Ve sene 1040 Rece[b'i]nin evâhirinde Receb Paşa-yı müdebbiri vezîr-i a‘zam edüp umûr-ı fetvâyı Hüseyin Efendi'ye tevcîh etdiler. Receb Paşa Bosnavî-asl olup bostâncıbaşılıkdan vezâretle çıkup kapudan paşa oldu. Ve Akdeniz'de sene (---) târîhinde üç pâre azîm İngilis kalyonları feth etdi kim ve mine'l-acâyib idi. Ba‘dehu Karadeniz'de üç yüz pâre Kazak-ı âk şaykasıyla ceng-i azîm edüp Kazağ'ın cümle şaykalarından feth edüp ser-nigûn haç peykerleri ile Âsitâne'ye dâhil oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 67a ·
metinde göster ·
… deverân ederken Azak deryâsı boğazında Çoçka nâm sığlarda iken yüz pâre Kazak-ı
âk
şaykalarına râst gelüp bir ceng-i azîm edüp yetmiş pâre fırkatesin hatmanları i …
Yerine Piyâle Kethudâ tershâne ağası iken kâ’immakâm olup iki yüz pâre gemiyle Karadeniz'e donanma-yı hümâyûn ile deverân ederken Azak deryâsı boğazında Çoçka nâm sığlarda iken yüz pâre Kazak-ı âk şaykalarına râst gelüp bir ceng-i azîm edüp yetmiş pâre fırkatesin hatmanları ile feth edüp ol şeb-i zulmetde sığ deryâ içre gayrı Kazak şaykaları taşra Karadeniz'e çıkup firâr etdiler. Akîblerince Piyâle Kethudâ bu la‘înleri kova kova cezîre-i Taman kurbünde nehr-i Kuban Karadeniz'e munsab olduğu mahalde Adahon boğazıyle Yeleşke boğazından içeri ol sazlığ ve bataklık ve hınzîr bataklığı içre girüp pinhân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73b ·
metinde göster ·
Sene (---) târîhinde Eflak beği Matey Voyvada ve Boğdan beği Lipul voyvada yigirmişer sene hükûmet edüp mâl-ı Kârûn'a mâlik olup iki kâfir birbirine hasm-ı kavî olup Boğdan beği Lipul Beğ bir kızını Kazak-ı âk hatmanı ihmilnic'e verüp yigirmi bin tüfeng-endâz kefere imdâdı gelüp Eflak beği Matey Voyvada dahi yüz bin asker ile Berkovişte nâm tahtından kalkup iki küffâr birbirine gelmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 77a ·
metinde göster ·
Ve sene (---) târîhinde çapkun-ı vilâyet-i Kazak-ı
âk
der-şehr-i İşcerez ve sahrâ-yı İlvov be-dest-i Mehemmed Geray Hân: Bu sefer-i m …
Ve sene (---) târîhinde çapkun-ı vilâyet-i Kazak-ı âk der-şehr-i İşcerez ve sahrâ-yı İlvov be-dest-i Mehemmed Geray Hân: Bu sefer-i meserretde Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr yüz elli bin esîr ile bilâ-hisâb mâl-ı ganâyimler almışlardır. Ba‘dehu sene-i mezbûrda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 83b ·
metinde göster ·
… ibtidâ cülûsunda Yeniçeri ocağı başçavuşu Kara Mezâk nâm kâtil-i Osmân Hân olan
âk
, Zâlpaşa kurbünde bir hadîka-i bahâristân içre bir mevlevîhâne binâ etmişdi kim …
İmâret-i it‘âmı yokdur ve bir hânı ve yedi tekye-i dervîşânı vardır. Ammâ Sultân Mustafâ'nın ibtidâ cülûsunda Yeniçeri ocağı başçavuşu Kara Mezâk nâm kâtil-i Osmân Hân olan âk, Zâlpaşa kurbünde bir hadîka-i bahâristân içre bir mevlevîhâne binâ etmişdi kim nazîri yok idi. Hikmet-i Hudâ bir gece bir zelzele-i azîm olup Mevlevîhâne yere berâber münhedim olup zemîni bahâristân iken hâlâ bostân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 118b ·
metinde göster ·
… g-endâz askerîsi çokdur. Zîrâ bir kere sene (---) târîhinde rûz-ı ıydde Kazak-ı
âk
Karadeniz Boğazı'ndan üç yüz pâre şayka ile gelüp bu belîdeden bin âdem esîr ve …
Bunda medrese ve bezâsten ve kal‘a yokdur ammâ tüfeng-endâz askerîsi çokdur. Zîrâ bir kere sene (---) târîhinde rûz-ı ıydde Kazak-ı âk Karadeniz Boğazı'ndan üç yüz pâre şayka ile gelüp bu belîdeden bin âdem esîr ve beş Mısır hazînesi mâl-ı defâyin ve bu kadar kâlâ-yı zî-kıymet olup bî-bâk u bî-pervâ selâmetle dârü'l-bevârlarına gitdiler. Ol asırdan berü bu şehirde yeniçeri ocağından bir oda kolluk eder ve her gece bostâncıbaşı kayığıyla gelüp hıfz [u] hırâset eder. Ve ol zamândan berü kânûn-ı Murâd Hân-ı Râbi‘dir, Karadeniz Boğazı hâricinde Terkoz nâm kal‘ada ve Uskumru çayırında cümle yeniçeri oturakları ve korucuları çadırların kurup altı ay muhâfaza beklerler. 138a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137b–138a ·
metinde göster ·
… Yoroz kal‘ası harâb olup kalmağıla Murâd Hân asrında bu boğazdan içeri küffâr-ı
âk
Kazak girüp Yeniköy ve Tarabya kasabası ve Büyükdere'yi ve Sarıyâr kasabaların …
Yanko ibn Mâdyân asrında bu boğazın ağzında iki cânibdeki kûh-ı bâlâlar üzre birer sedd-i kahkahâ misilli kal‘alar var imiş. Mürûr-ı eyyâm ile bu Rûmeli tarafındaki cebel üzre olan Yoroz kal‘ası harâb olup kalmağıla Murâd Hân asrında bu boğazdan içeri küffâr-ı âk Kazak girüp Yeniköy ve Tarabya kasabası ve Büyükdere'yi ve Sarıyâr kasabaların nehb [ü] gâret etdüği Murâd Hân-ı Râbi‘'e mün‘akis olup tîz cümle a‘yân-ı dîvân ile meşveret edüp ve vezîri Kapudan Receb Paşa'nın ve Kuzu Alî Ağa'nın re’y [ü] tedbîrleri ile bu boğazın ağzında iki tarafa birer Kilidü'l-Bahr-i Siyâh kal‘aları inşâ olunması fermân-ı şehriyârî sâdır olup sene (---) şehrinde mübâşeret edüp bir senede iki kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘ateyn tamâmeyn oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138b ·
metinde göster ·
… r. Ba‘zısın Eflâğ u Boğdan'a andan Azağ'a ve Kazağ'a götürüp bir bayrak Kazak-ı
âk
ederler, gâyet mel‘ûn kefereler vardır. Müslimleri dahi anlara tâbi‘dir.
