… ve Revân ve Şirvân ve Şamâkı ve Gence ve Ardahan ve Âzerbâycân ya‘nî Tebrîz ve
Âmid
ya‘nî Diyârbekir ve Bağdâd ve Basra ve Lahsa ve Yemen ve Habeş ve Mısır ve Dımı …
Bunu görmeyen cihânda bir şey görmemişdir. Zîrâ bu sikkehâne, Âl-i Osmânın âb-ı rûyıdır. Ve devlet-i Âl-i Osmân'da ibtidâ sikke Osmân Beğ nâmına Bursa'da kesildi, sâniyen Bergama'da, sâlisen Kütâhiyye'de ve İzmir ve Ma‘nisa ve Tire ve Amasiyye ve Anid ya‘nî Kastamonu ve Tarabefsûn ve Mar‘aş, ba‘dehu Erzurûm ve Sivas ve Canha ya‘nî Gümüşhâne ve Karaman ve Tokat [ve] Van ve Nahşivân ve Revân ve Şirvân ve Şamâkı ve Gence ve Ardahan ve Âzerbâycân ya‘nî Tebrîz ve Âmid ya‘nî Diyârbekir ve Bağdâd ve Basra ve Lahsa ve Yemen ve Habeş ve Mısır ve Dımışk ya‘nî Şâm ve Haleb ve Tûnus ve Tarabulus ve Mağrib ü Cezâyir'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176b ·
metinde göster ·
… er bunlardır: Evvelâ kal‘a-i Musul ve Sincâr ve Harrân ve Ruhâ ve Re’s-i Ayn ve
Âmid
ve Meyyâfârikîn ve niçe yüz kılâ‘lar bu cezîre içredir kim tûlu yigirmi menzild …
oğlu nâmân eblehânlar konup göçüp mahsûlünün öşrün verirler. Bu sahrâ-yı Suruc'un ol kadar âb [u] hevâsı latîfdir kim şeb [u] rûz âdem hâyâtı câvidân bulur. Ekseriyyâ halkı gâyet tendürüstdür. Ve niçe bin yerde âb-ı hayât turna gözü uyûn-ı câriyeler var kim misli meğer Bingöl yaylağında ola. Ve hevâsı gâyetü'l-gâye i‘tidâl üzre olduğundan niçe kabâ’il [ü] aşâ’ir sevâhile göçmeyüp sahrâ-yı Suruç'da sâkin olur. Zirâ bu vâdî-i Suruç, Dicle ve Furât mâbeyninde olan cezîre-i azîmde vâki olmuşdur. Hudâyî meyvesi hıyâbânı içre cihânı dutmuşdur. Bu Suruç, Birecik'in şarkî cânibine meyyâldir. Birecik ile mabeyni ancak bir menzildir, ammâ Urfa kadısı hükmünde yüz elli akçe şerîf kazâdır. Yine âbâdân nâhiye kurâları vardır. Ve bu Suruç sancağı olan zemîn ki Dicle ve nehr-i Furât mâbeyninde bunda gördüğümüz ma‘mûr ve gayr-i ma‘mûr kılâ‘ları ve harâb belde-i azîmeleri mecrûf tur‘aları bir bir tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olur. Ammâ meşhûr ve ma‘mûr olan kılâ‘ ve büleydeler bunlardır: Evvelâ kal‘a-i Musul ve Sincâr ve Harrân ve Ruhâ ve Re’s-i Ayn ve Âmid ve Meyyâfârikîn ve niçe yüz kılâ‘lar bu cezîre içredir kim tûlu yigirmi menzildir ve arzı altı ve yedi sekiz on merhale yerleri vardır. Hulefâ-yı Abbâsiyân'da dört yüz kal‘a ve altı yüz kasaba ve şehir olduğu tevârîhlerde mastûrdur ve alâmetler ma‘lûmdur. Bu Suruç'dan cânib-i garba 2 sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 54b ·
metinde göster ·
… ı seferde her kavim oranıyla bulunur. Sivas'a "Rûm Rûm" çağırılır, Diyârbekir'e
Âmid
Âmid oran çağırılır, ammâ bu Harput'a Hüsn-i ziyâd çağırılır. Hakkâ ki mahbûb [ …
Bi-kavl-i Târîh-i Mığdîsî Hazret-i Zekeriyyâ asrında Buhtu'n-nasr binâsıdır. Ba‘dehû Hazret-i isâ âsumâna urûc edince himâr-ı İsâ kalup havâriyyûnları ve ümmetleri himâr-ı İsâ'yı bu Harput çerâgâhına koyup tâ Hazret-i Risâlet-penâhın zamân-ı sa‘âdetlerinde himâr hayâtda olup cümle millet-i Mesîhe ol himâra tapdıklarından lisân-ı Acemde bu şehre dâr-ı Har-pût dediler. Bir kavlde yine lisân-ı Acem üzre havâriyyûna sâyedâr olmuş bir dikenli söğüd dırahtı var idi. Anın içün Hâr-bîd dediler. Bir rivâyetde Hârberîd derler, ya‘nî diken getirci derler. Niçesi Har-bürd derler (---) . Niçeler Har-bûd ya‘nî (---)(---) derler. (---)(---)(---)(---)(---) Hulâsa-i kelâm her elsine-i muhtelife