tâ’ifesinin hisâbın kendüler dahi bilmezmiş. Krallarının elkâbına İnper İsfan, İnper Radal derler. Sikke sâhibi kalın kâfirdir. Nemçe çâsârı bu kavimden âcizdir. Yüz yigirmi iki yıldır mâbeyninde niçe kralları geldi ve gitdi, hâlâ dahi cengleri bâkîdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y34b ·
metinde göster ·
… beyâz mermer amûdlar üzre tavandır kim Mânî ve Hassân ve Bihzâd kalemin çekmede
âcizdir
.
Fevkânî yigirmi kademe nerdübân ile urûc olunur. Altı serâpâ dükkânlardır. Ve câmi‘ içi cümle 24 aded beyâz mermer amûdlar üzre tavandır kim Mânî ve Hassân ve Bihzâd kalemin çekmede âcizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y103b ·
metinde göster ·
… hında anı çeküp icrâ etmişdir. Müzehheb Hıtâyî kâğız üzre cedvâl(i) ile çekmede
âcizdir
. Ve her köşesinde ibtidâdan intihâya dek gûnâ-gûn islimîler ve bağlamalar ve gi …
Ve bir İslâmbol tarz bir tabaka bir serâmed minâresi var kim Mısır'da değil rûy-ı arzda cemî‘i İslâm diyârında böyle bir minâre-i sihr-i nakş-ı bûkalemûn minâre-i mevzûn yokdur. On altı köşe tarh olunmuşdur. Her köşesi mabeyninde esâsından şerîfesine varınca üçer pay ta‘bîr ederler bir gûne zıhdır, her tarhında anı çeküp icrâ etmişdir. Müzehheb Hıtâyî kâğız üzre cedvâl(i) ile çekmede âcizdir. Ve her köşesinde ibtidâdan intihâya dek gûnâ-gûn islimîler ve bağlamalar ve girihler ve rûmîler Y 104a icrâ eylemişdir kim gûyâ bu minâre sûr-ı hümâyûnda bir nakıl-i sultânîye benzer. Ve tabakasında eyle mukarnaz ve medîne ve gilviler etmişdir kim gûyâ bir kadeh-i çarh-ı felekdir. Ve ol kadar rakîk binâ olunmuşdur, İslâmbol'da Unkapanı kapusu hâricinde Azîz Efendi minâresinden nahîf ve mevzûndur, eyyedehullâh. Ve Yenikapu dibinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y103b–Y104a ·
metinde göster ·
… dar üstâd-ı kâmil nakkâşlar vardır kim kalemin çekmede sâ’ir diyârın nakkâşları
âcizdir
. Ve,
Hırfet-i nakkâşân: Dükkânları yokdur, evlerinde ve inşâ olunan hânelerde işlerler. Neferât yedi yüzdür kâmil. Bihzâd [u] Mânî kadar üstâd-ı kâmil nakkâşlar vardır kim kalemin çekmede sâ’ir diyârın nakkâşları âcizdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y169a ·
metinde göster ·
… mer üzre münakkaş u müzehheb tavandır kim kalem mûyın çekmede zamâne nakkâşları
âcizdir
. Bu câmi‘ fevkânî olmağile altında altı aded dükkânları vardır. Ve üç tabaka bi …
Câmi‘-i Bali Beğ: Nîl kenârında olmak ile dörd amûd-ı müntehâsı Nîl içinde olup ol sütûnlar üzre binâ olunmuş bir câmi‘-i fevkânîdir. On iki kademe nerdübân ile çıkılır üç kapusu var, biri kıble dîvârında Beğ sarâyı yoluna mekşûfdur, biri şâfi‘î havzuna meftûhdur, biri nev-binâ çârsû içine açılır. Câmi‘i içinde amûdlar yokdur, dörd kemer üzre münakkaş u müzehheb tavandır kim kalem mûyın çekmede zamâne nakkâşları âcizdir. Bu câmi‘ fevkânî olmağile altında altı aded dükkânları vardır. Ve üç tabaka bir minâre-i mevzûnu var. Ve minberi kapusu üzre celî hat ile Arapça âyeti tahrîr olunmuşdur. Andan Nîl kenârında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y356b ·
metinde göster ·