… eşgûl ehl-i sülûk kimesneler ile mâl-â-mâldır. Ve rûz-merre yetmiş yerde ders-i
âmlar
rızâen lillâh ders takrîr edüp tahsîl-i ulûm kânı bir mekândır. Ve beher yevm c …
Bu bir câmi‘-i azîmdir kim cemî‘i fukarâlar ka‘besidir. Ve İslâmbol içre andan büyük câmi‘-i kebîr yokdur. Ve anda olan rûhâniyyet meğer Kudüs'de Mescid-i Aksâ yâhûd Şâm-ı Şerîf'de Câmi‘-i Emeviyye veyâhûd Mısır'da Câmi‘-i Ezher ola. Ammâ bu Ayasofya'nın her muzlim künclerinde gencîne-i gınâ sâhibi sulehâ-yı ümmetden niçe yüz kimesneler i‘tikâf niyyetine girüp gündüz sâ’im ve gece kâ’im tâ‘ât [u] ibâdete meşgûl ehl-i sülûk kimesneler ile mâl-â-mâldır. Ve rûz-merre yetmiş yerde ders-i âmlar rızâen lillâh ders takrîr edüp tahsîl-i ulûm kânı bir mekândır. Ve beher yevm cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36b ·
metinde göster ·
… zâlimleri katline evâmîr-i şerîfler ile teftîşciler ile vilâyet vilâyet nefîr-i
âmlar
gidüp Diyârbekir vâlîsi Kara Murtazâ Paşa'ya ve Erzurûm vâlîsi Gürcî Mustafâ Pa …
nass-ı kâtı‘ı üzre celâlî ve cemâlî ve yağı ve bâğî ve dağî zâlimleri katline evâmîr-i şerîfler ile teftîşciler ile vilâyet vilâyet nefîr-i âmlar gidüp Diyârbekir vâlîsi Kara Murtazâ Paşa'ya ve Erzurûm vâlîsi Gürcî Mustafâ Paşa'ya ve Haleb vâlîsi Dutsak Alî Paşa'ya emr-i şerîf ve hatt-ı şerîfler gidüp Abaza Kara Hasan Paşa üstüne me’mûr olup bir kaç gün Üsküdar'da meks edüp ba‘dehu Âsitâne-i sa‘âdete mürâca‘at olundu. Ve sene-i mezbûrun (---) günü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 85a ·
metinde göster ·
emn [ü] emân oldu. Ammâ Kara Haydaroğlu nâm bir veled-i zinâsı zuhûr edüp babas …
Evvelâ Kara Haydar nâm şakî bir kadıyı katl eyleyüp Sultân İbrâhîm Hân'ın cülûsunda ısyân [u] tuğyân edüp niçe sene şakâvet edüp Sakaltutan-beli'nde ve Köprübeli'nde ve Felâketbeli'nde ve Direklibel'de ve Çengâllıbel'de ve Sarmaşıklıbel'de ve Domalıçbeli'nde ve İzmir kurbunda Sabuncubeli'nde bunun emsâli niçe yüz bellerde niçe bin kârbânı basup bellerinden kemerin yasup harâmîlik ederdi. Âhir Kara Mustafâ Paşa fermânıyla Anadolu eyâletinde nefîr-i am çıkup Kara Haydar'ı Işıklı nâm kasaba kurbunda bir hâne içre kapanup hâneye ateş edüp cümle tevâbi‘i cız-bız kebâbı gibi büryân olup Kara Haydar cân havliyle taşra çıkup katl edüp kelle-i murdârın der-i devlete gönderüp cemî‘î tarîk-ı âmlar emn [ü] emân oldu. Ammâ Kara Haydaroğlu nâm bir veled-i zinâsı zuhûr edüp babası mel‘ûnun kanın taleb 373a içün Anadolu vilâyetinde yigirmi sancak yerde niçe yüz bin ibâdullahı râhatda komayup tâ cülûs-ı Mehemmed Hân'ın ibtidâsına gelince üç eyâlet yeri harâb u yebâb eyleyüp bir vech ile ele girmek muhâl oldu. Hattâ bu hakîrin Engüri kurbunda