eş-Şeyhülislâm Alâeddîn Cemâlî: Asr-ı Selîm Hân'da dahi şeyhülislâm idi. Âmil ü
âlim ve
kâmil ü fâzıl bir azîz idi. Elli akçe terakkî ile tekâ‘üd ihtiyâr etdi.
eş-Şeyhülislâm Alâeddîn Cemâlî: Asr-ı Selîm Hân'da dahi şeyhülislâm idi. Âmil ü âlim ve kâmil ü fâzıl bir azîz idi. Elli akçe terakkî ile tekâ‘üd ihtiyâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 49a ·
metinde göster ·
şâ‘ir ü mâ‘ir kimesne idi. Cemî‘i keyfile âlûde olduğundan kendüye cünûn galebe …
el-Mevlâ Cünûnî İsmâ‘îl Efendi: Fâzıl u kâmil ü âlim ve şâ‘ir ü mâ‘ir kimesne idi. Cemî‘i keyfile âlûde olduğundan kendüye cünûn galebe edüp üç sene dârü'ş-şifâ zencîri mansıbında makyûd olup şarâb-ı asâ ile aklı başına gelir şekilli oldukda bu şi‘iri demişlerdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 109a ·
metinde göster ·
… ir kim bunlardan bir kerre "Bismillah" diyen ma‘sûm-ı pâk elbette feyz-yâb olup
âlim ve
fâzıl olması mukarrerdir. Ve Mekteb-i mükellef-i Hâtûniyye: Câmi‘in cânib-i gar …
Cümle (---) aded mektebdir. Evvelâ Orta Hisâr'da Mekteb-i Ebü'l-feth Gâzî ve Mekteb-i Yeni Câmi‘ Şeyh Ricâlî hazretleri mu‘allim-i sıbyân [ve] sâhib-i feyz bir nûrânî azîzdir kim bunlardan bir kerre "Bismillah" diyen ma‘sûm-ı pâk elbette feyz-yâb olup âlim ve fâzıl olması mukarrerdir. Ve Mekteb-i mükellef-i Hâtûniyye: Câmi‘in cânib-i garbîsinde kârgîr binâ ve kubbe-i ra‘nâ mekteb-i sıbyân-ı fukarâ ve hâs u âmm nâ-resîde tıflân-ı ebced-hânları içün binâ olunmuş bir dârü't-ta‘lîm-i Kur‘ândır kim cümle eytâma cânib-i vakfdan rûz-merreteyn ta‘âmları ve îd-ı şerîfde libâsları ve arakıyye ve serâvîl kamîsları ve surre ve atıyyeleri dâ’imdir. Bu dârü't-ta‘lîmin itmâmına târîhdir "fe-temmet" [920] lafzı kapusu üzre tahrîr olunmuşdur. ve Mekteb-i İskender Paşa: (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) . Meşhûr mektebler bunlardır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 251b ·
metinde göster ·
… miş kerre tecellî-i cemâl etmişdir. Ale's-sabâh bu cebele nazar olundukda, Hudâ
âlim ve
dânâdır, gûyâ nûr-ı berk urur. Anınçün bu dağda cümle enbiyâların i‘tikâfhâne-i …
Şâm'ın cânib-i garbında üç menzil ba‘îd Bukâ‘ sahrâsının şimâlinde evc-i âsumâne çıkmış bir kûh-ı bülend-i ma‘mûr [u] âbâdândır kim cemî‘i Dürüzî ve Nusayrî ve Timânî mezhebinde olan fırâk-ı dâlle mezhebinde olanlar bu dağda mevcûddur. Bir ucu Antakıyye kurbunda Gülbin dağında nihâyet bulur. Bir ucu cânib-i kıblede kırk konak Mekke-i Mükerreme kurbunda vâdî-i Hicâz'da nihâyet bulur. Böyle bir tûl [u] dırâz cebel-i mümtâzdır. Bunda olan uyûn-ı câriyeler bî-nihâyedir ve bî-hisâb gûnâ-gûn eşcârât-ı müsmirrâta hadd u hasır yokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbe Dürüzî cüvânları olur kim gûyâ la‘l-gûn dürrâkî şeftâlû yanaklı ve kiras dudaklı, sîmîn-ten, mükahhal gözlü, mümtâz [ü] müstesnâ meh-pâre mahbûbları olur. Ve cümle Frenk ve Arab hukemâları ve cümle kimyâgîrler bu dağlara mevsim-i bahârda urûc edüp niçe kerre yüz bin elûl-i edviye haşâyîş-i nâfi‘a-i bî-nihâye cem‘ edüp niçe bin garâr yükü ahşâbâtı dâ’-i devâ içün diyâr diyâr götürürler. Ve kimyâgîrler niçe elvân otlar bulurlar. Bu cebelde bir gûne ot vardır {ol otu yeyen} koyunun ve keçinin dişleri altun gibi olur. Anın erbâbı olanlar bulup