… rın evkâflarıdır kim bu dekâkînlerin îrâ[dâ]t [u] mahsûlâtları cümle vâlidelere
âyid
ü fâyid olup voyvada tahsîl-i mâl edüp on kîse nukra eşk-i pür-hûn ciğerhûn zeh …
Cümle panayur dükkânları binden mütecâvizdir. Ve niçe bin dahi çadır ve cerge ve koliva nâm müfîd ü muhtasar dükkânlar vardır. Bu dükkânların yılda bir içlerine âdemler girüp gayri zamân mu‘attal durup vâlide sultânların evkâflarıdır kim bu dekâkînlerin îrâ[dâ]t [u] mahsûlâtları cümle vâlidelere âyid ü fâyid olup voyvada tahsîl-i mâl edüp on kîse nukra eşk-i pür-hûn ciğerhûn zehr-i mâr hâsıl olup ba‘dehu yigirminci gün herkes târumâr olup gürûh gürûh vatanlarına revâne olurlar. Bu cem‘iyyet-i kübrânın vasfında lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 235a ·
metinde göster ·
… üzü güler, zîrâ çok köyler mahlûl olup niçe bin akçe dahi mahlûlât gelüp paşaya
âyid
olur. Ammâ hikmet-i Hudâ bu Mısır'da hamâsînin bed günleri Rûm'un bahâr mevsimi …
Ve bu günlerde Mısır paşasının yüzü güler, zîrâ çok köyler mahlûl olup niçe bin akçe dahi mahlûlât gelüp paşaya âyid olur. Ammâ hikmet-i Hudâ bu Mısır'da hamâsînin bed günleri Rûm'un bahâr mevsiminde letâfeti günleridir, aceb hikmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y135b ·
metinde göster ·
… me’kûlât [u] meşrûbât dörd gün anındır, on beş kîse masrûf eder. Ve bu dîvânda
Âyid
Urbânı şeyhi sâhib-i direk olup asâkir-i İslâm bir hoş ubûr etdükleriyçün meşîh …
Kureyn'den şehr-i Bilbeys'e karîb gelirken cümle ehl-i beled istikbâle çıkup rûznâmeci ve cümle erbâb-ı dîvân ve Çerâkese beğleri ve yedi bölük ağaları istikbâle gelüp dest-bûs ederler. Anda dahi azîm dîvân olup yine şarkıyye kâşifi tahtı olmağile ziyâfet ve cümle me’kûlât [u] meşrûbât dörd gün anındır, on beş kîse masrûf eder. Ve bu dîvânda Âyid Urbânı şeyhi sâhib-i direk olup asâkir-i İslâm bir hoş ubûr etdükleriyçün meşîhatı kendüye mukarrer olup hil‘at-ı fâhire ile behremend olup beş küheylân feres ü ferîse ve hayller getirdiler kim herbiri bir sâfinâtü'l-ciyâd misilli atlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y185b ·
metinde göster ·
Ve ol meşâyihân ibtidâ Mısır'dan Süveys'e varınca âl-i Benî Sakar ve âl-i Benî Âyid ve Akabe câniblerinde âl-i Benî Sâlih, andan Hazret-i Şu‘ayb'ın Medyen şehrine varınca âl-i Benî Şâhin, andan Yenbû‘ü'l-berr'e varınca âl-i Benî Zeyd, ve dahi niçe kabâ’il-i Urbân surreleri vardır. Her sene emîrü'l-hac eliyle bu meşâyihlere ihsân olunur. Ammâ ol şart ile kim her konakda huccâc-ı müslimîn yollarında me’kûlât [u] meşrûbâtlar ve kuvvetli develer getirüp ordu-yı huccâcı ganîmet edeler ve menzilden menzile imdâd edüp yol göstereler, anın tahtında surre Y 204b ve atıyyeleri verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y204a–Y204b ·
metinde göster ·
… [ü] kabâ’ildir, cümlesi birbirine hasm-ı kavîlerdir. Ammâ cümleden bu kabîle-i
Âyid
şecî‘ bahadır kavmdir. Cümle sekiz bin asker fetâ olur.
Selîm Hân'a mutî‘ olan meşâyihlerin zürriyyetindendir. Bu kabîleye Hâvvare derler. Mısır küheylânları bu kabâ’ilde olur. Yetmiş fırka aşâyir [ü] kabâ’ildir, cümlesi birbirine hasm-ı kavîlerdir. Ammâ cümleden bu kabîle-i Âyid şecî‘ bahadır kavmdir. Cümle sekiz bin asker fetâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y371a ·
metinde göster ·
… mahsûldâr sahrâda beş yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir dârışedli ve ma‘mûr şeyh
Âyid
sarâylı belîdedir.
İbn Âyid'in sâkin olduğu P 302b kurâ bir vâsi‘ Q 305b mahsûldâr sahrâda beş yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir dârışedli ve ma‘mûr şeyh Âyid sarâylı belîdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y371a ·
metinde göster ·
… be-i sagîre içinde hâzırdır, himmetleri nâzır ola. Her leyle-i Cum‘ada şeyh ibn
Âyid
bu ziyâretgâh-ı eş-şeyh Ebû Mencâ'da mevlûd-ı şerîf edüp fukarâ ve zu‘afâya ziy …
eş-şeyh Ebû [Me]ncâ hazretleri anda bir kubbe-i sagîre içinde hâzırdır, himmetleri nâzır ola. Her leyle-i Cum‘ada şeyh ibn Âyid bu ziyâretgâh-ı eş-şeyh Ebû Mencâ'da mevlûd-ı şerîf edüp fukarâ ve zu‘afâya ziyâfet eder. Ve hakîre bir deste kuyruk Havvâre tayı bağışladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y371a ·
metinde göster ·
Bey sarâyına meks edüp cümle ahibbâ ve dostânlar ile görüşüp hedâyâ olan atları ve hecîn ve develeri cümle Âyid Urbânı üzre beslemeğe verüp tevzî‘ eyleyüp gerüde hedâyâ gemilerinin gelmesine muntazır olduk. Ammâ eyyâm muhâlif olup Şellâlât boğazında yatdıklarının haberin aldık. Ertesi gün hâkim-i Circe Özbek Beğ'den beş bin para hammâm akçesi ve bir kat esvâb alup vilâyet-i Elvâh'a gitmeği ricâ eyledik. Ale'r-re’si ve'l-ayn, deyüp Elvâhât neccâbların ve celâbelerin bulup yüz hecînli ve tüfeng-endâz pür-silâh âdemler verüp ve elli deve su ve elli deve me’kûlât [u] meşrûbât verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y447a ·
metinde göster ·