Bu bâlâdâ tahrîr oluna[n] altı aded kim mandıracıyân ve çiftlikciyân ve sayacıyân ve ağılcıyân ve tokatcıyân ve sürüciyân bî-amân âdemler dağlarda yatup kalmak ile İslâmbol'dan mâlıyla cevâhiriyle firâr etmiş köle ve câriyeleri katl edüp mâlın rızkın almışlardır kim hadd [ü] hisâbın Hudâ bilür. Ba‘zısın Eflâğ u Boğdan'a andan Azağ'a ve Kazağ'a götürüp bir bayrak Kazak-ı âk ederler, gâyet mel‘ûn kefereler vardır. Müslimleri dahi anlara tâbi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167a ·
metinde göster ·
… eresiyle bir olup Keban altında nehr-i Furât'a karışır, Âb-ı hayât-ı berrâk bir
âk
âb-ı nâbdır. Ve Keban kayası nâm mahal kal‘a dibidir, bir âb-ı hayât su kaynar …
Karye-i Marik: Ma‘mûr Ermeni köyüdür kim Erzurûm kal‘ası kulunun hâssıdır. Hikmet-i Hudâ bu köydeki mağaraların içinde mâh-ı temmûzda cereyân eden âb-ı zülâller donup buz olur. Kış günleri hammâm suyu gibi ıssı olur. Aceb hikmet-i Perverdigârdır. Ve cümle vilâyet halkı bu mağaralarda katık peyniri ta‘bîr etdikleri peynirlerin bu gârlarda hıfz ederler. Bir serdâb-ı gâr-ı yetîmânlardır. Ve bu yerlere Erzurûm'dan gelirken nehr-i Furât üzre bir göz cisr-i azîmden ubûr edüp beş yüz âdem yokuş yukaru gidüp Keban nâm kayalı yerleri aşup eflâke ser çekmiş kayalardır. Kal‘aya çıkarken bu Kebân kayaları sağ cânibe düşmüş derk-i esfel-vâr câh-ı gayyâ gibi uçurumdur. Ve ayn-ı Munzır dedikleri nehrcik, bu mahalde nehr-i Furât'a mahlût olur. Bu nehr-i Munzır'ın menba‘ı cebel-i Munzır'dan tulû‘ edüp şehrin bâğçeleri içre olan Satır deresiyle bir olup Keban altında nehr-i Furât'a karışır, Âb-ı hayât-ı berrâk bir âk âb-ı nâbdır. Ve Keban kayası nâm mahal kal‘a dibidir, bir âb-ı hayât su kaynar ve bu mahalle karîb Alî kayası derler bir kaya vardır. Bu şehir halkının zu‘munca 340a Hazret-i Alî gelüp belin dayayup istirâhat etdiğiyçün hâlâ bel ağrısına mübtelâ olan kimesne ol kayaya bellerin koysa bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulur, ammâ hâssası Allah'dandır. Bi-emrillah seng-i mıknatıs gibi bir taşdır. Bu şehr ahâlîsi bu kayaya Eğerli kaya derler. Bu kayadan yokuş yukaru gidip varoş kefere mahallesidir. Cümle (---) aded toprak ile mestûr bâğsız ve bâğçesiz hânelerdir. Ve cümle re‘âyâsı Ermenilerdir. Ve cümle çârsû-yı bâzâr bu varoşdadır. Cümle sağîr [u] kebîr üç yüz dükkândır. Ammâ kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur. İki hânları var ve iki hammâmı, biri ulu câmi‘ ile mahkemeye muttasıl Çorbacı hammâmı derler ve Keban'a karîb nehr-i Furât kenarında Kethüdâyeri hammâmı; âb [u] hevâsı ve binâsı latîf hammâm-ı tarz-ı kadîmdir. Ve bu varoş etrâfında ribât yokdur. Ancak bu varoşdan yukaruda kal‘a-i azîmdir kim evce kad çekmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 339b–340a ·
metinde göster ·
Bu haber-i mûhiş paşaya gelince, "Bre bre" deyüp tarfetü'l-ayn içre bunlara karîb vardıkda cümle başları bırakdırup elimize teklîf-i mâlâ-yutak edüp Mahmûdî Beği İbrâhîm Beğ ileride bulunup hânlılar da Bitlîs derelerine girme sadedinde iken İbrâhîm Beğ anları çevirüp çoğunun atları kalup Bitlîs deresine cân atam derken anları da kayd ü bend edüp çıt-a-çıt tüfengleşerek paşa dahi yetişüp altı yüz hân askerinden ancak iki yüz ellisi piyâde sengistâna düşüp halâs oldular. Üç yüz ellisi hemân ol mahalde dendân-ı tîğdan geçüp cümle kelleleri paşa leşkeri yanında bırakdırup bizim şehîdlerin iki yüz aded kellelerin hemân ol mahalle bir dere içre bir bayır altında defn edüp ba‘de'l-asr ordu-yı İslâm'a girüp paşa eydür: "Bre bre şu nâmerd hân gerçi hânesinde mihmân olduğumuzda bize hokkabâz şekilli göründü ammâ müdebbir imiş. Kemîngâhlarda yiğit saklarmış. Tiz dellâllar nidâ eylesünler kim her kim çete ve yağma ve talana giderse katl ederim." deyü yemîn edüp münâdîler nidâ edüp ol gice cemî‘i ümerâlara fermânlar gidüp taraf taraf cânib-i erba‘ada ince karavullar ta‘yîn olunup "Herkes çadırlarında hâzır-bâş olsunlar ve çadırlarından bir hay huya çıkmasınlar ve ata binmesinler ve âteş yakmasınlar ve tüfeng atmasınlar." deyü gûnâ-gûn tenbîh ü te‘kîdler olunup ordunun cânib-i erba‘asına birer tüfeng menzili ba‘îd kat-ender-kat ince karavullar konulup herkes haymesinde hâzır-bâş dururlardı. Zîrâ imdâda gelmeyen Kürdistân beğlerinden havf olunurdu. Ve Bitlîs Hânı Abdâl Hân'ın umûr-dîde olduğundan ve müdebbir ü mubassır olup hıyel u şeytanatda yegâne-i asr u ferîdü'd-dehr olduğundan ve asker-i bî-pâyân olduğundan hân bir gice ale'l-gafle şîrînlenüp bir hîle ile şebhûn eder deyü paşa ve asker-i İslâm havf ederlerdi. Ammâ Allah âlim ü dânâdır, ol hân-ı âlîşân âlüfte vü âşüfte hân-ı mazlûm bir şeyden haberi yok iken bir alây gammâz-misâller hân-ı bî-günâhı