bayırı nâm mühlike-i Zirıkî dağları tarafıdır. Anda bir ulu dere içre baş aşağı …
Andan yine paşa efendimizle kalkup cânib-i şarka sarp ve derbend-i çalındır sengistânlık içre nehr-i zülâl Bitlîs kenârınca gidüp Çemender bayırı nâm mühlike-i Zirıkî dağları tarafıdır. Anda bir ulu dere içre baş aşağı nehr-i Bitlîs cereyân edüp kal‘a-i Hasankeyfâ altında nehr-i (---) mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 221a ·
metinde göster ·
… 308a kayası dibine varup bir sığır ve bir deve ve bir at ve bir üştür ve bir
çemender
ve bir koyun ve bir keçi ve'l-hâsıl kırk gûne zî-rûh hayvânâtdan birer danesin …
Diğer mutalsam-ı gayr: Bu şehr-i Nihâvend'in garbında bir kayada bir çeşme-sâr var kim kaçan dihkânîlerin zirâ‘at mahalleri geldikde cümle re‘âyâ vü berâyâ-yı zürrâ‘ ol çeşme 308a kayası dibine varup bir sığır ve bir deve ve bir at ve bir üştür ve bir çemender ve bir koyun ve bir keçi ve'l-hâsıl kırk gûne zî-rûh hayvânâtdan birer danesin boğazlayınca hemân bi-emrillah bu kadar zamândan berü mu‘attal çeşme kırk gün kâmil cereyân edüp cümle bâğ u bâğçe ve tarlalar kırk günde reyy olup yine çeşmeden su munkatı‘ olur. Bu mutalsamlar aceb hikmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307b–308a ·
metinde göster ·
… âr gendümü olur kim misli meğer Şâm Havran'ında ola. Esb, ester, üştür, gâv [u]
çemender
içün yağlı arpası ve böğrülcesi ve lobyası ve mâşı danedâr firâvân olur.
Der-beyân-ı gendüm-i mahsûlât: Kût-ı kifâf içün heft gûne danedâr gendümü olur kim misli meğer Şâm Havran'ında ola. Esb, ester, üştür, gâv [u] çemender içün yağlı arpası ve böğrülcesi ve lobyası ve mâşı danedâr firâvân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 316a ·
metinde göster ·
… ve] hımârların sadâsı (---) âye[t]: Arapça nassı üzre, savt-ı bâğal ve savt-ı
çemender
ve asvât-ı gölük feryâd ü süheylleri evce peyveste olurdu" deyü pederimiz hikây …
"Ve cümle hayvânâtlara tobralar ile yemler verilecek zamânda at ve katır ve deve [ve] hımârların sadâsı (---) âye[t]: Arapça nassı üzre, savt-ı bâğal ve savt-ı çemender ve asvât-ı gölük feryâd ü süheylleri evce peyveste olurdu" deyü pederimiz hikâye ederdi. Çünkim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 76a ·
metinde göster ·
… îr-i pür-taksîr asker-i deryâ-misâlin izdihâmından hazz etmeyüp on aded atlı ve
çemender
süvârlı refîkler ile yoldan sol cânibe sapup alâ tarîkı's-seyr nîm sâ‘at cânib- …
Bu hakîr-i pür-taksîr asker-i deryâ-misâlin izdihâmından hazz etmeyüp on aded atlı ve çemender süvârlı refîkler ile yoldan sol cânibe sapup alâ tarîkı's-seyr nîm sâ‘at cânib-i şarka sengistân içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 285b ·
metinde göster ·
… mmedî sadâsı evce peyveste olup cemî‘i huccâc-ı müslimîn at ve deve ve bagal ve
çemender
üzre yâhûd piyâde hâzır-bâş olup cebel-i Arafât'ın cânib-i cenûbunda ve garbınd …
Andan Mısır huccâcı üç nevbet nefîr-i rıhletlerin çalup ol dahi deryâ-misâl huccâc ve asker ile Mahmil-i şerîfi getirüp mezkûr soffa üzre Şâm mahmili ile yanyana dutarlar. Tâ ki cânib-i erba‘ada olan huccâclar yükleri ile gelüp vakfeye durunca karâr ederler. Ve bin bir ayak bir ayak üzre kat-ender-kat cümle huccâc at ve cemel ve âdem bir yere cem‘ olup cebel-i Arafât'ı Y 321b ortaya alırlar. Bu huccâc-ı uryânı dahi cemî‘i Şâm ve Mısır, Arâk, Hicâz askeri pür-silâh olup beş yerden mehterhâneler ve yetmiş yerden kûs-i hâkânîlere turralar urulup bir yerden tekbîr-i Muhammedî sadâsı evce peyveste olup cemî‘i huccâc-ı müslimîn at ve deve ve bagal ve çemender üzre yâhûd piyâde hâzır-bâş olup cebel-i Arafât'ın cânib-i cenûbunda ve garbında ve şarkında âdem deryâsı olup dururlar. Ammâ Arafât'ın garb tarafında durmak a‘lâdır. Zîrâ hatîb cânib-i garbda Kâ‘be'ye müteveccih olup hutbe okuyup yakın isen nasîhat etdüği istimâ‘ olunur. Eğer ba‘îd isen eliyle işâret etdüği ve infidâd mahallinde makra[ma] saldığı görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y321a–Y321b ·
metinde göster ·
… bir heybe mecmû‘a-i tuhef ve birer post ve birer ehrâm ketfimize urup meğer bir
çemender
hâzır etmiş, kitâbları ve ehrâmları hımâra tahmîl edüp vakt-i sabâh âlem ağyârd …
mısra‘ı mazmûnu üzre kasem-i yallâh edüp hazîne odasına girüp birer kat hırka-i Bektaşiyân Y 42b geyüp elde teber-i Müslimî(n), belde sapan-ı Dâvûdî, serlerimizde âfitâbe-i Vâhidî['yi] kec kılup bellerimize mümessek cild-i telâtîn tennûre-i la‘lgûnu bend kılup bir heybe mecmû‘a-i tuhef ve birer post ve birer ehrâm ketfimize urup meğer bir çemender hâzır etmiş, kitâbları ve ehrâmları hımâra tahmîl edüp vakt-i sabâh âlem ağyârdan bî-haber iken Tarabefzûn'dan taşra çıkup yola revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y42a–Y42b ·
metinde göster ·