Balıkhisâr nâm karyede ale'l-gafle râst geldiğimiz mel‘ûnlardır kim mukaddemâ evsâfları beş ay mukaddem tahrîr olunmuşdur. Âhir-ı zamân-ı saltanat-ı İbrâhîm Hân evâhirinde Melek Ahmed Paşa efendimizin ağalarından sâbıkan Türkmân Ağası Abaza Kara Hasan Ağa'ya hatt-ı şerîfler gidüp "Kara Haydaroğlu'nun ya başı, ya başın" deyü istimâlet emirleri gidüp kayd-ı hayât ile Hasan Ağa'ya ba‘de edâ-yı hizmet Türkmân ağalığı ta‘ahhüd olunup Hasan Ağa dahi bin kadar şehbâz u nâmdâr iş erleri ve dağ u râğ serverlerinin bahâdır [u] hünerverlerin başına cem‘ edüp bir gün Söğüd dağı nâm mahalde Kara Haydaroğlu'nu yataklandurup andan firâr eder. Ba‘dehû andan başına iki yüz nâm-ı be-nâm vâcibü'l-izâle cem‘ edüp Katırcıoğlu ve Akyakalıoğlu ve Oynağanlıoğlu ve Yeğen Hüseyin ve Kara Memi nâm hârâmîlerle şehr-i Isparta dağlarında ve Söğüd kûhlarında ve Aydın cebellerinde ve Sarıhan illerinde gezüp ehl-i tüccâr-ı berr [u] bihârı rencîde etdüğü İbrâhîm Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup Anadolu eyâletine mutasarrıf Vezîr Küçük Çavuş Paşa cümle Anadolu eyâletiyle varmak fermân-ı şehriyârî olup on bin askerle âsî ve harâmî mezkûrların üzerine varup Karahisâr altında iki asker birbiriyle mukâbele ve mukâtele ederken bi-emri Hudâ Kara Haydaroğlu vâcibi yedi yüz âdemiyle on bin derme ve çatma Anadolu askeri içine aç kurd koyuna girer gibi girüp askeri bozup kimin kırup kimin âzâd edüp ol mahalde Anadolu Valisi bir vezîr-i dânâyı kayd-bend ile Kara Haydaroğlu'nun önüne getirüp ırz-ı pâdişâhî vardır deyü Kara Haydaroğlu, Küçük Çavuş Paşa'yı atıyla ve donuyla ve bir kaç yakın huddâmıyla bir dahi hazretin sancağıyla üzerime gelme deyü ahd [ü] yemîn verüp âzâd eder. Bu esnâda paşanın ve gayrı Anadolu askerinin bâr [u] bengâhı ve hayme vü hargâhı ganâ’imiyle Katırcıoğlu nâm şimşîr-bâz eli kolu kan bî-îmân u bî-amân gelüp cümle şikârı Kara Haydaroğlu'nun önüne kodukda paşanın tuğ u sancağ ve bayrağ u tabl [u] alemin Kara Haydaroğlu görüp "Katırcıoğlu! İşte Allah bizi tuğ ve sancak ve tabl [u] alem sâhibi dağ paşası etdi" dedikde Katırcıoğlu eydür: "Neyleyeyim, paşayı ele getiremedim. Gidinin yöğrük atları var imiş ve bir kaç ..kilgen oğlanları var imiş, elimden kurtuldu" deyince Kara Haydaroğlu eydür: "Bre şimdi paşayı kayd-bend ile önüme eli bağlı ve ciğeri dâğlı getirdiler. Hâline merhamet edüp bir dahi üzerime gelmeyeceğine yemîn verüp âzâd etdim. İşte şimdi gitdi" deyince Katırcıoğlu eydür: "Bre gerçek mi? Ya sonra yine deryâ-misâl askerle üzerimize gelirse bizi öküz boynuzunda isek de bizi kırar. Hay Kara Haydaroğlu! Allah belâcığın versin. Bre ne âzâd etdin. Onların dirisiyle söyleşmekden ise ölüsüyle