paşaya gamz ide ide cümle müfsidîn ü hâsidînler hâh-nâ-hâh hân-ı bî-günâhı âk edüp cenge âheng etdirdiler. Âhir Hân dahi gayret-i hamiyyet-i Âl-i Abbâsiyân'ı vücûda getirüp otuz kırk bin asker başına cem‘ eyleyüp bu gûne harekâtlar eyleyüp Ahlat kal‘asından berü kâh bizim asker Hân tarafından ve kâh Hân askeri bizim tarafımızdan kelle ve dil alırlardı. Ammâ Paşa-yı müdebbire Pinyanişî beği tarafından bir dil gelüp meğer gâyet fasîh ü belîğ söz ebesi diller imiş, Paşa'ya eydür: "Sultânım, ol hân-ı bed-gümân-ı bî-îmân Ekrâd-ı Yezîdî'den ve Haltî ve Çekvânî ve Papirî ve Çelevî'den ve Tüvanî ve Mervânî 265a ve Beddî ve Nankî ve Küvarî ve Güvaşî ve Bezikî ve Mornî ve Kanahî'den ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) kavm-i Yezîdîlerden kâmil yigirmi bin tüfeng-endâz ve kırk bin cürd atlı hayyâl-i mümtâz cem‘ edüp vezîri Çâker Ağa ile bu Ekrâd a‘râb-ı hâne-harâblar Hâna imdâd etmeğiçün kûh-ı Dehdîvân'ın Cehennem deresinden bu gice sizi basacaklardır." deyü bu hânın asker-i bî-pâyânı evsâfın ve mehâbet-i dârât-ı azamet-i salâbeti tarafın ol kadar ta‘rîf u tavsîf etdi kim gûyâ Sâm [u] Nerîmân'ı ve Zâl [u] Güstehem'i meddâhlar medh etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 264b–265a ·
metinde göster ·
… 'yı küffâr donanması muhâsara etdikde ve Varna kal‘asın ve Özü kal‘asın Kazak-ı
Âk
basduğu cenglerde Koca Melek çok kişver-küşlük edüp adüv-keşlik etmiş bir vezîr …
Meğer fakîr meddâhın medh-i âharı hânda tamâm olmuş, şâtır Alî'ye paşa bir işâret edüp dahi fakîr herîf hân şöyle der, derken ayağ üzre kellesi ibrişim haliçeler üzre rîzân oldu. Gerçi paşa bir dil şeklinde çaşıtlığa gelüp hânı medh etdiğinden paşa-yı âkıbet-endîş hânın ne mertebe askeri var idiğin bilirdi, ammâ hânın askeri çokluğundan asla mütegayyır u muğber-i hâtır u melâl tarafın göstermedi ve bir ferd-i âferîdeye keşf-i râz etmedi. Ve müteveccih-i savb-ı merâm olup elzem-i levâzımından eşyalara mukayyed olurdu. Zîrâ Koca Melek Paşa Bağdâd sulhunda Derne ve Derteng hudûdlarında ve Sincâr'ın Saçlı dağında ve Bozcaada'yı küffâr donanması muhâsara etdikde ve Varna kal‘asın ve Özü kal‘asın Kazak-ı Âk basduğu cenglerde Koca Melek çok kişver-küşlük edüp adüv-keşlik etmiş bir vezîr-i dilîr olduğundan değme düşmanın kesret-i vefretinden bâk [ü] pervâsı yok idi. Lâkin ol günde hikmet-i Hudâ ol kadar şiddet-i harâret olup paşaya te’sîr etdi kim tâb-ı teb ile paşanın tâb [u] tüvânı kalmayup mizâc-ı nâzik-zücâcları âteş-pâre olup fevka'l-had şikeste-hâtır idi kim nutka mecâli yok idi. Ammâ yine böyle iken cümle asâkir-i İslâma kuvvet-i kalb olmağiçün iki yerden gayret kuşağın kuşanup uluvvü'l-himme mine'l-îmân deyüp bu ebyâtı terennüm ederdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 265a ·
metinde göster ·
İrân-ı nîrândan gitmeğe müştâk. Merhûm Koçağa Sultân muhibb-i Hânedândan bir ul …
Fi'l-hâl Koçağa Sultân'ın na‘ş-ı şerîfin âteşe yakdıkları yere Şâh varup Tokmak Hân'ı ve evlâdlarını ve çöreğin çekenleri ve Koçağa'yı âteşe göyündürmede bulunanlardan cümle yedi yüz aded neferi dest ber-kafa bağladup huzûruna getirüp eydür: "Bre bre kâfirler, Tokmak Hân-ı âk İrân-ı nîrândan gitmeğe müştâk. Merhûm Koçağa Sultân muhibb-i Hânedândan bir ulu sultân idi. Bu dünyâdan âhirete intikâl etdi. Sene (---) târîhinde öldü. Siz anı görmeyesiz ve bilmeyesiz, ana bu adâvet ne idi ve kabrinden ter ü tâze çıkardığınızı göresin. Yahûdîler Circîs Nebî'yi âteşe yakdıkları gibi sen Koçağa'yı âteşe atasın. Biz dahi bugün anın adâletine gelüp Koçağa'nın yazığın almasam gerek. Tiz âteş-i Nemrûd yakın. Gerçi âteş ile azâb Perverdigâr'a lâyıkdır. Ammâ Men dakka dukka mazmûnu üzre men bu bu Yahudîleri âteşe göyündürem ki İrân-zemînde değil cihânda dâstân olsun." dedikde dağlar gibi âteş-i Nemrûd alev-ber-alev oldukda Tokmak Hân'ın ibtidâ gözü önünde cümle evlâdların, ba‘dehû altı yüz aded nökerlerin ve fetvâ veren müftî ve kadıların, ba‘dehû Tokmak Hân'ı âteşe atar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296b ·
metinde göster ·
… ne hükmündedir. Benî Âdem girse selâmete çıkmayup helâk olur. Bir kerre Kazak-ı
Âk
Kirmân-ı Âk'ı nehb ü gâret etmeğe ol Kamerü'l-Kum kenârına yüz elli pâre gemile …
Bu hakîr ol kadar sene seyâhatde bir Kamerü'l-Kum dahi diyâr-ı Kırım kurbünde taht-ı salsâl olan kal‘a-i Akkirmân, müverrihân-ı Yunan üzre şehr-i Kamerü'l-Kum-ı Rûm-ı merzibûm-ı sûr-ı Akkirmân'dır. Gerçi kal‘a-i Sîn sene 889 târîhinde Sultân Bâyezîd feth edüp dârü'l-İslâm'dır ammâ bu Akkirmân'ın cânib-i şarkîsinde olan Kum deryâsı hâlâ ecinne hükmündedir. Benî Âdem girse selâmete çıkmayup helâk olur. Bir kerre Kazak-ı Âk Kirmân-ı Âk'ı nehb ü gâret etmeğe ol Kamerü'l-Kum kenârına yüz elli pâre gemilerle beş bin Kazak-ı Âk Kum deryâsına girüp bir cân halâs olmayup yüz elli pâre keştîleri sâhil-i bahrde kaldığı muhakkakdır kim karîbü'l-ahd olmağile niçe kimesnelerin ma‘lûmlarıdır kim asrımızda hayâtda idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 320b ·
