: Pehlivân Hacı Süleymân'dan ve Sarı Solak'dan ta‘lîm edüp kemânkeşliği kemâline …
Evsâf-ı âhar: Pehlivân Hacı Süleymân'dan ve Sarı Solak'dan ta‘lîm edüp kemânkeşliği kemâline ergürdükde Okmeydânı'nda yıldız rûzgârı ayağından lodos üzre atdığı ok menzili ki Tekye-i tîr-endâz kurbünde bir mermer amûd üzre müzehhebli târîhi var. Alimallâh Okmeydânı'nda selef pehlivânlarının alâmetinden geçgin menzildir. Allâhu a‘lem Tozkoparan menzilinden sonra Murâd Hân menzilidir. Kara Lenduhâ ve Bâyezîd Hân ve Hattât Şeyh ve Şücâ‘ ve Demir Delisi ve Mısırlı Düveydâr menzillerinden yetmiş gez ileri yetmiş menzildir ve sâhib-i şasta yetişmişdir. Zeber-desti bir kerre Tokat Bâğçesi'nde bir hımârın cıdav yerinden bir tîğ-ı âteş-tâb nice çaldıysa hımârın döşünden şemşîr sâf u perrân çıkdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72b ·
metinde göster ·
: Ve ilm-i şi‘irde Nef‘î ve Cevrî mertebesinde ebyât [u] eş‘ârı olduğundan mâ‘ad …
Ve fünûn-ı âhar: Ve ilm-i şi‘irde Nef‘î ve Cevrî mertebesinde ebyât [u] eş‘ârı olduğundan mâ‘adâ üç yüz varak bir dîvânı vardır. Ammâ hurûf-ı tâ ve ayn redîfinde nâ-tamâmdır. Vehbî Osmân Çelebi tamâm edem derken ol dahi nâ-tamâm olup tamâm-ı dünyâya intikâl eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73a ·
metinde göster ·
… vâkı‘ olmuş ibret-nümâ bir câmi‘-i zîbâdır. Bir câmi‘ tarzında değil bir şekl-i
âhar
musanna‘ bir câmi'dir. Mi‘mârı Frenk âdemîsi olmağıla Frenk pesend bir câmi'dir …
Der-sitâyiş-i Câmi‘-i Gâzî Hüdâvendigâr : Ya‘nî Şehîd Murâd Hân-ı Evvel Câmi‘i Bursa şehrinin cânib-i garbında nısf sâ‘at ba‘îd başka kasabadadır kim Eski Kaplıca derler ma‘mûr mahalle-i iremde vâkı‘ olmuş ibret-nümâ bir câmi‘-i zîbâdır. Bir câmi‘ tarzında değil bir şekl-i âhar musanna‘ bir câmi'dir. Mi‘mârı Frenk âdemîsi olmağıla Frenk pesend bir câmi'dir kim aşağısı ibâdethâne, fevkânîsi dâiren-mâdâr medrese hücreleridir. Herkes savma‘asından imâma iktidâ edüp ibâdet ederler. Görmeğe muhtaç bir vâcibü's-seyr câmi‘-i pür-envâr ve câmi‘-i pür-esrâr rûhâniyyetli bir ma‘bed-i kadîmdir. Kıbleden mihrâba tûlu (---) ayakdır, arzı yetmiş ayakdır. Ve (---) müntehâlar ile mebnîdir ve câmi‘ içre Murâd Hân'ın bir doğanı tayerân edüp bir tâk üzre meks eder. Murâd Hân bu doğanı peftere ile ol kadar okuya da‘vet edüp bek gösterüp gelmek ihtimâli olmayup Gâzî Murâd Hân gazâb-âlûd olup "Kaskatı kal" deyince bi-emrillah ol doğan kuşu ol tâk üzre cılkısı ve kündesi ve üzüniyle hâlâ taş olup kalmışdır kim alâ melei'n-nâs zâhir ü bâhirdir. Bu câmi‘in bir kapusu ve bir tabakalı minâresi vardır, lâkin haremi yokdur. 224b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 224a–224b ·
metinde göster ·
… âr üzre oturdukları mak‘adı yerleri zâhîrdir ve asâleten temelli binâ değildir.