lehçesi üzre birer gûne sebeb-i tesmiyyesi var. Ammâ Âl-i Osmân'ın defterhâne-i kadîminde ülke-i Hüsn-i ziyâd tahrîr olundukda sefer-i hümâyûnlar oldukda her vilâyetin birer gûne esmâsı olup alaylarda ve cemî‘i kübrâlarda bir şehir halkı bulunmak murâd olunsa Haleb şehri halkında "Yâ ahad" derler, buna oran derler. Bu "Yâ ahad" sedâsın Haleb halkı istimâ‘ edince anlar dahi "Yâ ahad" derler. İzdihâm-ı seferde her kavim oranıyla bulunur. Sivas'a "Rûm Rûm" çağırılır, Diyârbekir'e Âmid Âmid oran çağırılır, ammâ bu Harput'a Hüsn-i ziyâd çağırılır. Hakkâ ki mahbûb [u] mahhûbesi çok olduğundan Hüsn-i ziyâd derler. Hakk dahi ziyâde eyleye! Bu kal‘a niçe yüz mülûkden mülûke nasîb olup âhir sene (---) târîhinde Selîm-i Evvel Çıldır fethinden sonra vezîr-i mükerremi Bıyıklı Vezîr Mehemmed Paşa'yı serdâr ta‘yîn edüp Diyârbekir' (---)(---) destinden emân ile feth etdikde bu kal‘a-i Harput dahi itâ‘at edüp emân ile kal‘a teslîm edüp hâlâ Diyârbekir eyâletinde sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı (---) yük akçedir. Timarı (---) ve ze‘âmeti vardır. Alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı vardır. Hîn-i seferde beğinin askeriyle cümle bin iki yüz müsellah asker olur ve üç yüz pâyesiyle kazâdır. Cümle (---) aded nâhiye kurâlarıdır. Bu nevâhîlerde kadıya senevî altı kîse hâsıl olur. Sancak beğine livâsında yigirmi kazâ yerden on sekiz bin gurûş hâsıl olur. Müftîsi ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir subaşısı ve muhtesibi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 82b ·
metinde göster ·
… erde her kavim oranıyla bulunur. Sivas'a "Rûm Rûm" çağırılır, Diyârbekir'e Âmid
Âmid
oran çağırılır, ammâ bu Harput'a Hüsn-i ziyâd çağırılır. Hakkâ ki mahbûb [u] ma …
Bi-kavl-i Târîh-i Mığdîsî Hazret-i Zekeriyyâ asrında Buhtu'n-nasr binâsıdır. Ba‘dehû Hazret-i isâ âsumâna urûc edince himâr-ı İsâ kalup havâriyyûnları ve ümmetleri himâr-ı İsâ'yı bu Harput çerâgâhına koyup tâ Hazret-i Risâlet-penâhın zamân-ı sa‘âdetlerinde himâr hayâtda olup cümle millet-i Mesîhe ol himâra tapdıklarından lisân-ı Acemde bu şehre dâr-ı Har-pût dediler. Bir kavlde yine lisân-ı Acem üzre havâriyyûna sâyedâr olmuş bir dikenli söğüd dırahtı var idi. Anın içün Hâr-bîd dediler. Bir rivâyetde Hârberîd derler, ya‘nî diken getirci derler. Niçesi Har-bürd derler (---) . Niçeler Har-bûd ya‘nî (---)(---) derler. (---)(---)(---)(---)(---) Hulâsa-i kelâm her elsine-i muhtelife lehçesi üzre birer gûne sebeb-i tesmiyyesi var. Ammâ Âl-i Osmân'ın defterhâne-i kadîminde ülke-i Hüsn-i ziyâd tahrîr olundukda sefer-i hümâyûnlar oldukda her vilâyetin birer gûne esmâsı olup alaylarda ve cemî‘i kübrâlarda bir şehir halkı bulunmak murâd olunsa Haleb şehri halkında "Yâ ahad" derler, buna oran derler. Bu "Yâ ahad" sedâsın Haleb halkı istimâ‘ edince anlar dahi "Yâ ahad" derler. İzdihâm-ı seferde her kavim oranıyla bulunur. Sivas'a "Rûm Rûm" çağırılır, Diyârbekir'e Âmid Âmid oran çağırılır, ammâ bu Harput'a Hüsn-i ziyâd çağırılır. Hakkâ ki mahbûb [u] mahhûbesi çok olduğundan Hüsn-i ziyâd derler. Hakk dahi ziyâde eyleye! Bu kal‘a niçe yüz mülûkden mülûke nasîb olup âhir sene (---) târîhinde Selîm-i Evvel Çıldır fethinden sonra vezîr-i mükerremi Bıyıklı Vezîr Mehemmed Paşa'yı serdâr ta‘yîn edüp Diyârbekir' (---)(---) destinden emân ile feth etdikde bu kal‘a-i Harput dahi itâ‘at edüp emân ile