metinde göster ·
… ü gâret etmeğe ol Kamerü'l-Kum kenârına yüz elli pâre gemilerle beş bin Kazak-ı
Âk
Kum deryâsına girüp bir cân halâs olmayup yüz elli pâre keştîleri sâhil-i bahrd …
Bu hakîr ol kadar sene seyâhatde bir Kamerü'l-Kum dahi diyâr-ı Kırım kurbünde taht-ı salsâl olan kal‘a-i Akkirmân, müverrihân-ı Yunan üzre şehr-i Kamerü'l-Kum-ı Rûm-ı merzibûm-ı sûr-ı Akkirmân'dır. Gerçi kal‘a-i Sîn sene 889 târîhinde Sultân Bâyezîd feth edüp dârü'l-İslâm'dır ammâ bu Akkirmân'ın cânib-i şarkîsinde olan Kum deryâsı hâlâ ecinne hükmündedir. Benî Âdem girse selâmete çıkmayup helâk olur. Bir kerre Kazak-ı Âk Kirmân-ı Âk'ı nehb ü gâret etmeğe ol Kamerü'l-Kum kenârına yüz elli pâre gemilerle beş bin Kazak-ı Âk Kum deryâsına girüp bir cân halâs olmayup yüz elli pâre keştîleri sâhil-i bahrde kaldığı muhakkakdır kim karîbü'l-ahd olmağile niçe kimesnelerin ma‘lûmlarıdır kim asrımızda hayâtda idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 320b ·
metinde göster ·
… şı [ve] hâldaşı. Sen kayser-zemîn şâhı Osmânlının çöreğin çekesin vü ana âsî ve
âk
olup Irâk'a men müştâk iken kapanasın, mena haber gönderesin. Men azametimle ge …
Ba‘dehû Şâh, huzûruna Bekir Subaşı'yı kığırup eydür: "Ey adı yaman kişilerin nâmdaşı ve eşi ve yoldaşı ve karındaşı [ve] sırdaşı [ve] hâldaşı. Sen kayser-zemîn şâhı Osmânlının çöreğin çekesin vü ana âsî ve âk olup Irâk'a men müştâk iken kapanasın, mena haber gönderesin. Men azametimle gelende meni yaldayup savaş-ı pür-hâş idesin. Tiz bu gidinin gözlerine milçe çeküp başına kızgın tas koyup ödünü ağzından getirdir, üzin dübürinden ve dübürin nâkasından {göbeğinden} çıkarasuz!" deyü şâh-ı âlîcâh 335b kadağa-i şâh idince üstâd-ı tîğ-zen-i cellâd-ı bî-amân şâh huzûrunda Bekir Ağa'ya ismi Bekir olduğiçün ve Âl-i Osmân'a hıyânet edüp kal‘ayı verdiğiyçün yedi günde yüz yetmiş pâre âlât-ı şikenceyi Bekir Subaşı'nın {başında ve} vücûdunda icrâ edüp sekizinci gün kellesin galtân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 335a–335b ·
metinde göster ·
… âr altında müstetir kaldı ve ol gulâmı ki katl eyledim ebeveynine ve ulu'l-emre
âk
olsa gerek idi. Emr-i Hak ile katl eyledim. Ey imdi yâ Mûsâ sen ilm-i bâtından …
Ba‘dehû yetîmin sâhibleri ol gemiyi sehel şey ile Nil'den çıkarup kullanırlar. Ve ol dîvârı kim münhedim etdim ve ol dîvâr esâsında bir yetîmin mâl-ı mevrûsu çokdan medfûn olup zâhir olmuşdu. Hâkim-i zâlim görmeyüp yine ol yetîme müyesser ola, deyü dîvârı münhedim edüp mâl dîvâr altında müstetir kaldı ve ol gulâmı ki katl eyledim ebeveynine ve ulu'l-emre âk olsa gerek idi. Emr-i Hak ile katl eyledim. Ey imdi yâ Mûsâ sen ilm-i bâtından haberdâr değilsin. Benim me’mûr olduğum şeylere mâni‘sin. Sen bana refîk olamazsın" deyü Hazret-i Hızır Hazret-i Mûsâ ile müfârakat eylediklerini Cenâb-ı Rabbü'l-İzze Hazret-i Risâlet'e bu âyet-i şerîfle alâ tarîkı'l-kasas bildirdi kim sûre-i (---) mastûrdur. Âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 406b ·
metinde göster ·
… âm'a ve Tatar-ı sabâ-reftâra ve kral-ı Erdel'e ve Eflak ve Boğdan'a ve Kazak ve
Âk
Hatman'a fermânlar gidüp ol ân ol kûh-ı Demâvend ve Cebelü'l-Lübnân misilli top …
Ve ol gün handaka dağlar gibi sürülen toprağı gerü sahrâya dökmek içün ve cümle handak tathîr olmağiçün cemî‘i asâkir-i İslâm'a ve Tatar-ı sabâ-reftâra ve kral-ı Erdel'e ve Eflak ve Boğdan'a ve Kazak ve Âk Hatman'a fermânlar gidüp ol ân ol kûh-ı Demâvend ve Cebelü'l-Lübnân misilli toprağa asâkir-i cemapur üşüp küffârın topu ve kumbarası havf ve haşyeti olmadığından vakt-i zuhra dek ol till-i türâb-ı bülendi mûr türâb taşır gibi taşıyup sahrânın çukur yerlerine doldurup müsâvî etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 120b ·
metinde göster ·
dediği gibi gidecek yer yok, bir yanında deryâ-misâl nehr-i Vak-ı
âk
, bir yanında kâfirin kal‘a-i Komaran'ı ak bak, görünür. Ne enîsi ve mûnisi gam- …
dediği gibi gidecek yer yok, bir yanında deryâ-misâl nehr-i Vak-ı âk, bir yanında kâfirin kal‘a-i Komaran'ı ak bak, görünür. Ne enîsi ve mûnisi gam-güsâr var ve ne bir cânibe gidecek şâhrâh var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125a ·
metinde göster ·
… yüp ol şiddet-i şitâda Azak'dan Deli Hüseyin Paşa bî-feth avdet etdikde Kazak-ı
Âk
elinde kal‘a-i Azak da on bin aded merd guzât-ı müslimînimizden esîrimiz kaldıl …