Âhar
yerden geldüğü zâhir ü bâhirdir. Andan 7 sâ‘atde,
Menzil-i karye-i Sarılar: Yaylanın ardı olmağıla (---) hudûdunda yüz hâneli ma‘mûr karyedir. Bu mahalde bir Ğeddâdî binâ bir çemenzârda durur. Gûyâ bir kûh-ı bülend-pâre-i Horâsân ile rıhtım-ı binâ-yı mu‘azzamdır. Hacı Bektaş-ı Velî'nin cânsız dîvâr yürüttü dedikleri dîvâr budur, derler. Hakkâ ki dîvâr üzre oturdukları mak‘adı yerleri zâhîrdir ve asâleten temelli binâ değildir. Âhar yerden geldüğü zâhir ü bâhirdir. Andan 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367b ·
metinde göster ·
: Bu na‘şe-i ibâdullah deryâya ilkâ olunduğu günde Akdeniz tarafından (---) (--- …
Hikmet-i âhar: Bu na‘şe-i ibâdullah deryâya ilkâ olunduğu günde Akdeniz tarafından (---)(---)(---) paşa kadırgalar ile İslâmbol'a niçesi ol temevvüc-i deryâdan giremeyüp biri Kadıköyü'nde, biri Haydar Paşa bâğçesi önünde, biri Üsküdar'da ve biri Tophâne'de ve biri bizim Melek Ahmed Paşa pederinin yalısı kurbunda karaya düşüp yedi kadırga mâl-â-mâl bu kadar ibâdullah ve bu kadar forsa-i pây-zen ve bî-hisâb mâl [u] menâl gark olup musîbet-i azîm oldu ve üçüncü gün İslâmbol'da bir ihrâk-i azîm oldu kim Belde-i Tayyibe ya‘nî Kostantıniyye imâr olalı böyle harâb olmamışdır. Şu‘arâ ârifleri ta‘mîye ile "Yakdı İslâmbol'u âh-ı fukarâ" deyü târîh dediler. Ba‘dehû Murtazâ Paşa'yı "Çıkmabaşı sensin. Bu celeblerin ısyân [u] tuğyânına bâ‘is yine sen oldun" deyü Murtazâ Paşa'yı İslâmbol'dan Şâm'a ılgar ile gitmek içün çavuşlar ta‘yîn olunup Üsküdar'a geçirdiler. Ol dahi dârât [u] azametle Üsküdar'da Tekye meydânında serâperdesin kurup cümle mühimmâtın müheyyâ edince kâmil bir ay meks etdi. Ez-în-cânib,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 372a ·
metinde göster ·
: Bâğlarında ceviz dırahtı cihânı zeyn etmişdir. Şâhdâne kâğız gibi rakîk kabuğı …
Memdûhât-ı âhar: Bâğlarında ceviz dırahtı cihânı zeyn etmişdir. Şâhdâne kâğız gibi rakîk kabuğı olur. Bâdem lezzetinde bir gûne cevizi olur kim Mudurnu cevizi meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95a ·
metinde göster ·
: 95b Cümle kûh-ı bülendleri çamlık olmağıla kurâlarında ikişer kulplu çam bar …
Memdûh-ı âhar: 95b Cümle kûh-ı bülendleri çamlık olmağıla kurâlarında ikişer kulplu çam bardakları olur. İkisin bir hımâra tahmîl ederler. Anın içinden bir katre mâ-i sâfî nûş eden âb-ı hayât nûş etmiş olur. Diyâr-ı Hind'e hedâyâ götürürler. Kûze-i sanavber deyü memdûh-ı Hindistân'dır. Hattâ Hindistân diyârında bir nisvân-ı sâhib-isyân ehline muğber-i hâtır olsa "Ben senin neni gördüm. Yohsa bana Rûm'un sanevber kûzesinden âb-ı hayât mı nûş etdirdin?" deyü ehline itâb eder. Hakkâ ki latîf, gûnâ-gûn, musanna‘ çam bardakları ve ibrîkları yaparlar, meşhûrdur. Bu diyârda ol bardaklara boduç ve senek derler. Rûm'a dahi hedâyâ gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95a–95b ·
