… Ahmed Hân rahmetullâhi aleyhimâ hazretleri cemî‘i erbâb-ı ma‘ârif ve müverrih-i
âlemler
ile dâ’imâ hoş-sohbet etmeden mahzûzlar idi. Bir gün huzûrunda azîm vezni üzre …
Sebeb-i tahrîr-i kitâb ve mûceb-i tastîr-i hitâb oldur kim fâtih-i Bağdâd-ı behişt-âbâd olan Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ ibn Sultân Ahmed Hân rahmetullâhi aleyhimâ hazretleri cemî‘i erbâb-ı ma‘ârif ve müverrih-i âlemler ile dâ’imâ hoş-sohbet etmeden mahzûzlar idi. Bir gün huzûrunda azîm vezni üzre cemî‘i ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân-ı pîr [ü] cüvân cem‘ olup sohbet-i hâs ederken esnâ-yı kelâmda ba‘zı memâlik-i mahrûsa-i kadîmelerin evsâfları yâd olunur. Hemân Murâd Hân Gâzî buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 151b ·
metinde göster ·
… e Kanlıca ve Hisâr ve Üsküdar ve Çamlıca ve Kadıköy ve Sarıkadı ve Âlemdağı'nda
âlemler
edüp andan aşağı Göksu'da zevk u safâlar ederdik.
Ba‘dehû işbu sene (---) Ramazânının gurresinde fermân-ı pâdişâhîyle Melek Ahmed Paşa ile İslâmbol'a dâhil {olup} Kubbealtı'nda kırk yük akçe hâss-ı hümâyûn ile Bıyıklı Dervîş Mehemmed Paşa asrında ikinci vezîr olup arza girerdi. Efendimiz, şeb [u] rûz Bıyıklı Dervîş Mehemmed Paşa ile dörd ay bîrâder-i cân-beraber-vâr zevk [u] safâ ile hüsn-i zindegâne eyleyüp efendimize hâss-ı hümâyûnı içün Karahisâr-ı Sâhib sancağı ihsân olunup üç bin mikdârı ağavâtların hâssına gönderüp kendüsü sebük-bâr kalup on iki aded yalılarında Fındıklı ve Beşiktaş ve Ortaköy ve Üsküdar ve Eyyûb yalılarında zevke meşgûl oldular. Bu hakîr de sebük-rûh yârân-ı bâ-safâlar ile Eyyûb ve Kâğızhâne ve Akbaba ve Beğkoz ve Kanlıca ve Hisâr ve Üsküdar ve Çamlıca ve Kadıköy ve Sarıkadı ve Âlemdağı'nda âlemler edüp andan aşağı Göksu'da zevk u safâlar ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173a ·
metinde göster ·
kim bu iki tâ’ifenin bu edîm-i arzda kadem basmadıkları yer yokdur. Hattâ bu ka …
Ammâ hakkâ ki hakîkatü'l-hâl bu cihânı geşt [ü] güzâr edüp İskender gibi âb-ı hayâta varan bu kavm-i Kalmık'dır. Kesb-i hevâsından üç, dörd yüz yıl mu‘ammer olup dünyâyı 179a gezüp deverân u seyerân eden bu kabîle-i Kalmık ve kavm-i kefere-i Portakal'dır, lâkin Portakal kâfir bahren bu Kalmık Tatarı berren seyyâ[h-ı] âlemlerdir kim bu iki tâ’ifenin bu edîm-i arzda kadem basmadıkları yer yokdur. Hattâ bu kavm-i Kalmık çok pâdişâhlık kavim olmak ile karanlık dünyânın ardına varup Yenidünyâya giderler. Hâlâ Yenidünyâ kavmi dahi bu kavm-i Kalmık'dan havf ederlermiş. {Hakkâ ki} sevvâh-ı âlemîn kavm-i Kalmık'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178b–179a ·
metinde göster ·
… u] istiğnâları ziyâde olduğundan "Nâzlı" deyü tesmiye olunmuşdur kim müverrih-i
