… dar burnu var idi. Ammâ mütekebbir olup burnu büyük değil idi. Sebük-rûh eylece
âlem bir
dîvâne idi. Ve'l-hâsıl tuz cemî‘i ta‘âmın muslihi olup her ni‘metde bulunduğu g …
Hakîkatü'l-hâl tâ bu mertebe yarım akçe tahtası kadar burnu var idi. Ammâ mütekebbir olup burnu büyük değil idi. Sebük-rûh eylece âlem bir dîvâne idi. Ve'l-hâsıl tuz cemî‘i ta‘âmın muslihi olup her ni‘metde bulunduğu gibi bu Burnaz Deli dahi her cem‘iyyet ve her yerde ve her alayda ve dîvânda ve berde ve bahirde bulunup şeb [u] rûz yatmaz uyumaz İslâmbol'u geşt [ü] güzâr eder bir dîvânedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115a ·
metinde göster ·
bâb-ı mu‘allâ-yı müsellemdir. Bu câmi‘-i behişt-âsâda ibret-nümâ zîbâ san‘atlar …
Der-sitâyiş-i Câmi‘-i Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Bâyezîd Hân : Bu câmi‘ Yeşil İmâret nâmiyle meşhûr bir câmi‘-i pür-nûrdur. Bursa'nın cânib-i şarkîsinde Gökdere aşırı bir mürtefi‘ püşte üzre bir câmi‘-i musanna‘dır kim cemî‘î der-i dîvârları ser-â-pâ beyâz mermer-i hamdır ve iki kubbelidir. Tûlen yüz sekiz ayak ve arzan seksen ayakdır. İçinde aslâ sütûnlar yokdur. Mihrâb ve minberin ta‘rîf ve tavsîf edersek acz lâzım gelir. Zîrâ ol mihrâbda olan hayâl-pesend nakş-ı Hıtâyîleri kerrûbiyân-ı eflâk bir direfş-i pâk urmağa kâdir değildir. Ve ancak bir kıble kapusu var kim bu kapunun yemîn [u] yesârında, tâ tâk-i âlîsine çıkınca kat-ender-kat girih girih zîh zîh girişme ve islimî ve rûmîler ve zülf-i niğâr-ı pür-kâr nakşları olunmuşdur kim Behzâd ve Licân-i Hitâyî kâğıd üzre mû kalemle tahrîr etmeğe kâdir [de]gillerdir. Ammâ bu üstâd-ı mermer-bür bu kapuya kâmil üç yıl mermer-i hâm üzre direfş pîşe urup yed-i tûlâsın ayân edüp sâhib-i binâ Mehemmed Hân'dan üç senede kırk bin altun alup "Yeşil İmâret kapusu kırk bin altuna olmuşdur" deyü dâsitân-ı dûstândır. Hakkâ kim seyyâhân-ı berr [u] bihâr mâbeyninde memdûh-ı âlem bir bâb-ı mu‘allâ-yı müsellemdir. Bu câmi‘-i behişt-âsâda ibret-nümâ zîbâ san‘atlar ve gûnâ-gûn tasarruflar etmişlerdir kim ehl-i vasf anın midhatinde âciz ü kâsırdır. Netîce-i kelâm, bu câmi‘ bir tarz-ı acîb ve bir tavr-ı garîb üzre tarh olunmuşdur kim hüsn cihetinde ve letâfeti yüzünde vech-i arzda böyle bir kâr-ı insân binâ olunmamışdır. Hülâsa-i kelâm, hüsn [u] letâfeti ve kâr [u] zerâfeti hadd-i vasfdan hâric ve beyândan âricdir. Yeşil Câmi‘ nâmıyla müsemmâ olmasının aslı, cümle kıbâbları ve bir tabaka minâresi tâcı cümle yeşil Kâşî çîn(i) ile mestûr olup zümrüd-i üstüvân gibi âfitâb şu‘lesinden şa‘şa‘a urur, anınçün Yeşil İmâret derler. Taşra hareminde çınar-ı müntehâlar ile müzeyyen bir câmi‘dir. Manzûrumuz olduğu üzre şehr-i Bursa içre böyle münakkaş câmi‘ yokdur. Seyyâhların takrîrleri üzre, "Gayrı diyârlarda dahi böyle dâr-ı Hudâ görmedik" derler. Vesselâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 224b ·
metinde göster ·
… Âb-ı nâbdan nûş eden yerekan zahmetinden cereb ü cüzzâmdan halâs olur, memdûh-ı
âlem bir
germâbdır. Lâkin Bursa kaplıcaları gibi mükellef binâ-yı azîm değildir.