kal‘a teslîm edüp hâlâ Diyârbekir eyâletinde sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı (---) yük akçedir. Timarı (---) ve ze‘âmeti vardır. Alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı vardır. Hîn-i seferde beğinin askeriyle cümle bin iki yüz müsellah asker olur ve üç yüz pâyesiyle kazâdır. Cümle (---) aded nâhiye kurâlarıdır. Bu nevâhîlerde kadıya senevî altı kîse hâsıl olur. Sancak beğine livâsında yigirmi kazâ yerden on sekiz bin gurûş hâsıl olur. Müftîsi ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir subaşısı ve muhtesibi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 82b ·
metinde göster ·
… u] levâhıkların bulurlar. Haleb diyârının oranı "Yâ ahad"dir. Ve Diyârbekir'in "
Âmid
"dir. Bu Çorlu'nun oranı olan "Beğ" çağrılır, Çorlu çağrılmaz. Şehr-i kadîmdir. …
Ahvâl-i kal‘a-i kadîm Çorlu: Bânisi Yanko ibn Madyan'dır. İbtidâ sene 720 târîhinde Edirne Fâtihi Gâzî Hudâvendigâr fethidir. Yire beraber münhedim edüp kendüler Kosova'da şehîd olduktan sonra küffâr müceddeden ta‘mîr ü termîm edüp sene (---) dest-i tasarruflarında durup ba‘dehû sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân feth edüp cümle der-i dîvârların münhedim edüp hâlâ eser-i binâları Çorlu şehrinin cânib-i şimâlinde nümâyândır. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Ebü'l-Feth Mehemmed Hân fethidir. Edirne hâkimi hükmünde (---)(---) yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi otuz pâre kurâdır. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve yeniçeri kolluğu yasakçıları vardır. Sebeb-i tesmiyesi oldur kim Koca Gâzî Hudâvendigâr bu kal‘ayı feth etmede usret çeküp "Şu Çorlu dahi feth olmadı" deyüp feth oldukda ismine Çorlu dediler. Gerçi yayla yerde hevâsı latîf yerdir ammâ ekseriyyâ Çorlu halkı çorlulardır. Ammâ sefer-i hümâyûn oldukda her memleket halkının birer gûne oran derler isimleri vardır. Ol ismile birbirin çağırup çadırların ve tevâbi‘ [u] levâhıkların bulurlar. Haleb diyârının oranı "Yâ ahad"dir. Ve Diyârbekir'in "Âmid"dir. Bu Çorlu'nun oranı olan "Beğ" çağrılır, Çorlu çağrılmaz. Şehr-i kadîmdir. Kefere zamânında bunda bir deyr-i metîn var idi. Sarı Saltuk anda makâm edinmekle anın şerefiyetine bu şehir gâyet ma‘mûr [u] âbâdân idi. Hâlâ niçe bin yerde âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir. Ammâ şimdi dest-i Osmân'da cümle üç bin kiremit örtülü tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ-yı ma‘mûrlardır. Ve cümle on beş mahalle-i müslim ve on beş mahalle-i kefere addolunur. Tâ kefere asrındaki imâretden kalmış fecerelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 106b ·
metinde göster ·
… Şat nehrinin bir başı bu kal‘a hâyilindeki Taht-ı Maşad dağlarından çıkup Kara
Âmid
altında ubûr eder.
Cebehânesi ve topları ve neferâtları beğinin tarafındandır. İç il olup intihâ-yı serhad olmamak ile cümle mühimmâtları Âl-i Osmân tarafından değildir. Bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Derûn-ı kal‘ada cümle 2.000 hâne-i zîbâlardır ve cümle sütûhları hâk-i pâk ile mestûr ve bâğ u bâğçeleri ma‘mûrdur kim Erganî engürü ve bâdesi gâyet meşhûrdur. Ve Şat nehrinin bir başı bu kal‘a hâyilindeki Taht-ı Maşad dağlarından çıkup Kara Âmid altında ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 198a ·
metinde göster ·
" derler. Ve defterhâne-i pâdişâhîde eyle tahrîr olunmuştur.