söyleşmek gerek" deyü atına süvâr olup fi'l-hâl paşaya erüp "Dur a bre .mlı kahbe" deyüp paşaya dal-kılıç olup paşa yedi âdemiyle Katırcıoğlu'na hamle edüp Katırcıoğlu'nun bir âdemin katl edüp birine dahi sataşırken Katırcıoğlu paşaya bir satûr-ı Katırcı niçe urursa kellesin terkiye alup yedi gulâmın kayd-bend edüp kelleyle ve atları ve gulâmlarıyla Kara Haydaroğlu önüne gelince Haydaroğlu ağlayup "Katırcıoğlu! Şimden gerü biz dahi başımız tedârükün görelim. Âhir işimiz tamâm oldu. Hemân gerçekden asker yazup Kara Yazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu gibi ili vilâyeti urup celâlî olalım. Yâhûd deryâ-misâl asker ile Acem diyârında bir yer feth edüp anda karâr idelim" dedi. Katırcıoğlu eydür: "Bre iki el bir baş içindir. İpden kazıkdan kurtulmuş yiğit yazalım, mâl verelim, mâl alalım" deyüp niçe yüz harcu's-seyf ip sürüyenleri başlarına cem‘ edüp Kırşehri ve Beğşehri ve Akşehri ve Seydîşehri ve Eskişehri ve Alaşehri ve gayrı büleyde ve şehirleri harâb u yebâb ve halkın kebâb u hânelerin türâb ederek günden güne ısyân [u] tuğyânları ziyâde olup niçe ümmet-i Muhammed'in ehl [u] ıyâllerin alup kırmızı şâl ile kafadârları gibi gezdirüp fi‘l-i şenî‘lere başladılar. Hikmet-i Hudâ cülûs-ı Mehemmed Hân'ın ertesi günü Kara Haydaroğlu katli hakkında yine Abaza Kara Hasan Ağa'ya hatt-ı şerîfler gidüp "Dünyâ âsûde-hâl ola" deyü bu târîh mısra‘ı mazmûnunca (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 372b–373a ·
metinde göster ·
… ] pâyânı yok idi. Ve cemî‘i memâlik-i mahrûselere hatt-ı şerîfler gidüp nefîr-i
âmlar
fermân olunup Celâlîleri katl ederlerdi.
Andan cemî‘i kubbe-nişîn vüzerâ ve mîr-i mîrânlara ve sâ’ir mîr-i livâlara ve gayri iş erlerine ve cümle yeniçeri ve sipâh ve topçu ve cebeci ve bostâncı ve gayrı ocaklara irtifâ‘-ı kadrleriyçün ihsân [u] in‘âmlar olup Celâlîler üzre nefîr-i âm emirleri verilüp "Mâlı sizin ve başı benim" deyü fermân-ı şehriyârîler sâdır olunca yine cümle ümerâ ve mîr-i mîrânlar Celâlîlerin akîbince düşüp gitmede ve şeb [u] rûz niçe yüz Celâlîler kayd-bend ile huzûr-ı pâdişâhîye gelüp serâperde-i şehriyârî önünde kelleleri galtân olan kellelerin hadd [u] pâyânı yok idi. Ve cemî‘i memâlik-i mahrûselere hatt-ı şerîfler gidüp nefîr-i âmlar fermân olunup Celâlîleri katl ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 33a ·
metinde göster ·
… mebnî dârü'l-hadîsler yokdur. Ammâ elbette her câmi‘de birer muhaddis-i ders-i
âmlar
vardır. Bâ-husûs Câmi‘-i Kebîr imâmı Deli İmâm nâmiyle şöhret bulmuş imâm-ı fâz …