Hulâsa-i kelâm böyle iken hâlâ asrımız manzûrumuz olan gazâlarda evvelâ kal‘a-i Azak gazâsında sene (---) târîhinde Deli Hüseyin Paşa serdâ[r]ımız iken on iki bin aded mahlûk-ı Hudâ şehîd rütbesinde vâsıl-ı cinân olup camadanları ve âlât-ı silâhların beytü'l-mâlcı zabt edüp ser-i kârda olanlardan bir merd-i nâmerd rahm etmeyüp ah vâh demeyüp ol şiddet-i şitâda Azak'dan Deli Hüseyin Paşa bî-feth avdet etdikde Kazak-ı Âk elinde kal‘a-i Azak da on bin aded merd guzât-ı müslimînimizden esîrimiz kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184b ·
metinde göster ·
ve Boğdan-ı fınlak(?) ile iki leşker-i cünüb bu mahalde ceng-i azîm ederken Boğ …
Ve bu Çuçora kasabası zamân-ı kadîmde bender şehr-i azîm imiş. Hâlâ sarâyları ve manastırları ve çârsû-yı bâzârları ve cümle 105a sokaklarının alâmetleri zâhir ü bâhirdir. Lâkin Fâtih-i Revân u Bağdâd Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında Kazak-ı âk ve Boğdan-ı fınlak(?) ile iki leşker-i cünüb bu mahalde ceng-i azîm ederken Boğdan beği olan Lipul Beğ Kazağ'a galebe mahallinde ale's-sabâh Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr yetişüp bu mahalde Kazağ'a ve Boğdan'a bir sâtûr-ı Cingizi çeker kim hâlâ cemî‘i küffârların kemikleri dağı püşte püşte yığılıdır. Ve bu mahalde Kazak bir tabur çevirmişdir kim bir günde gücile devr olur. Bu tabur-ı azîmin fethinden sonra Tatar askeri mezkûr Çuçora şehrini ihrâk edüp mâl-ı ganâ’imiyle Kırım'a giderler. Ol asırdan berü hâlâ şehr-i Çuçora harâb olup kasaba-misâl bir rabtacıkdır. Yüz hânesi ve iki kenîsesi ve elli kadar dükkânları ve nehr-i Brut kenârında gümrükhâneli kasabadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104b–105a ·
metinde göster ·
… ârın ve Osmânlı vilâyetlerin yağ u bal ve sığır ve koyun ve kuzu ile ve Kazak-ı
âk
vilâyetleri ve Maskov ve Leh ve Krakov vilâyetlerinden aldıkları esîr-i mâl-ı g …
Mukaddemâ bu kavm-i Âdil Noğay ve Şıdak Noğay ve Urumbet Noğay ve Kör Yûsuf Mirza Noğay elleri Kırım cezîresi vilâyeti hâricinde Or kal‘asından taşra Heyhât sahrâsı nihâyetinde Kırım'a muttasıl yerlerde konup göçüp zevk u safâ edüp hânlara otlak hakkı verüp Kırım diyârın ve Osmânlı vilâyetlerin yağ u bal ve sığır ve koyun ve kuzu ile ve Kazak-ı âk vilâyetleri ve Maskov ve Leh ve Krakov vilâyetlerinden aldıkları esîr-i mâl-ı ganâ’imle diyâr-ı İslâmı ganîmet ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 105b ·
metinde göster ·
… r-i Turla deryâ-misâl büğenüp gûyâ akmaz oldu. Hemân cümle salt atlı Tatarların
âk
olup kazaklanmış âdemleri büğenmiş suyun alt yanından geçdiklerinde nehr-i Turl …
Ammâ el-azametullâh bu kadar kerre yüz bin hayvânât bu nehr-i Turla'ya girdiklerinde nehr-i Turla deryâ-misâl büğenüp gûyâ akmaz oldu. Hemân cümle salt atlı Tatarların âk olup kazaklanmış âdemleri büğenmiş suyun alt yanından geçdiklerinde nehr-i Turla gibi deryâ-yı azîm atlarının karınlarına çıkup çıkmayup tarfetü'l-ayn içre bilâ usret geçdiler, ammâ fakîr koyun ve sığır ve sâ’ir hayvânâtlar 106b ve benî âdemler gırîv [ü] feryâd ederek bir hây hû ile ubûr etmişlerdir kim gûyâ yevm-i haşirden bir nişâne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106a–106b ·
metinde göster ·
Nehr-i Özü kenârında bir mahûf ve muhâtara kamışlık yerdir kim Kazak-ı
âk
kefereleri ol kamışlık içinde pinhân olup âyende vü revendeleri sayd edüp esîr- …
Nehr-i Özü kenârında bir mahûf ve muhâtara kamışlık yerdir kim Kazak-ı âk kefereleri ol kamışlık içinde pinhân olup âyende vü revendeleri sayd edüp esîr-i bend-i zencîr ederler. Andan yine şark semtine (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106b ·
metinde göster ·
… âm ile dolup Kırım içinden taşra esîrler firâr etmeğe başlayup taşradan Kazak-ı
âk
ve Tatar-ı Kalmak dahi Kırım'a girmeğe râh-ı âsân buldular. Hemân efendimiz Meh …
Ammâ bu Kırım'ın Or handakı mürûr-ı eyyâm ile dolup Kırım içinden taşra esîrler firâr etmeğe başlayup taşradan Kazak-ı âk ve Tatar-ı Kalmak dahi Kırım'a girmeğe râh-ı âsân buldular. Hemân efendimiz Mehemmed Geray Hân sene (---) târîhinde vilâyet-i Kırım'ın âdem deryâsın ve dör[d] kerre yüz bin esîr keferelerin bu Or mahalline cem‘ edüp mukaddemâ Or handakının iç yüzünde yığılı olan toprağı üzre handakın toprağın şarkdan garba bir sâ‘atlik yerün handakın tathîr edüp iç yüzde handak toprağı dağlar gibi yığıldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 109a ·
metinde göster ·
… ddidir kim garîb gâzî şehbâz batırları var kim her bâr Leh ve Maskov ve Kazak-ı
âk
ile ceng [ü] cidâl ederler. Bu mahalden Kırım'a üç merhale yerdir, ammâ Heyhât …
Bu dahi Kırım diyârının bir intihâ-i serhaddidir kim garîb gâzî şehbâz batırları var kim her bâr Leh ve Maskov ve Kazak-ı âk ile ceng [ü] cidâl ederler. Bu mahalden Kırım'a üç merhale yerdir, ammâ Heyhât çölistânıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 110a ·
