… Yetmiş guruş" diyerek reftâr ederdi. Ammâ garâyib andadır kim Unkapanı semtinin
çamuru
İslâmbol içre meşhûrdur, ol kesret-i tînde ve ol şitâda gezerken pabucunun üzer …
Ve sârbân-ı râh-ı hakîkat Yetmiş Guruş Dede: Budin eyâletinde Şimatorna nâm kal‘a ağasıyken fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed ile yedi kıral yedi kerre yüz bin kâfirler ile katl olundukları sâ‘at bu Yetmiş Guruş 114a Dede ricâlü'l-gayb asker içinde kalup küffâra kılıç urup ba‘de'l-feth tabur {cengin} keşf-i râz etdüğiyçün yedi sene lâl olup yedi yıldan sonra "Yetmiş guruş" kelâmından mâ‘adâ bir kelâm bilmeyüp "Yetmiş guruş" deyü feryâd edüp gezerdi. Yine kobçalı çakşırı ve çekirdekli kubâdî Boşnak pabucu ve kaba kabaniçe ve serhadlı kısa dolama geyüp "Yetmiş guruş" diyerek reftâr ederdi. Ammâ garâyib andadır kim Unkapanı semtinin çamuru İslâmbol içre meşhûrdur, ol kesret-i tînde ve ol şitâda gezerken pabucunun üzerine değil na‘lçasında bir kırât çamur bulunmazdı, tâ bu mertebe pâk ü pâkîze gezüp evkât-ı hamseyi cemâ‘atle edâ ederdi. Sultân Murâd'a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 113b–114a ·
metinde göster ·
… lığı olmağiçün demir mîllere kırkar ellişer bin yumurta ile mahlût ma‘cûn olmuş
çamuru
demir mîle ipler ile sarup top kâlıbları içine koyup aşığıların yine demir sikk …
{Evsâf-ı top kâlıbı dollâbları}: Ve bu kârhâne içre niçe yerde dollâblar vardır, anlarda top kâlıbları binâ edüp âmâde ederler. Ve kâlıbın içine gülle yerine kırkar ellişer vukıyye gülle kalınlığı olmağiçün demir mîllere kırkar ellişer bin yumurta ile mahlût ma‘cûn olmuş çamuru demir mîle ipler ile sarup top kâlıbları içine koyup aşığıların yine demir sikkeler ile mu‘allakda zabt ederler. Zîrâ bu top kâlıbı içinde tuç dökülüp top oldukda top içinden yumurta ile mahlût mîli çıkarup kâmil top olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130b ·
metinde göster ·
… fehm eder. Hakkâ ki sihr-âsârdır, ammâ zâlim Silistre'nin eyyâm-ı bahârda eyle
çamuru
olur kim pîl-i Mahmûdî ve fîl-i Menkûsî tîn-i siyâhında gark olur. Hattâ Nasûh …
Ammâ baht-ı yâver olunca yetmiş seksen bin guruş fâ’ide etmiş âdem biliriz. İbret-nümâ bir temâşâgâh-ı azîmdir kim bir diyâra mahsûs değildir. Ve nehr-i Tuna gibi bir deryâyı bend edüp çit ile örüp balık sayd etmek hiç mutasavver değildir ve makdûr-ı beşer dahi değildir. Bu dalyanı gören benî Âdem neye mâlik olduğu ve ne kadar şeytanâta mâlik olduğun fehm eder. Hakkâ ki sihr-âsârdır, ammâ zâlim Silistre'nin eyyâm-ı bahârda eyle çamuru olur kim pîl-i Mahmûdî ve fîl-i Menkûsî tîn-i siyâhında gark olur. Hattâ Nasûh Paşazâde Hüseyin Paşa'nın bir delisi bal suyu keyfiyetiyle bâzâr meydânında atına mahmûz edüp at kolanına dek yire ha bre ha deyince at altına deli kalup at ve deli çamurda {Kârûn gibi} gark olup beş on uslu âdem {deliyi} kurtarmağa kâdir olmadılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121a ·
metinde göster ·
Bu şehir nehr-i Osma'nın iki tarafına vâkı‘ olmuş ma‘mûr şehirdir kim üç yerden ağaç cüsûrlar ile biri şark şehrine ve karşu tarafda garb şehrine geçilir. Ammâ bu şehir içre sehel bârân-ı rahmet yağsa kaldırım olmamak ile gâyet çamur olur, atlama taşlarından taşa sıçrayup yürümeğe muhtâcdır, ammâ sehel şiddet-i hâr olunsa çamuru yâbis olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 55b ·
metinde göster ·
Hemân koca üstâd sıska herîfi uryân edüp bir çömlek içre bir sarı
çamuru
herîfin cümle vücûduna sürdü, ammâ çamur kibrît gibi kokardı ve herîfin ağzına …
Hemân koca üstâd sıska herîfi uryân edüp bir çömlek içre bir sarı çamuru herîfin cümle vücûduna sürdü, ammâ çamur kibrît gibi kokardı ve herîfin ağzına ve burnuna sabr-ı sukutru suyu sürüp dübürüne bir kâlıb sâbûnu sivri edüp sokdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62b ·