kimyâya idhâl edüp altun 35b ederler, ammâ nâdirâtdan bir gûne giyâhdır. Hakîr bu cebelin ziyâretine urûc etdikde niçe yüz gârlar içre sulehâ-yı ümmetden büdelâ ve melâmiyyûn ve mecâzibûndan kimesneler vardır kim kırkar ellişer senedir bıçağ ile boğazlanmış zî-rûh kısmından bir şey tenâvül etmemişlerdir. Ve haftada bir iftâr edüp gündüz sâ’im ve gice kâ’im kuvvet-i kudsiyye sâhibi cânlar vardır kim haftada bir hurma ve üç bâdem ve bir filcan süd içer hâl sâhibi âdemler vardır ve cemî‘i mürsel ve gayr-i mürsel nebîler bu kûh-ı bâlâyı ziyâret etmeyince nebî olmamışlardır. Zîrâ bu cebel-i azîmiye Cenâb-ı İzzet yetmiş kerre tecellî-i cemâl etmişdir. Ale's-sabâh bu cebele nazar olundukda, Hudâ âlim ve dânâdır, gûyâ nûr-ı berk urur. Anınçün bu dağda cümle enbiyâların i‘tikâfhâne-i gâr-ı pür-envârları vardır. Cebelü'l-Lübnân ismiyle müsemmâ olmasının aslı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 35a–35b ·
metinde göster ·
âmil ve kâmil ve fâzıl ve dîndâr ve perhîzkâr ve Âsaf-ı Berhayâ-vâr bir gâzî-i …
Ve gâyet sâlih ve dîndâr ve âlim ve âmil ve kâmil ve fâzıl ve dîndâr ve perhîzkâr ve Âsaf-ı Berhayâ-vâr bir gâzî-i sâhib-i ayâr ve yâdigâr bir vezîr-i dilîr gelme[mişdir].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48a ·
metinde göster ·
Bir zarîf ü nahîf çelebi idi, ammâ ehl-i ilm ve fâzıl ve kâmil ve
âlim ve
münşî çelebi idi. Hemân ol ân Kabirova hâssı ağasının bir gûne ıstılâhât u ibâr …
Bir zarîf ü nahîf çelebi idi, ammâ ehl-i ilm ve fâzıl ve kâmil ve âlim ve münşî çelebi idi. Hemân ol ân Kabirova hâssı ağasının bir gûne ıstılâhât u ibârât ve fesâhat u belâğatle bir arz-ı mahzar tahrîr etmişdir kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 55a ·
metinde göster ·
… mü'l-kitâb tilâvet olunup ale'l-akîb Hayreddîn Efendi nâm bir fâzıl-ı benâm bir
âlim ve
fuzelâ-yı hümâmı beş yüz akçe [ile] mevleviyyet-i molla eder.
"Vezâret ve tevliyetin mübârek olup Cenâb-ı Kibriyâ cümle Budin vüzerâlarının ve cümle asâkir-i İslâm hıfz-ı amânında ola. Ve Gül Baba Budin gözcüsü olup himmetleri hâzır ve nâzır ola, bu niyyete el-Fâtiha" deyüp Fâtiha-i Ümmü'l-kitâb tilâvet olunup ale'l-akîb Hayreddîn Efendi nâm bir fâzıl-ı benâm bir âlim ve fuzelâ-yı hümâmı beş yüz akçe [ile] mevleviyyet-i molla eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 78a ·
metinde göster ·
Der-âmûhten-i üstâd-ı kâmil fassâd-ı cerrâhân: Bu diyârda ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl çok olmağile ekseriyyâ halkı ilm-i cerâhatde kâmil ve sâhib-i ayârlardır. Evvelâ Memi Zâ‘im ve Şâdlı Çelebi Sipâhî ve Macar Yuvan yeniçeri ağası esîridir, ammâ gûyâ Ebû Ali Sînâ'dır. Hattâ Kitâb-ı Kanûn-ı Şifâ-yı Ebû Alî'yi dâ’imâ tilâvet eder {cerrâh-ı âlim ve âmildir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87a ·
metinde göster ·
… erdin?" {deyü} çârsû başında {beği} salb eder, ammâ "Fuzelâyi'd-dehrden gâzî ve
âlim ve
zâhid bir mîr-i muhterem idi" deyü bu mîr-i merhûmun ve kal‘a-i Novigrad'ın ahv …
Çâre olmayup derûn-ı hisârdan amân ile üç bin kadar asker-i İslâm pür-silâh kal‘adan çıkup salt [u] sebükbâr Budin'e geldiklerinde Budin vezîri Hasan Paşa Novigrad beğini "Niçün kal‘ayı kâfire verdin?" {deyü} çârsû başında {beği} salb eder, ammâ "Fuzelâyi'd-dehrden gâzî ve âlim ve zâhid bir mîr-i muhterem idi" deyü bu mîr-i merhûmun ve kal‘a-i Novigrad'ın ahvâlin böyle takrîr etdiler. Ve hakîr dahi eyle tahrîr etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134a ·
