maval ırlayarak bir hây-hû ile alayköşkü dibinden ubûr ederler kim sadâları evc …
Bu esnâf-ı akkâmân kendüleri gûnâ-gûn libâs-ı fâhireler ile mülebbes edüp ve sefere me’mûr olan vüzerâların tahtırevânların zeyn edüp bin yedi yüz tahtırevân, nakş-ı nigârhâne-i Çîn-misâl bezenüp ve katırların dahi akmişe-i fâhireler ile tezyîn edüp cümle akkâmân pür-silâh olup mahmil-i şerîf yanında alayında "Allâ[h] yansuru's-sultân" deyü def [u] kudüm [ve] makrafalara darblar urup el çarparak maval ırlayarak bir hây-hû ile alayköşkü dibinden ubûr ederler kim sadâları evce peyveste olur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161b ·
metinde göster ·
: Bunu dahi harâb edüp ubûr etdik. Andan nehr-i Prahova'yı geçüp karye-i Sirimba …
Karye-i Çarpa: Bunu dahi harâb edüp ubûr etdik. Andan nehr-i Prahova'yı geçüp karye-i Sirimba'yı geçüp ılgar ile nehr-i Yaloniçse batağın atlar ile geçüp niçe köyler ıhrâk olunup mâl-ı ganâ’imler alındı, ammâ isimleri ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104a ·
metinde göster ·
… ve karakullukçıyânlar küme küme ve reme reme kol kol kol edüp tâ sabâha dek el
çarparak
"Elâ yansuru's-sultân" deyü dakku'l-hanek edüp niçe yüz bin gûne şakalar ederek …
Ve niçe kerre yüz bin akkâm ve meş‘alciyân ve karakullukçıyânlar küme küme ve reme reme kol kol kol edüp tâ sabâha dek el çarparak "Elâ yansuru's-sultân" deyü dakku'l-hanek edüp niçe yüz bin gûne şakalar ederek tâ sabâha dak böyle bir sürûr [u] şâdumân ve çerâğân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107b ·
metinde göster ·
… le Cezâyirli esbâbı geyerler levend ve gâzî âdemleri vardır. Ammâ tâze fetâları
Çarpan
boğazında ve Karaburun yolunda Turna belinde bel kesüp harâmîlik ederler.
Cemî‘i sularının te’sîrindendir kim cümle halkı gâyet şecî‘ u cerî âdemlerdir. Ve cümle Cezâyirli esbâbı geyerler levend ve gâzî âdemleri vardır. Ammâ tâze fetâları Çarpan boğazında ve Karaburun yolunda Turna belinde bel kesüp harâmîlik ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y50a ·
metinde göster ·
… -i deryâ ile bir sâ‘at geçüp Karaburun yolu leb-i deryâda kalup biz sol tarafda
Çarpan
boğazı nâm bî-amân yola müteveccih olup cümle refîklerimiz hâzırbâş olup hâmûşb …
Ve bu şehirden cümle yârân-ı bâ-safâlar ile vedâlaşup yigirmi nefer Urum kızanı ve serdâr Pîrî Beşe'den kırk nefer yeniçeri yoldaşı refîk alup cümle altmış nefer bahâdır Y 51a levendâtla Urla'dan çıkup bâğ u bâğçe ve zeytûn ormanları içre cânib-i garba leb-i deryâ ile bir sâ‘at geçüp Karaburun yolu leb-i deryâda kalup biz sol tarafda Çarpan boğazı nâm bî-amân yola müteveccih olup cümle refîklerimiz hâzırbâş olup hâmûşbâş revâne olmada idik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y50b–Y51a ·
metinde göster ·
… babam ve büyük ağam ve iki lalam ve ben atlarımız ile beş kişi giderken ileride
Çarpan
boğazı ile Turna boğazı deresi ormanlarından üzerimize kırk elli Y 52a mikdâr …
"Vallâhi benim sultânım. Ben İzmirli (---) Çelebi'nin oğluyum. Kapudan Kaplan Mustafâ Paşa İzmir'e gelüp ben pederimden firâr edüp Kapudan Paşa'nın bir ağası beni hıfz edüp donanma ile Sakız'a varup limanda yatırken babam ardım sıra Sakız'a gelüp Kapudan Paşa huzûruna çıkup beni ağamdan alup bu yol ile babam ve büyük ağam ve iki lalam ve ben atlarımız ile beş kişi giderken ileride Çarpan boğazı ile Turna boğazı deresi ormanlarından üzerimize kırk elli Y 52a mikdârı yaya tüfengli dökülüp ceng ede ede babam ve ağam ve iki kölem kırılup hamd-i Hudâ ben hâlâs olup gerüye kaça kaça bu mahalle geldim. İşte bu sizde karacalarından bağlı olan âdem hırsızlardandır. Karındaşım bunu alt edüp ayağından kılıç ile yaraladı, hâlâ yaralıdır. Ve karındaşımı bunun üzerinde bunun yoldaşları yaraladılar. Elhamdülillâh babam ve karındaşım derdlerinden kurtuldum. Şimdi Sakız'a yine beni kaçıran ağama giderim" deyü cevâb etdi. Ve bize refîk olan Urlalılar bu oğlanı bildiler. Hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y51b–Y52a ·
metinde göster ·
… sakkâ ve meş‘alciyân deff [ü] kudümlerin çalarak elâ yansuru's-sultân deyüp el
çarparak
gûnâ-gûn şakalar ederek her gece böyle azm-i râh ederler.
Ammâ deveciler görürler kim develer pek uyur, bir muhâlif sengistân sa‘b yere geldikde "îdek îdek" deyü cemellere hitâb ederler. Derhâl şütürler hâbdan bîdâr olup ol sa‘b yeri mürûr ederler. Ve böyle sarp yerlerde cümle akkâm ve sakkâ ve meş‘alciyân deff [ü] kudümlerin çalarak elâ yansuru's-sultân deyüp el çarparak gûnâ-gûn şakalar ederek her gece böyle azm-i râh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376b ·
metinde göster ·
… atâr yürümeğe başlar. Herbirinin yanında birer âdem Y 215a elinde deyeneğiyle
çarparak
halkı urarak tütün çubukların kırarak bu üslûb üzre ubûr ederler.
Andan yükler katâr katâr yürümeğe başlar. Herbirinin yanında birer âdem Y 215a elinde deyeneğiyle çarparak halkı urarak tütün çubukların kırarak bu üslûb üzre ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y214b–Y215a ·
metinde göster ·
… adar kendüleri pervâne-vâr âteşe ura ura ve yüzlerimize kendüleri kanatları ile
çarpa
çarpa bizleri bîzâr etdiler.
"Meş‘aller ve fânûslar sönerse hâlimiz neye müncer olur?" deyü gerü avdet ederken şebperelerin herbiri kebûter kadar kendüleri pervâne-vâr âteşe ura ura ve yüzlerimize kendüleri kanatları ile çarpa çarpa bizleri bîzâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y233b ·
metinde göster ·
… endüleri pervâne-vâr âteşe ura ura ve yüzlerimize kendüleri kanatları ile çarpa
çarpa
bizleri bîzâr etdiler.
"Meş‘aller ve fânûslar sönerse hâlimiz neye müncer olur?" deyü gerü avdet ederken şebperelerin herbiri kebûter kadar kendüleri pervâne-vâr âteşe ura ura ve yüzlerimize kendüleri kanatları ile çarpa çarpa bizleri bîzâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y233b ·
metinde göster ·