Cümle (---) aded dârü'l-hadîsdir. Gerçi İslâmbol'daki gibi kıbâb-ı azîmler ile mebnî dârü'l-hadîsler yokdur. Ammâ elbette her câmi‘de birer muhaddis-i ders-i âmlar vardır. Bâ-husûs Câmi‘-i Kebîr imâmı Deli İmâm nâmiyle şöhret bulmuş imâm-ı fâzıl gâyetü'l-gâye muhaddisdir. Zîrâ Mısır'da Câmi‘-i Ezher'de tahsîl-i ilm-i hadîs etmişdir. Ve muhaddis Ramazân Efendi Müslim ve Buhârî'yi (---)(---) cümle hıfzan kırâ’at etmişdir kim râvîleriyle yedi bin hadîs hâtır-nişânıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 201b ·
metinde göster ·
… e her birinde birer medrese elbette mukarrerdir ve birer ve ikişer hasbî ders-i
âmlar
var kim talebeler ile her ma‘bedhâne memlû olup cemî‘i ulûm görülür, ammâ cümle …
Ammâ bunlardan mâ‘adâ bâlâda tahrîr olunan ne kadar cevâmi‘ ve mesâcidler var ise her birinde birer medrese elbette mukarrerdir ve birer ve ikişer hasbî ders-i âmlar var kim talebeler ile her ma‘bedhâne memlû olup cemî‘i ulûm görülür, ammâ cümlesi her ulûmu ezber ederler. Anınçün ulemâ-yı Ekrâd-ı Sûrân-ı Ardalân-ı Bitlîs meşhûrdur. Zîrâ halkı gâyetü'l-gâye zekiyyü't-tab‘ kimesnelerdir. Bu kadar medreselerden mâ‘adâ niçe bin aded külbe-i ahzânlarda niçe bin talebe-i ilm 224b niçe bin ulûm u fünûn-ı garîbe vü acîbeye mukayyedlerdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 224a–224b ·
metinde göster ·
… ile cemî‘i eyâletlere ve sancaklara ve kazâlara Hasan Paşalı katliyçün nefîr-i
âmlar
gelüp,
"Gâh Mar‘ayş ve gâh Adana ve gâh Kayseri'de Göksun yaylası" deyü serseri gezerken Âsitâne-i sa‘âdet tarafından mezâhib-i erba‘adan fetvâ-yı şerîfler ile evâmir-i şerîfler ile cemî‘i eyâletlere ve sancaklara ve kazâlara Hasan Paşalı katliyçün nefîr-i âmlar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70b ·
metinde göster ·
… ir askeri istikbâle çıkanlar yüzü koyunu yatup gûyâ secde ederlerdi. Ve tarîk-i
âmlar
üzre altun ve gümüş micmerelerde ûd ve amber ve kara günlük yakup râyiha-i tayy …
Sene 921 târîhinde Selîm Hân-ı Evvel Mısır fethinde iken bu kal‘ayı Koca Zirin müceddeden binâ etdi. Zemîni bir vâsi‘ sahrâ-yı ferah-fezâda şekl-i müseddes şeddadî rıhtım dolma binâdır. Handakı çâh-ı azîmdir. Cümle sedd-i İskender-vâr yedi aded tabyasından Zirinoğlu'na bin pâre şâdumânî topları atup zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp cemî‘i rûy-ı dîvârları kırmızı prankona çukalar ile zeyn etdiler. Ve cemî‘i tabyalar üzre gemi direkleri üzre birer gemi sereni dahi mıhlayup seren uçları onar bin guruş değer filandıralar asup kal‘ayı gûnâ-gûn peykerler ile zeyn edüp cemî‘i kilise çanlıklarında nâkûslar sadâsı cihâna velvele verdi. Ve bana cemî‘i kâfir askeri istikbâle çıkanlar yüzü koyunu yatup gûyâ secde ederlerdi. Ve tarîk-i âmlar üzre altun ve gümüş micmerelerde ûd ve amber ve kara günlük yakup râyiha-i tayyibelerden benî Âdem'in demâğı mu‘attar olup hersek ban kal‘a içre sarâyına girüp dahil oldukda bizi de bir sarâya kondurup andan şehir a‘yânının ziyâfetine vardım. Hersek'e bir ziyâfet ve bir nukul meze ve şarâb bir âfet olmuşdur kim ayağı düz, elleri ayakları düz kefereler kalmadı, zîrâ Ligradçık'ın bâğı ve bâğçe ve ığrâfı(?) çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 162b ·