metinde göster ·
… 14a⟧ kesîreye mâlikdir. Tûlen ve arzen yüz elli ayakdır. Ve bir musanna‘ tarz-ı
âhar
mermer minberi var kim diyâr-ı İslâm'da misli yokdur. Ve bu câmi‘in iki kapusun …
Şâh Melik câmi‘i: Cemâ‘at-i 114a kesîreye mâlikdir. Tûlen ve arzen yüz elli ayakdır. Ve bir musanna‘ tarz-ı âhar mermer minberi var kim diyâr-ı İslâm'da misli yokdur. Ve bu câmi‘in iki kapusunun biri sağ cânibinde Derziler içine açılup altı kademe taş nerdübân ile çıkılır. Bir kapusu çârsû içine on kademe nerdübân ile nüzûl olunur. Lâkin bu câmi‘ çârsû-yı teng mahallinde olmağıla aslâ ve kat‘â haremi yokdur. Ve Eski câmi‘i ve Çelebi Efendi câmi‘i ve Kabrancı câmi‘i ve Emîr Çelebi câmi‘i ve Yukarı Çârsû'da kal‘a kapusu önünde Kadı Avn câmi‘inin bâb-ı sa‘âdeti atebe-i âlîsi üzre târîhi böyle merkûmdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 113b–114a ·
metinde göster ·
: Niçesi yıldırım gibi giderken bir ayağın kaldırup Mevlevî gibi eyle semâ‘ eder …
Nev‘-i âhar: Niçesi yıldırım gibi giderken bir ayağın kaldırup Mevlevî gibi eyle semâ‘ eder kim aslâ vechi görünmeyüp yine çiftesin bozmadan buz üzre kayup gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118b ·
metinde göster ·
: Ba‘zı âdem arkasında yüküyle ayağı altında iki pâre sığır kemikleri koyup elin …
San‘at-ı âhar: Ba‘zı âdem arkasında yüküyle ayağı altında iki pâre sığır kemikleri koyup elindeki asâsıyla billûr-misâl mücellâ buz üzre beş altı konak yeri buz üzre kayarak bir günde varır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 119a ·
metinde göster ·
: Hemân Monlâ Muhammed garârı yanına gelüp garâr içinden bir alaca münakkaş uçku …
Diğer acîbe-i ibret-nümâ-yı âhar: Hemân Monlâ Muhammed garârı yanına gelüp garâr içinden bir alaca münakkaş uçkur çıkarup peştemâlı elinde biraz pinhân edüp sehel oturup yine uçkuru peştemâlı elinden çıkarup uçkur-ı mezbûru yine garârı içine kodu. Anı gördük, harârı içinde bir gürüldü ve bir sâ‘ika ve bir harekât zâhir olup garârın ağzından taşra bir azîm mefret yılan başı zâhir olup taşra süzülüp rimâl üzre şiddet-i hârda âfitâba karşu yatup çörek çörek oldu. Ammâ soludukça büyümede ve gözleri meş‘al gibi şu‘le vermede ve dendânları fil dişi kadar olmada ve ceyran tüğü gibi tüğleri nümâyân olmada. Bu hâl üzre ol meydânda ol evren, nîm sâ‘at durup vücûdu fil cüssesi kadar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 232a ·
metinde göster ·
… ı bin aded Kürdistân yâdigârı hançer-i zülficâmlar çıkdı. Her biri birer tarz-ı
âhar
kimi Buhtî ve kimi Cıskavî ve tarz-ı Mahmûdî ve tarz-ı Zerikî ve tarz-ı Sağmanî …
Ve üç sandûka hemân gılâflı ve uryân altı bin aded Kürdistân yâdigârı hançer-i zülficâmlar çıkdı. Her biri birer tarz-ı âhar kimi Buhtî ve kimi Cıskavî ve tarz-ı Mahmûdî ve tarz-ı Zerikî ve tarz-ı Sağmanî hançerler çıkdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 277a ·