metinde göster ·
… kalup tâ ki Sultân Bâyezîd-i Velî Kili ve Akkirmân kal‘aların Boğdan ve Kazak-ı
âk
elinden feth etdikde nehr-i Özü ile birkaç kerre Kazak gelüp Akkirmân [ve] Kili …
Zamân-ı kadîmde bu kal‘a zemîninde sene (---) târîhinde Kırım hânlarından Tohtamış Geray Hân, ya‘nî Durmuş Hân oğlu Toğan Hân bir kal‘a-i azîm 110b ba‘dehu Timur Hân-ı sâhib-hurûc bu diyârlara deşt-i Kıpçak'dan gelüp bu kal‘ayı yere berâber münhedim edüp tâ Sultân Bâyezîd-i Velî asrına dek bu kal‘a-i Toğan Hân esâsı mu‘attal kalup tâ ki Sultân Bâyezîd-i Velî Kili ve Akkirmân kal‘aların Boğdan ve Kazak-ı âk elinden feth etdikde nehr-i Özü ile birkaç kerre Kazak gelüp Akkirmân [ve] Kili kal‘aların nehb ü gâret eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 110a–110b ·
metinde göster ·
keferelerinin şûr [u] şerlerinden emn [ü] emân olur. Lâkin Sultân Bâyezîd-i Vel …
Andan kal‘a-i Akkirmân ve kal‘a-i Kili Kazak-ı âk keferelerinin şûr [u] şerlerinden emn [ü] emân olur. Lâkin Sultân Bâyezîd-i Velî karındaşı Şehzâde Korku(r)d Hân ile Anatolu vilâyetinde niçe sene muhârebede iken beri tarafda Kazak fursat bulup bu Doğan geçidi kal‘asını alup Timur Hân münhedim etdiği gibi yere berâber eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 110b ·
metinde göster ·
… yarak bir alay mest [ü] medhûş sarhoş Mesköv kâfirleri ve Çeh ve Leh ve Kazak-ı
âk
fâcirleri dûzah-karâr olmağa karârları kalmayup hınzîr topu gibi tortop olup on …
Karşu tarafdan dahi kırk elli alay küffâr taburlarından çıkup domuz sürüleri gibi sürü sürü ibtidâ piyâde tüfenglisi bayraklarıyla ve haçlı papaslarıyla meydâna çıkup taburları yanında durdular. Andan elli pâre topların taşra meydâna çıkarınca taburun yedi kapusundan cümle küffâr birbirlerine tirkeşüp nahır sürüsü gibi reme reme taburdan çıkup luturyânî boruları ve torompete ve erganon ve nâkûs ve tabl mizmerâtlarların çalarak ve ba‘zı küffârlar ellerinde kılıçlarıyla hora depüp oynayarak ve papasları İncîl okuyarak ve kimisi yırlayarak bir alay mest [ü] medhûş sarhoş Mesköv kâfirleri ve Çeh ve Leh ve Kazak-ı âk fâcirleri dûzah-karâr olmağa karârları kalmayup hınzîr topu gibi tortop olup onar onar yayaları birbirlerine zencîrler ile bağlanup cümle soltat ve mortatları yap yap gelüp cümle topları bu bağlı piyâdelerin ardları sıra zencîrler ile bağlayup ale't-tertîb durmuşlar ve cümle kefereler sahrâyı mâl-â-mâl etmişler. Ve cünûd-ı cünüb-i küffârlar domuz gibi suyun bataklığına arka vermişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115a ·
metinde göster ·
… kdur. Ancak bir karavulhânesinde birkaç âdem nevbet ile beklerler, zîrâ Kazak-ı
âk
keferesinden havf ederler.
Eşkâl-i zemîn-i kal‘a-i Sudak: İbtidâ bânîsi Âl-i Emeviyyûn havfinden bir Ciniviz kralzâdesi cezîre-i Girid'de kal‘a-i Suda'yı bırağup gelüp bu kal‘ayı binâ edüp ismine Suda deyü tesmiye eder, ammâ kavm-i Tatar-ı sabâ-reftâr Sudak kirmân derler. 135b Hâlâ kal‘ası Karadeniz kenârında evc-i âsumâna kehkeşân-vâr ser çekmiş bir tell-i refî‘ üzre bir pilav depesi gibi halk olmuş bir mavî kaya üzre çâr-kûşe bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn binâ-yı refî‘u'ş-şân ve halkı azîmü'ş-şân hâl sâhibi kimesneler vardır kim bir serâmed Kahkahâ-âsâ iç kal‘aya mâliklerdir, ammâ içinde aslâ evler ve imâretler yokdur. Ancak bir karavulhânesinde birkaç âdem nevbet ile beklerler, zîrâ Kazak-ı âk keferesinden havf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135a–135b ·
metinde göster ·
… nehr-i Kanlı Söyünç kenârında Maskov Kazağıyla ceng-i azîm edüp yüz bin Kazak-ı
âk
olan küffârı dendân-ı tîğdan geçirir. Hâlâ beş aded yerde küffârın lâşe-i murdâ …
Ve Demirkapu'dan bir merhalede Başdepe nâm mahaldir. Hattâ Osmân Paşa Demirkapu'yu feth edüp Der-i devlete da‘vet olundukda deşt-i Kıpçak'dan Kırım vilâyeti üzre gitmek iktizâ edince bu Başdepe nâm mahalden kalkup nehr-i Kanlı Söyünç kenârında Maskov Kazağıyla ceng-i azîm edüp yüz bin Kazak-ı âk olan küffârı dendân-ı tîğdan geçirir. Hâlâ beş aded yerde küffârın lâşe-i murdârları beş yerde dağlar gibi yığıldığından Beş-depe'den galat Başdepe derler. Andan selâmetle iki günde nehr-i Terek'e gelüp bizim Hân ile ubûr etdiğimiz yollara gelir. Ammâ mezkûr Başdepe nâm mahal Hulâgû Hân'ın Moğol tâ’ifesi şehirlerinden bir şehr-i azîm imiş. Hâlâ niçe âsâr-ı binâları ve deyr-i kamâme-i amâmeleri nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 162a ·
metinde göster ·
… kenârında karşu karşuya binâ edüp Ten nehri üzre kalın zencîrler gerüp Kazak-ı
âk
kayıkları Karadeniz'e çıkmaz oldu.