metinde göster ·
… t sokakları zamân-ı kadîmde bu şehir binâ olunurken cümle sadranç nakşı tarîk-i
âmlar
tarh olup her sokağı ikişer ve üçer bin adım doğru doğruya çırpı ile tarh olmuş …
Ve bu çârsû-yı bâzâr içleri ve cümle mahallât sokakları zamân-ı kadîmde bu şehir binâ olunurken cümle sadranç nakşı tarîk-i âmlar tarh olup her sokağı ikişer ve üçer bin adım doğru doğruya çırpı ile tarh olmuş tarîk-i âmmlar cümle pâk döşeli taş kaldırımlardır. Ammâ Çufud mahallâtlarının sokakları hem daracık dâr-ı menhûshânelerdir ve hem cümle zokakları pis ve mülevvesdir, zîrâ bu kavm-i cuhûdlar cümle himâyede olmak ile çöplük subaşısı Yahûdların sokakların pâk etdiremez. Ve derilerinin kapularından içeri değme âdemler geçemez. Allâhümme âfinâ gûyâ cehennem derecelerinden bir sakar dereceleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228a ·
metinde göster ·
"Biz şehzâdeleri katl etdirmeyüp Vâlide Sultân'a Allâh emâneti veririz" deyüp gulû-yı âmlar edüp gücile ehl-i [e]snâfı tepiş(?) etdiklerinde İslâmbol'u zabt [u] rabt içün yeniçeri ağasını kâ’immakâmlığa da‘vet edüp sene 1079 mâh-ı (---) günü İbrâhîm Paşa Der-i devlete revâne olup yerine Kulkethudâsı Abdurrahmân Ağa üç tuğ ile müstakil yeniçeri ağası olup Zağarcıbaşı Zülfikâr Ağa kulkethudâsı olup Burunsuz Ahmed Ağa zağarcıbaşı olup el-hâsıl cümle yeniçeri ocağı içre bir silsile-i azîm olup her menâsıb-ı âlîler erbâblarına tevcîh olundukda Yeniçeri Ağası Abdî Paşa hemân ol ânda altı bin aded güzîde tüvânâ yiğitleri serdengeçdi yazup herkes kollu kollarınca tirkeşüp küffâra bir ân râhat vermeyüp subh u mesâ Abdurrahmân Paşa kolundan ceng-i firâvânlar olup küffâr-ı bedkâr-ı hîlekâr Yeni kal‘a dîvârlarından biri baş göstermeğe kâdir olmazlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296a ·
metinde göster ·
… ile şehir içinde her cânibe müstevlî olduğundan mâ‘adâ ba‘zı hânelerden tarîk-ı
âmlar
üzre ikişer üçer çeşmesârlar selsebîl-âsâ cereyân eder iki bin çeşme-i cân-fezâ …
Bu şehir içre yedi medrese ve bir dârü'l-hadîs ve bir dâr-ı kurrâ ve yigirmi üç mekteb-i sıbyân-ı ebcedhân ve niçe yüz uyûn-ı âb-ı hayvân vardır. Ve bu uyûn-ı câriyelerin menba‘ı şehrin cânib-i şarkîsinde Gördük hisâr nâm kal‘a dibinden Sovuk Bınar nâm âb-ı nâbdan cereyân ederek azîm kehrîzler ile şehir içinde her cânibe müstevlî olduğundan mâ‘adâ ba‘zı hânelerden tarîk-ı âmlar üzre ikişer üçer çeşmesârlar selsebîl-âsâ cereyân eder iki bin çeşme-i cân-fezâ vardır, deyü şehir halkı tefâhür kesb ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y30b ·