metinde göster ·
… a Van'ı ve Râziye Kadınzâde'ye Sivas'ı verüp cümle Anadolu eyâletlerin tevcîh-i
âhar
eder. Bu hâl ile şâh üzre asker çeküp gider. Meğer bizzât şâh bunları dağ başın …
Lisân-ı Moğolî'de "Serâf" derler. Lisân-ı Ekrâd'da "Serâv" derler, ya‘nî "Baş-su" derler, ammâ asıl lûgatı "Serâh"'dır. Cümle halkı "Yâ Kahhâr" ismine mazhar olduklarından başdan ayağa varınca sağîr ü kebîri âh-ı ser çekdiklerinden Ser-âh derler ve tâli‘-i imâreti akrebdir ve beyti Mirrîh-i mâ’idir. Anınçün bu menhûs şehirde niçe kerre Âl-i Osmân askeri münhezim olmuşdur. Evvelâ sene 993 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis vezîri Cığalazâde Sinân Paşa serdâr-ı mu‘azzamlık ile Tebrîz deryâsı kenârıyla bu sahrâ-yı Serâv'da deryâ-misâl asker-i kerrâr ile meks eder. Arapça hadîsine i‘tibâr etmeyüp müşâvere olmadan niçe vüzerâların mansıbların pespâye âdemlere verir. Tekelü Paşa'ya Van'ı ve Râziye Kadınzâde'ye Sivas'ı verüp cümle Anadolu eyâletlerin tevcîh-i âhar eder. Bu hâl ile şâh üzre asker çeküp gider. Meğer bizzât şâh bunları dağ başından seyr eder. Kâmil vakt-i asr olunca şâh şahin gibi dağdan süzülüp şâh askeriyle İslâm askeri birbirlerine karılup katılup mâbeynde toplar ve tüfengler atılup neberd-i şâhî ve savaş-ı pâdişâhî olur kim kanlar tarafeynden seyl-i revân olur. Âhir nesîm-i nusret Acem şâhı tarafına esüp anlar gâlib Osmânlı mağlûb olup "gaynın te’sîridir" deyü cây-ı emne cân atup Âzerbaycân'da cânların halâs ederler. Ancak Tekyelü Paşa ve Karakaş Paşa ve Kacar Mehemmed Paşa Kızılbaş'ın elinden kaçup ordu-yı İslâma cân atarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 305a ·
metinde göster ·
: Nihâvend'in bâğları içre bir somakî mermerden bir ifrit kellesi vardır. "Kazâ- …
Tılısm-ı âhar: Nihâvend'in bâğları içre bir somakî mermerden bir ifrit kellesi vardır. "Kazâ-yı Nihâvend'i def‘ içün vaz‘-ı mutalsam oldu", derler. Ameli bâtıl olmağile şehr-i Nihâvend Osmânlı'dan ol kadar kazâ vü kader-i mükerrer görmüşdür kim ol ise mukadder-i İlâhîdir, el-mukadderi kâ’indir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307b ·
metinde göster ·
… ız sa‘âdetlü pâdişâhdan gelince sabr edin. İnşâ’allâh her biri birer takrîb ile
âhar
mansıblara giderler. Belki Hasan Paşa Haleb mansıbı ola, sakının. Tevâbi‘leriyl …
Murtazâ Paşa "Birkaç günden arzlarımız sa‘âdetlü pâdişâhdan gelince sabr edin. İnşâ’allâh her biri birer takrîb ile âhar mansıblara giderler. Belki Hasan Paşa Haleb mansıbı ola, sakının. Tevâbi‘leriyle bir hoş geçinüp, bana ve Hasan Paşa karındaşıma şikâyet etmen" deyü Murtazâ Paşa ahâlî-i Haleb'e hâb-ı hargûş ile tesellî vererek ehl-i beledi teskîn ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73a ·
metinde göster ·
… oldukları seferde 118a bulunmazlarsa paşalarının arzıyla tîmâr ve ze‘âmetleri
âhar
müstahıklarına tevcîh olunur.