Hikmet-i Hudâ ol asırda bir duhter-i pâkîze-ahter melîke var idi kim Amalâk kızlarından idi. Yûnus Nebî'ye îmân getirüp müslime oldu. Ve gâyet zengine idi kim niçe bin kenz-i Kârûn'a ve dahme-i Efrâsiyâb'a mâlike idi. Hazret-i Yûnus'un ta‘lîmile ol melîke bu Diyârbekr'i siyâh seng-i hârâdan Fızkayası'nda binâ etdiğiçün ol kızın nâmile müsemmâ olup müverrih-i Acem "Diyâr-ı Bikr" derler, ya‘nî "Kız şehri"dir, ammâ müverrihân-ı Rûm-ı zevî'l-mefhûm cümle der-i dîvârı seng-i hârâ (---)(---) olmağile "Kara Âmid" derler. Ve defterhâne-i pâdişâhîde eyle tahrîr olunmuştur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 198b ·
metinde göster ·
… -ı eşirrâlarınız zabt u rabt idesiz", deyü ricânâme tahrîr etdi. Nâmeyi hâkim-i
Âmid
kırâ’at edüp mefhûmu ma‘lûmu oldukda bir nâme ile âdem gönderüp, "Eğer Şâh İsmâ …
Bu Sultân (---)(---) evlâd-ı evlâda Diyârbekr'e mâlik-i mülk olup tâ Sultân Selîm-i Evvel asrında Diyârbekir hâkimi el-melikü'l-muzaffer Sultân (---)(---) idi. Selîm Hân Çıldır gazâsına giderken bu Diyârbekir Ekrâdları rehzenlik edüp cüyûş-ı müslimîne Kemâh ve Tercân ve Bâybûrd ve Çânhâ kal‘aları râhlarında hayli rahne verirler. Selîm Hân'a bu ahvâl-i pür-melâl mün‘akis olup fi'l-hâl Diyârbekir hâkimine bir muhabbetnâme ile dergâh-ı âlî kapucıbaşısın gönderüp nâme-i hümâyûnunda: "Benim karındaşım, lutf edüp taht-ı hükûmetinizde olan Ekrâd-ı eşirrâlarınız zabt u rabt idesiz", deyü ricânâme tahrîr etdi. Nâmeyi hâkim-i Âmid kırâ’at edüp mefhûmu ma‘lûmu oldukda bir nâme ile âdem gönderüp, "Eğer Şâh İsmâ‘îl'den intikâm alabilirsen, menim dahi Diyârbekr'ümün iki yüz bin tüfeng-endâz Kürd'imden intikâm alasın" deyü nâmesi geldikde Selîm Hân eydür: "Elsinetü'l-halk aklamu'l-hakdır".. Diyârbekir hâkimi bize icâzet vermiş kim ‘Diyârbekrimün Ekrâdından intıkâm alasın’ demiş. Olmaya; illâ hayr", deyüp azm-i râh-ı gazâ-yı Çıldır edüp isti‘ânet-i Cenâb-ı Bârî yârı olup şâh-ı bed-fi‘âli münhedim edüp mansûr u muzaffer yine Erzurûm'a gelüp yüz bin asker-i İslâm'a Bıyıklı Mehemmed Paşa'yı serdâr-ı mu‘azzam edüp kat‘–ı menâzil ederek kal‘a-i Diyârbekr'i muhâsara edüp yetmiş gün neberd-i azîm edüp Dağkapusu ve Mardinkapusu câniblerinden tarabât-ı top-ı kûpdan rûy-ı dîvâr niçe yerden rahnedâr olup guzât-ı müslimîn yürüyüş sadedinde iken gördüler kim Mardin tarafından bir azîm asker gelir. Talî‘a-i askerden bir kaç âdem ileri ordu-yı İslâm'a gelüp mektûbları serdâr-ı mûma-ileyh Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya verüp kırâ’at etdikde serdâr safâsından raks edüp eydür: "Ey gâzîyân, Çıldır cenginde bize imdâda gelen Amâdiye hâkimi Monlâ İdrîs hazretleri kırk bin askerile yine imdâda gelirmiş. Ol nümâyân olan asker odur. Hemân gelüp ordu-yı İslâm'un bir tarafında meks etsinler", deyü fermân edüp ol ân asker-i Mollâ İdrîs gelüp emân vermeyüp meterise girerler. Bu hâli derûn-ı kal‘ada olan kavm-i Ekrâd görüp "Emân, ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp kal‘a-i Diyârbekr'i bâ-sulh vezir-i rûşen-zamîr Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya verdiler, bâ-i‘ânet-i Monlâ İdrîs-i Amâdî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 199a ·