metinde göster ·
… ya‘nî subaşı kırk elli bin zebbâl hammârların türâb-ı yâbis ile getirüp tarîk-ı
âmlar
üzre döküp halk sehel gezmeğe başlar. Zîrâ şehr-i Mısır içre aslâ kaldırım yokd …
Ol ecilden vâlî-i vilâyet ya‘nî subaşı kırk elli bin zebbâl hammârların türâb-ı yâbis ile getirüp tarîk-ı âmlar üzre döküp halk sehel gezmeğe başlar. Zîrâ şehr-i Mısır içre aslâ kaldırım yokdur. Anıniçün çamur olur kim Allâhümme âfinâ, böyle çamur meğer Silisre şehrinde ola. Lâkin diyâr-ı Mısır sevâhil memleket olmağile yılda bir kerre iki kerre yağmur yağar. Eğer Rûm gibi her bâr yağmur yağsa Mısır harâb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y128a ·
metinde göster ·
üzre illâ yansuru's-sultân deyü du‘â edüp anlara dahi ihsânlar olunup bu tertîb …
Andan cümle mekteb sıbyânları tarîk-ı âmlar üzre illâ yansuru's-sultân deyü du‘â edüp anlara dahi ihsânlar olunup bu tertîb üzre paşa Azebler bâbından içeri girirken kapuculara ihsânlar edüp kal‘adan sarâya vâsıl olunca yine kal‘adan yetmiş seksen pâre toplar atılup cümle askere Gavrî dîvânhânesinde dörd bin sahan summât-ı Muhammedî tenâvül olunup yedi gün yedi gece Nîl kesiminde bu ziyâfet ile kâmil yetmiş ziyâfet olup bunda tamâm olur. İşte Nîl kesimi ve alayları ve şâdumânları hakîrin vâkıf-ı esrâr olduğu bu mertebe tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y156a ·
metinde göster ·
"Yürü Allâh âsân getüre" deyü bu tertîb ile kal‘adan aşağı enince Mısır'ın kânûn üzre on sekiz bin vazîfehâr kulları ta‘zîmen alaylarına esnâf esnâf mahlût olup âheste âheste Mısır içinden güzer ederken yine tarîk-ı âmlar içre kat-ender-kat âdem deryâsı seyr [ü] temâşâ edüp "İnşâallâh bi's-selâme" deyü ricâlleri du‘â ederler, nisvânları savt-ı a‘lâ ile zılgıt urup âşık ma‘şûk birbirlerine râst gelüp anlar dahi zılgıt ururlar, asâkir-i İslâm ise tâvûs gibi reftâr ederek gûnâ-gûn şakalar ile güftâr ederek Bâb-ı Nâsır'dan Âdiliyye Y 195a nâm mahalde herkes kollu kollarınca yerli yerince konup hazîneyi beğin otağına dağlar gibi yığup der-akab zencîrkeş gelüp ve sayıcılar ve yedi bölük ihtiyârları gelüp cümlesin ad edüp her sandûkda birer demir halka vardır, ol halkalardan zencîrleri geçirüp iki ucu bir yere gelüp kilidlerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y194b–Y195a ·
metinde göster ·
… tmesiyçün zikr olunup nikâh olunur. Ve bir ay mukaddem alay ubûr edecek tarîk-ı
âmlar
üzre dekâkînleri icâre ile dutarlar.