âlemler
"Nakş-ı Çîn ve mahbûb-ı şehr-i tîn" deyü medh etdikleri Y 91b bu tîn şehridir …
Gerçi sevâhil diyârıdır. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi gâyet ziyâde olup nâz [u] istiğnâları ziyâde olduğundan "Nâzlı" deyü tesmiye olunmuşdur kim müverrih-i âlemler "Nakş-ı Çîn ve mahbûb-ı şehr-i tîn" deyü medh etdikleri Y 91b bu tîn şehridir kim incîr ile meşhûr-ı âfâk olmuşdur. Hevâsı şiddet-i hâr üzre olmak ile âb-ı cârîleri germâcadır. Ammâ kûzelerde sehel kesb-i hevâ edince âb-ı hayât suları vardır. Nûş eden halkı sarhoş olup zinde olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y91a–Y91b ·
metinde göster ·
… hurûşa gelüp cümle vâdîleri gark edüp deryâya mahlût olur. Ve ba‘zı müverrih-i
âlemler
Adana nehrine Seyhûn-ı Rûm ve bu Misis nehrine Ceyhûn-ı Rûm derler. İkisi dahi …
Ve yine bu tarafda kâr-ı kadîm âsiyâblar var. Ve bu nehir tâ Elbistan sahrâsından ve Mar‘aş dağlarından cem‘ olup bu Misis'den aşağı kal‘a-i Yaman dibinde deryâya mahlût olur. Ba‘zı zamân bu nehir Adana nehri ile ikisi cûş u hurûşa gelüp cümle vâdîleri gark edüp deryâya mahlût olur. Ve ba‘zı müverrih-i âlemler Adana nehrine Seyhûn-ı Rûm ve bu Misis nehrine Ceyhûn-ı Rûm derler. İkisi dahi yaylalardan nüzûl eder âb-ı hayât sulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y157a ·
metinde göster ·
… [yet]dir, ceng tablına turralar urılup bir ceng-i sultâneyn olur kim müverrih-i
âlemler
zebânında dâstândır. Hâlâ bu kubbede niçe kerre tabıl kûs sadâları istimâ‘ olun …
Karye-i Merc-i Dâbık: Sultân Selîm ile Sultân Gavrî mesaf cengi edüp Gavrî münhedim olup firâr etdüği sahrâdır. Anda bir bâğ u bâğçelik içinde bir kubbe-i âlîde Hazret-i Dâvûd aleyhi's-selâmın evlâd-ı zevi'l-ihtirâmından Hazret-i (---) medfûndur, azîm ziyâretgâhdır. Hattâ ahâlî-i vilâyet efvâhında eyle şâyi‘dir kim Selîm Şâh ile Gavrî cenge mübâşeret etdükde Selîm Şâh bu İbn Dâvûd kubbesi yanında bulunup rûh-ı pür-fütûhlarından isti‘ânet taleb etdükde kubbe-i pür-envârı içinde bir sadâ-yı âhengerân çekiç ve sindân sadâsı istimâ‘ olunup beşâret-i muzafferiy[yet]dir, ceng tablına turralar urılup bir ceng-i sultâneyn olur kim müverrih-i âlemler zebânında dâstândır. Hâlâ bu kubbede niçe kerre tabıl kûs sadâları istimâ‘ olunduğu müsbetdir. Ve bu İbn Dâvûd'a karîb dağlar eteğinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y167b ·
metinde göster ·
[[(---) (---) (---)]] Irâk-ı Arab demişler. Heyhât sahrâsına nâzır bir vîrân şe …
Evvelâ müverrih-i âlemler [[(---) (---) (---)]] Irâk-ı Arab demişler. Heyhât sahrâsına nâzır bir vîrân şehr-i azîm vardır. Hâlâ içinde Ulu Nogay kavmi obalarıyla sâkindirler. Ammâ [[(---) (---) (---)]] ve kal‘a-i kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y169a ·