metinde göster ·
… esdirüp sikkesinde "Sultân Süleymân b. Selîm Hân azze nasruhû, duribe [fî] Kara
Âmid
" deyü. Hâlâ ol akçayı zemîne defn eden zemînî-mezheblerde Kara Âmid sikkesiyle …
Ba‘dehû Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân Bağdâd-ı behişt-âbâd fethine giderken bu Diyârbekr'ün âb [u] havâsından hazz edüp "Amâr ola benim Kara Âmid'im" deyü anda meştâ verüp üç ayda on bin kîse akça kesdirüp sikkesinde "Sultân Süleymân b. Selîm Hân azze nasruhû, duribe [fî] Kara Âmid" deyü. Hâlâ ol akçayı zemîne defn eden zemînî-mezheblerde Kara Âmid sikkesiyle meskûk sîm-i hâlis akça çokdur. Ba‘dehû bu vilâyet-i Diyârbekr'i Süleymân Hân tahrîr edüp vezâret ile eyâlet etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 199a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân Bağdâd-ı behişt-âbâd fethine giderken bu Diyârbekr'ün âb [u] havâsından hazz edüp "Amâr ola benim Kara Âmid'im" deyü anda meştâ verüp üç ayda on bin kîse akça kesdirüp sikkesinde "Sultân Süleymân b. Selîm Hân azze nasruhû, duribe [fî] Kara Âmid" deyü. Hâlâ ol akçayı zemîne defn eden zemînî-mezheblerde Kara Âmid sikkesiyle meskûk sîm-i hâlis akça çokdur. Ba‘dehû bu vilâyet-i Diyârbekr'i Süleymân Hân tahrîr edüp vezâret ile eyâlet etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 199a ·
metinde göster ·
beş yüz akçe şerîf mevleviyyetdir. Rü’ûs-ı hümâyûn ile taraf-ı pâdişâhîden derg …
Evvelâ şehr-i Âmid beş yüz akçe şerîf mevleviyyetdir. Rü’ûs-ı hümâyûn ile taraf-ı pâdişâhîden dergâh-ı âlî kapucularından keçeli muhzırbaşısı ve keçeli yeniçeri çukadârı vardır ve esbâb-ı ihtişâm içün atına saçaklı abâyî urur ve taht-ı hükûmetinde cümle (---) aded nâhiye nâ’ibleri vardır. Bu nevâhîden mollâsına ber vech-i adâlet beher sene kırk kîse-i Rûmî olur, ammâ paşasına bu vâsi‘ eyâletden yüz bin guruş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 199b ·
metinde göster ·
: Eyle meşhûr-ı âfâk kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olan sûr-ı üstüvâr Şat …
Evvelâ kal‘a-i Kara Âmid: Eyle meşhûr-ı âfâk kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olan sûr-ı üstüvâr Şattu'l-Arab kenârında evc-i semâya ser çekmiş Fızkayası bu rûy-ı arzda meşhûr-ı âfâk olan püşte-i bülend üzre siyâh seng-i hârâ ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim bu gerdiş-i devâyir-ı kecrev-i felekde bir kal‘a-i ser-bülenddir. Gerçi yalçın kaya üzredir, ammâ ol kûh-i azîmün zirve-i a‘lâsı vâsi‘ sahrâ-yı çemenzâr-ı lâle-izârdır. Kal‘anın cânib-i şarkîsi ve şimâlî tarafına meyyal semti evc-i âsumâna kad çekmiş kayalar üzredir kim Fız mağâraları bu kal‘a-i bâlânun