Hattâ Âl-i Osmân dahi Maskov Kazağından havf ederler kim kerrât ile Ten nehri ile Âl-i Osmân'ın Azak kal‘ası önünden Kazak geçüp Karadeniz etrâfını gecelerde urur idi. Hamd-i Hudâ Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ ibn İbrâhîm Hân Köpürlü vezîr re'yiyle Azak kal‘asından yukaru Sedd-i İslâm nâm iki aded kal‘a-i benâmları nehr-i Ten kenârında karşu karşuya binâ edüp Ten nehri üzre kalın zencîrler gerüp Kazak-ı âk kayıkları Karadeniz'e çıkmaz oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167a ·
metinde göster ·
… m-ı küfr ü dalâlde kaladırlar. Hattâ bu kavm-i Tatar akvâm-ı Nasârâ'dan Kazak-ı
âk
ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Maskov ve Mujik ve Krakov ve Erdel ve Orta Macar ve K …
Ve hılye-i dîn-i Muhammedî ile muhallâdırlar. Ve zulâm-ı küfr ü dalâlde kaladırlar. Hattâ bu kavm-i Tatar akvâm-ı Nasârâ'dan Kazak-ı âk ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Maskov ve Mujik ve Krakov ve Erdel ve Orta Macar ve Kurs ve Nemse ve Finamenk kâfirlerinin memleketlerine şebhûn edüp mâh u sâl her dâr-ı diyâr kâfiristânları nehb ü gâret edüp şemşîr-i sitîz-i tiğ-i ser-tîz sehâm-ı kazâ-yı nâgehânî urup bakıyyetü's-seyf olan sığâr u kibâr küffârları keşân ber-keşân İslâm diyârına getirüp şeref-i İslâm ile müşerref ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169a ·
metinde göster ·
Ve bu nehr-i Ten kenârında tahrîr olunan kılâ‘ların cümle Kazak-ı
âk
kefereleri cümle millet-i Mesîhiyye ve kitâb-ı İncîlîdir kim Urûm kefereleri me …
Ve bu nehr-i Ten kenârında tahrîr olunan kılâ‘ların cümle Kazak-ı âk kefereleri cümle millet-i Mesîhiyye ve kitâb-ı İncîlîdir kim Urûm kefereleri mezhebi üzredirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 183a ·
metinde göster ·
… p iki nehrin birbirlerine ittisâli müyesser olmadığından sonra küffâr-ı Kazak-ı
âk
bu kal‘aları Deşt-i Kıpçak ortasında cereyân eden nehr-i Ten'in yemîn ü yesârın …
Ammâ "Bu nehr-i Ten'in kenârında bu kal‘alar ne zamân amâr oldu?" deyü su’âl olunursa Sultân Selîm-i Sânî ve Sultân Murâd-ı Sâlis asrında Sokollu Âkıl Vezîr Mehemmed Paşa bâlâda tahrîr olunan nehr-i Edil'i ve nehr-i Ten'i birbirleriyle mahlût edüp Azak kal‘amız dibinden gemiler nehr-i Ten'den nehr-i Edil'e andan Bahr-i Harez'e İslâm askeri Özdemir[oğlu] Osmân Paşa'ya Şirvân ve Şamâkî ve Demirkapu'da imdâd gitmek içün iki nehir birbirine karışmağa çalışup iki nehrin birbirlerine ittisâli müyesser olmadığından sonra küffâr-ı Kazak-ı âk bu kal‘aları Deşt-i Kıpçak ortasında cereyân eden nehr-i Ten'in yemîn ü yesârına tâ kal‘a-i Azağ'a gelince (---) aded kal‘aları binâ edüp amâr etdi. Hâlâ bu kal‘alar sebebiyle bir dahi nehr-i Edil ile nehr-i Ten birbirlerine mahlût olup Acem diyârının Demirkapusu ve Şirvân ve Şamâkî kal‘alarına gitmek müşkil oldu. İşde bu kal‘aların sebeb-i imâreti bu yüzden olmuşdur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 183a ·
metinde göster ·
… ar Kırım'a dâhil olurlar. Ol zamândan berü bu kal‘a-i Sedd-i İslâm üzre Kazak-ı
âk
kefereleri gelmemişdir ve tövbe eylemişlerdir.