metinde göster ·
… üşer ve müselmân ağalara kânûn üzre imâm ve mü’ezzinler vardır. Ve beğlerin bir
âlim ve
mu‘tedil ve kâmil ayâr hocası vardır. Ve kendüsüne müte‘allık olan keferelerden …
Ve hâlâ kânûn üzre yüz elli akçe pâyesiyle bir mu‘tedil kadısı var, zîrâ müselmân bâzergânları çokdur niçe şer‘î da‘vâlar düşer ve müselmân ağalara kânûn üzre imâm ve mü’ezzinler vardır. Ve beğlerin bir âlim ve mu‘tedil ve kâmil ayâr hocası vardır. Ve kendüsüne müte‘allık olan keferelerden ser-i kârda yetmiş aded mertebe sâhibi hatmanları ve kapudanları ve kopar ve vamoş logofetleri vardır. Bunlar dahi mahalleriyle mertebelerince zikr olunurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 101b ·
metinde göster ·
fâzıl bir kimesne imiş. Belde-i tayyibe-i İslâmbol hâki olup Saçlı Emîr Efendi …
Ve Beytü'l-hazen-i iremezâtı içre ulemâ-yı Rûm'dan Alem-şâh Abdurrahmân Efendi. Kabr-i şerîfi beyâz mermer-i hâm ile mebnî sulehâ-yı ümmetden âlim ve fâzıl bir kimesne imiş. Belde-i tayyibe-i İslâmbol hâki olup Saçlı Emîr Efendi hazretlerinin veled-i mükerremi imiş. İbtidâ Sıfet bunlara mevleviyyet ile ihsân olunduğundan füc’eten merhûm oldu, derler. Karîbü'l-ahd imiş. Asâr-ı binâsından malûmdur. Sicillâtda hüsn-i hatları ile âlimâne tahrîrâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y201a ·
metinde göster ·
… enâm ve ziyâretgâh-ı hâss [u] avâmdır. Ve bu minâre mecma‘-ı fuzalâ-yı âlem (ve
âlim) ve
merci‘-i umûr-ı benî âdemdir. Bu minârenin evsâfı çokdur. Ammâ hakîr ihtisâr üz …
Ve pesendgâh-ı halâyık-ı enâm ve ziyâretgâh-ı hâss [u] avâmdır. Ve bu minâre mecma‘-ı fuzalâ-yı âlem (ve âlim) ve merci‘-i umûr-ı benî âdemdir. Bu minârenin evsâfı çokdur. Ammâ hakîr ihtisâr üzre tahrîr etdim. Evvelâ evvelki tabakada makâm-ı Üçler ve tabaka-i sânîde makâm-ı Yediler ve tabaka-i sâlisde makâm-ı Kırklar ve dördüncü tabakaya urûc ederken makâm-ı Hâcer-i Hazret-i Mûsâ. Bu hacer ol hacerdir kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y244a ·
metinde göster ·
… an cümle mütebahhirîn-i ulemâ ve meşâyihini cem‘ etmişdi. Kendüler dahi fâzıl ü
âlim ve
âmil ü kâmil mücâhidün fî-sebîlillâh pâdişâh idi.
Ammâ âl-i Osmân'a evvel Gâzî Osmân Beğ, Orhan Beğ, Yıldırım Beğ, Murâd Beğ derlerdi. Tâ Ebü'l-feth Mehemmed Hân'da cümle ulemâ-yı Rûm ulü'l-emr dediler. Zîrâ Ebü'l-feth muhibb-i ulemâ olup ekâlîm-i seb‘adan cümle mütebahhirîn-i ulemâ ve meşâyihini cem‘ etmişdi. Kendüler dahi fâzıl ü âlim ve âmil ü kâmil mücâhidün fî-sebîlillâh pâdişâh idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y27b ·
metinde göster ·
fâzıl u kâmil ve müstecâbü'd-da‘ve bir müteverri‘ ehl-i perhîz ve sâhib-i riyâz …
eş-şeyh (---) Abbârî: Sûk-ı Sâlibe kurbunda zâviye-i (---) hareminde hânesinde kûşe-nişîn âmil ü âlim ve fâzıl u kâmil ve müstecâbü'd-da‘ve bir müteverri‘ ehl-i perhîz ve sâhib-i riyâza kimesnedir. Bâlâda Ahmed Paşa'yı azl ederler, deyü keşf etdüklerinde menâkıbı tahrîr olunmuşdur kim misli Ümmü Dünyâ'da yok bir azîzdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y248b ·
metinde göster ·