altındadır. Ve makâm-ı Hazret-i Yûnus aleyhisselâm andadır. Andan aşağı âdem nazar etmeğe cür’et idemez. Gûyâ bir derk-i esfeldir. Nehr-i azîm cereyân edüp tarafeyni gül-i gülistân u bâğ u müşebbek bostân ve reyhânistândır kim her sene beş altı ay ahâlî-i Diyârbekr'ün Şattu'l-Arab faslı idecek teferrücgâhlarıdır kim rûy-ı arzda mesîregâhlar içre bu dahi meşhûr-ı âfâk bir seyrângâh-ı işretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a ·
metinde göster ·
… bedendir. Ve bu kal‘a-i müzeyyen siyâh seng-i tırâş ile mebnî olduğundan "Kara
Âmid
" derler. Ve üstâd-ı sâhib-hendese bu kal‘ayı şekl-i murabba‘dan şimâl [u] cenûb …
Bu kal‘anın burc [u] bârûları üzre aşağıda cereyân eden Şatt-ı azîme nazar olundukda mezkûr nehir gûyâ bir tur‘acik gibi nümâyândır. Bu kal‘anın ol tarafı tâ bu mertebe kulle-i feleğe kad-keşân olmuşdur. Ammâ yıldız tarafı ve garb u cenûb ve kıble tarafları düz zemîndir. Ve dîvârınun kaddi cümle kırk zirâ‘-ı melikî-i âlîdir ve onar arşın arîz esâs-ı dîvârı vardır. Ve dâ’iren-mâdâr cümle kulle-i bülendlerdir. Ve cümle (---) aded dendân-ı bedendir. Ve bu kal‘a-i müzeyyen siyâh seng-i tırâş ile mebnî olduğundan "Kara Âmid" derler. Ve üstâd-ı sâhib-hendese bu kal‘ayı şekl-i murabba‘dan şimâl [u] cenûba tûlânîce binâ edüp cümle kulleleri ve dendân-ı bedenleri birbirine nâzırdır. Hîn-i muhâtarada birbirini korudur. Ve seng-i hârâdan inşâ olunmak ile zemîni dahi yalçın kaya üzre binâ olunmağın düşman muhâsara etse bir tarafından lâğım [u] meteris sürüp zafer bulmak mümkin değildir. Meğer bir sene muhâsara olunup derûn-ı kal‘ada kaht [u] galâ olup kal‘ayı teslîm ideler. Ve şekl-i murabba‘ının şarkîsi derk-i esfel olmağile handak lâzım değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a ·
metinde göster ·
… mlayamadığımız dîvârun tûlu iki bin adım hisâb edüp bu minvâl üzre kal‘a-i Kara
Âmid
dâ’iren-mâdâr on dört bin adım olmuş olur. Ve bu kal‘anın Şatt'a nâzır tarafınd …
Bu bâb-ı hadîdler ile ârâste olmuş sûr-ı metînin dâ’iren-mâdâr, bu hakîrün adımıyla kâmil on bir bin germe adımdır. Ammâ şark tarafı kûşesi paşa sarâyı olup çâh-ı Gayyâ ve muhâlif uçurum olmağile adımlamak mümkin olmadı. Ancak Dağ kapusundan Mardinkapusuna varınca bu kal‘anın içi iki bin adım yerdir. Bu takdîrce yalçın kaya üzre adımlayamadığımız dîvârun tûlu iki bin adım hisâb edüp bu minvâl üzre kal‘a-i Kara Âmid dâ’iren-mâdâr on dört bin adım olmuş olur. Ve bu kal‘anın Şatt'a nâzır tarafında şimâle müteveccih kûşesinde {ve kal‘a-i Diyârbekr'ün seng-i hârâsı bir gûne sengîn seng-i siyâhdır kim ana seng-i hadîd te’sîr etmez. Ve aslâ âteş te’sîr edüp kireç olmaz. Bir acâ’ib ma‘den-i garîbdir kim vasfında lisân kâsırdır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200a ·
metinde göster ·
… mestûrdur. Cum‘a hutbesinde hatîb Selîm Hân-ı fâtihi dahi yâd eder kim fâtih-i
Âmid
Selîm Hân'dır, be-dest-i Bıyıklı Mehemmed Paşa.