Bizzât kal‘a-i Tımışvâr paşasının tahtıdır. Eyâletinde cümle erbâb-ı ze‘âmet 59 ve cümle tîmâr 290. Cebelüleri ile kanûn üzre yedi bin sekiz yüz asker olur. Paşasının askeriyle cümle on bin asker-i pür-silâhdır. Alaybeğisi ve çeribaşısı ve yüzbaşısı vardır. Sefere me’mûr oldukları yere paşalarının alemi altında sefer eşerler. Me’mûr oldukları seferde 118a bulunmazlarsa paşalarının arzıyla tîmâr ve ze‘âmetleri âhar müstahıklarına tevcîh olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117b–118a ·
metinde göster ·
… üp şehirden aşağı on üç aded su değirmenlerine cârî etdirmişler kim aceb tarz-ı
âhar
âsiyâb-ı tahhânlardır.
Ve bu âb-ı nâb yokuş aşağı cereyân etdikce sâhibü'l-hayrâtlar bu aynü'l-hayâtı ark ark ark edüp şehirden aşağı on üç aded su değirmenlerine cârî etdirmişler kim aceb tarz-ı âhar âsiyâb-ı tahhânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 135a ·
metinde göster ·
Ve cümle üç aded hammâmları var, kıbâblı değildir. Tahtadan bir gûne çâr-kûşe kubbeli kireç ve horasân ile binâlı 13b bir tarz-ı âhar sobalı hammâmlardır, ammâ cânib-i erba‘ası kârgîr dîvârlara kat-ender-kat kârgîr nerdübân-misâl yerler edüp her birinde kurnaları var, ammâ aşağı soffada olan âdemlere yukaru soffada yaykanan âdemlerin çirkâbı suyu sıçramaz garîb san‘atdır. En aşağı tabakası sovukdur. Andan aşağı havuzlu meydândır orta tabakaları dahi germâdır dahi andan âlî tabakaları dahi issidir, tâ kubbe berâberi tabakası âteş pâredir. Herkes tahammülüne göre soffalarda gusl ederler. Külhanı taşrada değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13a–13b ·
metinde göster ·
… bu dahi rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr mezgitgâh-ı ma‘mûrdur. Minâresi tarz-ı
âhar
bir mevzûn ve mergûb binâlı bânghâne-i Muhammedî'dir. Haremi gâyet müferrihdir …
Yakovalı Hasan Paşa câmi‘i: Bu dahi müferrih musallâ-yı kadîm ve binâ-yı azîm, bu dahi rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr mezgitgâh-ı ma‘mûrdur. Minâresi tarz-ı âhar bir mevzûn ve mergûb binâlı bânghâne-i Muhammedî'dir. Haremi gâyet müferrihdir kim cânib [ü] etrâfı tâlib-i ilm hücreleridir. Andan yine Seget kapusunun iç yüzünde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67a ·
metinde göster ·
… îbdir, lâkin bu dahi kurşumlu binâ-yı âlî ve minâresi dahi âlü'l-âlî bir şekl-i
âhar
minâre-i bâlâdır. Andan,
Câmi‘-i Ferhâd Paşa: Müferrih ve ma‘mûr câmi‘dir, ammâ cemâ‘atden garîbdir, lâkin bu dahi kurşumlu binâ-yı âlî ve minâresi dahi âlü'l-âlî bir şekl-i âhar minâre-i bâlâdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67a ·
metinde göster ·
… nâzır bir kapusu var. Bu kapu çâr-kûşe bir kulle-i bâlânın zeylinde bir tarz-ı