metinde göster ·
Ka‘be-i şerîfin bu mertebe ma‘mûr olmasın tahrîr ederler kim, Hazret-i Âdem hub …
Müverrih-i âlemler Ka‘be-i şerîfin bu mertebe ma‘mûr olmasın tahrîr ederler kim, Hazret-i Âdem hubûtdan sonra edîm-i arzda Mekke yerinde tavattun edüp Rabbü'l-İzzet Hazret-i Âdem'e ibâdetgâh içün kızıl yâkûtdan bir beyt-i ma‘mûr gönderdi. Hazret-i Âdem anda ibâdet edüp du‘â etdi kim "Allâhümme'c‘al lehu amâren min zürriyyetî" deyü du‘â etdi. Hazret-i Âdem'in du‘âsı müstecâb olup Ka‘be yeri günden güne ma‘mûr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y349a ·
metinde göster ·
tahrîri üzre Hazret-i Âdem'in ikişer evlâdı doğardı. Cümle kırk bin evlâdı oldu …
Ve müverrih-i âlemler tahrîri üzre Hazret-i Âdem'in ikişer evlâdı doğardı. Cümle kırk bin evlâdı oldu, derler. Ve âdetullâh bunun üzerine cârî idi kim bir oğlan ve bir kız doğardı. Ol kızı batn-ı âharda doğan oğlana verirdi. Bu da‘vâ içün Kâbil Hâbil'i katl etdi. Ve ibtidâ rûy-i zemînde kan edüp isyân eden Kâbil'dir kim emr-i Hakk'a itâ‘at etmedi. Ammâ hübut-ı Âdem'den berü yedi bin otuz sene olmuşdur. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y366a ·
metinde göster ·
bu Bayzar'a Ebü'l-kabâbıtadır dediler. Otuz evlâdı oldu. İbtidâ evlâd-ı Mısır'a …
Ve müverrih-i âlemler bu Bayzar'a Ebü'l-kabâbıtadır dediler. Otuz evlâdı oldu. İbtidâ evlâd-ı Mısır'a gelürken Arîş nâm mahalde dıraht sâyesinde tevellüd eden Mısrâyim'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y6b ·
metinde göster ·
… ve Evcile'de ve Karalar vilâyetinde ve'l-hâsıl bu Mısır cezîresinde müverrih-i
âlemlerin
tahrîri üzre yedi yüz yerde tibiri vardır, derler, çoğu Karalar vilâyetinde kal …
Hâsıl olan ma‘âdinleri bildirir: Ayn-ı Mûsâ'da cebel-i Becâmîm'de altun olur, ammâ nef‘i şey’-i kalîldir. Ve Sa‘îd-i âlî'de zümürrüd ma‘deni râyegândır, Circeli Alî Beğ dâ’imâ istihrâc etdirirdi. Ve Nûbe diyârında zer-i hâlis tibiri vardır, altunu kâfûrî balmûmu gibi elde ovalanur ve yuvalanur, eyle nerm [ü] râm altunu olur. Ve cebel-i Ahzar'da ve Evcile'de ve Karalar vilâyetinde ve'l-hâsıl bu Mısır cezîresinde müverrih-i âlemlerin tahrîri üzre yedi yüz yerde tibiri vardır, derler, çoğu Karalar vilâyetinde kalmış bir alay behâyim makûlesi âdem içinde kalmışdır. May Bornu vilâyetinde altun tibirin katır boncuğıyla mübâdele ederler; andan kıyâs oluna kim altun anlarda ne kadar bî-rağbet imiş. Ve Mısır'da cibiz ma‘deni vardır, ya‘nî alçı ma‘deni taş vardır. Ve bâlâda mahalliye niçe ma‘âdinlerin evsâfları tahrîr olunmuşdur, ammâ Mısır'da niçe bin nâ-ma‘lûm ma‘âdinler vardır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y240b ·
metinde göster ·