Bu haremün cânib-i selâsında üç kapudur. Ve nev-binâ çâr-kûşe bir minâre binâ olundu. Netîce-i kelâm bu Diyârbekir içre böyle câmi‘-i kebîr yokdur kim on bin âdem alur. Ve cümle âsâr-ı binâları ve kıbâb-ı ser-nigûnları serâpâ rasâs-ı hâs ile mestûrdur. Cum‘a hutbesinde hatîb Selîm Hân-ı fâtihi dahi yâd eder kim fâtih-i Âmid Selîm Hân'dır, be-dest-i Bıyıklı Mehemmed Paşa.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200b ·
metinde göster ·
… rîf ile dergâh-ı âlî kapucubaşısı ta‘yîn olunup efendimiz Melek Ahmed Paşa Kara
Âmid
vâlîsiyken mezkûr ağa hatt-ı şerîf ile gelüp paşa-yı mûmâ-ileyh "Sem‘an ve tâ‘a …
Cümle (---) aded ayn-ı câriyelerdir. Cümlesinden memdûh olan âb-ı hayât çeşmeler ayn-ı Hamrevât'dan gelen çeşm-i cânperverlerdir. Zîrâ bu âb-ı Hamrevât Rûm ve Arab ve Acem'de Ma‘arretü'n-nu‘mân suyu gibi meşhûr-ı âfâk [ve] lisân-ı meddâhânda ale'l-ıtlâk memdûh-ı âlem ayn-ı Hamrevât'dır. İbtidâ tulû‘ı Diyârbekr'ün garbîsinde Karadağ yaylağından zîr-i zemînde iki menzil yerden pohrenkler ile kal‘a-i Âmid'e dâhil olup ibtidâ Câmi‘-i Kebîr'e andan gayrı cevâmi‘lere ve hân u imâret ü hammâmlara taksîm olur. Hukemâ-yı kudemâ bu âb-ı Hamrevât içre pembe bırağup ba‘dehû pembeyi kurudup vezn etmişlerdir. Ma‘arra şehri suyu pembe- 202a -sinden hafif gelüp İslâmbol'da Eski Sarây kapusu önündeki çeşme-i Yektâ suyunda ıslanup kuruyan pembe ile bu Diyârbekr'ün Hamrevât aynı pembesiyle berâber vezn olunmuşdur. Tâ bu mertebe hafîf ayn-ı Hamrevât'dır. Eğer pembesi sakîl olsa şûr olup bî-nefy olmasına delâlet eder. Ve bu ayn-ı Hamrevât mu‘tedil âb-ı hoş-hayâtdır. Safrâ ü sevdâ ü balgamı ve derûnda olan cümle ahlâtları mahv eder. Hattâ bu Hamrevât abının evsâfın Âl-i Osmân'dan Sultân İbrâhîm Hân istimâ‘ edüp "Elbette bana Diyârbekir'den mâ-ı Hamrevât gelsin!", deyü hatt-ı şerîf ile dergâh-ı âlî kapucubaşısı ta‘yîn olunup efendimiz Melek Ahmed Paşa Kara Âmid vâlîsiyken mezkûr ağa hatt-ı şerîf ile gelüp paşa-yı mûmâ-ileyh "Sem‘an ve tâ‘atan" deyüp onar vukiyye sîm-i hâlisden güğümler yapdı ve altı güğüm kurşumdan ve altı güğüm rûh-ı tûtyâdan ve altı aded senek ta‘bîr etdikleri çam boduçlarına cümle âb-ı Hamrevât'ı memlû edüp huzûr-ı şer‘de cümle güğümleri mühürleyüp gelen kapucubaşıya on kîse ihsân edüp ve on altı kîse dahi güğümlerinin masrûfun çeküp ılgar ile bu mâ’-i Hamrevât'ı İbrâhîm Hân'a gönderdi. Hikmet-i Hudâ bu mâ’-i zülâl İslâmbol'a dâhil olduğu gün cülûs-ı hümâyûn vâki‘ olup âb-ı Hamrevât Sultân Mehemmed ibn İbrâhîm Hân'a müyesser olup bin elli sekiz Receb'inin 18'inde sebt gün ba‘de'l-asr tahtnişîn oldukda ibtidâ âb-ı Hamrevât nûş etdi. Hulâsa-ı kelâm bu mâ’-i Hamrevât Diyârbekr'in âb-ı rûyıdır. Fetahnâ'l-Irâk lafzı {sene 941 târîhinde} Sultân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân yolların tathîr edüp Karadağ'dan getirmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 201b–202a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû sene 920 târîhinde Selîm Hân-ı Evvel Çıldır gazâsı avdetinde Diyârbekr fethine Bıyıklı Mehemmed Paşa'yı serdâr edüp Diyârbekir'i feth etdikde bu kal‘ayı bâ-sulh Selîm Hân vezîri Ebû Şevârib ya‘nî Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya teslîm eyleyüp Süleymân Hân tahrîri üzre Kara Âmid hâkinde sancak beği tahtıdır. Taraf-ı pâdişâhîden beğinin hâssı (---) yük akçedir. Beğine ber-vech-i adâlet on kise hâsıl olur. (---) aded erbâb-ı timâr ve (---) aded erbâb-ı zu‘amâları cebelüleriyle sefer eşerler. Cümle (---) aded müsellah asker-i mükellef olur ve yüz elli akçe kazâdır ve nâhiyesi cümle (---) aded kurâdır. Kadıya senevî üç aded kise hâsıl olur. Alâybeği ve çeribaşı ve muhtesibi vardır, ammâ müftî ve nakîbi ve sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve neferâtları ve cebehâneleri yokdur. Zîrâ iç il olmak ile neferâtlara ihtiyâcları yokdur. Lâkin mîr-i livâsı tarafından kal‘ada birkaç topları var, rûz-ı ıydde ve hilâl-i mâh-ı Ramazân nümâyân oldukda endâht edüp kurâlardaki müslimîni âgâh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 218a ·