âhar
vâkı‘ olmuş bir bâb-ı musanna‘dır kim atebe-i ulyâsı üzre zolta nâm guruşda ola …
Mevsûf olan taşra kal‘anın cânib-i garbîsinde olan köşede Peçoy'un iç kal‘asıdır kim Şeddâdî gâyet metîn ü müstahkem hisâr-ı üstüvârdır kim cemî‘i Peçoy halkının cümle zî-kıymet metâ‘ları bunda mahfûzdur, zîrâ iki kat vâsi‘ ve âlî ve arîz sedd-i kavî refî‘u'l-bünyân cümle hisârlardan sâhibü-şân bir iç kal‘a-i cây-ı amândır ve metîn handak-ı amîki var. Ancak semt-i kıbleye nâzır bir kapusu var. Bu kapu çâr-kûşe bir kulle-i bâlânın zeylinde bir tarz-ı âhar vâkı‘ olmuş bir bâb-ı musanna‘dır kim atebe-i ulyâsı üzre zolta nâm guruşda olan iki başlı ve iki kanatların açmış ve iki ayaklarında pençelerin germiş bir beyâz mermer üzre bir kuş tasvîri var kim gören anı ânsız zî-rûh zann eder. Ammâ cânsız bir kâr-ı îmânsızdır. Ve bu tasvîr-i murg-ı bî-rûha muttasıl bir beyâz mermer üzre Eflâtûn-ı İlâhî'nin kendü hattıyla bir gûne 67b hatt-ı Latin ile bu kal‘anın târîhin eyle tahrîr etmiş kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67a–67b ·
metinde göster ·
: Bu germâbın kaynağı mahallinden aşağı bir gûne balçık cem‘ olur. Ol balçıkdan …
Havâss-ı âhar: Bu germâbın kaynağı mahallinden aşağı bir gûne balçık cem‘ olur. Ol balçıkdan bizim vâlideler ve hemşîreler avret yerlerine ve sîm-endâmlarına dürtseler nûre, ya‘nî hırızamdan a‘lâ bâb-ı rahm-i masdar yerlerin pâk ü pâkîze edüp bir ser-i mûdan eser komayup aşağı kapuları pâk billûr gibi olup kulak şahmesi-misâl germ ü nerm olup ehl [ü] iyâlile kisb-i safâ etmeğe müsta‘id olur, bir nâfi‘ debbâğhâne ılıcasıdır. Ve bu mahalde niçe hânelerde dahi ılıcalar vardır. Bu ılıcalar cihetinde Tabahâne varoşu ahâlîsinin zevk u safâları vardır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85b ·
metinde göster ·
… bu câmi‘in tarz-ı atîkin bozup müceddeden enderûn [u] bîrûn-ı câmi‘i bir tarz-ı
âhar
edüp bir şeşhâne nakş-ı bûkalemûn halkârî tavan-ı ibret-nümûn edüp minberin sağ …
Dükelisi on bir aded mihrâbdır, ammâ cümleden mükellef ü müzeyyen Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i, ma‘bedgâh-ı kadîmdir. Bir bayır dibinde ve bir müferrih ve mesîregâh çemenzâr u murgzâr yerde cemî‘i âsâr-ı binâları rusâs-ı hâs kurşum ile mestûr bir câmi‘-i nûrdur, lâkin sene 1072 târîhinde mütevellîsi bu câmi‘in tarz-ı atîkin bozup müceddeden enderûn [u] bîrûn-ı câmi‘i bir tarz-ı âhar edüp bir şeşhâne nakş-ı bûkalemûn halkârî tavan-ı ibret-nümûn edüp minberin sağ tarafındaki dîvârın delüp iki aded kemer binâ edüp câmi‘i dahi tevsî‘ etmiş. Ve taşra soffası üzre kezâlik yine kubbeler yerine halkârî tavan kubbeler etmiş kim gûyâ her biri birer gûne kâse-i Çîn gibi münakkaş