Ammâ suya nâzır gâyet şâhâne topları var. Hattâ bir kerre yigirmi bin Maskov Kazağı ale'l-gafle gelüp on bir gün bu kal‘ayı toplarla döğüp hâ’ib ü hâsirûn giderlerken nehr-i Muş kenârında konarlar. Bu kal‘a ise Kırım vilâyeti toprağında olmak ile Mehemmed Geray Hân küffârın bu hâllerin istimâ‘ edince kırk bin güzîde asker ile bir gün bir gecede Süd suyu kenârında Mehemmed Geray Hân küffâra yetişüp eyle bir sâtûr-ı Mehemmed Geray Hân urur kim ta‘bîr olunmaz. Bakıyyetü's-süyûfların esîr-i bend-i zencîr edüp sâlimîn ü gânimîn asker-i Tatar Kırım'a dâhil olurlar. Ol zamândan berü bu kal‘a-i Sedd-i İslâm üzre Kazak-ı âk kefereleri gelmemişdir ve tövbe eylemişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186b ·
metinde göster ·
… örd kerre yüz bin Kazak esîri vardır. Allâhümme âfinâ bu kadar küffâr-ı Kazak-ı
âk
isyân u tuğyân etseler cezîre-i Kırım'ın altın üstlerine dönderirler, ammâ mu‘c …
Hakîkatü'l-hâl Kırım askeri taş çatlasa seksen yedi bin askerî tâ’ifesinden ziyâde yokdur. Yüz bin dahi askerinden gayri ümmet-i Muhammedler vardır, ammâ dörd kerre yüz bin Kazak esîri vardır. Allâhümme âfinâ bu kadar küffâr-ı Kazak-ı âk isyân u tuğyân etseler cezîre-i Kırım'ın altın üstlerine dönderirler, ammâ mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafâ'nın berekâtıyla aslâ harekete kâdir değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 196a ·
metinde göster ·
esîr tahrîr olunmuşdur. Ve yüz bin aded dahi ulemâ ve sulehâ ve e’imme ve huteb …
Ve altı kerre yüz bin Kazak-ı Âk esîr tahrîr olunmuşdur. Ve yüz bin aded dahi ulemâ ve sulehâ ve e’imme ve hutebâ ve fukarâ ve zu‘afâ ve kudât ve meşâyihân tahrîr olunmuşdur. Yüz bin kadar âdem dahi tüccârân-ı berr [ü] bihâr ve ehl-i hıref tahrîr olunmuşdur. Beher yevm üç bin koyun ve iki yüz sığır ve kırk elli at ve kırk elli deve boğazlanup beher yevm yedişer bin kîle buğday harc olup on kerre yüz bin atlara yem asılup cümle Kırım halkı at besler. En makbûl kârları gazâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200a ·
metinde göster ·
… ıl olup bânîsi ve eşkâliyle cemî‘i evsâfları bâlâda sene 1067 târîhinde Kazak-ı
Âk
bizi bu Özü kal‘asında kapadup yedi gün yedi gece ceng-i azîm edüp küffâr-ı hâk …
Üç kat bölme kal‘alar olup birbirlerine muttasıl olup bânîsi ve eşkâliyle cemî‘i evsâfları bâlâda sene 1067 târîhinde Kazak-ı Âk bizi bu Özü kal‘asında kapadup yedi gün yedi gece ceng-i azîm edüp küffâr-ı hâksârı cümle kırdığımız mahalde etdiğimiz gazâ evsâfıyla bu kal‘a-i Özü ve kal‘a-i Hasan Paşa ve kal‘a-i Kılburun evsâfları cümle mufassalan bâlâdaki cildde tahrîr olunmuşdur, tekrâr ta‘rîf ü tavsîfe hâcet yokdur. Ammâ Mehemmed Paşa'ya ahâlî-i kal‘a gâyet ta‘zîm ü tekrîm etdiler, zîrâ "paşa der-i devlet tarafına da‘vet olunup gider. Belki sadrıa‘zam olur" mülâhazasıyla bî-hadd ü bî-hasr hedâyâlar verüp beş yüz tüfeng-endâz ve beş yüz atlı şehbâz refîk-i şehnâzlar verüp andan cânib-i kıbleye 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200b ·
metinde göster ·
doğanı sütûh-ı Mekke'ye gelüp meks eder. Ammâ gayri tuyûr-ı zü'l-cenâh Mekke üz …
Ve hâlâ Y 340b hudûd-ı Ka‘be'de sayd [u] şikâr harâmdır. Hâlâ haşîş u giyâhâtı biçilmez ve ahcârı hark olunup kireç olmaz. Ve eşcârâtı kezâlik kat‘ olunmaz. Ve tuyûr-ı kebûteri vakf-ı Resûl'dür, rencîde olunmaz, remmâ remmâ huccâc izdihâmında kimseden havf etmeyüp huccâcın kimi başına ve kimi arkasına konarlar. Ammâ aceb hikmetdir, nice kerre yüz bin kebûter vardır, bir dânesi sütûh-ı Mekke'ye çıkup konmazlar. Ammâ çaylak çıplak dedikleri Fir‘avn-ı âk doğanı sütûh-ı Mekke'ye gelüp meks eder. Ammâ gayri tuyûr-ı zü'l-cenâh Mekke üzre bile tayerân etmeyüp avdet eder. Aceb sırrullâhdır kim Ka‘be-i şerîfin şerefiyyetin hûş u tuyûr dahi bilürler. Ve bu haremde aslâ fusûk cidâl olmaz, harâmdır. Cidâl eden mu‘ammer olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340a–Y340b ·
metinde göster ·
… vat ve Sırf ve Bulkar ve Latin ve Hersek [ve] Voynık ve Laz u haylaz ve Kazak-ı
âk
ve Rûs-ı menhûs ve Arnavud ve Mora Arnavudu ve Çakona-i Mora ve Manya Urûmu ve …
(---) 13 varakda, kral-ı Fransa ve devlet-i atîk Ciniviz Y 452b ve devlet-i Iğranduka ve devlet-i Portakal-ı dâl ve devlet-i Eflâk ve devlet-i Boğdân. Ve âl-i Osmân'a mutî‘ olan keferelerden evvelâ Islovin ve Korol ve Tot ve Hırvat ve Sırf ve Bulkar ve Latin ve Hersek [ve] Voynık ve Laz u haylaz ve Kazak-ı âk ve Rûs-ı menhûs ve Arnavud ve Mora Arnavudu ve Çakona-i Mora ve Manya Urûmu ve Laz Urûmu ve Girid cezîresinde İsfakya Rûmu ve Cezîre-i Kırım'da Tat eli Rûm'u, bunlar cümle âl-i Osmân'a mutî‘lerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y452a–Y452b ·
metinde göster ·
… ırvat ve Sırf ve Bulkar ve Latin ve Hersek ve Voynık ve Laz u haylaz ve Kazak-ı
âk
ve Rûs-ı menhûs ve Arnavud-ı ırzı-nâbûd ve Rûm ve Mora Arnavud ve Çakona-i Rûm …
Bu Rûmeli kâfiristânında niçe krallar var idi. Âl-i Osmân devletinde devletleri munkarız olup elleri vilâyetleri sâ’ir bilâd-ı İslâma zamm olundu. Meselâ Islovin ve Korol ve Tot ve Hırvat ve Sırf ve Bulkar ve Latin ve Hersek ve Voynık ve Laz u haylaz ve Kazak-ı âk ve Rûs-ı menhûs ve Arnavud-ı ırzı-nâbûd ve Rûm ve Mora Arnavud ve Çakona-i Rûm ve Manya-i Rûm ve Laz-ı Urûm, bu makûle kral-ı dâllerin devletleri muzmahil olup her biri birer kralın sâye-i himâyelerinde kaldılar. Ammâ hamd-i Hudâ Hırvat ve Bulkar ve Laz ve Sırf ve Voynuk ve Ârnâbûd, bunlar âl-i Osmân'ın re‘âyâları olmuşdur. Ammâ Anatolu cânibinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y36a ·
metinde göster ·