Şehr-i Mısır'da alay-ı ıydeynin biri dahi budur kim nisvân tâ’ifesinin nikâhında bu temâşâya gitmesiyçün zikr olunup nikâh olunur. Ve bir ay mukaddem alay ubûr edecek tarîk-ı âmlar üzre dekâkînleri icâre ile dutarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y209b ·
metinde göster ·
… p im‘ân-ı nazar ile nazar eylesen, âdem deryâsından omuz omuzu sökmeyüp tarîk-ı
âmlar
içre bir "zahrek" ve "cenbek" ve "hüşşek" ve "yemînek" ve "yesârek" ve "tarîk t …
Ve Mısır'ın her kankı şehrine varup im‘ân-ı nazar ile nazar eylesen, âdem deryâsından omuz omuzu sökmeyüp tarîk-ı âmlar içre bir "zahrek" ve "cenbek" ve "hüşşek" ve "yemînek" ve "yesârek" ve "tarîk tarîk" sadâsından geçilmez. Ve çârsû-yı bâzâr içre at ve katır ve deve ve hımâr ve sakâyîn izdihâmından râhat üzre ubûr olunmaz. Zîrâ halkı gâyet fellâhdır, ya‘nî rencberdir. Ferhâd gibi çalışup Mısır'ı ganîmet edüp bu cümle devâbât [u] mahlûkât beslendiğiyçün Ümmü Dünyâ derler. Ve cemî‘i dünyâyı ana gibi Y 228b besleyüp cümle metâ‘ı ekâlîm-i seb‘aya mebzûldür. Allâhümme âfinâ, cümle dünyâ kaht olsa, Mısır mâder gibi dünyâyı besler. Ammâ Hudâ hıfz ede, eğer Mısır kaht olsa, cemî‘i dünyâ Mısır'ı besleyemez. Zîrâ cemî‘i dünyâda ne kadar hayvânât var ise hemân Mısır diyârında andan ziyâde gûnâ-gûn bî-had ü bî-hisâb devâbât u mahlûkât vardır. Ve benî âdem dahi kezâlik eyle bî-had ü bî-pâyândır. Ammâ askerî tâ’ifesi zulmünden re‘âyâsı kavm-i Fir‘avnî olup Yâ Kahhâr ismine mazhar olduklarından fakîr ü hor hakîr ve zelîl olmuşlardır. Cümle tahsîlâtların askerü's-sultân alup fellâh zelîl kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y228a–Y228b ·
metinde göster ·
içre eyle izdihâmlar olur kim ba‘zı zamân der-sa‘âdetde avret ve oğlan pâyimâl …
Ve bu velvele-i cihân-ârâ meydânda cümle ehl-i turukun meşâyihleri fukarâları ile deff [ü] kudüm ve zîllerin ve tablların çalarak ve alemlerin kaldırarak na‘ralar haykırarak zikrullâh ederek fukarâları raks u semâ ederek alay alay fevc fevc gürûh gürûh Seyyid Ahmed el-Bedevî hazretlerinin ziyâretine gidüp Hudâ hakkıyçün tarîk-ı âmlar içre eyle izdihâmlar olur kim ba‘zı zamân der-sa‘âdetde avret ve oğlan pâyimâl olup merhûm olmuşdur. Değme âdem cür’et edüp ol mahalde ziyâret edemez. Ya‘nî Mekke ve Medîne ziyâretleri ve tavâflarında bu mertebe izdihâm olmak ihtimâli yokdur. Meğer beyt-i şerîf açılırsa, ol zamân izdihâm olur, lâkin bir sâ‘atden âsûde olur. Ammâ bu Bedevî ziyâreti kâmil on gün on gece mahşer cem‘iyyeti olup omuz omuzu sökmez, ism-i Hû ile ve semâ’-ı Hayyü'l-kayyûm ve tevhîd-i erre ile şehr-i Tanta içi na‘ra-i Hû ile pür olup sadâ-yı zikrullâh evc-i âsumâna peyveste olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y293a ·
metinde göster ·
… sâkin olurlar. Dimyât'ın gûyâ ki câmi‘-i Ezher'idir, cemî‘-i ulûm sâhibi ders-i
âmlar
vardır.
Câmi‘-i Metbûliyye: Sultân Kayıtbay binâsıdır. Cümle câmi‘ler gibi bu dahi tula-binâdır, ammâ gâyet metîndir. Nîl kenârında olmak ile sekizer kademe taş nerdübân ile fevkânîdir. Cânib-i erba‘asında iki yüz talebe hücreleri vardır. Ve derûn-ı câmi‘de amûd-ı müntehâlar yokdur. Ancak kâr-ı kadîm câmi‘-i atîkdir. İçinde şeb [ü] rûz binden mütecâviz hâfız-ı Kur’ân ve gayrı müfessirîn ve muhaddisîn sâkin olurlar. Dimyât'ın gûyâ ki câmi‘-i Ezher'idir, cemî‘-i ulûm sâhibi ders-i âmlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y346b ·
metinde göster ·