olmuş ve haremi bir çemenzâr ortası havzlı gûnâ-gûn eşcârâtlar ile müzeyyen olup servî ve uhlamur dırahtlarının râyihaları cemâ‘atin demâğların mu‘attar eder. Ve harem etrâfı dâ’iren-mâdâr hücreler ile müzeyyendir, ammâ minâresi ol kadar mevzûn ve musanna‘ değildir, ammâ mihrâb ve minberi ve mahfil-i münîfi ve kürsî-i latîfi gâyet musanna‘ mihrâb ve minberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149a ·
metinde göster ·
Bu bâğ-ı hıyâbânın içinde cemî‘i sokakları gûnâ-gûn nakş-ı
âhar
tarh olunmuşdur ve her şâhrâhı birer gûne nakş-ı bûkalemûn kuş gözü gibi hurde …
Bu bâğ-ı hıyâbânın içinde cemî‘i sokakları gûnâ-gûn nakş-ı âhar tarh olunmuşdur ve her şâhrâhı birer gûne nakş-ı bûkalemûn kuş gözü gibi hurde zî-kıymet taşlar ile döşenmiş gûyâ Hind füsûskârîsi gibi ruhâm-ı ibret-nümûn kaldırım döşelidir. Ve her tarhındaki tahta add olunan tarlalarında birer gûne şükûfeler var kim Âl-i Osmân diyârında ve Arab u Acem'de ve Leh u Çeh u Maskov diyârlarında eyle şükûfeler yokdur. Hatta kırk altı gûne mutabbak verd-i handân gül hedâyâ getirdiler. Ve gülün hilkati kırmızı ve beyâz ve sarı olmakdır, ammâ bu bâğ-ı Merâm'da yeşil ve mâvî ve al ve ebrî ve ablak ve la‘lî ve haşhâşî ve niçe gûne güller var kim râyiha-i tayyibesi âdemün demâğın mu‘attar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52a ·
metinde göster ·
: Dörd ayaklı bir demirden çarhlardır. Kaçan kim et kıymak ve soğan doğramak ve …
Musanna‘-ı âhar: Dörd ayaklı bir demirden çarhlardır. Kaçan kim et kıymak ve soğan doğramak ve tütün kıymak ve gayri 58a eşyâlar doğramak murâd edinsen hemân bu çarhların sâ‘atin kurup ân-ı sâ‘atde beş vukıyye tütün ve elli vukıyye eti eyle kıyar kim gûyâ ma‘cûn eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57b–58a ·
metinde göster ·
: Bir köşe başında sehel vâsi‘ce meydânda bir somâkî kırmızı amûd-ı müntehâ üzre …
İbret-nümâ-yı âhar: Bir köşe başında sehel vâsi‘ce meydânda bir somâkî kırmızı amûd-ı müntehâ üzre bir sofra-i azîm kadar bir bakır sînî içre bakırdan altun yaldızlı bir tâvûs sûreti vardır. Kaçan ki vakt-i zuhur oldukda tâvûs bir kerre bir sayha urup kanat kakup mezkûr bakır sînînin kenârında on iki kerre deverân u seyrân etdikçe on iki kerre kanatların birbirlerine urdukça sâ‘at sadâsı âdem kulakların asam eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58b ·
metinde göster ·
… u] hevâsının letâfetine ve mahbûb u mahbûbesinin nezâfet ü zerâfetine ve tarz-ı
âhar
râyihası ve elvânı gayri gûne şükûfelerine ve cümle halkının herkes ile hüsn-i …