metinde göster ·
… i aşâ’irlerde bundan güzîde askerli aşîret yokdur. Bir ümerâsı fevt olsa yerini
Âmid
vâlîsi oğluna yâhûd akrabâlarının bir eşbehine verilüp gayriye verilmez ve Osmâ …
Evsâf-ı kabasa-i Marin: Diyârbekir eyâletinde Aşdı beği tahtıdır. Yiğirmi üç bin askere ve on beş bin Ekrâd re‘âyâ-yı tüfeng-endâza mâlikdir. Gerçi beği Diyârbekir eyâletinde beğdir ammâ hâss-ı hümâyûnu yokdur. Ülkesinin ebvâb-ı mahsûlâtı kendüye hâs kayd olunmuşdur. Eyâlet-i Diyârbekir'de mîr-i aşâ’irlerde bundan güzîde askerli aşîret yokdur. Bir ümerâsı fevt olsa yerini Âmid vâlîsi oğluna yâhûd akrabâlarının bir eşbehine verilüp gayriye verilmez ve Osmânlı beği dahi olamaz. Zîrâ gâyet sa‘b u çengelistân u sengistân kûh-ı bî-emânlarda Yezîdî kavimleri çokdur. Hatta Diyârbekir'den tulumdan kelek gemileri Hasankeyf'den ubûr edüp bu Aşdı içine geldikde her gelen kimesne Şatt kenârından kurşun urup ol gemilerden elbette bâc alırlar akûr kavimdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 388a ·
metinde göster ·
, ya‘nî kal‘a-i Diyârbekir dörd konakdır. Yine garbına karîb Mardin üç konakdır. …
Evvelâ bu şehrin cânib-i garbında Kara Âmid, ya‘nî kal‘a-i Diyârbekir dörd konakdır. Yine garbına karîb Mardin üç konakdır. Ve yine garb ile cenûba iki menzilde kal‘a-i Hasankeyfâ karîbdir. Ve cânib-i cenûbunda dörd merhale yer Cezîre şehridir. Ve cânib-i şarkîsinide kasaba-i Küfre bir konakdır. Ve Musul şarkîsindedir. {Bu Si‘îr[d] Musul'un garbîsindedir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 3b ·
metinde göster ·
… ısır ve Zenc ve Habeş ve İsvân ve Yemen ve Lahsa ve Basra ve Bağdâd ve Musul ve
Âmid
ve Tebrîz ve Erzurûm ve Canca ve Bayburd ve Amâsiyye ve Sivas ve Mar‘aş ve Aynt …
Meselâ Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Mısır ve Zenc ve Habeş ve İsvân ve Yemen ve Lahsa ve Basra ve Bağdâd ve Musul ve Âmid ve Tebrîz ve Erzurûm ve Canca ve Bayburd ve Amâsiyye ve Sivas ve Mar‘aş ve Ayntâb ve Haleb ve Şâm ve Gazze ve Kudüs ve Şâm-ı Tarabulus ve Antâkiyye ve Adana ve Konya ve Aksarây ve Kastamonu {ve Tire ve Mağnisa ve İzmir ve Silifke ve şehr-i Gümüş ve Sinop} ve Bursa ve Kütâhiyye ve Adaliyye ve Kıbrıs ve Tarabefzûn ve Kefe ve Kostantiniyye ve Edirne ve Sofya ve Belgrad ve Budin ve Bosna ve Sirebreniçse ve Novaborda ve Kıratova ve Üsküb ve Elbasan ve Ohri ve Yanya ve Mora ve İnebahtı ve Atina ve Selânik ve Siroz ve Kavala, taht-ı İskender-i Kübrâ'dır ve Pireveze (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 212a ·
metinde göster ·
… viyye iki yüz yıl mürûr edüp zuhûr etdiler. Musul ve Cezîretü'l-Ömer Y 20a ve
Âmid
ve Malatıyye'yi feth edüp dârü'l-mülk etdiler. Be-dest-i Emîr Ömer. Bunlar üç n …
Ba‘de'l-hicreti'n-nebeviyye iki yüz yıl mürûr edüp zuhûr etdiler. Musul ve Cezîretü'l-Ömer Y 20a ve Âmid ve Malatıyye'yi feth edüp dârü'l-mülk etdiler. Be-dest-i Emîr Ömer. Bunlar üç neferdir. İbtidâları Emîr Ziyâd ve anın oğlu Emîr Lokmân ve anın oğlu Emîr Ömer ki fâtih-i Malatıyye'dir. Ba‘dehu devlet, kızları evlâdına intikâl eyledi. Müddet-i saltanatları (---) sene oldu. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y19b–Y20a ·
metinde göster ·