metinde göster ·
… ümle sokakları tahta kaldırım döşelidir, zîrâ kışı şedîd olup bârân-ı rahmetden
çamuru
ziyâde olur. Andan,
Mezkûr iç kal‘a handakı hâricinde bir cemâ‘at-i kesîrelice mescidi var mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn bundadır. Ve bu varoş kal‘a rıhtım dolma çit palankadır kim cânib-i garba bir kapusu var. Dâ’iren-mâdâr bu varoşun cirmi kâmil bin adımdır. Ve içinde cümle tahtânî ve fevkânî tahta şindire kiremit örtülü vâsi‘ce yüz seksen beş hânedir, ammâ cümleden Beğzâde hânesi mükellef ü mükemmel hânedândır. Bu sarâya muttasıl bir vîrân manastırı ve sekiz aded dükkâncıkları vardır. Ve bu orta varoşun cümle sokakları tahta kaldırım döşelidir, zîrâ kışı şedîd olup bârân-ı rahmetden çamuru ziyâde olur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81b ·
metinde göster ·
… dır. Vakt-i şitâda yokdur. Yüz bin atlı Tatar'ın şehre gelüp gitmesinden şehrin
çamuru
deryâ olup âdem gark olur, ammâ üstleri tahta örtülü çârsû-yı bâzârları içre ta …
Ve bu şehir içre kaldırım azdır. Vakt-i şitâda yokdur. Yüz bin atlı Tatar'ın şehre gelüp gitmesinden şehrin çamuru deryâ olup âdem gark olur, ammâ üstleri tahta örtülü çârsû-yı bâzârları içre taş kaldırım döşelidir. Ve sokakları başında Tatar atlısı bu çârsûya girmesinler deyü her köşeden köşeye aykırı direkler mıhlamışlardır. Hakkâ ki atlı Tatarlar giremezler ve o sûk-ı sultânîlerde aslâ çamur olmaz, pâk bâzâr-ı sultânîlerdir. Gerçi bezzâzistânı yokdur, ammâ cemî‘i dîbâ ve şîb ve zerbâf zîbâ metâ‘ları bulunur, gâyet 135a bender şehr-i müzeyyendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134b–135a ·
metinde göster ·
… on katâr deve yükü miski ve amber-i hâmı yıkdırup sâhibinin gözü önünde câmi‘in
çamuru
içine bu kadar yük miski ve amberi ummâllar çamur içine karup katup halt ederle …
El-hâsıl câmi‘ sâhibiyle kârbân mâliki vâfir lecden sonra derhâl câmi‘ sâhibi on katâr deve yükü miski ve amber-i hâmı yıkdırup sâhibinin gözü önünde câmi‘in çamuru içine bu kadar yük miski ve amberi ummâllar çamur içine karup katup halt ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 138a ·
metinde göster ·
… ümle iki yüz altmış aded şâhrâh sokaklardır kim cümle kumsaldır. Yaz u kış aslâ
çamuru
olmaz. Evvelâ Sarây mahallesi ucundan tâ Hunkâr câmi‘i önüne gelince ol ulu yol …
Ammâ bu şehir cümle iki yüz altmış aded şâhrâh sokaklardır kim cümle kumsaldır. Yaz u kış aslâ çamuru olmaz. Evvelâ Sarây mahallesi ucundan tâ Hunkâr câmi‘i önüne gelince ol ulu yol kâmil bin aded adımdır ve serâpâ iri taşlı kaldırımdır. Ve Hunkâr câmi‘i önünden tâ Demür mahallesi içinden tâ Kanlıçeşme mahallesine varınca kâmil bin beş yüz adımdır. Bu dahi cümle taş binâ kaldırımdır, zîrâ şâhrâh araba yollarıdır. Bu hisâb üzre bu şehrin tûlu iki bin beş yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 348b ·
metinde göster ·
içinde kalan develer çamur don olunca pâydâr olup (---)(---)(---) yedi sekiz …
Ertesi ale's-sabâh huddâmlar (---)(---)(---) huccâc bu hâli gördüler kim bir zerre çamur kalmamış Allâh'a sad lek hamd [ü] senâ edüp nefîrler çalındı. Hikmet-i Hudâ dünki gün Balka sahrâsı çamuru içinde kalan develer çamur don olunca pâydâr olup (---)(---)(---) yedi sekiz yüz mikdârı develer ordu-yı İslâm başında otlayup gezerler. Hemân sâhibleri (---)(---)(---) varup deveciklerin alup hafîf yükcüğezler tahmîl Q 110b olup herkes katârında yola revâne olup giderken Cenâb-ı izzet bir hûrşîd-i dırahşân ihsân eyledi kim cümle âdem u hayvânât mesrûr [u] şâdumân olup çöl [ü] çölistân ve sahra-yı rimâlistân içre garîb develer seke seke giderken bir ulu boğaza girdik. 14 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264b ·
metinde göster ·