Ve bu şehrin cümle şey’i memdûh [u] meşhûrdur, ammâ hezâr ahsend pesend cümle hukemâ ve cerrâh u fassâd u kehhâl u nakkâş ve sâ‘atçi ve tüfengci ve çıkrıkçı ve sokaklarının pâkliğine ve hâkimlerinin zabt u rabtlarına ve bey‘ [u] şirâlarında mîzân u terâzûda hılâf etmeyüp kizb söylemediklerine ve adl-ı adâletlerine ve re‘âyâ vü berâyâlarının âsûde-hâl üzre olup zulm etmediklerine ve âb [u] hevâsının letâfetine ve mahbûb u mahbûbesinin nezâfet ü zerâfetine ve tarz-ı âhar râyihası ve elvânı gayri gûne şükûfelerine ve cümle halkının herkes ile hüsn-i ülfet edüp garîb-dost olup dil-nüvâzlıklarına ve vilâyetleri cümle her şeyden emn ü emân olduğuna sad bârekallâh aşk olsun kim İslâm diyârında böyle emn ü emân ve adl-i adâlet yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 64a ·
metinde göster ·
: Pehlivân-ı kâmil bu bahr içre kuruyup bâğçenin bir köşesine bir ağaçdan bir ağ …
Seyr-i ibret-nümâ-yı âhar: Pehlivân-ı kâmil bu bahr içre kuruyup bâğçenin bir köşesine bir ağaçdan bir ağaca bir perde gerüp elindeki asâ ile perdeye "Bir kerre çıkun taşra" deyü urup hemân bir kerre verâ-yı perdeden bir alay azîm dîv-i gûnâ-gûn kim her birinin ellerinde çınar pâre nobutları ve kalkan ve harbe ve âlât-ı silâhları ile ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68b ·
metinde göster ·
… aded taş kulle-i bâlâlar üzre yel değirmenleri var kim acâ’ib ü garâ’ib tarz-ı
âhar
âsiyâb-ı rîhlardır kim bu tarz yel değirmenlerinı bir diyârda görmemişim.
Ve bu bozahâne taraflarında on aded taş kulle-i bâlâlar üzre yel değirmenleri var kim acâ’ib ü garâ’ib tarz-ı âhar âsiyâb-ı rîhlardır kim bu tarz yel değirmenlerinı bir diyârda görmemişim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118b ·
metinde göster ·
… ı latîf olduğıyçün Ikrît kral içün bu bâğı hikmet üzre hakîmler tarh [u] tarz-ı
âhar
edüp binâ ederler. Ammâ Hudâ hakkıyçün böyle bir bâğ-ı cinân-ı latîf cihânı otu …
Ammâ bu Arhonoz bâğı hâlâ ravza-i Rıdvân misilli bir cinîn ü gaytân u hadîka-i bâğ-ı cinân nahlistân-ı gülistândır. Bâlâda evsâfı tahrîr olunan Ikrît nâm kralın binâsıdır kim cemî‘i esnâf-ı hukemâ-yı kudemâları bir yere cem‘ edüp bu mahallin âb [u] hevâsı latîf olduğıyçün Ikrît kral içün bu bâğı hikmet üzre hakîmler tarh [u] tarz-ı âhar edüp binâ ederler. Ammâ Hudâ hakkıyçün böyle bir bâğ-ı cinân-ı latîf cihânı otuz bir yıl seyâhat edüp sûre-i (---): Arapça nass-ı kâtı‘ı fehvâsınca ekâlîm-i seb‘ayı seb‘a seyyâre-vâr deverân u seyerân edüp im‘ân-ı nazar ile nazar etdiğim bu edîm-i arzın rub‘-ı meskûnunda on sekiz pâdişâhlık yeri geşt [ü] güzâr etdiğim rûy-ı zemînde bu Arhonoz bâğı Arapça gibi ferahfezâ-yı dilküşâ bir bâğ-ı şehr-i Sebâ-misâl bâğ-ı Merâmı görmedim. Meğer yine bu Arhonoz bâğın görmüşüm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323b ·
metinde göster ·