Şehrin cânib-i şimâli hâricinde bâğlar içinde kıbâb-ı kârgîr ile mebnî bir humma-i latîfdir kim aşren-fe-aşr havz-ı azîmi âb-ı germâb ile memlû bir ılıcadır. Ammâ suyu gâyet suhûniyyet üzre halk olunup germâba sermâ âb-ı hayât halt edüp i‘tidâl üzre olur. Gâyet nâfi‘dir. Parmakda hâtem makûlesi sîm-i hâlisi sarı elvân eder. Âb-ı nâbdan nûş eden yerekan zahmetinden cereb ü cüzzâmdan halâs olur, memdûh-ı âlem bir germâbdır. Lâkin Bursa kaplıcaları gibi mükellef binâ-yı azîm değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 7a ·
metinde göster ·
"Bu âyet-i şerîfe bu kal‘anın fethine şürû‘ etdiğimize ve bu câmi‘i kenîseden mihrâb-ı Muhammedî'ye vely edeceğimiz niyyetine târîh olmuşdur" buyurdular, ammâ hakkâ ki pesendîde-i âlem bir câmi‘-i pür-nûr olmuşdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313a ·
metinde göster ·
… kadr rükn-i râsih-i ders-i fetvâ ve cebel-i şamih-i fazl [u] takvâ ile meşhûr-ı
âlem bir
mollâ-yı benî âdem idi. şâm monlâsı iken merhûm olup Süleymâniyye câmi‘i kurbun …
El-Mevlâ Ahmed bin Evvel el-Kazvinî: Monlâ-yı vâlâ-kadr rükn-i râsih-i ders-i fetvâ ve cebel-i şamih-i fazl [u] takvâ ile meşhûr-ı âlem bir mollâ-yı benî âdem idi. şâm monlâsı iken merhûm olup Süleymâniyye câmi‘i kurbunda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y257a ·
metinde göster ·
Bir kavilde "Belî, Hazret-i Âdem'in düşü azup menîsi yere düşdükde Hallâk-ı
âlem bir
ot halk etdi kim hâlâ ol ot Bingöl yaylasında ve Erceyş ve Demâvend [ve] kûh-ı …
Bir kavilde "Belî, Hazret-i Âdem'in düşü azup menîsi yere düşdükde Hallâk-ı âlem bir ot halk etdi kim hâlâ ol ot Bingöl yaylasında ve Erceyş ve Demâvend [ve] kûh-ı Elburz ve Bursa'da cebel-i Ruhbân misilli yaylalarda âdem sıfatında hâsıl olur, erkekli ve dişili bir otdur, saçı ve sakalı vardır. Pîr [ü] civânı ve merd [ü] zenânı var bir otdur kim aceb sun‘-ı Hudâ'dır. Lisân-ı Arab'da "yebrûhu's-sanem" ve "abdüsselâm" derler. Ba‘zı hukemâ bu otu edviye içün ma‘âcinlere korlar, gâyet mukavvî ahşâbdır. Hazret-i Âdem'in zemîne düşen menîsinden bu giyâh hâsıl olmuşdur. Yohsa Hazret-i şîs değildir" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y1b ·
metinde göster ·
… dan tâze cân bulurlard ve herkes du‘â-i hayr edüp destin bûs ederlerdi. Bâbâ-yı
âlem bir
kimesnedir. Ve,
Ve cümle huccâc râh-ı meşakkatdan bîzâr iken bu şeyh Ahmed'in na‘t-ı şerîfi sadâsından tâze cân bulurlard ve herkes du‘â-i hayr edüp destin bûs ederlerdi. Bâbâ-yı âlem bir kimesnedir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y249a ·
metinde göster ·
… . Bunun dahi erbâbı vardır, kimi vahdetde kimi işretde kimi âlem-i hayretde. Bu
âlem bir
özge temâşâgâhdır. Elhâsıl bu cem‘iyyet-i kübrânın midhatinde lisân kâsırdır.
Ve bu mevlûd Nîl kenârında olmak ile cümle ehl-i züvvâr ve ehl-i tüccâr ve ehl-i bihâr bilâ-te’essüf gemilerle gelüp cem‘iyyet-i uzmâ olup mezeden hâlî değildir. Cümle hüsniyyâtından biri budur kim niçe bin pençe-i âfitâbe ve meh-rû gulâm-ı mehcebînler anadan doğma uryân olup mâlik-i Nîl-misâl nehr-i Nîl'de şinâverlik edüp bilâ-vâsıta ve bî-fûta âşık ile ma‘şûk birbirlerin dirâgûş edüp kuc kucağ ve ber-bucağ ve bî-bıçağ râm olurlar. Bunun dahi erbâbı vardır, kimi vahdetde kimi işretde kimi âlem-i hayretde. Bu âlem bir özge temâşâgâhdır. Elhâsıl bu cem‘iyyet-i kübrânın midhatinde lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y300b ·
metinde göster ·
Ve bu sahrâ-yı cânfezânın tâ ortasında bu kadar mahlûk içün Hallâk-ı
âlem bir
buhayre halk etmiş. Bu Kulzüm-i Yemen kenârında gül gülistân nahlistân murgzâr …
Ve bu sahrâ-yı cânfezânın tâ ortasında bu kadar mahlûk içün Hallâk-ı âlem bir buhayre halk etmiş. Bu Kulzüm-i Yemen kenârında gül gülistân nahlistân murgzâr çemenzâr yerler var kim anda olan hoş-âvâz nağmesâz murgânın savt-ı hazînleri rûha gıdâ câna safâ verüp bu sahrâ içre kâmil beş gün kona göçe yiyüp içe altıncı günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·